bakimliyiz
Konu etiketleri: adananın gelenekleri, adana nın gelenek ve görenekleri, bolgelere gore halk oyunlari turkuleri gelenekleri nelerdir, adana nın gelenek ve görenekleri nelerdir, adananın ölüm adetleri, adananın örf ve adetleri, adana gelenek ve görenekleri, adananın gelenek ve görenekleri nelerdir, adananin gelenek ve torenleri, adananın örf ve adetleri kısaca, adana nın yaşayış biçimi örf ve adetleri nelerdir, adana orf adetleri, doguma giderken fatma ana eli otu, adana söz adetleri, adananin dügünlerinin örf ve adetleri,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GEZELİM, GÖRELİM, ÖĞRENELİM > Adım adım Türkiye > Akdeniz Bölgesi

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 11-02-2012, 03:09   #1 (permalink)
 
gizem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Adananın Adetleri Nelerdir?

Adananın Adetleri Nelerdir? - Adananın Gelenek ve Görenekleri Nelerdir?

Çukurova ve etrafına sıralanan kasabalarda yaşayan halkın adetlerioyunları türküleri gelenekleri ilin dağlık bölümüne nazaran bazı değişiklikler gösterir.

Adana ilinde bölgelere göre adetler ufak tefek ayrılıklar göstermekle beraber bir bütünlük arz eder. Çukurova'da düğün nişan doğum ve ölüm batıl inançlarla ilgili gelenekler birbirine çok benzer. İlin katıksız folklorunu Toros'larda bulmak mümkündür. Yüzyıllardır aynı yerde dış etkilerden ve göçlerden uzak yaşayan bura halkı eski Türk geleneğini törenlerini aynen yaşatır. Ne var ki bu kadar zengin bir folklora sahip bulunan köylerimizde zaman zaman araştırmalar yapılmışsa da zenginlikler istenilen şekilde değerlendirilememiştir.

Köylerden büyük şehirlere doğru gidildikçe bazı geleneklerin törenlerin bırakıldığı görülür. Modern hayata uyma zorunluğu sosyal hayattaki değişmeler şehirlerde yaşayan halkın geleneklerini kısmen olsun unutturmuştur. Ancak buna karşılık köylerde folklor bütün canlılığı ile yaşamaya devam etmektedir.


DOĞUM

Yaşamın başlangıcı olarak kabul edilen doğum Adana ve çevresinde doğum öncesinden başlayıp doğum sonuna kadar uzanan bir dönemde yüzlerce âdet ve inanmanın uygulandığı bir dönemdir. Doktora gitmeyen veya gidemeyen çocuğu olmayan kadın gebe kalabilmek için çeşitli yollara başvurur. Bunlardan biri de "ara ebe" ya da "aralık ebesi" adı verilen eli işe yatkın kadınların hazırladığı otlardan yapılmış ilaçlardan yararlanmadır. Çoban Dede diye anılan şehir merkezinde bulunan bir türbe de çocuk sahibi olmak isteyen kadınların sıkça ziyaret ettiği yerlerden biridir.

Doğacak çocuğun yaşaması için kadın daha hamileyken yatırlara türbelere gider ve adaklarda bulunur. Çocuk doğduktan sonra yedi yıl çocuğu başkalarından giydirir yedi yıl saçını kesmez ya da yedi yıl çocuk için kurban keser. Çocuğu yaşamayan kadına "tıbıkalı" denir. Bu kadınların lohusayı ziyaret etmesi istenmez. Aşeren kadına "yerginliği var" denir. Doğacak çocuğun cinsiyetini öğrenmek için çiğ bir koyun kellesinin çenesi niyet tutularak ayrılır; çene kemiğinde et kalırsa doğacak çocuğun kız et kalmaz cavlak olursa oğlan olacağına inanılır .Bir sonraki çocuğun cinsiyetinin farklı olmasını sağlamak için doğumdan sonra çocuğun eşi ters yüz edilir . Kelle yiyen gebe kadının çocuğunun sümüklü olacağına inanılır .

Doğumun kolay olması için Meryem Ana Eli otu doğum odasında ıslatılır. O açıldıkça doğumun kolaylaşacağına inanılır.Doğum sancısı çeken kadına doğum kolay olsun diye kocasının ayakkabısından su içirilir .

Çocuk doğduktan sonra taş gibi güçlü olsun diye ağzına taş konur .Çocuk pişik olmasın teni kokmasın diye tuzlanır. Çocuk tatlı olsun diye tuzlamanın ardından vücuduna bal sürülür .Çocuğu ilk yıkayan ona giysi alır. Çocuğun gözlerine sürme çekilir .Çocuk yıkandıktan sonra koltuk altlarına boynuna reyhan tozu sürülür. Çocuğun göbeği düştükten sonra düşen göbek okuması için okulun duvarına; imanlı olması için cami duvarına; çeyizinin bol olması için sandığa konur. Ayrıca göbeğin yüksek binaların üstüne atılmasıyla çocuğun istikbalinin yüksek olacağına inanılır .
Doğum yapan kadın kırkı çıkıncaya kadar başına kırmızı tülbent bağlar. Lohusaya yağlı ballı pekmezli bulamaç közde pişirilmiş ciğer-soğan yedirilir.Çocuğa ilk süt üç ezandan sonra verilir böylece çocuğun sabırlı olmayı öğreneceğine inanılır. Anne ve çocuğu kötü etkilerden korumak için ilk kırk gün çeşitli önlemler alınır. Al basmasın diye lohusamn baş ucuna ayna tarak iğne batırılmış soğan Kur'an konur .Anne ve çocuğun altına bıçak konur .Odada sarımsak bulundurulur. Kapının arkasına satır karyolanın altına süpürge konur .Aynalar kırmızı bezle kapatılır .Yatağın çevresi kıl iple çevrilir .. Kapıya al bağlanır .dikenli çalı asılır Odaya bir kap içinde su konurOdada ocaklı diye bilinen erkeğin gömleği bulundurulur .Çocuğun başının altına ekmek ufakları konur .Kırk basmasından korunmak için; yeni doğanın yüzü herkese gösterilmez. İki kırklı karşılaşınca iğne değiştirirler .Çocuğu kırk basmasın diye çocuğun ilk kakalı bezi odanın eşiğine konur .Adetli kadınların ve tıbıkalı kadınların lohusayı ve bebeği ziyaret etmesi istenmez. Bu durumda çocuğun yüzünde yaralar çıkacağına veya anne ve çocuğa bir kötülük geleceğin inanılır.

Adana ve çevresinde anne ve çocuk yedinci yirminci ve kırkıncı günlerde kırklama adı ile yıkanır. Yıkama suyu içine altın taş çiçekler ve yapraklar atılır. Böylece çocuğun altın gibi değerli taş gibi güçlü çiçekler gibi güzel kokulu olacağına inanılır. Kırkıncı günü yapılan kırklama suyunda ise; kırk taş kırk yaprak veya kırk çeşit çiçek mutlaka konulur. Bazı çevrelerde kırklama farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Kırkıncı gün; evde bulunan bütün tabak-çanak yatak-yorgan yıkanır lohusa ve çocuk da yıkanır ayrıca bir kırklama suyu yapılmaz. Lohusayı daha önce ziyarete gelenler de kırkıncı günde banyo yaparlar .

Çocuk doğumdan sonra yaşına kadar çok hastalanırsa adını yükleyemedi denir ve çocuğun adı değiştirilir. Ali adının çok kullanıldığı çevrelerde bu adı taşımanın çok zor olduğu bu kişinin heyecanlı ve sinirli olacağı düşünülür. Kırkından sonra ilk gezmeye çıkışa kırk uçurtma denir. Çocuğun ömrü uzun olsun diye kırkıncı günü uzak bir yere götürülür .Doğumdan sonra bir türlü gelişemeyen cılız ve hastalıklı çocuğa "aydaş çocuk" denir. Aydaş çocuğun tedavisinde ocaklı birinden veya çocukluğunda aydaş olup da daha sonra sağlıklı olan kişilerden yararlanılır. Aydaş çocuk yaşlı bir ağacın arasından geçirilir üç hafta tuz ile tartılır. Kurt ağzının iskeletinden geçirilir .Ocaklı bir kimsenin koynundan geçirilir .Dört yol ağzına kazan kurulur sembolik bir aş olan "aydaş aşı" pişirilir .Çocuk mezarlığa götürülür orada ocaklı birinin koynundan geçirilir. Mezarlığa gelenlerin beraberinde getirdiği bulgurla eve dönünce pilav pişirilir ve topluca yenilir .

EVLENME

Bireyin yaşamındaki geçiş dönemlerinden biri de evlenmedir. Adana ve çevresinde görücü usulü anlaşarak beşik kertme levirat (kocası ölen kadının ka-ymbiraderiyle evlendirilmesi) kız kaçırma ve akraba evliliklerine rastlanır. Özellikle kız kaçırma ve akraba evlilikleri bölgede dikkati çekecek kadar çoktur. Evlenemeyen gençler kısmetlerinin açılması için çeşitli yollara baş vururlar. Bunlardan bazıları hocalara giderek kilit açtırma muska yazdırma dört yol ağzında çeyiz açmadır .

Kız istemeye giderken ağzı laf yapanağzı lafa yakışacak kişilerle gidilir. İlk istemede kız verilmez. Ancak ikinci veya üçüncü istemeden sonra kız verilir. Kız verilince iki aile arasında "küçük tatlı" "ağız tatlısı" yenir. Bu arada kıza alınacak takılar eve alınacak eşyalar başlık veya anaya verilecek süt hakkı konuşulur. Eskiden "yedi hacet" adı verilen; bir çift Adana burması bilezik yüzük küpe elbise-ayakka-bı-giyecekler başlık parası halı-kilim yatak-yor-gandan oluşan eşya takılar ve başlık parasının oğlan tarafından verilmesi kesin kuraldı .Bugün bu adla anılmasa da yine de bunların çoğu yerine getirilmektedir. Daha sonra eş dost ve akrabaların katılımıyla eğlencenin de olduğu büyük tatlı yapılır. Büyük tatlı töreni yapanlardan çoğu nişan yapmaz. Gerek büyük tatlıda gerekse nişanda atkı atkın ya da kırkım adı verilen takı ve hediye merasimi yapılır.

Adana ve çevresinde söz nişan ve düğünde yapılan bütün masraflar oğlan evi tarafından karşılanır. Kız tarafı ise kızına çeyiz verir isterse takı takar. Kız tarafının yapacağı yatağın yorganın ve yastıkların pamuğunu oğlan evi gönderir. Düğüne davet okuntuyla yapılır. Okuntu davet edilecek kişinin ağırlığına göre; kibrit çay bardağı mendil çorap gömlek ve elbiselikten oluşur. Oğlan tarafı kız tarafının da dağıtacağı okuntulukları alır ve kız evine verir. Düğün yemekleri; yüksük çorbası ekşili köfte davul aşı (etli dövme pilavı) etli kuru fasulye pilav patlıcan dolması veya yaprak sarmasından oluşur.

Düğün pazartesi veya perşembe günü oğlan evine bayrak dikimiyle başlar. Bayrağın ucuna ayna soğan portakal takılır. Pazar günü gelinin gelmesi ve bayrağın indirilmesiyle düğün sona erer. Pazartesi günü de duvak yapılır. Bayrak gerdek gecesi damat veya sağdıç tarafından aynaya nişan alındıktan ve aynanın kırılmasından sonra indirilir.

Köylerde yapılan bazı düğünler kesimlidir. Kesimli düğüri'lerde davulcular gelen konukları karşılar konuğun ikramını yapar konuğun önünde çeşitli figürler yaparak ondan para alır. Konuklar "caba" "çaba" adı ile anılan bu parayı düğün sahibine verilmek üzere davulculara bırakırlar. Bu tür düğünlerde düğünü yönlendiren çoğunlukla akrabadan biri olan ve abdal ağası adı verilen kişidir.

Düğünün başladığı gün veya ertesi gün kız evinden alınan çeyiz oğlan evine götürülür. Kız evinden çeyiz çıkarılmadan önce çeyizde bulunanların tümü tek tek bir kâğıda yazılarak çeyiz senedi hazırlanır .Çeyiz senedi taraflar ve şahitler tarafından imzalanır muhtar tarafından mühürlenir. Daha sonra kırmızı kurdelelerle bağlanmış yorganlar yataklar yastıklar mutfak eşyaları beyaz eşyalar görülecek şekilde üzerinde bayrak asılı kamyona yerleştirilir. Halılar kamyonun yan taraflarından sarkıtılır davul zurna eşliğinde Baraj'a gidilir çeyiz sudan geçirilir. Çeyizi ***ürenler ve almaya gelenler burada oyunlar oynayıp halaylar çekerler.

Şehirdeki düğünlerde gelin hamamı geleneğine rastlanır. Hamam tasları ve zılgıtlar eşliğinde hamamda geline kına yakılır. Hamama gidenlerin her biri gelini yıkar türküler söylenir oyunlar oynanır. Hamamda konuklara kebap veya kısır meyve ve içecek ikram edilir.

Adana ve çevresinde kına gecesi törenleri ekonomik ve kültürel değişime bağlı olarak eskiye oranla küçülmüştür. Eskiden âşıklarla türküler söylenerek kız evine gelen kmacılara kız evi tarafından çeşitli oyunlarla zorluklar çıkarılırdı. Kınacı et satırı veya balta telis çuvalı parçası eskimiş süpürge ve ayna olarak da ekmek sacı ile sözde "tıraş" edilir oyunlar çıkarılır gelenlere bilmeceler sorulur bilemeyen kı-nacı ağaca asılır ya da cezadan kurtulmak için para verirdi .Akşam dışarıda ateş yakılır ateşin ebesi ateşe yaklaşmak isteyenlerle mücadele eder bu arada herkes ebeyi düşürmeye çalışırdı .Ateşin etrafında oyunlar oynanır halaylar çekilir âşıklar türküler söyler atışmalar yapardı .Gelinin yengesi ile damadın yengesi oyunlar çıkarır tazı-tavşan oyununu oynarlardı .

Günümüzde köy düğünlerindeki kına gecesi törenlerinde az da olsa bu geleneklere rastlıyoruz. Kına gecesi cumartesi günü veya gecesinde yapılır. Oğlan evi kızın giyeceğini kınasını çerezi ve mumları kına davarıyla birlikte davul zurna eşliğinde kız evine getirir .Kız evine gelirken yolda kız evi tarafından hazırlanmış çeşitli oyunlarla ve zorluklarla karşılanır. Kına gelinin yengeleri veya bahtı açılmamış bir kız tarafından yoğrulur. Köfte şekline getirilen kınalar tepsiye dizilir. Üstlerine mumlar dikilir mevsim çiçekleri serpilir. Genç kızlar kına tepsisini kına türküleri eşliğinde başları üstünde ortaya getirirler. Tepsi başlarında gelinin etrafında oynarlar. Gelin oturtulur başına kırmızı şifon örtülür kına türküleriyle övülür geline öğütler verilir. Gelin ne kadar çok ağlarsa o yıl o kadar bereket olacağına inanılır. Gelinin başı üstünde "kelle şeker" kırılır. Gençler şekeri kapışırlar. Şekerden bir parça ayrılır gerdek gecesi bununla gelin ve damat için şerbet hazırlanır. Gelin oyuna kaldırılır. Daha sonra geline kına yakılır. Gelinin avcuna kına yakılırken para konur. Tepsideki kınalar gençler tarafından kısmetlerinin açılması için kapışılır. Oğlan evinde de kına yapılır. Buradaki kına gece geç saatlere kadar sürer. Güreşler tutulur ateşler yakılır oyunlar oynanır yüzük yarışı yapılır .Damadın serçe parmağına kına yakılır. Erkeklerden biri kadın kılığına girer çeşitli muziplikler yapar eğlenirler .

Kınadan sonra kırkım töreni başlar. Kırkım ya da atkın adı verilen bu tören nişanda ve kına gecesinde kız evinde gelinin oğlan evine geldiği gün de oğlan evinde yapılmaktadır. Kız ile oğlan masanın başına getirilir. Koluna bir yazma veya havlu bağlanmış bir erkek "atkın"ın ya da "kırkım"ın başladığını ilan eder. Oğlan tarafının en yakmıyla atkın başlar. Sonra kız tarafına sıra gelir. Parayı atan veya hediyeyi veren kişinin adı yüksek sesle oradaki topluluğa duyurulur. Nişanda ve kınadaki kırkımda daha ziyade mutfak eşyaları ve para verilmekte toplanan para ile kızın çeyizinin eksikleri tamamlanmaktadır. Oğlan evinde yapılan kırkımda ise daha çok para armağanı yapılmaktadır.

Düğünün son günü gelin alma veya gelin çıkarma günüdür. Oğlan tarafı gelin almaya süslenmiş arabalarla ve davullarla gider. Eskiden gelin atla ***ürülürdü. Gelinin bineceği at çevrenin en gözde atı olurdu. Atın başı kız tarafının hazırladığı şifon ve peşkirlerle süslenirdi. Kızın dokuduğu nakışlı heybe atın üstüne atılırdı. Gelinin ve atın başına ayna takılırdı. Gelinin evinden çeyizler develere yüklenir develer gelin alayı ile birlikte giderdi. Develere takılan çanlar devenin yürüyüşünün ahengiyle çalardı8. Gelin alayı yolda giderken kız evi tarafının hazırladığı çeşitli oyunlar ve zorluklarla karşılaşır. Tıpkı kınada olduğu gibi gelin alma gününde de oğlan evi epeyce zorlanır. Bahşiş almadan geçmelerine izin verilmez. Gelen oğlan evi gelin çıkıncaya kadar oyunlar oynar halaylar çekerler. Kızın akrabaları kızı öven veya ona öğütler veren türküler söylerler. Erkek kardeşler kıza "kuşak" bağlar. Gelin ana babası ve kardeşleriyle vedalaştıktan sonra ana evinden uğurlamr.

Bu arada oğlan evinden gelini almaya gelen yakınları yeni evlilerin muratları olsun diye kız evinden çiçek çalar. Evlilikleri uzun ömürlü olsun diye bakır kap çalar .Kız kısmetini de beraberinde götürsün diye bir tabak bir kaşık çalar . Kız gittiği eve çivi gibi bağlansın diye çivi çalar.Kız tarafı gelinin gittiği evde kısmeti bol olsun diye eline bir parça ekmek verir .

Gelin oğlan evine gelince arabadan hemen inmez. Arabanın üstüne bir tepsi konur ve "kırkım" başlar. Önce kaympeder verir indirmelik bağ bahçe hayvan olabilir. Ardından oğlan evinin yakınları para veya altın verirler. Gelin arabadan iner. Kaynana ve kayınpeder çekilmekte olan halaya katılırlar. Kaynana gelinin başına arpa leblebi kuru üzüm bozuk para atar. Gelin evin eşiğine gelince eline verilen bardak veya şişe veya testiyi kırar. Böylece gelinin kalp kırmayacağınaevliliğinin dağılmayacağına . inanılır. Yağ-bal sürülmüş yaprağı veya mayalı hamuru kapıya yarım yarım içeriye kaynananın kolunun altından girer .Yanına bir kız bir erkek çocuk getirilir. Bunlar oklava ile gelinin duvağını açarlar .Gelinle damat odaya girer getirilen şerbeti yarım yarım içerler. Dışarıda oyunlar devam eder.

Gerdekten önce özne övme yapılır. Bekâr arkadaşları damadı alır gezdirir eğlendirirler. Sağdıçlar damadı ortaya alır boyunu poşunu mertliğini manilerle överler. Çeşitli oyun ve şakalarla damat giydirilir. Daha sonra türküler söyleyerek manilerle eve getirilir sırtı yumruklanarak içeriye sokulur.

Gerdeğin ertesi günü duvak günüdür. Bu günde duvak mevlidi okunur. "Çarşaf günü" "çarşaf mevlidi" olarak da anılır. Köylerde duvak günü öğle öncesinde toplanılır. Konuklara bu gün için kesilen davardan öğle yemeği ikram edilir. Kasaba ve şehirlerde öğleden sonra toplanılır gelenlere bisküvi-lokum-pasta ikramı yapılır. Son zamanlarda özellikle şehir merkezinde duvak düğünün üçüncü günü yapılmaktadır. Duvak gününe kadınlar çağrılır bu günde yaygın olarak mevlit okutulur. Mevlidin ardından kızın oğlan evi bireyleri için getirdiği bohçalar konuklara gösterilir ve sahiplerine verilir. Kaynana gelinin kendisi için hazırladığı mindere oturtularak kaynana bohçasından giydirilir. Duvağa gelenler gelinin evini gezerler daha önce hediye getiremeyenler hediyelerini bugün getirirler. Duvakta gelen konuklara boncuklu tülbent verilir.

Duvak gününde de çeşitli davranış kalıplan görülür. Bunlardan bazıları: Gelinin başına duvağı örtülür. Bu duvağı bir oğlan ve bir kız çocuğu alıp kaçırır damattan bahşiş alır .Ortaya bir yastık konur. Gelin yastığın etrafında üç kez döndürülür. Yönü kıbleye çevrilir diz çöktürülür .Mevlitten önce ortada bir sehpa üzerine tuz şeker gül suyu ve şerbet konur. Mevlit bittikten sonra okunmuş tuz ve şeker gelin tarafından tadılır sonra bu tuz ve şeker gelinin evdeki tuz ve şekerinin içine eklenir. Ardındangelin bir dilek tutar ve sehpayı üç kez salavat getirerek kaldırır .Eskiden duvak günü gelin sabah erkenden kalkar düğünde kesilen davarların paçalanyla paça çorbası pişirir gelen konuklara bu çorbadan ikram edilirdi.

Adana'da Asker Uğurlama
Karşılama Törenleri


Köyde gençleri askere uğurlamak önemli bir olaydır. Askere gidecek olan delikanlı askere gitmeden on onbeş gün önce bütün işlerden el çektirilir. Delikanlı bu süre dinlenir gezer eğlenir. Tüm tertipler son günlerinde birbirlerini evlerine davet ederek birbirlerine ziyafet çekerler. Davetlilere çerez ikram edilir çalıp oynanır. Ailesinin maddi durumu iyi olanlar ise davar kesip mevlit okuturlar. Askere gidecek olan delikanlı askere gitmeden önce bütün akrabalarını ve yakın dostlarını ziyarete gider. Ziyarete çıkmasa bile akraba ve yakın dostlar genci yemeğe davet ederler. Bu yemeği veda yemeği şeklinde düzenlerler. Ziyaret ettiği akrabalar askere uğurlama sırasında belli bir miktar para verirler. Bu paranın miktarı önemli değildir önemli olan verilmesidir. Bu bir gelenektir. Delikanlının askere gideceği yerin belli olacağı gün köydeki bütün gençler toplanarak giderler. Askere gidecek genci yalnız bırakmazlar.


Asker adayı yola çıkmadan bir veya iki gün önce davetlilerle birlikte türbe ziyaretine gidilir. Bu ziyaretlere asker adayının ***ürülüş amacı askerden sağ salim gelmesi için yardım dilemektir. Delikanlı kurban adar. Bazı aileler kına törenini yönetecek kına bayraktarını çağırır bayraktar kına yakılırken kına ve asker duası okur.Askere gidecek gencin ailesinin durumu uygunsa mevlit okutur. Mevlit gencin askerliğini kazasız belasız bitirmesi için okutulur.

Askere gideceği gün davul zurna getirtilir Askere gidecek delikanlının arkadaşları evin önünde oynarlar. Evden ayrılırken üç el ateş edilir. Genci şehre ***ürecek araba gelin arabası gibi süslenir. Oğlanın koluna kırmızı kurdele bağlanır. Genci genellikle akşam gönderirler otogarda herkes toplanır. Genç ailesi yakın akrabaları dostları ve köyün gençleri tarafından davul zurna eşliğinde uğurlanır. Gençler toplu halde halay çekerek genci oynatırlar. Vedalaşılırken gencin cebine para veya mendil konur. Delikanlının uzun süre ailesinden uzak kalacağı için her isteği yerine getirilir. Otobüse binmeden önce herkesle vedalaşır. Annesiyle vedalaşırken annesi oğluna simitten bir parça ısırttırır simidi saklar. Simit evde bir odaya asılarak delikanlı askerden gelene kadar saklanır. Kısmetinin onu geri getireceğine inanılır. Genç askerden döndüğünde simit suda ıslatılarak kuşlar yesin diye atılır. Delikanlı eğer sözlüyse sözlüsü ona bir mendil hediye eder. Bu dantelli mendili genç kız eliyle işler. Delikanlı bu mendili askerde kesinlikle kullanmaz askerden geldikten sonra da saklar; bu gelenektir. Askere gidecek gencin durumu iyi değilse köyde para toplanarak gence asker harçlığı verilir.

Asker dönüşü için kurban adanmışsa kurban kesilir. Kurban eti ya eve sokulmadan fakirlere dağıtılır ya da akraba ve komşular çağırılarak yemek verilir. Son yıllarda askere gönderme ve asker karşılama törenleri daha da canlı bir biçimde yapılmaya başlanmıştır.

ÖLÜM

Halk kültüründeki geçiş dönemlerinden biri de ölümdür. Adana ve çevresinde ölümle ilgili gelenek ve görenekleri; ölümden kaçınmak için uygulanan davranışlar ölüm olayı çevresinde uygulananlar ve ölenin ardında kalanların uyguladıkları davranışlar olmak üzere ölüm etrafında kümelenmiş olarak görmek mümkündür.

Ölüm çevresinde uygulanan âdet ve inanmalarda dinsel yönü ağır basan pratikler yanında büyüsel pratiklerin de yoğun bir şekilde yer aldığı görülür. Rüyaların birtakım nesnelerin ve bazı hayvanların ölümü çağırdığı düşünülür. Bu düşünceyle ölümü uzaklaştırmak için ölümden kaçınma davranışlarında bulunulur.

Bir evin bahçesinde köpeğin uluması veya baykuşun ötmesi uğursuzluk kabul edilir. Rüyada ev yıkımı görülürse gelinlik giyilirse çıplak biri görülürse mezarlık veya tabut görülürse çokça odun ve kazan görülürse ölüm olacağı düşünülür. Ayakkabının ayaktan çıkarılırken ters düşmesi ikindiden sonra komşuya un tuz süt ve kazan verilmesiiyi kabul edilmez.

Bir ölüm olayının ardından uygulanan bazı âdetler de başka bir ölümün olmaması içindir. Cenaze yıkanırken çoluk çocuk uyandırılır. Cenaze için ısıtılan suyun kazanı ters çevrilir. Küçük çocuklar cenazenin ardında kalmasın diye cenazenin önünden geçirilir .Cenazenin yıkandığı yere içinde oklava olan bir ibrik konur .Cenaze evden çıktıktan donra bir tabak içinde bulgur-soğan ve yağ "rızkı da beraber gitsin" diye bir fakire verilir. Cenaze evden çıkarken ardından oklava atılır .Cenazenin ardından ev temizlenir süpürülür. Yatağı sökülür yıkanır havalandırılır. Evde yedi türlü baharat üzerlik buhur tüttürülür .
Hastanın öleceğinin anlaşılmasıyla birlikte çevresinde bulunanlar birtakım dinsel işlemleri uygulamaya başlarlar islami usullere göre yapılan bu işlemlerle hastanın öte dünyaya imanlı gideceğine inanılır.

Cenazenin zorunluluklar dışında bekletilmesi iyi karşılanmaz. Bir an önce gömülmesi gerekir. Böylece ölenin de ruhunun rahat edeceğine inanılır. Akşam ölen gömülmez "yer mühürlendi" denir .Cenaze suyu içine gül reyhan murt dalı portakal yaprağı mantuvar çiçeği atılır .Cenaze yıkanırken başının altına murt dallan konur. Bu dalların yaprakları orada bulunanlara dağıtılır dua okurlar. Okunmuş yapraklar çörek otuyla birlikte kefenin içine atılır. Gelinin evlenirken kesilen daha sonra sandıkta saklanan "kâkül"ü varsa o da kefenin içine konur .Kefen gül suyu ile ıslatılır "günlük" yakılarak tütsülenir. Kefen ölünün yıkanacağı yere kadar el üstünde ***ürülür .Kefenlemeden önce cenazenin yakınları çağrılır el öptürülür .Kefenden artan parça bir fakire ya da çocuğu olmayan bir kadına verilir .Kefenleme işlemi sırasında etrafta üzerlik tüttürülür .Bazı çevrelerde kefenin içine taze çiçekler konur ölünün başı çiçeklerle örtülür .
Ölü yıkama işlemi köylerde ve kasabalarda kapalı bir alanda şehir merkezinde ise mezarlıkta yapılmaktadır. Cenaze namazı da gelen cemaatla birlikte mezarlıkta kılınmaktadır. Ölü toprağa konulduktan sonra gözü arkada kalmasın dünyadan doyumlu gitsin diye yüzüne toprak atılır ağzına toprak konur. Ölen kişi kadınsa mezarın başına kırmızı yağlık erkekse beyaz şifon askerse bayrak bağlanır. Ölen genç kızsa mezarın üstüne çeyizinden bir bohça konur .
Ölü mezara konduktan sonra uygulanan pek çok âdet ve inanma da bulunmaktadır. Bunlarda amaç; ölünün öte dünyada rahat etmesi günahlarından arınması geride kalanları tedirgin etmemesi ile birlikte kalanların acılarının hafifletilmesi ve bu duruma alışmalarının sağlanmasıdır. Bunun için ölünün gömüldüğü gün ölü evine "kazma-kürek yemeği" denilen yemek komşular tarafından getirilir .Ölü evinde yemek pişmez yedi gün yemeği komşular getirir. Baş sağlığı dileğine gelenler lokum çay şeker bisküvi kolonya getirirler. Gelenlere lokum ikram edilir. Ölü evinde ölünün üçüncü günü helva yapılır yedinci günü "yedi yemeği" hazırlanır .Ölü için verilen yemek cenaze sahibinin ekonomik durumuna göre pilav-hoşaf haşlama et-yufka dövme pilavı-kuru fasulye lahma-cun-tatlıdan oluşmaktadır. Kırkıncı ve elli ikinci günlerde de kimileri helva veya aşure yaparak dağıtmaktadır.

Ölenin ardından giysileri çarşafları ve çamaşırları yakınları tarafından yıkanarak bir fakire verilir. İhtiyacı olanların alması için ölenin ayakkabıları ve giysileri dört yol ağzına bırakılır .Ölenin en yeni giysisi gözü arkada kalmasın diye mezarının üstüne bırakılır.

Adana ve çevresinde ölenin ardından ağıt yakma geleneğine rastlanır. Köylerde bu işi ağıtçı kadınlar yapar. Ağıtçı kadın cenaze evinde ölenin giysilerini odadakilere göstererek ölenin iyiliklerini güzelliğini yiğitliğini anlatarak maniler söyler etraftakileri ağlatır.

Sonuç olarak Adana ve çevresi halk kültürü bakımından oldukça zengin motifler taşır. Bu motifler geçmişten günümüze değin çeşitli kültürlerin de etkisiyle çeşitlenmiş zenginleşmiştir. Bölgenin son yıllarda yaşadığı hızlı toplumsal değişme ve gelişme geleneksel kültürdeki değişimi de başlatmıştır. Kırsal kesimden kente doğru gidildikçe giyim kuşamda görülen değişim geleneklerde ve göreneklerde yansımasını bulmuştur insan yaşamının geçiş dönemlerinde uygulanan davranış kalıpları da zaman içerisinde biçim değiştirmiş; düğünlerin süresi kısalmış çeyizlerin türleri değişmiştir. Artık hamile bir kadın doğacak çocuğunun cinsiyetini öğrenmek istediğinde en yakın sağlık kuruluşuna veya hastaneye giderek ultrason aygıtından yararlanabilmektedir. Ancak gelişen teknolojiye ve değişen yaşam koşullarına rağmen halk kültüründeki gelenek ve görenekler dün olduğu gibi bugün ve yarın da halkın yaşamında varlıklarını sürdüreceklerdir.

gizem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Adananın Adetleri Nelerdir?

Adananın Adetleri Nelerdir? konusu, Adım adım Türkiye / Akdeniz Bölgesi forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Adananın Düğün Adetleri Nelerdir? gizem Akdeniz Bölgesi 0 11-02-2012 02:09
Adananın Okulları Nelerdir? gizem Akdeniz Bölgesi 0 11-02-2012 02:02
Adananın Özellikleri Nelerdir? gizem Akdeniz Bölgesi 0 11-02-2012 02:01
Adananın Camileri Nelerdir? gizem Akdeniz Bölgesi 0 11-02-2012 01:14
Akdeniz Bölgesinin Örf ve Adetleri Nelerdir? gizem Akdeniz Bölgesi 0 08-02-2012 11:02

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:26 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats