Tekil Mesaj gösterimi

Alt 30-11-2011, 02:41   #3 (permalink)
Я
 
Я - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

DOLMABAHÇE 5 EYLÜL 1938 PAZARTESİ

Artık bir tek isteği vardı: 29 Ekim'de Ankara'da olmak. Şimdi kurduğu Cumhuriyet'in 15. yılı yaklaşıyordu. Bütün arzusu bu törenlerde Ankara'da olmak Başkentiyle son bir kez kucaklaşmaktı. Doktorlarına göre Ankara'ya sağ gitmesi şüpheliydi. Tren sarsıntısı çok tehlikeli olabilirdi. Sonunda değil Ankara 'ya gitmek yerinden bile kalkamayacağını anlayınca vazgeçti. Artık kritik günlere girilmişti. Her an bir sürpriz bekleniyordu. Bu yüzden Ata'nın her hareketi izleniyordu. Ekim'e girilirken Atatürk hala ilk komanın etkisindeydi. Derin uykular uyuyor sabahları bitkin uyanıyordu. Artık gece inlemelerini sayıklamalar hafıza kayıplarını kendine söylemiyorlardı. Yine bir sabah derin bir uykunun ardından gözlerini açıp karşısında Celal Bayar'ı görünce şaşırdıen Cuma günü gelecektin? Neden daha evvel geldin?Benim sıhhatimde üzülecek bir şey mi var? diye sormuştur. Kendisinden bir şeyler saklandığından endişe ediyordu. Bayar üzgün ve şaşkındı yıllardır tanıdığı Atatürk'ü ilk defa tıraşsız beyaz sakallar iyice uzamış halde görüyordu.
Atatürk komadan çıksa da ölüyor söylentileri ülkeye yayılmıştı. Bununla birlikte dünyanın gözü saraydaydı. Avrupa O'nun hareketsizliğini konuşa dursun O sarayda mecliste yapılacak yeni dönem konuşmasını hazırlıyordu. Başbakanından kendisi adına yapacağı konuşmayı okumasını istedi. Atatürk ölüm döşeğinde ağır ağır nutkunun son cümlelerini yazdırdı: Büyük Karultay'a şimdiye kadar olduğu gibi bütün işlerinde başarılar dilerim. Kendi kurduğu meclisine ilettiği son sözleri bu oldu. İşte son 3 güne girilmişti. Hastalık artık son aşamasındaydı. Atatürk 29 Ekim ' den 7 Kasım'a kadar ki 10 günü yarı uyur yarı uyanık vaziyette geçirdi. Genellikle kendinde değildi. Uyku arasında bazı kelimeleri tekrar ediyor ayıldıkça da süt pirinç suyu ve meyve sularından oluşan mönüsüyle karnını doyurmaya çalışıyordu. 8 Kasım'a girilirken kendini bilmiyordu. 8 Kasım Salı akşamı ikinci ağır komaya girdi. Bu komadan bir daha çıkamayacaktı.

9 Kasım Çarşamba sabahı Atatürk'te adale kasılma1arıyla istem dışı hareketler ve in1emeler görüldü. 9 Kasım'ı 10 Kasım'a bağlayan gece oldukça sıkıntılı geçti. Atatürk' e kısa aralıklarla oksijen verildi. Sabaha doğru boğazında hırıltılar azaldı. Saat 8.00'de Dr. Mehmet Kamil Berk ve Dr. Nihat Reşat Belger Atatürk' e glikozlu serum verdiler (Bu serumun boş şişesi ve şırınga iğnesi halen İstanbul Tıp Fakü1te'sinde bulunmaktadır). Saat 9.00 olduğunda göğsü hızla inip çıkmaya başladı. Dünyadaki son 5 dakikasına gözleri kapalı giriyordu. Dışarıda bütün bir ulus endişe içinde radyo başında bekliyordu. Savarona son bir saygı duruşu için sarayın önüne demirlemişti. İçerde saray tam bir sessizliğe gömülmüştü.

Hasan Rıza Soyak sağ elini ellerinin içine alıp öpmüştü. Soyak'ın ardından Muhafız Komutan İsmail Hakkı Tekçe de aynı eli öptü ve yorganın içine koydu. Bu arada Prof Dr. Mim Kemal Öke Atatürk'ün açık gözlerini kapattı. Son nöbet defterine şöyle yazıldıaat 9'u 5 geçe Büyük Şefimiz Derin koma içinde terki hayat etmişlerdir.

Atatürk'ün yaveri Salih Bozok şuursuzca sarayın merdivenlerinden aşağı koştu. Alt katta boş bulduğu bir odaya dalıp kapıyı kapattı. ..

Az sonra içerden tek el silah sesi duyuldu. Sesi duyup odaya koşanlar O'nu kanlar içinde buldular kalbine sıktığı tek kurşunla devrilmişti.


Я isimli Üye şimdilik offline konumundadır