Tekil Mesaj gösterimi

Alt 02-06-2013, 03:20   #1 (permalink)
elif
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İkizler Paradoksu Nedir-İkizler Paradoksu Hakkında Bilgi

İkizler Paradoksu Nedir-İkizler Paradoksu Hakkında Bilgi


Einstein mekanikle elektromanyetizmayı birleşik bir kuram haline getirirken uzay ve zaman üzerinde düşüncelerimizde köklü değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Özellikle de iki olayı ayıran zamanın ancak bu olayların gerçekleştiği referans sistemi içinde ölçülmesi durumunda anlamı olabileceğini gösterdi. Bir başka referans sisteminden bakıldığında iki olayı ayıran zaman aralığının görünürde uzun olduğunu ve bu sürenin referans sistemlerinden birini hızının diğerininkine göre ne kadar fazla olursa o kadar uzun olacağını ortaya koydu. P. Langevin’in ikizler paradoksu bunun daha iyi anlaşılmasını sağlar. İkiz kardeşleri ele alalım. Biri gezegenler arası bir gezi için füzeyle yola çıkar; ikincisi yeryüzünde kalır. Dünya’da kalan kardeş için çok büyük bir hızla hareket eden diğer kardeşin kalbi kendi kalbine göre daha yavaş atıyor gibi gözükmektedir. Birinci kardeş Dünya’ya döndüğünde ikinciden daha genç olacaktır. Ama olay ikinci kardeş açısından incelendiğinde füzede bulunana göre sonuç farklı olacaktır. Onun için dünyada kalan hareket halindedir şu halde dünyada kalanın kalbinin kendi kalbine göre daha yavaş çarptığını görecektir ve karşılaştıklarında birinci ikiz ikinci ikizin daha genç kaldığı izlenimine kapılacaktır.
Peki kim haklıdır? Ne biri ne de öteki…
İşte bu sorunu ancak genel görelilik açıklama getirecektir. İkizler paradoksunda aksayan nokta füzeyle giden ikizin belirli bir ada geri dönmüş olduğunun unutulmuş olmasıdır zira ikizler tekrar Dünya’da buluşmuşlardır. Oysa geri dönmek yavaşlamayı ve/veya yön değiştirmeyi gerektirir; demek ki füzedeki ikiz her zaman düzgün doğrusal hareket yapmamış yönünü değiştirmiştir. Daha önce belirtildiği gibi Einstein’ın özel görelilik kuramının sonuçları ancak birbirine göre herhangi bir bağıl ivmesi olmayan düzgün öteleme durumundaki sistemler için geçerlidir. Demek ki bir paradokstan çok bir mantık hatası söz konusudur.
Birbirlerine göre düzgün öteleme halinde olan referans sistemlerine uygulanan bu özel kuram 1910’lı yıllarda Albert Einstein’ın zihnini meşgul ediyordu. Mantıksal olarak doğa yasalarının bunları betimlemek için seçilen bakış açısı ne olursa olsun her zaman aynı olması gerekiyordu; bu yasaların yalnızca birbirine göre düzgün öteleme halinde olan referans sistemleri için değişmez olduğunu söylemek te keyfi bir yaklaşım gibi görünüyordu. Görelilik kuramını genelleştirmek mümkün olamaz mıydı?
Einstein’ı meşgul eden bir başka sorun daha vardı. Henüz açıklanmamış olsa bile Newton’dan beri herhangi bir cismin harekete karşı koyan eylemsizlik kütlesiyle başka cisimlere çekilmesini sağlayan kütle çekimsel kütlesinin aynı olduğu biliniyordu. Bu sorun hala güncelliğini korumaktadır ve bu eşitliğin doğrulanmasına yönelik yüksek duyarlıklı deneyler yapılmaktadır.
İşte bu sorunu araştıran Albert Einstein kendisinin de dediği gibi hayatının en mutlu düşüncesini buldu. Mademki çekim kütlesiyle eylemsizlik kütlesi eşitti bu durum eylemsizlikle kütle çekiminin iki ayrı bakı açısından yorumlanan bir ve aynı olgu olduğunu kanıtlamaz mıydı? Bu temel üzerine Einstein uzay ve zaman kavramlarımızı bir defa daha değiştirmemize yol açacak karmaşık bir matematiksel kuram geliştirdi: uzay üzerinde cisimlerin her bir etkide bulunmadığı boş bir toplanma mekânı değildi; kütlelerin etkisiyle değişikliğe uğruyordu: her cisim bir çeşit uzay zaman oyuğu içinde yuvalanıyordu ve bu cismin kütlesi arttıkça daha belirgin bir hale geliyordu. Bugüne kadar genel göreliliğin geçerliği deneysel olarak hiçbir şekilde olumsuzlanmamıştır. Dahası ikili pusulalar ve varsayımsal kara delikler gibi bazı gökcisimlerinin incelenmesi genel görelilik kuramına giderek daha fazla haklılık kazandırmaktadır…


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır