bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > Bakimliyiz.com Özel > Bakımlı Dergi

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17-05-2010, 10:58   #11 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Bakımlı Dergi 2. sayı


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 2 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010)

Alt 17-05-2010, 10:59   #12 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

ÜYELERİMİZE SORDUK



BİR GELİN KAYNANASINDAN NE BEKLER?


BİR KAYNANA GELİNİNDEN NE BEKLER?


Mormavi

Kaynana saygi bekler...
Gelin ise sevgi bekler...
Ozaman hersey sorunsuz gecer ve kimse kimseyi uzmemis olur...

Jumaru

Valla şekerim ben kaynanamdan ilgi göstermesini istiyorum eger bir gun kayınvalıde olursam da elimden çekecegi var :)))

Jülyet

Bir gelin kaynanasının eşine yapışmamasını annesinden gördüğü sevgiyi ilgiyi ve eleştirilmemeyi ister


bu kaynananın türüne bağlı
kimisi oğluna çok iyi bakmasını çok para harcamamasını saygıyı sevgiyi bekler

nimlahza

Gelin kaynanasından ne bekler sanırım kendisine karışmamasını onun da bir kadın olduğunu unutmamasını bekler. Benim kaynanam var ama ben kaynana olgusunu hiç yaşamadığım için bu konuda sana net bir cevap veremiyorum.
Şimdi kaynana olduğuma göre beklentim var mı? hayır ben gelinimden hiç bir beklentiye girmedim zaten gelin gibi değil de kızım gibi gördüğüm için buna da net bir cevap veremiyorum.

Daywest

Bir gelin kaynanasından ne bekler? öncelikle şevkatözveri anlayışlı olması.tabi bunlar karşılıklı olmalı.anneler ilk zamanlar hep oğlunu gelininden kıskanır.
Bir kaynana gelininden ne bekler? kaynanada gelininden kendisine karşı saygı bekler.gelin bir şey yapacağı zaman kaynanasına danışırsaonu onurlandırır.usulende olsa mutlaka büyüklere danışılmalı en azından tecrübe sahibidirler.

İncitanesi

Bir gelin kaynanasından anlayış bekler hoşgörü bekler torunlarını nasıl oğlunun parçası canı olduğu için çok seviyorsa gelinide öyle sevsin el kızı diye nitelendirmesin ister


Bir kaynana gelinden(benim kaynanam içingeçerli)sürekli pohpohlanmak ister elini sıcak sudan soğuk suya sokmasın ister sürekli kendine sen haklısın diyen birgelin ister.

BU BÖLÜM SÜKÛT TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 7 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), hicoibo (19-05-2010), incitanesi (18-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010), sahranil (18-05-2010)

Alt 17-05-2010, 11:01   #13 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

BAKIMLIYIZ ÜYELERİ ANNELER GÜNÜNDE ANNELERİNE NE HEDİYE ALMIŞLAR?


VEYA KENDİLERİ DE HEDİYE ALMIŞLAR MI? SİZLER İÇİN SORDUK….



İncitanesi

Oğlum süs eşyası almış kızım bahçeden çiçek toplamış ama babamız çocuklarının annesine bir şey almayı akıl edememiş:)

Ben anneme ayakkabı ve türban aldım.

Daywest

Anneme çanta ve ayakkabı aldım çok mutlu oldu.

Nimlahza

Anneler gününde anneme bir el çantası aldım.
Bana da çocuklarım tarafından çok şık bir çay takımı hediye geldi.

Jülyet

Almadım.kendimi götürdün o gün anneme:))
Banada yaş itibariyle bir hediye gelmedi canım.

Jumaru

Canım annem uzakta olduğu için bir şey almadım ama eşim bana anne olmadığım halde bir buket karanfil aldı :)

mormavi

Ben ailemden uzakta olduğum için telefon açıp kutlayabildim anneler gününü..
Ben esimden ve çocuklarımdan sari laleler ve bir anne kolyesi aldım....


Sahranil

Anneler günüde hediye almadım.Annemede aslında anneler günü hediyesi denilenemez anneler gününden bir kaç gün önce şık bir kazak ve çay kahve yapma makinası aldım bizde pek anneler günü sevgililer günü gibi günlere pek rağbet edilmez:P anneler günüde diğer günler gibi normal sıkıcı bir gün olarak geçti.

BU BÖLÜM SÜKÛT TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.



Konu SÜKÛT tarafından (17-05-2010 Saat 11:04 ) değiştirilmiştir..
SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 6 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), hicoibo (19-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010), sahranil (18-05-2010)
Alt 17-05-2010, 11:03   #14 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

BAKIMLIYIZ ÜYELERİ ANNELER GÜNÜNDE NE YAPMIŞ?


İncitanesi

Diğer günlerden pek bir farkı yoktu sıradan bir gün gibi geçti.

Jülyet

Açıkcası sıradan bir gündü benim ve annem için...gündeme bile gelmedi....

Jumaru

Şekerim klasık bir anneler gunuydu. Annem yanımda değıl bılıyorsun akşamda bir kayınvalideme ugradık 5 dk o kadar.Bende akrabalarımı aradım anneler gununu kutladık .Esım bana çiçek almış başka bir şey yapmadık akşamda eğlenmeye gittik o kadar....

Daywest

Güzel geçti her zamanki gibi.anneler daha heyecanlı oluyorlar nasıl bir hediye verilecek diye.anneler günü en özel günlerden biri bence .

Nimlahza

Çocuklarımla beraber geçirdim günü yani sıradan günlerde birisi oldu benim için bu sene.

BU BÖLÜM SÜKÛT TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 6 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), incitanesi (18-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010), sahranil (18-05-2010)
Alt 17-05-2010, 11:04   #15 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Bakımlı Dergi 2. sayı


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 3 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
hicoibo (19-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010)
Alt 17-05-2010, 11:09   #16 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

BAŞ AĞRISININ NEDENLERİ VE KURTULMA YOLLARI
Baş ağrısından kurtulma yolları
Baş ağrıları tahammülü en zor rahatsızlıklardan biridir. Bu ağrılar bazen öyle şiddetli olur ki insanı canından bezdirir. Baş ağrıları çok değişik sebeplerden kaynaklanır. Bunların en önemlileri; migren göz diş kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları beyin kanaması ve kafa travmalarından kaynaklanan baş ağrıları menenjit hastalığının sebep olduğu baş ağrıları ve grip-nezle gibi hastalıkların sebep olduğu baş ağrılarıdır.

Ağrının sebebini bulmak için mutlaka doktora gitmek gerekir.

Aşağıdaki reçeteler de baş ağrılarını dindirmek veya azaltmak için faydalıdır:
- 1 kahve kaşığı dövülmüş anason 2 çorba kaşığı toz haline getirilmiş mesteki sakızı 4 çorba kaşığı (50 gram) ufalanmış sinameki ve 5 çorba kaşığı süzme bal macun haline gelinceye kadar karıştırılır. Günde bir kere 1 çorba kaşığı yenir.
- Yarım litre gülsuyuna; 2 tutam kekik konur. 15 dakika bekletilir. Sonra bu karışıma batırılarak ıslatılan bir bez parçası alna konur. 5 dakikada bir değiştirilir.
- 4 bardak suya; 1 tutam nilüfer çiçeği konur kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.
- 4 bardak suya; 2 tutam nane ve 5 dilim limon kabuğu konur. Kaynatılır. Günde 3 çay bardağı içilir.
- 2 kahve kaşığı anason; ateşte yakılır ezilir ve burna çekilir. Ayrıca yarım kilogram semizotu suda az haşlanıp alna konur.
- 1 çorba kaşığı at kestanesi tohumu iyice dövülür. Buruna enfiye gibi çekilir. Sonra alna 2 tane çiğ lahana yaprağı konur.
- 4 bardak suya; 3 çorba kaşığı demirhindi konur kaynatılır. Günde 3 kere soğuk ve şekersiz olarak birer su bardağı içilir.
- Baş sirke ile yıkanır. İyice kurulanır ve alna ince dilinmiş patates konur. Patatesler 10 dakikada bir değiştirilir.
- 1 baş sarımsak havanda dövülür. Alna konur.
- 2 kahve kaşığı çörekotu havanda dövülür koklanır. Ayrıca 2 çorba kaşığı defne tohumu iyice dövüldükten sonra 1 kaşık süzme balla karıştırılarak yenir.
- 1 adet limon yuvarlak dilimler halinde kesilir alna konur. Dilimler 10 dakikada bir değiştirilir.

Baş ağrılarının sebepleri
- Ateşli hastalıklar (grip soğuk algınlığı)
- Göz diş kulak ve burundaki rahatsızlıklar
- Aşırı yemek ve aşırı açlık
- Alkol kullanımı
- Kafa bölgesinde meydana gelen kırık ezik veya sarsıntılar
- Beyin urları
- Beyin kanamaları
- Saralılarda görülen baş ağrıları
- Çikolata sarımsak lahana yeşil biber kuru yemiş yedikten sonra görülen alerjik baş ağrıları
- Mide kanamalarından sonra görülen baş ağrıları
- Zona hastalığının sebep olduğu yakıcı ağrılar
- Menenjit hastalığı
- Tansiyon düşüklüğü veya yüksekliği
- Güneşte fazla kaldıktan sonra görülen baş ağrıları
- Fazla çalışma veya ruhi çöküntülerin sebep olduğu baş ağrıları

Hareketlerin faydası
Baş ağrısını geçirmek ya da hafifletmek için bazı hareketler yapmak faydalıdır
- Ayakta durun omuzlarınızı kulak hizasına gelecek derecede kaldırıp indirin. Aynı hareketi 10 kere tekrar edin.
- Sandalyeye dimdik oturun. Kaşlarınızı alın kaslarınız yardımıyla iyice yukarı kaldırın.
- Sandalyeye oturup gözlerinizi sıkıca yumun. Böyleyken yüz kaslarınızı gerip gevşetin. Aynı hareketi 5 kere tekrar edin.
- Sandalyeye oturun. Başınızı göğsünüze kadar indirip kaldırın. Aynı hareketi en az 10 kere tekrar edin.
- Sırt üstü yatın. Ayaklarınızı bitiştirin ve yerden 30 santimetre kadar kaldırın. İçinizden 5 sayıncaya kadar durun ve sonra yere indirin. Aynı hareketi en az 10 kere tekrar edin.
- Yere oturun. Sağ ayak baş parmağından başlamak suretiyle parmakları teker teker büküp bırakın. Sol ayak parmaklarınıza da aynı işlemi uygulayın.
- Ayakta durun. Yumruklarınızı iyice sıkın. İçinizden 10 sayıncaya kadar durun. Sonra avuçlarınızı açıp içinizden 5 sayıncaya kadar bekleyin. Aynı hareketi 20 kere tekrar edin.
- Ayakta durun kollarınızı yanlara doğru açıp iyice gerin. İçinizden 10 sayıncaya kadar bekleyin sonra kollarınızı yanlara salıver

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&


Tatilde bol bol havuç yiyen çabuk bronzlaşır
Koyu ve sağlıklı bir tene sahip olmak herkesin hayali... Ancak güneşe çıkmadan önce bronzlaşmakla ilgili bilgilerinizi tazelemekte fayda var. Dermatolog Ayfer Aydın eski güneş kremleriniz yenilemenizi güneş yanıklarına yoğurt sürmemenizi ve bol bol havuç yemenizi tavsiye ediyor.

Yaz geldi şimdi herkesin en büyük isteği bir an önce tatile çıkıp bronzlaşmak! Ama koyu bir tene sahip olmanın da belli kuralları var. Çünkü uzmanlar 'Sağlıklı ve güzel bir ten rengine kavuşayım' derken hâlâ bir sürü yanlışın yapıldığını söylüyor. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden doktor Ayfer Aydın hem güneşin zararlı etkilerinden korunmanın yollarını anlattı hem de sağlıklı bronzlaşmak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Güneş ile ilişkinizi iyi ayarlayın!
Anti-aging'in ilk kuralı güneşten uzak kalmaktır. Güneş ciltteki elastik lifleri yıkarak cildin erken yaşlanmasına neden olur. Ayrıca ciltte istenmeyen lekelere de sebep olabilir. Ancak çok basit önlemlerle sağlıklı bronzlaşma sağlanabilir.

Bronzlaşmak cildin savunma mekanizmasıdır
Vücuttaki sağlıklı hücreleri korumak için varolan 'melanositler' yani deriye rengini veren hücreler esas hücrelerimizin etrafında bir çeper oluşturur ve biz de bronzlaşırız. Yani bronzlaşmak sağlıksız bir durum olarak algılanmamalıdır. Ama uzun süre güneş altında kalmakla artan kalıcı bronzluk ve derinin artık hücreleri koruyamayacak hale gelmesi kanser öncülü lezyonları ortaya çıkarır.

SAÇLARINIZA DİKKAT EDİN!
Havuç tüketen kolay bronzlaşır
Havuçta bulunan karoten maddesi vücutta melanositlerin çoğalmasını hızlandırır. Güneş ışınlarının çok dik gelmediği saatlerde güneşlenip havuç yemek ya da havuç suyu içmek cilde istenen görünümün kazandırılmasına yardımcı olabilir.

Otobronzlar güneş kremiyle faydalıdır
Otobronzlar derideki bazı proteinlerle birleşerek deriye bronz görüntüsü veren kozmetik ürünlerdir. Bu ürünlerin güneşten koruma özellikleri yoktur. Ayrıca mutlaka güneş koruyucularla birlikte kullanılmalıdır. Bu ürünlerin pigmentlere herhangi bir etkisi yoktur. Hamileler ve çocuklar üzerinde uygulanmamalıdır.

Saçlarınıza özen gösterin
Güneş ışınları ve havuzdaki klor saçlarda yıpranma kuruma ve kırıklara neden olabilir. Havuz ya da denizden çıktıktan sonra duş alarak saçlar ve deri arındırılmalıdır. Aynı zamanda tatilde beslenmenize dikkat etmeniz saçlarınıza da yarar sağlar. Tatilde fazla tuzlu yemeyin ve proteinli gıdalara ağırlık verin. Ne kadar dengeli beslenirseniz saçlarınız da o kadar sağlıklı olur. Balık yemeye ayrıca özen gösterin. Nem veren saç maskeleriyle bakım yapın. Güneşte şapka kullanmak da saçlarınızın zarar görmesini önler.

GEÇEN YILKİ GÜNEŞ KREMİNİ KULLANMAYIN
Güneş koruyucu ürünlerin tümünün son kullanma tarihi vardır. Bunun nedeni ürünlerin içeriğindeki kimyasal maddelerin de bir bozulma süresinin olmasıdır. Son kullanma tarihi geçtikten sonra krem kişiyi güneşin ultraviole ışınlarından koruyamaz. Bu yüzden kremler her sene yenilenmelidir.

BOL SU İÇMEYİ İHMAL ETMEYİN!
Cildimiz vücudumuzun toksin atma bölgesidir. Vücut zararlı atıklarla dolduğunda bu atıkları en iyi ten yoluyla ter olarak dışarı atmaya çalışır. Bu durum da ciltte çeşitli hastalıkların baş göstermesine neden olabilir. Yaşla birlikte deri giderek esnekliğini kaybeder. Bunu önlemenin tek yolu; bol su içmekten geçer. Bol su içmekle derimizin hem nem oranı artar hem de toksin atımı sağlanarak cildimiz diri ve genç kalır.

Deodorant sıkıp güneşe çıkmayın!
Bakımlı Dergi 2. sayı Deodorant leke yapar!
Deodorant ve parfüm kullandıktan hemen sonra güneşe çıkılmamalıdır. Aksi takdirde ciltte kırmızı lekeler oluşabilir. Bu lekeler kalıcı sorunlara neden olur. Parfüm sürdükten hemen sonra güneşe çıkılması gerekiyorsa vücuttaki güneş gören bölgelere krem sürülmelidir.

Yoğurt deriye yapışır!
Güneşlendikten sonra ılık bir duş alıp vücudu rahatlatmak gerekir. Duş sonrası güneşlenirken vücudun yitirdiği nemi yeniden kazanmak ve elde edilen sağlıklı bronzluğu korumak için güneş sonrası bakım ürünleri kullanmak en doğrusudur. Toplum arasında sıkça uygulanan yoğurt sürerek serinlemeye çalışmak aslında çok yanlış bir yöntemdir. Vücuda sürülen yoğurtun deriyi serinlettiği düşünülse de bir süre sonra kuruyarak tene yapışır ve güneşten etkilenen bölgeyi daha da hasarlı bir hale getirir.

KOLA SÜRMEYİN!
Cildinize kola sürmeyin!
Hızlı bronzlaşmak için bazen; kakao yağı havuç yağı kola ve zeytinyağı gibi ürünler kullanan hanımlar ileriki yıllarda ciltlerinin erken yaşlanması kalıcı lekelenmeler ve hatta deri kanseri riskiyle karşılaşabilirler.

Diş macunu iyi gelmez!
Güneş yanıklarında halen yanan bölgeye yoğurt ya da diş macunu sürmek gibi ilkel yöntemlere başvurulabiliyor. Bunlar yanığı çok daha kötüleştirebileceği için uygulanmaması gereken yöntemlerdir. Yanlış olan bir başka davranış da yanan yere doğrudan buz uygulamaktır. Buz yanığı artıracağı için buzu bir havluya sararak uygulamakta fayda vardır.

Cilt için meyve ve sebze
Canlı ve ışıltılı görünümlü bir cilt için bol miktarda çiğ meyve sebze ve bunların sularını tüketmek gerekir. Çünkü bu besinler pişirildiklerinde zarar görür ve faydalı özelliklerini kaybeder. Çiğ sebze ve meyve ağırlıklı beslenme düzeni; cildi korur yeniler esnekliğini sağlar ve tene ışıltı verir. Kabuklu yemişleri tüketmek de son derece faydalıdır.

Siperlikli şapka takın kokusuz krem sürün!
Bakımlı Dergi 2. sayı • Güneş ışınlarının çok dik geldiği saat 11.00-15.00 arasıdır güneşe çıkmayın!
• Güneşlenirken siperlikli şapka ve güneş gözlüğü takın.
• Açık renk ve ince kıyafetler giymeye çalışın.
• Güneş koruyucusu olarak 50 koruma faktörlü kremleri seçin.
• Gün içinde havuza veya denize girip çıktıkça güneş koruyucuyu tekrar uygulamayı unutmayın!
• Güneş ışınlarının dik geldiği sırt göğüs omuz başları ve yüz gibi bölgelere daha fazla krem uygulayın.
• Çocuklar deniz ve havuzda oyun oynadıkları zaman nasıl vakit geçtiğini anlamadan uzun süre güneş ışınlarına maruz kalırlar. Bu sebeple çocuklara ebeveynler tarafından daha fazla özen gösterilmelidir.
• Tatile çıkmadan önce en doğru yol bir dermatoloğa başvurup gerekli tavsiyeleri almak olacaktır.
• Kozmetik mağazalarından ya da alışveriş merkezlerinden sadece stand görevlisinin önerisi ile güneş koruyucu almak yerine dermatoloğun yönlendirdiği eczane ürünlerini kullanmak daha sağlıklı olur.
• Kokusuz ve parfümsüz 50 ya da daha fazla koruma faktörlü ürünler seçilmelidir. Kadınların çoğu renkli kokulu ve parfümlü ürünleri tercih eder ancak renksiz kokusuz beyaz ürünler vücutta alerjik reaksiyonlara ve istenmeyen sonuçlara yol açmayacaktır.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&& &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Genç kalmak çok zor değil!
Bakımlı Dergi 2. sayı Vücudunuzun saatini geri çevirmek istiyorsanız güç ellerinizde! Bu gerçeği araştırmalar da kanıtladı. Orta yaşlı bir kişinin sahip olduğu dört alışkanlık onu 14 yaş gençleştirmeye denk geliyor. Bu da 50 yaşındaki bir kişinin vücut yaşının aslında 36 olabileceğini gösteriyor. İşte bunun için uygulamanız gereken kolay stratejiler:

Hareket edin: Evet bunu her zaman söylüyoruz ama her hafta antiaging'e yardımcı olabilmesi için üç fiziksel aktiviteyi düzenli olarak yapmalısınız. Bu üç fiziksel aktivite şunlar; yürümek güç egzersizleri (ağırlık kullanarak) yüzme bisiklet aerobik jogging gibi kalp ritmini hızlandıran egzersizler.

SİGARAYA HAYIR
Sebze ve meyve yiyin: Her öğünde renkleri sayın. Öğünlerinizde en az üç renk olmalıdır. Ama beyaz ve kahverengiyi bu üç renge dahil etmeyin. Domatesin kırmızısı limonun sarısı ya da marulun yeşilini tercih edin.

Alkol konusunda dikkatli davranın: Alkolü bilinçli bir şekilde tüketmek kalp damarlarınızı üç yıl gençleştirir. Ancak ailesinde göğüs kanseri vakası olan kadınlara içkiyi kesinlikle önermiyoruz. Ayrıca ailesinde uyuşturucu ve alkol bağımlılığı olanların da alkolden uzak durması gerer. Kadınlar için günde bir erkekler içinse bir veya iki kadeh içki yeterlidir.

Kötü alışkanlık yok: Siz içmeseniz bile etrafınızda içilen sigaralar size çok zarar verir. Sigara içilen bir ortama girdiğinizde ve bir saat kaldığınızda siz de en az dört tane sigara içmiş gibi olursunuz. Sigara içen birisi sigarayı bıraktıktan beş yıl sonra sigara içilen sekiz yılın yedi yılını geri kazanmış olur.

DUYGULARINI YAZAN MUTLULUĞU YAKALAR
Kalem botoks'tan daha güçlü bir etkiye sahip olabilir mi? Eğer ilişkiniz hakkında yazmak istiyorsanız evet olabilir. Haftada üç veya dört gün 20 dakika boyunca ilişkileri hakkındaki derin düşüncelerini yazan çiftlerin; sadece günlük aktivitelerini yazan kişilere oranla aylar sonra bile ilişkilerinin sürdüğü saptanmıştır.

ÖZGÜR HİSSETTİRİR
Ayrıca ilişkileri hakkında yazan kişilerin diğerlerine oranla yazdıklarında çok daha pozitif kelimelere yer verdikleri saptanmıştır. Peki tüm bunlar sizin nasıl iyi görünmenizi sağlar?

Birine bağlılık hissetmek mutluluğun anahtar noktasıdır. Mutluluk sizin kendinizi daha sağlıklı hissetmenizi sağlar ve bu sayede mutlu ve özgür hissedersiniz. Bu size güven katar ve kendinizi güzel hissedersiniz.

STRESİ AZALTIYOR
Sevgi her zaman insanı en çok tetikleyen duygudur. Söz konusu ilişkiler olduğunda da sevgi kadar kalem ve kağıda da ihtiyaç duyarsınız. Duygularınız hakkında yazmak sizin hayatınızın diğer alanlarında da açıklığa kavuşmanızı sağlar.

Kariyeriniz aileniz geleceğe dair planlarınız veya ne isterseniz onu yazın. Ya da bir öğretmeninize veya kardeşinize bir teşekkür mektubu yazın. Önemli konuların üzerine odaklanmanız daha az strese girip sizin daha olumlu hissetmenizi sağlayacaktır.

ŞEKER DÜŞÜRMEK İÇİN TARÇIN
Tarçın; yumurtalı ekmeğin üstüne elmalı turtanın ve yulaf ezmesinin içine çok yakışır. Ve kan şekerinize de iyi gelebilir. Yapılan bir araştırmada bir aydan biraz daha fazla süre boyunca günde yarım çay kaşığı tarçın alan kişilerin kan şekerleri seviyelerinin daha iyi olduğu görülmüş.

YARIM ÇAY KAŞIĞI
Siz'e günde yarım çay kaşığı tarçın yemenizi öneririz. Tarçını şu şekillerde tüketebilirsiniz:
• Elma ve haşlanmış armut dilimlerinin üstüne serpin.
• Bir tarçın çubuğunu çayınıza sıcak çikolatanıza veya sıcak soya sütüne koyun.
• Keklerin ve tam tahıl ekmeğinden yapılmış tostların üzerine bol bol serpin.
• Masada tuz ve karabiberliğin yanına bir de tarçın kabı koyun ve yemeklere tuz gibi ekleyin.

BU BÖLÜM MORMAVİ TARAFINDAN HAZIRLANILMIŞTIR.


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 7 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), hicoibo (19-05-2010), incitanesi (18-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010), sahranil (18-05-2010)
Alt 17-05-2010, 11:11   #17 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

İki Şey 'Kalitesiz İnsan' ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu

İki Şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki Şey kişiyi gözden düşürür:
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek vazgeçilmez göstermek)

İki Şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar:
1- İradeye Hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

İki Şey 'Ekstra Değer' katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki Şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik

İki Şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İki Şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak

İki Şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek

İki Şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

İki Şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün orijinal farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki Şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mubağala abartı ifrat tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak

İki Şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)


11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111 kAYNAK zAMAN




Mutlu insanlardan mutluluk tarifleri
Mutluluk zor kavram; aynı zamanda çok değişken... Yeryüzünde soluk alıp veren insan sayısınca tarifi var. Kes yapıştır yapılamaz bu yüzden birinin mutluluğu diğerine iliştirilemez.

Yine de başkalarının mutluluğuna bakmak iyidir bu başkaları küçük sevinçler icat ediyorsa hele sizin gözden kaçırdığınız güzelliklere dikkat çekiyorsa daha da iyidir. 'Kimler nelerden mutlu oluyor?' sorusunun cevabını alabilmek için anket yapmanıza da gerek yok üstelik. Coca-Cola'nın hazırladığı 'Mutluluk Kitabı' farklı yaşlardan meslek gruplarından ve farklı hayat tarzlarından 41 kişinin mutluluk hikâyesine yer veriyor. Kitabın editörlüğünü ve röportajlarını Merih Akoğul üstlenmiş fotoğraflarını Bennu Gerede çekmiş. Sizin için kitaptan yedi kişi ve yedi mutluluk tarifi seçtik.




Mutlu etmek en büyük mutluluk
Tuvana Büyükçınar Demir/Tasarımcı: Bir kostüm bir şamdan ya da bir toka; insanı mutlu eden tasarımlar yapmak ve bunu dünyayla paylaşabilmek benim için en büyük mutluluk. Harrods'ta koleksiyonumun satıldığını duyduğumda mutluluktan elbiselerimle denize atlamıştım.




Çocuk için proğramımı bozabilirim
Erhan Cankat/Jinekolog: Bir süredir cuma günleri çalışmıyor kendime izin verip annemle babama 80 ve 83 yaşındalar yemeğe gidiyorum. Bazen ablalarım da katılır bize. En sevdiğim yemekleri yaparlar ve birlikte olmaktan mutluluk duyarız. Bu programı ancak yeni doğacak bir çocuk için bozabilirim.




Yüzümden tebessüm eksik olmaz
Burhan Öçal/Müzisyen: Hayattan hiç şikayet etmem; yüzümden tebessüm eksik olmaz ve hep şükrederek yaşarım. Hayatını müziğe adamış biri olarak çaldığım müziklerin anlaşıldığını görmek beni çok mutlu eder. Yeniden dünyaya gelsem yine aynı hayatı aynı şekilde yaşamak isterim.




Mutluluk için ayrıntılara bak
Mustafa Taviloğlu/İşadamı: Mutlu olmak için büyük şeylere ihtiyaç yok. Dünya muazzam güzelliklerle dolu; örneğin balkonumda bir zeytin ağacı var bana öyle güzel duygular veriyor ki. Bakmaya doyamıyorum. İnsan çevreye dikkatle bakarsa mutlu olacağı birçok ayrıntıyı görecektir.




Mutluyum çünkü bir ailem var
Sefer Yıldırım/Kışın kestaneci yazın erikçi: Çalışacak gücümün olması ve insanlarla güzel ilişkiler kurabilmek beni çok mutlu ediyor. Hayatım tezgah kurduğum Hüsrev Gerede Caddesi'ninde de geçse akşam gidebileceğim evimin ve beni bekleyen ailemin olması en büyük mutluluk nedenim.




Alkıştan mutlu olurum
Haldun Dormen/Sanatçı: Tiyatro beni daima mutlu etmiştir. Çünkü tiyatro yazarla oyuncularla seyirciyle iletişim kurmak ve bir duyguyu paylaşmak demektir. Türkiye'de sahnelenmiş ilk müzikal Sokak Kızı İrma'nın ilk gecesinde aldığımız alkıştan duyduğum mutluluğu asla unutamıyorum.




Mutluluk gözlerde başlar
Sinem Güven Ersönmez/Model: Mutluluk gözlerde başlar benim için. İnsan ne kadar gülerse gülsün ya da mutluyum desin; önemli olan gözlerindeki ışıltıdır. Onu asla kaybetmemeli. Anne olduktan sonra kızım Defne'nin de hayata ışıltılı bakması ve mutlu olması en büyük dileğimdir.




Galatasaray'da mutlu oluyorum
Erol Günaydın/Tiyatro sanatçısı: Yatılı okuduğum Galatasaray Lisesi'nde Anadolu'nun her yerinden arkadaşlarım vardı. Ortaoyunu gibiydi oradaki günlerimiz. Onca yıldan sonra hâlâ o arkadaşlarımla görüşmek ve arada bir okulumun bahçesinde oturmak çok büyük mutluluk verir bana.




Benim mutluluğum doğuştan
Kibariye/Ses sanatçısı: Çok fakirdik büyük zorluklar çektik; ama ben hep mutluydum. Benim mutluluğum doğuştan. Kalp kırmam insanları üzmem ailemi severim büyüklerimi dinlerim. Zaman değişti; ama ben hâlâ Kibariye gibi Kibariye'yim.



11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 1



Yaşamın ne kadarında kendimiz olabiliyoruz?
Hayatınızın biraz standartlaşmaya başladığını mı düşünüyorsunuz? Bu durum pek de hoşunuza gitmiyor sanki. Aslında biz de sizinle aynı düşünceleri paylaşıyoruz ve bu konuda söyleyeceklerimiz var.

Düşünün ki bir kazak beğeniyorsunuz. Gördüğünüz anda sizin olsun istiyorsunuz ve sizin olması için belli oranda çaba sarf ediyorsunuz. Bir şekilde ona ulaşıyorsunuz ve suratınızda kocaman bir gülümseme beliriyor. Ulaştığınızın sadece bir kazak olmadığını bunun mutluluğun ta kendisi olduğunu aklınızdan geçirirken kafanızı bir çeviriyorsunuz ve olamaz! Mutluluğunuz bir başkası tarafından çoktan giyilmiş! “Aynı şeylerden mutlu olmak güzel” deyip yolunuza devam ederken benzerlerinden başkalarında da olduğunu gördüğünüzde ise kafanızda kocaman bir soru işareti oluşmaz mı? Bu kadar benzer şeylerden mutlu olmak gerçekten de iyi mi? Kafamızdaki mutluluk şablonu neden bu kadar çok birbirine benziyor? Üstelik birbirine benzeyen sadece mutluluk şablonlarımız da değil.

Gittikçe birbirinin kopyası insanlara dönüşmeye başladık. Farklı olmak adına yaptıklarımız bile değişik ambalajlar içindeki benzer şeyler. Belki de bu yüzden geleceğiniz için iş yaşamında başarı için “fark yaratın” önerisiyle bu kadar çok karşılaşıyoruz. Önce ‘aynılaşmak’ adına kendimiz de dâhil olmak üzere birçok şeyi harcıyoruz sonra “nasıl farklı olabilirim?” sorusunun peşinde yine aynı yoldan koşuyoruz. Bu yol ise bizi birbirine benzer çözümlere ulaştırıyor. Oysa sahip olduğunuz “akıl” ile hareketlerinize yön vererek farklılığa kendiliğinden ulaşabilirsiniz.

Bizi aklın gücünü kullanmaktan alıkoyan; kolay olanı seçmek ya da farklı olmanın sorumluluklarını taşımak istememek diyelim. Böylelikle benzer beğeniler benzer beğenilere hitap eden benzer içerikli filmler benzer konulu best-seller kitaplar benzerliklerden beslenip gelişmeyen ama genişleyen düşünceler etrafımızı sarar. Etrafımızı saran bu etkiler bizi içinden çıkılması zor labirentlerin ortasında bırakır. Kimimiz kalabalıktan ayrı kalmamak için kimimiz moda deyimle “mahalle baskısı”yla aslında tam olarak kendi beğenimizi yansıtmayan oluşumlar içinde buluruz kendimizi. Girdiğimiz ortamdaki dile yabancı kalmamak için anlam veremediğimiz birkaç kelimeyi cümlelerimizde kullanmak giymek istemediğimiz tarzda bir ürünü satın alıp ona sahip olmanın bize kazandırdığı sosyal onay alma arzusu... Sergilediğimiz bu davranışlar aslında kıyafetlerimizi kullandığımız kelimeleri davranışlarımızı düşüncelerimizi yani bizi biz yapan detayların tümünü standartlaştırdığımızı görmemizi engeller.

Her gün on binlerce yeni üye kazanan Facebook belki buna verilebilecek en güzel örneklerden biri. Siteye yeni giriş yapan kişilerin aklındaki “eski arkadaşlarım nerede?” merakına “facebooklulaştıramadıklarımızdan” biri olmama kaygısının da eşlik edebileceği aklınıza geldi mi?

Peki benzer kaygılar taşınıyorsa neler yapılabilir? Örneğin gerçekten de bazı davranışlarınızın içinizden gelerek değil de çevrenizdeki kişilerin etkisiyle yaptığınızı düşünüyor musunuz? Eğer bu soruya cevabınız evet ise kendinize “Neden bir başkasının davranışlarıma etki etmesine izin veriyorum?” sorusunu sorarak başlayabilirsiniz. Kendi istediğiniz kıyafete değil de arkadaşlarınızınkine benzer kıyafetlere yönelmek sizi kendinizden uzak bir köşeye itmekten başka bir fayda sağlamayacaktır. Üstelik kendi beğeninizin size daha çok yakışabileceği olasılığını neden göz ardı edesiniz? Kendiniz olmaktan tekdüzelikten kaçınmaktan çekinmeyin. Söyledikleriniz sizi yansıtsın hayat hikâyenizi kendi cümlelerinizle yazın!

BU BÖLÜM MORMAVİ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 6 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), hicoibo (19-05-2010), incitanesi (18-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010)
Alt 17-05-2010, 11:13   #18 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Üniversiteli gençlerin çektiği 5 diyet sorunu
Bakımlı Dergi 2. sayı Daha çok fast food tarzında beslenen üniversite öğrencileri; karaciğer yağlanması reflü ve kabızlık gibi çeşitli rahatsızlıklarla karşı karşıya kalıyor. Çözüm ise sağlıklı beslenmekten geçiyor.

1- Gençlerin kalori hesabı yetişkinlerin hesabından farklı
Ortalama bir erişkinin günde 2 bin 200 kalori civarında bir diyetle beslenmesi gerekirken gençlerde bu oran ihtiyaca göre değişir. Gününün önemli bir bölümünü bedensel ya da zihinsel aktivite ile geçiren bir gencin kalori ihtiyacı normal bir gence göre daha yüksektir.

Günlük bazal enerji ihtiyacı kızlarda vücut ağırlığının 22 ile erkeklerde ise vücut ağırlığının 33 ile çarpımıyla elde edilir. Örneğin; 18 yaşında 1.70 cm boyunda 75kg ağırlığında ve orta derecede aktif (haftada 2-3 gün hafif ya da orta derecede egzersiz yapan) bir erkeğin günlük kalori ihtiyacı 2 bin 400 kalori aynı yaşta 1.60 cm boyunda 55 kg ağırlığında ve orta derecede aktif olan bir genç kızın günlük kalori ihtiyacı ise bin 850 kaloridir.

2- Fast food'lar kabızlığı artırıyor
Bağırsaklar vücudumuzun biyolojik saatidir ama üniversiteye başlayanlarda kabızlık artar.

Bol su için
• Posa miktarının azalmasıyla birlikte kabızlık başlar. Oysa sebze ve kabuklu meyveler yemeleri baklagillere ağırlık vermeleri günde en az bir öğün meyve tercihen iki öğün sebze yemeleri gerekiyor.
• Bunun yanı sıra bol su içmek şart. Bu suyu sadece su olarak değil katkısız içeceklerle de sağlayabilirler. Mesela bunlar doğal limonata ve meyve suları olabilir.
• Kola ve gazlı içecekler zararlıdır. Özellikle kolalı içecekler reflü şikayetlerini artırabilir.
• Kabızlığı tetikleyen bir başka durum da saatlerce bilgisayar karşısında oturma ve egzersiz yokluğudur.
• Spor yapmak hem bedensel hem de zihinsel fonksiyonları geliştirme açısından son derece yararlıdır. Vazgeçilmez bir alışkanlık olmalıdır.
• Kabızlıktan korunmak için gençlerin özellikle ev yemeklerini tercih etmeleri ve dışarıda yenilen kuru gıdalardan hazır yiyeceklerden uzak durmaları ve tuvalet saatlerini kendilerine göre yeniden belirlemeleri gerekir.
• Ancak kabızlık alışkanlık halini alırsa vakit geçirmeden bir hekime başvurmaları gerekiyor. Çünkü kabızlık çeken ve sürekli oturarak çalışan kişilerde daha sonra hemoroid makatta çatlak ve bunlara bağlı kanama gibi birçok klinik tablolar görülebilir.

3- Reflü gençlerde sık görülüyor
Günümüz gençliğinde reflü hastalığı daha sık görülüyor. Reflü belirtileri varsa uyurken yatak başını yükseltmek ve gece yatarken bir şey yememek gerekir. Çikolata tereyağ ve kahve gibi besinlerden kola ve asitli içeceklerden ve sigaradan da uzak kalmak şart. Reflü bazen 'helikobacter pylorin'in yol açtığı gastrit ve sindirim güçlüğü ile birlikte ortaya çıkabilir. Midesinde sürekli ağrı yanma gaz şişkinlik yakınması olan kişiler uzman bir hekime başvurmalıdır. Gençken önemsenmeyen reflü sonra büyük sorun olur.

4- Aşırı A Vitamini karaciğeri yağlandırır
Bazı çevreler ve aileler gençleri vitamin kullanımına özendiriyor. Ancak normal beslenen bir insanda vitamin eksikliği görülmez. Dolayısıyla aşırı vitamin almanın bir yararı yoktur. Aşırı miktarda gereksiz vitamin alımının ileride bazı hastalıklara yol açabileceği de bilinmelidir. Örneğin aşırı A vitamini alımı karaciğer yağlanmasına ve ileride karaciğer sirozuna yol açabilir. Antioksidan olarak alınan C ve E vitaminin faydalı olmaktan çok zararlı olabileceği de bazı çalışmalarda gösterilmiştir.

Demir eksikliğinin nedeni
Demir eksikliği gençlerde konsantrasyon bozukluğuna halsizlik güçsüzlük baş dönmesi ve göz kararması gibi sorunlara yol açabilir Eğer bir gençte demir eksikliği varsa öncelikle bunun sebebi araştırılmalıdır. Demir eksikliğinin nedeni yetersiz gıda alımı az protein alımı ya da demirli besinlerin az tüketimi aşırı adet kanamaları gizli sindirim sistemi kanamaları barsak parazitleri olabileceği gibi ince bağırsakta demir emilimini bozan çölyak hastalığı gibi bir bozukluğa da bağlı olabilir.

5- Uzakdoğu çaylarına dikkat!
Özellikle aktarlarda satılan Uzakdoğu'dan gelen zayıflama çaylarının sindirimi kolaylaştırdığı öne sürülüyor. Müshil içeren ve içeriği bilinmeyen otların bilinçsiz tüketiminin hem sindirim sistemine hem de karaciğere zarar verebileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bitki karışımları ve kompleks bitkisel ürünler sağlık açısından tehlikelidir.

Düşük kalori beyninizi yorabilir
Bakımlı Dergi 2. sayı • Fazla kalorili besinlerle günlük ihtiyacını karşılayan bir genç özellikle spor yapmıyorsa daha kolay kilo alır.
• Günlük kalori ihtiyacını karşılayamayan bir genç bedensel ve zihinsel olarak güç kaybına uğrar zayıflar ve derslerinde başarılı olamaz.
• Diyet uzmanlarına göre; alınacak olan yağ oranının yüzde 30'u geçmemesi gerekiyor. Mesela 2 bin 200 kalorilik bir diyetle beslenen bir kişi en fazla 75 gram yağ alabilir. Eğer 2 bin 800 kalori alması gerekiyorsa bunun 90 gramı yağlardan karşılanmalıdır.

Kantinler kalorili
• Proteinlerin sindirimi için yağ asitlerine ihtiyaç vardır. Bu nedenle okul kantinleri üniversite yemekhaneleri ve öğrenci yurtlarının öğrencilerin yiyeceği yemeklerin bileşenlerine ve kalori hesabına çok dikkat etmeleri gerekir.
• Öğrenciler enerjilerinin büyük bir kısmını karbonhidratlardan alır. Bilinmesi gerekir ki; 1 gr yağ 9 kalori verir 1 gr karbonhidrat ve protein de 4 kalori verir. Aşırı miktarda yağ alımı birtakım sindirim hastalıklarını tetikleyebilir.
Kaynak: Sabah


11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 111111111111111

Basarili olabilmek; çalismanin karsiligini en üst düzeyde alabilmek etkili çalisma yollarini iyi bilmek etkili çalisma yöntemlerini uygulamak ve programli çalisma aliskanliklarini gelistirmekle mümkündür. Ögrencilerimiz verimli ders çalisma yöntemlerini bilmediklerinden bir takim yanlis çalisma aliskanliklari olusmaktadir.

Bu yanlis çalisma aliskanliklari sunlardir:
Bakımlı Dergi 2. sayı • Çalisma zamanini düzensiz kullanmak.
• Evin çesitli yerlerini çalisma yeri olarak kullanmak.
• Yatarak veya uzanarak ders çalismak.
• Müzik televizyon poster afis resim gibi dis uyaricilari çalisma ortaminda bulundurmak.
• Yanlis okuma aliskanliklari nedeni ile yavas okumak.
• Çalisirken hayal kurmak çesitli endiseler gibi dis etkenlerle sik sik dersten kopmak.
• Dersi ezberleyerek çalismak.
• Kaynaklardan yararlanmayi bilmek.

VERİMLI DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ
1 – Ögrenmeye hazir olmak.
2 – Niçin ögrenecegimizi bilmek.
3 – Planli çalismak.
4 – Dikkati çalisma konusu üzerinde yogunlastirmak.
5 – Anlama gücünü gelistirmek.
6 – Ögrenilenleri hatirda tutmak.
7 - Iyi okumak ve okuma hizini artirmak.
8 - Ödev hazirlamayi ögrenmek.
9 - Sinavda basarili olmanin yollarini ögrenmek.

1 - ÖĞRENMEYE HAZIR OLMAK
Ögrenme ; Yeni davranislar kazanarak yada kazanilmis davranislarda degisiklik meydana getirme sürecidir.
Ögrenci sinifa gelirken yada ders çalismaya baslamadan önce ögrenecegi konuya motive olmali ve ögrenecegi konuya ihtiyaç duymalidir. Aksi taktirde zamanini bosa harcamis olur.

Ögrenmeye hazir olma ögrencinin bazi ögretim hedeflerine göre varolan kapasitesinin yeterlilik durumudur. Ögrenmeye hazir olma ögrencinin bilgisi yetenekleri ilgileri aliskanliklari tutumlari ve degerleri ile ilgilidir. Bu ögeleri dikkate almayan bir ögrenme durumunda geçerli ögrenme yasantilarinin olusmasi oldukça güç olur. Ders çalismaya baslamadan önce olumsuz düsüncelerden uzaklasmak gerekir. Olumsuz düsüncelerden uzaklasmak için sunlar yapilmalidir.

• Sinav için olumlu düsünün.
• Kendinize kendi degerinizin altinda deger biçmeyin.
• Bu dersi anlamiyorum deyip bir kenara atmayin.
• Sinav basarinizla kisilik degerinizi es görmeyin.

2 – NİÇİN ÖĞRENECEĞİMİZİ BİLMEK
Neyi niçin ögrenilecegini bilmek ögrenmek için gerekli olan motivasyonu olumlu yönde etkilemesi yaninda amaci muhtevasi bilinen bir konu birey için daha anlamli olacak ve kolay ögrenilecektir. Çalismaya baslamadan önce amaç çok açik bir sekilde belirlenmeli ve bosa vakit harcanmamalidir. Amaca uygun planlama yapmak sizi bosa vakit harcamaktan kurtaracaktir. Birden fazla amaciniz olabilir Bunlari önem sirasina koymali tüm gücünüzü en önemli olan amacinizi gerçeklestirmek için harcamalisiniz. Amaçlar motivasyon için temel olusturur ve davranisi yönlendirir. Çalismak istedikleri halde çalisamadiklarini söyleyen ögrencilerin çogu çalismak için kendilerine ait bir amaçlarinin olmadigini belirtmislerdir. Çalismak için kendisine ait bir amaci olmayan bir ögrencinin verimli ders çalismasi mümkün degildir. Etkili ve verimli ders çalismanin yolu ise planli çalismaya baglidir.

3 – PLANLI ÇALIŞMA
Planli çalisma bastan sona amaçli bir istir. Plan bir ögrenciye ;
• Bir isin hazirlanmasinda kendisine yeterli zamani ayarlamasini saglar.
• Daha etkin olmasina yardimci olur.
• Kendisine güvenini artirir.
• Sorunlarini çözmesini kolaylastirir.
• Dogru karar vermesini saglar ve kararsizliktan kurtarir.

Plan hazirlarken asagidaki noktalara dikkat edilmelidir :
• Çalismak için ayrilacak saatler saptanirken çalisacak dersin verildigi gün ve saate yakin olmasina dikkat edilmelidir. Bu durum unutmayi azaltir ögrenileni pekistirir.
• Çalisma plani ani olarak ortaya çikabilecek durumlarda çalismanin degisik saatlere kaydirilmasina olanak verecek esneklikte olmalidir.
• Çalisma sürelerinin uzunlugu derslerin özelliklerine göre düzenlenmelidir.
• Hangi saatte neyin çalisilacagi kesin olarak önceden bilinmelidir.
• Çalisma aralarindaki dinlenmeler ne çok uzun ne de çok kisa olmalidir.
• Yapilan plana ne ölçüde uyuldugu günün sonunda mutlaka denetlenmelidir.
Plan üç asamada hazirlanabilir:

1. Asama : Her dersten çalisilmasi gereken konular saptanmalidir.
2. Asama : Bu konular haftanin belli günlerine bölünerek yerlestirilmelidir.
3. Asama : Okuldan gelis zamani ile yatis saati arasinda kalan süre hesaplanmalidir. Bir gün boyunca yemek dinlenme okul isleri varsa hobileri spor müzik gibi günlük aktivitelerden arta kalan sürede 45 dk. Ders 5 dk. Tekrar 10 dk. Dinlenme olmak üzere seçilen konular bitene kadar çalisilmalidir.

4 – DİKKATI ÇALIŞMA KONUSU ÜZERİNDE YOĞUNLAŞTIRMAK
Dikkat bilincin belli bir noktada toplanmasi haline denir. Ögrencinin dikkatini konu üzerine toplamadan çalismaya direnmesi bosuna zaman kaybetmekten baska bir sey degildir.
Etkili bir çalismanin gerisinde yatan temel öge dikkattir. Dikkatin belli bir noktada toplanmasi için " güçlü amaçlar " saptanmalidir.
Ders üzerinde dikkati toplayamamanin iki nedeni vardir.
• Bu konuda bir aliskanliga sahip olmama
• Konu üzerinde çalisirken konu disindaki bir sorunun zihni rahatsiz etmesidir
Fakat unutulmamalidir ki dikkat alistirmalarla kazanilan ve gelistirilen bir aliskanliktir.

DİKKATİ DAĞITAN BAZI NEDENLER :
• Önemsiz sorunlarin zihni oyalamasi.
• Duygusal sorunlarin olmasi. Duygusal sorunlar zihnini bir kisir döngüye sokar. Bu durumda gerçekçi olup duygularimizla degil aklimizla hareket edip bu sorunlardan kendimizi korumaliyiz.
• Çalisirken gereksiz ayrintilara dalinmasi.
• Çevrede olumsuz uyaricilarin olmasi.
• Ögrencilerde yetersizlik duygularinin bulunmasi.
• Ögrenilecek bilgilerin sistemsiz zor ve karmasik olmasi.
• Düzensiz ve amaçsiz çalisilmasi.
• Müzik dinleyerek. Televizyon izleyerek veya sakiz çigneyerek ders çalisilmasi.
• Zorlanilan derslerin bulunmasi.
• Yatarak ders çalisilmasi.
• Çalisma aninda uygun dinlenme araliklari verilmemesi.
• Motivasyon eksikligi isteksizligi.

DİKKATI TOPLAMA YOLLARI :
• Çalisma amacinin saptanmasi : Amaç yapilan isin neden yapildigini belirler. Yaptigi isin amacini bilmek ögrencinin bu isi benimseyip ona sahip çikmasina ve bu is için güdülenmesine yardimci olur.
• Çalisma için karar verme : Çalisma üzerinde dikkatin toplanabilmesi için gerekli kararlarin verilmis olmasi gerekir.
• Konuya merak duyma : Merak konuya karsi ilgi uyandirir ve dikkatin konu üzerinde yogunlasmasini saglar.
• Fiziksel çevrenin düzenlenmesi : Çalisma için uygun masa sandalye oda isisi isik durumu sessizlik gibi kosullar saglanmalidir. Divan koltuk yatak ve yumusak sandalye gibi çalismayi olumsuz etkileyecek ortamlarindan uzak durmalidir.
• Planli ve sistemli çalismayi bilme : Planli çalismada ögrenci kendini konuya daha çok verir dikkatin dagilmasini önleyerek çalismada etkililik süresini artirir.
• Çalismada çesitlilik saglama : Çalisma sirasinda okuma yazma anlatma uygulama test çözme vb. degisik etkinliklere yer vermek dikkatin dagilmasini önler.
• Çalismada hedef saptama : Gerçekte konu ne olursa olsun çalismaya geçmeden önce ögrenci kendisine erisilebilir bir hedef seçmelidir. Bu hedefe ulasmadan çalismayi birakmamalidir. Seçilen hedefler gerçekçi olmalidir. Ögrenci gücünün yetmeyecegi hedeflere ulasmayi arzuladigi zaman bu hedefleri gerçeklestirmesi zorlasir. Sik sik koydugu hedefe ulasamayan ögrenci kendisine güvenini yitirerek derslere karsi genel bir isteksizlik duyar ve basarisizlik duygusuna kapilir.
• Kendine güvenme : Güven eksikligi olan bir ögrencinin kendine güven duymasinin en etkili yolu o isi basaracagina kendini inandirmasidir.
• Çalisma öncesi yeterince dinlenmis olma : Asiri duyarlilik karamsarlik isteksizlik bedensel yorgunluk uyumsuzluk gibi nedenlerle beliren bitkinlige düsmemek için her zaman ayni biçimde olan çalisma yöntemlerinden kaçinilmalidir.

5 – ANLAMA GÜCÜNÜ GELİŞTİRMEK :
Bir seyi ögrenirken ve hatirlarken bütün duygularinizi kullanmalisiniz.
• Gerekli gereksiz her seyi ögrenmek yerine yalniz gerekli bilgiler ögrenilmelidir. Bu nedenle okuldaki derslerinize düzenli olarak devam etmelisiniz.
• Ögrenmede somut olanlarin soyut olanlardan daha kolay ögrenildigi bir ilkedir. Ögrendiginiz bu ilkeyi sorunlarin çözümünde kullanarak somutlastirin.
• Ögrenirken kavramlari formülleri kodlayin. Örnegin ; arkadasiniza ait olan 312 83 23 gibi bir telefon numarasini 312 Ankara'nin alan kodu 83 dogum yilim 23 nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayrami gibi kodlayarak ögrenirseniz hatirlamaniz da kolay olur.
• Sözcük kural tanim formül gibi seyleri ezberlemede kart yöntemini kullanin. Bunlari küçük kartlara yazarak bos kaldiginiz her firsatta çikarip okuyun.
• Anlami yada niteligi bilinmeden hiçbir yasa kural ilke asla ezberlenmemelidir.
• Sinavlardaki bazi sorular bilgi temellidir. Bu da ögrenilen bilgilerin degisik zamanlarda farkli bilgilerle birlestirilip kullanilmasini zorunlu kilar. Bir dersle ilgili temel kavram ve ilkeleri bilmiyorsaniz o dersle ilgili daha karmasik konulari anlamaniz mümkün degildir. Bu nedenle bilgi eksikliginizi gidermeli ögretmenlerinizden yardim istemelisiniz.

6 – ÖĞRENİLENLERİ HATIRDA TUTMAK :
Çalismada en iyi verimi alabilmek için ders çalisma seanslarini 30-40 dk. lik bölümlere ayirmali ve 30-40 dakika çalistiktan sonra da 10 dakikalik bir tekrar yapmak gerekir. Her çalisma seansinda sonra 10 dakikalik bir dinlenme arasi verilmemelidir. Bu dinlenme ile beden gevser. Zihin ögrendiklerini saglamlastirir. Bu hatirlamayi kolaylastirir.
Problem çözerken sonuca ulasincaya kadar ara verilmemelidir. Uzun bir listeyi çalismak yerine parçalara bölerek çalismak daha kolaydir.
Ögrendiginiz bir bilgi önce " kisa süreli bellege " yerlesir. Bu bilgiler hemen unutulur. Bunlar unutulmasina engel olmak için sik sik tekrarlar yapmak gerekir. Bu tekrarlar sayesinde kisa süreli bellekteki bilgiler uzun süreli bellege aktarilir.
Sistemli yapilan tekrarlar sayesinde bilgiler uzun süreli bellege yerlesir ama bu bilgiler henüz bize mal olmamistir. Bilgilerin bize mal olabilmesi ve gerektiginde hatirlanabilmesi için bilgilerin kullanilmasi yani sinanmasi gerekir. Sinama bilgi transferinin gerçeklesebilmesi için kaçinilmazdir. Ögrencinin ögrendigi konuyla ilgili kendi fikirlerini olusturmasi sorular çikarmasi konu ile ilgili problemler çözmesi konunun benzerlik ve ayriliklarini ayir etmeye çalismasi sinama için yeterlidir. Sinama bizi uzun süreli bellekte depolanan bilgiye götürür.
Yeni ögrenilen bilgilerin hemen arkasindan yapilan tekrarlar çok önemlidir. Çünkü insan ögrendiklerinin yarisini ögrenmeden sonraki ilk 20 dakikada unutur. Ilk 24 saat içinde de geriye kalan bilginin % 70 ini unutur.

7 – İYİ OKUMAK VE OKUMA HIZINI ARTIRMAK :
Iyi ve etkili okuma denilince okudugunu anlama ve hizli okumak akla gelir.
Okurken sunlara dikkat edilmelidir :
• Önce okunulacak konuya hizlica göz atilmali ve bu konuda bir izlenim olusturulmalidir.
• Bu izlenimlere göre konu ile ilgili sorular çikarilmali ve bu sorulara yanit alabilmek için hizlica okunmalidir.
• Sonra ana fikir özetlenmeli ve not edilmelidir.

8 – ÖDEV HAZIRLAMAYI ÖĞRENMEK :
Iyi bir ödev hazirlayabilmek için ödev konusunu iyi anlamak ve daha sonra ödev konusu ile ilgili kaynaklari toplayarak ödev hazirligina baslamak gerekir. Ödevi yazmaya baslamadan önce ödev konusunda plan yapilmali nelere hangi sina ile yer verilecegi tespit edilmelidir.

9 – SINAVDA BAŞARILI OLMANIN YOLLARINI ÖĞRENMEK :
Ögrencilerin sinava karsi takindiklari tutum onlarin basarilarini etkilemektedir. Sinavdan korkan ögrencilerin sinavda basarili olamama durumlari söz konusudur. Bunun için ilk yapacaginiz is ögrenciyi sinava hazirlamakla birlikte ögrencinin kendine güven duygusunu gelistirmek olmalidir. Çünkü etkili ve verimli ders çalisma aliskanligi kazanabilen sinav korkusu en az olan ögrenciler kendine güven duygusu yüksek olan ögrencilerdir.
Sinavda basarinin ilk kosulu gününden çok önceden baslayarak amaçli ve kararli bir çalismanin yapilmis olmasini gerektirir. Sinav hazirligi için dikkate alinacak baslica noktalar sunlardir :

• Konu özetlerinin çikarilmasi
• Ögrenilenlerin yinelenmesi
• Önceki sinav sorularinin incelenmesi
• Çalismada agirlik verilecek konularin saptanmasi
• Ögretmen gibi düsünme
• Sinav denemeleri yapmak
• Az bilinen konular üzerinde çalismak
• Sinav hakkinda ön bilgi sahibi olmak

ETKİLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİNİ KULLANMASINA ÖĞRENMEYE VE ÖĞRENCİNİN GELİŞİMİNE YÖNELİK TÜM ÖNLEMLERİN ALINMASINA RAĞMEN ÖĞRENCİ HALEN BAŞARILI OLAMIYORSA BİR PSİKOLOJİK DANIŞMANDAN GÖRÜŞ VE YARDIM İSTENMESİ YARARLI OLABILIR...



11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 1111111111111




Üniversite okumanın faydaları
Bakımlı Dergi 2. sayı Dave Barry'nin üniversiteye girecek öğrenciler için yazdığı yazısının çevirisini aşağıda bulacaksınız...

Aranızda pek çok genç ciddi olarak üniversiteye gitmeyi düşünüyor. (Tabii ki bu bir yalan. Siz gençlerin tek düşündüğü içki içip eğlenmek ve seks yapmak. İnanın bana bunlar üniversite eğitimiyle yakından alakalı.)

Üniversite dedikleri aslında bir şeyler ezberlemek için kaba bir hesapla iki bin saat harcadığınız odaların topluca bulunduğu yerdir. Bu iki bin saat dört yıla yayılır ve sizler geri kalan zamanı içki içerek uyuyarak ve kız ayarlamaya çalışarak geçirirsiniz.

Üniversitede iki şey öğrenirsiniz:
1- Sonraki hayatta işinize yarayacak şeyler (iki saatinizi alır). Bunun içinde telefonlara cevap vermek pijamanızdan bira ve mürekkep lekelerini çıkarmak vb. vardır.

2- Sonraki hayatınızda işinize yaramayacak şeyler (geri kalan 1998 saati bunları öğrenmeye harcarsınız). Genellikle sınıflarda öğrendiğiniz ve isimlerinin sonunda -tik -loji -tri gibi ekler olan konulardır. Bu konuları ezberlersiniz sırası gelince sınav kağıtlarına yazarsınız ve sonra unutursunuz. Eğer bunları unutmayı başaramazsanız bir öğretim görevlisi (hatta profesör) olup hayatınızın geri kalanını üniversitede geçirmek zorunda kalabilirsiniz.

Her şeyi unutmak çok zordur. Mesela ben üniversitedeyken John Donne'dan başka üç metafizikçi şairin daha adını ezberlemek durumunda kalmıştım (sakın neden diye sormayın). Birinin adını unutmayı başarabildim. Ama diğer ikisinin adlarının Vaugham ve Crashaw olduğunu hatırlıyorum. Bazen önemli bir şeyi mesela eşimin bana yağlı mı yoksa diyet mi ton balığı sipariş ettiğini anımsamaya çalışırken tam da süper marketin orta yerinde aklıma Vaugham ve Crashaw'un isimleri geliyor. Ne korkunç bir zihinsel israf!

Üniversitede bir yılınızı doldurunca kendinize bir anadal seçmeniz beklenir. Anadal hakkında önce ezber yapmak ve sonra ezberlediklerinizin pek çoğunu unutmaya niyetlendiğiniz konudur.

Bakımlı Dergi 2. sayı Dave Barry uzun bir zamandır adından söz ettiren Amerikalı bir 'mizahi köşe' yazarı. Çeşitli yayın organlarında yer alan yazılarının yanı sıra yayınlanmış çeşitli kitapları da var.

İşte size çok önemli bir öğüt:
Tartışmasız gerçekler ve kesin cevaplarla ilgilenmeyen bir anadal seçin. Bu demektir ki ASLA matematik fizik biyoloji ve kimya dallarını seçmemelisiniz.

Mesela anadalınız matematikse bir gün sınıfa girersiniz ve hocanız size der ki "İkili sayı düzeninde dörtgen bir aksis kadrantının kosinüs integralini tanımlayınız ve bulduğunuz sonucu beş belirgin kesişim noktası üzerinde gösteriniz." Eğer hocanızın aklından geçirdiği cevabın aynısını veremezseniz başarısız olursunuz.

Kimya için de aynısı geçerlidir: Eğer sınav kağıdına karbon ve hidrojenin birleşerek meşe ağacı oluşturduğunu yazarsanız sınavdan çakarsınız. Hocanız sizden kendisinin ve bütün kimyacıların üzerinde mutabık kaldığı cevabı vermenizi beklemektedir.

Bilim adamları bu konuda son derece tutucudurlar.

Öyleyse; İngilizce felsefe psikoloji veya sosyoloji gibi kimin ne dediğinin kimse tarafından anlaşılmadığı ve kesin gerçeklerle ilgisi olmayan konular seçmelisiniz.

Bütün bu konularla ilgili dersler almış biri olarak şimdi size kısa değerlendirmelerde bulunacağım.

1- İNGİLİZCE: Derse girmeden hemen önce kısa alıntılarını okuduğunuz kalın kitaplar hakkında ödevler hazırlamak bu konunun temelini oluşturur. İşte size İngilizce ödevlerinden iyi notlar almanızı sağlayacak bir ipucu: Bir kitap hakkında sağduyu sahibi birinin söyleyebileceği hiçbir şey söylemeyin.

Mesela Moby Dick romanı üzerinde çalıştığınızı varsayalım. Sağduyusu olan herhangi biri Moby Dick'in büyük bir beyaz balina olduğunu söyleyecektir çünkü kitaptaki karakterler yaklaşık on bir bin defa Moby Dick'ten büyük beyaz bir balina olarak bahsetmektedir. Öyleyse siz ödevinizde Moby Dick'in aslında İrlanda Cumhuriyeti'ni temsil ettiğini söyleyin. Sınav kağıtları ve ödevleri okumaktan ölesiye bezmiş ve aslında Moby Dick'i hiç sevmemiş olan hocanız sizin son derece yaratıcı olduğunuzu düşünecektir. Eğer sebat ederek ve sürekli olarak basit hikayelerden çılgınca yorumlar çıkarabilirseniz İngilizce'yi anadal olarak seçmelisiniz.

2- FELSEFE: Bu konunun ilgilendiği bir odada oturup gerçeklik diye bir şey olmadığına karar vermek ve sonra öğle yemeğine gitmektir. Eğer bol bol uyuşturucu çekmek gibi niyetleriniz varsa felsefeyi seçmelisiniz.

3- PSİKOLOJİ: Fareler ve rüyalarla ilgilenir. Psikologlar fareleri ve rüyaları takıntı haline getirmişlerdir. Bir keresinde bütün bir sömestiri bir fareyi belli bir sıra takip ederek bazı düğmelere basması için eğiterek ve sonra aynı eğitimi oda arkadaşıma da uygulayarak geçirdim. Fare çok daha hızlı öğrendi. Oda arkadaşım ise şimdi bir doktor. Eğer fareleri ve rüyaları seviyorsanız hatta en iyisi fareleri rüyanızda görüyorsanız psikolojiyi seçmelisiniz.

4- SOSYOLOJİ: Nelerden bahsettiğinin anlaşılması mümkün olmayan konular arasında sosyoloji açık farkla birinci gelir. Yüzlerce saat boyunca sosyoloji derslerine girdim ve ağız dolusu sosyoloji yazıları okudum. Ama bütün bu saatler boyunca tutarlı bir önermeyi ne gördüm ne de duydum. Çünkü sosyologlar bilimadamı sınıfından sayılmak adına zamanlarının çoğunu basit ve belirgin gözlemleri bilimselmiş gibi görünen bir dile tercüme etmek için harcarlar. Sosyoloji üzerinde çalışmayı planlıyorsanız siz de bu tercüme işinin nasıl yapıldığını öğrenmek zorunda kalacaksınız.

Örneğin çocukların yere düşünce ağladıklarını gözlemlediniz diyelim. Bunu şöyle yazmalısınız:

"İzole edilmiş ve gelişimini henüz tamamlamamış insanların sosyometrik davranış eğilimlerinin metodolojik gözlemleri yere yönelik tropism ve gözyaşı veya 'ağlama' biçimindeki davranış formu arasında sebep-sonuç ilişkisi olduğunu göstermektedir."

Bu şekilde elli altmış sayfa yazmayı sürdürebilirseniz geniş ölçüde devlet burslarından yararlanabilirsiniz.

BU BÖLÜM MORMAVİ TARAFINDAN HAZIRLANILMIŞTIR.


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 6 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), hicoibo (19-05-2010), incitanesi (18-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010)
Alt 17-05-2010, 11:18   #19 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Lekeleri dert etmeyin!
Halının üzerine dökülecek çay geliyorum demez! Olası kazalar ve lekelere karşı pratik önerilerle hemen müdahale ederek lekeleri yok edebilirsiniz.

Çay Lekesi: Çay döküldüğü anda temiz bir bulaşık süngeri üzerine bir miktar şampuan dökün. Lekenin olduğu bölgeyi köpürterek ovun. Kolaylıkla temizlenecektir.

Çamur Lekesi: Çamur lekesini ıslakken temizlemeye çalışmak işinizi zorlaştırır lekenin halıya yerleşmesine neden olur. Halının üzerinde çamur lekesi oluştuğunda mutlaka kurumasını bekleyin. Ardından elektrik süpürgesiyle süpürün. Nemli bir elbise fırçasıyla lekenin olduğu bölgeyi fırçalayın.


Kahve Lekesi: Kahve lekesini tıpkı çay lekesi gibi şampuanla temizleyin. Eğer leke temizlenmezse beyaz ispirtoyu bezin üzerine dökerek silin. Beyaz ispirtoyu eczane ve marketlerden temin edebilirsiniz.

Yağlı Boya: Halı üzerindeki yağlı boya lekesini çıkarmanın en etkili yolu tiner kullanmaktır. Pamuğun üzerine bir miktar tiner dökerek lekeli bölgeyi kolayca temizleyebilirsiniz. Tineri yapı market ve nalburlardan alabilirsiniz.

Çim Lekesi: Ayakkabılara bulaşan çim lekesi halının üzerine yerleşirse beyaz ispirtodan yardım alabilirsiniz. Pamuğun üzerine ispirtoyu dökün. Lekeli bölgeyi silerek temizleyin.

Kan Lekesi: Kan lekesi temizlerken kesinlikle sıcak su kullanmayın. Bu lekenin iyice yerleşmesine neden olur. En doğru yöntem soğuk su ile silmek ardından bulaşık deterjanı ya da şampuanla temizlemektir.

Yağ Lekesi: Özellikle mutfak halıları yemek pişerken çıkan yağ kokusuna maruz kalabilir. Ev kazaları sonucunda yağ dökülebilir. Az miktarda yağ döküldüyse sünger üzerine bulaşık deterjanı döküp ovalayarak temizleyin. Eğer yüksek miktarda yağ döküldüyse profesyonel temizlik şirketlerinden yardım alın.

Mum Lekesi: Mum lekesini çıkarmak için delici ya da kesici alet kullanmak halıya zarar ve istediğiniz sonucu elde edemezsiniz. En başarılı sonuç için mum lekesinin olduğu bölgeyi kağıtla kaplayın. Eriyene kadar ütüleyin. Erimiş mumu ılık suyla temizleyin.

Şarap Lekesi: Bir kovanın içine yarı yarıya su ve sirke doldurun. Temiz bezi bu karışım içinde ıslatın. Şarap lekesinin olduğu bölgeyi silerek temizleyin.

Kaynak: Sabah



11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 1111



Evde işinize yarayacak ipuçları
Fırına sinmiş balık kokusu matlaşan kristaller çaydanlıkta oluşan kireç tabakası ve daha fazlası için hayatınızı kolaylaştıracak pratik püf noktaları.

Çelik çaydanlıkların dış yüzeyinde kararmalar iç yüzeyinde kireç tabakası oluşabilir. Mutfağınızdaki malzemeleri kullanarak çaydanlığınızı ilk günkü görünümüne kavuşturabilirsiniz. Yarım bardak üzüm sirkesine 1 yemek kaşığı tuz ekleyip karıştırın. Bulaşık süngerini karışıma batırıp çaydanlığınızın dış yüzeyini yıkayın. Kireç tabakasını temizlemek için patates kabuklarını çaydanlığın içine koyun üzerine su ekleyip bir süre kaynatın. Farkı göreceksiniz.

Mutfakta hayatı kolaylaştıran aletlerden biri mikserdir. Kek ya da muhallebi için kullandığınız mikseri temizlemekte zorlanıyorsanız kolayı var. Plastik bir kabın içine kaynar su ekleyin. Mikseri kaynar suda çalıştırın. Kolayca temizlendiğini göreceksiniz.

Fırın mangal duman ızgara gibi pişiricilerin ızgara tellerini temizlemek için temiz bir ponza taşı yeterli. Ponza taşını ıslatmadan ızgara tellerini ovun ve kolayca temizleyin.Fırında balık pişirdikten sonra uzun süre kokusu gitmeyebilir. Bu rahatsız edici kokudan kurtulabilmek için oldukça pratik bir yöntem bulunmaktadır. Fırın tepsisine alüminyum folyoyu yayıp üzerine bir miktar tarçın serpin. 15 dakika orta dereceli ısıda fırını çalıştırın. Hem mutfağınız hem de fırınınız mis gibi kokacaktır.

Uzun süre buzdolabında kalıp bozulmuş bir yemek ya da elektrikler kesildiği için derin dondurucuda çözülen gıdalar dolabınızın kötü kokmasına neden olabilir. Dolabınızı deterjanlı suyla silip iyice kurulayın. Limonun kabuklarını soymadan dilimleyin ve buzdolabının en üst rafına koyun. Kötü kokular limon sayesinde yok olacaktır. Her gün limonları yenilemeyi unutmayın.

Yeni alınan tabak ve mutfak eşyalarındaki etiketleri çıkarmak için üzerine mobilya cilası sürün. Yumuşak bir bez ile silip bulaşık makinesinde yıkayın. Etiket izi kalmayacaktır.

Yeni aldığınız güveç ve toprak kapları kullanmadan önce içine sirkeli suyla doldurun. Bir gece beklettikten sonra sirkeli suyu döküp iyice yıkayıp durulayın. Böylece çatlaklara karşı önlem almış olursunuz.

Kristal avizeler ya da ev aksesuarları zamanla ışıltısını yitirebilir. Parlaklık kazandırmak için yarım kova ılık suyun içine 3 adet limonun suyunu ekleyin. Kristallerinizi limonlu suyla silin. İlk denemede farkı göreceksiniz.

11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 111111


Ev ekonomisine katkı sağlayacak ipuçları
Sıradan şeyleri amaçları dışında da kullanarak hem mükemmel sonuçlar alabilir hem de ekonomi yapabilirsiniz.

Tırnaklarınıza limonla bakım yapın.
Ekonomi kriz özellikle ev ekonomimizi derinden etkilemeye devam ederken biz paramızı ve zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını araştır olduk. Evimizdeki hemen hemen herşeyi birden çok defa kullanabilmek için neyin nerede kullanılacağını bilmeniz gerekiyor. Bİrçok şey amaçları dışında pratik olarak kullanılabiliyor.

Örneğin küçük bir aspirinin arabanızı çalıştırabileceğini ketçapın gümüşlerinizi parlatma özelliğine sahip olduğunu ya da kaçmış çoraplarınızın ayakkabılarınızı mükemmel bir şekilde cilalayabileceğini biliyor muydunuz?

İşte size bunun gibi bazı küçük ama önemli ipuçları:

ASPİRİN: Biten araba akünüzü aspirin ile tekrar canlandırabilirsiniz. Eğer etrafta arabanızı çalıştırmak için size yardım edebilecek kimse yoksa akünüzün içerisine 2 tablet aspirin atarak arabanızın tekrar çalışmasını sağlayabilirsiniz. Asetilsalisilik asit akünün içerisindeki sülfürik asit ile birleşerek son bir şarj üretip arabanızın çalışmasına yardımcı olacaktır.

KARBONAT: Tıkanmış mutfak giderini temizlemek için tesisatçıyı aramanıza gerek yok. 200 gr. Karbonatı tıkanmış deliğe dökün ardında da 200 ml. sıcak sirke ekleyin. Birkaç dakika bekledikten sonra 1 litre kaynar suyu dökün. Tesisatçıya gerek duymadan tıkanmış giderlerinizi en ucuz yoldan açmış olacaksınız.

MISIR UNU: Düğümlenmiş ayakkabı bapları ya da ipler inatçı bir şekilde çözülemezler. Düğümün üzerine bir parça mısır unu serpiştirin. Böylece düğümü çözmek daha kolay olacak ve size zaman kazandıracak.

Saksınızın altına yerleştireceğiniz bir bebek bezi çiçeğinizin kurumasını engeller.
BEBEK BEZLERİ: Bitkilerinizin daha uzun süre su tutmasını mı istiyorsunuz? Bitkilerinizi dikmeden önce saksınızın dibine emici tarafı yukarıya gelecek şekilde bir bebek bezi yerleştirin. Bebek bezi suyu içine çekecek ve bitkinizin suyu çabucak emerek kurumasını engelleyecektir.

SAÇ KREMİ: Ayakkabılarınızı kötü havaların etkisinden koruyabilir. Kış boyunca ayakkabılarınıza bir miktar saç kremi sürerek tuz ve kimyasalları ayakkabınızdan uzak tutarak onları koruma altına alabilirsiniz.

BUZ KABI: Yarım kalmış bitiremediğiniz şaraplarınızı nasıl değerlendirebileceğinizle ilgili bir ipucu. Kalan şaraplarınızı buz kabına koyup dondurun. Aylar sonra bile hala içilebilir olacaklardır. Ayrıca makarnalarınızın sosu için de daha sonraları kullanabilirsiniz.

KAVANOZLAR: Eldivenlerinizi boş bir kavanozun altına koyarak kurutabilirsiniz. Kavanozu bir radyatörün üzerine ters çevirip koyarak çok çabuk bir şekilde kurutabilirsiniz.

KETÇAP: Gümüş takılarınızı ketçap dolu bir kasenin içinde 5 dakika bekletin. Daha sonra takıların işlemeli kısımlarının da parlaması için eski bir diş fırçasıyla hafifçe fırçalayın. Durulayıp kurumaya bırakın.

LİMON: Bir manikürcüye gerek duymadan da evinizde bir limon yardımıyla tırnaklarınıza bakım yapabilirsiniz. 200 ml ılık suya yarım limon suyu ekleyin ve tırnaklarınızı 5 dakika boyunca içerisinde bekletin. Tırnaklarınızın üst kısmındaki ölü deriyi yukarı doğru ittikten sonra tırnaklarınızı limon kabuğuyla ovun.

MAYONEZ: Bir parça mayonezle saçınıza ve saç derinize sanki saç kremi kullanıyormuşsunuz gibi masaj yapın. Daha sonra saçlarınızı duş bonesiyle kapatıp birkaç dakika bekleyin ve şampuan yardımıyla yıkayın. Sonuç olarak saçlarınız mükemmel bir parlaklığa kavuşacak.

TIRNAK CİLASI: Gömlek düğmelerinin içindeki ipliklerin üzerine bir damla renksiz tırnak cilası damlatarak gömleklerinizin üzerinizde daha düzgün bir şekilde durmasını sağlayabilirsiniz. Bu yolla ipliklerin aşınarak yıpranmasını ve üzerinizde şekilsiz durmasına engel olur.

ZEYTİNYAĞI: Kendi mobilya cilanızı kendiniz yapın! Üstelik ticari ürünlere göre çok daha iyi sonuçlar verecektir. Beyaz sirke ya da limonla karıştırdığınız zeytinyağını sprey başlığı olan bir kutunun içerisine boşaltın. İyice çalkaladıktan sonra mobilyalarınızın üzerine sıkın. 2 dakika beklettikten sonra temiz bir bez ya da kağıt havluyla temizleyin.

TUZ: Bir parça tuz ve su yardımıyla mobilyalarınızın üzerindeki su lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz. Bir tatlı kaşığı tuzu birkaç damla suyla karıştırarak elde edeceğiniz bir karışımı lekeli yüzeye uygulayın. Leke çıkıncaya kadar yumuşak bir şekilde ovalayın.

KÜLOTLU ÇORAP: Eksi ya da yırtık külotlu çoraplarınızla parlak ve sanki yeni cilanmış görüntüsü veren ayakkabılar elde edin. Yapmanız gereken sadece eski çorabınızla ayakkabınızın üstünü ovalamak. Bu denemiş olduğunuz diğer yöntemlerden daha çok işe yarıyor.

ŞEMSİYE: Eski bir şemsiyenizi fidelerinizi kışın soğuğundan ve etkilerinden korumak için feda edin. Tutma kısmını kestiğiniz şemsiyenizi açık bir şekilde fidelerinizin üzerine yerleştirerek onların donmasını engelleyebilirsiniz.

SİRKE: Sirke boğaz ağrınızı geçirebilir. 1 yemek kaşığı sirke ve 1 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyun içerisinde eritip günde birkaç kez gargara yapın.

Kaynak: guncel.net


11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111111111111111111111111111111111111111111111 11111111



Alışverişin mutluluk vereni 'kararında' yapılan alışveriştir.

Moda çılgınlığı sona ererken alıcıların daha da bilinçlendiği bir döneme girdik.

Alışverişe çıkarken dersinizi çalışmış olun.
Kadınların çoğu bir şekilde görüntüsünden hoşnutsuzdur. Yeni giysiler alarak ve gardıroplarını zenginleştirerek kendilerini daha iyi hissederler. Alışveriş yapma dürtüsünün arkasında yatan işte bu umuttur.

Yeni bir şey satın aldığınız zaman yaşam kalitenizi artıracağınızı da bilirsiniz. Yeni bir elbise alırken o elbisenin içine girecek yeni bir kişiyi satın alırsınız. Daha ince daha seksi daha genç daha mutlu veya daha başarılı biri olacaksınızdır o yeni kıyafetin içinde... Moda ve alışverişin önemi de burada!

Geçtiğimiz bir kaç yıl içinde modanın da demokratikleştiğine şahit olduk. Artık alışverişe daha bilinçlenmiş olarak çıkıyoruz. Dergiler ve internet siteleri sayesinde tasarımcıların çalışmaları ve markaların özellikleri artı daha geniş bir kitle tarafından bilinir oldu. Bir zamanlar sadece kısıtlı bir sosyetik çevre tarafından adları bilinen Marc Jacobs veya Nicolas Ghesquière gibi isimleri şimdilerde pek çok kişi biliyor.

Ama alışverişe bilinçli çıkmanın birinci kuralını iyi öğrenin: Alışverişin mutluluk vereni 'kararında' yapılan alışveriştir. Daha çok sayıda elbise veya aksesuar almak sizi daha çok mutlu etmez. Tıpkı küçük bir çocuğun sürekli şeker istemesi ama bir süre sonra daha fazla şeker yemenin onu mutlu etmemesi gibi bir durumdan söz ediyoruz.

Pek çok moda mağazası süpermarketlere dönmüş durumda. Raflarını sürekli olarak yeni ürünlerle dolduruyorlar. Eğer kadınları daha fazla alışveriş yaparak yaşam kalitelerini daha çok artıracaklarını akıllarına koymuşlarsa beğendikleri parçaları seçene kadar pek çok lüzumsuz vır-zıvır ürünü de elden geçirmek zorunda kalıyorlar. Semt pazarında da Nişantaşı'nda da bu böyle...

Satın aldığımız ve tükettiğimiz ürünler hakkında giderek yükselen bir bilinç var. Yakın gelecekte 'çevreye duyarlı' üretim ve ürünler daha çok tercih edilir olacak. İnsanlar alışveriş konusunda zaten çok dikkatli olmaya başladı. Ekonomik krizveya darlma dönemlerinde hemen gidip en ucuz ürüne yöneliyoruz.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ucuz ürün almanın her zaman tasarruf yapmak anlamına gelmediğidir. Mesela kendimize sormalıyız: "Bu ucuz kot pantalonlardan iki tane mi almalıyım yoksa benim ihtiyacım olan şey bir tane 'kaliteli' pantalon mu?"

MAĞAZAYA GİTMEYİ TERCİH EDİYORSAK
Herkes arada bir kendini yenilemek ister. Ama moda dünyası her zaman sizden daha hızlı olacak bunu kabul edin. Bildiğimiz anlamda alışverişin modası geçiyor haberiniz olsun. Artık tercih ettiğimiz mağazalarla 'duygusal' bir bağ kurmak ihtiyacındayız.

Online ortamda sayısız ürünü oturduğunuz yerden sipariş edip alabilecekken zahmet edip alışverişe çıkıyor ve hatta biraz fazlaca para harcamayı göze alıyorsanız mağaza personelinden harika bir satış hizmeti beklemek de hakkınızdır.

Bu yeni trendi çıkaran moda evleri veya giyim mağazaları değil. Apple ve Nokia gibi elektronik devleri öylesine çarpıcı teknoloji mağazaları açtılar ve müşterilere öylesine güzel bir satış hizmeti veriyorlar ki teknoloji meraklısı olmasanız bile oralara uğrayıp uzunca bir süre ürünleri incelemekten kendinizi alamıyorsunuz. Ekonomik belirsizliklerin hakim olduğu zamanlarda bile o tür mağazaların müşterileri hep var olacak. Yeni çıkan bu trend sayesinde giyim ve moda mağazaları da kendilerine çeki düzen vermek ihtiyacını hissetmeye başladılar.

İŞİNİZE YARAYACAK BAZI İPUÇLARI:
Alışverişe çıkarken dersinizi çalışmış olun. Internet ve medya üzerinden araştırma yapın. Daha önceden ne kadar bilgili olursanız alışverişte yanlış karar verme olasılığınız o kadar düşecektir.
Unutmayın konu her zaman para değil. Kimin hangi koleksiyonu en iyisidir en iyi seriler nerede ne zaman bulunur bunlara dair bir fikriniz olmalı. Size hitap eden tasarımcıları ve markaları tanıyın.
Girdiğiniz mağazada en iyi satış hizmetini beklemelisiniz. Eğer satış görevlilerin hal ve tavırları size yeterince tatmin edici gelmediyse cüzdanınızı çantanızdan çıkarmayı düşünmeyin bile!
Alışverişte yapılacak en büyük hata ihtiyacınız olmayan bir şeye ihtiyacınız olduğunu sanmanızdır. Satın almadan önce kendinize o 'muhteşem' soruyu sorun "Bu ürün benim yaşam kalitemi artıracak ve beni muhteşem hissettirecek mi?" Eğer değilse almayın onu.
Sorulacak diğer bir soru ise "İleride bundan bıkacak mıyım?" Bir kaç ay sonra artık işinize yaramayacak bir şey için para ödemeye değer mi? O ürün gerçekten sizin zevkinize ve beklentilerinize uyuyor mu?
Bütün mesele güven duymakta kendinizi tanımakta ve yaşam tarzınızı iyi anlamakta yatıyor. Bunun kolay olmadığı doğru. Herkes alışverişte hata yapar ve kendi tarzına uymayan şeylere bir sürü para öder. Ama kendi stilinizi ve kendi güveninizi oluşturdukça kendi alışveriş tarzınızı da yaratacaksınız.
BU BÖLÜM MORMAVİ TARAFINDAN HAZIRLANILMIŞTIR.


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 6 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), hicoibo (19-05-2010), incitanesi (18-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010)
Alt 17-05-2010, 11:20   #20 (permalink)
 
SÜKÛT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Tarz sahibi ünlü kadınlardan dekorasyon ipuçları
Bakımlı Dergi 2. sayı Türkiye’nin en iyi moda ve stil dergisi Harper’s Bazaar tarz sahibi 20 ünlü kadına “dekorasyon ipuçlarını” sordu. Aralarında kaşmirle büyü yaratanı da var camla estetik yaratanı da...

Arzu Kaprol - Modacı
“Yatak üzerinde kullandığımız lazer kesim üç renkli Arzu Kaprol diz battaniyesini yatak odasından çıkarıp masanın üstüne koyun; üzerine ekleyeceğiniz mum ve Gamze Araz Eskinazi tasarımı cam melekler ile muazzam bir duygu yaratalabilir.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Dilara Karabay - Takı Tasarımcısı
“Benim için evde ışık çok önemli; evinizde genelde yerden aydınlatma kullanın ve ışık yoğunluğu ayarlanabilir olsun. Ayrıca güzel kokulu Happythings mumları ev parfümleriyle destekleyin; bir evin çok güzel kokması çok önemli. Kanepenizde A Day of Design kaşmir yastıklar olsun; masanızdan taze çiçekler eksik olmasın. Ve müzik mutlaka olmalı; ruhun gıdası…”
Betina Barutçuoğlu - Mon Reve Takı Tasarımcısı
“Salondaki kanepelerimin üstüne bol bol yastık koyuyorum ve sıkıldıkça yastıkları değiştiriyorum; böylece anında salona hakim olan renk ve hava değişiyor. Mudo ve Zara Home’u sürekli takip ederseniz çok güzel yastıklar bulma şansınız var.”
Gaye Çevikel - Gaia & Gino Markasının Yaratıcısı
“Arik Levy’nin Gaia&Gino için tasarladığı Mistic vazo/mumluğu alın (Harvey Nichols’dan) ve içine Ikea mumlar ve beyaz kala çiçekleri koyun.”
Sinem Güven - Takı Tasarımcısı
“Aile büyüklerinizin evlerini ziyaret edip kıyıda köşede ne kadar eski değişik renk ve formda tek kalmış bardakları varsa toplayın ve doğruca Tay Mum’a gidip içlerini bir güzel doldurtun. Sonra da hepsini antika bir tepsinin içine koyup yakın. Tabii ki ışıkları kapamadan önce şarabınızı elinize alıp Diana Krall'un CD’sini koymayı da unutmayın. Artık keyfinize bakabilirsiniz.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Emel Kurhan - Modacı
Modacı “Eve arkadaşlarımı yemeğe davet ettiğimde basit ama neşeli masalar kurmayı seviyorum. Mesela beyaz bir masa örtüsüne annemden kalan eski beyaz porselenleri koyuyorum birazcık renkli olması için rengarenk konfetiler serpiştiriyorum ve uçuk pembe renklerde çiçeklerden bir buket ve çiçeklerin rengine uyacak peçeteler seçiyorum. Şu sıralar pudra renkleri hoşuma gidiyor. Uçuk pembe sevdiğim bir ton; özellikle beyaz masa örtüsü ile güzel gidiyor. Soframın mutlaka bir teması bir hikayesi olmasını seviyorum. Mumlarımı hep Cire Tudon ve Dyptique'ten alıyorum.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Bettina Hakko - BC Atelier Ortağı
“Evinizde şömine yoksa yeni nesil baca gerektirmeyen ve doğa dostu bir madde olan etanolle çalışan Eco Smart bir şömine alın. Odun yakmadan ve is kül temizleme gibi problemler yaşamadan evinize bir anda sıcaklık katacaktır. Ve de Ottoman puflardan edinin. Üzerine kitaplar koyabilir ayağınızı uzatabilir ya da sehpa olarak kullanabilirsiniz.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Berna Sağlam - Naipoğlu PR Uzmanı
“Dönem dönem evdeki 1-2 parçanın yerlerini değiştirerek ve örneğin yeni bir yan sehpa resim çerçevesi veya aydınlatma “coffeetable book” gibi yeni objeler ekleyerek yepyeni bir görünüm elde edebilirsiniz. Ufak aksesuarlarla sezonun renklerini yakalamaya çalışabilirsiniz. Örneğin o sezon dekorasyonda turuncu hakimse o renkte bir vazo fincan kilim tabak veya peçete gibi bir şeyler ekleyebilirsiniz. Bahar ve yaz aylarında bahçe masası üzerinde kapaklı içinde nane ve limon olan su sürahisi bulundurmak da hoş bir fikir olabilir.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Ferhan İstanbullu - Moda Yazarı
“Tasarımcı Özlem Tuna'nın Midnight Express mağazalarında ve Design Zone adlı Nuruosmaniye'deki mağazasında sattığı pirinç bardak altlıklarından bahsedeceğim. Türk motifli tasarımlar bunlar ama aklınıza oryantal göre göre bıktığınız çizgiler gelmesin! Lale yaprak desenli altlıklar hem ahşap hem de cam sehpalara çok yakışıyor. Ayrıca fiyatları da makul ve harika bir hediye seçeneği... Bir Türk tasarımcının güzel bir işine sahip olmak da işin cabası...”
Bakımlı Dergi 2. sayı Mine Kalpakçıoğlu - PR ve Marketing Şirketi Sahibi
“Mekanınızın duvarları döşemeleri ve diğer dokuları birbiriyle ahenk içinde olmalı. Renk paletinden kendi karakterinize uygun bir renk seçin. Bu renk ille bej veya beyaz gibi klişe bir renk olmak zorunda değil. Sizi ve huzurunuzu yansıtacak o kadar heyecan verici renkler var ki! Duvar boyamak kolay ve kendi başınıza yapabileceğiniz bir iş olduğundan bence seçeceğiniz uygun bir duvarı (veya duvarları) kuvvetli bir renkle boyayıp mekanda heyecanlı bir oyun yaratabilirsiniz. Bu duvarı boyadıktan sonra bu duvarda veya önünde sizin için anlamlı veya özel bir parça sergilemeniz o duvarı daha da anlamlı kılar. Duvar(lar)ı sadece boya ile değil onlarca inanılmaz tasarımlı duvar kağıtlarıyla ve ışıklandırmayla da yaşar ve göz alıcı hale getirebilirsiniz. Ve bitkiler! Yeni bitki ve a¤açlar eklemek veya var olan bitkilerin vazolarını günümüz trendine göre değiştirip farklı şekillerde ışıklandırmak mekanımızda inanılmaz bir fark yaratır. Mesela vazoları enteresan kitapların yanına koymak farklı sehpaların üstüne yerleştirmek mekanı anında tazeler.”

Bakımlı Dergi 2. sayı Beliz Köprülü - İç Mimar
“Jamie Hayon'un Fantasy Collection porselen bibloları son derece beklenmedik sihirli ve fantastik. Mickey Mouse şeklinde kocaman bir kaktüs! Bu kaktüsün doğal hali Mickey Mouse'un kocaman kulaklarını andırıyor. Evin içinde bol ışık alan bir alanda az su ile yaşatmak mümkün. Ve renkli şekerlemeler! Ben salondaki masanın üzerinde büyükçe bir çanağın içerisinde Mabel'den madlen çikolatalar şemsiye çikolatalar manduretler bulunduruyorum. Şekerlemelerin renkli drajeleri yaldızlı paketleri kırmızı karton kutularının görünüşlerini çok seviyorum.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Bilgün Dereli - B Point Takı Tasarımcısı
“Bence bir eve ruh katan kullanılan aksesuarlardır. Bu anlamda gümüşe bayılıyorum. Tasarladığım gümüşlerin evin bir köşesine hayat vermesini ve evi bütünlemesini çok önemsiyorum. Gümüşün evde vitrinli bir dolaptan ziyade bir büfe ya da sehpa üstünde bir arada olmasından çok hoşlanıyorum. Çünkü vitrindeki gümüşler bana müzelik hissi veriyor. Diğeri daha ışıl ışıl ve hayat dolu duruyor. Ayrıca meyve zeytin veya çerez konduğunda çok şık bir ikramlık oluyor. Kısacası yaşayan evleri ve kullanılan eşyaları seviyorum ben. Evim için yaptığım seçimlerde en çok buna dikkat ediyorum.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Gamze Bursa - Yemek Stilisti
“Tablolarınızın çerçeveleri ile bir ömür geçirmek zorunda değilsiniz. Farklı renklerdeki çerçeveleri sprey boya veya yağlı boya ile tek bir renge dönüştürün (bu işi size tanıdık bir cilacı da yapabilir) ve bir duvarınızı bu tek renk çerçevelerle kaplayın. İhtiyacınız olan tek şey biraz cesaret. Salondaki kanepenizin arkasına bu çerçeveleri yerleştirip çerçevenizle aynı renkten seçtiğiniz yastıklarla kanepenizi süsleyin. Banyonuzda klasik kuralların dışına çıkın. Ailenizden kalan eski bir aynayı lavabonuzun üzerine asın yine eski bir askılık klasik formlu bir sandalye veya tabureyi de banyonuzda değerlendirebilirsiniz. Ayrıca duvarlarına çerçeve asabileceğinizi de unutmayın.
Bakımlı Dergi 2. sayı Özlem Avcıoğlu - Modern Seyyah
“Evinizi asıl yaşanır kılan sizin eviniz olduğunu kanıtlayan şey mobilyalar değil objelerdir. Objeleri seçerken ve yerleştirirken renk biçim fonksiyon parasal değerleri gibi şeylere takılmadan içinizden geldiği gibi bir araya getirirseniz eviniz kendi stilinizi yansıtır ve bir mobilya dükkanı gibi görünmekten çıkıp gerçekten yaşanan bir ev haline gelir.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Tuvana B. Demir - Tasarımcı
“Kokulu ve dekoratif anlamda en güzel çiçeklerin bulunacağı bahar ayındayız. Evinize hem kokusuyla hem renkleriyle hem de dekoratif anlamda şıklık katacak sümbül frezya lale erengül gibi taze çiçeklerden faydalanın hatta bunlardan özellikle sümbülleri evinize uyan renkli saksılara koyarak hem daha uzun ömürlü olmasını hem de dekoratif anlamda eve katkıda bulunmasını sağlayabilirsiniz. Voluspa marka mumların herhangi bir çeşidinden mutlaka edinin. Marcel Wonders’ın duvar kağıtlarına da bir göz atın.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Ayşe Kucuroğlu - Happily Ever After ve Public Ortağı
Balkonunuzun bir köşesine eskimiş fakat değerli olan sandalyenizi koyun. Üzerine birkaç tane kaşmir battaniye katlayşp koyun. Yanşna da saksşda biberiye… Havanın soğukluğuyla birlikte size Paris’i hatırlatacaktır. Basit ama inanın salonunuzdan çok hoş ve romantik görünecektir. Yanına Bottega Veneta küçük boy tepsi içine sigara ve kül tablası koyun. Böylece sigara kullanan misafirleriniz içeri giremeyecek. Ve yatak odanızda eski bavullarınızı üst üste koyarak yatak ucu sandığı oluşturabilirsiniz. Ya da eski bir Vuitton bavulu kenar sehpası olarak kullanabilirsiniz.
Bakımlı Dergi 2. sayı Yasemin Savcı - Home Art Genel Yayın Yönetmeni
“Stil sahibi bir ev yaratmanın en kolay ve en kesin yolu modern ama sıradan olmayan aksesuarlarla ortama kişilik kazandırmak. Elmas kesimli aksesuarlarla evinizin her köşesine sofistike bir görünüm kazandırabilirsiniz. Marimekko’ya hak ettiği ünü kazandıran o çok ünlü gelincik deseni “Unikko” şimdi yepyeni ürünlere ilham kaynağı oldu. Bu eğlenceli desen ile evinize stil sahibi ve retro bir hava kazandırabilirsiniz.”
Bakımlı Dergi 2. sayı Arzu Atabarut - Gem Palace Mağazası Sahibi
“Çiçek dekorasyona hem hayat hem de neşe getiriyor. Kalıcılığı ve makul fiyatları göz önüne alınarak bir seradan alabileceğiniz çiçekli bahçe bitkisi saksılarını natürel sepet cachepot'ların içine yerleştirebilirsiniz. Ayrıca birkaç eski bakır sahanın içine yerleştirilecek mumlar da tıpkı bitkiler gibi atmosfere hem canlılık hem de yaşanırlık katar. Kanepenizin üzerine eski kumaşları kullanarak yapacağınız yastıklar konfor ve yaşanmışlık getirecektir. Bu kumaşların mutlaka antika olması gerekmiyor. Eski elbiselerinizden de faydalanabilirsiniz. Ayrıca bir mekanın yaşanır olduğunun en büyük delili sayfalarını çevirmekten hoşlanabileceğiniz kitaplardır.”
Dilek Hanif - Modacı
“Evinizden canlı çiçekleri eksik etmeyin ve hoş bir koku vermek için de Diptyque Baies mum kullanın.”
Seyhan Öztürk - İç Mimar - Tasarımcı
“Genel olarak tüm duvarların pencerelerin ve perdelerin aynı renk olmasını ve aydınlatmanın tavandan tek avize ile değil farklı noktalardan gizli ışıklar ve abajurlar ile yapılmasını seviyorum.”

BU BÖLÜM MORMAVİ TARAFINDAN HAZIRLANILMIŞTIR.


SÜKÛT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bu konu için 6 üye, SÜKÛT adlı üyemize teşekkür etti.
Я (18-05-2010), handan (18-05-2010), hicoibo (19-05-2010), incitanesi (18-05-2010), Jülyet (18-05-2010), nimlahza (23-05-2010)




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Bakımlı Dergi 2. sayı

Bakımlı Dergi 2. sayı konusu, Bakimliyiz.com Özel / Bakımlı Dergi forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Bakımlı dergi 1. Sayı SÜKÛT Bakımlı Dergi 59 12-09-2016 09:18
Eski Uygarlıkların kullandığı sayı sembolleri nimlahza Tarih 76 04-04-2015 01:57
Bakımlı saçlar kontes Saç Dökülmesi 2 05-05-2009 06:48
Kur’an-ı kerimde sayı yok mu? gizem Dini Bilgiler 0 07-07-2008 10:43

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 03:14 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats