bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21-05-2008, 10:18   #21 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

HZ. LUT (S.A.)

1. Hz. Lut hakkinda genel bilgiler
Kur'an-i Kerimde bildirilen peygamberlerden olan Hz. Lut Ibrahim aleyhisselamin kardesi Hârân'in ogludur. Halilallahla birlikte Nemrud'un memleketinden hicret edip Sam'a geldikten sonra (bkz. Hz.Ibrahim) Lut gölü yakinindaki Sedum sehri halkina peygamber olarak gönderildi. Insanlara Ibrahim aleyhisselamin dinini teblig etti .
2. Hz. Lut'un hikâyesi
Hz. Lut ailesini toplayip Ibrahim aleyhisselamla Sam'a hicret ettikten sonra Allah tarafindan Lut gölünün güney-bati tarafinda bulunan Sedum sehrinin halkina peygamber olarak gönderiliyor. Bu kavim cok azgindi ve erkeklerle münâsebeti âdet haline getirerek livata fiilini isliyordu. Bu is icin de bilhassa genc delikanlilar üzerinde kötü emel besliyorlardi. Hz. Lut kavmine teblige basladi: « (Allah'a karsi gelmekten) sakinmaz misiniz ? Bilin ki ben size gönderilmis güvenilir bir elciyim. Artik Allah'a karsi cikmaktan sakinin ve bana itaat edin. Rabbinizin sizler icin yarattigi eslerinizi birakip da insanlar icinden erkeklere mi yaklasiyorsunuz ? Dogrusu siz siniri asmis (sapik) bir kavimsiniz » . Fakat onlar dinlemediler ve « Ey Lut ! (bu davadan) vazgecmezsen iyi bil ki sürgün edilmislerden olacaksin ! » dediler. Lut aleyhisselam onlari azaptan korkuttugu halde onlar inanmadilar ve sapikliklarina devam ettiler ve böylece Allah'in azabini hak ettiler. Allah'in elcileri Cibril Mikail ve Israfil Ibrahim aleyhisselama müjde (bkz. Hz. Ibrahim) ile geldiler ve ona Lut kavmini helak edeceklerini bildirdiler. Onun da Lut aleyhisselamdan korkmasina karsilik " Her halde onu ve ehlini kurtaracagiz. Ancak karisi öteki zalimler zümresinden " diye cevap verdiler. Hz Ibrahim'den ayrildiktan sonra genc delikanli oalark Lut aleyhisselam misafir oldular. Hz. Lut onlari evine aldi. Kavmi güzel ve genc delikanlilari görünce pis olan hisleri hortladi ve Lut peygamberin kapisina dayandilar ve ondan kendilerine bu delikanlilari teslim etmelerini istediler: «Lut'un kavmi kosarak yanina geldiler. Daha önce de kötü isleri yapmaktaydilar. (Lut):" Ey kavmim ! Iste sunlar kizlarimdir (onlarla evlenin); sizin icin onlar daha temizdir. Allah'tan korkun ve misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin ! Icinizde akli basinda bir adam yok mu ! " dedi » . Fakat onlar dinlemediler ve « Dediler ki: Senin kizlarinda bizim bir hakkimz olmadigini biliyorsun. Ve sen bizim ne istedigimiz elbette bilirsin » . Lut aleyhisselamin gücsüzlügüne yavunmasi üzerine«(Melekler) dediler ki: Ey Lut! Biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kisminda ailenle (yola cikip) yürü. Karindan baska hicbiri geride kalmasin. Cünkü onlara gelecek olan (azap) süphesiz ona da isabet edecektir. Onlara vâdolunan (helak) zamani sabah vaktidir » . Sedum kavminin helaki sabah vakti geldigi zaman gerceklesti. O sehir'in alti üstüne gecirildi ve üzerlerine taslar yagdirildi. Lut aleyhisselamla olanlar kurtarildi karisi ise belasini buldu. Hz. Lut daha sonra Hicaz havalisine gitmekle emrolundu ve vefatina kadar orada kaldi . Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmustur ki: « On sey vardir ki Lut kavmi onlari yapmis ve o yüzden helak edilmistir. Ümmetim ise onlara bir de kendisi katar. Bunlar livata findik gibi taslari sapanla atmak güvercinle (kumar) oynamak def calmak icki icmek (özürsüz) sakal kesmek (emr edilenden fazla) biyik uzatmak islik calmak el cirpmak (erkekler icin) ipek gömlek giymek bir tane de ümmetim ilâve eder ki; o da kadin kadina münâsebette bulunmaktir » ( Râmuz). Baska bir hadis-i serifinde de iki cihan serveri peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) buyurmustur ki: « Benden sonra en korkutugum sey ümmetimin Lut kavminin yaptigini yapmalaridir » (Tirmizi Ibn-i Mâce). Kitab-i Mukaddes'teki cok ve pis yalanlarla dolu Lut aleyhisselamin hikayesi Tesniye bölümünün 13. bâbinin 1-13 noktalarinda ve 19. bâbinda okunabilinir.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 21-05-2008, 10:18   #22 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Hz. HIZIR (a.s)

Hz. Mûsâ döneminde yasamis ve peygamber olmasi kuvvetle muhtemel hikmet ve ilim sahibi bir sahsiyet.
Kur'ân-i Kerîm'de Hizir (a.s.)'in isminden açikça bahsedilmez. Ancak Kehf Sûresi'nin 60-82. âyetlerinde yer alan Hz. Mûsâ ile ilgili kissadan "Katimizdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve kendisine ilim ögrettigimiz kullarimizdan bir kul..." (18/65) diye sözü edilen sahsin Hizir (a.s.) oldugu anlasilmaktadir. Çünkü bizzat Peygamber Efendimizden gelen sahîh hadislerde bu sahsin Hizir oldugu açikça belirtilmistir (bk. Buhârî ilm 16 44 Tefsîru'l-Kur'ân Tefsîru Sûrati'l-Kehf 2-4; Müslim Fedâil 170-174).

Bu rivayetlere göre bir gün Hz. Mûsâ isrâil ogullari arasinda vaaz ederken ona kendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup olmadigi sorulmustu. Hz. Musâ: "Hayir yoktur!" diye cevap verince Cenâb-i Hak bir vahiyle Hz. Mûsâ'yâ Mecme'u'l-Bahreyn'de (iki denizin kavusum yerinde) kullarindan salih bir kul olan el-Hadir (Hizir)'in kendisinden daha âlim oldugunu bildirdi. Bunun üzerine Hz. Mûsâ hizmetinde bulunan genç bir delikanli ile Hizir'i bulmak üzere uzun bir yolculuga çikti. ikisi iki denizin birlestigi yere ulasinca yolculukta yemek üzere azik olarak yanlarina aldiklari baliklarini unutmuslardi ve balik bir delikten kayip denizi boylamisti. Hz. Mûsâ oradan bir süre uzaklastiktan sonra yemek için delikanlidan baligi çikarmasini istedigi zaman baligin denize dalip kayboldugunu fârkettiler. Hz. Mûsâ'nin Hizir'i bulmasinin alâmeti bu baligin kaybolmasi oldugundan derhal oraya geri döndüler ve orada Hizir (a.s.)'i buldular. Bundan sonra Hz. Mûsâ'nin Hizir ile Kehf Sûresi 66-82. âyetlerinde anlatilan yolculugu basladi.

Hz. Mûsâ'nin yolculugunda azik olarak tasidigi baligin Mecme'u'l-Bahreyn'de denize dalip kaybolmasi bazi rivayetlerde ve çesitli islâm milletlerinin folklorunda bu arada Türk folklorunda da bu suyun âb-i hayat oldugu ölüleri bile canlandiran içenleri ölümsüzlestiren bir hayat iksiri oldugu seklinde izah olunmus burada baligin canlanip denize dalmasi meselesinde bir peygamberin hayatinin ve Cenâb-i Hakk'in kudretinin söz konusu oldugu unutulmustur. Buna bagli olarak Mecme'u'l-Bahreyn bölgesinde yasayan birisi olarak Hizir (a.s.)'a da ölümsüzlük isnâd edilmis ve kendisine beser üstü güçler ve yetkiler verilmistir.

Hizir aleyhisselâma verilen ilmin mahiyetini anlayabilmek için Musa (a.s.) ile olan yolculugunu Kur'ân-i Kerîm kisaca söyle anlatir: Hizir (a.s.) yolculukta karsilasacaklari olaylara Musa peygamberin sabredemeyecegini kendisine hatirlatmis ve O'ndan sabir için söz almistir (el-Kehf18/66-70). Önce deniz sahilinde yolculuk için bir gemiye binmislerdi. Hizir (a.s.) bir balta ile gemiyi delince kaptan tamir için geri dönmek zorunda kalmistir. Musa (a.s.) sabredemeyip söyle demistir: "Gemiyi yolcularini bogmak için mi deldin? Dogrusu çok kötü bir is yaptin" (el-Kehf; 18/71). Yolculugun sonunda ilk bakista görünmeyen ve perde arkasi bilgi niteligindeki sebebi Hizir (a.s.) söyle belirtir: "O deldigim gemi denizde çalisan birkaç yoksulundu. Onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü gemi yolculuga devam ederse ileride her saglam gemiye el koyan bir kral (deniz korsanlari) vardir" (el-Kehf 18/79). Yolculuk sirasinda diger çocuklarla oynamakta olan bir çocugu öldürdü. Musa (a.s.): "Kisas olmadan masum bir cana nasil kiyarsin? Dogrusu çok kötü bir is yaptim dedi" (el-Kehf18/74). Küçük çocugun bu erken yasta vefat ettirilme sebebi Hizir (a.s.) tarafindan söyle açiklandi: "Öldürdügüm erkek çocuga gelince; onun anne ve babasi mü'min kimselerdi. ileride onlari isyan ve inkâra sürüklemesinden korktuk istedik ki Rableri bu ölen çocuk yerine kendilerine ondan daha temiz ve daha merhametli birini versin" (el-Kehf 18/8081). Burada Cenâbi Hak'kin anne-babanin hayirli kimseler olmasi sebebiyle ileride kendilerini üzecek büyük sikintilara sokacak bir çocugu erken yasta vefat ettirip onun yerine daha hayirli bir evladin verilmesinin gerçekte o aile için " hayir" olduguna isaret ediliyor.

Yolculugun üçüncü merhalesi Kur'an'da söyle anlatilir: "Musa ve salih kul yollarina devam ettiler. Sonunda bir köye varip halkindan yiyecek istediler. Halk ise onlari misafir etmek istemedi. Musa ve salih kul orada yikilmak üzere olan bir duvar gördüler Salih kul hemen onu dogrultuverdi. Bunun üzerine Musa: "isteseydin buna karsilik bir ücret alirdin dedi. Salih kul söyle dedi: iste bu seninle benim aramizin ayrilmasi demektir. Sabredemedigin seylerin içyüzünü sana anlatacagim" (el-Kehf 18/7778). Evi ücretsiz tamir etmesini salih kul (hizir) söyle açiklar: "Bu ev sehirde iki yetim çocugun idi. Duvarin altinda kendilerine ait bir hazine vardi. Bunlarin babalari salih bir kimseydi. Rabbin onlarin rüstlerine erip hazinelerini bizzat kendilerinin çikarmalarini istedi. Bu Rabbinden bir rahmettir. Ben bunlari kendiligimden degil Allâh'in emriyle yaptim. iste sabredemedigin seylerin içyüzü budur" (Kehf 18/82).

Bu hikmetlerle dolu yolculuktan insanlarin günlük hayatta karsilastiklari bir takim olaylarin bazan büyük felaketlerin bir görünen yüzünün bir de asil perde arkasinin bulundugu anlasilmaktadir. Bazan ser olarak görülen olaylarin arkasindan büyük hayirlarin ortaya çiktigi görülmektedir. Âyet-i Kerîmelerde söyle buyurulur: "Hosumuza gitmedigi halde savasmak size farz kilindi. Belki de hosumuza gitmeyen bir sey sizin için daha hayirlidir. belki hosunuza giden bir sey de sizin için daha kötüdür. Allah bilir siz ise bilmezsiniz (el Bakara 2/216). "... Eger karilarinizdan hoslanmiyorsaniz. olabilir ki hosunuza gitmeyen bir seyde Allah sizin için çok hayir takdir etmistir. " (en-Nîsâ 4/19). Rasûlullah (s.a.s.) Hizir (a.s.)'in ilmiyle ilgili olarak gemi yolculugu sirasindaki bir konusmayi söyle nakleder: "Bir serçe denizden gagasiyla su alip gemiye konmustu. Hizir (a.s.) bunu Hz. Musa'ya göstererek söyle dedi: Allâh'in ilmi yaninda benim ve senin ilmin su serçenin denizden eksilttigi su kadar bir seydir" (Buhârî ilm 44 (el-Enbiyâ 27 Tefsîru Sûre 18/2; Müslim Fezâil 180; Ahmet b. Hanbel Müsned II 311 V 118; bilgi için bk. Ibn Kesîr Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm istanbul 1985 V172-185).


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 21-05-2008, 10:19   #23 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

HZ. NUH (S.A.)

1.Hz. Nuh hakkinda genel bilgiler
Nuh aleyhisselam Idris aleyhisselam'dan sonra gelen peygamberdir. Peygamberlerin büyükleri olan ve kendilerine « Ülü'l-azm » (azm edilen) denilen alti peygamberden ikincisidir (Bu alti büyük peygamber sunlardir: Hz. Adem Hz. Nuh Hz. Ibrahim Hz. Musa Hz. Isa ve peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) M.K.) . Bunun nedeni kavminin Nuh tufani diye adlandirilan gazap ile cezalandirilmalarindandir.
2.Hz. Nuh'un hayati
Hz. Nuh Idris aleyhisselamin göge cikarildiktan sonra azan insanlara peygamber olarak gönderildi. Insanlar putlara tapmaya basladi. Cenab-i Hak bunun icin Nuh aleyhisselami peygamber olarak gönderdi. O zaman 50 yasinda idi. Yillarca insanlari dine davet etti putlara tapinmaktan sakindirdi ve Allahü Tealaya ibadet etmelerini söyledi. Ama Nuh aleyhisselama kendi oglu Yam yani Ken'an bile iman etmedi hatta alaya alip iskence ettiler: « Andolsun ki Nuh'u elci olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim ! Allah'a kulluk edin sizin ondan baska tanriniz yoktur. Dogrusu ben üstünüze gelecek büyük bir günün azabindan korkuyorum » (A'raf 59) . Nuh aleyhisselam insanlarin davetine icabet etmedikleri icin onlara beddua etti:« (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak saskinliklarini artir » (Nuh 24) . Allahü Teala da bundan sonra Nuh aleyhisselam gemi yapmasini emretti: « Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarinca gemiyi yap ve zulmedenler hakkinda bana (bir sey) söyleme ! Onlar mutlaka bogulacaklardir ! » (Hud 37) . Gemi bitince tufan oldu (denizler tasti ve her taraf su oldu). Nuh aleyhisselam sayisi 80 kisi kadar olan mü'minler ile 3 katli olan gemiye bindi. Nuh aleyhisselam gemiye her hayvandan birer cift aldi. Oglu Ken'an'i da gemiye almak istedi ama o "Beni sudan koruyacak bir daga siginacagim" dedi gemiye binmedi ve hemen bir dalga onu alip bogdu. Allah Teala da Nuh aleyhisselamin bu oglu hakkinda af dilemesine karsilik: « (...) Ey Nuh ! O asla senin ailenden degildir. Cünkü onun yaptigi kötü bir istir. O halde hakkinda bilgin olmayan bir seyi benden isteme.(...) » (Hud 46) buyurdu. Sular daglari asti insanlar ve hayvanlar telef oldu. 150 gün gectikten sonra Allahü Teala: « Yere suyunu cek; göge: ey gök sen de yagmurunu tut » buyurdu ve bunun üzerine yagmur durdu sular cekildi. Gemi Irak'taki Cudi dagina oturdu. Hz. Nuh'a inanip kurtulan insanlar ac olduklari ve dagda yiyecek olmadigi icin Nuh aleyhisselamin emri üzerine ellerinde olan bütün yiyecekleri birlestirdiler ve böylece ilk defa Asure yemegini yaptilar. Insanlar Nuh aleyhisselamin 3 oglu Sam Ham ve Yafes'ten türedigi icin Hz. Nuh'a ikinci Adem de denir. Nuh aleyhisselamin 1000 yasinda vefat ettigi söyleniyor ama Kur'an-i Kerim'de : « Andolsun ki biz Nuh'u kavmine gönderdik de o 1000 yildan 50 yil eksik bir süre yanlarinda kaldi.(...) » (El-Ankebut 14) geciyor. . Hz. Nuh gemicilerin ve marangozlarin piri sayilir cünki bu isleri Allah'in ihsaniyla ilk defa o yapmistir.

3. Nuh suresi
Nuh suresi Mekke'de nazil olup 28 ayettir. Hatt-i Osman'a göre 71. suredir. Nuh aleyhisselamin kavmine gönderilisini ve Nuh tufanini anlattigi icin sureye bu ad verilmistir. Peygamberimiz (s.a.v)'de Hz. Nuh hakkinda: « Nuh (aleyhisselam) 'Bismillah' ve 'Elhamdülillah' demeden büyük olsun kücük olsun herhangi bir is yapmazdi. Bu sebeple Allahü Teala onu 'Cok sükredici bir kul' olarak isimlendirdi » (Taberani; Ibn-i Cebir) buyurdu. Bediüzzaman Said Nursi de Nuh tufani hakkinda sunlari yazmistir: « Padisah-i bimisal kavm-i Nuh'un mahvi icin semavat ve arza emir vermis. Vazifelerini yaptiktan sonra ferman ediyor: " Ey arz! Suyunu yut. Ey sema! Dur isin bitti. Su cekildi. Dagin basinda me'mur-u Ilahinin cadir vazifesini gören gemisi kuruldu. Zalimler cezalarini buldular." Iste su uslubun ulviyetine bak. " Zemin ve gök iki muti' asker gibi emir dinler itaat ederler " diyor. Iste su uslub isaret eder ki insanin isyanindan kainat kiziyor. Semâvat ve arz hiddete geliyorlar. Ve su isaretle der ki: " Yer ve gök iki muti asker gibi emirlerine bakar bir Zata isyan edilmez edilmemeli..." »

4.Hz. Nuh'un evladlarina vasiyeti
« Bunlardan (ilk) ikisini birakmayiniz ikisini de hazer ediniz (yapmayiniz) 1. La ilahe illallah
2. Subhanallah vebi hamdihiy'dir
3. Gavurluktan (sakinin)
4. Kibir ('den sizi nehyederim) »


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-05-2008, 10:20   #24 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

HZ. HUD (S.A.)

Hz. Hud Yemen'de bulunan Ad kavmine gönderilen peygamberdir: «Ad kavmine de kardesleri Hud'u (gönderdik). (...) » . Nuh aleyhisselamin oglu Sam'in neslindendir. Bir ismi de Abir olup lakabi Nebiyyullahtir. Hz.Hud'un ismi (veya nesebi) hakkinda 2 rivayet vardir:
Hud bin Abdullah bin Riyah (veya Ribah) bin Él-Halud bin Ad bin Avs bin Irem bin Sam bin Nuh

Hud ibni Salih ibni Erfahd ibni Sam ibni Nuh ibni Ebi Ad'dir.

Yemen'de Aden ile Umman (Oman) arasinda bulunan Ahkaf diyarinda Hz. Hud dogup büyüdü. Cocukluktan itibaren Allah'a ibadet ederdi. Ara sira ticaret yapan Hz. Hud gayet sefkatli ve cok cömert idi. Kavmi (Ad) bolluk ve bereket icinde ve gösterisli binalar yaparak azmistir. Bütün nimetleri kendilerine veren Allah'i unutan Ad kavmi putlara tapmaya basladi. Hud aleyhisselam bu kavme peygamber olarak gönderildi ve Hz. Hud Nuh aleyhisselamin bildirdigi dinin esaslarini Ad kavmine bildirdi: «(...) O dedi ki: " Ey kavmim ! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan baska tanriniz yoktur. Hala sakinmiyacak misiniz ? » . Allah'a itaat edip Ona ibadet etmelerini söyledi. Allah "onlara putlara tapmaktan zulüm etmekten vazgecmeleri insanlara merhametli olup onlara eziyet etmemeleri insanlari sasirtmak maksadiyla yollara aldatici isaretler ( Ad kavmi yolculari sasirtmak ve onlarin cölde kaybolup gitmelerine gülmek (alay etmek) icin yollara yanlis isaretler koyarlardi M.K.) koymamalari insanlarla alay etmemeleri onlari öldürüp mallarini soymamalarini ve bütün varligi yaratan bir olan Allah'a ibadet etmeleri icin nasihatte bulunmak " üzere Hud aleyhisselami Ad kavmine yolladi. Ne yazik ki bircok kabileler gibi Ad kavmi de peygamberine karsi geldi: « Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik icinde görüyoruz ve gercekten seni yalancilardan saniyoruz » . Hud aleyhisselam onlari Allah'in azabi ile korkuttu ise de pek az kisi iman etti. Ama Hud aleyhisselam yelmedi ve imana davet etmeye devam etti: « Ey kavmim ! Rabbinizden bagis dileyin; sonra da O'na tevbe edin ki üzerinize gögü (yagmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsin. Günah isleyerek (Allah'tan) yüz cevirmeyin » . Kavmi ise ona hakaret etti hatta kendinden gecinceye kadar onu dövdü. Bu - alcakca - dövme olayi da Sadad isimli Ad kavminin en zengini ve böylece bunlarin basinin (emir): " Ey Hud ! Bu söylenenleri duymadin mi ? Iste ben Avc'i kendime vekil tayin sectim. Benim namima senin Allah'ina cenk (savas harp; M.K.) edecek hadi sür senin Allah'ini " söylemesinden sonra vukuu buldu. Hud aleyhisselam da bunun üzerine kavmine biraz da aciyarak: « Ey Yüce Rabbim ! Sen bana en büyük isyani göstermis olan bu Ad kavmine karsi artik acimasiz davran. Onlari cezalarinin en büyügü ile cezalandir. Senden bunu diliyorum » diye beddua etti. Hz. Hud kavminin islah olmayacagini anlayinca: « Ya Rabbi ! Sen her seyi biliyorsun. Ben onlara peygamberligimi bildirdim. Ey Rabbim ! Onlara ders almalarina vesile olacak bir musibet ver » diye beddua etti. Hud aleyhisselamin duasini kabul eden Allahü Teala Ad kavmine önce kuraklik kitlik musibetini verdi: 3 sene müddetce hic yagmur yagmadi. Akan pinarlar kuruyup agaclar meyveler sararip soldu. Hayvanlar susuzluktan telef (ölecek kadar zayifladi; M.K.) oldu. Bikmayan Hud aleyhisselam onlari imana davetini devam etti ise de onlar git gide azginlasti Hud aleyhisselama daha cok eziyet ettiler. Hz. Hud mucizeler gösterdi ise de yine hidayete ermediler. Allahü Teala Ad kavmi üzerine azab yüklü bulutu göndererek buluttan esen bir rüzgarla onlari helak etti: « Ad kavmi (Peygamberleri Hud'u) yalanladi da azabim ve tehdidim nasilmis (gördüler). Biz onlarin üstüne ugursuzlugu devamli bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik » . Bu bulutun ismi « sarsar » idi ve 7 gece 8 gün devametti: « Ad kavmi ise ugultulu kasip kavuran bir firtina ile mahvedildiler. Allah onu ardarda 7 gece 8 gün onlarin üzerine musallat etti. Öyle ki (eger orada olsaydin) o kavmi ici bos hurma kütükleri gibi oracikta yere sarilmis halde görürdün » . Ad kavmi üzerine gelen rüzgar Hud aleyhisselama ve ona iman edenlerin yüzlerine gayet serinletici ve tatli olarak esti: « Emrimiz gelince; Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafimizdan bir rahmetle kurtardik onlari agir bir azaptan kurtulusa erdirdik » Hud aleyhisselam kavmi helak olduktan sonra kendine inananlarla birlikte Mekke-i Mükerremeye gitti. Kabe-i Muazzamanin bulundugu yerde ibadet ve taatla mesgul oldu ve orada vefat etti. Kabrinin Harem-i Serif'de (Kabe-i Mazzamanin etrafindaki Mescit) Hicr (bkz. Hicr suresi) denilen yerde bulundugu rivayet edilmektedir. Allahü Teala yüce Kur'an-i Kerim'de buyuruyor ki: « Onlar hem bu dünyada hem de kiyamet gününde lanete tabi tutuldular. Biliniz ki; Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler. (Sunu da) bilin ki Hud'un kavmi Ad Allah'in rahmetinden uzak kilindi » ; (Onlar: Ad kavmi; M.K.)

2. Hud Suresi

Hud suresi 123 ayet olup Hatt-i Osman'a göre 11. suredir. 12 17 ve 114. ayetler Medine'de digerleri Mekke'de inmistir. Yunus suresinin devamidir. Hud aleyhisselam'dan haric Nuh Salih Ibrahim Lut Su'ayb ve Musa (a.s.)'den de bahseder. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V.) 112. ayet (« O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolundugun gibi dosdogru ol ! (...) ») hakkinda: « Beni Hud suresi kocatti ! » demistir. Cünkü bu ayette direkmen Peygamberimize (S.A.V.) - ve saniyen tabiiki bütün alem-i Islama - « emrolundugun gibi dosdogru ol ! » denmistir ve bu kolay bir is degildir.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-05-2008, 10:21   #25 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Hz. MÛSA (a.s)

Allah Teâlâ'nin dört büyük kitaptan biri olan Tevrat'i verdigi ve yeryüzünde dinini teblig edip hakim kilmasi için gönderdigi Ulu'l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. ibrahim (a.s)'in soyundan olup israilogullarinin akidelerini islah etmek ve onlari Allah Teâlâ'nin diledigi nizama kavusturmakla görevlendirilmisti. Küfürle mücadelesi Kur'ân-i Kerim'de uzun uzun anlatilmaktadir.
Hz. Adem (a.s)'den Rasulullah (s.a.s)'e kadar pek çok peygamber gelmistir. Bu peygamberler gönderildikleri kavimleri Allah Teâlâ'ya iman etmeye çagirmislar; bu yolda kâfirlerle savasmislar yasadiklari diyarlardan çikarilmislar; ezilmisler hor görülmüsler ve hatta öldürülmüslerdir.

Mûsa (a.s) da Allah Teâlâ tarafindan israilogullari'na gönderilmis bir rasul idi. O da tipki kendisinden önce gönderilmis olan peygamberler gibi kavmini Allah'a iman etmeye çagirdi. Kavmine zulmeden ve ilâhlik iddiasinda bulunan Firavun'a karsi tevhid yolunda mücahede etti. Bu ugurda bütün peygamberlerin karsisina çikan güçlükler onun da karsisina çikti. Dogup büyüdügü diyardan çikarildi kâfirler tarafindan öldürülmek gayesiyle kovalandi. Allah Teâla Kur'ân-i Kerim'de bir ayette Hz. Mûsa (a.s)'dan söyle bahsediyor: "Kur'ân'da Musa'yi da an. Çünkü o ihlâs sahibi idi ve israilogullari'na gönderilmis bir peygamber idi"(Meryem 19/51).

Hz. Musa (a.s)'nin Firavun ile olan kissasi Kur'an'in bazi sûrelerinde çesitli üslûplarda ve teferruatli olarak anlatilmistir. Firavun ve ordusunun Kizildeniz'de bogulmalari olayindan sonra israilogullari ile ilgili kissasina da genisçe yer verilmistir.

Musa (a.s)'nin Firavun ile olan mücadelesi bir sahsin bir kralla bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olan mücadelesinden ibaret degildir. Bilâkis bu hak ile bâtil'in çatismasi Rahman'in ordusu ile seytanin ordusunun kaçinilmaz savasidir. Aslinda hak ile bâtil arasindaki bu savas insanoglunun yaratilisindan insanlari islah etmek üzere nebîler ve rasullerin hayat sahnesine çikmasindan beri devam edegelmektedir.

Sapiklik ve bâtil daima iblis ve onun ordusu tarafindan temsil edilmis imana tevhide peygamberlige kisaca Hakka sürekli meydan okumustur. Fakat kazanan daima Hak olmustur. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Muhakkak ki Biz peygamberlerimizi ve iman edenleri hem dünya hayatinda hem de meleklerin sahid olacagi günde muzaffer kilacagiz" (el-Mü'min 40/51).

Hz. Musa (a.s)'da gönderildigi kavmi cehalet ve sapiklik içerisinde buldu. Onlari Hakka davet etti yurdundan çikarildi savasti ve sonunda Allah Teâlâ'nin izniyle kazandi.

Hz. Musa (a.s)'nin Nesebi Dogumu ve Hayati

Musa (a.s)'nin babasi imran'dir Onun babasi Yahser onun da babasi Kahes'dir. Nesebi Yakub (a.s)'a ulasir; ki onun babasi Hz. ishak (a.s) onun da babasi Hz. ibrahim (a.s)'dir. Musa (a.s)'nin yaninda gördügümüz Harun (a.s) onun kardesidir. Allah Teâla Musa (a.s)'yi Firavun'a imana davet için gönderdiginde Hz. Harun (a.s)'u da ona yardimci olarak seçmis ve görevlendirmisti. Hz. Musa (a.s) Allah Teâla'ya söyle dua ederek kardesi Harun (a.s)'u kendisine yardimci yapmasini istemisti: "Bir de bana ehlimden bir vezir (yardimci) ver. Kardesim Harun'u (ver)" (Tâhâ 20/29-30).

Hz. Musa (a.s) Misir'in çok zor günler yasadigi bir dönemde dogdu. Bu sirada ilâhlik iddialarinda bulunarak haddi asan Firavun israilogullari halkina dayanilamayacak eziyetlerde bulunuyor bu insanlari zulümle kasip kavuruyordu. israilogullari Kipt kavminin muamelelerinden ve krallarinin agir baskilarindan bikmislardi. Misir'da yasamanin bir tadi kalmadigini biliyor ve dedelerinin yurdu olan Kenan illerine gitmek istiyorlardi. Ama onlardan her isinde istifade eden Firavun yakalarini bir türlü birakmak istemiyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanini yapti. Nitekim Kur'ân-i Kerim'de; "Biz sana Musa ve Firavun'un mühim haberlerinden iman edecek bir kavim için gerçek olarak okuyacagiz. Çünkü Firavun o yerde (Misir'da) baskaldirmis ve ahalisini parçalara bölüp kendisine baglamisti" (el-Kasas 28/3-4) buyuruluyor.

Firavun saltanati sirasinda israilogullarina çok kötü eziyetlerde bulundu; onlari köle yapti en çirkin ve adî islerde çalistirdi. Allah Teâlâ israilogullarini bu sikintidan azgin Firavun'un serrinden zulüm ve taskinliklarindan kurtarmak için Hz. Musa (a.s)'yi gönderdi.

Sa'lebî Kisas-i Enbiya'sinda imam Suddî'den; Firavun'un bir rüya gördügünü korkup kederlendigini naklediyor. Rüyasinda Kudüs tarafindan gelen bir ates gördü. Bu ates Misir'a kadar uzanip Firavun'un evlerini yakti. Fakat sadece Kipti'lere zarar verdi israilogullari ise kurtuldular. Uyaninca hemen kâhin ve müneccimlerden rüyayi tabir etmelerini istedi. Onlar dediler ki; "israilogullari içinden bir çocuk dünyaya gelecek Misirlilarin helâkina ve senin kralliginin yok olmasina sebep olacak. Dogacagi zaman da iyice yaklasti."

Bu haber üzerine telaslanan Firavun israilogullarin'dan dogan bütün erkek çocuklarin öldürülmesini emretti. Kur'ân-i Kerim'de bu olay söyle anlatiliyor: "Firavun memleketin basina geçti ve halki firkalara ayirdi. içlerinden bir toplulugu güçsüz bularak onlarin ogullarini bogazliyor kadinlari sag birakiyordu. Çünkü o bozguncunun biriydi" (el-Kasas 28/4).

israilogullari arasinda is yapabilecek insanlarin azalmasi üzerine Kiptîlerin ileri gelenleri Firavun'a giderek "Eger böyle öldürmeye devam ederseniz ileride bizim islerimizi yapacak kimse bulamayacagiz" dediler. Firavun da erkek çocuklarin bir sene öldürülmesini bir sene de öldürülmemesini emretti. Erkek çocuklarin öldürülmedigi sene Harun (a.s) dogdu. Öldürüldükleri sene ise Musa (a.s)...

Musa (a.s) dogunca annesi çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasini üzülmemesini vahyetti. Kalbine bir rahatlik verdi. Bu Kur'an'da söyle anlatiliyor: "Musa'nin annesine: "Çocugu emzir basina geleceklerden korktugun zaman onu suya (Nil'e) birak. Korkma üzülme. Biz süphesiz onu sana döndürecegiz ve peygamber yapacagiz" diye bildirmistik" (el-Kasas 28/7).

Musa (a.s)'nin annesi de ilham edileni yapti ve yavrusunu bir muhafaza içerisinde suya birakti. Ablasina da "Onu izle" dedi. Musa (a.s)'yi tasiyan sandik Allah'in izniyle dalgalarla sürüklenerek Firavun'un sarayina ulasti. Yikanmakta olan cariyeler sandigi bulup Firavun'un karisina götürdüler. Allah Teâlâ Firavun'un karisi Asiye'nin kalbine bu çocugun sevgisini koydu. Firavun çocugu görünce öldürmek istedi. Ancak Asiye çocugu kendisine vermesini istedi. Çünkü hiç çocuklari olmuyordu. Kur'an-i Kerim bunu söyle anlatiyor: "Firavun'un karisi: Benim de senin de gözün aydin olsun! Onu öldürmeyiniz belki bize faydali olur yahut onu ogul ediniriz" dedi. Aslinda isin farkinda degillerdi" (el-Kasas 28/9).

Hz. Musa (a.s) acikinca onu emzirmek icab etti. Fakat o kimseden süt emmek istemiyordu. Allah Teâlâ bunu söyle zikrediyor: "Önceden süt annelerinin memesini kabul etmemesini sagladik. Musa'nin ablasi; "size sizin adiniza ona bakacak iyi davranacak bir ev halkini tavsiye edeyim mi?" dedi. Böylece onu annesinin gözü aydin olsun diye ona geri çevirdik. Fakat çogu bilmezler" (el-Kasas 28/12-13).

Musa (a.s) böylece annesine dönmüs oldu. Üstelik Firavun'un sarayinda büyüdü. Firavun ailesinin sevgisini kazandi. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Musa erginlik çagina gelip olgunlasinca ona hikmet ve ilim verdik. iyi davrananlari böyle mükâfatlandiririz" (el-Kasas 28/14).

Yetisip delikanlilik çagina gelen Musa (a.s) bir gün sehre indi. Ögle üzeriydi. Dükkanlar kapaliydi ve halk evlerinde istirahat ediyordu. Kur'ân-i Kerim'de sehirde geçen hadise söyle anlatiliyor; "Musa halkinin haberi olmadigi bir zamanda sehre idi. Biri kendi adamlarindan digeri de düsmani olan iki adami dövüsür buldu. Kendi tarafindan olan kimse düsmanina karsi ondan yardim istedi. Musa onun düsmanina bir yumruk vurdu ölümüne sebep oldu. "Bu seytanin isidir; çünkü o apaçik saptiran bir düsmandir" dedi. Musa "Rabbim! dogrusu kendime yazik ettim beni bagisla" dedi. Allah da onu bagisladi. O süphesiz bagislayandir merhamet edendir. Musa; "Rabbim! Bana verdigin nimete and olsun ki suçlulara asla yardimci olmayacagim " dedi. sehirde korku içinde etrafi gözeterek sabahladi. Dün kendisinden yardim isteyen kimse bagirarak ondan yine yardim istiyordu. Musa ona: "Dogrusu sen besbelli bir azginsin " dedi. Musa ikisinin de düsmani olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dün bir cana kiydigin gibi bana da mi kiymak istiyorsun? Sen islah edenlerden degil ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun"dedi" (el-Kasas 28/15-19).

israillinin olayi agzindan kaçirmasi üzerine bütün halk Musa (a.s)'nin Misirliyi öldürmüs oldugunu ögrendi. Daha sonra bir adam kosarak geldi ve kendisini öldüreceklerini söyledi.

"Musa korku ipinde çevresini gözetleyerek oradan çikti. Rabbim! Beni zalim milletten kurtar" dedi. Medyen e dogru yöneldiginde: "Rabbimin bana dogru yolu gösterecegini umarim " dedi" (el-Kasas; 28/21-22).

Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklasti. Yanina yiyecek hiç bir sey de almamisti. Tam sekiz günlük yolu agaç yapraklari yiyerek asti. Misir ile Medyen arasi sekiz günlük bir mesafedir. Allah Teâlâ'nin bu seçkin kulu aç ve bitap düsmüs olarak bu uzun mesafeyi katetti ve nihayet Medyen'e ulasti. Kur'ân-i Kerim'de kissa söyle devam ediyor:

"Medyen suyuna geldiginde davarlarini sulayan bir insan toplulugu buldu. Onlardan baska hayvanlarini sudan alikoyan iki kadin gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?"dedi. "Çobanlar ayrilana kadar biz sulamayiz. Babamiz çok yaslidir (onun için bu isi biz yapiyoruz) " dediler. Musa onlarin davarlarini suladi. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Dogrusu bana indirecegin hayra muhtacim" dedi" (el-Kasas 28/23-24).

Ibn-i Kesir El-Bidaye ve'n-Nihaye'de bu olayi söyle anlatiyor: "Medyen suyunda çobanlar koyunlari suladiktan sonra kuyunun agzina büyük bir kaya koyarlardi. Bu iki kadin da artan sularla koyunlarini sulamaya çalisirlardi. Musa (a.s) kayayi kuyunun agzindan tek basina kaldirdi su çekti ve kadinlarin koyunlarini suladi. Sonra tekrar kayayi yerine koydu. Bu kayayi ancak on kisi kaldirabilirdi. Musa (a.s) ise on kisinin halledebilecegi bu isleri tek basina halletmisti. Kizlar babalarina gidip Hz. Musa'yi ve yaptigi iyiligi anlattilar. Kur'an-i Kerim'de kissa söyle devam ediyor:

"O sirada kadinlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çagiriyor dedi. Musa ona gelince basindan geçeni anlatti. O: "Korkma! Artik zâlim milletten kurtuldun"dedi. iki kadindan biri: "Babacigim onu ücretli olarak tut. Ücretle tuttuklarinin en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdir dedi. Kadinlarin babasi bana sekiz yil çalismana karsilik bu iki kizimdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eger on yila tamamlarsan o senden bir lütuf olur. Ama sana agirlik vermek islemem. insallah beni iyi kimselerden bulacaksin" dedi. Musa: "Bu seninle benim aramdadir. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayim bir kötülüge ugramayacagim. Söylediklerimize Allah vekildir" dedi" (el-Kasas 28/25-28).

Ibn-i Kesir söyle diyor: "Kizlarin babasinin kim oldugu hakkinda görüs ayriligi vardir. Bunun Suayb (a.s) oldugu hususunda kanaatler vardir. Ulemanin çogunlugu da bu görüstedir. Hasan Basri Malik b. Enes'den naklolunan bir rivayeti delil getirerek diyor ki: Hz. Suayb kavmi helâk olduktan sonra uzun bir ömür yasamis tâ ki Musa (a.s)'a ulasmis ve kizini ona nikâhlamistir.

Hz. Suayb (a.s)'in kiziyla nikâhlandiktan sonra Musa (a.s) Medyen'de kalip haniminin mehri olmak üzere on yil koyun güttü. Bir rivayete göre Peygamberimize tam olarak ne kadar çalistigi sorulmus; o da on sene oldugunu buyurmustur. Buradan anlasildigi üzere tam on yil çobanlik yapmistir.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-05-2008, 10:23   #26 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Hz. Musa (a.s) ya Peygamberliginin Bildirilmesi

Musa (a.s) Medyen'de on sene kalip mehrini tamamladiktan sonra Misir'a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlik ve soguk bir gecede yolu sasirdi ve dag geçidinin yolunu bir türlü bulamadi. Çakmak tasiyla bir seyler tutusturmaya çalisti basaramadi. Soguk iyice siddetlendi. Kansi da hamileydi ve dogum zamani da yaklasmisti. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardima ihtiyaci vardi. Kur'an-i Kerim'de bu olay söyle anlatiliyor: "Musa süreyi doldurunca ailesiyle birlikte yola çikti. Tür tarafindan bir ates gördü. Ailesine: "Durunuz ben bir ates gördüm; belki oradan size bir haber veya tutusmus bir odun getiririm de isinabilirsiniz" dedi. Oraya gelince kutlu yerdeki vadinin sag yanindaki agaç cihetinden: "Ey Musa! süphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah'im " diye seslenildi. "Degnegini at!." Musa degnegin yilan gibi hareketler yaptigini görünce dönüp arkasina bakmadan kaçti. "Ey Musa! Dön gel. Korkma. süphesiz güvende olanlardansin" denildi. "Elini koynuna koy lekesiz bembeyaz çiksin. Korkudan açilan kollarini kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkânina karsi Rabbinin iki delîlidir. Dogrusu onlar yoldan çikmis bir millettir" denildi. Musa: "Rabbim! Dogrusu ben onlardan bir cana kiydim. Beni öldürmelerinden korkarim. Kardesim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu beni destekleyen bir yardimci olarak benimle gönder çünkü beni yalanlamalarindan korkarim" dedi Allah: "Seni kardesinle destekleyecegiz ikinize bir kudret verecegiz ki onlar size el uzatamayacaklardir. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir" dedi" (el-Kasas 28/29-35).

Tâhâ sûresinin ilk ayetlerinde Allah Teâlâ ile Musa (a.s) arasinda geçen konusma daha ayrintili bir sekilde verilir. su ayetler Allah Teâlâ'nin Musa (a.s)'yi rasul olarak görevlendirdigi zamanin anlasilmasinda yardimci oluyor: "Ben seni seçtim artik vahyolunani dinle. süphesiz ben Allah'im. Benden baska ilâh yoktur. Bana kulluk et Beni anmak için namaz kil!" (Tâhâ 20/13-14).

Ve daha sonra Allah Teâlâ Musa (a.s)'ya söyle buyuruyor: "Firavun'a gidin; dogrusu o azmistir. Ona yumusak söz söyleyin belki ögüt dinler veya korkar" (Tâhâ 20/43-44).

Allah Teâlâ'nin Musa (a.s)'ya bunu emretmesinden sonra Musa (a.s) ile Firavun arasinda amansiz bir mücadele de baslamis oluyordu. Hak ile bâtil'in amansiz savasi. Bütün peygamberlerin birbirlerine miras biraktiklari tevhid mücadelesi...

Hz. Musa (a.s) Allah Teâlâ'nin bu emriyle Firavun'a gitti. Onu güzellikle Allah'a iman etmeye davet etti: "Musa: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim! Bana Allah'a karsi ancak gerçegi söylemek yarasir. Size Rabbinizden bir mucize getirdim israilogullari'ni benimle beraber saliver" (el-A'raf 7/104-105).

"Firavun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi. Musa: "Rabbimiz her seye ayri bir özellik veren sonra dogru yola eristirendir" dedi" (Tâhâ 20/49-50).

Firavun bu davete icabet etmedi ve direndi. Musa (a.s)'yi zindana atmakla tehdit etti. Musa (a.s)'da Firavun'a belki iman eder diyerek ispat edici bir delil getirmek istedi. Asasini yere atti kocaman bir yilan oldu. Elini koynuna sokup çikardi gözleri kamastiran bir günes parçasi oluverdi. Musa (a.s)'nin gösterdigi bu mucizeler karsisinda Firavun gerçekten korkmustu. Bunun üzerine o da sihirbazlarini toplayip Musa'yi maglup etmeyi kararlastirdi. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazlari çagirtti ve onlardan Musa (a.s)'nin yaptiklarindan daha büyük bir sihir yapmalarini istedi. Onlarda hazirlandilar ve bir gün kararlastirdilar. O gün gelince de halkin gözleri önünde Musa (a.s) ile yarismaya basladilar.

"Sihirbazlar: "Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalim" dediler. Musa: "Siz koyun"dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanlarin gözlerini sihirlediler ve onlari ürküttüler büyük bir sihir yaptilar. Biz de Musa'ya: "Asani koyuver" dedik o da koyuverdi. Hemen onlarin uydurduklarini yutmaya basladi. Hak tahakkuk etti. Onlarin yaptiklari bosa gitti. iste orada yenildiler küçük düstüler. Sihirbazlar secdeye kapanip: "Âlemlerin Rabbine Musa ve Harun'un Rabbine inandik" dediler" (el-A'râf 7/115-122).

Sihirbazlarin iman etmeleri Firavun'u çok kizdirdi. Onlari öldürmekle tehdit etti. iste küfür acizligini bu olayla bir kere daha ortaya koymus oldu.

Gelisen bu olaylar Firavun'u yola getirecegi yerde onu daha çok azdirdi. Ve Musa (a.s) ile kavmini ortadan kaldirmadikça rahata kavusamayacagina inanip bu arzusunu yerine getirmeye çalisti. Musa (a.s) Firavun ve kavmini imana çagirmaya devam etti. Firavun inkâr ettikçe Allah Teâlâ onun kavmine tufan çekirge hasarat kurbaga kan gibi çesitli azablar gönderdi. Ancak bunlarin hiç biri Firavun ve kavmini yola getirmedi.

Firavun küfür ve inadinda israr ve Musa (a.s)'nin davetine de icabet etmemeye devam etti. Allah Teâlâ Musa (a.s)'ya israilogullarini bir gece Misir'dan çikarip Filistin diyarina götürmesini vahyetti. Bir gece Musa ve kavmi sehirden çikip Süveys halici boyunca Kizildeniz'e yöneldiler. Firavun sehirde israilogullarindan hiç bir iz göremeyince kaçtiklarini anladi ve bütün ordusunu seferber ederek peslerine düstü. Firavun ordusunun çok kalabalik oldugu rivayet edilmektedir. Firavun iki gün sonra israilogullarina yetisti. israilogullarinin önlerinde geçilmesi mümkün olmayan bir deniz arkalarinda kocaman bir ordu vardi. israilogullari "Yakalandik yâ Musa" diye yakinmaya basladilar. Kur'ân-i Kerim'de olay söyle anlatiliyor: "Musa: "Hayir Rabbim benimle beraberdir bana elbette yol gösterecektir"dedi. Bunun üzerine Biz Musa ya: "Degneginle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrildi her parçasi yüce bir dag gibiydi. iste oraya geridekileri de yaklastirdik. Musa ve beraberinde bulunanlarin hepsini kurtardik" (es-suara 26/62-65).

"Firavun ordusuyla onlari takib etti. Deniz de onlari içine aliverdi. Hem de ne alis!" (Tâhâ 20/78).

Kur'an-i Kerim'de Allah Teâlâ bir zâlimin kâfirin sonunu böyle anlatiyor; ve bir kavmi nasil kurtardigini da. iste Hak Bâtil'in tepesine böyle inip onu ortadan kaldirabiliyor.

Firavun ordusu bir tek kisi kalmamacasina yok oldu. Firavun ise ölümün geldigini anlayinca iman ettigini açikladi: "Firavun bogulacagi anda: "israilogullarinin inandigindan baska tanri olmadigina inandim artik ben de ona teslim olanlardanim" dedi. Ona: "simdi mi (inandin)? Daha önce baskaldirmis ve bozgunculuk etmistin"dendi" (Yunus 10/90 91).

Bu olaydan sonra Allah Teâlâ Hz. Musa (a.s)'ya kavmiyle birlikte Beyti Makdis'e yönelmelerini emretti. Yola koyuldular. Çölde su bulamayip siddetli bir susuzluga kapildilar. Gelip Musa (a.s.)'a sitem ve sikayette bulundular. Allah Musa (a.s)'a âsâsini tasa vurmasini emretti. Vurunca tasin oniki yerinden su fiskirdi. Her Yahudi kabilesine bir göze düsüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana içtiler susuzluklarini giderdiler. Allah Teâlâ israilogullarina gökten kudret helvasi ve bildircin eti de gönderdi. Fakat israilogullarinin o ikiyüzlülükleri bütün bu nimetlere ragmen kendini burada da ortaya çikardi. Bir tek yemekle yetinemeyeceklerini söylediler: "Ey Musa! Bir çesit yemege dayanamayacagiz. Bizim için Rabbine yalvar da bize yerin bitirdigi sebze kabak sarmisak mercimek ve sogan yetistirsin" demistiniz de "hayirli olani daha düsük seyle mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin orada süphesiz istediginiz vardir" demisti" (el-Bakara 2/61).

Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa'ya Filistin'e gitmeyi emretti. Orada Heysanilerin kalintilari ve Kenanlilardan meydana gelen zalim bir topluluk ile karsilastilar. Musa (a.s) kavmine buraya girip bu zalimlerle savasmalarini ve onlari bu mukaddes beldeden çikarmalarini emretti. Fakat israilogullari buna cesaret edemedi: "Ey Musa! "Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasin dogrusu biz burada oturacagiz" demislerdi" (el-Maide 5/24).

Çünkü israilogullari Firavun ülkesinde zillet ve adilige asagilanmaya alismislardi. Onlar için bazi degerleri ele geçirmek için savasmak bir manâ tasimiyordu. Allah'da onlari Tih çölüne atti ve yollarini sasirtti. Kavmine söz geçiremediginden yakinan Musa'ya Allah Teâlâ: "Orasi onlara kirk yil haram kilindi. Yeryüzünde saskin saskin dolasacaklar. Sen yoldan çikmis bir millet için tasalanma" dedi" (el-Maide 5/26).

Zamanla bu zillet içinde yasayan nesil yerini hürriyetle yetisen ve izzetle yasayan bir nesile terketti. Bunlar da bir müddet sonra Arz-i Mukaddes'e girmeye muvaffak oldular.

israilogullari bu kirk yil içinde çok çesitli sapikliklarda bulundular. Hz. Musa'nin Tur daginda kirk gün geçirdigi bir zamanda Sâmirî isimli bir sahsin imal ettigi ve "iste sizin de Musa'nin da tanrisi" dedigi altindan bir buzagiya tapmaya basladilar. Musa (a.s) döndügünde onlari buzagiya tapinir görünce çok üzüldü. Harun (a.s)'a çikisti. israilogullari'ni buzagiya tapinmaktan vazgeçirmeye çalisti. israilogullari ise her firsatta iki yüzlülüklerini sergilediler (Sâmirî olayi bak. Daha fazla bilgi için bk. Sâmirî mad.). Musa (a.s) hayati boyunca tevhid yolunda mücadele etti. Bu ugurda pek çok eziyetle karsilasti. Yurdundan çikarildi ölümle tehdit edildi ve etrafinda kendisiyle beraber inanan pek az insan bulabildi.

Musa (a.s) Tih çölünde Harun (a.s)'dan sonra öldü. israilogullarini Arz-i Mukaddes'e sokamadi. Öldügünde yüz yirmi yasinda idi. Buhârî onun ölümü ile ilgili olarak sunlari rivayet ediyor: "Ölüm melegi geldiginde Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle bakti. Canini almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardi. Sonra: "Yarabbi beni bir kuluna gönderdin ki ölmek istemiyor" diye tazarru eyledi. Allah Teâlâ o hali üzerinden kaldirarak tekrar Musa'ya gönderdi: "Söyle sayili olmak sartiyla istedigi kadar yasasin". Hz. Musa: "Yarabbi sonra ne olacak?" dedi. "Öleceksin" buyuruldu. "Öyle ise ölüm simdi gelsin" niyazinda bulundu. Sonra Allah Teâlâ'dan kendisini bir tas atimi Beyti Makdis'e yaklastirmasini orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi. Ebu Hureyre (r.a) söyle diyor: "Rasulullah (s.a.s): "Eger ben sizinle beraber orada bulunsaydim onun yol kenarinda ve kizil bir kum tepesinin yaninda bulunan kabrini size gösterirdim" buyurdu".


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-05-2008, 10:24   #27 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

HZ. ISHÂK (a.s)

Ibrahim (a.s)'in Hz. Sâre'den dogan ikinci oglu.
Hz. Sâre'nin çocugu olmadigi için kocasina cariyesi Hacer'i hediye etmistir. Hz. Hacer Hz. ismail'i dogurunca Hz. Sâre üzülmüstür. Hz. ibrahim yüz yirmi yasinda Hz. Sâre doksan yasinda iken Allah'in bir lutfu ve mucizesi olarak ishâk (a.s) dogmustur (bk. Hâkim Müstedrek 11 556).

Kur'an-i Kerim'de bu olay söyle anlatilir: "And olsun ki elçilerimiz ibrahim'e müjde ile gelip; "Selâm" dediler. O da "Selâm" dedi ve eglenmeden gidip kizartilmis bir buzagi getirdi. Onlarin ellerinin buna uzanmadigini görünce hoslanmadi ve kalbine bir korku geldi. Onlar "korkma biz lût kavmine gönderildik" dediler. ibrahim'in ayakta duran zevcesi güldü. Biz de ona ishak'i ardindan da torunu Yâkub'u müjdeledik. Kadin "vay kendim koca bir kari su zevcimde bir ihtiyar iken ben mi doguracakmisim? Bu dogrusu pek sasilacak bir is" dedi. Melekler "ey evin hanimi. Allah'in rahmeti ve bereketleri üzerinize olmusken nasil Allah'in isine sasacaksin. O Hamid ve Meciddir" dediler (Hûd 11 /73).

Ishâk (a.s)'in tarih kitaplarinda anlatilari semâili söyledir. Uzun boylu kara gözlü bugday benizli yüzü güzel konusmasi düzgün saçi sakali bembeyazdi. Siret ve sureti babasi ibrahim (a.s)'a benzerdi (Hâkim Müstedrek 11 557). Hz. ishâk'in Yakub ve 'Ays adinda iki oglu olmustur. Yakub (a.s) daha güzel yüzlü daha düzgün konusmali ve zarafet ve güzelligi daha çok olandi. Ays Rumlarin yasadigi bölgede ikamet etmisti (Hâkim Müstedrek l l 557).

Ishâk (a.s) Kur'an-i Kerim'de de övülmüstür: "Ey Muhammed; güçlü ve anlayisli olan kullarimiz ibrahim ishâk ve Yakub'u da an! Biz onlari âhiret yurdunu düsünen samimi kimseler kildik. Dogrusu onlar bizim yanimizda seçkin iyi kimselerdir" (Sâd 38/45-47). ishâk (a.s) babasinin ölümünden sonra Sam bölgesine peygamber olarak vazifelendirilmis Allah'u Teâlâ onu seçkin ve hayirli bir insan eylemistir.

"Ibrahim'e salihlerden bir peygamber olmak üzere de ishâk'i müjdeledik. Hem ona hem de ishâk'a feyz ve bereketler verdik. Her ikisinin neslinden iyi hareket edeni de vardir nefsine apaçik zulmedeni de vardir" (es-Sâffât 37/112 113).

Hz. Ishak rivayete göre yüzaltmis yaslarinda bu günkü Filistin'in bulundugu bölgede Kudüs yakinlarinda vefat etmis babasi ibrahim (a.s)'in Mezradaki kabrinin yanina defnedilmistir (ibnu'l-Esîr el-Kâmil fi't- Tarih 1 127).


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-05-2008, 10:25   #28 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Hz.YÛNUS (a.s)

Adi Kur'ân'da geçen peygamberlerden biri.
Soyu Bünyamin vasitasiyla Ya'kûb (a.s)'a ve onun vasitasiyla de ibrâhim (a.s)'a dayanmaktadir. Bazi alimlerin naklettigine göre isa (a.s) annesinin adiyla isa b. Meryem diye anildigi gibi Yûnus (a.s) da annesinin adiyla Yûnus b. Matta diye anilmaktadir. (ibn Sa'd Tabakatü'l-Kübra Beyrut 1957 I 55). Buhârî'nin verdigi bilgiye göre ise bu görüs yanlistir. Aslinda Matta Yûnus (a.s)'in annesinin degil babasinin adidir. Yani Yûnus (a.s) Yûnûs b. Matta diye anilinca babasinin adiyla anilmis olur (ez-Zebîdî Sahihi Buhârî Muhtasari Tecridi Sarih Tercemesi ve serhî trc: Kamil Miras Ankara 1971 IX 152).

Yûnus (a.s)'in Ya'kub (a.s)'in torunlarindan oldugu Kur'ân'da söyle haber verilistir:

"Nûh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Nitekim ibrâhim'e ismail'e ishâk'a Yakub'a torunlarina isa'ya Eyyûb'a Yûnus'a Harûn'a Süleyman'a da vahyetmis ve Davud'a da Zebûr'u vermistik" (en-Nisâ 4/163).

Bu âyette ifâde edildigi gibi isâ (a.s) Eyyûb (a.s) Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)'da Yunus (a.s) ile ayni soydan Yakub (a.s)'in torunlarindandirlar.

Yûnus (a.s)'in nüfusu yüz bini askin bir sehrin halkina uyarici ve tevhide çagrici bir peygamber olarak gönderildigi Kur'ân'da söyle geçmektedir:

"Ve onu yüz bin Insana ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik" (es-Saffat 37/147).

O'nun peygamber olarak gönderildigi bu yerin Ninova sehri oldugu nakledilmistir. Ninova sehri Dicle nehrinin kiyisinda simdiki Musul'un yerinde bulunmaktaydi. Bu beldenin Insanlari küfrün içinde bulunuyorlardi ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onlari küfürden ve putperestlikten nehyetmek bir de onlara küfürlerinden dolayi tevbe etmelerini Yüce Allah'in varligina ve birbirine inanmalarini emretmek üzere gönderilmisti (ez-Zemahserî el-Kessâf Kahire t.y. V 126; et-Taberî Tarih Misir 1326 II 42).

Yûnus (a.s)'in adi Kur'ân'in çesitli yerlerinde geçmekle berâber Kur'ân'daki sûrelerden birine isim olarak verilmistir. Kur'an'in onuncu sûresinin adi Yûnus sûresidir.

Yûnus (a.s) milletini otuz üç yil Allah'a imân etmeye küfürden kurtulmaya davet etti tebligde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kisi ona imân etti (ibn Esir el-Kâmil Beyrut 1965 I 360; Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi IX 152).

Milletinin bu sekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi Yûnus (a.s)'in zoruna gitti. Yüce Allah onun bu kizginligini ve bunun neticesinde milletini terketmeye kalkismasini söyle haber vermistir:

"Zünnûn (Yûnus)'a gelince o öf keli bir halde geçip gitmisti. Bizim kendisini asla sikistirmayacagimizi zannetmisti. Nihâyet karanliklar içinde; "Senden baska hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti." (el-Enbiyâ 21/87).

Bu âyette Yûnus (a.s)'dan Zünnûn diye bahsedilmistir. Zünnûn balik sahibi demektir. Kur'ân'in baska bir yerinde de Yûnus (a.s) bu lakabla anilmistir:

"Sen Rabbinin hükmünü sabirla bekle. Balik sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o dertli dertli Rabbine niyaz etmisti" (el-Kalem 68/48).

Hem bu âyette hem de yukaridaki âyette Yûnus (a.s)'in sabretmemesine Allah'in emri olmadan milletini terketmeye kalkismasina isâret edilmistir. Onun bu hali üzerine Yüce Allah söyle buyurmustu:

"O halde peygamberlerden azim sahibi olanlarin sabrettigi gibi sen de sabret" (el-Ahkâf 46/35).

Allah'in müsaadesi olmadan Yûnus (a.s)'in ayrilmaya kalkismasi iyi netice vermemisti. Ninova'dan ayrilmak için bir gemiye binmisti. Geminin batmaya yüz tutmasi üzerine hafiflemesi için yolculardan birinin suya atilmasi gerekti. Kimin suya atilacagini tesbit için kur'a çekildi ve kur'a Yûnus (a.s)'a isâbet etti. Bu durum kur'ân'da söyle haber verilmistir:

"Gemide onlarla karsilikli Kur'a çektiler de yenilenlerden oldu" (es-Saffat 37/141).

isin daha acisi Yûnus (a.s) denize atildiktan sonra bir balik onu yutmustu. Yüce Allah Kur'ân'da onun bu durumunu söyle haber vermistir:

"Yûnus (Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrildigi için) kendisi kötülüklerken onu bir balik yuttu" (es-Saffat 37/142).

Burada Yûnus (a.s) hatasini anlamis ve nefsini kinamaya baslamisti. Baligin karnindaki karanliklarda:

"Senden baska ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksin yücesin. Ben zalimlerden oldum!" (el-Enbiyâ 21/87) diye dua etmeye ve Allah'a yalvarmaya basladi. Bu sekilde imân ve inançla Allah'a siginmasi neticesinde Yüce Allah onu affetmisti (el-Maverdî en-Nuketu ve'l-Uyûnu Beyrut 1992 III 465 vd). Yûnus (a.s)'in duasinin kabul edildigi ve Allah tarafindan bagislandigi Kur'ân'da söyle dile getirilmistir:

"Biz de onun duasini kabul ettik ve onu tasadan kurtardik. iste biz Insanlari böyle kurtaririz" (el-Enbiyâ 21/88).

"Eger tesbih edenlerden olmasaydi (Insanlarin) yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karninda kalirdi" (es-Saffat 37/143 144).

Gücü her seye yeten Yüce Allah baligin karnindaki Yûnus (a.s)'i öldürmedi. Bir süre sonra balik onu agzi ile sahile birakmisti. Onun kurtulus ve daha sonraki hafi Kur'ân'da söyle haber verilmistir:

"(Ama baligin karninda bizi andi tesbih etti) biz de onu hasta bir halde agaçsiz bos bir yere attik ve üzerine (gölge yapmasi için) kabak türünden bir agaç bitirdik" (es-Saffat 37/145 146).

Yûnus (a.s)'in Allah tarafindan affedilmesi ve büyük bir tehlikeden kurtarilmasi Kur'ân'in baska bir yerinde dile getirilmistir:

"Sen Rabb'inin hükmüne sabret balik sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o sikintidan yutkunarak (Allah'a) seslenmisti. Eger Rabb'inden ona bir nimet yetismeseydi yerilerek çiplak bir yere atilirdi. Fakat (böyle olmadi) Rabb'i onun duasini kabul etti de onu salihlerden kildi" (el-Kalem 68/8 49 50).

Yûnus (a.s)'i bu sikintilardan kurtaran Yüce Allah onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti. Onlar da sonunda Allah'a imân edip tevhid'e sarildilar. Onlarin tevbe edip hakka dönüslerini ifâde eden âyetin meâli söyledir:

"inandilar biz de onlari bir süreye kadar geçindirdik" (es-Saffat 37/148).

Yûnus (a.s)'in milletinin bu sekilde tevbe etmeleri küfürden dönüp Allah'a inanmalari Allah tarafindan övülmüs methedilmistir:

"Keske (azabi gördükten sonra) inanip da inanmasi kendisine fayda veren bir memleket olsaydi! (Azabi gördükten sonra inanmak hiç bir memlekete yarar saglamamistir). Yalniz Yûnus'un kavmi (azab henüz inmeden önce) inaninca dünya hayatinda onlardan rezillik azabini kaldirmis ve onlari bir süre daha yasatmistik" (Yûnus 10/98).

Yûnus (a.s)'in faziletli bir Insan oldugu Yüce Allah tarafindan söyle haber verilmistir:

"ismâil el-Yesa' Yunus ve Lut'a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler" (el-En'âm 6/86).

Hz. Muhammed (s.a.v) de onu söyle övmüstür:

"Her kim ben Yûnus b. Mattâ'dan hayirliyim derse yalan söylemistir" (Buhârî Tefsiru süre 6 4).

Yûnus (a.s) da diger peygamberler gibi Insanlari küfrün serrinden nehyetmis ve Allah'a imân etmeye davet etmistir. inanan Insanlar için onun hayatindan alinacak çesitli ibretler vardir.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-05-2008, 10:26   #29 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

HZ. UZEYR (a.s)

israilogullarina (Yahudilere) göre meshur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)'in adi Kur'an-i Kerîm'de geçmektedir. Fakat Islâm'a göre onun peygamber olup olmadigi hususunda ihtilaf vardir.
Üzeyr (a.s)'in adi hakkinda da alimlerin farkli yorumlari vardir. Bazi alimlere göre onun adi Arapça bir isimdir. Diger bazi alimlere göre ise Üzeyr kelimesi Arapça degil ibranicedir (el-Ukberî imlau ma menne bihi'r Rahman Misir 1961 II 7).

ibranice'de Üzeyr kelimesinin karsiligi "Azra"dir. Tevrat'in bu dildeki nüshasinda böyle geçmektedir (Biblio Hobraica nsr. Rud. Kittel Stuttgart1952; Esra VII1; Nehemio VIII13).

Üzeyr (a.s) Harun Peygamber'in neslinden gelmektedir (es-Sa'lebî el-Arais Misir
1951 344).

Üzeyr (a.s)'in adi Kur'an-i Kerîm'de bir yerde geçmektedir: "Yahudiler. 'Üzeyr Allah'in ogludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah'in ogludur' dediler. Bu onlarin agizlariyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden inkâr etmis(olan müsrik)lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onlari kahretsin nasil da (haktan batila) çevriliyorlar!.. Hahamlarini ve rahiplerini Allah'tan ayri rehber edindiler Meryem oglu Mesîh'i de. Oysa kendilerine yalniz tek Tanri olan Allah'a ibâdet etmeleri emredilmisti. Ondan baska ilâh yoktur. O onlarin ortak kostuklari seylerden münezzehtir" (et-Tevbe 9/30 31).

Burada söz konusu olan Üzeyr (a.s) hakkinda çesitli rivâyetler vardir. En meshuru ibn Abbas'in rivâyetidir. Buna göre Yüce Allah isrâil ogullarinin elinde bulunan Tevrat'i onlardan aldi. Tevratin içinde bulundugu sandigi kaybettiler. Ayni zamanda Tevrat zihinlerinden de silindi. israil ogullari buna çok üzüldüler. Bilhassa Üzeyr (a.s) Allah'a çok ibâdet etti; O'na yalvarip yakardi. Allah'tan inen bir nur onun kalbine girdi. Unutmus oldugu Tevrat'i hatirladi. Ondan sonra Tevrat'i yeniden israil ogullarina ögretti. Daha sonra Tevrat'in içinde bulundugu sandik bulundu. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)'in ögrettiginin aslina uygun oldugunu gördüler. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)'i çok sevdiler. Fakat bu hususta asiri gittiler. "O olsa olsa Allah'in ogludur" dediler (ibn Cerir et-Taberî Camiu'l-Beyân Misir1951 X111). Bu âyetler onlarin bu hususta asiri gitmelerini ve Hristiyanlarin da isâ (a.s) Allah'in ogludur diye söylemelerini reddetme mahiyetinde nazil olmustur. Onlarin bu sözlerinin batil oldugu anlatilmis ve Yüce Allah'in onlarin bu iddialarindan münezzeh oldugu ifâde edilmistir (el-Beydâvî Envaru't-Tenzîl ve Esraru't Te'vîl Misir 1955 I 196).

Yahudilerin bu hususta asiri gitmeleri Kur'an'in baska yerlerinde de tenkid edilmistir. "Vay haline o kimselerin ki Kitabi elleriyle yazip az bir paraya satmak için "Bu Allah'in katindandir. " derler. Ellerinin yazarligindan ötürü vay haline onlarin! Kazandiklarindan ötürü vay haline onlarin!" (el-Bakara 2/79) mealindeki âyette Yahudiler kasdedilmektedir. Onlarin Tevrat'i tahrif ettikleri ondan sonra kendileri tarafindan yazilan bir kitabi Allah'in kitabi diye tanitmalari söz konusudur. Onlar bu sekilde kitab yazmislar Allah'in kelâmi olarak ileri sürmüsler ve bununla menfaat ile nüfûz saglamaya çalismislardir. Bu âyette onlarin bu yaptiklari tenkid edilmektedir (Muhammed Ali es-Sâbûnî Safvetu't-Tefâsir istanbul 1987 I 71 vd).

Asagidaki âyette de Yahudilerin bu durumu tenkid edilmistir:

"Onlardan bir grup okuduklarini kitaptan sanasiniz diye kitabi okurken dillerini egip bükerler. Halbuki okuduklari kitaptan degildir. Söyledikleri Allah katindan olmadigi halde "Bu Allah katindandir. " derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar" (Âlu imran 3/78).

ibn Abbas (r.a)'dan nakledildigine göre bu ayette de Yahudiler kasdedilmektedir. Buna göre onlar Allah'in kelâmini kaybetmisler. Kendi uydurduklarini Allah'in kelami olarak tanitmaya çalismislar. Onlarin bu yaptiklari yalan ve uydurmadir (ez-Zemahserî el-Kessâf Kahire1977 I 182 vd.).

Üzeyr (a.s) ile ilgili bulundugu söylenen diger bir ayet de söyledir;

"Yahut görmedin mi o kimseyi ki evlerinin çatilari duvarlari üzerine çökmüs (yikik dökük olmus) issiz bir kasabaya ugradi. "Ölümünden sonra Allah bunlari nasil diriltir acaba!" dedi. Hemen Allah onu öldürdü yüz sene sonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldin burada?" dedi. "Bir gün yahut bir kaç saat" dedi. Allah ona: "Bilakis yüz sene kaldin. Yiyecegine ve içecegine bak henüz bozulmamistir. Bir de esegine bak. Seni Insanlar için bir âyet (ibret isâreti) kilalim diye (yüz sene ölü tuttuk sonra tekrar dirilttik). simdi sen kemiklere bak onlari nasil birbiri üstüne koyuyor sonra ona nasil et giydiriyoruz. " dedi. Durum kendisince anlasilinca "süphesiz Allah'in her seye kadir oldugunu bilmeliyim" dedi (el-Bakara 2/259).

Bu ayette söz konusu olan zatin kim oldugu hususunda çesitli rivâyetler vardir. Fakat alimlerin ekseriyetine göre bu zat Üzeyr (a.s)'dir (el-Beydâvî Envaru't-Tenzîl I 57).

Hz. Muhammed (s.a.s) Üzeyr (a.s)'in peygamber olup olmadigi hususunda söyle buyurmustur: "Bilmiyorum Üzeyr peygamber midir degil midir?" (Ali Nasif et-Tâc III 302). Bundan dolayi Islâm inancinda Üzeyr (a.s)'in peygamberligi ihtilafli kabul edilmistir.

Peygamber olsun veya olmasin Üzeyr (a.s) Allah'a tam manasiyla inanmis kamil imân sahibi olan bir zatti. Hayati boyunca Allah'in rizasini kazanmak için serden kaçmis hayra kosmustur. Çevresindeki Insanlari da bu sekilde inanmaya ve Allah'in emir ile yasaklarina riâyet etmeye davet etmistir.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 21-05-2008, 10:27   #30 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Hz. ZULKIFL (a.s)

Kur'ân'da adi geçen peygamberlerden biri.
Kur'ân'da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: "ismâil idris ve Zülkifl hepsi sabredenlerdendi. Onlari rahmetimize soktuk. süphesiz onlar salih olanlardandi" (el-Enbiyâ 21/85 86).

Âyette geçen "Zülkifl" adi degil lakabidir ve "nasib ve kismet sahibi" anlamina gelir. Fakat burada dünyevî zenginligi degil onun üstün kisiligini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanilmistir. Onun gerçek adi hakkinda çok farkli rivayetler vardir. Yahudiler O'nun israilogullarinin esâreti sirasinda peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur irmagi yakinlarinda bir bölgede yapan Hereksel oldugunu iddia etmislerdir. Âlimlerin bir kismi da onun Eyyub (a.s)'in kendisinden sonra peygamber olan Bisr adindaki oglu oldugunu söylemislerdir. Fakat bu görüslerin hiç biri kesinlik derecesine sahip degildir.

Zülkifl (a.s)'in peygamber olmadigi söyleyenler olmussa da âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüs de budur (el-Kurtubî el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân Kahire 1967 XI 327 vd.; el-Alusî Ruhu'l-Meânî Beyrut t.y. XVII 82; el-Mevdudî Tefhimu'l-Kur'ân istanbul 1991 III 327).

Yüce Allah Eyyûb (a.s)'in kissasini arzettikten sonra peygamberlerinden bazilarini anmis ve onlari övmüstür. insanlari tevhide çagiran Allah'in sevgi ve övgülerini kazanan bu peygamberden biri de Zülkifl (a.s)'dir. Bu konudaki âyetlerin meâli söyledir:

"Kuvvetli ve basiretli kullariniz ibrahim'i ishâk'i ve Yâkub'u da an. Biz onlari ahiret yurdunu düsünme özelligiyle temizleyip kendimize halis (kul) yaptik. Onlar bizim yanimizda seçkinlerden hayirlilardandir. ismâil'i Elyesâ'i Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir" (Sad 38/45 46 47 48).

Taberî'de yer alan bir rivayete göre Zülkifl (a.s) sam'da otururdu. Oradaki halki Allah'a inanmaya O'na ibadet etmeye ve dürüst bir sekilde yasamaya çagirdi ve orada vefât etti (et-Taberî Tarih Misir 1326 I 167)


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  



Etiketler
peygamberlerimizin tarihi

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Peygamberlerimizin Tarihi

Peygamberlerimizin Tarihi konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.



Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 07:59 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats