Tekil Mesaj gösterimi

Alt 06-06-2011, 11:07   #1 (permalink)
nimlahza
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Birlikte Yaşayabilecek miyiz? - Alain TOURAINE

Milyarlarca insan başka evlerde oturup aynı televizyon dizisini seyrediyor chat odalarında aynı dili konuşup başka sokaklara çıkıyor... Farklı amaçlar için aynı araçları kullanmamız birlikte yaşayabileceğimizi mi gösteriyor' Son dönem Fransız toplumbiliminin en önde gelen isimlerinden biri olan Alain Touraine Eşitliklerimiz ve Farklılıklarımızla Birlikte Yaşayabilecek miyiz' adlı kitabında birlikte yaşama koşullarını ve araçların sağladığı olanakları tüm boyutlarıyla sorguluyor. Alain Touraine özellikle toplumsal hareketler-toplumsal edimciler üzerine geliştirdiği yaklaşımlarla dikkati çekti. Kitapları Fransa'da büyük ilgi uyandıran yazar çok temel ve çok karmaşık bir soruya yanıt arıyor son kitabında. "Moderndışılaşma" "Özne" "Toplumsal Hareketler" "Yüksek Orta ve Alçak Modernlikler" "Çokekinli Toplum" "Ulus" "Demokrasi Çöküyor mu'" "Özne Okulu" genel başlıklarının altında yaşadığımız dünyanın karmaşasını çelişkilerini zayıflıklarını ve gücünü incelikle irdeliyor: "Dünyanın birçok bölgesinde devletlerin dinlerin ailelerin ya da okulların geliştirdiği toplumsal denetimler zayıflamakta ve normal dışı izin verilenle yasaklanan arasındaki sınır belirginliğini yitirmektedir. Öyle ya giderek genişleyen bir çoğunluğun özel yaşamını ve kamu yaşamını her yönden istila eden dünyasallaşmış küreselleşmiş bir toplumda yaşamıyor muyuz' ÔBirlikte yaşayabilir miyiz'' sorusu öyle görünüyor ki öncelikle basit ve şimdiki zamanda kurulmuş bir tümceyle yanıt buluyor: Zaten birlikte yaşıyoruz." Alain Touraine'in Modernliğin Eleştirisi (Çev: Hülya Tufan YKY) ve Demokrasi Nedir' (Çev: Olcay Kunal YKY) adlı kitapları da yayınlarımız arasından çıktı. Alain Touraine okurları Ferhat Kentel'in yazarla gerçekleştirdiği "Sosyologlar Tarla Kuşu Gibidir" başlıklı söyleşiyi Cogito dergisinin "Türkiye'nin Yabancıları" (Yaz 2000) sayısında okuyabilir. Tadımlık "İki düşüş birden yaşıyoruz. Bir yandan ekonomik etkinlik uygulayımları toplumsal üretim bağlarını ve pazarı birleştirme niteliğinden arındırılıp uluslararası nitelikli bir pazara indirgeniyor öte yandan ekinsel kimlikler yetkeci erkleri meşrulaştırmaya yarayan araçlara indirgeniyor. İki durumda da bir bozulmaya tanık oluyoruz; bir yanda pazara indirgenmiş ekonomi bozuluyor bir yanda da ideoloji olarak kullanılan ekinler bozuluyor. Böylece bir uçta sermayelerin dolaşımına indirgenmiş bir ekonomiyle öteki uçta toplulukçu siyasaların gösterilerine dönüşmüş ekinler arasında hiçbir iletişim kalmıyor artık. Çoğunlukla yetkeci bir erkin gizlediği bir gerçeklik vardır. Ekinsel aitlikler inançlar ve töreler gösterilenin tersine içine kapatıldıkları özel alandan çıkmaktadırlar. Feminist militanların büyük yankılar uyandırarak söyledikleri gibi özel yaşamın sorunları siyasal nitelik kazanır bu da her tür özcülüğü (essentialisme) dışlar. Nasıl on dokuzuncu yüzyılda ekonomi siyasaya dönüştüyse bugün de ekin siyasaya dönüşmektedir; en ateşli siyasal tartışmalara bakacak olursak işletmelerin ya da bankaların ulusallaştırılması ya da özelleştirilmesi konusunda değil çocuk düşürmenin yasallaşması dışarıdan döllenme ölmek üzere olanların bakımı konularında ya da özel yaşamın televizyonda gösterilmesi ya da değişik ekinsel ortamlardan gelen çocukların okuldaki ilişkileri konularında yapılmaktadır."



Alıntı.


nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır