bakimliyiz
Konu etiketleri: deniz gezmiş aslen nereli, deniz gezmiş aslen nerelidir, deniz gezmis kimdir, deniz gezmiş nereli aslen, deniz gezmiş nereli, deniz gezmis nereli, deniz gezmis aslen nereli, deniz gezmis aslen nerelidir, bora gezmiş kimdir, bora gezmi kimdir, deniz gezmiş nerelidir, deniz gezmiş in babası nereli, deniz gezmiş babası nereli, deniz gezmişin aslı, deniz gezmiş öğrenimi,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Biyografiler

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 20-06-2008, 08:57   #1 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Deniz Gezmiş Kimdir?

Deniz Gezmiş Ankara'nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947'de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul'da bitirdi.

1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Gezmiş lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar İlçesine üye oldu. 30 Ocak 1968'de Hukuk Fakültesi'nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Gezmiş 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesine önderlik etti.

İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968'de Samsun'dan İstanbul'a Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.

1969 Haziran'ında Filistin'e giderek Eylül'e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş 20 Aralık 1969'da yakalandı ve Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu(THKO) kurdu. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı.
9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırılan Gezmiş 6 Mayıs 1972'de idam edildi.

Deniz Gezmiş hareket içindeyken onu dışlamaya çalışanların şimdi mezarını ziyaret etmeleri eski günlerde yaşananları ve son modaları çağrıştırdı

'Yok edilme' düğmesine basıldığı andan itibaren kamuoyundan hiç destek alamayan Deniz Gezmiş'e sevgi beyan etmek son zamanlarda moda haline geldi. Hatta düşünce açısından ona en fazla karşı olacaklarını bekleyebileceğiniz çevreler Deniz Gezmiş'e sevgi ve saygı duyduklarını söylemeye başladılar. Hükümetin bazı bakanları bile bu hislerini alenen söylediler.

Bu sevginin ortaya çıkacağı yıllardır Che Guevera'dan yeniden kült figürü oluşturulmasıyla belli olmuştu. Para sahibi olmayı burjuva olmakla aynı sanan çevrelerde Che Guevera birden çok sevilmeye başlanmış Che Guevera ile ilgili şarkılar 'Beyaz Türk' eğlence mekanlarının en beğenilen parçaları arasında olmuş. Bununla birlikte Küba da neredeyse Bodrum ve Çeşme'den sonra en favori gezi hedefleri arasına girmişti.

Bu çevrelerin Che'den sonra aynen Deniz Gezmiş'i de severek hissiyatlarını lokal bir baza oturtmaları hiç de şaşırtıcı bir olay değildir. Çünkü burada fikirleri ve amaçları değerlendirme özlemleri paylaşma gibi bir şey katiyen yok. Sadece isyana övgü ve özenti var. Konformist yaşamlar isyandan kopmadıklarını Che ve Deniz Gezmiş gibi insanları severmiş gibi davranıp çevreye göstermeye çalışıyorlar.

Dün 'Yurtsever Cephe' üyelerinin Deniz Gezmiş'in mezarını ziyaret edeceklerini öğrenince bu meseleler aklıma geldi. Komünistler 'partili olmak' fetişizmini sosyalist hareket içine taşımışlar ve partili hareket dışında kalanları goşist olarak damgalamakta çekince görmemişlerdir. Bu goşist damgası devlet katında anarşist olarak değiştirilip topluma aynen servis edilmiştir. Deniz Gezmiş hareket içindeyken onu dışlamaya çalışanların şimdi mezarını ziyaret etmeleri eski günlerde yaşananları ve son modaları çağrıştırdı.

Yurtsever Cephe'nin Deniz Gezmiş'in mezarını ziyaret etmesi büyük ihtimalle modaya uyum sağlamak niyeti taşımıyordur ancak ziyaret bana bir zamanlar sosyalist gelenek içinde yaşanan tartışma ve ayrılıkların ne kadar yanlış olduğunu hatırlattı. Partili gelenekten gelenlerin Deniz Gezmiş'e mezarında sahip çıkmaları maalesef geç kalmış bir sevgiden ibarettir. Ve niyetleri ne olursa olsun modaya uymak için yapılmış görüntüsü taşımaktadır.

Yüksel Hançerli 'nin objektifi Deniz Gezmiş 'e çevrilmişti. Deniz elinde kazağı yakın arkadaşlarından Bozkurt Nuhoğlu Işıtan Gündüz ve Zihni Çetiner 'le İstanbul'da üniversitenin bahçesinde yürüyor. Yanında bir gazeteci ona sorular soruyor. Gazeteci de Deniz kadar genç. Hemen yanında elinde fotoğraf makinesiyle gazeteci Ergin Konuksever.O da ne kadar genç. Deniz incecik sırım gibi. Ciddi bir şekilde yürüyor. Deniz her zaman böyle düşünceli görünmezdi. Gülümserdi muziplik yapmaktan hoşlanırdı. En zor koşullarda işi alaya alabilirdi.Albümün başka sayfasını çeviriyorum. Aynı insanlar yine Hançerli'nin objektifindeler. Deniz hâlâ düşünceli. Giysilerine bakıyorum. Filistin'den döndüğü günler olmalı. Ayağında lastik bez karışımı askeri postallar. Gömlek de Filistin'den olabilir.


Bir başka fotoğraf. Bir mahkeme sonrası mı ya da bir gençlik olayı mı bilemiyorum. Belki de Deniz cezaevinden yeni bırakılmıştı. Onu ne çok gözaltına aldılar ne çok tutukladılar.

Bir sayfa daha çeviriyorum. Bu kez Deniz askerler arasında mahkemeye getiriliyor. Sonraki görüntü mahkemeden.

İnce dal gibi bir gençti Deniz. 1968 gençlik eylemlerinin tartışmasız önderiydi sembolüydü. Onunla 1968 Haziran işgalleri sırasında arkadaş olmuştuk. Daha önce de Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı'nın Tünel'deki binasında karşılaşır konuşurduk. O kadar çok tutuklanır ve kaçak duruma düşerdi ki bu nedenle onunla uzun boylu arkadaşlık yapmak mümkün olmazdı.



1968'de Samsun'dan Ankara'ya 'Tam Bağımsızlık İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü' nü birlikte düzenledik. Ne güzel umutlarımız vardı. Samsun-Ankara yürüyüşünde başımıza neler gelmedi ki! Hemen her gün yaşadıklarımız aleyhimize bir haber olarak sağcı gazetelerin manşetlerinde yer alıyordu. Sonradan anladık ki aramaza bir ajan yerleştirmişlerdi.

Yürüyüşün erzak işlerini üstlenen Muzaffer hemen her gün bağlı olduğu istihbarat örgütüne bilgi veriyormuş onlar da gazetelere servis yapıyorlarmış.



'Yüksel Hançerli'nin objektifinden 1970 İstanbul' fotoğraflarına yeniden bakıyorum. Jandarmalar bir duvarın arkasında ellerinde silahlar belli ki gençleri izliyorlar. Bir başka fotoğrafta binlerce genç 6. Filo'yu protesto için yürüyor.

Deniz Gezmiş bir duruşmada kendini savunuyor. Yine etrafı jandarmalarla sarılı. Bir başka sayfada 'güzel bacak yarışması' nın fotoğrafları görülüyor.



Deniz Gezmiş Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 'ı 6 Mayıs 1972'de Mamak'ta yanımızdaki hücrelerden alıp idama götürdüler. Genceciktiler. Düzene itirazları vardı. Haksızlığa isyan etmişlerdi. Aradan tam 33 yıl geçmiş.

Onları yanımızdan alıp götürdüklerinde aynı yaşlardaydık. Şimdi 60 yaşlarına yaklaştık.

Yüksel Hançerli'nin çektiği Deniz Gezmiş fotoğraflarını ilk defa gördüm. Daha önce hiçbir yerde yayımlanmamışlardı. O albümü karıştırırken geçmişe yolculuğa çıktım. İçimi garip bir hüzün bastı.

Yaşam akıp gidiyor. İnsan belleği hep acılarla yaşayamaz ki! Yaşamın hızı ve acımasızlığı sürükleyip götürüyor. Aniden karşınıza çıkan bir eski arkadaşınız ya da bir ölüm haberiyle sarsılıyor sonra yola devam ediyorsunuz.



Deniz'in genç ve yakışıklı fotoğraflarına içim acıyarak baktım. Her zaman öyle olmaz. Deniz benim için genellikle umut ve neşe anlamına gelir.

Türkiye neden bir türlü demokratikleşemiyor sorusunu soruyoruz. İspanya 50 yıl diktatörlük altında kaldı. Portekiz 60-70 yıl. Yunanistan on yıldan fazla. Bu ülkeler demokrasi konusunda bizden daha geriden başladıkları halde öne geçtiler. Biz neden hep bir engele takılıp kalıyoruz.




CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 20-06-2008, 09:01   #2 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Abisi idam gecesini anlattı 'Yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler.'
17.03.2008


Deniz Gezmiş Kimdir?

'Yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler.'

Yakın tarihin en çok konuşulan olaylarından biri olan Deniz Gezmiş Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idamının üzerinden tam otuz yedi sene geçti.

Bu zaman zarfında olayı asla unutmayacağız diyenler de oldu birkaç sene sonra idamı hatırlamayanlar da.. Fakat idamın perde arkasında iki isim vardı ki onlar bu olayı asla hafızalarından silemediler. Bir yanda 1968'den 72'ye kadar geceleri rahat uyuyamayan bir ağabey diğer yanda bu üç genci astığına asla pişman olmayan ve hep vicdanının rahatlığından dem vuran askeri savcı. Bora Gezmiş ve Baki Tuğ. Bugüne dek hiç karşı karşıya gelmeyen iki insanı buluşturalım istedik ancak Baki Tuğ kabul etmedi. Biz de iki ayrı şehirdeki iki insanla idamları ve pişmanlıkları konuştuk.

DENİZ SUÇSUZ DEĞİLDİ AMA..

Kardeşini devletin verdiği kararla kaybeden bir isim Bora Gezmiş. Deniz Gezmiş'in kendinden iki yaş büyük ağabeyi. Kardeşinin parkasını işyerinde yanı başında hala saklayan Gezmiş'le kardeşinin idamını ve Baki Tuğ'un idamlarla ilgili açıklamalarını görüştük. Gezmiş kardeşini mutlak suçsuz olarak görmüyor ama ....

Öğretmen bir babanın evlatları olarak yetişen Deniz ve Bora farklı çocukluklar geçirmiş. Bora Gezmiş siyasetle çok fazla ilgisi olmayan bir gençken kardeşi Deniz ağabeyinin tam zıttıymış. Deniz ile babasının bazen ayrılığa düştüğünü anlatan Gezmiş “Babam demokrat bir adamdı ancak Deniz'in aktif mücadelesini tasvip etmiyordu” diyor. Deniz Gezmiş'in ilk siyasi olaylara karışması ise aileden habersiz Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar'daki gençlik kollarına kaydıyla başlamış. Ağabeyinin anlattığına göre herkes bu olayı Deniz Hukuk Fakültesi'nde okumaya başlayınca öğrenmiş.

YA MUVAFFAK OLACAĞIM YA DA...

Evde bazen aile üyelerine de siyasi telkinlerde bulunan Deniz pek başarılı olamamış. Bora Gezmiş kardeşini bu konuda birçok kez uyarmış fakat Deniz'den her seferinde şu cevabı almış: “Ben bu davada ya muvaffak olacağım ya asılacağım.” Deniz'in eylemlere katıldığı günlerde ailenin evinin önünden polisler eksik olmazmış. Aile olarak olayların yaşandığı dönemde çok zor günler geçirdiklerini anlatan Gezmiş “Deniz olaylara karışana kadar karakolla ya da hapishaneyle hiç işimiz olmazdı. Ama hapishane kapılarında da bekledik karakol koridorlarında da” diyor.

BAKİ TUĞ MAŞAYDI

Deniz Gezmiş'i asan hakim ve savcılar vicdanlarını yastık yapıp yatarken Gezmiş ailesi her an kötü bir haber gelecek diye 1968'den 72'ye kadar huzurlu tek gece geçirmemiş. İdama tanık olanların hâlâ pişman olmadıklarına akıl erdiremeyen ağabey Gezmiş en çok Baki Tuğ'a öfkeli. Tuğ'un idam olayında bir “maşa” olduğunu düşenen Gezmiş “O emirle hareket eden ufak biridir” diyor. Gezmiş Süleyman Demirel bile pişmanlığını dile getirirken Tuğ'un iyi ki astık demesine anlam veremiyor.

İdam kararı alındıktan sonra Gezmiş ailesinin evine devlet adamlarından sayısız telefon gelmiş. Gelen telefonlarda söylenen tek söz ise “Mahkemede pişmanız desinler onları idamdan kurtaralım” olmuş. Baba Gezmiş bir görüş gününde bunu oğluna anlatınca Deniz Gezmiş'in cevabı açık ve net olmuş: “Öyle bir şey söylersen seni babalıktan reddederim.” Mahkemelere ağabey Gezmiş katılamazken babası hiçbir duruşmada oğlunu yalnız bırakmamış. İdam kararının verildiği gün Deniz Hüseyin ve Yusuf diğerlerinden ayrı oturtulunca baba Gezmiş oğlunun asılacağına kanaat getirmiş. Ağabey Gezmiş ise çok fazla zaman geçiremediği kardeşine sarfettiği bir laf yüzünden kendini asla affedememiş. Gezmiş o günü şöyle anlatıyor: “İdamdan yirmi beş gün önce görüşe gittiğimizde o anki üzüntümle Deniz'e “Oğlum neticeyi gördün mü? Ben sana demiştim” dedim babam beni dürttü. O da 'Ben vazifemi yaptım vazifesini yapamayanlara bunu söyle sen' dedi. O sözümün pişmanlığını hâlâ yaşarım.”

HÜSEYİN VE YUSUF TOMBALADAN ÇIKTI

Hüseyin ve Yusuf'un idamının sırrını koruduğunu anlatan Gezmiş “Deniz öne çıkan bir adamdı. Ya Hüseyin ile Yusuf. Onların yargılanan 47 kişiden hiçbir farkı yoktur. Onlar tombaladan çıkmışlar ve asılmışlardır” diyor. Ağabey Gezmiş idam için tüm olayların Deniz'in aleyhine geliştiğini vurguluyor ve ekliyor “Anayasa Mahkemesi'ne CHP'nin yardımıyla başvurduk. 27 tane imza topladık. 35 imzayla başvurabiliyorduk. 8 imza lazımdı. Tam o esnada uçak kaçırma olayları oldu. O 27 imzayı verenler de 'Ya biz verdik ama durum kritik imzamızı geri alıyoruz' dediler. Biz 8 imza toplayamadık eğer 8 imza daha olsaydı Anayasa Mahkemesi kararı bozacaktı ve kardeşim bugün yaşıyor olacaktı.”

"TEVEKKÜLLE KARŞILADIK"

Deniz'in idamını Gezmiş ailesi tevekkülle karşılamış. O dönemde duydukları en ufak bir haberi bile iyiye yormaya çalışmışlar. İdam günü kardeşiyle görüşmek için babasını da yanına alarak Ankara'ya giden Bora Gezmiş o gün Deniz'le görüşememiş. O gece saat üçte ise Deniz'in idam haberi gelmiş. Aceleyle Karşıyaka mezarlığına giden Deniz'in babası ağabeyi Hüseyin'in babası Yusuf'un eniştesi ve babası bir polis barikatından geçerek evlatlarının cenazelerine ulaşmışlar. O sırada etraftaki sivil polisler sürekli 'Yarım saate kadar taksi bulun bulamazsanız buraya gömeceksiniz' diyorlarmış.

YANYANA GÖMEMEZSİNİZ

Gezmiş o geceyi şöyle anlatıyor: “Beş kişiyle bütün işlemleri yaptık. Sivil polisler yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler. Ama yan yana gömemezsiniz dediler. Ben iyice bunaldım ve oradaki polislere 'Siz bunların dirilerinden korkuyordunuz ölülerinden de mi korkuyorsunuz' dedim. Aralarına ikişer mezar yeri koyduk öyle gömdük. Namaz saatini beklemek gibi bir olay olmadı. Beş kişiyle cenaze namazı kıldık kordon altında. Tek bir polis yardım etmedi bize. Oranın imamı “Ben bunların cenaze namazını kıldırmam dedi.” Gezmiş kardeşini hep en son gördüğü haliyle hatırlamak için cenazeye bakmamış. Karşıyaka Mezarlığı'nın cenaze odasında evlatlarının cenazesini gören üç babanın o kapıdan yıkılmış bir şekilde çıkışı ise asla silinmemiş ağabey Gezmiş'in zihninden. Deniz'in idamından sonra uzun bir süre kendine gelemeyen ailenin tek tesellisi ise oğullarının yüz kızartıcı bir suçtan dolayı idam cezası almaması olmuş.

Deniz Gezmiş'in veda mektubunda bilimadamı olmasını istediği kardeşi Hamdi muhasebecilik yaparken ağabey Gezmiş bir firmada genel müdürlük görevine devam ediyor. Türkiye'de birçok çocuğa ismi verilen Deniz Gezmiş'in ismi ailede başka hiç bir çocuğa koyulmamış. Bora Gezmiş bu durumu “Bir aileye bir tane yeter. O tekti ve hep tek kalacak bizim için” sözleriyle anlatıyor.

"ASMASAYDIK DA NE YAPSAYDIK?"

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararında imzası olan Baki Tuğ “Asla pişman değilim” diyor. Hatırla Sevgili dizisindeki mahkeme sahneleriyle yeniden canlanan o günlerin en önemli aktörü diziye de tepkili. Dizideki beş replikten dördünün yanlış olduğunu söyleyen Tuğ sanat adına da utanç duyduğunu söylüyor

Sorularımızı sorarken sıkıştığı anlarda sinirlenen ve herkesi tarihi bilmeyen insanlar olarak tanımlayan Baki Tuğ Sıkıyönetim Mahkemeleri'ne askeri savcı olarak atanmadan önce Deniz Gezmiş'in ismini dahi duymamış. Baki Tuğ idamlardan dolayı asla vicdan azabı duymadığını ifade ediyor. Görev yaptığı yıllarda kara kaplı kitap ve vicdanının sesini dinleyerek kararlar verdiğini anlatan Tuğ Türkiye'yi kurtarmak adına üç genci feda etmekte sakınca görmediğini dile getiriyor. O gençlerin bizi ve Türkiye'yi yok edeceklerine inanan eski savcı bir dönem Kenan Evren'in söylediği “Asmasaydık da beslese miydik” lafına “Biz bu çocukları asmasaydık da ne yapsaydık” diyerek gönderme yapıyor. Gezmiş'in ailesinden karşılaştığınız insanlar oldu mu diye sorduğumuz Tuğ tartışma yaratacak bir cevap veriyor: “Ben politikaya girdikten sonra Deniz Gezmiş'in bir yakını geldi. Çok isabetli bir karar vermişsiniz dedi ve elimi öptü.”

HEPSİ BİRER DENİZ GEZMİŞ'Tİ

Davalar esnasında hiç bir devlet görevlisiyle görüşmeyen Tuğ baskı altında kalmadan bu kararı verdiğini söylüyor. O yıllardan bu yana kafasını yastığa vicdanı rahat bir şekilde koyduğunu anlatan Tuğ görüşmemiz boyunca yaptıklarından pişman olmadığını vurguluyor. Mahkemede yargılama sırasında orada bulunan gençlerin hepsine aynı mesafede durduğunu ifade eden Tuğ “Oradaki her genç bir Deniz Gezmiş'ti bana göre. Onun hiç bir farklılığı yoktu” diye de ekliyor. “O dönemde tehlike yalnızca asılan üç gençte değildi” diyen eski savcı geri kalanları asmadığı için de pişmanlık duyuyormuş. Gençlerin alelacele asıldığı söylentilerine de şiddetle karşı çıkan Tuğ'a göre her şey kitabına göre yapılmış. Eski savcının yargısız infaz yaptı diyenlere de cevabı var: “Biz o günde asmasaydık şimdi onlar herkesin başına bela olurdu” Bugüne dek yapılan hiç bir idamın yanlış olmadığını savunan Tuğ ABD'den örnek vererek “Eğer siz bu medeni bir şey dir diyorsanız o zaman ABD'nin gayri medeni bir devlet olduğunu da söylemiş olursunuz. Çünkü onlar hâlâ idamlara devam ediyor” diyor.

HATIRLA SEVGİLİ TAMAMEN YANLIŞ

Eylemlerden nedamet duysalardı bu gençlerin idam edilmeyeceğini savunan Tuğ Deniz ve arkadaşlarının mahkemede fütursuz davranmalarına çok öfkelenmiş. Tuğ bu davranışları bir tek sebebe bağlıyor: “Bu gençler cezaevinde tutukluyken hergün cezaevine haber ve istihbarat iletiliyordu. “Dayanın çok kısa sürede kominist ihtilal olacak. Siz çıkacaksınız dışarıdakiler içeri alınacak” diyorlardı. Durmadan bu çocukları suç işlemeye teşvik ettikleri için bu çocuklarda mahkemeye saygılı davranmamışlardır” Şimdilerde Hatırla Sevgili dizisinin de sıkı takipçisi olan Tuğ bu konuya da eleştirel yaklaşıyor. Tuğ'a göre dizideki beş kelimeden dördü yalan. Tuğ izlerken sinema ve sanat adına utanç duyuyormuş.

CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Jülyet (27-03-2010)
Alt 20-06-2008, 09:03   #3 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

(Yenişafak)
DENİZ GEZMİŞ'İN DEVRİM GAZETESİNE VERDİĞİ RÖPORTAJ

Atatürk’ün “Tam bağımsızlık” ülküsünü kendilerine şiar edinen devrimci gençleri sindirmek için cinayet tedbirlerine kadar varan planlar yapılıyor şu günlerde. Tertipçilerin baş hedeflerinden biri de gençliğin önde gelen liderlerinden Deniz Gezmiş son olayları şöyle yorumladı:
- Türkiye ekonomisi tam bir çıkmaz içindedir. Zamlara rağmen bütçenin açığı 25 milyardır. Bu tutucular koalisyonunun iflasını açıkça ortaya koymuştur. Tutucu güçler egemenliklerini uzun süre devam ettiremeyeceklerini anlamış olmanın telaşı içindedir. Devrimci gençlik eylemini engellemek için tertiplere girişmeleri bundandır. Fakat umduklarının tersi olmuş ve bu olaylar bizi daha örgütlü daha disiplinli ve daha güçlü eylemlere hazırlamıştır. Tertipleriyle gençliği ordunun karşısına düşürmek hedefine ulaşamadıkları gibi devrimci gençlik eylemi Mustafa Kemal’ci zinde güçler saflarını biribirlerine kenetlemiştir. Mustafa Kemal adı geniş öğrenci kitlelerinde daha fazla ağızdan ağıza dolaşır olmuş forumlarda Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe tekrarlanmış ve bunlar uygulanmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri Gazi Mustafa Kemal’in çizgisinin geniş kitlelerde ve bütün zinde güçlerde yankılanmasından korkmuşlardır bugün. Deniz Gezmiş Kimdir?
- Gençlik eylemleri içinde önemli bir yerin var ve tutucu güçler senin okuldan atılmış olmanı sürekli istismar konusu ediyorlar. Bu durumda senin söyleyeceklerin neler?

- Üniversite öğrenimi yapmak Anayasa’nın verdiği bir haktır. Öğrenci olarak devrimci mücadeleye katılmak ise Mustafa Kemal’in bize yüklediği bir görevdir. Dünyanın bütün gericileri biraraya gelseler bu hakkımızı ve görevimizi elimizden alamayacaklardır.
- Mustafa Kemal’in gençliğe yüklediği devrimci görevler nelerdir biraz daha açıklar mısın?

- Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı’ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumdadır. Ve Kemalist bir Cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır. Elbette tarihi önderlik sorunu ayrı bir konudur. Bugün için gençlik mümkün olduğu kadar geniş halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için devrimci eylemde bulunacaktır. Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara maledilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.
- Halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için gençliğin dayanışma içinde bulunacağı Kemalist güçler kimlerdir?

- Bugün Türkiye’de Kemalist Devrim’in bekçiliğini yüklenen güçler arasında başta ordu 27 Mayıs’ı yapan güçlerin önemli bir yeri vardır. Anti-Kemalist karşı devrim hareketine karşı gençlik bütün zinde güçlerle eleledir. Emperyalizmin işbirlikçileri gençlik ile öteki zinde güçlerin arasını açmak istemektedir. Fakat aynı inançta olan yani emperyalizmi kovmuş feodal unsurları tasfiye etmiş bir Kemalist Türkiye isteyen bu ilerici güçlerin arasını anti-Kemalist karşı devrimi tezgahlayanlar açmayı başaramayacaklardır.
- Emperyalizme karşı nasıl bir mücadele verilecektir?

- Bugün Amerikan emperyalizmi saldırganlık yolunu seçmiştir. Buna karşı biz de emperyalizmin parmağının bulunduğu her yerde ona karşı aynı silahlarla mücadele yolunu seçtik: tıpkı Mustafa Kemal’in 50 yıl önce yaptığı gibi. Emperyalizm bugün millici güçleri tasfiye etmek için listeler hazırlamakta ve bütün kurumlarımıza elini uzatmaktadır. Bizse onları defterden sileli çok oldu. Milli kurumlarımıza uzanan elleri de kırmakta kararlıyız.
- Bazı çevreler bu görüşleri “devrim yobazlığı” sayıyorlar. Bu sence nasıl açıklanabilir?

- Devrimcilik demek halk dalkavukluğu demek değildir. Her şeyden önce devrimcilerin görevi halkın önünde gitmek halkın gerçek özlemleri için mücadele etmektir. Halk için düzen değişikliği isteyen gençliğe halk karşıdır gibi saçma bir iddiayla Kanlı Pazarları görmezlikten gelen ve gerçek devrimciyi yobazlıkla suçlamaya kalkışan tatlısu devrimciliğine özenmiş politikacı aslında tutucu güçler koalisyonunun usta propagandalarının esiri olmaktadır. Politikacı “halk kızar” diye halk düşmanlarının uşaklığını yapmaktadır. Değirmenköy Elmalı Göllüce köyleri davalarını desteklediğimiz bu topraksız köylüler bize hiç kızmadı aksine gençliği bağrına bastı. Demir Döküm işçileri de öyle yaptı. Devrimci gençliği halkçı görünüp egemen sınıflara göz kırpan tatlısu devrimcisi politikacı anlamaz ama işçi ve köylü anlar. Devrimci gençlik de onlara dalkavukluk etmez gerçek kurtuluş yolunda onlarla birlikte mücadele eder. Hem egemen sınıflara göz kırpan oy goygoyculuğu hem devrimcilik olmaz. Bugün bizi devrim yobazı olarak nitelendiren birkaç CHP yöneticisi Ortanın Solu tabanını temsil etmemektedir. Anti-Kemalist karşı devrimcilerin yanında yer alan bu birkaç yöneticiyle ortak bir mücadele söz konusu değildir. Fakat şuna inanıyoruz ki tam bağımsızlık isteyen dürüst Ortanın Solu tabanı Kemalist bir Türkiye’nin kurulması için bizimle birlikte mücadele edecektir.”



CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Jülyet (27-03-2010)
Alt 13-03-2010, 11:54   #4 (permalink)
 
Jülyet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

bir zamanlar ne hayrandım ama
onun adının geçtiği her kitabı neredeyse okumuştum....
şimdi görünce insanların ideolojilerinin sahte olduğunu görünce sadece sevmekle kaldım....


Konu Jülyet tarafından (16-03-2010 Saat 01:01 ) değiştirilmiştir..
Jülyet isimli Üye şimdilik offline konumundadır  



Etiketler
deniz gezmis kimdir

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Deniz Gezmiş Kimdir?

Deniz Gezmiş Kimdir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Biyografiler forumunda tartışılıyor.



Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:49 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats