bakimliyiz
Konu etiketleri: kerem ile aslı hikayesi, aslı ile kerem hikayesi, kerem ile aslı özeti, kerem ile aslı hikayesi özeti, aslıyla kerem, kerem ile aslının hikayesi, kaç kuzulu ceylan hikayesi, kerem ile aslı hikayesinin özeti, asli ile kerem hikayesi, kerem ile aslı halk hikayesi, kerem ile aslı kısa özeti, aslı ile kerem in hikayesi, kerem ile aslı hikayesi kısa özeti, kerem ile aslı hikayesinin kısa özeti, kerem ile aslı özet,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Tarih > Destanlaşan Halk Hikayelerimiz

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-06-2009, 11:14   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Aslı ile Kerem'in Hikayesi

Aslı ile Kerem'de çok hüzünlü bir hikaye yorumlarınız bekliyorum arkadaşlar.
Şimdiden okuyup yorum yaptığınız için teşekkür ederim.


İsfahan şehrinde çok âdil halkı tarafından çok sevilen bir hükümdar ve bu hükümdarın bir de "keşiş"
hazinedarı vardır. Onca varlığa rağmen çocukları yoktur mutsuzdurlar. Ne zaman ki Hanım Sultan ve
keşişin karısı kudret elmasını bölüşüp yerler; hükümdarın bir oğlu keşişin de bir kızı olur.
Hanımlar daha elmayı dişlediklerinde çocukları olursa birbirleriyle evlendirmeye ahdetmişlerdir.
Fakat keşiş böyle bir beraberliğe razı değildir. Daha kızı Aslı bebek yaştayken ailece İsfahan'ı
terk ederler. Hükümdar oğlu Ahmet Mirza büyür. Rüyasındaki sevgilisinin aşkıyla yanmaktadır.
Kardeşten daha çok sevdiği Sofu ile birlikte yollara düşer. O artık Âşık Kerem olmuştur.

Kerem Sofu ile birlikte Van'a gelir. Atlarını hana bağlayıp kahveye misafir olurlar. Akşam olunca
üç beş ahbap toplanır. Hoş beşten sonra "Âşık bize hallerini de bakalım" diyerek türkü isterler.
Kerem alır sazı eline bakalım ne der:

Hey ağalar hangi derde yanayım / Yitirdim Aslı'mı gören olmadı / Pervâneler gibi yandım tutuştum /
Yandım alevimi gören olmadı.

Aslı Han Müslüman olmuştur. Köşklerinin bahçesinde Kerem'le birliktedir. Gece kaçmayı
kararlaştırırlar. Kerem kahveye gelir. Çevresindekiler bir türkü niyaz ederler. Aklında kervan
kıranın erken batması ve sarı yıldızın geç doğması gecenin uzun bir karanlığa dalması dileği
vardır.

Sabah oldu şavkın batmaz / Döne kervan kıran döne / Aşk ateşi serden gitmez / Niye doğdun sarı
yıldız?

Yıldızlarda ne ruşensin / Alem içre perişansın / Garip yurduna düşmansın / Niye doğdun evler yıkan
beller büken?

Sana kervan kıran derler / Yâre ikrar veren derler / Bana Dertli Kerem derler / Niye doğdun sarı
yıldız?

Kerem Aslı Han'ın yurtlarının Gence'ye göçtüğünü öğrenir ve Sofu ile yollara düşerler. Yolda Kerem
görür ki gökte bir bölük turna uçup gitmekte. "Sofu Kardaş getir şu sazı; turnalara anamı babamı
Aslı'yı sorayım" der...

Aşıp aşıp karlı dağlar gelirsin / Eğlen turnam eğlen haber sorayım / Bizim elden ne haberler
bilirsin / Eğlen turnam eğlen haber sorayım.

Kerem ile Sofu Gökbelen'e gelmişlerdir. Atları handa kendileri kahvede sabahlamışlardır. Günün
mahmurluğunda kahvenin önünden güzeller geçmektedir. İçlerinde biri vardır ki güzeller güzeli. Kerem
onu Aslı'ya benzetir. Alır sazı...

Her sabah her sabah gel geç buradan / Gamı gasaveti kaldır aradan / Ne güzel yaratmış seni yaradan /
Ben de seni yaradanın kuluyum.

Göy göy olur Gökbelen'in çınarı / Elinde olur yiğitlerin fermânı / Sana derim sana kahveci pınarı /
Benim yârim buralardan geçti mi?

Kerem ile Sofu yine yollarda. Kelbe köyünde konaklarlar. Köylülere buradan bir keşiş ailesinin geçip
geçmediğini sorarlar. Kars'a doğru gittiklerini ancak dört ay olduğunu öğrenirler. Yolda yine turna
katarı görürler. Kerem sazıyla buluşur:

Dertli Kerem der ki uğradım derde / Canım kurban olsun merd oğlu merde / Allı turnam ne gezersin bu
yerde / Yok mu sizin vatanınız eliniz?

Azerbaycan'a girmişlerdir Şuşa yolundadırlar. Yolda gördüklerine "Buradan bir keşiş bir kadın bir
de kız geçti mi?" diye sual ederler. Ama hep "Görmedik" cevabını alırlar. Şuşa'ya gelip kahveye
yerleşirler. Akşam Kerem sazını alır bağrına basar:

Ne vakit ki han Aslımdan ayrıldım / Beni öldürmeli döğmeli değil / Gece gündüz ah ederek yanarım /
Beni öldürmeli döğmeli değil.

Yedi yıldır hatırını sormadım / Geçti ömrüm bir murada ermedim / Fırsat elde iken demler sürmedim /
Beni öldürmeli döğmeli değil.

Keşişin karısı ve kızıyla Karapınar'a doğru gittiklerini öğrenirler. Ertesi gün erkenden yola
düşerler. Seher yeli esmeye başlayınca Kerem "Sofu eğlen hele şu seher yeriyle sevdiğime bir selam
göndereyim" der ve sazına sarılır:

Eğer gider isen bizim ellere / Eğlen biraz burda dur seher yeli / Bir nâmem var göndereyim yarıma /
Götür Aslı Han'a ver seher yeli.

Tercan yöresinde Şogun deresine geldiklerinde bir yaralı ceylan görürler. O hâliyle yavrularını
emzirmektedir. "İlâhi avcı kolun kırılsın. Bu yavrulara da mı acımadın" diye kargışta bulunur. Yola
devam ederken iki avcı ile karşılaşırlar. Biraz sohbetten sonra avcılar türkü ister. Kerem'in
türküsü ceylan içindir:

Süre süre avcı dağdan indirmiş / Kaç kuzulu ceylan kaç avcı geldi / Zalim avcı vurmuş seni sindirmiş
/ Kaç kuzulu ceylan kaç avcı geldi.

Kerem ile Sofu Ürgüp'e geldiklerinde yanlarına üç beş ahbap gelir bir türkü niyaz ederler. Kerem
alır sazını görelim ne der:

Şu dünyada üç nesneden korkarım / Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm / Hiç birinden asla gönlüm hoş
değil / Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm.

Acı tatlı yıllar süren bir sürü maceradan sonra Aslı Han'a kavuşmak nasip olacaktır. Ancak o gece
Aslı Han babasının yaptırdığı makas değmedik iğne dikmedik elbisesini giymiştir. Güle benzemiştir
allar içinde serviye dönmüştür dallar içinde. Aslı'ya el ile değil gül ile bile dokunmaya
kıyamayan Kerem düğmeleri el ile mi tel ile mi çözsem diye düşünür ve önce sazıyla "Çöz Aslım çöz
göğsün düğmelerini" deyişini söyler. Ne dilde ne telde takat kalmıştır. Düğmeler bir türlü çözülmez.
El ile çözmeyi dener. Düğmeler büyülüymüş meğer. Bir taraftan çözülürken diğer taraftan
iliklenirmiş. Kerem öyle bir "ah" çeker ki yetmiş iki bin tüyünün dibi birden sızlar. Ah üstüne bir
ah daha çekince üç yüz altmış altı damarına bir ateş yayılır ağzından alevler çıkar. Kül olur
Kerem. Aslı vurulmuşa döner. Sırma saçlarını süpürge ederek külleri toplamaya çalışır. "Her ateş
söner de aşk ateşi sönmezmiş" ya küller içindeki bir kıvılcımdan Aslı da tutuşur. Gül Aslı
alevlerden bir dal olur döne döne yanar. Aslı ile Kerem'in elleri değil ama külleri kavuşmuştur.

16. Yüzyıldan günümüze ulaşan bu eserler hem hikâyesiyle birlikte bizi sımsıcak sarıp sarmalıyor
hem de "Bizim klasiğimiz yoktur" diyebilen soytarıların yüzüne müstehzi bir gülüşle bakmamıza vesile
oluyor.

Alıntı.

nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Bkmlyz (18-06-2009)





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Aslı ile Kerem'in Hikayesi

Aslı ile Kerem'in Hikayesi konusu, Tarih / Destanlaşan Halk Hikayelerimiz forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aslı Egemen Kökçe Biyografi - Aslı Egemen Kökçe Kimdir ? Bkmlyz Türkiye'den Biyografiler 0 18-12-2008 09:21
Aslı -Uykumda Gel CooLKadin Yerli Şarkı Sözleri 0 22-07-2008 10:25
Aslı Tandoğan biyografi-Aslı Tandoğan kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 11-07-2008 12:01
Aslı Gökyokuş Biyografi-Aslı Gökyokuş Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 08-07-2008 12:50

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:00 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats