bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > BAYANLAR ÖZEL > Çocuklarımız > Çocuk Masalları

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 13-12-2008, 07:27   #1 (permalink)
 
gizem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart BUHUR DAĞI İLE KINALI CEYLAN hikayesi

Bir varmış bir yokmuş… Bir vakitler herkeslerin türlü savaşlardan sonra terkettiği bir viran şehrin yanında bir dağ varmış… Bahar geldiğinde eteklerine dağılmış binlerce kocayemiş ıhlamur amber ve mersin ağaçlarından yayılan baş döndürücü koku tüm şehri tütsülermiş…Bu yüzden halk Buhur Dağı ismini vermiş ona eskiden…
Dağ onca ağacına çiçeğine suyuna taşına rağmen çok yalnızmış… Gün geceye durduğunda gökyüzüne bakar gördüğü her yıldıza bir türkü söylermiş… Efkarından pınarları ağlar toprağı sızım sızım sızlarmış… İstermiş ki rüyaları gerçek olsun gönlüne göre bir yareni olsun koynunda uyuyup koynunda uyansın dağ daha bir dağ olsun sevda daha bir sevda olsun.
Yine öyle gecelerden bir gece kaldırmış başını göğe haykırıyormuş türküsünü ki; birden bir hışırtı duymuş… Bakmış ki güzeller güzeli kınalı bir ceylan durur karşısında… Durur da öylece süzer nazlı gözlerini ona doğru…Buhur Dağı\’nın kalbine kor ateşler düşmüş heyecanla sarsılmış gövdesi…Dile gelmiş de seslenmiş bir bakışta vurulduğu Kınalı Ceylan\’a…
\”İşte nicedir beklediğim nicedir düşlediğim yarim geldi umudum ışığım sevincim geldi hoş geldi… Yaklaş maralım daha da yaklaş ki yakından göreyim güzelliğini.\”
Ceylan ürkek ceylan telaşlı ardına bile bakmadan seke seke gözden kaybolmuş sessizce… Sinmiş uzaktaki bir ağacın gölgesine derdini dillendirmiş kendince:
\”Sesini duydum uzak diyarlardan yaktığın türkülerde anlattığın bendim koca dağ Buhur Dağı!… Sesine sevdalandım da buldum seni yüreğine sevdalandım da sevdim seni. Ne var ki ben bir yaralı ceylan sana ne hayrım olur ki sana verecek neyim var ki. Geldim gördüm bildim seni…Fakat benim daha gidecek yolum çekecek çilem var.\”
Rüzgarlar Kınalı Ceylan\’ın sedasını taşıdığında Buhur Dağı\’na kara bulutlar çökmüş zirvesine… Dağ öfkeli dağ kırgın adeta kükrer gibi söylemiş meramını:
\”Duydum seni kınalım duydum da duymasına hem kendini gösterir hem de neden kaçarsın? Her gece seni söyledim ezgilerimde seni yazdım gökyüzüne. Uçan kuşun kanadında çağlayan nehirlerin nefesinde tan yerinde şavkıyan seherlerde yağmurların buğusunda aradım izini. Önce bana görün sonra bırak git diye mi? Hemen şimdi dönesin bana geri ya da ilelebet kanasın yaran; öyle ki kımıldayamayasın öyle ki bir yudum su içmeye kalkamayasın çöküp kaldığın yerden!\”
Ceylanın küçücük yüreği burkulmuş acıyla… Korka korka dağın hışmından seslenmiş ona titreyen sesiyle:
\”Nedir bu hiddetin feryadın? Nedir bu halden sual etmez gazabın?… \’Zaman\’ dedikleri bir ilaç varmış ben daha yollara düşüp onu bulacağım yaramı onunla sarıp bekleyeceğim iyileşmeyi… Sende kalırsam şu halimle; sana acıdan tasadan başka bir şey veremem. Sen bir yüce dağsın sabır taşlarıyla döşeli bayırların… Beni sen de anlamazsan kimler anlasın?\”
Dağ küsmüş ceylan boynu bükük; vurmuş kendini yollara… Bağrında Buhur Dağı\’nın hasreti vuslata ömrü yetsin diye dualar ederek Yaradan\’ına gözden kaybolup gitmiş uzaklara…
Buhur Dağı fısıldamış ardından:
\” Bekleyeceğim seni maralım taşım üstünde taş kalmayıncaya toprağımda tek bir ot bitmeyinceye değin…\”
Ay güneşi güneş ayı kovalamış durmuş mevsimler mevsimlere yıllar yıllara kavuşmuş… Diyar diyar gezmiş ceylan deva bildiği mahir zaman iyileştirirken yarasını Buhur Dağı\’nın içli sesi gönlünün mabedinden bir an olsun silinmemiş… Kızıl kınalı başını semaya kaldırıp da sevdasının ve sevdalısının sırrına erdiği yalnız gecelerinde her bir yıldızdan yüreğine yansıyan ışık yarinin kendisine adadığı türkülerinin giziymiş…
(Masalcı tam da öyle bir anda sesini verivermiş masala…)
\”Gecedir; ayrı düşmüş sevgililerin elzemi hasretleri göğsünde emziren… Gecedir; tek yürekte iki taşkın nehir gibi coşan ikiyi bir kılan biri ikiye bölen sevdaların beşiği… Ömür denilen ise ahu gözlü ceylanın kirpiğinde kanat çırpması kadar bir kelebeğin… Ceylan fani dağ fani… Geldi vakti saati… Düştü ceylan sevdasının sevdalısının yollarına…\”
Günler birbiri ardına inci gibi dizilirken hiç durmadan koşmuş ceylan… Ayaklarında dermanı kalmamış acıkmış susamış… Bir an olsun durmamış Buhur Dağı\’nın billur ırmaklarının suyuymuş susadığı Buhur Dağı\’nın kaynağıyla besleyip büyüttüğü ağaçların yemişleriymiş acıktığı… Derman Buhur Dağı\’nın koynundaymış.
Birbirlerini gördükleri ilk andaki kadar ışıltılı ve sakin bir gece Kınalı Ceylan varmış yarinin eteklerine… Nice soğuk iklimlerden sıcak iklimlere değin yolunu gözlediği ceylanını gelişinden bilmiş Buhur Dağı… Seslenmiş usulca:
\”Ey kınalım ey güzeller güzeli ceylanım döndün demek sonunda bana… İyileşti mi yaran? Buldun mu çareni; bir su damlası gibi akıp gittiğin bir kum tanesi gibi savrulduğun yollarda? Senin gönlümü kasıp kavuran hasretin ehramı oldu ağaçlarımın çiçeklerimin; tohumlar bile çatlayamadan küle döndü toprağımda… Vardın geldin ama; şimdi benim sana verecek neyim var; susuzluğunu gidereceğin bir pınarım bile yok ki; kuruyup gitti hepsi acıktıysan seni neyle doyurayım; sabır taşlarımda biten otlarla kanmazsın ki açlığına.\”
Ceylan bitkin; tırmanırken dağın yamacına devrilivermiş bedeni kurumuş dalların arasına küçücük kınalı başını vurmuş kocaman bir taşa… Son mecaliyle konuşmaya çalışırken şu kelimeler dökülmüş dilinden:
\”Sar beni Buhur Dağı\’m… Sar beni yazgım olan; canım tenimden çıkmadan beni sana kavuşturan sevdan ile… Toprağından kanıma aksın ölüm kanımdan toprağına aksın dirim hasretinle yaktığın çiçeğin ağacın kanımla hayat bulsun yeniden. Ben sana karışayım sende son bulup sende doğayım… Bak şu kızıl yıldız var ya; işte o benim yıldızımdır. Ona söyleyerek şimdi en güzel türkünü kollarında uyut beni güzel sesinle…\”
Ve canını teslim etmiş ceylan oracıkta nazlı gözleri kapanırken düşen iki damla yaş; yuvarlanıp dağın iyi yanına iki ayrı ırmağa dönüşürken…
Buhur Dağı tüm acılardan da büyük bir acıyla öyle sarsılmış öyle inlemiş ki gökyüzü yırtılmış sesinden şimşekler çakmış simsiyah bir yıldırım düşmüş zirvesine; ikiye bölmüş koca dağı…
O geceden sonra mevsim ne vakit bahara dönse Buhur Dağı\’nın ikiye ayrıldığı Kınalı Ceylan\’ın gözyaşlarından oluşan iki ırmağın kavuştuğu yerde kızıl bir gonca gül bitermiş. Açıp da yaprağını kokusunu yele verdiğinde yıldızlı gecelerde; kimselerin duymadığı kimselerin bilmediği bir türkü yankılanırmış o vadinin en kuytu yerinde…


gizem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
buhur dağı ile kınalı ceylan hikayesi, çocuk hikayeleri, çocuk masalları

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


BUHUR DAĞI İLE KINALI CEYLAN hikayesi

BUHUR DAĞI İLE KINALI CEYLAN hikayesi konusu, Çocuklarımız / Çocuk Masalları forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: yaralı ceylan hikayesi, ceylan hikayesi, yaralı ceylanım hikayesi, yaralı ceylanın hikayesi, yaralı ceylanın hikaye, yaralı ceylan türküsünün hikayesi, yaralı ceylanın öyküsü, kinali ceylan bugur dagi, buhur dagi, yaralı ceylanım turkusu hıkayesı,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Nuri Bilge Ceylan biyografi-Nuri Bilge Ceylan Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 11-07-2008 02:23
Teşekkürler Nuri Bilge Ceylan Bakimliyiz E - Kolay Sinema 0 26-05-2008 11:00
Nuri Bilge Ceylan, Son Filmiyle Cannes'da Yarışacak Bakimliyiz E - Kolay Sinema 0 24-04-2008 10:40

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 09:00 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats