Tekil Mesaj gösterimi

Alt 30-04-2008, 08:18   #2 (permalink)
CooLKadin
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

1. SORU: YENİ TCK’NIN ‘KADIN’A TEMEL YAKLAŞIMI NEDİR?

YANIT: Yürürlükten kalkmış olan TCK; kadının vücut bütünlüğüne yönelik tecavüz ve taciz gibi cinsel şiddet içeren suçları birey - insan olarak kadına yöneltilmiş eylemler olarak değerlendirmiyordu. Cinsel şiddet içeren suçların öncelikle toplumun genel ahlak ve adabını rencide ettiğini kabul ediyordu. Bu nedenle de bu tür suçları ‘Topluma Karşı Suçlar’ başlığı altında ele alıyordu. Yeni TCK bu yaklaşımı reddederek cinsel suçlarda korunması gereken değerin toplumsal ahlak gelenek ve göreneklerden önce öncelikle bir insan olarak kadının kendisi ve onun vücut bütünlüğü olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle anılan suçlar Yeni TCK’de ‘Kişilere Karşı Suçlar’ ana başlığı altına alınmış bulunuyor. Bu suç grubu yasada “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” alt başlığı ile yer alıyor. (TCK:102-105)

2. SORU: “CİNSEL DOKUNULMAZLIK TCK’DE NASIL KORUNMAKTADIR?

YANIT: Yeni TCK “Cinsel Dokunulmazlığı” kişilerin vücudu üzerinde rızaları dışında cinsel davranışlarda bulunularak beden bütünlüklerinin ihlali olarak tanımlamaktadır. “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” TCK’nın 102103104 ve 105. maddelerinde yer almıştır.

Yeni TCK’nın ‘bireyin vücut bütünlüğünü koruma’ amacını birinci sıraya almış olması nedeni ile eski yasamızda “ırza tecavüz ve ırza tasaddi” olarak anılan eylemler yukarıdaki maddelerde ‘cinsel saldırı’ olarak ifade edilmekte ve cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi cezalandırılmaktadır.

Cinsel saldırı suçlarının oluşabilmesi için aranan önemli koşul bu suçu oluşturan eylemlerin mağdurların isteği dışında ve zorla ya da aldatma ile gerçekleştirilmiş olmasıdır. (TCK:102-103)

Yasamız cinsel saldırıyı; “Cinsel arzuları tatmin amacına yönelik fakat cinsel ilişkiye varmayan davranışlarla bir kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etme” olarak tanımlamaktadır. Bu eylemin şehevi arzularla yapılmış olması yeterlidir. Bu suçun oluşması için şehevi arzuların fiilen tatmini aranmaz. Bu tür eylemleri yapanlar mağdurların şikayeti üzerine hapis cezası alırlar. (TCK:102/1)

3. SORU: NİTELİKLİ CİNSEL SALDIRI NE DEMEKTİR?

YANIT: Yukarıda tanımladığımız cinsel saldırı fiili; “Mağdurun vücuduna organ ya da başka bir cismin sokulması yolu ile işlenirse” suçun nitelikli halinin oluştuğu kabul edilir. Burada dikkat çekici olan nokta nitelikli cinsel saldırı suçunun kabulü için yalnızca cinsel ilişkinin gerçekleşmesinin aranmamasıdır. Vücuda vajinal anal ya da oral yoldan herhangi bir cismin ithali de bu suçu oluştur. Ayrıca bu suçun oluşması için beden bütünlüğüne yapılan saldırının cinsel arzuların tatmini amacı taşıması şart olarak kabul edilmez. Bu suçlarda eylemci hapis cezasına mahkum olabilir. (TCK:102/2)

4. SORU: CİNSEL SALDIRI SUÇLARININ EYLEMCİLERİ HANGİ HALLERDE DAHA AĞIR CEZALAR ALIRLAR?

YANIT: Cinsel saldırı fiilleri; Beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı Kamu görevi ya da hizmet ilişkisinin sağladığı gücü kötüye kullanarak 3. derece dahil kan ve kayın hısımlığı ilişkisi olan kişiye karşı Silahla veya birden çok kişi tarafından birlikte işlenirse eylemciye verilecek ceza yarı oranında artırılır.

5. SORU: CİNSEL SALDIRI SONUCU YARALANMA PSİKOLOJİK YA DA FİZİKSEL BAŞKACA ZARARLAR DA VARSA BU CEZA MİKTARINI ETKİLER Mİ?
YANIT: Cinsel saldırı sırasında direncin kırılmasına neden olacak cebir kullanılmışsa bu şiddet eylemi nedeni ile ayrıca ceza verilir. İşlenen suç nedeni ile mağdurun beden ya da ruh sağlığının bozulması halinde eylemciye 10 yıldan az olmamak üzere ceza verilir.

Cinsel saldırı nedeni ile mağdurun ölümü ya da bitkisel yaşama girmesi durumunda eylemci ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olur.

6. SORU: EVLİLİK İÇİ CİNSEL SALDIRI NE DEMEKTİR?

YANIT: TCK Cinsel saldırı eyleminin evlilik birliği içinde gerçekleşmesi halini şikayete bağlı bir suç olarak kabul etmiştir. Hukuk sistemimize yeni girmiş olan bu suç türü yasamızın bireyi her koşulda şiddete karşı koruma kararlılığının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Yasaya hakim olan ‘Önce insan’ düşüncesi evlilik kurumunu koruduğumuz zannıyla kimse ile paylaşmadığımız “özel alanımız” diyerek içimize attığımız aile içinde yaşanan pek çok olumsuzluğun özünde aileyi içinden kemiren ve çürüten unsurlar olduğunu görmemize yardımcı oluyor. Cinsel şiddet çoğu zaman evin içinden birinden hatta eşimizden gelebilir. Evlilik birliği eşlerin birbirine dayak atmasına hakaret etmesine aşağılamasına aç susuz bırakmasına eve kapatılmasına nasıl izin vermiyorsa zorla cinsel birlikteliğe de izin vermez. Evimiz içindeki bu şiddeti de yargı ile bölüşerek çözebiliriz. Unutmayalım ki yasalar cezalandırmak yok etmek için değildir. Önlemek düzeltmek onarmak gibi görevleri vardır. Biz de evlilik birliğimizi onarmak istiyorsak yasaların bize verdiği hakları kullanmaktan çekinmemeliyiz. (TCK:102/2)
CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır