bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 30-07-2013, 04:04   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Mutezile mezhebi kimin öncülüğünde kurulmuştur

Mutezile mezhebi kimin öncülüğünde kurulmuştur


Mutezile mezhebinin beş temel ilkesi vardır ve kim bun*lara inanırsa Mutezili diye adlandırılır. Mutezile kelamının önde gelen şahsiyetlerinden biri olan Ebu Hüseyin Hayyat bu hususta şunları söylemektedir: “Mutezile mezhebi beş ilke üzerine bina edilmiştir. Kim bu beş ilkeyi bir bütün ola*rak benimserse Mutezili olur. Bu beş ilke şunlardır; Tevhit Adalet Vad ve Vaid Menziletu Beyne’l-Menzileteyn Emri bil Maruf ve Nehyi Anil Münker.”[1]
Kadı Abdulcebar Mutezili bu beş ilke esasınca Şerh’ul-Usuli’l-Hamse adında bir kitap kaleme almıştır.
Söz konusu ilkeler içinde adalet ve tevhit ilkeleri imani ve itikadi meselelerdendir. Geriye kalan diğer üç ilke de Mute*zile mezhebinin kendisi ile tanındığı ilkelerdir.[2]
Şimdi kısa bir şekilde söz konusu ilkeleri açıklamaya ça*lı*şacağız.
1- Tevhit İlkesi
Tevhidin kısımları ve mertebeleri vardır ki bu kısım ve mertebeler şunlardır:
a- Zati Tevhit: Yani Allah’u Teâlâ’nın zatının ortağı ve benzeri yoktur. Aynı şekilde tek bir anlamı olup zatı yalın ve her türlü terkipten uzaktır. Bu iki anlam muvahhitlerin ima*mının sözlerinde de açıkça görünmektedir. Nitekim İmam şöyle buyurmaktadır: “O birdir ve kendisine benzeyen hiçbir şey yoktur ve anlam olarak da birdir.”[3]
b- Sıfatta Tevhit: Yani Allah’ın sıfatları mefhumsal açı*dan kesrete sahiptir. Fakat bu sıfatlar düstur ve gerçeklik bo*yutuyla göz önünde bulunduruldukları zaman kesretten ırak*tırlar ve her biri bu açıdan diğeri gibi olmakla beraber Al*lah’ın zatı gibidir de.
c- Fiillerde Tevhit: Varlık aleminde zahir olan her fiil ve eser Allah’ın irade ve kudreti ile zahir olur ve Allah’tan başka bilzat fail yoktur.
d- İbadette Tevhit: Yani Allah’u Teâlâ’dan başka hiç kimse ibadet edilmeye layık değildir.
Yukarıda zikredilen kısımlar içinde sıfatta tevhit kısmı Mutezililer tarafında daha çok dillendirilmekte ve bu hususta sıfatların ilahi zata zait olduğunu kesinlikle reddetmektedir*ler. Bu konuda Mutezileye muhalif olan ve Allah’ın sıfatla*rının ilahi zata zait olduğuna inananlara Sıfatiye denilmekte*dir ki Eşaire ciddi bir şekilde bu düşünceyi savunmaktadır. Mutezilenin sıfatlarda tevhit hususundaki görüşü için genel*likle zatın sıfatlara niyabeti veya sıfatların zattan inkârı dil*lendirilmektedir ki bu Mutezilenin gerçek görüşünü yansıt*mamaktadır. Belki bazı Mutezililer bu görüşü savunmuş olabilirler ama bu asla Mutezilenin genel akidesi içinde yer almamıştır.
Şehristani Mutezilenin genel akidesini naklettiği yerde şunları söylemektedir: “Mutezililer Allah’ın kendi zatı ile âlim kadir ve hayy olduğuna inanmaktadırlar. Yoksa zata kaim ilim kudret ve hayat gibi kadim olan sıfatlar vasıta*sıyla âlim kadir ve hayy değildir.”[4]
Şeyh Müfid de İmamiyenin; Allah’ın sıfatlarının zatı ile aynı olduğu görüşünü dillendirdikten sonra şunları söyle*mektedir: “Mutezililerin çoğu bu görüşü benimsemişlerdir. Sadece Ebu Haşim Cubbayi “hal” teorisini ortaya atmıştır.”[5]
“Hal”dan kasıt ne var olan ne de yok olan sıfattır. O bu gö*rüşü zata zait sıfatlar sorunundan kurtulmak için ortaya at*mıştır. Zira örneğin âlimlik Allah’ın zati sıfatlarından ol*makla beraber var olmadığı için zata zait de değildir. Fakat bu nazariyenin hiçbir mantıksal dayanağı yoktur. Nitekim kelam kitaplarında bunun doğru olmadığı geniş bir şekilde ispatlanmıştır.
İslam Dünyasında Felsefe Tarihi kitabının yazarları Mu*te*zilenin sıfatların nefyedilmesindeki kasıtlarının mutlak şe*kilde sıfatların nefyedilmesi olmadığını ve sadece sıfatla*rın zata zait olmasının nefyedilmesi olduğunu belirtmişler*dir.[6]
Sıfatlarda tevhidin nihayetinde zatta tevhide döneceğini hatırlatmamız gerekir. Sıfatiye’nin (sıfatların zata zait oldu*ğuna inananlar) nazariyesi zati tevhidin her iki anlamı (zatın yalın ve benzersiz olması) ile çelişki içindedir. Nitekim Va*sıl bin Ata’dan nakledilen istidlallerde Sıfatiye’nin görüşü*nün gereksiniminin seneviyet olduğu dillendirilmiştir.[7] Ehli*beyt rivayetlerinde Sıfatiye’nin nazariyesinin tevhidin ilk manası ile tezat içinde olduğu ima edilmiştir. Muhammed bin Muslim İmam Bakır (a.s)’dan şunları nakletmektedir: “Vahit Ahat ve Samet olması kadim sıfatlardandır ve anlam açısından tek bir manaya delalet edip değişik anlamları yoktur.”[8]
Yukarıdaki beyandan anlaşılacağı üzere sıfatlarda tevhidi savunmak Mutezileye has bir durum değildi. Onlardan önce Ehlibeyt imamları bunu dile getirip ispatlamış ve beyanları İmamiye ve Mutezile mütekellimleri için ilham kaynağı ol*muştur.
2- Adalet İlkesi
Tevhit hakkındaki tartışmaların Allah’ın zati sıfatları ile ilgili olduğu daha önceden beyan edildi. Adalet hakkındaki tartışmalar ise Allah’ın fiili sıfatları ile ilgilidir. Adaletin Allah’ın cemal sıfatlarından olduğu hususunda hiçbir ihtilaf yoktur. Fakat bu husustaki tartışmaların ana mihveri adaletin anlamının yorumundadır. Acaba aklın algıladığı ve ardından Allah’ın fiillerinin adil olduğu hususu üzerine bina edilecek açık ve sabit bir ölçüt var mıdır? Yoksa böylesi sabit akli bir ölçüt yok mudur?
Mutezile ilk düşüncenin Eşaire ise ikinci düşüncenin ta*raftarıdır. Bu konu daha sonraki derslerde açıklanacaktır.
3- Vad ve Vaid
Lütuf kaidesinin düsturlarından biri va’d ve vaidin olma*sı*dır. Va’de vefa akli ve dini açıdan farzdır. Söz konusu bu boyut iyilik ve kötülüğün akıl ile algılanabileceğine inanan herkesin kabul ettiği bir şeydir. Fakat vaide vefa hususunda iki farklı görüş vardır. Mutezililerin çoğu vaide vefayı da farz bildiklerin için “Vaidiye” diye meşhur olmuşlardır. Bu*nun farz olduğuna inanmayanlar ise “Tefdiliye” diye meş*hurdurlar.
Vaidiye grubunda yer alan insanlara göre tövbe etmeden dünyadan göçen günahkarlar kesinlikle ilahi azaba duçar olacaklardır. Bu nazariye Murciiye’nin nazariyesi ile tama*men zıttır. Zira Murciiye kesin bir şekilde ilahi mağfiretin bütün günahkarları kapsayacağına hükmetmiştir.
4- Menziletu Beyne’l-Menzileteyn
Daha önceden de belirtildiği üzere bu ilke büyük günahları işleyenlerin hükmü hakkındadır. Bu nazariye Mu*tezilenin ortaya attığı ilk nazariyedir ve bu nazariyeden ötürü de Mu*tezile olarak adlandırıldılar. Şeyh Müfid Mutezile mektebi*nin en açık ve kendisini en iyi tanıtan nazariyenin bu naza*riye olduğunu belirtikten sonra şöyle demektedir: “Kim bu nazariyeyi be*nim*serse Mutezili olur. Eğer bir insan başka konularda Mu*tezilenin görüşünü benimsemeyip diğer mez*heplerin gö*rüşle*rini benimserse sadece bu nazariyeyi benim*sediği için yine de Mutezili kabul edilir.”[9]
Büyük günahlar meselesinde iki konu dillendirilir.
Birincisi acaba büyük günahları işleyenler mümin mi yoksa mümin değiller mi? meselesidir.
Bu hususta üç meşhur nazariye dile getirilmiştir. İslam ümmetinin çoğu bu insanları mümin ve fasık bilmiştir. Hari*cilerin çoğu ise bu insanların kafir oldu*ğunu söylemiştir. Mutezile de Menziletu Beyne’l-Menzileteyn (iki konak arası bir konak) görüşünü ortaya atmıştır.
İkincisi de bu insanların ahiretteki akıbet ve durumlarıdır. Mutezile –daha önceden de belirtildiği gibi- ilahi azabın gü*nahkârları kapsamasını kesin olarak kabul etmiştir. Buna ilave olarak büyük günah işleyenlerin sürekli azap görecek*lerine de inanmaktadırlar.
5- İyiliği Emretmek ve Kötülükten Sakındırmak
İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmanın İslam’ın zo*runluluklarından olduğu hususunda hiçbir şüphe ve ihtilaf yoktur. Farz olmasının keyfiyeti şartları ve mertebeleri hu*susunda ihtilaf vardır. Örneğin Hariciler bu ilkeyi bir şartla sı*nırlandırmamışlardır ve ayni farz olduğunu söylemişlerdir. Hatta bunun en ağır mertebesi olan kılıçla kıyam ve öldür*meyi her şartta caiz bilmişlerdir. Fakat Mutezililer bunun şartları olan kefai bir farz olduğunu söylemiş ve en ağır mertebesi olan öldürmeyi de devletin ve İslam devletinin rehberinin görevlerinden bilmişlerdir.[10]
Bazıları da iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı kalp ve dil ile sınırlandırmış ve ameli hiçbir eylemi caiz bil*memişlerdir. Nitekim Sıffin savaşında İmam Ali (a.s)’ın ya*nında ve aleyhinde savaşa girmeyen kimseler bu düşün*ceyi savunuyorlardı. Aynı şekilde Ahmed bin Hanbel’in öncülü*ğünü yaptığı hadisçilerin çoğu da bu düşünceyi be*nimse*mişlerdir.[11]
Mutezililer bu dini vecibenin yerine getirilmesine çok önem veriyorlardı. Bu ilkeye binaen bilhassa zındıklar ve mülhitlerle şiddetli bir şekilde mücadele ediyorlardı. Nite*kim Vasıl bin Ata Beşşar’ın mülhit olduğunu işittiğinde bir hutbe okuyup dedi ki: “Bu kör mülhidi öldürecek kimse yok mu? Allah’a ye*minler olsun! Eğer terör etmek kötü bir şey olmasaydı birini gizlice evine gönderir onu öldürtür ve kar*nını deşerdim.” Ardından da Amr bin Ubeyd’in yardımıyla onu Basra’dan sürdü.[12]
İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma farzının İmamiye mezhebinde de çok önemli bir yeri vardır ki hadis kelam tefsir ve fıkıh kitaplarında konu hakkında çok geniş açıklamalar yapılmıştır.[13]


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Mutezile mezhebi kimin öncülüğünde kurulmuştur

Mutezile mezhebi kimin öncülüğünde kurulmuştur konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: mu tezile nin bes temel esasi nedir, mutezile mezhebi hakkında bilgi, mutezililer, mutezile mezhebi, mutezile mezhebi nedir yine mesaj nedir, mutezile mezhebinin ilkeleri, mutezile mezhebinin temel prensipleri, mutezile mezhebi temel esasları, mutezile mezhebi 5 temel ilkesi, mutezile mezhebinin temel ilkeleri, mütezile kimin öncülügunde oluşmuş, mutezile görüşleri hangi ilke üzerne kurulmuştur, mutezilenin 5 temel esası kısaca, mutezile mezhebinde buyuk gunah isleyenin fasik oldugunu one suren ilke hangisidir, http wwwbakimliyizcom dini bilgiler 128278 mutezile mezhebi kimin onculugunde kurulmusturhtml,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Eşarilik Mezhebi Nedir-Eşarilik Mezhebi Hakkında Bilgi elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 04-06-2013 02:39
Hanefi Mezhebi Nedir elif Soru Cevap 0 03-04-2013 09:55
Kimin Zürriyetindeniz? ebush Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 27-03-2013 10:19
Şafii Mezhebi - Şafiliki Mezhebi Hakkında elif Soru Cevap 0 21-02-2013 04:34
Ev isi Denilen Sey...Kimin isi mormavi Aile, Evlilik ve Çocuklar 0 02-09-2010 05:32

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 02:44 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats