bakimliyiz
Konu etiketleri: olmuslerimize okunacak dua, ölmüşlere dua, ölene okunacak dualar, ölmüşlere dualar, ölmüşler için dua, olmuslere okunacak dua, biri öldüğünde okunacak dua, olmusler icin okunacak dualar, ölmüsler icin dualar, ölmüslerin arkasindan okunan dua, ölmüşlerlerle ilgili hadisler, ölmüşlerimize okunacak dua, biri oldugunde okunan ayet, ölene okunacak dua, ölmüşler için okunan dua,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 22-07-2013, 12:36   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ölmüşlerin arkasindan okunan dua

Ölmüşlerin arkasindan okunan dua-ölünün arkasından okunan dualar nelerdir

1- Ölünün borcunun ödenmesi: Bir kişi öldüğünde başkalarının onun hakkında yapabilecekleri hatta yapmaları gereken en önemli işlerden birisi varsa o kişinin borçlarını ödemek ve böylece onun üzerinden kul haklarının kalkmasını temin etmektir. Çünkü hadisteki ifadesiyle "Mü'minin ruhu Bundan dolayı borçlu olarak ölen kişi şayet miras olarak bir şeyler bırakmışsa ondan borçları ödenir.81 Böylelikle ölünün borcunun ödenmesi kendine fayda verip borçtan kurtulmasına sebep olur. Burada mâlî borçlarının ödenmesinde borcu ödeyen kişinin ölünün bir yakını olması şart değildir. Kim öderse ödesin ölen kişi kurtulmuş olur.82
2- Dua ve istiğfar: Ölmüş birisi için yapılabilecek en büyük iyiliklerden birisi onun için dua etmek ve istiğfarda bulunmaktadır. Nitekim; "Ey Allah'ın Resulü anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkanı var mı ne ile onlara iyilik yapabilirim?" diye soran Ebû Ubeyd Mâlik İbn Rabîa es-Sâidî (r.a)'ye Peygamber Efendimiz (s.a.v): "Evet vardır. Onlara dua onlar için Allah'tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) talep etmek onlardan sonra -vasiyetlerini yerine getirmek anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek anne ve babasının dostlarına ikramda bulunmak."83 cevabını vermiştir.
Yine "Onlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla..."84 gibi ayetler cenaze namazı dua ve istiğfarın ölülere fayda vereceğini ispat etmektedir.85
Bu mevzudaki ayet ve hadis-i şerifleri86 göz önünde bulunduran ilim adamları ölü için yapılan dua ve istiğfarın ölüye fayda vereceğinde. Ancak kendisi için dua edilen kimsenin mü'min olması şarttır.87 Zira imanı olmayanlara hiçbir şey fayda vermez. Zaten onlar için dua etmek de meşru değildir.88 İmam Eş'ari'ye göre "Hadisçiler ile Ehl-i Sünnet'in çoğunluğu dua ile sadakanın Müslümanlar için ölümlerinden sonra fayda vereceğini kabul ederler.89 Öyleyse dua meşru ve faydalıdır.90
Bu mevzuda bilinen en meşhur hadis-i şeriflerden biri olarak Müslim'de Ebu Hüreyre (r.a)'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte: "insan ölünce bütün amelleri kesilir. Ancak üç şey (bunları yapan üç kişi) müstesna: Sadaka-i cariye (bırakan) veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine dua edecek salih evlat (bırakan)"91 buyurulmaktadır.
Bu hadis-i şeriften anladığımıza göre:
a- Sadaka-i cariye denilen insanların istifade edebileceği yol köprü cami çeşme mescit ve vakıf müesseseleri ile bunları en verimli ve hayırlı şekilde kullanacak nesillerin yetişmesi içinde okul ve öğrencilerin barınabilecekleri yurt gibi müesseseler yapmak gibi salih amellerde bulunmaktır ki arkada bırakılan bu türden bir müessese hayatta kaldığı müddetçe -Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) beyanları çerçevesinde- iyi bir çığıra vesile olunduğu için kıyamete kadar orada yetişenlerin kazandıkları sevapların bir misli de bu müesseseleri kuranların amel defterlerine kaydedilecektir.
b- İlim erbabının bıraktığı eserler de sadaka-i câriyedendir. Alim kapasitesine göre bunlardan mükafatını alır. Ayrıca ilim erbabına sahip çıkma ve onların kitap defter yiyecek ve giyeceğini temin etme şeklinde yapılan çalışmalar da hayır cihetinde kapanmaz birer sadaka-i cariye sayılmaktadır.
c- Ölen kişi giden ruh ardından hayırlarda bulunacak ve hayırlı nesiller yetiştirecek hayırlı bir evlat ister. Ancak bıraktıkları böyle bir nesildir ki ahiret hesabına onlara yararlı olacaktır. Yoksa ölü ne helva lokma yemek; ne yedinci kırkıncı ve elli ikinci gece ne mevlit ne paralı hatim ne telkin ne devir ne de duvara asılacak eski bir resim bekler.
3- Sadaka vermek: Sadakanın da ölen kişiye faydası olduğu mevzuunda Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir. Peygamber (s.a.v)'in buna delalet eden hadisleri92 vardır.93
İbn Abbas (r.a)'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurulmaktadır: "Bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Annem vefat etti. Ben onun için tasaddukta bulunsam ona faydası olur mu? diye sordu. Peygamberimiz: "Evet" deyince adam; "Benim bir meyveliğim var. Sizi şâhid kılıyorum onu annem için tasadduk ediyorum" dedi.94 Verilen sadaka ister kişinin evladı gibi birinci derecede bir yakını isterse başkaları tarafından verilsin sadakanın sevabının ölüye ulaşacağında ittifak olduğu bildirilmektedir.95
Sa'd İbn Ubâde hadisinde ise ölünün arkasından yapılacak sadakanın hangisinin daha efdal olduğu beyan edilmektedir. Sa'd (r.a) şöyle anlatır: "Ey Allah'ın Resulü dedim annem vefat etti (onun adına) yapacağım sadakanın hangisi efdaldir?" Peygamber Efendimiz (s.a.v) "su" buyurdular. Bu cevap üzerine Sa'd bir kuyu kazdı ve: "Bu kuyu Sa'd'ın annesi için dedi."96
Bu hadis-i şerif de ölü adına hayır yapılabileceğini gösteren delillerdendir. Nesâî'nin rivayetinde Sa'd önce vefat eden annesi adına sadaka verip veremeyeceğini sorar. Cevap müspet olunca hangi sadakanın efdal olduğunu sorar. Bunun üzerine "su" cevabını alır.97
Nafile olarak sadaka vermek isteyenlerin bütün inananlara (mü'min ve mü'minelere) niyet etmesi en faziletlisidir. Çünkü bunun sevabı onlara ulaşır kendisinin sevabından da herhangi bir şey eksilmez.98
4- Ölenin borcu olan oruçlarının geride kalan akrabaları tarafından tutulması: Üzerinde Ramazana ait kaza orucu bulunduğu halde ölen kimse ile ilgili iki durum söz konusudur:
a) Vakit darlığı hastalık sefer ve oruç tutmaktan âciz olmak gibi özürler sebebiyle oruç tutma imkanını elde edemeden ölmüş olmak: Alimlerin ekserisine göre bunların her hangi bir kusuru olmadığı için hiç bir şey gerekmez günahkâr olmaları da söz konusu değildir. Çünkü bu oruç ölünceye kadar tutma imkanını elde edemediği bir farzdır. Dolayısıyla hacda olduğu gibi hükmü bedelsiz olarak düşmüştür. Bunun için kişi hasta yahut yolcu olduğu bir durumda ölmüş ise tutamadığı orucun kazası gerekmez.
b) Oruç borcu olan kişi oruçlarının kazasını yapma imkanını elde ettikten sonra ölmüşse velisi onun için oruç tutamaz. Yani fakihlerin ekserisine göre ölünün kazası olan oruçları tutmak vacip değildir. Şafiîlere göre velisi oruç tutacak olsa sahih olmaz. Çünkü oruç halis bir beden ibadetidir. Şeriatın aslı ile farz kılınmıştır. Gerek hayatta gerekse öldükten sonra bunda vekalet ve niyabet caiz değildir. Bu yönüyle o namaz gibidir. Bir hadis-i şerifte bununla ilgili olarak: "Hiçbir kimse başka bir kimse adına namaz kılamaz oruç tutamaz. Fakat onun adına her güne karşılık bir müd (ülkelere göre değişen bir ölçek. Iraklılara göre 2 rıtıl sığan ölçek yani yaklaşık 18 litrelik ölçek) yiyecek fakirlere yedirir." buyurulmuştur.99 Hanbelilere göre ise velinin ölü adına oruç tutması mubahtır. Çünkü bu durum ölünün kurtuluşunu sağlamak bakımından daha ihtiyatlı bir harekettir.100
Bu konuda rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Aişe (r.anhâ) validemiz Resulullah (s.a.v)'in: "Kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse onun orucunu velisi tutar." buyurduğunu haber vermiştir.101 Yine Hz. Câbir İbn Abdullah (r.a) da rivayet ettiği bir hadis-i şerifte; bir kadın Resulullah Efendimize (s.a.v) gelerek annesinin üzerinde oruç nezri olduğunu ve onu yerine getiremeden öldüğünü haber verir. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v): "Velisi ona bedel oruç tutsun" buyurur.102
Buharî ve Müslim'de zikredilen diğer bir hadis-i şerifte ise bir kadının üzerinde bir aylık (nezir) oruç borcu olduğu halde vefat ettiği ve çocuğunun Peygamber (s.a.v.)'e gelerek "Ben onun yerine oruç tutsam olur mu?" diye sorduğu Resulullah'ın (s.a.v) da ona: "Annenin üzerinde borç olsaydı onu öder miydin?" diye sorduğu Onun: "Evet" diye cevap vermesi üzerine de: "Allah'ın borcu ödenmeğe daha layıktır" buyurduğu haber verilmektedir.103
Oruç tutmak bedenî ibadetlerdendir. Burada oruç ibadeti zikredildiği ve başkalarının tutacağı orucun sevabının ölüye ulaşacağı haber verildiğinden diğer bedenî ibadetlerde de aynı durumun söz konusu olup olmadığında ihtilaf edilmiştir. Oruç konusunda rivayet edilen hadislerden bazı alimler farz olan Ramazan orucundan üzerinde borcu olarak ahirete göçmüş olanların oruçlarının bile geride kalanlar tarafından tutulabileceği hükmünü çıkarırlarken bazıları da sadece nezir orucunu tutabileceğine kail olmuşlardır.104
Ölenin yerine oruç tutma meselesinde Ahmed İbn Hanbel ölü üzerinde Ramazan nezir veya keffaret orucu borçları bulunduğu takdirde velisinin ona bedel tutabileceğini söylemiştir. İmam Mâlik Şafiî ve Ebu Hanife'ye göre ölünün velisi her bir oruç için bir sa' (bin dirhemlik bir hububat ölçeği) arpa veya yarım sa' buğday tasadduk etmelidir. Keza her bir namaz (veya bir günlük namaz) için de aynı miktar mal tasadduk etmelidir. Fakat çoğunluk (ölünün) bedenî ibadetlerinin niyabeten başkası tarafından ifa edilemeyeceğini söylemiştir.105
Ancak böyle bir kapı açmanın insanları sağlıklarında kendilerinin yapmaları gereken ibadetleri ihmal etmeye sevk edeceği endîşesiyle bazı alimler "hiçbir orucu tutamayacağını ancak keffaretini verebileceğini" söylemişlerdir.106
5-Ölü adına kurban kesmek: Ölü adına kurban kesilerek tasadduk edilip sevabı ölüye bağışlanabilir. Zikredeceğimiz şu vak'a ölünün gıyabında kurban kesilip sevabının ölüye bağışlanabileceğini göstermektedir: Hâneş (r.a) anlatıyor: "Hz. Ali (r.a)'yi gördüm iki koç kesmişti." Dedi ki "Biri kendim için diğeri Resulullah (s.a.v) için". Ve ilave etti: "Resulullah (s.a.v) böyle vasiyet etti. Ben (hayatta olduğum müddetçe) ebediyen (bunu yapmayı) terk etmeyeceğim."112
Hz. Ali (r.a)'nin kestiği bu kurban Resulullah (s.a.v)'ın vefatından sonrası için söz konusudur. Ebu Davud hadisi "Ölü adına kurban" adını taşıyan bir bapta kaydeder. Tirmizî ise ölü adına kurban kesmeye bir kısım alimlerin cevaz verirken bir kısım alimlerin caiz bulmadığını kaydeder.
Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v)'in ümmetinden Allah'ın birliğine ve kendisinin peygamberliğine şehadet edenler adına da kurban kestiği de muhtelif rivayetlerde gelmiştir.113
Peygamber Efendimiz (s.a.v) ölülerin arkasından kurban kesip sevabını onlara bağışladığına göre ölüler kendileri için yapılan hayır-hasenâtın hepsinden haberdar olmakta ve onların sevaplarından faydalanmaktadırlar kanaati hasıl olmaktadır. Ancak avamdan bir çok insan ölülerin arkasından onları memnun etmek ve böylece isteklerine kavuşmak için kabir başlarında kurban keserler veya bunu ölüye adarlar ki bu tamamen yanlış bir inanç ve bid'at bir harekettir. Bundan dolayıdır ki Peygamber Efendimiz (s.a.v); "Kabirde sığır deve koyun kesmek İslam'da yoktur"114 buyurarak bunu yasaklamıştır. Çünkü kurban bir ibadettir ve ibadetler sadece ve sadece Allah için yapılır. Bu sebeple bir kabir yada yatır için kesilen bir kurban bırakınız sevaba vesile olmasını kesenin imanını alıp götürebilecek ve şirk olabilecek bir davranıştır. Ve kesinlikle sakınmak gerekir.115 Bu cahiliyye döneminden kalma bir âdettir. Çünkü o dönemdeki Araplar belirli zamanlarda veya ölü defnedilir edilmez hemen sığır deve veya koyun cinsinden bir hayvan getirip mezar başında kurban ederler ve etini dağıtırlardı. Halbuki Allah Resulü (s.a.v) "Dine muhalefetten sakının. Dine sonradan sokulan her şey bid'at ve her bid'at da dalalet (sebebi)tir".116 diyerek bid'atlara karşı bizi uyarmış ve "Size sıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum: Allah'ın kitabı ve peygamberlerin sünneti..."117 buyurarak da bid'at ve sapıklıklara düşmemek için Kur'an'a ve sünnetine sarılmayı tavsiye buyurmuştur.118
6-Kur'an okuyup sevabını ölüye bağışlamak: Alimler namaz kılmak ve Kur'an okumak gibi ibadetlerin sevabının yapandan başkasına ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ihtilaf edip iki görüş ileri sürmüşlerdir:
Hanefî ile Hanbelî alimlerine ve Şafiî ve Malikîlerin sonradan gelen alimlerine göre ölü yanında okunan Kur'an'ın sevabı ile Kur'an okumanın peşinden yapılan dua orada bulunmasa da ölüye ulaşır. Kur'an okumanın akabinde dua etmek ise daha çok kabule şayandır ve kabul edilmesi daha çok umulur.
Malikîlerin önceki fakihleriyle ilk Şafiîlerin meşhur olan görüşleri ibadetlerin sevabının yapandan başkasına ulaşmayacağı yolundadır.
Hanefîlere göre insan yaptığı amelin sevabını başkasına bağışlayabilir. İster namaz olsun ister oruç olsun ister sadaka ve benzeri şeyler olsun fark etmez. Bunların sevabını ölüye bağışlamak kendi sevabından bir şey eksiltmez.
Hanbelîlere göre kabrin yanında Kur'an okumakta bir sakınca yoktur.
Mâlikîlere göre öldükten sonra kişi yahut kabri üzerine Kur'an okumak mekruhtur. Çünkü selef böyle bir şey yapmamıştır. Fakat sonradan gelen Mâlikîlere göre Kur'an okuyup zikir yapmakta ve bunların sevabını ölüye bağışlamakta bir sakınca yoktur. Ölü için de Allah'ın izniyle sevap hasıl olur.
Şafiilerde meşhur olan görüşe göre ölüye kendi amelinden başkası fayda vermez. Ancak Şafiîlerin sonradan gelen fakihleri Kur'an okumanın sevabının ölüye ulaşacağı yolunda açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu şekilde Şafiîlerin sonraki fakihlerinin görüşü de diğer üç mezhebin görüşlerine uygunluk arz etmektedir.
Kur'an okumak belli bir maksat için diriye fayda verince ölüye fayda vermesi daha evladır. İbn Salâh'a göre Kur'an okuma sonunda: "Allah'ım okuduğumuz Kur'an'ın sevabını filancaya ulaştır" demesi ve okunan Kur'an'ı dua kılması da uygun olur. Bu hususta uzak yakın aynıdır değişmez. Bunun fayda vereceğine kesin olarak inanmak lazımdır.119 Nitekim Peygamber (s.a.v) de zaman zaman kabirlere uğrar ve oradakilere dua ederlerdi. Bu konuda İbn Ebî Şeybe'den rivayet edilen hadis şöyledir: "Hz. Peygamber (s.a.v) her yılın başında Uhud'daki şehitlerin kabirlerine gelir ve şöyle derdi: "Sabrettiğiniz şeylere mukabil sizlere selâm ve selâmet! Dünyanın en güzel neticesi budur!" Allah Resulü (s.a.v) Bazen de Bakî' mezarlığına çıkar ve şöyle derdi: "Ey mü'minler yurdunun sâkinleri! Selâm size! Bizler de inşallah sizlere kavuşacağız. Allah Teâlâ'dan bizim ve sizin için âfiyet ahiretle ilgili korku ve sıkıntılardan selâmet ve siyanet dilerim."120
Görüldüğü üzere Peygamber (s.a.v) dünyamızdan ayrılan insanlar için dua edip onlar hakkında âfiyet ve selamet dilemektedir. Şayet ölülerin arkasından yapılan duaların faydası olmayacak olsa idi Allah Resulü (s.a.v) böyle bir davranışta bulunmazdı. Aksi bir durum Allah Resulü'nün abesle iştigali demektir ki O bundan fersah fersah uzaktır. Çünkü Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle Efendimiz (s.a.v) asla hevâ'dan konuşmaz. O ne konuşmuşsa vahiy kaynaklıdır.121 Okunan Kur'an'ın sevabının önce Hz. Peygamber (s.a.v)'e hediye edilmesi müstehaptır. Çünkü bizleri sapıklıktan O kurtarmıştır. Bunda bir nevi Ona teşekkür ve güzel bir mukabele vardır. Ölülerin arkasından okunan Fatiha Yâsin ve Kur'an hatmi gibi virtlerden her biri bir anda sayısız kişilerin ruhlarına yetişebilir ve onların hepsi de bu hediyeden nasiplerini alabilirler. Çünkü bu Allah'ın kudretine ağır ve zor değildir.
Bazı alimler okunan kıraatin sevabının ölüye ulaşmasının yanında sevabı ölüye bağışlanmak şartıyla her güzel amelin sevabı da ulaşır demişlerdir.122 Yalnız bunların sevap kazanılacak şekilde yani sırf Allah rızası için yapılması şarttır. Yoksa çoklarının yaptığı gibi parayla Kur'an okutup ta ölüye bağışlatılmaz. Çünkü Kur'an okumak bir ibadettir. İbadet ise parayla değil de Allah rızası için yapılınca sevabı olur ve bu sevap onların ruhlarına bağışlanır. Aksi halde sevap olmaz ki bağışlansın.
Malikî ve Şafiî mezhebinde meşhur olan görüşe göre kendi ameli ve kesb'i olmadığı için Kur'an okumak da dahil bedenî ibadetlerin hiçbirinin sevabı ölüye ulaşmazken kabrin yanında okunduğunda ölü okunan Kur'an'ı dinlediği için dinleyici sevabı alır.123
Diğer bazı müçtehitler de ancak evladın veya yakın akrabanın oruç namaz ve haccının vasıl olacağını ileri sürmüşlerdir. Fakat en isabetlisi borç ve mesuliyetlerin düşmesi bahis mevzuu olmadan bağışlanan sevaptan Müslüman ölülerin istifade edecekleri hükmü olsa gerektir.124 Fakat şurası bir gerçektir ki ölü kendi yapmadığı ve ihmal ettiği ibadetlerden mutlaka sorguya çekilecektir. Bazı cahil kimselerin zannettikleri gibi ıskatını vermekle yahut fidye ve keffaretini vermekle ölü yüzde yüz mesuliyetten kurtulmuş olmaz. Eğer usulüne uygun şekilde yapılmışsa yapılan bu gibi iyi amellerin sevabı bağışlanmakla sadece affı umulur.125

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ölmüşlerin arkasindan okunan dua

Ölmüşlerin arkasindan okunan dua konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cenaze defnedildikten sonra okunan dua elif Dini Bilgiler 0 21-07-2013 01:13
Kabeye giderken okunan dua elif Dini Bilgiler 0 19-07-2013 02:57
Son nefeste imanla ölmek için okunan dua nurküllü Duaların Esrarı 0 28-03-2011 01:55
En Çok Satan Ve Okunan 10 Kitap mormavi Kütüphanemiz 0 05-12-2010 03:49
Tersten ve Düzden Aynı okunan yazılar bayrak_007 Komik Yazılar 0 20-11-2008 09:46

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:15 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats