bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-07-2008, 04:55   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İmanin Tadını Almak

İMANIN TADINI ALMAK

“Îmanın hakikati de sevgidir”
Abdullah Faruki el-Müceddidi (ks)

“Îmanın hakikati de sevgidir” sözü sevginin hakikatini anlamada ve kıymetini izhar etme noktasında çok manidardır İnandığı için sevmek sevdiği için görür gibi inanmak ve itaat etmenin kavle tecellisidir bu tarif Ve Peygamber (sav) Efendimize sevgiyi de bu bağlamda düşünmek gerekir

Bu hususta Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuşlardır:

"Üç haslet vardır Bunlar kimde varsa îmanın tadını duyar:
Allah ve Rasûlü’nü bu ikisi dışında kalan her şeyden ve herkesten daha çok sevmek bir kulu sırf Allah rızası için sevmek Allah îmansızlıktan kurtarıp İslâm'ı nasib ettikten sonra tekrar küfre inançsızlığa düşmekten ateşe atılmaktan korktuğu gibi korkmak" (Müslim Îman 67)

Hz Enes (ra)’in naklettiği bu hadis-i şerife göre bir mü'minin îmanın halâvetini (tadını güzelliğini) tadabilmesi için şu üç hususu yaşması gerekir:

a) Allah ve Rasûlullah kendisine başka her şeyden daha sevgili olmak

b) Bir kimseyi yalnız Allah için sevmek

c) Allah onu şirk ve küfürden kurtardıktan sonra küfre dönmekten ateşe atılırmışçasına korkmak

Allah (cc) ve Peygamber Efendimiz (sav)’i her şeyden çok sevebilmek…
Tevbe sûresi 24 âyetinde “Babalarınız oğullarınız kardeşleriniz eşleriniz akrabanız elde ettiğiniz mallar durgun gitmesinden korktuğunuz ticâret hoşunuza giden evler sizce Allah'tan Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin Allah fâsık kimseleri doğru yola eriştirmez" buyrulmaktadır Îmanın tadına erebilmek için gönlü sahte sevgilerden tamamıyla arındırmak gerekmektedir Bununla beraber âyet-i kerime’de beyan edildiği üzere kalbi kirleten bu şeylere yasaklandığı şekliyle sevgi göstermek din ve Allah yolunda hizmetten insanı alıkoyacağından ömrü boşa çıkaracak ve neticede hüsrana sebep olacaktır Dünyayı ve içindekileri Allah ve Rasûlü’nün sevgisine tercih edenler ise îmanın halâvetine (tadına) ve kemâlâtına kavuşacaklar dünya ve ahiret saadetine nail olacaklardır

İnsanın Allah ve Sevgili Peygamberini kemaliyle sevebilmesi için elbette bir bedel ödemesi gerekmektedir Bu öyle büyük bir nimettir ki karşılıksız değildir Bu bedel de canıyla malıyla her şeyiyle kulun dinine sarılması Allah’ın emirlerine yapışması Rasûlü’nün sünnetlerini ve güzel ahlâkını hayatına örnek almasıdır “Rasûlüm! De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ta ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret etsin” ( Âl-i İmran 3/31)

İtaat-ı Rasûlullah ile kavuşulan sevgi kapısından içeri girmek zordur; ancak bunu başaran kullara ise artık hiçbir sûi kuvvetin galebesi söz konusu değildir
Dünyadan bazı nimetlerin kula sevdirildiği doğrudur Ancak kula verilen beşeri sevgi ile birlikte ölçü de verilmiştir Ölçü kaçırılırsa maksattan uzaklaşılmış olur Allah (cc) Sevgili Peygamberimiz ve onların sevmemizi emrettikleri dışında kalan varlıkları sevmede de ölçü şudur: Allah'ı memnun etmeyecek sevmelerden ve buğzetmelerden kaçınmak Allah'ın seveceği Hak dostlarını sevmek Allah'ın sevgisine lâyık olmayacağı şer-i şerifle belli olan sefih hevaperest din düşmanı kimseleri sevmemek Kısacası bizi Hakk’a davet eden her şeyi sevmek ve zıddından ictiba etmek Kapısı Allah rızasına açılmayan sevgiler bizi dünyada ve âhirette zarara uğratacaktır Nitekim Server-i Kâinât Efendimiz (sav) “Ahirette kişi sevdiği ile berâber olacaktır" buyurmuştur

“Din sevgi ve buğzdan başka bir şey değildir" (K Sitte Tercüme ve Şerhi 1/84-85) hadisini de göz önüne alacak olursak dinimiz açısından "sevmek ve buğzetmek" duygularımızı kullanmanın ne kadar ehemmiyetli hayatî bir iş olduğu anlaşılır

Peygamberimiz (sav) Tebük gazasına gidilmesini emrettiği zaman bazı kimseler: “Analarımızdan babalarımızdan izin isteyelim” demişlerdi Bunun üzerine Ahzab sûresi 6 âyet-i kerimesi nazil olmuştu Bu âyette Yüce Rabbimiz: “Peygamber (Nebî) mü’minlere (her hususta) nefislerinden evladır…” buyurmuştur (Elmalılı 6/295) Bu sevginin gereği olarak Allah ve Rasûlüne itaatten zerrece taviz vermemeli Allah’ın ve Rasûlü’nün emirlerini her şeyin üstünde tutmalıdır Bu hususla alakalı İbni Abbas (ra)’ın bir rivayeti şöyledir: “Bir münafık ile bir Yahudi kavga etmişler Yahudi yargılanmak için Peygamberimize başvurmayı münafık da yahudilerin başkanı olan Ka’b b Eşref’e gitmeyi teklif etmiş Çünkü yahudi haklı münafık haksızmış Halbuki Peygamberimizin ancak hak ve adaletle hükmettiği Ka’b b Eşref’in rüşvete düşkün bulunduğu her iki tarafça bilindiğinden yahudi Peygamberimize başvurmayı münafık da Ka’b b Eşref’e başvurmayı istiyormuş Nihayet yahudi ısrar etmiş Rasûlullah’a başvurmuşlar Yahudinin lehine münafığın aleyhine hüküm çıkınca münafık razı olmamış “Haydi Ömer’e gidelim aramızda o hakem olsun” diye teklif etmiş Hz Ömer’ in yanına varmışlar Yahudi “Rasûlullah benim lehime hükmetti bu onun hükmüne razı olmadı” Aramızda senin hükmetmeni istiyor demiş O da “evet” demiş Bunun üzerine “yerinizde durunuz azıcık dışarı çıkayım gelir hükmümü veririm” diyerek çıkmış Varıp kılıcını kuşanmış gelmiş ve derhal münafığın boynunu vurmuş işini bitirmiş Sonra “Madem ki beni hakem yaptınız işte Allah’ın ve Rasûlü’nün hükmüne razı olmayan hakkında benim hükmüm budur” demiş Yahudi kaçmış Bundan dolayı münafığın akrabaları Peygamberimize şikayet etmişler Peygamberimizde Hz Ömer’i getirtmiş olayı sormuş o da: “Hükmünüzü reddetti ey Allah’ın elçisi!” diye cevap vermiş O zaman hemen Cebrail (as) gelip “Ömer fârûktur hak ile batılı birbirinden ayırdı” demiş Peygamberimiz (sav) de Hz Ömer’e “Sen Fârûk’sun” buyurmuştur (Elmalılı 3/21 22)

Peygamberimiz (sav)’in azadlı kölesi sahabe’den Zeyd b Harise (ra)’in Peygamberimize olan sevgisini ifade eden ibrete şâyan bir hadise ise kısaca şöyledir: “Babası ve amcasının onu satın alıp hürriyetine kavuşturmak istemesine karşı o: “Ben bu zâtta (Allah’ın Rasûlü’nde) öyle bir şey gördüm ki onu ebediyyen hiçbir şeye değişmem ona karşı hiçbir kimseyi tercih edemem bu mümkün değil” deyince Peygamberimiz (sav) Kâbe’nin avlusunda onu kendine evlat ve varis edindiğini ilan etti (Tirmizî Tefsîru’s-Sûre 33/9 12)

Hz Bilal-i Habeşi’ye (ra) ölüm anı gelince ailesi “eyvah eyvah” diye bağırmaya başladı Bunun üzerine Hz Bilal (ra) de: “Oh oh (ne mutlu bana) Yarın dostlar Muhammed (sav)’e ve O’nun ashabına kavuşacak” dediler

Hz Ali’ye (ra) “Siz Rasûlullah’ı nasıl seviyordunuz? diye sorulunca: “Allah’a yemin ederim ki Rasûlullah (sav) bize mallarımızdan evladımızdan baba ve analarımızdan (susamış olan kimsenin soğuk suya olan arzusundan ) daha sevgili idi (Şifa-ı Şerif 403-404) buyurmuşlardır

Îmanın halavetine (tadına) ve kemalatına kavuşabilmek ancak ve ancak kötülüklerin her nevinden şiddetle kaçınmak her halimizde Hak rızası ve sevgisini gözetmek Allah ve O’nun Rasûlü’nü de Sahabe-i Kiram efendilerimiz gibi maldan candan evlattan ve her şeyden daha çok sevmekle mümkündür

Cenâb-ı Hakk (cc) bizlere îmanın halavetini (tadını) ve kemalatını kalplerimizde yaşamayı nasip ve müyesser etsin


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


İmanin Tadını Almak

İmanin Tadını Almak konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.



Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 03:49 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats