bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > BAYANLAR ÖZEL > Çocuklarımız > Çocuk Masalları

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 13-12-2008, 07:39   #1 (permalink)
 
gizem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Vadideki Nine hikayesi

Su akar gider denize kavuşur.
Ay güneşi kovalar gece olur.
Masal ülkesinde bir telaştır başlar: Padişah kızının bu geceki masalı hazır mıdır? Aynacık nerede? Hadi acele edin.
Uyku krallığı bizden önce davranırsa gücümüzü yitiririz.
Ve sevgili aynacık son anda nefes nefese bir masal ile gelir:
Kusurumuza bakmayın prensesim. Ceylanları bir araya getirmek zaman aldı…
Adı belki de hiç duyulmamış ülkenin birinde bir delikanlı annesiyle beraber yaşarmış. Küçük bir dağ köyünde minicik evlerinde güzel günler ve güzel geceler geçirirlermiş. Sofralarından bereket yüzlerinden tebessüm hiç eksik olmazmış. Babalarını çok çok eskiden delikanlı henüz bir bebekken kaybetmişler. Işte o zaman anne-oğul yalnız kalmışlar. Üzülmüşler ağlamışlar; fakat yapabilecekleri bir şey yokmuş.
Küçük bir bahçeleri varmış minik evlerinin önünde. Onu ekip-dikerle onun sayesinde karınlarını doyururlarmış. Ne az diye yakınırlarmış ne de daha çok olsun diye aranırlarmış.
Aradan yıllar geçmiş. Çocuk fidan gibi boy atmış delikanlı olmuş. Fakat yıllar annesinin gücünü azaltıyormuş gitgide. Artık eskisi gibi bahçeye gidip çalışamıyormuş. Saçlarına aklar düşmüş. Dizlerinde derman kalmamış. Delikanlı da zaten onun yorulmasını hiç istemiyormuş. Bahçenin ekimini tek başına yapmaya başlamış. Dağa da çıkıyormuş arada bir odun kesmek için. Bu odunları eve getirir soğuk günlerden onlarla ısınırlarmış. Artan odunları da şehirde satarlar üç-beş kuruş kazanırlarmış.
Delikanlının annesi artık iyice yaşlanmış. Güzel mi güzel şirin mi şirin bir nine olmuş. Tatlı dilli hoşsohbet bir ninecik… Komşuları onu pek severlermiş. Üzülmesine hiç dayanamazlarmış. Delikanlı da istemezmiş tabiî annesinin üzülmesini.
Ninecik yemek pişiremiyor evi temizleyemiyormuş artık. Devamlı yalvarıyormuş:
- Bir tek oğlum var. Onun mutlu olmasını isterim. Ne olur onun gibi iyi bir gelin ver bana. Bu evin neşesi eksilmesin.
Güzel ninecik böyle düşünmeye devam ederken birgün oğlunu yanı başına çağırmış. Düşüncesini söylemiş ona:
- Ey oğul ben hiçbir iş yapamaz oldum. Ihtiyaçlarımızı karşılayamayacak kadar yaşlandım. Isterim ki bir gelin gelsin evimize çeki-düzen versin. Sen ne dersin oğul?
Delikanlı annesinin söylediklerini bir gün düşünmüş iki gün düşünmüş… Sonun da onun da bakıma ihtiyacı olduğuna karar vermiş. Sonra da;
- Anneciğim sen nasıl istersen öyle olsun demiş.
Böylece iyi kalpli tatlı dilli güler yüzlü bir gelin adayı aramaya başlamışlar. Ninecik hanım hanımcık olsun istiyormuş. Çok geçmeden evin içinde üçüncü bir kişi gezinir olmuş bile. Delikanlıyı evlendirmişler. Gelin hanım da artık o evin bir parçası olmuş çıkmış.
Önce öyle güzel geçiyormuş ki günleri. Gülüyor eğleniyorlarmış hep beraber. Sabah oğul ile gelin bahçeye çeki-düzen veriyorlarmış. Sonra delikanlı odun kesmeye dağa gidiyormuş. Annesi ile eşi kendisini beklediklerinden işini bitirir bitirmez evin yolunu tutuyormuş. Ne zaman güneş kızarmaya başlasa her şeyini toplayıp düşüyormuş yollara.
Günler haftaları haftalar ayları kovalamış. Mevsimler bir bir değişmiş. O eski güzel günler yavaş yavaş kaybolmaya başlamış. Artık bağrışmalar dökülüyormuş evin pencerelerinden dışarıya. Zavallı ninecik bu tartışmalara engel olabilecek hiçbir şey yapamıyormuş. Çünkü tartışmanın sebebi kendisiymiş. Gelin sabah-akşam söylenir olmuş:
- Annene bakmak zorunda değiliz. Onu bu evden götür. Gitsin yanımızdan. Mutluluğumuza engel oluyor. Istemiyorum onu.
Delikanlı sabırla;
- Nereye gidecek? Onun benden başka kimsesi yok ki diyormuş. Hem neden gitsin? O bizim annemiz. O bizim en sevdiğimiz olmalı bu dünyada. Bir köşede oturmaktan başka hiçbir şey yapmıyor. Neden onu istemiyorsun? Önüne yemek koymasan günlerce aç kalabilir. Senden bir lokma istemez. Hiç şikayet etmez. Nedir ondan alıp-veremediğin. Zaten yapabilecek gücü olsa ne senden bekler yardım ne de benden.
Ama bütün bu sözlere rağmen gelin hanım ısrarla ninenin gitmesini istiyormuş. Delikanlı bir gece annesinin yanına varmış. Bir bir söylemiş her şeyi:
- Anneciğim beni affet. Karım senin bu evden gitmeni istiyor. Benim de artık ona gücüm yetmiyor.
Ninecik kısık bir sesle;
- Biliyorum evladım demiş. Her şey den haberim var. Sen hiç üzülme. Beni buradan çoook uzaklara götür ve bırak. Ben başımın çaresine bakarım. Beni bir koruyan çıkar.
Delikanlı çok sevdiği annesinden ayrılmayı hiç istemiyormuş fakat karısının sözlerini duymaktan da bıkmış. Bu yüzden bir gün sabahın aydınlığı ortaya çıkmadan horozlar yeni yeni uyanıyorken annesinin koluna girmiş ve birlikte ağır ağır yürümeye başlamışlar. Evden belki on belki yirmi kilometre belki de daha fazla uzaklaşmışlar. Bir vadiye gelmişler. Akşam olmak üzereymiş. Delikanlı annesine;
- Anneciğim seni getirebileceğim tek yer burası demiş. Beni affet.
Ninecik yüzünde minik bir tebessümle oğlunu uğurlamış:
- Güle güle evladım. Dertler sizden uzak olsun. Hep mutlu olun inşallah. Hadi yolun açık yüreğin ferah olsun.
Delikanlı annesini akşam vakti o vadide bırakmış evine dönmüş. Günler geçmiş üzerinden. Fakat içi bir türlü rahat etmiyormuş. Aklına kötü kötü şeyler geliyormuş uykularından korkuyla uyanıyormuş:
- Kim bilir orada ne büyük kurtlar vahşi hayvanlar vardır. Annemi belki de paramparça etmişlerdir.
Karısına da söyleniyormuş:
- Yarın annemi bıraktığım yere gittiğimde onu bulamayacağımdan eminim. Istediğin oldu işte. Bunun için mutlusundur. Ama ben annemi kendi ellerimle öldürdüm. Bunu nasıl yapabildim nasıl senin sözlerinle annemi dağ başına attım!
Karısı ise bu sözleri hiiiiç mi hiç umursamıyor duymazlıktan geliyormuş. Onun bu hâlini gören delikanlı daha bir öfkeleniyor daha bir kendisine kızıyormuş.
Ertesi sabah delikanlı koşa koşa vadiye gitmiş. Bir yandan da kendi kendine;
- Hiç olmazsa annemin kemiklerini toplayıp toprağa gömeyim diye düşünüyormuş.
Fakat delikanlı vadiye vardığında gözlerine inanamamış. O da nesi. Bu vadi sanki o vadi değil. Cennetten bir köşe olup çıkmış. Kurtlar yerine her yanda güzel gözlü ceylanlar geziniyormuş. Annesinin çevresinde dolaşıyorlar onun dizlerinde uyuyorlarmış. Delikanlı heyecanla annesinin yanına koşmuş:
- Anne! Anne şükürler olsun ki yaşıyorsun. Hâlâ buradasın!
Güzel ninecik güler yüzle karşılamış oğlunu. Sevgiyle kucaklaşmışlar. Delikanlı merakla sormuş olanları. Ninecik de anlatmış:
- Sen gittikten sonra bol bol dua ettim. Sonra bu güzel hayvanlar geldi buraya. Beni hiç yalnız bırakmadılar. Bana yiyecek getiriyorlar. Var git yoluna oğul ben burada rahatım. Merak da etme.
Delikanlı annesi her ağzını açtığında daha çok hayrete düşüyormuş. Çünkü annesi konuşurken ağzından çil çil altın saçılıyormuş yerlere. Güzel yüzünde güller açmış sanki. Her taraf mis gibi kokuyormuş. Gözlerine inanamamış. Biraz daha oturmuş annesinin yanında. Sonra düşünceli düşünceli yola koyulmuş.
Içi rahat sevinçle dönmüş evine. Haberi karısına vermek için sabırsızlanıyormuş. Nihayet karısı bütün olanları öğrenince çıldırmış:
- Ne! Olamaz! Çabuk benim de annemi o vadiye götür. Mutlaka o vadinin sihirli güçleri vardır. Benim de annemin ağzından çil çil altın dökülür. Ne çok zengin olacağım düşünsene. Çabuk ol! Ne duruyorsun daha?
Delikanlı annesinin ağzından dökülen altınlara şaşırmaktan vazgeçip karısının bu halini hayretle seyretmeye koyulmuş. Ama diyecek söz bulamamış. Neler olacağını merak ederek karısının annesini de almış o vadiye götürmüş. Vadiye bıraktıktan sonra evine dönmüş. Ertesi sabah sabırsızlıkla karısı onu vadiye göndermiş:
- Şu keseleri de yanına al. Altınları doldur içine. Hiç oyalanmadan geri gel. Altınlarıma bir ân önce kavuşmak istiyorum. Kim bilir ne kadar çok olmuşlardır. Köşklerde yaşayacağım artık. Muhteşem bir şey bu. Hizmetçilerim olacak. Şu evin içinde yaşlanıp gitmekten kurtulacağım. Zengin olacağım zengin!
Karısı böyle hayâl kura dursun delikanlı vadiye doğru yola çıkmış. Fakat vadiye vardığında gördükleri onu çok korkutmuş. Vadi o vadi değil sanki. Ceylanlar gitmiş yerine dev kurtlar gelmiş. Üzgün bir şekilde eve dönmüş delikanlı. Karısına bütün gördüklerini anlatmış:
- Annen ölmüş. Kurtlar onu paramparça etmiş. Bulduğum parçaları toprağa gömdüm. Annemi görmedim. Orada değildi. Ceylanlar onu alıp kim bilir nereye götürdü.
Karısı hiçbir şey söyleyememiş. Susmuş… susmuş… günlerce aylarca tek kelime etmemiş. Ve bir daha da hiiiç konuşmamış


gizem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
CooLKadin (09-02-2009)




Etiketler
çocuk hikayeleri, çocuk masalları, vadideki nine hikayesi

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Vadideki Nine hikayesi

Vadideki Nine hikayesi konusu, Çocuklarımız / Çocuk Masalları forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: nine hikayeleri, altın nine hikayesi, altın nine kitap özeti, duyulmamış hikayeler, hiç duyulmayan hikayeler, duyulmayan hikayeler, altın nine hikayesi özeti, altın nine hikaye özeti, duyulmamis hikayeler, altın nine nin hikayeleri, hic duyulmamis hikayeler, duyulmamış aşk hıkayeleri, hiç duyulmamış öyküler, hiç duyulmayan hikaye, duyulmamis cocuk hikayeleri,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Tembel Kız hikayesi gizem Çocuk Masalları 1 29-03-2012 08:13
Bir Aşk Hikayesi zehra35 Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 6 03-04-2009 11:52
Gülün Hikayesi nimlahza Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 0 27-10-2008 02:17
Vadideki Zambak - Özet - Balzac Bkmlyz Kütüphanemiz 0 04-07-2008 04:32

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 10:38 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats