bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 30-07-2013, 04:03   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart hayberin fethi

hayberin fethi-hayberin fethi nezamandır


Hayber Medîne-Şam yolu üzerinde bol hurmalı iç içe kalelerle çevrili münbit arâzisi bulunan çok mühim bir yerdi.Hayber Yahûdîlerin elinde idi. Medîne'den çıkarılan Yahûdîlerin bir kısmı da buraya gelip yerleşmişti. Burası bütün Hicaz Yahûdîlerinin merkezi ve hisarlı bir kalesi durumunda idi. Bu Yahûdîler İslâm'a karşı Mekkelileri dâimâ kışkırtmışlar Hendek muhârebesini onlar tezgahlamışlardı. Ayrıca kendilerine yapılmış olan anlaşma tekliflerini de reddetmişlerdi. Medîne'ye hücum etmek için plân hazırlıyorlardı. Rasûlü Ekrem Hudeybiye Musâlahası'ndan bir ay sonra hicretin 7.yılında düşman harekete geçmeden hazırlık safhasında olan düşmanı yatağında bastırmak gâyesiyle 1400 piyade 200 süvâri olmak üzere 1600 kişilik bir ordu ile Medîne'den yola çıktı. Medîne-Hayber arasında 150 kilometrelik yolu üç günde katettiler. Yolda Eshâbı Kirâm yüksek sesle bağırarak tekbir getiriyordu. Peygamber Efendimiz; "Yavaş söyleyiniz. Siz uzak veya sağır bir varlığa hitap etmiyorsunuz. Zât-ı Kibriya size çok yakındır." buyurdu. Bu seferde Ümmü Seleme (R.A.) vâlidemiz de Hz.Peygamberimizle beraberdi. Ayrıca bâzı kadınlar da orduya iştirak etmişti. Peygamberimiz onlara ne için geldiklerini sordu. Onlar da; "Askere yardım etmek hastalara ilaç vermek harp meydanında su dağıtmak için geliyoruz" dediler. Peygamber Efendimiz memnun oldu. Onlar harp meydanında âdeta seyyar birer hastahâne vazîfesi gördüler. Ganîmetten kendilerine de hisse verildi. Hayber'in gâyet müstahkem yedi kalesi vardı. Bunlar Ketîbe Naim Şık Gâmus Nazaret Sülâlim Satîh adlarında idi.

Kalenin Muhasara Edilmesi

Yahûdîler Hz.Peygamberimiz'in anlaşma tekliflerini reddederek harbe karar vermişlerdi. Reisleri olan Sellam bîni Mişkem harp emrini verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz kaleyi muhâsara etti. Muhâsara günlerce sürdü. Fetih kolay olmadı. Yahûdîler çok iyi hazırlanmışlardı. Silahları da boldu. Bu harp bir bakımdan şimdiye kadar yapılanların belki en şiddetlisi oluyordu. Kureyşliler de Müslümanların gâlibiyetine ihtimal vermeyip bu harbi büyük bir alâka ile tâkip ediyordu. Yahûdîler bütün güçlerini ortaya koyuyorlardı. Satih ve Sülâlim kalelerine kadınları Naim kalesine zâhireleri yerleştirmişlerdi. Muhâsara iki haftaya vardığı halde bir netice alınamamıştı. Bu arada Katafan Yahûdîlerinin de kaledeki Yahûdîlere yardıma gelecekleri haberi gelmişti. Peygamber Efendimiz pek üzüldü. Kendine bir baş ağrısı ârız oldu. Hz.Ali'nin de bir gözü ağrıyordu. Katafanlılara bir birlik gönderildi. Onlar korktular gelemediler. İlk hedefi Naim kalesi teşkil ediyordu. Buraya yöneltilen hücumu Mahmud ibn-i Mesleme idâre ediyordu. Hava sıcak olduğundan Mahmud ibn-i Mesleme serinlemek için kale duvarı dibinde otururken Yahûdî kumandanı Kinâne bîni Rebiğ (Hz.Safiye'nin eski kocası) Mahmud bîni Mesleme'nin başına bir taş yuvarlıyarak şehid etti. Harp uzuyor çok çetin oluyor bir türlü bitmiyordu. Peygamber Efendimiz kaleyi feth için Hz.Ebû Bekr'i gönderdi. Fakat muvaffak olunamadı. Daha sonra Hz.Ömer'i gönderdi. Yine muvaffak olunamadı. Yahûdîler görülmedik bir direniş gösteriyor yaptıkları huruc hareketleri ile onların kaleyi almalarını önlüyorlardı. Günler geçiyor fetih bir türlü müyesser olmuyordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz; "Bu sancağımı yarın kaleyi kahır ve kahramanlıkla alacak Allâh'ın ve Rasûlü'nün sevdiği bir bahâdıra vereceğim." buyurdu.

Sancağın Hz.Ali'ye Verilmesi

Herkes acaba bu kim olacak diyorlardı ki Peygamberimiz Hz.Ali'yi sordu. "Gözü ağrıdığından çadırındadır." dediler. Çağırttı. Mübârek elleriyle gözlerini mesh etti sığadı. Bir mûcize-i Peygamberî olarak o anda göz ağrısı gitti. Gözü açıldı. Kendisine büyük bir teveccüh ile sancağı verip feth için kaleye gönderdi. Hz.Ali sancağı kaparak kaleye doğru koştu. Karşısına çıkan Yahûdîlerin başını uçurdu. Harp çok şiddetli oluyordu. Bir aralık Hz.Ali'nin kalkanı elinden fırlayıp düştü. O Allâh'ın arslanı göğüsleyip kopardığı kale kapısını bir elinde kalkan gibi kullanarak çarpışmağa devam etti. Nihâyet kale düştü. Hz.Ali onu teslim aldı. Hz.Ali'nin koparıp kalkan olarak kullandığı bu kale kapısını daha sonra yedi kişi uğraşmışlar fakat yerinden kaldıramamışlardır. Naim kalesi düştükten sonra Hz. Ali kalelerin en kuvvetlisi olan Gamûs kalesine hücum etti. Bu kalenin kumandanı olan Arapların bin cengâvere bedel dedikleri meşhur Yahûdî kumandanı Merhab silahlarını kuşanmış olduğu halde kendini metheden beyitler söyleyerek meydana atıldı.Buna karşı Hz.Ali mübâreze meydanına kükremiş arslan gibi atıldı. O da azgın Yahûdî kâfire şu mısralarla cevap veriyordu:
"Enellezî semmetnî ümmî Haydara
Keleysî gâbâtin kerîhil manzara
Ekîlüküm bis'seyfi keyles'sendera
Et'anü birrumhi bütune'l kefere"
(Anam bana Haydar [1] ismini vermiştir
Ben ormanların korkunç manzaralı arslanı gibiyim
Kılıncımla sizi sendere [2] kilesiyle kileler gibi yerim
Mızrağımı kafirlerin karınlarına pek yaman saplarım). Hz.Ali kılıncını onun tepesine indirerek o azgın Yahûdîyi bir darbede yere serdi ve bihakkın Hayber Fâtihi ünvanını aldı. Yahûdî kaleleri art arda düşüyordu ki Satih ve Sülâlim kalelerindekiler çâresiz kalıp sulh istediler. Neticede Müslümanlara geçen arâzide yalnız çiftçi gibi oturmaları ve her sene kaldırılacak mahsulün yarısını Müslümanlara vermeleri şartıyla mürâcaatları kabul edildi. Hayber'in fethinden sonra teslim olan Yahûdîlerin bâzıları burayı terketti. Bâzıları da yapılan sulh neticesi orada kaldılar. Buranın ziraat ve mahsul işlerini idâre etmek için Abdullah ibn-i Revvâha vâli tâyin edildi. Hayber kalesi fethedildiğinde elde edilen ganîmet çok büyüktü. Binlerce eşya ele geçirildi. Hayber kalesinde vaktiyle birçok kimsenin diline doladıkları fakat bir türlü ele geçiremedikleri Yahûdîlerin gizli hazîneleri de bulundu. Gömülü olduğu yerden çıkarıldı. Katır derisinden bir tulum içerisinde ağzına kadar mücevherat dolu idi. Bu hazîne Ali Hukayk'ın hazînesi idi. Bu hazîneden çıkan mücevherler onbin altın olarak kıymetlendirilmişti.Harpte Müslümanlardan 15 kişi şehid oldu. Yahûdîlerden 93 kişi öldürüldü. Kalanlar teslim oldu.

Bir Yahûdî Kadının Peygamberimiz'i Zehirlemek İçin Yaptığı Sûikast

Yahûdîler yenildikleri halde hâlâ düşmanlıklarını yapmak yaymak ve sürdürmek istiyorlardı. O sırada bir Yahûdî kadını Peygamberimiz'e kızartılmış bir koyunu takdim ve hediye etti. (Bu koyun zehir sanatını her milletten daha iyi bilen Yahûdîlerin bütün ilimlerini kullanarak ölüm acılığına buladıkları sûikast yemeği idi.) Peygamber Efendimiz onu yemek üzere Eshâbıyla sofraya oturdu. Bir parça aldıktan sonra ağzından çıkarıp attı ve koyunun zehirli olduğunu yememelerini söyledi. Fakat bundan bir lokma yutmuş olan Eshâbdan Bişr kurtulamıyarak öldü. Peygamber Efendimiz zehrin te'sirinden kurtulmak için iki kürek kemiği arasından kan aldırdı. Peygamber Efendimiz yıllarca «Hâlâ o Yahûdî kadının zehirleyip sunduğu koyun etinden ağzıma aldığım lokmanın acısını duyuyorum.» dediği olmuştur. Zehiri veren Yahûdî kadını vefât eden Eshâbın yerine idam edildi.

Peygamberimiz'in Hz.Safiye İle İzdivâcı

Esirler arasında Yahûdî reislerinden Huyey'in kızı Safiyye bulunuyordu. Safiye'nin kocası yine Yahûdî reislerinden Kinane bîni Rebiğ idi. Esir edildiğinde Hz.Safiyye'nin yüzünün bir tarafı tokat beresi içinde idi. Bunun neden olduğu kendisine sorulduğunda; "Sizler kaleyi kuşattığınız gece ben bir rü'yâ gördüm. Şöyle ki; gökten bir ay indi ben onu kucakladım. Uyanınca kocama anlatmıştım. Canı sıkıldı. «Sen Hicaz beyi MUHAMMED'e varmak mı istiyorsun» diyerek yüzüme bir tokat vurdu. Yüzümdeki bu kara bere ondandır." dedi. O Hayber içinde sözü geçen kadınlardan biri idi. Eshâbı Kirâm ona dokunmadan Rasûlü Ekrem'in yanına gelerek bu kadının kendisine çok yakışacağını söylemişti. Rasûlü Ekrem de onların isteklerine uyarak Safiyye'yi azad edip kendine zevce yaptı. Safiyye de buna çok sevindi. Mü'minlerin annelerinden biri olmak şerefine mazhar oldu. Hz.Safiye uzun zaman Rasûlü Ekrem'in yanında kalarak O'na sadık bir zevce oldu. Hz.Safiyye daha sonraları vaktiyle cereyan etmiş şu hâdiseyi anlatırdı: "Ben babamın ve amcam Ebî Yâser'in çok sevgili çocuğu idim. Her ikisi de beni kollarının arasından indirmezlerdi. Bu muâmeleyi de ancak bana yapıyorlardı. Vakta ki ALLAH Rasûlü Medîne'ye gelip Kuba'ya indi. Babam ve amcam güneş doğmadan evden çıktılar güneş batınca eve geldiler. Her ikisinin de renkleri solmuş üzüntülü oldukları belli oluyordu. Ben onlardan iltifat bekledim. Fakat bana yüz vermediler. Amcam şöyle diyordu: «O mudur O mudur?»
Babam dedi ki; «Evet O'dur.»
Amcam; «O'nu tanıyor musun?» dedi.
Babam da; «Evet tanıyorum» dedi.
Amcam devamla dedi ki: «Sende ne oldu?».
Babam da; «Bende şiddetli bir düşmanlık meydana geldi.» dedi."
Hz.Safiyye'nin baba ve amcasının Peygamber Efendimiz'i tanımalarına rağmen îman etmeyip mahrum olmaları yanında kendisine erişen lütuf ne büyüktür değil mi?

Arabistan Yahûdîlerinin İtaatı

Hayber fethedildikten sonra Peygamber Efendimiz Fedek Yahûdîlerine haber göndererek onlardan İslam hükümetine itaat etmelerini istedi. Onlar da kan dökülmeden cizye vermeği kabul edip teslim oldular. Bunun gibi Teyma Yahûdîleri de harpsiz cizye vermeği kabul ettiler. Huzur içinde memleketlerinde kaldılar. Vadilkurâ Yahûdîleri ise İslam hükümetini dinlemeyip çarpışmağa kalkıştılar. Müslümanlar ağır basınca teslim oldular. Halkı ise yerlerinde bırakılıp Hayber'de yapıldığı gibi kendileri de vergi usulüne dâhil edildiler.Böylelikle Arabistan'daki bütün yahûdîlere boyun eğdirildi. Yahûdî meselesi hallolunca şimalden gelecek tehlike önlendiği gibi müşriklerin de kolu kanadı kırılmış oldu. Müşrikler müslümanlara hücum için el uzatacak veya arkalarından sürükleyecek kimse bulamıyordu. Artık müslümanlardan korkmayan ve onların haberleri olmaksızın bir iş yapan kalmamıştı.

Hayber'in Fethi Esnâsında Teşrî Kılınan Hükümler

Pençeli yırtıcı hayvanların ve avlarını yakalayıp parçalayan vahşi hayvanların etinin yenmesi haram kılınmıştır.Merkep ve katır etlerini yemek yasak edilmiştir.Harpte esir düşen kadınlarla üç ay geçmeden hemen münasebette bulunmak yasak edilmiştir. (Bu gibi kadınlara üç ay mühlet verilmesi hâmileliklerinin anlaşılması içindir. Bu kadınlar hâmile iseler hâmillerini vaz edinceye kadar onlara yaklaşılmaması bildirilmiştir. Fıkıh kitaplarında buna «istibra» denir.) Altın ve gümüşü kıymetinden fazlası ile alıp satmak yâni fâiz men olunmuştur. Müt'a nikahı (muvakkat nikah) da Hayber'den sonra yasaklanmıştır.



elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


hayberin fethi

hayberin fethi konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Mekkenin fethi kaç yılındadır elif Dini Bilgiler 0 26-07-2013 05:04
Estergon'un Fethi - Estergon'un Fethi Hakkında Bilgi elif Soru Cevap 0 21-03-2013 01:15
İstanbul'un Fethi Konulu Şiirler Bkmlyz Şiir 7 06-05-2009 08:38
İstanbul'un Fethi 29 Mayıs Bkmlyz Kutlamalar 0 06-05-2009 01:47
Ali Fethi Okyar Biyografi-Ali Fethi Okyar Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 26-06-2008 01:49

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 12:25 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats