bakimliyiz
Konu etiketleri: doğruluk hikayeleri, asla yalan söyleme hikayesi, doğruluk ile ilgili hikayeler, doğruluk ile ilgili kısa hikayeler, asla yalan söyleme hikayeleri, doğrulukla ilgili kısa hikayeler, asla yalan söyleme, doğruluk ile ilgili hikayeler kısa, doğrulukla ilgili çocuk hikayeleri, doğrulukla ilgili hikayeler, asla yalan söyleme hikaye, doğrulukla ilgili hikayeler kısa, asla yalan söyleme öyküleri, doğrulukla ilgili hikaye, doğruluk ile ilgili çocuk hikayeleri,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > BAYANLAR ÖZEL > Çocuklarımız > Çocuk Masalları

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 13-12-2008, 05:47   #1 (permalink)
 
gizem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart ASLA YALAN SÖYLEME hikayesi

Eski zamanlarda insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.
Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüşbunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı annesine gelerek;
- Anneciğim ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum…dedi.
Annesi ise;
- Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem.
Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;
- Sana son olarak nasihatim şudur ki eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır.
Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı.
Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;
- Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?
Abdulkadir;
- Yalnız 40 altınım var diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;
- Doğru mu söylüyorsun?
Abdulkadir:
- Evet doğru söylüyorum 40 altınım var.
Eşkıya meraklandı. Abdulkadir’i elinden tutup reislerine götürdü.
Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;
- Senin 40 altının varmış doğru mu bu?
Abdulkadir;
- Evet doğru.
Reis;
- Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?
Abdulkadir;
- Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.
Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı.
Reis hayretle sordu;
- Peki evladım sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
Abdulkadir;
- Ben annemden ayrılırken asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?
Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;
- Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?
Sonra şöyle devam etti:
- Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım.
Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;
- Reisimiz biz senden ayrılmayız.Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.
Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.
Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın
Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu.

gizem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
asla yalan söyleme hikayesi, çocuk hikayeleri, çocuk masalları

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


ASLA YALAN SÖYLEME hikayesi

ASLA YALAN SÖYLEME hikayesi konusu, Çocuklarımız / Çocuk Masalları forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Şeytanın Söylediği 12 Yalan elif Dini Bilgiler 3 21-09-2011 04:26
Ağladığımı Kimseye Söyleme ''Anne'' bayrak_007 Resimli Şiirler 2 05-12-2008 12:13
Yalan Makinesi elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 20-10-2008 09:48
yalan dünya değilmisin elif İlahiler 0 15-07-2008 01:42
Cocuk Ve Yalan Bkmlyz Çocuk Sağlığı ve Eğitimi 0 07-03-2008 12:24

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:19 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats