Tekil Mesaj gösterimi

Alt 30-11-2013, 01:33   #1 (permalink)
ebush
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Laiklik nedir vikipedi

Laiklik nedir vikipedi-Laiklik nedir



Laiklik hakkında detaylı bilgiye ulaşmak istiyorsanız yazımızın devamını okumanızı tavsiye ederim

Laiklik devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca herhangi bir inancın özellikle de bir toplumda egemen olan inancın aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. Kısaca laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

23 Nisan 1920 tarihinde kurulan Türkiye Devleti yeni bir hukuk sistemi kurmalıydı. Bu sistem Osmanlı İmparatorluğunun hukuk sistemine göre kurulamazdı çünkü bu sistem milletin çıkarları üzerine değil daha çok Müslüman cemaat çıkarları üzerine kurulu bir hukuk sistemi idi. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğunda İslam resmi din olarak tanınmakta din ve devlet işleri bir arada yürütülmekte ve azınlıklara uygulanan ayrı kanunlarla kişilerin inanç özgürlükleri kısıtlanmakta idi. Atatürk Yeni Türk Devleti’nin geleceğini ayırıcı kanunlarla değil birleştirici kanunlarla mümkün görüyordu. Bunun tek yolu ise din ve devlet işlerini ayırmaktı. Din bireyin ahret hayatını hazırlayacak Devlet de bireylerden kurulan milletin dünya yaşayışını idare edecekti. Böylece politikacıların dini siyaset düşüncelerine alet ederek bireylerin dini duygularını istismar etmeleri önlenmiş olacaktı. Atatürk bunları düşünerek Yeni Türk Devletini her türlü din tesirlerinin dışında laik bir devlet haline getirmek için gerekli sosyal devrimleri yaptı.

Atatürk laiklik yolunda ilk adım olarak eski nizamın kalesi ve laik hareketin engeli olan hilafeti kaldırmaya karar verdi. Bu müessesenin mevcudiyeti biri muhafazacı ortaçağ diğeri devrimci modern iki ayrı hukuk sistemi düşüncelerinin bir sistem içinde devamı demekti. Yüce önder bu ikiliğin zorluklarını ortadan kaldırmak amacıyla 1 Mart 1924’te halifeliği kaldırdı. Halifeliğin kaldırılması Atatürk’ün hukuk ve Adliye sisteminde yapılmasını tasarladığı yeniliklere imkan hazırlamıştı. Hilafetin kaldırılmasıyla ıslahat hareketlerinde köklü değişimler hız kazandı. Modern zihniyette uzmanlardan kurulmuş bir heyet mecellenin yerine geçecek olan Türk Medeni Kanununu hazırladı. Mecelle bizde XIX. Yüzyılın cemiyet ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanmış ve yürürlüğe konmuştu. Bu kanun kendinden önceki hukuk sistemine göre uygun olmasına rağmen laikleşen bir dünyada Türkiye’nin işlerini dinden çıkarılan hükümlerle çözmeyi amaç tuttuğu için hukuktan çok dini temel tutan bir karakter taşıyordu. Bu suretle Türkiye Büyük Millet Meclisi 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanununu kabul etti. Bu kanunla Türk Milleti bir ümmet medeniyetinden bütün dünya milletlerinin ortak oldukları çağdaş medeniyete geçti. Türk vatandaşları din mezhep ve cinsiyetleri ne olursa olsun hak ve ödev bakımından eşit oldular. Bu suretle Türk hukuk sistemi laik bir hale getirilmiş oldu. Devlet müesseseleriyle halkın laikleşmesi yolunda yapılan çalışmalara ve kanunlara rağmen anayasada laik cumhuriyet esaslarına zıt hükümlere dokunulmamıştı. Bu hükümlerin laikliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekiyordu. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi 10 Nisan 1928 tarihli toplantısında anayasanın laikleşmesi prensibini kabul etti ve Anayasanın ikinci maddesinde mevcut “Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır.” fıkrası kaldırıldığı gibi 26. maddenin baş tarafında şeriat hükümlerinin T.B.M.M. tarafından yürütüleceğini (ahkam-ı şer’iyenin tenfizi) belirten cümle de kaldırıldı. Bunda başka milletvekilleri ve cumhurbaşkanının yaptıkları yeminlerde “vallahi” kelimesine yer veriliyordu bu değiştirilerek namus üzerine andiçilmesi şekli kabul edildi. Bu suretle Türk milletinin laikleşmesi yolunda başlamış olan çalışmalar büyük ölçüde sağlanmış bulunuyordu.


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır