bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 20-07-2013, 05:43   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İnsanın kaderi neden kötü olur

İnsanın kaderi neden kötü olur


Yunus 5: Güneş`i ısı ve ışık kaynağı; Ay`ı hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O`dur. Allah bütün bunları rastgele değil şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.
Rad 8: “… O`nun katında her şey bir ölçü (miktar) iledir”
Rahman 7: Ve gök. Yükseltti onu. Ve koydu şaşmaz ölçüyü mizanı.
Yukarıdaki ayetlere dikkat ettiğinizde Allahın tabiat üzerindeki değişmez kanunlarının olduğunu ve bunların yazılı olduğunu belirtiyor. Ayrıca bir başka anlamda da geçiyor kader bizlerin üstünde çok fazla anlaşamadığımız bu kısmı kurandan birlikte anlamaya çalışalım. Önce günümüz toplumuna öğretilen geleneksel İslam’ın öğretisine bakalım nasıl izah edilmiş anlaşılmış daha sonrada kuran ayetlerinden Rahman`ın anlatmak istediğini anlamaya çalışalım. Bazı cemaat ve tarikatların sitelerinden aldığım düşünceleri sizlerle paylaşmak istiyorum önce acaba kader konusunu nasıl anlamışlar ve inanıyorlar? Yazının en sonunda da Diyanet İşleri başkanlığının düşüncesini aktaracağım.
(Gökten yerden ve nefsinizden size ne zaman ve nasıl bir musibet isabet ederse etsin o musibet gök yer ve nefsiniz yaratılmadan evvel takdir ve tayin edilmiştir. Evet her şey önceden yazılıp çizilmiştir ve olanların hepsi bu tespit çizgisi içinde cereyan etmektedir. )
(İlâhî takdirin mânâsına gelince; sanki Cenâb-ı Hak insana şöyle demektedir: `Ben şu zamanda iradeni şu istikamette kullanacağını biliyorum. Onun için de senin hakkında bu işi o şekilde takdir buyuruyorum. ` İşte bu iradeyi teyit etmek demektir. )
(Allah`ın her şeyi bir kader ile yaratması en büyük nimetlerden birisidir. Kader insanlar için çok büyük bir konfor büyük bir rahatlıktır. Kadere iman eden hayatındaki her şeyi hayatı boyunca karşılaştığı ve karşılaşacağı her olayı Allah`ın kaderinde yarattığını bilen bir insan hayatı boyunca bunun rahatlığını güvenini ve iç huzurunu yaşar.
Kadere inanan insan rahattır çünkü yarının endişesine kapılmaz. Yarın ne olacağını düşünüp endişe ve sıkıntılar içine girmez. Yarını Allah`ın kendisi için mutlaka en hayırlı şekilde yaratacağını bilir.
Kadere inanan insan geçmişinde yaptığı hatalardan dolayı da mutsuz olmaz. Çünkü geçmişinde o hataları Allah`ın kendisi için yarattığı kader içinde yaptığını bilir bunun hayır ve hikmetlerini düşünür. Pişmanlık duyup tövbe eder aynı hataları tekrarlamamaya gayret eder. Kaderde Allah`ın hatayı da insanın vazgeçmesi tövbe etmesi için birçok hikmet ve güzellikle yarattığının farkında olur.
Yukarıda yazanları özetlemek gerekirse nefsimizden bizlere ne şekilde bir musibet gelirse gelsin bizler yaratılmadan her şey takdir ve tayin edilmiş önceden yazılıp çizilmiştir diyor. Bir başka düşünce ise sanki Allahın ben senin iradeni şu zamanda şu şekilde kullanacağını biliyorum ve onun için bu işi o şekilde takdir ettim ve yazdım diye anladığını belirtiyor. Bir diğer açıklamada hayatı boyunca karşılaştığı iyi ya da kötü karşılaşacağı her olayı Allah`ın kaderinde yarattığını bilen bir insan hayatı boyunca bunun rahatlığını güvenini ve iç huzurunu yaşar buna inanan insan aynı hataları tekrarlamamaya gayret eder. Kaderde Allah`ın hatayı da insanın vazgeçmesi tövbe etmesi için birçok hikmet ve güzellikle yarattığının farkında olur diye anlatılmış. İlginç bir yaklaşımda insanın geçmişindeki hataları yanlışları kendisi için Allah ın yarattığını bilir demesidir.
Yukarıda anlatılan düşünceyi şimdide kuranın bütününü düşünerek ele alalım Rahman`ın adaletini unutmadan tabii ki. Acaba Allah yarattığı kulunun gelecekte ne yapacağını bilmesi biliyor olması onun kötü bir amel üzerinde olduğunu görmesi onun kaderini kötü olarak hiç uyarmadan ikaz etmeden yazabilir mi önce onu düşünelim. Yüceler Yücesi Rahman meleklerin bile insana secde etmesini istemişken ona meleklerine vermediği özgür iradeyi yarattığı insanlara verdiği halde acaba kötü bir son gördüğü kullarını hiç değiştirmeden kaderini de kötü yazabilir mi? Bence bu sorunun doğru cevabını bulursak gerçekleri anlamış olacağımızdan şüphem yok bunu da anlayabilmemiz için Allahın yüce adaletini bağışlayıcı ve mühlet veren bolluğunu iyice düşünüp aklımızdan çıkarmamamız gerekir sanırım. Bunu bir örnekle anlatalım. Bir anne babayı düşünelim. Evladı ilk doğduğunda onu canından çok severek elinden geldiğince güzele ve doğruya taşımak için çaba gösterir. Belli bir yaşa geldiğinde onun yanlışlarını haylazlığını görüp ikazlar ederek evladının iyi bir insan olması için uğraşır. Hatta yaptığı kötülüklerden dolayı hatasını anlaması için ona cezalar verir doğruya iletmek için. Ama hiçbir zaman hiçbir anne baba bu çocuk bilmem kime çekmiş o da adam olamadı bu da kesinlikle adam olmaz diye onu küçük yaşında kesin hükümle yalnız bırakmaz bıkmadan sabırla evladını doğruya yöneltmek için çalışır. Daha başka bir örnek vermek gerekirse hiçbir fabrikatör imal edeceği malın bir kısmının kötü çıkması için plan yapmaz elbette hatalı malzeme üretilebilir yanlışlıkla tam tersine böyle bir durum hâsıl olursa yapılan yanlışlığın nereden geldiği hemen tespit edilip en güzel ürün yapma çabası içine girilir. Peki biz insanlar böyle yapıyorsak biricik evladımızı haşarı yaramaz hallerini güzele dönüştürmek için uğraşıyorsak Rabbim neden bizleri dünyaya getirmeden kaderimiz ile ilgili ben bu kulumu biliyorum bu insan kötü olacak diyerek daha dünyaya gelmeden yazımızı kötü bir yol üzerine yazsın? Bu nasıl bir adalet ki bizler bile yapmadığımız halde bunu Rabbim in yaptığını söyleyebiliyoruz? Bakın Allah ne diyor şer konusu ile ilgili.
(Nisa Sur. 79. İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah`tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. )( Şura 30: Başınıza ne musibet geldiyse kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Oysa birçoğunu da bağışlıyor)
Bu durumda Allah daha yaratmadığı kulu için neden şer yazsın? Ellerinin kazandığı sözü bizzat yaşayıp yaptığımız yanlışların sonucudur. Demek ki Allah hiçbir zaman yarattığı kulu için kötü bir şey yazmıyor biliyor sabrediyor onu doğru yola ulaştırmak için mühlet veriyor daha da yetmiyor uyarıyor daha sonrada tüm bu uğraşın sonucunda hala şeytanın takipçisi olursa işte o zaman insanın kendi nefsinden yani yaptıklarının neticesinde şer veriliyor insana. Biran bunun tersini düşünelim yani bir insanın kötü olacağı önceden yazılmış olduğunu varsayalım. Peki o zaman Allah neden elçilerini resullerini kitaplarını gönderiyor da insanların doğruya erişmesini istiyor bunu düşünen yok mu? Madem o insanın yoldan sapacağını kader olarak yazmış elçilere ne gerek var? Bakın Rabbim kendi katındaki kitapta asla haksızlık edilmeyeceğini ne güzel açıklıyor. ( Müminun suresi 62. ayet; Biz hiçbir benliğe gücünün yeteceğinden daha azını yüklemenin dışında bir teklifte bulunmayız. Bizim katımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır. Onlara haksızlık edilmez. ) Bazı insanların daha doğmadan kaderleri kötü yazılmış olsa sırf Rabbim olacakları biliyor diye Allah kimseye haksızlık etmez der mi bunun tersini söylemek Rahmanın adaletinden şüphe etmektir. Bakın tam bu arada bir ayet hatırlatmak istiyorum. Allah ben uyarıcı elçi ya da kitaplar göndermediğim toplum yanlış bile yapsa azap etmem diyor. (İsra 15: Ve biz bir resul göndermedikçe azap edici değiliz…. ) Rabbin adaletini görüyor musunuz yanlış yapanları uyarmadıysa yanlış yaptıkları için onları cezalandırmam hesaba çekmem diyor. Bizlerde kalkmış daha doğmadan bizlerin cezalandırılacağımızın bile yazıldığına inanıyoruz. Peki Rabbin onca çabası neden dersiniz resuller peygamberler kitaplar bunlar kimler için olabilir o zaman? Kuranı birkaç kez okuyan bir insan Rabbin insanı özgür iradesi ile yarattığını ve yapacağı her şeyden sorumlu tutacağını bildirdiğini anlar. Asla zerre kadar haksızlık yapılmayacağını güzellik yapanın kat kat fazla mükâfatını alacağını kötülük yapanın ise yaptığı kadar cezasını göreceğini bildirir bizlere.
Kuranda gösterilen bir ayet vardır ki bana göre çok yanlış yerlere çekilmektedir önce onu hatırlayalım. (Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki Biz onu yaratmadan önce o bir kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah`a kolaydır. ” (Hadid 57/22) Burada geçen dikkat ederseniz musibet yani kötü bir olay felaket ten bahsediliyor. Kuranı anlayarak okuyanlar çok iyi bilir ki toplumların başına gelen olaylar onların cezalandırılmaları ibret olması için örneklerle anlatılır. Daha öncede söylediğimiz ve hiç şüphesiz inandığımız gibi Allah gelecekte olacakları elbette bilir onlar için önlemler aldığı gibi topluca ya da tek tek cezalandırma örneklerini de verir kuranda. Lut ve Nuh un kavmi gibi örnekler verilmiştir. Dikkat edin ayette musibetler diye özellikle veriliyor ve kitaba geçirildiği söyleniyor. Burada insanın tüm yaşamıyla ilgili kaderi yazılmıştır demiyor zaten kuranın hiçbir yerinde bu şekilde bir açıklamada yoktur. Burada musibetlerden ibret alarak bizlerin ders alması isteniyor yoksa biz insanların her konuda hareketinin karara bağlandığını söylemek Rabbin adaletini küçümsemektir. Eğer insanlar ne yaparsa yapsın her şey yazılmıştır dersek ne söylemiş oluyoruz biliyor musunuz? Allah insanların hayat senaryosunu olacakları bildiğinden yazmış bizlerde yazılan senaryoyu oynuyoruz anlamı çıkar. Eğer Rabbim in yazdığı senaryoyu bizler oynuyorsak asla burada yaptıklarımızdan sorumlu olamayız hesaba çekilemeyiz özgür iradenin de hiçbir hükmü yok demektir. Tüm bunlarda kuranın anlatımına ve öğretisine asla uymaz. Size bir ayet hatırlatmak istiyorum bu ayette insanların özgür iradesine bırakıldığının açık delilidir. (Enam149. ayet: En mükemmel kanıt Allah`ındır. O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi. ) Demek ki insana akıl verdi ve özgür bıraktı istese hepimizi doğruya iletirdi diyor ayet. Buradan tam tersini yani bir kısmımızı isteyerek kötü yarattı düşüncesini çıkarmamız mümkün değil çünkü geri kalan insanları doğru yola iletmek içinde büyük bir çaba var sabır var uyarılar zinciri var hatta hataların affı var. Demek ki Allah hiç kimsenin birey olarak kaderini kötü yazmaz elbette her şeyi bilir takdir eder ama insanın özgür iradesi sonucunda yaptıklarının neticesinde onun cezasının nefsinden geldiğini bilmeliyiz. Şu ayete de bakalım (Neml 75: Yerde ve gökte hiçbir gayb yoktur ki açıklayıcı bir Kitap`ta olmasın. ) Allah yeryüzünde hiçbir gizli bilginin olmadığını ve hepsinin kendi katındaki kitapta yazdığını söylüyor acaba burada yazanlar hangi bilgilerdir o konuda bir açıklama yapılmıyor bizler sanki her şeyi bilircesine neler neler çıkarıyoruz bu ayetten açıklanmadığı halde. Şimdide size bir ayet daha hatırlatmak istiyorum. Bu ayeti çok dikkatli okuyup düşünelim eğer insanlar yaratılmadan tüm olaylar yapacaklarımız yanlışlar ve sevaplar cennete cehenneme gideceğimiz yazılmış ise şimdi vereceğim örnekte geçen kayıt altına alınanlar nedir dersiniz? (Kaf sur. 17: İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. ) Lütfen iyi düşünelim madem özgür irademiz dışında her şey daha doğmadan yazıldıysa sağımızda ve solumuzdaki melekler ne yazıyor olabilir dersiniz? Demek ki daha önce yazılanlar elbette var onları da konuşacağız ama birçok olaylar insanın yaptıktan sonra kayıt altına alındığının açık kanıtıdır bu ayet.
Şimdi de biz insanların özgür iradesi ile değil de Rabbin takdir ettiği ve kayıt altına aldığı konuların neler olabileceğini düşünelim. Hiçbir insan nerede doğacağını anne ve babasının kimler olacağını seçme hakkına sahip değildir. Hatta erkek ya da dişi olacağına da kendisi karar veremez. Bedeni ve sağlığı konusunda da doğuşunda söz hakkı yoktur. İşte tüm bunların sebep ve sonucu hakkında detaylı bilgilere sahip olmadığımız için bizlerde bir yere kadar düşünebiliyor ve anlayabiliyoruz. Bundan sonrası hakkında Allah bilgi vermemiş ise bizlerin bilmesini istemediği içindir. Açıklamadığım konular hakkında konuşmanızı haram kılıyorum diyorsa Rahman bizler abuk sabuk ve mantıksız şeyler anlatmaktansa haddimizi bilip susmamız en güzeli olduğunu düşünüyorum.
Allah bu Dünyayı bir imtihan meydanı yaptığını anlıyoruz kurandan. Yukarıda bazı konuların sebep ve sonucu hakkında akıl erdiremediğimizi söylemiştim. İşte ileriye gidemediğimiz anlayamadığımız konular içinde Rabbim bir açıklama yapıyor ve aklının ermediği ve senin elinde olmayan tüm olayların bizler için bir imtihan aracı olduğunu bilmeliyiz bakın ayetlerinde ne diyor bizlere.
Bakara 214: Yoksa siz sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki resul ve onunla birlikte inananlar “Allah`ın yardımı ne zaman? ” diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki Allah`ın yardımı çok yakındır.
Bakara 155: Yemin olsun ki sizi korku açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele
Ali İmran 186: Yemin olsun ki mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder takvaya sarılırsanız işte bu iş ve oluşların en zorlularındandır.
Enam 53: Biz böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihana çektik ki şunu söylesinler: “Allah aramızdan şunlara mı lütufta bulundu? ” Allah şükredenleri daha iyi bilmiyor mu?
Enfal 28: Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihan aracıdır. Allah`a gelince büyük ödül O`nun katındadır.
Yukarıdaki ayetleri okuduğumuzda bazı konulara açıklık getirdiğini görüyoruz. Örneğin bazılarımızın bedeninde eksik yarattığını görüyoruz bazılarını zengin bazılarımızı çok fakir bir ailede dünyaya getiriyor Allah. Başımıza istemeden gelen belaların olduğu açıklamasını yaparken tüm bunların bir imtihan aracı olduğunu belirtiyor. Bir kısmı da daha önce ellerimizin kazandıklarından yani nefislerimizden olduğu anlatılmıştı hatırlarsanız. İşte tüm bu zorluklara dayanan sonunda ödülünü alacağı müjdesini veriyor. Dikkat ederseniz birçok olaylar var ama bizler bunların sebep sonuç ilişkisini kesinlikle kuramıyoruz bence bu ilişkiyi kuramamamız imtihanın en zor sorusu olsa gerek ama isyan etmeden sabredildiğinde sanırım en çok puan ve ödül bu tür imtihanların sonunda verilecektir.. Rabbim en doğrusunu bilir.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


İnsanın kaderi neden kötü olur

İnsanın kaderi neden kötü olur konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: insanın kaderi neden kötü olur, kötü kader nedir, insanin kaderi neden kotudur, kader neden kötü olur, kaderin kötü olması, kaderi kötü olmak, kaderim neden kötü, kaderi kotu olmak, kaderim kötü, kötü kader neden, kader neden kötü yazilir, kaderin kotu olması, iyi insanın kaderi kötümü olur, kaderin kotu olmasi, insanin kaderi niye kotu,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Ter Kokusu Neden Olur?İnsan Vücudundaki Ter Neden Kokar? elif Soru Cevap 0 16-03-2013 11:09
Parmaklarda Yanma Neden Olur? - Parmaklarda Karıncalanma Neden Olur? elif Sağlığımız 0 01-05-2011 08:21
Bayılma Neden Olur? - İnsan Neden Bayılır? elif Sağlığımız 0 13-03-2011 11:53
Kaderin de kaderi var mı? elif Dini Bilgiler 0 15-07-2008 05:48

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:32 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats