Dolunaya inat

 BAYANLAR ÖZEL Katagorisinde ve  Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri Forumunda Bulunan  Dolunaya inat Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıldızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay... "Sana Samanyolu getirdim" dedi ...


Geri git   Bakımlıyız.Com > BAYANLAR ÖZEL > Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri

Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et






Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-24-2008, 02:06 PM   #1 (permalink)
Kıdemli Üye
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 2,184
Konular: 601
Tesekkür: 0
9 Mesajina 9 Tesekkür Aldi
Standart Dolunaya inat





Katran karası bir geceyi haziran bulutlarının arasından yırtarak, avuçlarında kıpır kıpır yıldızlarla odamın penceresini tıklattı dolunay...

"Sana Samanyolu getirdim" dedi ve bütün gökkubbeyi yeryüzüne indirmiş gibi mağrur, gülümsedi koltuğumun başucunda...


Ayla yıkanmanın keyfini sürdüm bir müddet...


Sonra penceremi açıp onu içeri aldım.


Efsunlu ışıklar saçarak, eteğindeki aydınlığı kitabıma, rakı kadehime, can eriklerime doladı.


Gecikmiş bir bahar, çekirge sesleri ve iğde kokularıyla içeri daldı hemen peşisıra... telâşla...


Şiirler doldu odama, mısra mısra...


Feneralayları geçti aklımdan; uzak denizler ve göç yolları geçti...


Dolanıp dolunayın kanadına, uçmak istedim...


* * *


Lâkin bırakmadı hayat...


Duyduk ki, güvercinleri kurşuna dizmişler arka bahçede...


Gülleri kesip, dikenleri büyütmüşler korku belâsına...


Toprağın bire bin verdiği ülkede mayın döşemişler sevdaya giden yollara...


Aşklar uzak, sevişmeler tuzakmış.


Dişlerinde kalleş ışıkların parıldadığı kurtlar, çeteler halinde boğazlayacak kurban arar olmuşlar dolunay geceleri...


Pas ve küf kokuyormuş eskiden nergislerin açtığı sokaklar...


Öylesine büyükmüş ki sis perdesi, ne yakamoz görüyormuş gözler, ne çoban yıldızı...


Güneş ülkesi, çocuklarını gömüyormuş lanetli karanlığın koynuna... ve öfke büyüyormuş sevda toprağının ana rahminde...


Doğa ne kadar cömertse, hayat o kadar bencilmiş evlâtlarına karşı... Bolluk içinde aç, varlık içinde yoksul, denizler ortasında susuz yaşar olmuşlar.


Ve ülke, aldırmadan doğanın gözkamaştıran büyüsüne, doludizgin koşuyormuş ölüme..


Prangalar... savaş tamtamları... ve ağıtlarla...


* * *


Dolunay, Samanyolundan ışıklarla eteklerinde; "Haydi" diyordu penceremin dibinde; "Haydi... ebedi baharın ülkesine..."


Lâkin dolunaya inat; öylesine bitkin ve naçar ki hayat...


Kopamadım akşam haberlerden.... dünyevi kederlerden... kelepçelerden...


Açıp penceremi, salıverdim dolunayımı, Cahit Külebi'den bir şiir fısılda***** kulağına:


"Bir gün geleceğim / Alıp şu başımı / Bir gün geleceğim


"Belki de Haziran / Bulacak naaşımı / Belki de Haziran..."


Haziran, bir ozanın naaşını kaldırırken, dolunay eteklerinden efsunlu yıldızlar saçarak uzaklaştı.


Bakakaldım peşinden...


Ne gözümü alabildim... ne göze alabildim...


Can Dündar


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Etiketler
dolunaya, inat

Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +1 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:21 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Dantel | Dantel | Megayer | Web Stats