Tekil Mesaj gösterimi

Alt 21-04-2008, 04:35   #1 (permalink)
CooLKadin
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İslam Dini nedir?

İslâm dîni Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed (asm) vasıtasıyla bütün insanlara gönderdiği en son ve en mükemmel dindir. İslâm'ın gelmesiyle diğer dinlerin hükmü sona ermiştir. İslâm dînini kabul eden kimseye Müslüman denir. İslâm'ın en son ve Allah katında yegâne mûteber din olduğu Kur'an-ı Kerim'de şu şekilde belirtilir:
"Bugün sizin dîninizi sizin için kemâle erdirdim. Sizin üzerinizdeki nîmetimi (lütuflarımı) tamamladım ve size din olarak İslâm'ı seçtim (yalnız İslâm'dan razı ve ondan hoşnûd oldum)". (el-Mâide 3)

"Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan [seçtiği dîni] kabûl edilmiyecektir ve o âhirette hüsrâna [büyük zarara] uğrayanlardan [olacak]tır."

İslam Dininin Özelikleri Nelerdir?

İslâm dinini sâir dinlerden ayıran belli başlı özellikleri şunlardır: 1 - İslâmiyet her asra ve her insana hitab eder getirdiği esaslar insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevab verir. İslâm'ın bu cihanşümûl özelliğine Kur'an'da şu şekilde işaret olunur:
"Ey Muhammed! Biz seni BÜTÜN İNSANLARA yalnızca müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik." (Sebe' 28).
"Ey Muhammed! De ki: 'Ey insanlar ben Allah'ın HEPİNİZ İÇİN GÖNDERDİĞİ Peygamberiyim'." (el-A'raf 158).
2 - İslâmiyet kolaylıklar dînidir. İslâm'da insanlara yapamayacakları veya yaparken zorluk çekecekleri işler yüklenmemiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de İslâm'ın kolaylık prensipleri şu şekilde ifade edilir:
"Allah insanı ancak gücünün yeteceği işle mükellef tutar..." (el-Bakare 285)
"Rabbimiz bize gücümüzün yetmiyeceği şeyi taşıtma..." (el-Bakare 285)
"Allah sizin için kolaylık göstermek diler zorluk çıkarmak istemez..." (el-Bakare 185)
Kur'an'da İslâm'ın kolaylıklar dîni olduğu bu şekilde açıklanırken Peygamberimiz de bu hususta hadîs-i şeriflerinde şu prensipleri vaz'etmişlerdir: "Ben ancak âlemlere rahmet olarak gönderildim. Azâb için zorluk vermek için gönderilmedim..." "Allah Teâlâ beni sıkıntı ve zahmet verici ve bunu arzu edici olarak göndermedi. Fakat Allah beni muallim (öğretici bildirici) ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi..." "Dininizin en hayırlısı en kolay olanıdır. Muhakkak ki din bir kolaylıktır..."
"Ben size neyi yasak ettiysem ondan çekinin; size neyi emretti isem ondan gücünüzün yettiği kadarını yapın. Sizden evvelki ümmetleri ancak mes'elelerinin ve Peygamberlerine karşı ihtilâflarının çokluğu helâk etmiştir."
"Amelden gücünüzün yettiği kadarını yapın. Siz ibâdetten bezmedikçe Allah da sevab vermekten bıkmaz." "Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız müjdeleyiniz ürkütmeyiniz." Hz. Âişe Validemiz Resûlüllah Efendimizin bu hususla ilgili tatibkatını şu şekilde beyan etmişlerdir: "Resûlüllah (asm) iki şey arasında dilediğini tercihte serbest bırakıldı mı günah olmadığı müddetçe muhakkak onlardan en kolayını alırdı. Eğer iş günahsa ondan halkın en uzak bulunanı Resûlüllah olurdu." Bütün bu hadîs-i şerifler İslâm dîninin ne derece uygulanması kolay hükümler ihtiva ettiğini göstermektedir. Cihanşümûl ve kıyâmete kadar pâyidar oluşunda bu kolaylık anlayışının büyük yeri vardır.
Dinimizin kolaylık Dini olduğuna Dair tatbikatten Bazı misaller

Dînimizde namaz kılmak için su ile abdest almak mecburiyeti vardır. Ancak su bulunamadığı veya su çok soğuk olup hastalanma ihtimali olduğu hallerde toprakla teyemmüm yapılır. Toprak su yerine geçer. - Dînimiz yolculara; yorgunluk zaman darlığı gibi hikmetlere binaen 4 rek'atlı farz namazları iki rek'at olarak kılmak kolaylığını getirmiştir. - Namazda ayakta durmak (kıyam) farzdır. Ancak ayakta duracak gücü olmayanlar oturarak namaz kılarlar.

İslam kolaylıklar dinidir

İslâm'ın kolaylıklar dini olduğunu gösteren Asr-ı Saâdet'te cereyan etmiş pek çok vâkıa vardır. Onlardan bazılarını burada zikredeceğiz. Enes bin Mâlik Hazretleri anlatmaktadır: "Nebî (sav) bir gün mescide girdi. İçeri girer girmez de gözüne mescidin iki direği arasına çekilmiş bir ip ilişti. - Bu ip nedir? diye sordu. Sahâbîler: - Bu Zeyneb'in ipidir. Zeyneb nâfile namaz kılarken ayakta durmaktan yorulunca bu ipe tutunuyor dediler. Peygamber (sav): - Hayır (İbadette böyle güçlük ihtiyâr olunmaz.) Bu ipi çözünüz. Sizden biriniz zinde ve neş'eli oldukça namazını ayakta kılsın. Yorulunca da hemen otursun. (... Ve namazını oturduğu halde tamamlasın.) buyurdu."

Utbe bin Âmir anlatmaktadır:

"Kız kardeşim (Ümmü Hibban) Beytullah'ı yaya olarak ziyaret etmeyi adamış fakat sonradan buna güç yetiremiyeceğini hissedince mes'elenin Resûlüllah Efendimiz'den sorulmasını bana emretmişti. Ben Hazret-i Resûlüllah'a sorduğumda cevaben

(İptida) yaya yürüsün (sonra) bineğinin sırtına binip gitsin.. buyurdu..."

Hazret-i Enes'den (ra):

"Nebiy-yi Ekrem (sav) iki oğlunun arasında onlar tarafından taşınarak yürütülen bir ihtiyar kimse gördü. 'Bunun zoru nedir? Niye bir bineğe binmiyor?' diye sordu. Oğulları cevaben: - Yâ Resûlâllah. Babamız yaya olarak Kâbe'ye gitmeyi nezretmiştir. Bunun için böyle yürütüyoruz dediler.

Resûlüllah Efendimiz: Şüphesiz ki Allah bu ihtiyarın nefsini azâblandırmakla yaptığı ibadetten müstağnidir buyurdu ve ona bineğine binerek Kâbe'yi ziyarete gitmesini emretti."

Abdullah bin Mes'ûd'dan:

"Resûlüllah (sav) va'z hususunda bize bıkkınlık gelmesin diye halimize bakıp ona göre gün ve saat kollardı."

Câbir bin Abdillah anlatmaktadır:

"Resûlüllah bir seferde idi. Derken üzeri gölgelendirilmiş olduğu halde yanında insanlar toplanmış bir adam gördü ve 'Onun nesi var' diye sordu. 'Oruçlu bir adam' dediler. Resûlüllah (sav) bunun üzerine:

Seferde oruç tutmak hâlis bir iyilik ve fazilet değildir. Allah'ın sizin lehinize yapmış olduğu ruhsatlardan ayrılmayınız" buyurdu."


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır