Konu: Din Nedir?
Tekil Mesaj gösterimi

Alt 21-04-2008, 04:37   #1 (permalink)
CooLKadin
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Din Nedir?

Dinin tanımı gerek İslâm gerek hristiyan bilginlerince kolaylıkla yapılamamıştır. Bu da büyük ölçüde mücerret olan bu kavramın kişiden kişiye farklı algılanmasından kaynaklanmaktadır. Öncelikle belirtmeliyiz ki din insanla birlikte var olmuş onunla yaşayan ve kıyamete kadar da yine insanla beraber yaşayacak bir olgudur.
Tarih boyunca her toplum "Din" kavramını ifade etmek için birçok tarif ortaya koymuştur. Genel manada bir fikir edinmek için Doğu ve Batı bilginlerince yapılan tanımlardan bazı örnekleri birlikte görelim:
1. Din akıl sahiplerini Peygamber'in bildirdiklerini kabule çağıran ilâhî bir kanundur. (Seyyid Şerif Curcani)
2. Din akıllı kişileri kendi hür seçimleriyle bizzat hayırlara sevkeden ilâhî bir kanundur. (M. Hamdi Yazır)
3. Din insanın kutsal saydığı şeylerle olan ilişkisidir. (Rudolf Otto)
4. Din bir cemaatin meydana gelmesini sağlayan ibadet ve inançlar sistemidir. (E. Durkheim)
5. Din daimi hayat sahibi bir Tanrı'ya ilâhî şuur ve iradenin kâinatı yönettiğine ve insanlıkla alâkalı ahlâkî münasebetleri elinde tuttuğuna inanıştır. (J. Martineau)
6. Din dua kurban ve inançla kendini gösteren bir arzudur. (Feuerbach)
7. Din insanın sonsuzu kavramasını sağlayan akıl ve mantığa tâbi olmayan zihnî bir meleke veya yetenektir. (Max Müller)
8. Din mutlak itaat duygusundan ibarettir. (Schleiermacher)
9. Din insan tabiatının en yüksek en çekici tezahürlerinden ibarettir. (Ernest Renan)
10. Vazifelerimizin ilâhî emirler sıfatı ile kabulü veya ahlâkî kaideler koyana karşı duyulan saygıdır (İmmanuel Kant)
11. Din en yüksek içtimaî değerlerin şuurudur. (Edward S. Ames)
12. Din kul ile Allah arasındaki muameledir. (İmam Gazali)
Bir fikir vermek için sıraladığımız bu tarifleri daha da çoğaltmak mümkündür.(1) Dikkat edilirse bu tanımlarda din ilâhî kanun Peygamber'in bildirdiklerini kabul akıl sahibi kişileri muhatap alan kutsal sayılan şeylerle ilişki bir cemaatin meydana gelmesini sağlayan inanış ve ibadet sistemi bulunan daimî hayat sahibi Tanrı'ya inanma dua kurban ve inançla kendini gösteren bir arzu mutlak itaat duygusu ilâhî emirleri koyana karşı duyulan saygı en yüksek içtimaî değerlerin şuuru vb. cümlelerle açıklanmaya çalışılmıştır.
Şu noktayı da önemle belirtmeliyiz ki herkesin üzerinde görüş birliğine varacağı bir din tarifi yapmak oldukça zor görünmektedir. Bu bakımdan herşeyden önce "Din" tarifinin oluşmasında Yüce Tanrı kavramı inanç ibadet ahlâk mukaddes kitap peygamber vahiy ilham cemaat vb. elemanların bulunması gerektiğini Din Bilimleri özellikle vurgulamaktadır.
Tanınmış Din Bilimleri yazarlarından Regis Jolivet dini:
1. Sübjektif olarak din
2. Objektif olarak din adı altında ikiye ayırmıştır.
1. Sübjektif olarak din insanın Allah'a karşı içinden gelen aşk ve itimatla bağlanmasıdır.
2. Objektif olarak din ise sübjektif olarak duyulan din duygusunun harici fiil ve hareketlerle açıklanmasıdır. (2)
(1) Geniş bilgi içinbkz. A. Hamdi Akseki (1877-1951) İslâm İst. 1966 s. 53 vd.
(2) Osman Pazarlı (1896-1981) Din Psikolojisi 1968 s. 24 vd.



Tarih Boyunca Din Kavramı

Genel hatlarıyla konu ele alındığında ırk renk ve dil farkı olmaksızın her insanın dine ihtiyaç duyduğu bir vakıa olarak görülmektedir. Tarih boyunca bu yolda yapılan araştırmalar da bu gerçeği ortaya koymuş bulunmaktadır. Özellikle Din Bilimleri alanında yapılan çalışmalar din duygusunun fıtriliğini kesin bir sonuç olarak tesbit etmiştir. Bu konuyu Batı dünyasında araştıranların ilki sayılan Max Müller (1823-1900) din duygusunun insan tabiatında fıtrî bir keyfiyet olduğunu vurgulamıştır. "Din insanlık tarihine en fazla hâkim olmuş bir âmildir" diyen Benjamin Constant da dine duyulan ihtiyacın insan hayatında ondan ayrılmayan bir keyfiyet olduğuna dikkat çeken bir başka Batılı ilim adamıdır.
Bazılarının iddia ettiği gibi fıtrî bir duygu olan din ihtiyacının korku ümid rüya sulh vb. herhangi bir vesile ile sonradan kazanılmış bir olgu olduğunu söylemek son derece yanlış ve tutarsız bir anlayıştır.
Tarihin hangi dönemine bakılırsa bakılsın dine duyulan ihtiyacın hissedilmediği bir ülke veya topluluk görmek mümkün değildir. İnsan her yerde ve her zaman daima kendisinden yüce bir varlığa sığınma O'ndan yardım isteme ihtiyacını duymuştur. Nitekim insanlık tarihi arkeolojik incelemeler mukaddes kitap ve dinî mahiyetteki metinlerde de bu gerçeği ortaya koymuş bulunmaktadır. Eski Yunan ahlâk bilginlerinden Plutarkhos (M.S. 64-139) "Dünyayı dolaşınız duvarsız edebiyatsız kanunsuz servetsiz şehirler bulacaksınız. Fakat mabedsiz ve mabudsuz şehir bulamayacaksınız" sözleriyle dine olan ihtiyacın mabed ve mabud açısından önemini dile getirmiştir. Çağımız ünlü tarihçilerinden Arnold J. Toynbee'nin (1889-1975) Türkçeye de tercüme edilen değerli eserinde "Din" bütün boyutları ile incelenmiştir. (1) İngiliz filozoflarından H. Spencer (1820-1903) ilmin ilerlemesiyle dine olan ihtiyacın daha da iyi anlaşılacağını ifade ile şöyle diyor: "İlmin ilerlemesi açık olarak gösteriyor ki hakikatini açıklayamadığımız ve anlayamadığımız mutlak bir kudret vardır Bu kudret her yerde tecelli ediyor" Dinler Tarihi araştırmacılarından Benjamin Constand dine olan ihtiyacın insan tabiatına yerleşmiş ondan ayrılması düşünülmeyecek bir cevher olduğunu söyler.
Bilinen bir gerçektir ki din bulunmayınca hayatın manası olmayacağı gibi ahlâk için de yaptırımı düşünülemez. Çünkü din olgusu ahlâk için de bir kaynaktır. Dinden kuvvet almayan dine dayanmayan bir ahlâk sistemi tarihin hiçbir döneminde hiçbir ülkesinde kendisinden bekleneni verememiştir. Millî şairimiz M. Akif bu gerçeği şu mısralarında ne güzel dile getirir:
Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Hal böyle olmakla beraber dine olan ihtiyacı görmezlikten gelerek bu büyük gerçeğe sırt çevirenler hatta onun insanları uyuşturan bir afyon olduğunu savunanlar her zaman bulunmuştur. Üstelik böyle düşünenler devre dışı bıraktıkları dinin yerini kendi sistemleriyle doldurmağa çalışarak adeta dinsizliği din haline getirmek istemişlerdir. (2) Bu da açıkça göstermiştir ki insanda yaratılıştan var olan inanma duygusu ve ihtiyacının mutlaka giderilmesi gerekmektedir. Bunun en tipik misali II. Dünya Savaşı sonlarına doğru Marksist Blok'a mensup ülkelerde görülmüştür. Savaşın aleyhlerine gelişme göstermesi üzerine adı geçen ülkeler yasakladıkları ibadet ve ayinlere izin vermişler kapılarına kilit vurdukları kilise ve diğer mabetleri halka açmışlar her dinden görevlilere toplu dua ve ayin merasimleri düzenletmişlerdir. (3)
(1) Tarihçi Açısından Din. (çev. İbrahim Canan İst. 1978)
(2) Beşerî aklın mahsulü olan ve ilâhî vahye dayanmayan bir din sistemi adı ne olursa olsun din değildir. (M.Rahmi Balaban ilim Ahlâk İman Ank. 1950 s. 15)
(3) G. Tümer A. Küçük a.g.e. s. 38.


Kur'ân'da Din Kavramı

Denebilir ki dinin en güzel ve kapsamlı tarifini Kur'an'da bulmak mümkündür. Çeşitli vesilelerle Kur'an-ı Kerim'in 91 ayetinde geçen "din" kelimesini 27 ana başlık altında toplayabiliriz. Bunların en belli başlıları şunlardır:
1- Din Allah'dan bir vasiyettir.(1)
2- Dinde zorlama yoktur. (2)
3- Din ilimleri öğrenilmelidir. (3)
4- Din üzerimize güçlük yüklemez. (4)
5- Din hususunda haddi aşmamak gerekir. (5)
6- Din yalnız Allah'a tahsis edilir. (6)
7- Allah'ın emirlerini yerine getirenler din kardeşidirler. (7)
8- Dinde amellere göre ceza ve mükâfat vardır. (8)
9- Din ceza günüdür. (9)
10- Din hususunda yardım isteyenlere yardım etmek lâzımdır. (10)
11- İslâm dini kemale erdirilmiştir. (11)
12- Allah indinde Hak Din İslâmdır. (12)
Ana hatlarıyla sıralanan ve ayetlere dayanılarak yapılan bu gruplandırmaların başlıca dört unsurdan meydana geldiği tesbit edilmiştir:
1- Hâkimiyet ve en üstün otorite
2- Bu yüksek otorite ve hâkimiyete itaatle boyun eğme
3- Bu hâkimiyetin otoritesi altında meydana gelen amelî ve fikrî nizam
4- Bu nizama uymak veya karşı gelmekten dolayı yüksek otorite tarafından verilen mükâfat veya ceza. (13)
(1) Nisa 11 12.
(2) Bakara 256.
(3) Tevbe 122.
(4) Hac 78.
(5) Nisa 171: Mâide 77: Sûra. 21.
(6) Fatiha 4; Yûnus 104; Mü'min 14.
(7) Tevbe 11;Ahzâb5.
(8) Zâriyât 6; Vakıa 86
(9) Hicr 35; Şuarâ 82; Sâffât 20; Sâd 78.
(10) Enfâl 72; Mümtehine 8.
(11) Mâide 3.
(12) Âl-i Imrân 19 83 85; Yûsuf 40.
(13) Mevdudi Kur'an'a Göre Dört Terim (çev. İ. Kaya O. Cilacı) İst. 1991 s.102.


Hadislerde Din Kavramı


Bilindiği üzere İslâm'ın ikinci temel kaynağı Hz. Peygamber (s.a.)'in hadisleridir. Hz. Peygamber (s.a.v)'den bize intikal eden hadis-i şerifler incelendiğinde çeşitli vesilelerle "din" kelimesinin geçtiği görülür. Bir önceki bahiste yaptığımız gibi hadis-i şeriflerde geçen "din" kelimesini de 17 ana başlık altında toplamak mümkün olmuştur. Bunların en önemlileri şöylece sıralanabilir:
1- Din duygusu fıtridir.
2- Din nasihattir.
3- Haya duygusu dindendir.
4- Feraizi öğrenmek dinin bir gereğidir.
5- Din hayır ve şer için bir ölçüdür.
6- İbadetsiz bir dindarlıkta hayır yoktur.
7- Dinde aranan kolaylıktır.
8- Allah'ın hoşnut olduğu din İslâmdır.
9- Din insanların uyması gereken bir kanundur.
10- Din ilimlerini tahsil etmek gereklidir.
11- Dinî prensiplerde şüpheyi gidermek asıldır.
12- Din müslümanın müslümana kardeş olmasını zorunlu kılar.
13- Bütün peygamberlerin tebliğ ettikleri inanç prensipleri temelde aynıdır.
14- Peygamberlik ve rahmet İslâm dininin temelidir.
Kısaca ve ana hatlarıyla tesbit edilen bu maddeler dışında hadis-i şeriflerde geçen (1) kavim millet ümmet nasara yehud müşrik sabiî vb. terimler incelendiğinde bunlarda da dinin başka tanımlarını bulmak mümkündür.
(1) Hadis-i şeriflerde geçen din kelimesi Buharî Müslim İbni Mace Tirmizî Darimî ve Ebu Davud'un sahih hadis kitaplarından alınmıştır. Kaynaklar için bkz. Osman Cilacı Dinler ve İnsanlar Konya 1990 s. 36-38..



CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır