bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 22-05-2008, 01:40   #1 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart ALLAH'ın İsimleri

Sizi kim yarattı? Size bu bedeni gözlerinizin rengini saçlarınızın rengini kim verdi? Boyunuzun uzunluğunu derinizin rengini kim belirledi? Sizinle birlikte diğer insanları gökleri yeri ve bu ikisinin arasında yaşayan canlıları kim yarattı? Uzayın derinliklerindeki gezegenlerin güneşin ve yıldızların düzenini kim oluşturdu?
İnsanların çoğu bütün bunlara aynı şekilde karşılık verir: “Bizi Allah yaratmıştır” Kuşkusuz bütün bu soruların doğru cevabı da budur.
Pekibizi ve tüm kainatı en ince ayrıntısına kadar yaratan Yüce Allah'ı ne kadar tanıyor
uz?
İzlemekte olduğunuz bu film bize şah damarınızdan daha yakın olan Rabbimiz’i Kuran'da bildirilen sıfatlarıyla tanıtmak için hazırlanmıştır. Bu filmin amacı insanların üstün kudret sahibi Allah’ıgereği gibi tanımalarını sağlamak böylelikle O’na daha yakın olmalarına vesile olmaktır.

EL-EVVEL
İlk
O Evveldir Ahirdir Zahirdir Batındır. O herşeyi bilendir. (Hadid Suresi 3)
Evrenin bir başlangıcı var mıdır?
Kuşkusuz bu soru yüzyıllar boyunca insanların cevap aradıkları bir soru olmuştur. Bu mükemmel düzenin bir Yaratıcısı olduğunu kavrayabilen insanlar evrenin bir başlangıcı olduğuna inanmışlardır. Ancak insanların bir kısmı da bir Yaratıcı’nın varlığını kabullenmek istememiş ve bu yüzden evrenin bir başlangıcı olmadığını ezelden geldiğini ve ebede gideceğini iddia etmişlerdir. Ancak bugün bilimin ulaştığı nokta bu kişilerin apaçık bir yanılgı içinde olduklarını kanıtlamıştır.
Bugüne kadar evrenin var oluşuyla ilgili çeşitli tezler ortaya konmuştur ancak günümüzde tüm bilim çevreleri ortak bir noktada birleşmektedir. Bilimin yakın zamanda keşfettiği bir gerçek duruma açıklık getirmektedir. 1929 yılında Edwin Hubble tarafından ortaya konduğu gibi kainat sürekli genişlemektedir. Bu gerçekten yola çıkan bilim adamları önemli bir çıkarım yapmışlardır: Zaman kavramını tersine çevirirsek genişlemekte olan evreni sıkışan bir sistem olarak mesela daralmakta olan dev bir yıldız gibi düşünebiliriz. Bu durumda ortaya çıkan sonuç şöyledir; zaman kavramına göre daralan evren sonunda tekliğe ulaşır. Yani kainatın başlangıcı tek bir noktanın büyük bir patlama ile açılması suretiyle
olmuştur.
Kısacası içinde yaşadığımız kainatın bir başlangıcı vardır. Bu ise evreni sonsuz güç sahibi olan bir Yaratıcı’nın var ettiğini gösterir.
İşte bu sonsuz gücün sahibi olan Yaratıcı Yüce Allah'tır. Ve canlıların gezegenlerin galaksilerin tüm evrenin yaratılmadığı ve hatta zamanın da henüz var olmadığı anda yalnızca O vardır. Çünkü O '
Evvel'dir.

EL-ADL
Adil olan adaleti emreden
Ey iman edenler adil şahidler olarak Allah için hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi 8)
Allah adalet yapanların en hayırlısıdır. O'nun mizanı tüm kainatı kuşatmıştır. O adaletini dünyada ve ahirette kullarına gösterecektir. Herşeyi hakkıyla gören herşeyin içini dışını bilen herşeyden haberdar olan Allah'ın tüm işleri hikmetli ve adaletlidir.
İnsanların yaşamları boyunca işlediği tüm fiiller ahiret gününde Allah'ın sonsuz adaletine göre değerlendirilecektir. Zulüm yapanların zulümlerinin karşılıksız kalmayacağını tek bir iyi sözün bile mükafatının verileceğini Allah Kuran'da bize bildirmiştir. Allah katında iyi ile kötü bir değildir ve Allah bunlar arasında
adaletle hükmeder.
Allah'ın sonsuz adaletinin en açık tecelli edeceği yer ise ahiret hayatıdır.
Şüphesiz Allah hiçbir şeyi unutmayan ve vaadine en sadık olandır. Istisnasız her insan dünyada yaptıklarının karşılığını ahirette muhakkak görecektir. Böylece dünyada kötülük yapanlar bunun cezasını çekecek Allah’a iman edip hayırlı işler yapanlar ise yaptıklarının karşılığını en güzeliyle
muhakkak Allah'tan alacaklardır
.


EL-AFÜVV
Affı çok olan

Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız şüphesiz Allah affedicidir güç yetirendir. (Nisa Suresi 149)
İnsan yapısı gereği hata yapmaya çok müsait bir varlıktır. Her an pek çok konuda eksik düşünebilir yanlış bir karar verebilir hatalı bir tavır sergileyebilir. Ancak insanı yaratan ve ondaki bu eksiklikleri bilen Allah yapılan hataları da affedicidir. Allah'ın 'affediciliği' olmasa hiçbir insanın cennete girmesi mümkün olmazdı.
Fakat unutmamak gerekir ki Allah samimi kullarını affeder. Önemli olan kişinin samimi olup Allah’a karşı aczini bilerek tevbe etmesidir. Allah kendine içten yönelip dönen insanların günahlarını affeder ve onları bağışlar. Allah bu gerçeği Kuran’da şu ş
ekilde bildirmiştir:
Allah'ın üzerine aldığı tevbe ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların sonra hemencecik tevbe edenlerinkidir. İşte Allah böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah bilendir hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi 17)

EL-
ALİM


Her
şeyi çok iyi bilen

Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. Gerçek şu ki O sinelerin özünde saklı olanı bilir. (Fatır Suresi 38)
Allah göklerin yerin bu ikisi arasında olan tüm canlıların kainatta işleyen tüm kanunların her an meydana gelen tüm olayların bilgisine sahiptir. Çünkü tümünün Yaratıcısı Allah’tır. Üstelik Allah'ın 'bilmesi' sınırsızdır; Allah aynı anda dünya üzerinde doğan ve ölen insanların kimliklerini veya yeryüzündeki her bir ağaçtan düşen yaprakların sayısını bilir. Aynı zamanda evrendeki milyarlarca galaksi içindeki milyarlarca yıldızın her birinin özelliklerini ve burada saymakla asla bitiremeyeceğimiz herşeyi bilir. Rabbimiz yeryüzünde ve aynı anda uzayda meydana gelen her olayı dünya üzerindeki milyarlarca insanın hayvanın ve bitkinin hücrelerinde kodlu olan şifreleri de bilir.
Bir
Kuran ayetinde şöyle buyrulur:
Gaybın anahtarları O'nun katındadır O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi ve her şey apaçık bir kitaptadır.
(Enam Suresi 59)
İnsanın unutmaması gereken çok önemli bir sır vardır: Allah burada sayılan tüm detayların yanında insanın içini aklından geçenleri gizli veya açık işlediği tüm fiilleri de bilir.İnsan içinde yaşadığı duyguların düşüncelerin sıkıntıların yalnızca kendi bilgisi dahilinde olduğunu zanneder; ama bu büyük bir yanılgıdır. Kainatın her noktasına olduğu gibi Allah insanın içine ve dışına da
tam olarak hakimdir.

EL-
AZİM


Pek azametli büyük
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. O yücedir büyüktür. (Şura Suresi 4)
Allah'ın büyüklüğü ve azameti kuşkusuz bir insanın kavrama sınırlarının çok üstündedir. Fakat insan yine de kendi aklının sınırları dahilinde Allah'ın ne kadar güçlü ve kudretli olduğunu görebilir anlayabilir. Zira tüm kainat Allah'ın büyüklüğünü gösteren sayısız örnekle doludur. İnsanın yalnızca içinde yaşadığı dünyayı biraz incelemesi dahi herşeyi yaratan Allah'ın azametini
ona hissettirmeye yetecektir.
Tonlarca ağırlıktaki bulutları taşıyan gökyüzü binlerce metre yükseğe uzanan dağlar ve içlerinde milyonlarca çeşit canlının bulunduğu denizler ve ormanlar... Bunlar ve burada sayılamayan sayısız detay Allah'ın büyüklüğünün açık delilleri
ndendir.
İşte insan bir iki dakika düşündüğünde Yaratıcımız’a kulluk etmesi gerektiğini farkedebilir. Yani tüm kainatı yaratan milyarlarca yıldızı barındıran milyarlarca galaksinin tümünü kontrolü altında tutan
Yüce Allah’a...

EL-
BARİ


Yaratan kusursuzca var eden
O Allah ki yaratandır kusursuzca var edendir 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O Aziz Hakimdir. (Haşr Suresi 24)
Yaşadığımız evren ile ilgili herşeyde bir denge ve ahenk vardır. Özellikle bilim alanında yeni gelişmeler kaydedilip bugüne kadar bilinmeyen detaylar ortaya çıktıkça bu denge ve ahenk daha da netleşmektedir. Kainat üzerinde var olan her sistem üstün bir Aklın tasarımıdır. Bu üstün aklın sahibi herşeyi hayranlık uyandırıcı bir düzen içinde var etmiştir. Kainattaki her cisim yeryüzünde yaşayan milyarlarca canlı müthiş bir uyum içinde varlıklarını sürdürürler. Doğadaki düzen hiçbir şekilde bozulmaz ve bu milyonlarca yıldır aynı
şekilde devam eder.
Evrenin ve dünya üzerindeki canlılığın bu muhteşem uyumu Allah’ın yaratma sanatının apaçık kanıtlarındandır.

EL-CEBBAR
Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan
O Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddus'tur; Selam'dır; Mü'min'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir. (Haşr Suresi 23)
İnsanların en büyük yanılgısıAllah'a karşı büyüklenmeleri gurura kapılmalarıdır. Bunun altında insanın kendini Allah'tan bağımsız bir varlık olarak görüp sahip olduğu bazı özelliklerin kendinden kaynaklandığını zannetmesi dolayısıyla kendine bir "benlik" vermesi yatar. Halbuki bu son derece büyük bir akılsızlıktır. İnsan biraz durup düşünse bu dünyaya kendi isteğiyle gelmediğini hayatının ne zaman son bulacağını bilmediğini sahip olduğu hiçbir özelliğin kendi seçimiyle kendine verilmediğini rahatlıkla görebilir.
Bu gerçekler karşısında insanın kendini Yaratana karşı büyüklenmeye kalkmasının ne kadar anlamsız ve bir o kadar da akılsızca bir tavır olacağı ortadadır.
Oysa insanın Allah'ın büyüklüğünü herşeyi yoktan var ettiğini insanların sahip olduğu bütün imkan ve özellikleri verenin Allah olduğunu bilmesi gerekir. Dahası Allah’ın dilediği anda bütün nimetleri geri alabileceğini tüm canlıların ölümlü olduğunu da unutmamalıdır. Ayrıca tek baki kalacak olanın Allah olduğunu kabul edip O’na teslim olması gerekir. Çünkü Allah kendine karşı haksız yere büyüklenme gösteren aczini bilmeyen ve yüz çeviren herkese dilediği zaman zorla boyun eğdirmeye muktedir olandır.


EL-HAKK
Varlığı hiç değişmeden duran
İşte böyle; şüphesiz Allah O Hak olandır ve şüphesiz O'nun dışında taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir büyüktür. (Lokman Suresi 30)
Zaman ve mekan canlı-cansız her şey gibi 'yaratılmış' kavramlardır. Zaman ve mekanın hiç olmadığı bir anda yoktan bir madde alemi yaratılmış ve bu alem içinde zaman-mekan kavramları oluşmuştur. Zaman içinde geriye gittiğimizde bir sınırla karşılaşırız ve bu sınırın gerisine asla geçemeyiz. Bir olay için kullanabileceğimiz en eski ifade 'evrenin yaratılış anı'dır. Hatta bugün bilim çevrelerinde tespit edilen sınır kainatın yaratılma anından itibaren 10-43 saniyedir. Bu zaman diliminden öncesi için ne zaman ne de mekan tanımlanamamaktadır.
Bu noktada karşımıza zamanın ve mekanın olmadığı bir boyut çıkar. İnsanın sınırlı olduğu bu iki kavram belirli bir anda 'yaratılmış' olduklarına göre bu 'yaratılış'tan önce bir zamansızlık ve mekansızlık mevcuttu. İşte bizlerin asla dışına çıkamadığımız bu kavramları yaratan onların tamamen dışında olan Allah'tır. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir ve dolayısıyla varlığı her zaman mevcuttur. Asla değişmez. Tek gerçek varlık O'dur O'nun Zatı dışında her
şey ancak O'nun 'ol' demesiyle var olmuştur.

EL-KAHHAR
Kahreden. Her
şeye her istediğini yapacak surette galip ve hakim
Yerin başka bir yere göklerin de başka göklere dönüştürüldüğü gün onlar tek olan kahhar olan Allah'ın huzuruna çıkacaklardır. (İbrahim Suresi 48)
Allah insanlardan sıkıntıyı gidermeye ve onların kalplerine ferahlık vermeye kadir olduğu gibi onları büyük bir azapla kahretmeye de kadirdir. Kuran'da Allah'ın kendi katından gönderdiği azaplarla helak olmuş kavimlerden örnekler verilir. Bu insanlar hak dinden yüz çevirdikleri ve Allah'a baş kaldırdıkları için onlar hiç şuurunda değillerken üzerlerine gelen büyük bir felaketlerle yok edilmişlerdir. Fakat bu Allah’ın inkar edenlere dünya hayatında verdiği bir karşılıktır.
Asıl olan Allah’ın sonsuz rahmetine karşılık O'nun kadrini tanımayan ve nankörlük eden yeryüzünde kötülük yapan insanların ahirette karşılaşacağı sonsuz azaptır.

EL-KUDDÜS
Hatadan gafletten ve her türlü eksiklikten çok uzak pek temiz
Göklerde ve yerde olanların tümü Melik Kuddüs Aziz Hakim olan Allah'ı tesbih eder. (Cuma Suresi 1)
Allah yeryüzünde gökyüzünde uzayın derinliklerinde toprağın altında bulunan herşeyintek Yaratıcısı'dır. İnsanın gözünü çevirip etrafına baktığında görebildiği düzen kanun ve uyum Allah'a aittir. İnsanın göremediği algılayamadığı alemler de Allah’a boyun eğmiştir. Kuran’da "Şüphesiz Allah gökleri ve yeri zeval bulurlar diye tutuyor. Andolsun eğer zeval bulacak olurlarsa Kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz..." (Fatır Suresi 41) ayetiyle bildirildiği gibi tüm varlıkları yaratan ve ayakta tutan
Rabbimiz’dir.
Allah'ın kulu olan insansa son derece acizdir. İnsan hata yapar unutur yanılır gaflete düşer. İnsanlar hem bedeni hem ruhi yönden ve acz içindedir. Ömürleri boyunca bedenlerine bakmak ona sürekli ihtimam göstermek zorundadırlar. Bedenlerini biraz fazla çalıştırsalar birkaç gün uykusuz bir gün susuz bıraksalar son derece aciz bir duruma düşerler. Bütün bunlar insanın düşünmesi ve öğüt alması için yaratılır. Her şeyin Yaratıcısı olan ve
'en güzel isimlerin sahibi' olan Allah tüm bu eksikliklerden münezzehtir.

MALİK
Ü’L-MÜLK


Var olan her şeyin tek ve mutlak sahibi
De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın dilediğini aziz kılar dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen herşeye güç yetirensin." (Al-i İmran Suresi 26)
Şu an bulunduğunuz yerden etrafınıza baktığınızda gördüğünüz herşeyin Sahibi vardır. Oturduğunuz koltuk Sahibinin var ettiği atomlardan oluşmaktadır. Saksıda duran çiçek Sahibinin ona sağladığı güneş su gibi imkanlarla büyümektedir. Pencereden görünen deniz ve içindeki tüm canlılar Sahipleri dilediği için orada bulunmaktadır...
Tüm bu varlıkların ve kainattaki her şeyin Sahibi alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır. Ve hatta kendi bedeniniz; o da sizden tamamen bağımsız olarak sizi var edenin kontrolündedir. Tüm uzuvlarınız damarlarınız sinir sisteminiz hücrelerinizin her biri Sahibinizin ilminin ve üstün aklının eseridir. Bu sayılanların hiçbiri sizin sahip olmayı düşünüp tasarladığınız sonra da var ettiğiniz şeyler değildir.
Siz dünyaya gözünüzü açtığınızda hem kendi bedeninizdeki kusursuz sistemle hem de içinde bulunduğunuz dünyayla ve hatta tüm evrenle karşılaştınız. Ancak bundan önce bunların hiçbirine sahip değildiniz ve bundan sonra da kendi iradenizle bunlara sahip olmanız mümkün değildir. Elbette bu gerçek tüm insanlar için geçerlidir. O halde herşeyin mülkü Yaratıcımıza yani her şeyin
sahibi olan Allah'a aittir.

ER-RAHMAN ER
-RAHİM


Merhamet eden verdiği nimetleri iyi kullananları ebedi nimetler vermek suretiyle mükafatlandıran
O Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da müşahede edilebileni de bilendir. Rahman Rahim olan O'dur. (Haşr Suresi 22)
Rahman olan Allah sonsuz merhametini ve lütfunu görünen ve görünmeyen her şeyde tecelli ettirir. İnsan bu görünen ve görünmeyen nimetlerle hayatını devam ettirir. Allah’ın rahmeti her yeri kapsar.
Örneğin hergün toprağın içinden milyonlarca tohumu Allah filizlendirir bereketli topraklarla yerin altındaki 4500 derece sıcaklıktaki dev kütleyi saklayıp örter gökten tonlarca berrak su indirir aynı anda dünyanın her yerinde milyarlarca canlıya rızık verir her an ciğerlerimize dolan oksijeni yaratır ve hayat veren sayısız nimetleriyle yarattıklarını çevr
eler.
Allah 100 trilyon hücreden oluşan insanın her bir hücresini yaratan bunların hepsine ayrı ayrı görevlerini öğreten içlerine her biri 1 milyon sayfalık bilgiyi içeren DNA'ları yerleştiren bu sistemi milimetreden çok daha küçük bir kübün içine sığdırdığı protein yağ ve su moleküllerine yaptıran ve bütün bunlarla insana can veren ve varlığını her an sürdürmesini sağlayandır. Tüm insanlar ana rahmine düştüğü andan toprağa geri döndüğü ana kadar sadece Allah'ın yarattığı nimetleri tanır bilir ve onlarla yaşar
.
İnsanlardan bu nimetleri gören yaratılış amacını kavrayarak O'na kulluk edenler olduğu gibi nankörlük ederek O'ndan yüzçevirenler de vardır. Buna rağmen Allah insanların üzerinde Rahman ismini en güzel şekilde tecelli ettirir. İman etmeyenler de dünya hayatında soludukları hava içtikleri su dahil olmak üzere gizli açık tüm nimetlerden faydalanır. Allah müminlere verdiği gibi onlara da mal-mülk içinde oturacakları güzel evler ve soylarını devam ettirecekleri evlatlar verir. Onları da güzel rızıklarla besler. Onlara da sağlık güç ve güzellik verir. Bu Allah’ın Rahman sıfatının tecellisidir.
Allah dünya hayatında inkar edenleri belki dine dönerler düşünüp aklederler ve şükrederler diye yararlandırmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki Allah'ın ayetlerinden yüz çevirenler Allah’ın nimetlerinden ancak dünyada yararlanabilir. Ahirette ise bütün nimetler Allah’ın verdiklerini yalnızca Rabbimiz’e yakınlaşmak ve O'nun rızasını aramak için kullanan ve O'na şükreden müminlere aittir. Bu da Allah’ın Rahim sıfatının tecelli etmesidir.

ER-REZZAK
Rızık veren insanların faydasına olmak üzere nimetlerini veren
Hiç şüphesiz rızık veren O metin kuvvet sahibi olan Allah'tır. (Zariyat Suresi 58)
Kuluna karşı çok şefkatli ve merhametli olan Allah insanları içinde sayılamayacak kadar çok nimetle dolu olan topraklarda yaşatır. Öyleki insan toprağı ekip biçmeden bile toprak yemyeşil ürünler ve başaklar verir. İçinden sarı kırmızı yeşil turuncu meyveler ve sebzeler çıkar. Masmavi denizlerin içi ise yine binlerce çeşitte ve değişik lezzette balıklarla doludur. Bütün bunları insanlara veren Rezzak olan Allah’tır.

Allah saydığımız tüm nimetleri insanlara dünya hayatında bağışlar. Cennette ise müminler için çok daha güzeli vardır. Öyleki Secde Suresi’nin 17. ayetinde "Artık hiçbir nefis yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin saklandığını bilmez."denilerek cennetteki nimetlerin üstünlüğüne dikkat çekilmiştir.

EŞ-
ŞAFİ


Şifa veren
"Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;" (Şuara Suresi 80)
İnsanın acizliğini kavradığı ve ne kadar muhtaç konumda olduğunu en çok farkettiği anlardan biri şüphesiz hasta olduğu anlardır. Allah insana bu duyguyu yaşatmak için hepsi birbirinden farklı yüzlerce hastalık yaratmıştır. Her hastalığın kişi üzerinde meydana getirdiği bedensel ve ruhsal etkiler birbirinden çok farklıdır. Ancak hepsi hikmetli bir yaratılışın delilidir. Gözle bile görülemeyen bir virüsün insanı tanınmayacak hale sokması vücuda giren bir mikrobun kimi zaman teşhis dahi edilememesi Allah'ın gücünün en açık delillerindendir. Bilim adamlarının tek bir virüsü ortadan kaldırmak için yaptığı deneyler araştırmalar Allah'ın yaratmadaki üstünlüğünü gözler önüne serer.
Hastalığı veren Allah olduğu için bu hastalığın geçmesi de ancak Allah'ın dilemesi ile olur. Allah dilediği takdirde Şafi sıfatı ile verdiği hastalığı ortadan kaldırır. Nitekim Allah dilemedikçe tüm dünyanın doktorları en gelişmiş teknolojik aygıtlar keşfedilen en son ilaçlar bir araya gelse yine de o kişinin hastalığının iyileşmesi imkansızdır. Kullanılan ilaçların hepsi hastalığın iyileşmesi için birer vesiledir. Eğer Allah dilerse uygulanan tedaviyi vesile kılarak kişinin iyileşmesine izin verir. Ne var ki Allah dilemedikçe çok basit gibi görünen bir hastalık dahi kişinin ölümüne sebebiyet verebilir.
Bu durumda insanın yapması gereken kendi aczinin yanında Rabbimizin sonsuz gücünü görebilmek ve sıkıntı içinde olduğu her an Allah’tan yardım dilemektir. Unutmayın ki Allah’tan başka bir yardımcı ve veli yoktur.

ET-TEVVAB
Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan
Ancak tevbe edenler kendilerini ve başkalarını düzeltenler ve indirileni açıklayanlara gelince; artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeleri kabul edenim esirgeyenim. (Bakara Suresi 160)
İnsan her an hata yapmaya günah işlemeye zaafa düşmeye açık bir nefse sahiptir. Bir de kendini sürekli olarak Allah’a isyana sürüklemeye vesvese vermeye çalışan şeytan gibi düşmanı vardır. Ancak Allah insana hatalarını
telafi etmek için bir yol gösterilmiştir: Tevbe etmek...
Daha önce de belirttiğimiz gibi insan her an hataya düşebilir günah işleyebilir veya bir vesveseye kapılabilir. Ancak ne kadar büyük bir hata yaparsa yapsın kendi için bir dönüş yolu vardır. Allah samimi olarak tevbe eden kullarının tevbelerini kabul eder ve onları bağışlar. Bu yüzden bir insanın geçmişinde ne kadar gafil olursa olsun umutsuzluğa kapılması doğru olmaz.

EL-
VELİ


İyi kullarına dost
Allah iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağuttur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar ateşin halkıdırlar onda süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi 257)
İman eden bir insanın hem dünyada hem de ahirette tek gerçek dostu vardır. Bu dost onu asla terketmez her zorlukta yanındadır ve ona yardımcıdır. Doğduğu günden öldüğü güne kadar daima onunla birliktedir. Onu düşmanlarına karşı korur. Onun için herkesten daha güvenilirdir daima karşılıksız armağan edendir. Kuşkusuz bu benzersiz dost Allah'tır. Allah müminlerin en çok güvendiği en yakın dostudur. O Kendi’ne inanan insanları her türlü eksiklikten ve hatadan arındırır onlara çok seçkin bir yaşam ve ahirette de hiç tükenmeyecek bir mutluluk verir.
Gafil bir insan ise hayatı boyunca güveneceği her durumda sıkıntısını giderebilecek güçte zengin ve muktedir bir insan ya da bir güç arayışı içindedir. Fakat bunu ararken zaten kendini yaratmış yaşamını sürdürmesini sağlayan büyük kuvvet sahibi herşeyi yapmaya kadir olan Rabbimizi unutur. Kendine kötülükten başka hiçbir katkısı olmayan ahirette de cennette bir pay sahibi olmasını engelleyen şeytanı dost edinir. İşte bu onun için sonun başlangıcıdır. Karanlık bir dünyanın girişidir. Allah'a iman eden imanında da samimi olan insanlar ise hiç hüzün ve kayıp olmayan şerefli ve hayırlı bir hayatın içine girerler. Çünkü Allah inananlara dinine ve sözlerine sadık oldukları sürece kurtuluş nasip edecektir. Asıl büyük karşılığı ise ahirette onlara verecektir. Allah inananların dünyada ve ahiretteki tek gerçek dostudur.
O Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Gaybı da müşahede edebileni de bilendir. Rahman Rahim olan O'dur. O Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddus'tür; Selam'dır; Mümin'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah müşriklerin şirk koştuklarından çok yücedir. O Allah ki yaratandır kusursuzca var edendir 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O Aziz Hakimdir.
(Haşr Suresi 22-24)


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 22-05-2008, 01:41   #2 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Yasadığımız dünya felekler yıldızlar ay ve güneş birer Alemdir. Bütün bu Alemler bir ahenk içindedirler. Bu Allah’ın Rab sıfatının bir tecellisidir. Dünyadaki düzenin kaidelerini koyup varlıkları bir ahenk içinde yaşatma da Rab sıfatının gereğidir.

Doğmamız büyümemiz ölmemiz insanlardAki yücelik ahlAk terbiye kemal hep Rububiyet sıfatının yansımasındandır. Gözün görmesi aklın ermesi bütün iş ve hareketler olma ve oluşma Rab sıfatının bir tecellisidir. Onsuz bir hareket ve düşünce yoktur.


Gerek Kur’An-ı Kerüm’de gerek hAdis-i şeriflerde gecen birçok güzel ismi vardır. Aslında bu isimleri iki grupta ele almak mümkündür:

a) Hak TeAlA’nın zatına mahsus bir özel isim olan “Allah” lAfz-ı şerifi Ondan başka bir varlık hakkında kullanılmamıştır. Kullanılması caiz değildir. Bu ismin tesniyesi (ikil siğası) ve çoğulu da yoktur. Bir başka dile tercüme edilemez hiçbir kelime onun yerini tutamaz.

b) Allahu TeAlA’nın ikinci gruba giren isimleri sıfatlarından alınan isimlerdir. Ayet ve hadislerde CenAb-ı Hakk’ın pekçok güzel isminden bahsedilir. Bunlardan her biri O’nun sıfatları ile ilgili ve onlardan alınan isimlerdir. Rahman Rahüm Alüm HAlik vs. gibi. Bu isimler bir başka dile tercüme edilebilir. MeselA HAlik ismi yaratan veya yaratıcı olarak söylenebilir. Müminin Allah hakkındaki inancı O’nun zAtının mukAddes olduğu diğer zat ve eşyAyA benzemediği yüce sıfatlarla sıfatlandığıdır. Allah kendisini EsmAü’l-HüsnA en güzel isimler ile isimlendirmiştir (el-A ‘rAf 7/180; el-İsrA 17/1 10; TAhA 20/7; el-Haşr 59/24). Doksan dokuz adet olan bu isimlerin basında “Allah gelir. Diğer isimlerin hiçbiri anlam ve içerik itibarıyla “Allah” isminin yerini alamaz. Bu nedenle İslAm’a girecek kişi “LA ilAhe İllAllah” der; “LA ilAhe illarahman” demez. Namaza başlarken “Allahü Ekber”der; “Rahman Ekber” diyemez. Allahu TeAlA’nın bütün isimleri güzeldir. Kur’an-ı Kerüm’de “Allah’ın güzel isimleri vardır. O halde Allah’a o güzel isimlerle dua edin” (el-A’rAf 7/180);

“De ki: “İster Allah deyip dua edin ister Rahman deyip dua edin; hangisi ile dua ederseniz edin onun güzel isimleri vardır ‘’ (el-İsrA 1 7/110) buyurulmuştur

Peygamber efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Allahu TeAlA’nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ezberlerse (sayar manasını anlar ve şuuruna ererse) cennete gider. şüphesiz Allah tektir ve tek olmayı sever” (BuhArü DaavAt 68). Allahu TeAlA’nın isimleri doksandokuz isimden ibaret değildir. O’nun ayet ve hadislerde gecen başka isimleri de vardır. Yalnız Tirmizü ve İbn MAce’de geçen bir hadiste bu doksandokuz isim teker teker sayılmıştır. Bu isimler şunlardır:


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 22-05-2008, 01:43   #3 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

1) ALLAH:-Tüm isim ve sıfatlan kendinde toplayan yüce Allah’ın zatının başka hiçbir varlığa verilemeyen ismidir.

2) RABB: Terbiye eden yaratan besleyen mAlik en mükemmel sahip tutan ve idare eden anlamlarına gelir. Rabb ismi yüce Allah’ın umumü isimlerindendir. Alemlerin devamını sağlayan yüce Allah onların Rabbi’dir. Allah’ın her türlü eksiklikten münezzeh olan Rububiyeti ve O’nun neticesi olan terbiyesi besleyip büyütmesi olmasaydı kainatta ne varlıktan ne de tekAmül’den hiçbir eser bulunmazdı. Eğer bir kemAlimiz bir terbiyemiz ölçülü bir şekilde doğmamız büyümemiz yaşamamız ve ölmemiz varsa bunlarda yüce Allah’ın Rab sıfatının yansımasını görmemek mümkün değildir. Bu Alemde görülen ve bilinen her şeyde yüce Allah’ın sıfatlarının belirtisi vardır.

3) RAHMAN: Allah’ın pek merhametli çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir sıfat ismidir. Sıfat ismi olmakla beraber bu ismin Allah’tan başkasına verilmesi uygun görülmez. “Çok rahmet sahibi gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan” diye tefsir edilip açıklanabilirse de yalnız yüce Allah’ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez. Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur. “Esirgeyici” olarak tercüme edilmesi de doğru değildir. Dolayısıyla bu anlam Rahman isminin tercümesi olamaz. “Acıyan” diye tercüme edilmesi de onun tam anlamını vermekten uzaktır. Çünkü kuru bir acıma merhamet değildir. Bilindiği gibi merhamet acıyı giderip yerine sevinç ve iyiliği getirmektir. Bu itibarla merhametli sözcüğünden anladığımız anlamı diğerlerinden anlayamayız. Rahman “pek merhametli” şeklinde eksik olarak tefsir edilebilirse de tercüme edilemez. Yüce Allah’ın rahmeti sadece bir iyilik duygusundan ibAret değildir. O’nun rahmeti insanlara iyilik dilemesi ve sayılamayacak kadar nimetler vermesidir. O halde “Rahman” ismini böylece bilmek ve anlamak gerekir. Her gün karşılaştığımız ve içinde bulunduğumuz nimetler aslında bize Rahman’ın en güzel açıklamasıdır.

4) RAHİM: “Çok merhamet edici’ anlamında bir isimdir. Allah’ın sıfat ismi olmayıp Allah’tan başka varlıklara da verilebilen bir isimdir. Bu iki sıfat “Rahmet” mastarından türemiş olmakla beraber aralarında ifade ettikleri anlam bakımından farklar vardır. Rahman ve Rahüm arasındaki bu farklar şöylece belirtmek mümkündür:

a) Rahman sıfatı; daha ziyAde ezelle; Rahüm sıfatı ise daha çok ebedle ilgilidir. Bu nedenle hadislerde yüce Allah’ın hakkında “Dünyanın Rahman’l ahiretin Rahüm’i” ifadelerinin kullanıldığını görüyoruz. Rahman sıfatı bütün insanları; Rahüm sıfatı ise yalnız müminleri kapsar.

b) Rahman sıfatı; hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın varlıkları yaratmak meydana getirmek onların çalışıp çalışmadıklarına bakmadan sayısız nimetlerle nimetlendirmek anlamına gelirken; Rahüm sıfatı Allah’ın emirleri doğrultusunda çalışanlara çalıştıklarının karşılığını vermek anlamına gelmektedir.

c) Rahman sıfatı; ümitsizliğe karamsarlığa imkan bırakmayan kesin bir ümit ve ezelü bir yardım ifade eder. Rahüm sıfatı ise yaptığımız işlerimizin Allah tarafından mükAfatlandırılacağını ifade etmektedir. Bu nedenle Rahman sıfatının ifade ettiği mAnAda mü’min ve kAfir eşit tutulup ayırım yapılmamış; Rahüm sıfatının belirttiği manada ise mü’min ve kAfir açık bir farkla ayrılmışlardır.

5) el-MELİK: Yüce Allah Melik’tir. Yani mülk sahibi bütün eşyanın ve yaratılanların tek mAlikidir. Bütün varlıklar üzerinde emretme istediği gibi tasarruf etme hiçbir şarta bağlı olmaksızın sahip olma O’na mahsustur. Yarattıklarına emretme sakındırma cezalandırma istediğini zelil dilediğini de aziz etme kudretine sahip olan yalnız yüce Allah’tır. O yarattığı mülkünde ve orada olanların hepsinde yegane hükümdardır. Sonsuz kudretiyle onları idaresi altında tutan tek Allah’tır..

6) el-KUDDUS: Her türlü hata gaflet ve acizlikten uzak eksiklikten beri mutlak kemAl sahibi anlamında. Allah sonradan olma ve hiçbir tasvir kayıtlarına sığmayan hakkında hiçbir eksiklik düşünülemeyen en mukaddes olan en yüce varlıktır (el-Haşr 59/23; el-Cum’a 62/1).

7) es-SELAM: Allah her türlü eminliğin salimliğin aslı olup ayıptan kusurdan ve her çeşit eksikliklerden uzak olan yüce yaratıcı anlamındadır. Allah yok olmaktan ve hatıra gelen her türlü eksikliklerden uzaktır. Buna göre dünyadan ve ahiretten emin olmak isteyenleri ve kurtuluşa ermek dileğinde bulunanları kurtuluşa erdirecek olan da yalnız Allah’tır (el-Haşr 59/23).

8) el-MÜMİN: Allah’ın iman ve güven veren her türlü şüphe ve tereddütleri kaldıran anlamında bir ismidir. Allah korku içinde olanlara emniyet ve güven verendir. Bu bakımdan her türlü korkudan emin olmak için Allah’a iltica edilmeli O’na sığınılmalıdır.

9) el-MÜHEYMİN: Allah’ın görüp gözeten her şeye şahit olan her şeyi koruması altına alan onları muhAfaza edip saklayan olduğu anlamına gelir.

10) el-AZİZ: Allah’ın hiçbir yönden mağlup edilemeyen her işinde mutlak gAlip gelen son derece izzetli ve yüce olduğu manasına gelir. Hiçbir yönden benzeri olmayan dilediğini yapan ve buna güç yetiren yüce varlığını ve kudretini hiçbir gücün mağlup edemediği tek yaratıcı Allah’tır.

11) el-CEBBAR: Allah’ın yarattığı tüm varlıklarının ihtiyaçlarını karşılayan her konuda çok güçlü ve kudretli olduğu anlamındadır. Ayrıca Allah’ın yarattıklarının tümünü kendi iradesine mecbur eden dilediğini de zorla yaptırmaya gücü yeten kesin hükmüne karşı gelinemeyen yaratıcı olduğu anlamına da gelir. Yüce Allah’ın “CebbAr” sıfatı sebebiyle insanların işlerine kendi iradeleri ve serbestlikleri olmadığı sanılmamalıdır. Çünkü Allah bildirdiği emir ve yasaklarına uyup uymama konusunda insanları kendi iradelerinde serbest bırakmıştır. Şüphesiz insanların Allah tarafından akıllı ve iradeli yaratılmalarının bir anlamı vardır. Allah insanı O’nun hükümlerini tanıyıp bilmesi için akıllı kendi irade ve istekleri ile O’nun emrine uymaları ve gösterdiği bu yolda yürümeleri için de serbest iradeli yaratmıştır.

Ancak Allah’ın insanlara işlerinde serbestlik tanımış olması onların bütün isteklerini yerine getirmeye mecbur olduğu anlamına gelmez. Örneğin Allah’ın emirlerini dinlemeyip O’na karşı gelen asiler günahkArlar cezaya yanaşmak istemeseler de vakti gelince cezalarını çekmeye mecbur olacaklardır. Allah’ın mutlak iradesi ve kudreti altına girmeyen hiçbir varlık düşünülemez. “Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir” (Alu İmrAn 3/83).

12) el-MÜTEKEBBİR: Allah’ın her hususta çok büyük ve azamet sahibi ulu bir yaratıcı olduğu anlamındadır. Büyüklük O’nun hakkıdır. Yaratılmışların hiçbirinin böyle bir hakkı yoktur. Allah zatında sıfatlarında ve işlerinde mutlak manada büyüklüğün tek sahibidir. Hiçbir insan için bu mAnAda bir büyüklükten söz edilemez. Kendilerini büyük sanan nicelerinin Allah’ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri imkAn imkAnsız olan bir gerçektir. Büyüklük sevdasına kapılanların yok olmalarına bazen küçücük bir olay hattA çok küçük bir yaratık bir mikrop bile yetmiştir. Bu gerçek karşısında insanlar hangi büyüklükten söz edebilirler?..

13) el-HALİK: Allah’ın yaratıcı olduğunu belirten bir sıfattır. Yaratmak ise bir şeyi var etmek hiç benzeri olmayan bir şeyi meydana getirmek demektir. Bu manada Allah’tan başka hiçbir yaratıcı yoktur. Herşeyi yaratan O’dur. İnsanların ortaya koydukları şeyler yaratma değildir; var olanlardan yeni bir şey elde etmektir. Allah yaratandır; O’nun dışındaki tüm varlıklar ise yaratılmıştır.

14) el-BARİ: Allah’ın yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizAm üzere yaratması olgunlaştırarak birbirinden farklı niteliklerde meydana getirmesi mAnAsındadır. Şüphesiz varlıkları seçip düzenleyip olgunlaştırarak her birini ayrı bir özellikte yaratan Allah’tır.

15) el-MUSAVVİR: Allah’ın yaratmış olduğu varlıkların şekil ve durumlarını takdir edip dilediği şekilde meydana getirmesi şekillendirmesi anlamına gelir.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 22-05-2008, 01:45   #4 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

16) el-GAFFAR: Kullarının günAhlarını affeden ve çok bağışlayan yüce varlık anlamına gelir. GünAh işlemek insanların özelliği olduğu gibi onların günAhlarını örtmek ve bağışlamak da yüce Allah’ın ayrılmaz sıfatlarındandır.

17) el-KAHHAR: Allah’ın ziyadesi ile kahredici yok edici yüce bir varlık olduğu manasına gelir. Sonsuz kudretinin karşısında hiçbir kimsenin gücü ve kudreti olamaz. Ama serbest iradeleriyle O’nun karşısına çıkma cüretini gösterenlere de lAyık oldukları cezaları tam olarak verecektir. Allah’ın kayıtsız üstünlüğüne sınır koyacak hiçbir varlık yoktur.

18) el-VEHHAB: Allah’ın çok hibe eden çok fazla bağışlayan olduğu anlamına gelir. Hak sahibi olmadıkları halde yarattıklarına çok çok verendir.

19) er-REZZAK: Allah’ın bütün yaratıkların rızıklarını veren olduğunu ifade eder. Her canlı için gerekli gıdayı bahşedip yaratan ve bol bol veren Allah’tır.

20) el-FETTAH: Kulların her türlü güçlük ve sıkıntılarını açan ve kolaylaştıran manasına gelir. Faydalı ilimlere karşı insanların kalbini açarak onların islerini kolaylaştıran bütün zorluklarını ortadan kaldıran yüce Allah’tır. Her işinde üstün gelen O’dur.

21) el-ALİM: Allah’ın çok bilen bilgisi ezelü ve ebedü olan her şeyi her yönüyle bilen tek yaratıcı olduğu manasını ifade eder.

22) el-KABIZ: Allah’ın her şeyi sonsuz kudreti altına alan bu kudretiyle kuşatıp kavrayan her şeyi emri altına alıp tutan en yüce varlık oldu

Bu anlamına gelir.

23) el-BASIT: Allah’ın her hayrı veren lütuf ve rahmetini kullarına yayan yüce yaratıcı olduğunu ifade eder. Allah insanlara rızık neşe rahatlık ve bolluk vererek onlara lütuf ve rahmetiyle muAmele etmektedir.

24) el-HAFID: Allah’ın emirlerini dinlemeyen başkalarını beğenmeyen büyüklenip hak ve hukuk tanımaz zorbaları rezil perişan eden anlamına gelen bir ismidir.

25) er-RAFİ: Kaldıran yükselten ve yüksek olan anlamlarına gelir. Gönülleri iman ve irfan ışığıyla parlatan yüksek gerçeklerden haberdar eden yüce Allah’tır. Her yönüyle yüce ve yüksek olan O’dur.

26) el-MU’İZZ: İzzet ve ikrAm edici şeref sahibi anlamına gelir. Yalancılığa samimiyetsizliğe itibar etmez.

27) el-MÜZİLL: Yüce Allah’ın lAyık olanları zillete düşüren zelil kılan onları hor ve hakir eden anlamına gelen bir sıfat isimdir.

28) es-SEMI’: İşiten işitme kuvve tine sahip olan ve işitme gücünü verendir. O hiçbir şartla ve kayda bağlı olmaksızın işitir.

29) el-BASİR: Herşeyi her yönüyle eksiksiz gören yaratıklarına da görme duyusunu veren anlamını taşır.

30) el-HAKEM: Hüküm koyan emir veren varlıklar hakkında hükmünü tamamen icra eden anlamına gelir.

31) el-ADL: Allah’ın herkese hakkını veren koyduğu Adil hükümleriyle zulme razı olmayan zulmü ve zAlimi sevmeyen anlamına gelen sıfatının ismidir. O hüküm verenlerin en hayırlısıdır (el-A ‘raf 7/85; Yunus 10/109; Yusuf 12/80).

32) el-LATİF: En ince işlerin bile bütün inceliklerini bilen nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri de yapan seçilmez yollardan da kullarına çeşitli faydalar ulaştırandır (el-En’Am 6/103).

33) el-HABİR: Herşeyden haberdar olan her şeyin iç yüzünden ve gizli tarafından her yönüyle haber sahibi bulunan onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakandır.

34) el-HALİM: Acele etmeyen günahkArların cezasını vermeye güç yetirdiği halde bunu acele yapmayıp onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakandır.

35) el-AZİM: Çok yüce ve çok büyük olan; sınırsız ve kayıtsız büyüklük üstünlük de yalnız O’ndadır.

36) el-GAFUR: Mağfiret eden yargılayan suçları bağışlayan affeden insanların beğenilmeyen taraflarını gizleyendir.

37) eş-ŞEKUR: Çok şükre lAyık olan kendi rızası için şükredilen şükür olarak yapılan iyi işlerin daha fazlasıyla karşılığını veren insanlara nimetlerini artırarak şükür muamelesi yapandır.

38) el-ALİYY: Yüksek büyük ve yüce olan; kudrette bilgide hükümde irAdede ve diğer bütün kemAl sıfatlarında üstün olandır. Herşey O’nun hükmü ve emri altındAdır.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 22-05-2008, 01:47   #5 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

39) el-KEBİR: Büyük yüce anlamında olup Allah’ın kAinatı ve ondAkileri hüküm ve kudretiyle idAre eden her şeyi hükmü altına alan sıfatının ismidir.

40) el-HAFIZ: Muhafaza eden koruyup saklayan yapılan işleri bütün ayrıntılarıyla saklayıp her şeyi belli vaktinde afet ve belAlardan koruyandır.

41) el-MUKİT: Rızıkları yaratıcıdır.

42) el-HASİB: Herkesin yaptıklarını takdir eden yapılanları bütün ayrıntılarıyla bilip her insanı hesaba çekerek yaptığının karşılığını verendir (el-AhzAb 33/39).

43) el-CELİL: Büyüklük ve ululuğu pek yüce olandır. Sıfat ve-isimleriyle her türlü büyüklük kendine ait olandır.

44) el-KERİM: Cömert kerem sahibi; muktedir iken affeden cömertlik duygusunu veren va’dini yerine getirendir.

45) er-RAKİB: Görüp gözeten murAkebe eden bütün varlıklar üzerine gözcü olup bütün işlerini kontrol altına alandır (en-NisA 4/1).

46) el-MUCİB: İcAbet eden isteyene karşılık veren teklifleri bilen ve O’na yalvaranların isteklerine icAbet eden ve karşılık verendir (el-Bakara 2/186).

47) el-VASİ’: Bağışlaması bol ve rahmeti çok olandır. Yarattıklarına maddi ve manevigenişlik verendir (el-Bakara 2/247).

48) el-HAKIM: Herşeyi inceliğiyle bilen bu bilgisine göre emir ve yasakları vAzeden buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olandır.

49) el-VEDUD: Çok şefkatli muhabbetli salih kullarını çok seven ve onlarca çok sevilen onları rahmet ve rızasına erdiren; sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya yegane lAyık olandır. Sevgi ve dostluk hissini yaratandır (Hud 1 1/90).

50) el-MECİD: Şan şeref büyüklük ve kudretinden dolayı yüce olan ve güzel işlerinden dolayı da sevilip övülendir. Şeref ancak kendi emir ve yasaklarına uymakla elde edilebilir (Hud 11/73).

51) el-BAİS: Sebepleri yaratan ve ölüleri diriltendir. İhtiyaçlarma göre insanlara peygamberler gönderendir.

52) eş-ŞEHİD: Herşeye şahit olan her şeyi hakkıyla gören bilen ve muamelesini de buna göre yapandır.

53) el-HAKK: Varlığı hiç değişmeyen hiç yok olmayan ve gerçek olandır (el-Hacc 22/6).

54) el-VEKİL: Hayatını O’na tevekkül ederek düzenleyen ve böylece O’na sığınanların işlerinde kendilerine yardım edendir; İdaresinde hiçbir kayda ve şarta bağlı olmayandır.

55) el-KAVİ: Kudretli güçlü ve sınırsız kuvvet sahibi olandır. Herşey O’nun kudret ve kuvveti karşısında güçsüzdür; O’na boyun eğmek zorundadır.

56) el-METİN: MetAnetli kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş O’na zor değildir.

57) el-VELİ: Emir sahibi ve iyi insanların yani müminlerin dostu (velisi) olup onlara yardım ederek işlerini yönetendir.

58) el-HAMİD: Çok övülen övgüyle değer sıfatlarıyla hamd edilendir. Bütün varlığın diliyle övülmeye lAyık ve her an hamd edilen tek yüce varlıktır.

59) el-MUHSİİ: Allah çokça veren sonsuz düşünülse bile her şeyin sayısını her yönüyle bilendir.

60) el-MÜBDİ: Hiç yoktan ortaya koyan vareden yaratandır. O’ndan başka yaratıcı yoktur.

61) el-MU’İD: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratandır. O’ndan başka yaratıcı olamaz.

62) el-MUHYİ: Dirilten canlandıran ve hayat verendir. O’nun öldürdüğüne kimse hayat veremez (Fussilet 41/39)

63) el-MÜMİT: Öldüren ölümü her canlıya takdir edip bunu uygulayandır.

64) el-HAYY: Diri canlı hiç ölmeyen hayatı ezeli ve ebedi olandır.

65) el-KAYYUM: Baki ve ebedi olan; her şeyin O’nun kudret ve iradesiyle varlığını sürdürebildiği tek varlıktır (el-Bakara 2/250; Alu İmrAn 3/1).

66) el-VACİD: Var olan ve her şeyi vareden icad eyleyen; varlığı kendinden olan; dilediğini istediği anda var edip yaratandır. O’na karşı hiçbir şey kendini gizleyemez.

67) el-VAHİD: Tek bir olmak Allah ikincisi olmayan tek birdir. Zatında sıfatlarında işlerinde ve hükümlerinde asla ortağı-dengi ve benzeri bulunmayandır.

68) es-SAMED: Hiçbir şeye muhtaç olmayan tüm yaratıkların ihtiyacını gideren ve her türlü istekte doğrudan kendisine başvurulandır.

69) el-KADİR: Kudret sahibi tükenmez kudreti olan istediğini dilediği gibi yapmaya muktedir olandır. Her türlü güç ve kuvvet de O’ndandır (el-Bakara 2/20).


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 22-05-2008, 01:50   #6 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

70) el-MUKTEDİR: Gücü her şeye yeten her şeyi dilediği duruma getiren kuvvet sahipleri üzerinde istediği gibi tasarruf edendir.

71) el-MUKADDİM: Herşeyden önce olan dilediğini öne alan; dilediğine maddi ve manevi nimetler verip yükselten öne geçiren ilerlemelerini sağlayandır.

72) el-MUAHHİR: Herşeyden sonra yine var olan; emir ve yasaklarına uymayanları zelil edip arkaya bırakan istediğini geri koyandır. Sonunda yine sadece O var (olarak) kalacaktır.

73) el-EVVEL: Herşeyden önce öncelerin öncesi başlangıçların yaratıcısı ve varlığının öncesi olmayandır.

74) el-AHİR: Herşey son bulunca O var olarak kalacaktır. Varlığının sonu yoktur.

75) ez-ZAHİR: Görünen varlığında hiç şüphe olmayan varlığı her şeyden aşikAr olandır. Her yaratık yaratanının görülen bir şAhididir.

76) el-BATIN: Gizli cisim olarak görülmeyen varlığı gizli olan ancak varlığı da kesin olarak bilinendir. (Hayal duygu akıl ve düşüncenin de görülmeyip eserle varlıklarının kesin olarak bilinmesi gibi).

77) el-VALİ: İdare eden bu büyük kAinatı ve onda her an olup bitenleri idare edip yönetendir. İdare etme yeteneği O’nundur.

78- el-MUTE’AL: Yüksek ve yüce varlık… Bilinenlerin en üstün olanı… Akım yaratılmışlarda mümkün gördüğü her şeyden çok yüce olandır.

79) el-BİRR: İyilik ve güzellik bağışta bulunma kullarına yardımcı olma anlamlarında Yüce Allah’ın bir sıfat ismidir. İyiliği ve ihsAnı çoktur. İyilik ve ihsan gibi hisler de sadece ondadır (et-Tur 52/28).

80) et-TEVVAB: Tövbeleri çok kabul eden tövbe kapısını açık tutarak tövbe etme imkAnı verendir. Samimi olarak günahlardan dönüp tövbe edenleri bağışlayandır.

81) el-MÜNTEKİM: İntikam alan günahkArları adaletiyle yargılayarak lAyık oldukları cezaya çarptıran demektir.

82) el-AFÜV: Merhametli daima affeden günAhlardan dilediğini affedip suçları bağışlayandır.

83) er-RAUF: Çok merhamet eden insanları yükümlü tutmada pek müsAmahalı ve yumuşak davranandır.

84) MALİKÜ’L-MÜLK: Herşeyin tek sahibi her ne varsa O’nundur. Herşey üzerinde mutlak tasarruf yetkisi sadece O’na aittir. O h;llde Ondan başkasına kulluk edilmez.

85) ZÜLCELAL-İ VE’L-İKRAM: CelAl ve ululuk sahibidir. İkrAm ve ihsAn edicidir. Hürmet ve saygıya yegane lAyık ve tüm büyüklüklere sahip olandır.

86) el-MUKSİT: Doğru hareket eden bütün işlerini birbirine uygun ve yerli yerinde yapandır.

87) el-CAMİ: Derleyen toplayan her şeyi kudreti içinde bulundurup dilediğini istediği anda ve istediği yerde toplayandır.

88) GANİ: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan hakkında noksanlık ve ihtiyaçtan sözedilemeyendir.

89) el-MACİD: Kerem ve müsAmahası sınırsız olandır. İnsanlara iyilikle muamele edip onları himAye etme lütfunda bulunan her türlü sıkıntılarını giderendir.

90) el-MANİ’: Herşey O’nun emir ve korumasına bağlıdır. O’nun emri olmadıkça hiçbir şey olamaz. İstemediği şeyin yani takdir etmediğinin olmasına imkAn yoktur.

91) en-NUR: Alemleri bütün kAinAtı nurlandıran aydınlatan; istediği simalara zihinlere ve gönüllere nur aydınlık ihsan edendir.

92) el-HADİ: HidAyet eden doğru yolu gösteren; hidayet yaratan; istediğini iyi işlerde başarıya ulaştıran kullarına doğru yolu gösterendir.

93) el-BEDİ: Eşi ve benzeri olmayan bir şeyi en mükemmel yapan yaratan eşsiz ve görülmemiş şeyleri varedendir. Varlıklar Aleminde O’nun eşi ve benzeri yoktur. Hayret verici Alemleri yoktan var eden icad eden O’dur.

94) el-BAKİ: Sürekli var olan ve var olacak olandır. Sonu olmayandır. Allah’ın varlığının sonu yoktur.

95) el-VARİS: Tüm varlıkların gerçek sahibi varisidir. Servetlerin geçici sahipleri yok olduktan sonra da varlığı devam eden ve o servetlerin sahibi olandır.

96) er-REŞİD: Doğru yolu gösteren: İnsanları peygamberlerin getirdiği ve tebliğ ettiği kitaplar vasıtasıyla doğru yola iletendir. Allah bütün işleri ezeli takdirine göre yönetip dosdoğru bir düzen içinde sonuca ulaştırandır.

97- es-SABUR: Çok sabırlı hiçbir şeyde acele etmeyen; kendine isyan edenleri cezalandırmada acele etmeyip onlara süre verendir.

98- ed-DAR: Elem ve zarar verici şeyleri hikmetinin gereği olarak yaratandır. Yüce Allah zarar veren şeyleri yaratmıştır. Fakat onlardan zarar görmemizi değil akine maddi-manevi bütün zararlardan sakınarak korunmamızı emretmiştir.

99) en-NAFİ: Hayır ve fayda verici şeyleri yaratandır. Bütün olaylar sebepleriyle meydana geliyorsa da sebepler yok’u var edemez. Onlar ancak insanların elinde birer vesüle ve Hakk’tan isteme vAsıtası olmak üzere yaratılmışlardır.

Allah’ın zAtı bir: güzel isimleri (esmAü’l-hüsnA) ise çoktur. Allah’ın doksan dokuz ismi hadis-i şeriflerde de bildirilmiştir. İbn Kesir tefsirinde BuhAri ve Müslim’in Ebu Hureyre (r.a.)’den naklettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.s.)’den şöyle buyurduğu rivAyet ediliyor:

“Yüce Allah’ın bir eksiğiyle yüz ismi vardır. (yani doksandokuz). Kim onları sayarsa cennete girer. O tektir tek ‘i sever. “


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  



Etiketler
allahin isimleri

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


ALLAH'ın İsimleri

ALLAH'ın İsimleri konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.



Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 11:15 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats