bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-07-2008, 05:37   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Peygamberlere iman Hakkında

Peygamberlere iman

Sual: İmanın dördüncü şartı nedir?
CEVAP
İmanın dördüncü şartı Peygamberlere imandır Amentüdeki "Ve rüsülihi" kelimesi "Allahü teâlânın Peygamberlerine iman etmeyi bildirmektedir

Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam ve sonuncusu bizim Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellemdir Bu ikisinin arasında çok Peygamber gelmiş ve geçmiştir Sayıları belli değildir Yüzyirmidört binden çok oldukları meşhurdur

Peygamberlere iman etmek aralarında hiçbir fark görmeyerek hepsinin Allahü teâlâ tarafından seçilmiş sadık doğru sözlü olduklarına inanmak demektir Onlardan birine inanmayan kimse hiçbirine inanmamış olur

Peygamberlik çalışmakla çok ibadet yapmakla açlık ve sıkıntı çekmekle ele geçmez Yalnız Allahü teâlânın ihsanı seçmesi ile olur

Allahü teâlâ ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselamdan beri her bin senede din sahibi yeni bir Peygamber vasıtası ile insanlara dinler göndermiştir Bunlar vasıtası ile insanların dünyada rahat ve huzur içinde yaşamaları ve ahirette de sonsuz saadete kavuşmaları yolunu bildirmiştir Kendileri ile yeni bir din gönderilen Peygamberlere (Resul) denir Resullerin büyüklerine (Ülülazm) Peygamberler denir Bunlar Âdem Nuh İbrahim Musa İsa ve Muhammed aleyhimüssalatü vesselamdır

Sual: Meşhur olan 33 Peygamberin isimleri nelerdir?
CEVAP
Şunlardır:
Âdem İdris Şit Nuh Hud Salih İbrahim Lut İsmail İshak Yakub Yusuf Eyyub Şuayb Musa Harun Hıdır Yuşa bin Nun İlyas Elyesa Zülkifl Şemun İşmoil Yunus bin Meta Davud Süleyman Lokman Zekeriya Yahya Üzeyir İsa bin Meryem Zülkarneyn ve Muhammed aleyhimüssalatü vesselam

Bunlardan yalnız yirmisekizinin ismi Kur'an-ı kerimde bildirilmiştir Zülkarneyn Lokman Üzeyir ve Hıdır�ın Peygamber olup olmadıklarında ihtilaf vardır Muhammed Masum hazretleri 2 cilt 36 mektupta Hıdır [Hızır] aleyhisselamın Peygamber olduğunu bildiren haberin kuvvetli olduğunu yazmaktadır 182 mektupta Hıdır aleyhisselamın insan şeklinde görülmesi ve bazı işleri yapması onun hayatta olduğunu göstermez Allahü teâlâ onun ve birçok Peygamberlerin ve velilerin ruhlarının insan şeklinde görülmesine izin vermiştir Onları görmek hayatta olduklarını göstermez demektedir

Âdem aleyhisselamdan son Peygamber Muhammed aleyhisselama kadar bütün Peygamberler hep aynı imanı bildirmiş ümmetlerinden aynı şeylere iman etmelerini istemişlerdir Yahudiler Musa aleyhisselama inanıp İsa aleyhisselama ve Muhammed aleyhisselama inanmazlar Hıristiyanlar İsa aleyhisselama inanıp Muhammed aleyhisselama inanmazlar Müslümanlar ise bütün Peygamberlere inanırlar

İlk insan ve ilk Peygamber
Sual: Âdem İdris ve Şit aleyhimüsselamın peygamberliklerinde şüphe var mı?
CEVAP
Hayır yoktur İdris aleyhisselam Şit aleyhisselamın torunlarındandır Hazret-i Şit Hazret-i Âdem�in oğludur Şit aleyhisselamın Peygamber olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir Diğer ikisinin Kur�an-ı kerimde Peygamber olarak isimleri geçmektedir Bunları inkâr Kur�an-ı kerimi inkâr olur Kur�an-ı kerim tevili imkansız bir şekilde şöyle bildiriyor:
(İdris de pek doğru bir insan bir Peygamberdi) [Meryem 56]

Her âyeti inkâr gibi bu âyeti de inkâr küfürdür Hazret-i İdris�in Peygamber olduğu hadis-i şerif ile de sabittir Bu husustaki iki hadis-i şerif meali:
(Miracta ikinci göğe vardık Cibril bekçisine �Kapıyı aç� dedi Melek Ona dünya semasının bekçisininkine benzer sorular sordu Hazret-i İdris�e uğradığımda bana şöyle dedi: �Merhaba ey salih Peygamber ve salih kardeş� Ben �Bu kim?� diye sordum Cebrail �Bu İdris Peygamberdir� dedi) [Buhari Müslim İ Ahmed]

(Resullerin ilki Âdem sonuncusu ise Muhammed�dir İsrail oğullarının nebilerinin ilki Musa ve sonuncusu İsa�dır Kalem ile yazan ilk Peygamber ise İdris�tir) [Hakim-i Tirmizi]

Âdem aleyhisselamın ilk insan ve ilk Peygamber olduğu da bütün kitaplarda yazılıdır Kur�an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
(Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem�i Nuh�u İbrahim ailesi ile İmran ailesini [Peygamber] seçip âlemlere üstün kıldı) [Al-i imran 33]

(İşte bunlar Allah�ın kendilerine nimetler verdiği Peygamberlerden Âdem�in soyundan Nuh ile birlikte [gemide] taşıdıklarımızdan İbrahim ve İsrail�in soyundan doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir) [Meryem 58]

Âdem aleyhisselamın ilk Peygamber olduğunu bildiren bir hadis-i şerif de şöyledir:
(Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselamdır) [Taberani]

İmam-ı a�zam hazretleri de buyuruyor ki:
Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır (Fıkh-ı ekber)

Peygamberler en büyük rehberlerdir
Sual: İnsan kendi başına doğru yolu bulabilir ve Allah�ı tanıyabilir mi?
CEVAP
Tarihi inceleyecek olursak insanların önlerinde Allahü teâlânın gönderdiği bir rehber olmadan kendi başlarına gittiklerinde hep yanlış yollara saptıklarını görürüz İnsan kendisini yaratan büyük kudret sahibinin var olduğunu aklı sayesinde anladı Fakat ona giden yolu bulamadı

Peygamberleri işitmeyenler yaratıcıyı önce etraflarında aradı Kendilerine en büyük faydası olan güneşi yaratıcı sandılar ve ona tapmaya başladılar Sonra büyük tabiat güçlerini fırtınayı ateşi kabaran denizi yanardağları ve benzerlerini gördükçe bunları yaratıcının yardımcıları zannettiler Herbiri için bir suret alamet yapmaya kalktılar Bundan da putlar doğdu Böylece çeşitli putlar zuhur etti Bunların gazabından korktular ve onlara kurbanlar kestiler Hatta insanları bile bu putlara kurban ettiler Her yeni hadise karşısında putların miktarı da arttı İslamiyet zuhur ettiği zaman Kâbe-i muazzamada 360 put vardı

Kısacası insan bir ezeli ve ebedi olan Allahü teâlâyı kendi başına bir türlü tanıyamadı Bugün bile güneşe ve ateşe tapanlar vardır Bunlara şaşmamalıdır! Çünkü rehbersiz karanlıkta doğru yol bulunamaz Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Biz Peygamber göndererek bildirmeden önce azap yapıcı değiliz) [İsra 15]

Allahü teâlâ kullarına verdiği akıl ve düşünme kuvvetinin nasıl kullanılacağını onlara öğretmek ve kendi birliğini onlara tanıtmak ve iyi işleri fena zararlı işlerden ayırmak için dünyaya Peygamberler gönderdi Peygamberler beşeri sıfatlarda bizim gibi insandır Onlar da yer içer uyur ve yorulur Diğer insanlardan farkları zeka ve muhakeme kuvvetlerinin çok üstün olması tertemiz ahlaklı ve Allahü teâlânın emirlerini bize tebliğ edecek bir güçte bulunmalarıdır Peygamberler en büyük rehberlerdir

Peygamberlerin sıfatları
Sual: Peygamberlerin sıfatları nelerdir?
CEVAP
Her Peygamberde şu sıfatların bulunduğuna inanmak lazımdır:

1- Emanet: Her Peygamber emindir

2- Sıdk: Dinde ve diğer meselelerde sadık ve doğrudurlar Yalandan uzaktırlar

3- Tebliğ: Peygamberler Allahü teâlânın emir ve yasaklarının hepsini ümmetlerine bildirirler

4- Adalet: Adildirler Zulümden uzaktırlar

5- İsmet: Büyük ve küçük günahtan uzaktırlar Günah şeklindeki şeyler ister Kur'an-ı kerimde olsun ister sahih hadislerde olsun tevil edilip yakışan mana verilir Peygamberlikleri bildirilmeden önce de bildirildikten sonra da hiç günah işlemezler İnsanlardan masum günahsız olan yalnız Peygamberlerdir

6- Fetanet: Bütün Peygamberler diğer insanlardan daha akıllıdırlar

7- Emn-ül azl: Hiçbiri Peygamberlikten azl olmaz (Feraid-ül fevaid)

Her Peygamber masumdur
Sual: Peygamber günah işlemez mi yani masum mudur?
CEVAP
Masum olmak kusursuz ve günahsız olmak Peygamberlere mahsustur (Merec-ül-bahren)

Her Peygamber büyük küçük her günahtan masumdur (Riyad-ün-nasıhin)

Peygamberler günah işlemekten masumdur temizdir günah işleyemezler (Mekt Rabbani 2/44)

İmam-ı Gazali hazretleri Ravda-tüt-talibin isimli eserinde buyuruyor ki:
(Resulullah icma ile büyük-küçük günahlardan ve mekruh işlemekten uzaktır Unutmaktan gafletten verdiği haberlerde hata edip yanılmaktan da uzak olduğu icma ile sabittir

Tebliğ ettiği sözlerde yanılmasının caiz ve mümkün olması üzerinde durmayıp derhal farkına varması şartı iledir Bu da icra ettiği şeydeki hikmetleri bilmeyi ve ona tâbi olmayı ve unutmanın faydasını bildirmek içindir Resulullahın bu husustaki yanılma haline sebep ilmin anlatılması ve dinin açıklanmasıdır Nitekim hadis-i şerifte (Ben hiçbir hususta unutup yanılmam Böyle bir şey vaki olursa bu sadece bildirmek istediğimi açıklamam içindir) buyuruldu Bu durum onun için bir noksanlık değil bilakis tebliği genişletmek ve nimeti tamamlamak içindir Fakat bir tebliğde bulunmak fiillerindeki hükümleri açıklamak dini emirleri bildirmek ve kalbine gelen vahiy haberlerini anlatmak maksadı bulunmayan hususlarda bütün mutasavvuflar ve kalb ilmine sahip âlimler yanılmanın unutmanın gaflet ve gevşekliğin imkansız olduğunu bildirmişlerdir

Kadı İyad hazretleri Şifa-i şerif isimli kitabında buyuruyor ki:
(Küçük günahları Peygamberlere caiz görenler bu cevazlarına birçok âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerin zahirlerini delil olarak almaları büyük günahları caiz görmeye icmayı parçalamaya ve müslüman kimsenin söyleyemeyeceği şeyleri söylemeye sevk etmiştir)

Bütün bu nakillerden anlaşılacağı üzere Peygamberler küçük büyük günah işlemezler Peygamber Zelle işleyebilir Zelle ise günah değildir En efdali ve en evlayı yapmayıp fadılı yani fazileti tercih etmektir (Riyad-ün-nasıhin)

Fetih suresinde Peygamber aleyhisselama hitaben (Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti Üzerindeki nimetini tamamladı ve seni doğru yola iletti) buyurulan bu âyet-i kerimede Allahü teâlâ Resul-i ekremini her türlü ayıplardan teberri ve Onun ismetini günahsızlığını beyan buyurmaktadır (Şifa-i şerif)
Bazı âlimler de bu âyet-i kerimeyi şöyle açıklamışlardır:
(Allahü teâlâ seni geçmişte ve gelecekte günah işlemekten korudu)

Peygamber günah işlemez
Sual: Bekara suresinin 128 âyetinde İbrahim ve İsmail Peygamberin �Ya Rabbi tevbemizi kabul et� diye dua ettikleri bildiriliyor Bekara suresinin 121 âyetinde (Âdem Rabbine asi oldu) deniyor Kasas suresinin 15 âyetinde Hazret-i Musa�nın kavga eden iki kişiden birini öldürdüğü 16 âyetti ise Hazret-i Musa�nın (Ya rabbi ben kendime zulmettim beni affet) dediği ve Kehf suresinin 74 âyetinde Hazret-i Musa�nın arkadaşının suçsuz bir çocuğu öldürdüğü bildiriliyor Bütün bunlar Peygamberlerin günah işlediğini göstermiyor mu?
CEVAP
Kur�an meallerinden din öğrenilmez Aksine böyle yanlış düşüncelere sahip olunabilir Din ancak doğru yazılmış ilmihallerden öğrenilir

Allahü teâlâ Peygamberleri Peygamberlikten önce de sonra da günah işlemekten korumuştur (Nuhbet-ül-Leali)

Peygamberler nübüvvetten [Peygamberlikten] önce de günah işlemekten korunmuştur (Kadı Iyâd / El- Millet-ül Meşhure)

İbrahim ve İsmail aleyhimüsselam ile ilgili âyetin meali şöyledir:
([İbrahim ve İsmail dedi ki:] Ey Rabbimiz bizi Müslümanlıkta sabit kıl Soyumuzdan da Müslüman bir ümmet yetiştir Bize menasiklerimizi [Haccın usullerini] öğret Tevbemizi kabul et Çünkü tevbeleri daima kabul eden merhametli olan ancak sensin) [Bekara 128]
Peygamberler günah işlemekten masumdur Hazret-i İbrahim ile Hazret-i İsmail Kâ�beyi yaptıktan sonra bu yerlerde daha çok duanın ve tevbenin kabul edileceğini öğretmek için böyle dua etmişlerdir Bu bizim masumiyetimizi [günah işlemeyişimizi] devamlı kıl demektir (Kurtubi)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Dostların günahını düşmanların günahları gibi sanmamalı (İyilerin iyilik sandıkları şeyleri dostlar günah bilir) buyuruldu Bunların günah ve kusurları olsa da başkalarının günahları gibi değildir Yanılmak ve unutmak gibidir Niyet ederek karar vererek yapılmış değildir Taha suresinin (Âdem unuttu azim ile karar ile yapmadı) mealindeki 115 âyet-i kerimesi bunu bildiriyor

Demek ki Hazret-i Âdem günaha azmetmedi Kasten yapmadı unutup yanılarak yaptı Bunun için de affa uğradı Ama İblis kararla azimle yaptı ve ebedi lanetlendi İkisinde de emre muhalefet var; ama birinde unutmak ve yanılmak ötekinde azim ve karar var

Hazret-i Musa�nın Kıpti�yi öldürmesi hakkında Tefsir-i Kurtubi�de bildirilen malumat şöyledir:
1- Hazret-i Musa o zaman 12 yaşında idi
2- Kavgayı aralamak için iki kişinin arasına girdi Kıpti hafif itelemekle düşüp öldü
3- Bu işte Hazret-i Musa�nın öldürmek için bir kastı yoktu yanlışlıkla yani kazayla bu olay meydana geldi Buna rağmen Hazret-i Musa yine de Allahü teâlâdan af diledi Allah da onu affetti

Hazret-i Musa�nın yanındaki Hızır aleyhisselamın günahsız çocuğu öldürmesi ise Allah�ın emri ile idi Çocuk büyüyünce kâfir olacağı ve ailesine zulmedeceği bildirildiği için yerine hayırlı bir evlat vermesi için o çocuk öldürülmüştü Bunda Hazret-i Hızır�ın bir suçu yoktur

Peygamberler aya güneşe tapmaz
Sual: Bütün Peygamberlerin Peygamberlikleri bildirilmeden önce de günah işlemedikleri malum iken neden meallerde Hazret-i İbrahim�in yıldıza aya ve güneşe "Bu benim Rabbim" dediği yazılı?
CEVAP
Hiçbir Peygamber Peygamberliğini tebliğ etmeden önce de günah işlemez hele Allahü teâlâya şirk koşmaz Müşrikler gibi (Güneş benim Rabbim) demez Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyandı O gerçekten Allah�ı tanıyan doğru bir müslümandı Müşriklerden de olmadı) [Al-i İmran67]

(Andolsun ki bundan önce İbrahim�e de rüşdünü [büluğundan önce hidayeti] verdik [Onun buna ehil ve müstahak olduğunu] biliyorduk) [Enbiya 51]

Bu âyet-i kerimeler de İbrahim aleyhisselamın büluğundan önce de hidayet üzere olduğunu göstermektedir (Beydavi)

Durum böyle iken İbrahim aleyhisselamın yıldıza aya ve güneş taptığını söylemek Kur�an-ı kerimdeki ifadeleri anlamamak demektir Hemen bütün tercüme ve meallerde yıldız ay ve güneş için (Bu benim Rabbim) diye yazılmıştır Hiçbir açıklama yapılmamıştır Bu bakımdan Kur�an-ı kerim tercümelerinden fıkıh akaid gibi ilimler öğrenilmez

Tefsir-i Mazharide Enam suresinin 76-79 âyetlerinin açıklaması şöyledir:
İbrahim aleyhisselam yıldızları ay ve güneş gösterip Bu mu benim Rabbim diyerek bunlara tapanları ilzam etmek [susturmak] istemiştir Beydavi tefsirinin Şeyhzade haşiyesinde de böyle bildirilmektedir

Tibyan�da (Acaba Rabbim bu mu?) şeklinde tercüme yapılmış Bu ifadede bile şüphe var Ancak tefsirlerden aldığı dört açıklama şöyledir:
1- İbrahim aleyhisselam müşriklerin cehaletlerini bildirmek için böyle söylemiştir

2- Müşriklerin yaptıkları şeyleri başlarına kakmak doğruyu öğretmek için (Bunun gibi şeyden hiç Rab olur mu bu mu benim Rabbim) demek istemiştir

3- Müşriklerin aleyhine hüccet için (Sizce benim Rabbim bu ha) demek istemiştir

4- (Kavmim Rabbimin bu olduğunu söylüyor) demek istemiştir

Bu dört açıklama da Hazret-i İbrahim�in; yıldız ay ve güneş için (Bu benim Rabbim) demediğini yani müşriklerden olmadığını açıkça göstermektedir Ay veya güneş için Bu benim Rabbim demek şirktir Halbuki Peygamberler şirk değil günah bile işlemezler (Feraid)

Bekara suresinin (İbrahim �ya Rabbi ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster� dediğinde Rabbi �İnanmıyor musun� dedi İbrahim inanıyorum ama kalbimin tatmin olması için görmek istedim dedi) mealindeki 260 âyetinden dolayı da bazı sapıklar (Hazret-i İbrahim Allah�ın yaratmasından şüphe ediyordu) diyorlar Halbuki yukarıdaki âyetlerde İbrahim aleyhisselamın büluğundan önce de rüşd sahibi doğru bir müslüman olduğu açıklanmıştı Buna rağmen böyle söylemek cahillik değil ise art niyettir

Hazret-i İbrahim�e bu çeşit saldırılar olduğu gibi İslam�ın iki göz bebeğinden birisi olan Hazret-i Ömer�e de İbni sebeciler (Ömer Hudeybiye�de Resulullahın Peygamberliğinden şüphe etmişti) diyebiliyorlar Orada da Hazret-i Ömer aynen Hazret-i İbrahim gibi Allah ve Resulüne olan teslimiyetini bildirmek için (Ya Resulallah sen Allah�ın Peygamberi değil misin? Biz hak kâfirler bâtıl yolda değil mi?) mealindeki sözlerinden dolayı ona saldırıyorlar Hazret-i Ömer (Ya Resulallah (Sen elbette Allah�ın resulüsün bizim yolumuz elbette hak kâfirler elbette bâtıl yoldadır Zahiren aleyhimize görünen bu anlaşmada asla dinden taviz verilmemiştir) demek istediğini bütün Ehl-i sünnet âlimleri bildirmektedir (Kurret-ül-ayneyn)

Kur'an tercümesi denilen kitapların ne kadar yanlış ve zararlı oldukları buradan da anlaşılmaktadır Kelam fıkıh ve tasavvuf gibi lüzumlu bilgileri Kur'an tercümesi denilen kitaplardan öğrenmemiz mümkün değildir Hatta muteber tefsirlerden bile anlamamız mümkün olmaz Lüzumlu bilgileri nakli esas alan ilmihallerden öğrenmemiz gerekir

Hazret-i İbrahim ve Azer
Sual: Azer Hazret-i İbrahim�in babası mı idi?
CEVAP
Peygamber efendimizin bütün dedelerinin temiz bir mümin olduğu âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle sabittir Bunun aksini söylemek bu husustaki nassları inkâr olur

Tevbe suresinin 28 âyet-i kerimesinde müşriklerin necis yani pis olduğu bildiriliyor Peygamber efendimiz de bütün dedelerinin temiz olduğunu bildiriyor Şuara suresinde (Vetekallübeke fissacidin) buyuruluyor Yani mealen (Sen yani senin nurun hep secde edenlerden dolaştırılıp sana inkılab etmiş ulaşmıştır) demektir Ehl-i sünnet âlimleri bu âyet-i kerimeyi tefsir ederken bütün ana-babalarının mümin olduğunu bildirmişlerdir Mevahib-i ledünniyye kitabının başında bütün dedelerinin temiz birer mümin olduğunu bildiren hadis-i şerifler nakledildikten sonra buyuruluyor ki:
(İbni Abbas hazretleri buyuruyor ki:
"Seni bir Peygamberin neslinden diğer bir Peygamberin nesline naklettim Yani senin soyun Peygamberler silsilesidir Bir babanın iki oğlu olsa Peygamberlik hangisinde ise Resulullah ondan gelmiş demektir")

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her asırdaki insanların en iyilerinden dünyaya getirildim) [Buhari]

(Allahü teâlâ İsmail evladından Kinaneyi ve onun sülalesinden Kureyşi beğendi seçti Kureyş evladından da Haşimoğullarını sevdi Onlardan da beni süzüp seçti) [Müslim]

(En iyi insanlardan vücuda geldim Silsilem en iyi insanlardır) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ Arabistan�daki seçilmişlerden beni seçti Beni her zamandaki insanların en iyilerinde bulundurdu) [Taberani]

(Dedelerimin hiçbiri zina etmedi En iyi babalardan temiz analardan geldim Dedelerimden birinin iki oğlu olsaydı ben bunların en iyisinde bulunurdum) [Mevahib]

(Hazret-i Âdem�den babama kadar hep nikahlı ana-babadan geldim Ben ecdat olarak sizin en hayırlınızım) [Deylemi]

(Soy bakımından da insanların en şereflisiyim Öğünmek için söylemiyorum) [Deylemi]
[Yani (Hakikati bildiriyorum hakikati bildirmek vazifemdir bunları söylemezsem vazifemi yapmamış olurum) demektir]

Bu hadis-i şerifler ve Şuara suresindeki âyet-i kerime Peygamber efendimizin bütün dedelerinin temiz bir mümin olduğunu göstermektedir Kâfirler pis olduğuna göre Hazret-i İbrahim�in babasının kâfir olması mümkün değildir

Molla Cami hazretleri buyuruyor ki:
(Muhammed aleyhisselamın zerresini taşıdığı için Hazret-i Âdem�in alnında nur parlıyordu Bu zerre Hazret-i Havva�ya ve ondan Hazret-i Şit�e ve böylece temiz erkeklerden temiz kadınlara ve temiz kadınlardan temiz erkeklere geçti O nur da zerre ile birlikte alınlardan alınlara geçti) [Şevahid]

Bu nur kâfire geçmediği gibi zina gibi bir günah işleyen mümine bile geçmiyordu Bu bakımdan da Azer Hazret-i İbrahim�in babası değildi [Hazret-i İbrahim�in babasının ismi Taruh idi]

Amcası ve üvey babası idi
Enam suresinin 74 âyetinde (İbrahim babası Azer�e dediği zaman) buyuruluyor Burada Azer kelimesi baba kelimesinin atf-ı beyanı olduğu Beydavi tefsirinde yazılıdır Bir kimsenin iki ismi olup birlikte söylenince birinin meşhur olmadığı ikincinin meşhur olduğu anlaşılır Meşhur olmayan birincisindeki kapalılığı açıklamak için ikincisi söylenir Bu ikincisine atf-ı beyan denir

Hazret-i İbrahim iki kimseye baba demektedir Birisi kendi babası diğeri de üvey babası ve amcası olan kimsedir İcaz belagat ve fesahat kaidelerine göre âyet-i kerimenin manası (İbrahim ismi Azer olan babasına dediği zaman) demektir Böyle olmasaydı sadece (Azer�e dediği zaman) veya (Babasına dediği zaman) demek yetişirdi Eğer Azer kendi öz babası olsaydı Babası kelimesi fazla olurdu Türkçe�de bile (Babam Ali geliyor) denmez (Babam geliyor) denir

Kur�an-ı kerimde amcaya baba denilmektedir Hazret-i İsmail Hazret-i Yakub�un amcasıdır Fakat Kur�an-ı kerimde (Amcan İsmail) denmiyor (Baban İsmail) deniyor Çocukları Hazret-i Yakub�a (Babaların İbrahim ve İsmail ve İshak) diyor (Bekara 133) Yani (Baban İbrahim baban İsmail ve baban İshak) deniyor Halbuki Hazret-i İsmail Hazret-i Yakub�un babası değil amcasıdır Tefsirlerde Kur�an-ı kerimde amcaya baba denildiği bildirilmektedir Peygamber efendimizin yaşlı köylüye amcaları olan Ebu Talib�e ve Hazret-i Abbas�a baba dediği çeşitli muteber kitaplarda yazılıdır

Yalnız Araplar değil çeşitli milletlerde amcaya üvey babaya kayınpedere ve yardımsever zatlara baba demek âdettir

Türkiye�de de insanlara iyilik eden onları himayesine alan kimselere mecaz olarak "Baba adam" "Fakir babası" dendiğini hepimiz biliriz Yaşlı kimselere de hürmeten "Baba" denir

Yaşlı kadınlara da "Ayşe ana" "Fatma ana" veya "Hacı anne" dendiği meşhurdur Böyle söylemekle yani baba demekle o kimse bizim babamız olmadığı gibi anne dediğimiz kadın da annemiz olmaz Bunlar hürmet için söylenir

Yine yaşlı kimselere bir akrabalığımız olmadığı halde "Amca dede" yaşlı kadınlara da "Teyze nine" deriz Bunlar bir saygı ifadesidir

Bu bakımdan Hazret-i Yakub�un öz babası Hazret-i İshak iken Kur�an-ı kerimde Hazret-i Yakub�a hitaben (Baban İsmail) buyurulmuştur
[İmam-ı Süyuti hazretleri Kitabüd-derc-il-münife kitabında Azer�in Hazret-i İbrahim�in amcası olduğunu vesikalarla ispat etmektedir]

Bütün Peygamberler Müslüman idi
Allahü teâlânın var ve bir olduğunu bildiren ilahi dinlerin hepsi insanlar bozmadan önce amele ait hükümler hariç inanılacak şeylerde hepsi aynı idi Bütün Peygamberler Müslüman idi Mesela Yahudi ve Hıristiyanların bizim Peygamberimiz dedikleri nebiler için Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyandı O Allah�ı tanıyan doğru bir Müslümandı) [Al-i İmran 67]

(İbrahim İsmail İshak Yakub ve torunları [Müslümandır] onların Yahudi veya Hıristiyan olduğunu söyleyenlere de ki siz mi iyi bilirsiniz yoksa Allah mı? Allah�ın bildirdiğini gizleyenden daha zalim kim olabilir) [Bekara 140]

Hazret-i Âdem�den başlayarak gelen bütün hak dinler Hazret-i Musa�dan Peygamberimiz Muhammed aleyhisselama kadar gelen 3 din [Musevilik İsevilik ve İslamiyet] Allah�ın bir ve Peygamberlerinin de birer insan olduğunu bildirmiştir Ancak Yahudiler Hazret-i İsa�ya inanmadılar Hıristiyanlar da putlara tapınmaktan kurtulamadı Hazret-i İsa (Ben de sizin gibi bir insanım Allah�ın oğlu değilim Onun oğlu kızı yok) dediyse de Baba Oğul ve kutsal ruh ismi ile 3 ayrı ilaha tapındılar

Hazret-i Hud Ad; Hazret-i Salih Semud kavmine; Hazret-i Musa Beni İsrail�e gönderilmişti Harun Davud Süleyman Zekeriya ve Yahya "aleyhimüsselam" da yine Beni İsrail�e gönderilmiştir Fakat bunların ayrı dini olmayıp Beni İsrail�i Hazret-i Musa�nın dinine davet etmişlerdi Hazret-i Davud�a inen Zebur�da emir ve yasakları bildiren hükümler yoktu Vaaz ve nasihat dolu idi Tevrat�ı nesh etmedi yani yürürlükten kaldırmadı onu kuvvetlendirdi Bunun için Hazret-i Musa�nın dini devam etti Fakat zamanla Yahudiler Tevrat�ta değişiklik yaptılar Musevilik bozuldu Hazret-i İsa gelince bunun dini Hazret-i Musa�nın dinini nesh etti Yani Tevrat�ın hükmü kalmadı ve bundan sonra Hazret-i Musa�nın dinindeki bozulmayan hükümlerine de uymak caiz olmadı Hazret-i İsa�nın dinine uymak lazım oldu Fakat Yahudilerin çoğu "Biz Tevrat�a uyarız" diyerek Hazret-i İsa�ya iman etmedi Bozulan Yahudilikte kaldılar

Hazret-i İsa Beyt-ül-lahmde doğdu Sonra Mısıra gidip daha sonra da Nasıra�ya yerleşti Burada 30 yaşında nebi oldu Bunun için Hazret-i İsa�ya iman edene Nasrani ve hepsine Nasara denir

Yahudiler Hazret-i Musa�nın dinine uyuyoruz Tevrat ve Zebur okuyoruz diyor Nasara da Hazret-i İsa�nın dinine uyuyoruz İncil okuyoruz diyor Halbuki bütün cihana gönderilen Muhammed aleyhisselamın dini yani İslamiyet daha önce gelmiş bütün dinleri nesh etmiştir Sadece bozulan kısımları değil bozulmayan kısımları da yürürlükten kaldırmıştır İslam dininin hükmü kıyamete kadar süreceğinden başka bir dinde bulunmak caiz olmaz Çünkü Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah indinde hak din ancak İslam�dır) [Al-i İmran19]
(Sizin için din olarak İslam�ı beğendim) [Maide 3]
(İslam�dan başka din arayanın bulacağı din asla kabul edilmez) [Al-i İmran85]

Peygamber efendimizden sonra hiç Peygamber gelmeyecektir Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Muhammed aleyhisselam Allah�ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur) [Ahzab 40]


Nimetlerin ihsanların en büyüğü
Sual: Allah�ın en büyük ihsanı hangisidir?
CEVAP
Allahü teâlânın insanlara olan nimetlerinin ihsanlarının en büyüğü Peygamberler göndermesidir Peygamberler göndererek razı olduğu ve razı olmadığı şeyleri bildirmiştir Peygamberler fen bilgilerini öğretmediler (Bunları akıl ile araştırınız bulunuz faydalı işlerde kullanınız) dediler Kendileri de kendi zamanlarında bilinen fen vasıtalarını yaptılar ve kullandılar Daha fazlasını ve yenilerini yapmakla uğraşmadılar Bunları yapmayı başkalarına bıraktılar Kendileri Allahü teâlânın bildirdiği dini yaymaya öğretmeye uğraştılar

Eshab-ı kiram bir gün Peygamber efendimize sordu:
- Yemen�e gidenlerimiz orada hurma ağaçlarını başka türlü aşıladıklarını ve daha iyi hurma aldıklarını gördük Biz Medine�deki ağaçlarımızı babalarımızdan gördüğümüz gibi mi aşılayalım yoksa Yemen�de gördüğümüz gibi aşılayıp da daha iyi ve daha bol mu elde edelim?
Resulullah efendimiz bunlara şöyle diyebilirdi:
(Biraz bekleyin! Cebrail aleyhisselam gelince ona sorar anlar size bildiririm) veya (Biraz düşüneyim Allahü teâlâ kalbime doğrusunu bildirir Ben de size söylerim)
Fakat böyle demedi ve şöyle buyurdu:
- Tecrübe edin! Bir kısım ağaçları babalarınızın usulü ile başka ağaçları da Yemen�de öğrendiğiniz usul ile aşılayın! Hangisi daha iyi hurma verirse her zaman o usul ile yapın!

Yani fennin esası olan tecrübeye güvenmeyi emir buyurdu Kendisi meleklerden anlar veya mübarek kalbine elbette doğar idi Fakat dünyanın her tarafında kıyamete kadar gelecek Müslümanların tecrübeye fenne güvenmelerini işaret buyurdu

Eğer Peygamberler gönderilmeseydi akıl Allah�ın varlığını anlayamaz Onun büyüklüğünü kavrayamazdı Nitekim kendilerini akıllı sanan eski Yunan filozofları Allahü teâlânın varlığını anlayamadılar Yaratanı inkâr ettiler Nemrut ve Firavun gibi birçok kimse de ilahlık iddiasında bulunmuştu Demek ki insanların kısa akılları bu en büyük nimeti anlayamıyor Peygamberler bildirmedikçe sadece akılları ile bu sonsuz saadete kavuşamıyor

İslamiyet�te aklın ermediği şeyler çoktur Fakat akla uymayan bir şey yoktur Ahiret bilgileri ve Allahü teâlânın beğenip beğenmediği şeyler ve Ona ibadet şekilleri eğer aklın çerçevesi içinde olsalardı ve akıl ile doğru olarak bilinebilselerdi binlerce Peygamberin gönderilmesine lüzum kalmazdı İnsanlar dünya ve ahiret saadetini kendileri görebilir bulabilirdi ve Allahü teâlâ hâşâ Peygamberleri boş yere ve lüzumsuz göndermiş olurdu Hiçbir akıl ahiret bilgilerini bulamıyacağı çözemiyeceği içindir ki Allahü teâlâ her asırda dünyanın her tarafına Peygamber göndermiş ve en son ve kıyamete kadar değiştirmemek üzere ve bütün dünyaya Peygamber olarak Muhammed aleyhisselamı göndermiştir

Bütün Peygamberler akıl ile bulunacak dünya işlerine dokunmayıp yalnız bunları araştırmak bulup faydalanmak için çalışmayı emir ve teşvik buyurmuş kendileri dünya işlerinden her birinin insanları ebedi saadete ve felakete nasıl sürükleyebileceklerini anlatmış ve Allahü teâlânın beğendiği ve beğenmediği şeyleri açık olarak bildirmişlerdir

Peygamber gönderilmeseydi
Sual: Peygamberler olmasaydı insan Allah�a nasıl ibadet edileceğini nasıl şükredeceğini bilebilir miydi?
CEVAP
İnsanları var eden ve varlıkta kalabilmeleri için gereken her nimeti gönderen Allahü teâlâdır İyilik edene şükretmek gerektiğini herkes bilir Allahü teâlânın nimetlerine nasıl şükredileceğini bilmek için de yine Peygamberler "aleyhimüssalevatü vetteslimat" gerekir Onların bildirmediği şükür ve saygı Ona layık olmaz Ona nasıl şükür olunacağını insan bilemez Ona karşı saygısızlık olan bir şeyi şükretmek ve saygı sanabilir Şükredeyim derken saygısızlık yapabilir Allahü teâlâya nasıl şükredileceği ancak Peygamberlerin bildirmeleri ile anlaşılır

Evliyanın kalblerine doğan (İlham)denilen bilgiler de Peygamberlere uymakla hasıl olmaktadır İlham akıl ile hasıl olsaydı yalnız akıllarına uyan eski Yunan felsefecileri yoldan sapmazlardı Allahü teâlâyı herkesten iyi anlarlardı Halbuki Allahü teâlânın ve Onun üstün sıfatlarının varlığını anlamakta insanların en cahilleri bu felsefecilerdir Bunlardan birkaçı Peygamberlerden işiterek ve mümin olan tasavvufculardan görerek riyazet ve mücahede yapmış nefslerine sıkıntı vererek onu parlatmışlar böylece birkaç şey bulabilmişler ise de nefsin safasının parlatılmasının ve bu yoldan ele geçenlerin sapıklık olduğunu anlayamamışlardır

Kalbi parlatmak temizlemek gerekir Kalb temizlendikten sonra nefs temizlenmeye başlar Nurlar önce temiz kalbe girer Kalb temizlenmeden nefsi parlatmak gece düşmanın yağma yapması için ona ışık yakmaya benzer Nefsin yardım ettiği düşman İblistir Evet açlıkla nefsin istediklerini yapmamakla ona sıkıntı vermekle ve akıl ile aramakla da doğruya ve saadete kavuşulabilir Fakat bu ancak Peygamberlere ve bunların Allahü teâlâdan getirdiklerine inandıktan sonra mümkün olabilir Çünkü Peygamberlerin her sözü yanılmayan meleklerle bildirilmiştir Bu bilgilere şeytan düşmanı karışamaz

Bu büyüklere uymayanlar ise şeytanın aldatmasından kurtulamazlar Felsefecilerin büyüklerinden olan Eflatun İsa aleyhisselamınzamanında bulunmak şerefine kavuşmuştu Fakat kaba cahillik yaparak kendisinin kimseden bir şey öğrenmeye ihtiyacı olmadığını sandı O yüce Peygamberin "aleyhissalevatü vetteslimat" bereketlerinden mahrum kaldı


Peygamberleri ve Kitapları inkâr
Sual: (Allah�a inanıyorum ama Peygamberlere ve Kitaplara inanmıyorum)diyen kimse müslüman mıdır?
CEVAP
İmanın şartı altıdır Birini inkâr eden müslüman olamaz

Her şeyi hikmetli yaratan Allah insanları başıboş mu bırakır? Onların nasıl hareket edeceğini elbette bildirir Peygamberleri vasıtası ile kitaplar göndererek neleri yapıp neleri yapmamak gerektiğini bildirmiştir Peygamberleri inkâr Allah�ı inkâr olur

Peygamberler Allah�ın emirlerini noksansız bildirmişlerdir Her şeye gücü yeten Allahü teâlâ gelecekte olacak [yani yaratacağı] şeyleri de bildiği için emrini değiştirecek yanlış iş yapacak kimseleri Peygamber olarak gönderir mi? Hâşâ Allah�ın emirlerini değiştirseler yanlış şeyler söyleseler her şeye gücü yeten Allahü teâlâ buna mani olmaz mı? Her vasfını bildiği en güvenilir insanları Peygamber yaparak göndermiştir Allahü teâlâ Peygamber yapacağı kimselerin durumunu onları yaratmadan önce de biliyordu

Allahü teâlâ (Ben insanları bana ibadet etmeleri için yarattım) buyuruyor Peygamberler kitaplar göndermeseydi biz Allah�a nasıl ibadet edecektik? Bir kimsenin Allah�a inanıp da Onun Peygamberlerine inanmaması o kimsenin normal olmadığını gösterir


Her yere Peygamber gönderilmiştir
Sual: Peygamberler niçin hep Arabistan�dan çıkmıştır? Neden Avrupa ve Uzakdoğu gibi yerlere Peygamber gelmemiştir?
CEVAP
Dünyanın her tarafına her şehrine Peygamber gönderilmiştir Ancak bunlara inanan hiç olmadığı veya çok az olduğu için Peygamber gelmemiş zannedilmektedir

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Eski zamanlarda bütün dünyada Peygamber gönderilmedik yer kalmamış gibidir Hatta bundan en mahrum zannedilen Hindistan�da bile Hindlilerden Peygamber gönderilmiştir Bu şehirleri sayabilirim Hatta köylere kadar Peygamber gönderilmiştir Fakat deli diyerek alay ediyor inanmıyorlardı Azgınlıkları artınca Allahü teâlâ da onları helak ediyordu Bir müddet sonra başka Peygamber gönderiyor ona da böyle yapıyorlardı Hindistan�da böylece yıkılmış şehir harabeleri çoktur) [1/259]

[Dağda ormanda mağarada veya çölde yaşayıp da dinden haberi olmayan kimseler imanlı olmadıkları için Cennete girmezler Allah�ı Cenneti Cehennemi duymadığı ve inkâr etmediği için Cehenneme de girmezler Dirildikten sonra hesaba çekilip varsa günahları kadar mahşer yerinde azap çekeceklerdir Herkesin hakkı verildikten sonra bütün hayvanlar gibi bunlar da yok edilecekler bir yerde sonsuz kalmayacaklardır (Mektubat-ı Rabbani Feraid-ül fevaid Tac)

Dağda çölde yaşayıp da Peygamberleri işitmemiş olana Şahik-ul-cebel denir Bunlar mazurdur Peygamber gelmemiş hükmündedir Bunların Peygamberlere inanmaları emrolunmadı Bunlar için Kur'an-ı kerimin İsra suresinin on beşinci âyetinde (Peygamber göndermeden önce azap yapmayız) buyuruldu (İsbat-ün-nübüvve)]


İkinci baba
Sual: Nuh aleyhisselama ikinci baba denilmesinin sebebi nedir?
CEVAP
Nuh aleyhisselam zamanında Tufan olup bütün dünyayı su kapladı Yeryüzünde bulunan insanların ve hayvanların hepsi boğuldu Fakat Nuh aleyhisselam ile gemide bulunan müminler kurtuldu Nuh aleyhisselam gemiye binerken her hayvandan birer çift almış olduğundan hayvanlar da bunlardan üredi

Nuh aleyhisselamın gemide üç oğlu vardı: Sam Yafes ve Ham Şimdi yer yüzünde bulunan insanlar bu üçünün soyundandır Bunun için Nuh aleyhisselama ikinci baba denir


Hazret-i İsa�dan sonra
Sual: Hazret-i İsa ile Peygamber efendimiz arasında Peygamber gelmiş midir?
CEVAP
Hazret-i Âdem�den beri birçok Peygamber geldiği kitaplarda yazılıdır Bunlardan bin senede bir gelene Resul denir Her asırda en az bir Peygamber gelerek Resullerin bildirdiği dinleri kuvvetlendirmişlerdir Resullere tâbi olan bu Peygamberlere Nebi denir Hazret-i İsa�dan sonra da nebiler gelmiştir Mesela Hazret-i Yahya İsa aleyhisselamla aynı senede doğmuştur Hazret-i İsa�ya İncil inince Hazret-i Yahya da Ona tâbi olup İncilin hükümlerini bildirmiştir Hazret-i İsa�dan sonra da nebiler [Peygamberler] gelmiştir Bunlardan üçünün hayatı Türkiye Gazetesi�nin yayınlarından Peygamberler Tarihi Ansiklopedisinin 5 cildinde bildirilmiştir Bunlar Şemun Circis ve Halid bin Sinandır (Aleyhimüsselam)

Sual: Yeni Rehber Ansiklopedisi�nin c10 s 130 �da (Benimle İsa arasında başka bir Peygamber yoktur) hadis-i şerifi yer alıyor Yine c8 s 250�de Halid bin Sinan�ın Peygamber olduğu Hazret-i İsa ile Muhammed aleyhisselam arasında geldiği ifade ediliyor Bu ifadelerde bir tenakuz yok mu?
CEVAP
Tenakuz yoktur Çünkü hadis-i şerifte Hazret-i İsa'dan sonra kitap getiren resul yoktur buyuruluyor Yoksa son resul ve son nebi olan Muhammed aleyhisselama kadar çok nebi gelmiştir Hazret-i Âdem'den beri 124 bin kadar nebi geldiği bildirilmiştir Yahya aleyhisselam da her ne kadar Hazret-i İsa ile aynı devirde Peygamberlik yapmış ise de Hazret-i İsa ile Muhammed aleyhisselam arasında yaşamış bir nebidir Çünkü İsa aleyhisselam göğe kaldırıldıktan sonra da Peygamberlik yaptı Hazret-i İsa'nın göğe kaldırıldığından bir buçuk sene sonra şehid edildi Demek ki Halid bin Sinan bir nebidir


Mürsel Peygamberler
Sual: Hazret-i İsa resul olarak gelince Hazret-i Musa�nın dini ile amel etmek caiz mi idi?
CEVAP
Hazret-i Âdem�den beri her bin senede bir Resul gelirdi Her yüz senede bir veya birkaç Nebi denilen Peygamber gelirdi Resul ve Nebi olan bütün Peygamberler hep aynı esaslara iman edilmesini istemişlerdir Yani Hazret-i Âdemin bildirdiği iman ile Peygamber efendimizin bildirdiği iman aynı idi İmanda değişiklik olmaz Amele ait hükümlerde zamanla değişiklikler oldu Önceleri haram olan bir şey sonra helal önce helal olan bir şey sonra haram olmuştur

Bir Resul gelince bunun geldiğini duyanların artık önceki Resulün bildirdikleri ile amel etmeleri caiz olmaz Mesela Hazret-i İsa gelince bunu işitenlerin artık Hazret-i Musa�nın getirdiği hükümlerle amel etmeleri caiz değildi Ancak başka bir beldede bulunup da Hazret-i İsa�nın geldiğini işitmemiş olanlar bundan müstesnadır Onların yine Hazret-i Musa�nın dini ile amel etmeleri gerekirdi

Eğer bir mürsel Peygamberin getirdiği din zamanla tahrif olmuş değişmişse ona da uyulmaz Ondan önce gelmiş tahrif olmamış din ile amel edilir

Hazret-i İsa gelmeden önce Hazret-i Musa�nın dini tahrif olmuştu Hazret-i Üzeyre Allah�ın oğlu deniyordu Hazret-i İsa�nın gelişinden kısa bir müddet sonra da Isevilik tahrif olmuş hak olarak hiçbir yerde kalmamıştı Hazret-i İsa�ya "tanrı" veya "tanrının oğlu" deniyordu

Akl-ı selim sahipleri tahrif olmuş bu dinlere uymadılar Daha önce gelen ve bozulmamış olan Hazret-i İbrahim�in dinine tâbi oldular Peygamber efendimizin mübarek ana babası ve Mekke�deki birçok kimse bu sebeple Hazret-i İbrahim�in dini ile amel etmişlerdir


Hazret-i Davud resul ve nebi idi
Sual: Yeni bir resul gelince önceki resulün dinini nesh ediyor Hazret-i Davud gelince önceki din olan Hazret-i Musa�nın dinini niye nesh etmedi? Yoksa Hazret-i Davud resul değil miydi?
CEVAP
Bütün mucizeler mahluktur ama istisna olarak Kur'an-ı kerim mahluk olmayan mucizedir Herkes bir ana babadan dünyaya gelir ama Hazret-i Âdem babamız ile Hazret-i Havva validemiz ana babasız dünya gelmiştir Hazret-i İsa da babasız yaratılmıştır Bunlar istisna oluyor Davud aleyhisselamda da bir istisna olduğu görülüyor

Hazret-i Davud kendisine kitap verilen bir resul olmasına rağmen kendinden önce gelen dini nesh etmedi Ama Davud aleyhisselam 40 yıl hükümdarlık etti Allahü teâlâ ona büyük ihsanlarda bulundu Üç âyet meali şöyledir:
(Davud�a da Zebur�u verdik) [Nisa 163 İsra 55]
(Ey Davud biz seni yeryüzünde halife yaptık) [Sad 26]

(Biz Davud�a tarafımızdan [diğer insanlar ve nebiler üzerine] fazilet [Peygamberlik kitap saltanat güzel ses ve demire elinde şekil verme gibi] üstünlük verdik Ey dağlar ve kuşlar siz de Onunla beraber tesbih edin dedik Ona demiri [mum gibi] yumuşak kıldık) [Sebe 10]

Hazret-i Davud aynı zamanda nebi idi Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Hiç kimse eli ile [alnının teri ile] kazandığından daha hayırlı bir şey yemez Allah�ın nebisi Davud da eli ile [alnının teri ile] kazandığını yerdi) [Buhari] {Demirden güzel zırhlar yapıp satardı}

Peygamberlerin birbirleri üzerinde şerefleri üstünlükleri vardır Ülülazm olan resuller diğerlerinden Resuller ise resul olmayan nebilerden daha üstündür Yukarıdaki âyetler hem resul hem nebi hem de sultan olan Davud aleyhisselamın üstünlüğünü göstermektedir

Musa aleyhisselam Beni İsrail�e gönderilmiştir Yuşa Harun Davud Süleyman Zekeriya ve Yahya [aleyhimüsselam] da Beni İsrail�e gönderildi Ama bunların ayrı dinleri olmayıp Beni İsrail�i Hazret-i Musa�nın dinine davet ettiler Davud aleyhisselama Zebur kitabı indi Zebur�da şeriat [yani ahkam emir ibadet] yoktu Vaaz ve nasihatlerle dolu idi Bunun için Tevrat�ı nesh etmedi yani yürürlükten kaldırmadı onu kuvvetlendirdi Bunun için Hazret-i Musa�nın dini İsa aleyhisselam zamanına kadar devam etti Hazret-i İsa gelince bunun dini Hazret-i Musa�nın dinini nesh etti Yani Tevrat�ın hükmü kalmadı ve bundan sonra Hazret-i Musa�nın dinine uymak caiz olmayıp Muhammed aleyhisselamın dini gelinceye kadar Hazret-i İsa�nın dinine uymak lazım oldu

Nebi ve Resul nedir?
Sual: Bazıları hocalarını Resul yani Peygamber olarak gösterebilmek için �Kitap gönderilen peygambere Nebi Kitap gönderilmeyen peygambere Resul denir�diyorlarPeygamberlik son bulmadı mı? Bizim Peygamberimiz son Peygamber değil mi?
CEVAP
Müslümanlıkla ilgisi olmayan böyle iddialar dinimizi içten yıkmak isteyen din düşmanlarının taktik ve hilelerindendirBunlar Yalnız Kur�an diyerek âyetleri kendi kafalarına göre yorumlayıp Resulullahın açıklamalarına hiç itibar etmezler Hadis-i şeriflerin hepsine de uydurma derler
Kitap gönderilen peygambere Resul denir Nebi kendinden önce gelen Resulün dinini tebliğ eden peygamberdir Yeni din getirmeyip önceki dine davet eden peygamberlere Nebi denir Her resul nebidir; fakat her nebi resul değildir Peygamber Fars�çadır resul veya nebi anlamında kullanılır Kur�an-ı kerimin bir çok yerinde Peygamber efendimize Resul deniyor bazen Nebi diye de geçiyor Nebi denmesi Resul olmasına mani değildir Yani bir resule nebi denmesi onun resul olmadığını göstermez Genel kurmay başkanına bazen general subay veya asker denmesine benzer

Emirleri tebliğ etmekte ve insanları Allahü teâlânın dinine çağırmakta Resul ile Nebi arasında bir ayrılık yoktur Ankebut suresinin (Ona [İbrahim�e İsmail�den sonra] İshak ve Yakub�u da bağışladık Nebiliği ve kitapları [Tevrat�ı İncil�i Zebur�u Kur'anı] onun soyundan gelenlere verdik) mealindeki 27 âyetinde İbrahim aleyhisselamın soyundan gelenlere nebilik verildiği gibi kitap verilen resuller de vardır (Beydavi Medarik Celaleyn)

Kitap sahibi resullerden örnek verelim Hazret-i Musa resul idi İşte âyet-i kerime mealleri:
(Musa «Ey Firavun elbette ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir resulüm» dedi) [Araf 104] (Sırf bu âyet bile onların yalanını çıkarmaya yeter Hazret-i Musa�ya Tevrat indi yani kitap gönderildi Bunun için kendisine resul deniyor Peygamber efendimize de kitap gönderildiği için bir çok âyette resul deniyor Resul denilince nebi de içine girdiği için daha çok resul tabiri geçiyor Kelime-i şehadette de Resul deniyor Nebilik daha yüksek olsa idi o geçer idi

(Musa'yı mucizelerimizle Firavun ve topluluğuna gönderdik Musa "Ben âlemlerin Rabbinin resulüyüm" dedi) [Zuhruf 46] (Bu âyette de Hazret-i Musa�nın resul olduğunu açıkça bildiriyor)

Hazret-i Musa da Peygamber efendimiz gibi hem resul hem de nebi idi İşte âyet-i kerime meali:
(Kitapta Musa'yı da an; elbette o muhlis bir kul ve resul olan nebi idi) [Meryem 51]

Hazret-i İsa da kendisine kitap gönderilen resul idi İşte âyet-i kerime meali:
(Meryem'in oğlu Mesih [İsa] ancak bir Resuldür) [Maide 75]

(�Biz Allah'ın Resulü olan Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri sebebiyle onları [Yahudileri] lanetledik rahmetimizden kovduk) [Nisa 157]

Kitap sahibi resul olan Musa aleyhisselam kardeşi Harun�un da kendisine vezir yani yardımcı olmasını istedi İşte âyet-i kerime meali:
(Ya rabbi ailemden kardeşim Harun�u bana vezir yap beni onunla destekle onu görevimde ortak kıl!) [Taha 29-32]

Allahü teâlâ onun bu duasını kabul ederek buyuruyor ki:
(Allah �Ey Musa! İstediğin sana verildi� dedi) [Taha 36]

(Biz Musa�ya Kitab verdik kardeşi Harun�u da ona vezir [yardımcı] yaptık) [Furkan 35]
Kitap verilen resul olan Hazret-i Musa�dır Hazret-i Harun ise onun veziri yani yardımcısıdır Yardımcısı daha üstün olur mu hiç? Hazret-i Musa Resul iken Hazret-i Harun da nebi oldu İşte âyet-i kerime meali:
(Rahmetimizden kardeşi Harun�u bir nebi olarak ona bağışladık) [Meryem 53]

Hazret-i Harun Musa aleyhisselamın getirdiği dini yani Museviliği tebliğ eden bir nebi idi
(Zekeriyya mihrabda namaz kılarken melekler ona "Allah sana Kelimullahı [İsa�yı] doğrulayıcı efendi nefsine hakim ve salihlerden bir nebi olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler) [Al-i İmran 39] (Hazret-i İsa�nın kitap gönderilen bir resul olduğu yukarıdaki âyetlerde bildirildi Hazret-i Yahya ise Hazret-i İsa�nın getirdiği dini yani İseviliği tebliğ eden bir nebi idi)

Bu örnekler de açıkça kendisine kitap verilen peygamberlere Resul denir Resullerin getirdiği dini tebliğ edenlere de Nebi denir Her resul aynı zamanda nebidir Peygamber efendimizden sonra nebi gelmeyecektir Bir âyet meali şöyledir:
(O Allah�ın resulü ve nebilerin sonuncusudur) [Ahzab 40]
Nebi gelmeyince Resul hiç gelmez Çünkü resullük makamı nebilikten daha özel ve yüksektir

Bu âyetlerden sonra bu konudaki hadis-i şerifleri bildirelim:
(Nübüvvet ve risalet sona ermiştir Benden sonra nebi de resul de yoktur) [Tirmizi]
(Nebiler benimle son buldu) [Müslim]
(Resullerin ilki Âdem ve sonuncusu Muhammed�dir) [Hakim Taberani]

(Övünmek için söylemiyorum [hakikati bildiriyorum] ben mürsellerin [Nebi ve resul olarak gönderilen peygamberlerin] efendisiyim Hepsinin sonuncusu ve şefaat edicilerin ilkiyim) [Darimi]

(Diğer nebilere göre benim durumum şu misale benzer Bir kimse güzel bir ev yapar fakat bir kerpici noksandır Ziyarete gelen halk evi beğenir Yalnız "Şu boşluğa da bir kerpiç konsaydı" derler İşte ben o kerpicim "Hatem-ün-nebiyyin" yani nebilerin sonuncusu tamamlayıcısıyım) [Buhari Müslim]

(Ya Ali Musa�nın yanında Harun nasıl idiyse sen de benim yanımda öylesin Ancak benden sonra nebi gelmeyecektir) [Buhari MüslimTirmizi İbni Mace İmam-ı Ahmed Taberani]

Peygamber efendimiz sadece zamanının ve Arabistan�ın değil kıyamete kadar bütün insanların bütün dünyanın resulüdür Bir âyet meali şöyledir:
(Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmez) [Sebe 8] Bir hadis-i şerif meali: (Ben bütün insanlara gönderildim) [Müslim]

(Size âyetlerimizi okuyacak sizi her kötülükten arıtacak size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan bir resul gönderdik) [Bekara 151] (Bu âyet de kitabın nebiye değil resule geldiğini göstermektedir)

Kur'an-ı kerimde Resulullahın son nebi olduğu bildirildikten sonra İslam binasının tamamlandığı şöyle açıklanıyor:
(Bugün size dininizi ikmal ettim üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam�ı beğendim) [Maide 3]

Allahü teâlâ son nebi ve son resulünü gönderip dinini tamamladığına ve dinde noksan kalmadığına göre artık başka din ve başka peygamber aramak Kur�an-ı kerimi inkâr olur

Nisa suresinin (Kıssalarını sana bildirmediğimiz resuller de gönderdik) mealindeki 64 âyeti resul sayısının Kur�an-ı kerimde bildirilmediğini göstermektedir Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Nebiler 124 bin resuller ise 313 tür) [Hakim]
Bu hadis-i şerif de kitap getiren resullerin nebilere göre daha az olduğunu göstermektedir Nebilerin çok olması resullerin dinlerini yaymalarından dolayıdır


Hazret-i Âdem�in üstünlüğü
Sual: İki âyet meali şöyledir:
(Nebilerden [Yalnız Allah�a kulluk ve ümmetlerini buna davet edeceklerine dair] söz almıştık Senden Nuh İbrahim Musa ve Meryem oğlu İsa'dan misak [sözüne sâdık olan o resullerden ahitlerinde duracaklarına dair sağlam söz] aldık) [Ahzab 7]
(O Dîni doğru tutun [Allah�ı bir tanıyın ona itaat edin peygamberlerine kitaplarına âhiret gününe inanın mümin ve Müslüman olun] ayrılığa düşmeyin diye dinden [iman esaslarından] Nuh�a emrettiğini sana da [senin ümmetine de] din olarak emretti İbrahim�e Musa�ya ve İsa�ya vahyedilenleri sizin için de din kıldı) [Şura 13]
Bu âyetler bu beş peygambere gelen dinin aynı olduğunu ve ülülazm peygamberlerin beş olduğunu Hazret-i Âdem�in ülülazm peygamber olmadığını göstermiyor mu?
CEVAP
Hayır Sadece iki âyet alınmaz Bir âyet başka âyetlerle açıklanabilir Bu âyetler her peygamberin getirdiği dinin iman esasları yönünden aynı olduğunu gösteriyor Yani diğer dinler kötü insanlar tarafından bozulmadan önce Âmentü�nün esasları bütün dinlerde aynı idi Seçilmişlerden olan Hazret-i Âdem ile ilgili üç âyet-i kerime meali:
(Allah Âdem�i Nuh�u İbrahim ve İmran ailesini âlemlere seçkin kıldı) [Al-i İmran 33]

(Âdem�e bütün isimleri öğretti sonra eşyayı meleklere gösterdi �Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin� dedi) [Bekara 31]

(Sizi yarattık sonra şekil verdik sonra meleklere �Âdem�e secde edin� dedik; İblis�ten başka hepsi secde etti o secde edenlerden olmadı) [Araf 11]
Bu âyetlerde Hazret-i Âdem�in âlemlere tercih edilenler arasında meleklerden daha üstün olduğu Meleklerin kendisine secde ettiği ve eşyanın mahiyetini bildiği açıklanıyor Kur�an-ı kerimde Peygamber gönderilmeyen kavme azap yapılmayacağı ve Hazret-i Âdem�in oğlu Kabil�in cehennemlik olduğu bildiriliyor Bu âyetler de Hazret-i Âdem�in peygamber olduğunu göstermektedir

Hazret-i Âdem ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali:
(Resullerin ilki Âdem ve sonuncusu Muhammed�dir Beni İsrail nebilerinin ilki Musa ve sonuncusu İsa�dır) [Hakîm-i Tirmizi]

(Âdem Allahü teâlâ ile konuşan bir nebidir) [Hâkim Beyheki]
(Allahü teâlâ Âdem�i kudret eliyle Cuma günü yaratıp ruhundan nefhetti) [Müslim]

(Allahü teâlânın indinde günlerin seyyidi Cumadır kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir Cuma gününün beş hasletinden biri; Allah Âdem�i Cuma günü yarattı Dünyaya o gün indirildi o gün vefat etti) [Buhari İ Ahmed]

(Musa �Ya Rabbi Âdem sana nasıl şükretti?� dedi Allahü teâlâ buyurdu ki: �Başına gelenin benden olduğunu bildi Bu onun şükrü oldu�) [Hakîm-i Tirmizi]

(Allahü teâlâ Âdem�e her şeyin sanatını öğretti Cennet meyvelerinden ona rızk verdi Dünya meyveleri bozulur Cennet meyveleri bozulmaz) [Taberani]

(Her gün üç kere �Selâvatullahi alâ Âdeme� diyenin bütün günahları affolur ve Cennette Âdem aleyhisselama arkadaş olur) [Deylemi]

(Âdem ile Musa Rableri nezdinde münazara etti Âdem Musa�ya galip geldi) [Buhari Müslim]
Hazret-i Âdem ülülazm bir peygamberdir (İtikadname Ahlak-i alai)


İlk peygamberi inkâr
Sual: Bazıları Hazret-i Âdem�in ilk peygamber olduğunu inkâr ediyorlar Oğlu Kabil�in cehennemlik olması Hazret-i Âdem�in ilk Resul olduğunun başka bir delili değil midir?
CEVAP
Elbette öyledir Allah�ın emrini kabul etmeyen Kabil�in cehennemlik olması babasının peygamber olduğunu göstermektedir Çünkü Allahü teâlâ bir peygamber gönderip dinini bildirmeden insanları mesul tutup yaptıklarından dolayı cehenneme atmaz Bir âyet meali:
(Biz [helal ve haramları bildiren] bir resul göndermeden önce azap etmeyiz) [İsra 15]

Hazret-i Âdem gibi İdris aleyhisselamın da peygamberliğini inkâr edenler var Hazret-i İdris Şit peygamberin torunlarından kendisine 30 suhuf indirilen bir peygamberdir:
(İdris de doğru bir nebidir) [Meryem 56]

Üç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Miracda ikinci gökte iken Cebrail �Bu İdris Peygamberdir� dedi) [Buhari Müslim]
(Resullerin ilki Âdem sonuncusu Muhammed�dir Kalemle yazan ilk nebi İdris�tir) [Hakîm]
(Nebilerin ilki Âdem aleyhisselamdır) [Taberani]

Hazret-i Âdem ilk peygamberdir İki âyet meali:
(Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem�i Nuh�u İbrahim ailesi ile İmran ailesini [peygamber] seçip âlemlere üstün kıldı) [Al-i İmran 33]

(İşte bunlar Allah�ın kendilerine nimetler verdiği nebilerden Âdem�in soyundan Nuh ile birlikte [gemide] taşıdıklarımızdan İbrahim ve İsrail�in soyundan doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir) [Meryem 58]

Resullerin ilki Âdem sonuncusu Muhammed�dir [aleyhimesselam] (İmam-ı a�zam - Fıkh-ı ekber)

Kabil�in katil olması
Sual: Hazret-i Âdem�in oğlu Kabil niçin kardeşi Habil�i öldürdü?
CEVAP
Hazret-i Havva bir kız bir erkek doğururdu Kabil ile doğan kız [Eklima] çok güzeldi Kabil bu kardeşi ile evlenmek istedi Hazret-i Âdem (Allah�ın emri böyle Sen kardeşin Eklima ile evlenemezsin Eğer bana inanmazsan Habil ile Allah�a birer kurban kesin hanginizin kurbanı kabul olursa Eklima ile o evlenir Sürü sahibi Habil bir koç çiftçi olan Kabil de bir demet buğday başağı ortaya koydu Kabul olan kurbanı gökten bir ateş inip yakardı Gökten inen ateş Habil�in kurbanını yaktı Başak demetine bir şey olmadı Kabil buna kızıp Habil�i öldürdü

Bu olay Kur�an-ı kerimde mealen şöyle bildiriliyor:
(Onlara Âdem�in iki oğlunun gerçek olan haberini anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş diğerinden ise kabul edilmemişti [Kurbanı kabul edilmeyen Kabil kıskançlık yüzünden kardeşi Habil�e] �Andolsun seni öldüreceğim� dedi Diğeri de dedi ki: �Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder Andolsun ki sen öldürmek için bana elini uzatsan da ben öldürmek için sana el uzatacak değilim Ben âlemlerin Rabbi olan Allah�tan korkarım Sen hem benim günahımı hem de [beni öldürmek Allahü teâlâya ve babamıza isyan ederek işlediğin] kendi günahını yüklenip ateşe atılacaklardan olursun zalimlerin cezası işte budur� Bunun üzerine [Kabil bir insan nasıl öldürülür bilmiyordu ilk insan öldürülecekti İblisin bir kuşun başına taş vurarak öldürdüğünü görüp] nefsine uyup kardeşini [başına taş ile] öldürerek hüsrana [cehenneme giderek büyük zarara] uğrayanlardan oldu [Kabil ölünün gömüleceğini bilmiyordu] Allah kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere ona [ölü kargayı gömmek için] yeri eşeleyen bir karga gönderdi [Kabil] �Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü gömmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım� dedi) [Maide 27-30]

İsevilik ve Musevilik
Sual: İbrahim suresinin 67 âyetinde (İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan idi; o Allah�ı bir tanıyan doğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi) deniyor Bütün peygamberler Müslüman olduğuna göre Hazret-i Musa ve Hazret-i İsa�nın dini de İslam mıydı?
CEVAP
Bütün Peygamberler hep aynı imanı söylemiş hepsi ümmetlerinden aynı şeylere iman etmelerini istemişlerdir Fakat dinleri yani kalb ile beden ile yapılması ve sakınılması lazım olan şeyleri başka başka olduğundan İslamlıkları Müslümanlıkları da ayrıdır (S Ebediyye)

Hazret-i Adem�den beri gelen dinlerde dinin adı gönderilen peygamberin adı ile söylenirdi Mesela Hazret-i Musa�nın dinine Musevilik Hazret-i İsa�nın dini İsevilik denirdi Her peygamber bir bölgeye bir kavme gelirdi O bölgenin o kavmin peygamberi olurdu İslamiyet ise cihanşümul [evrensel üniversal] olarak geldi Bir bölgeye bir ırka değil bütün insanlığa bütün dünyaya geldi

İslam kelimesinin anlamı Allah�a teslim olmak boyun eğmek demektir Müslüman da kelime anlamı itibariyle Allahü teâlâya kayıtsız şartsız teslim olan kimse demektir Bundan dolayı bütün hak dinler asılları itibarıyla İslam�dır ve Hazret-i Âdem�den kıyamete kadar gelip geçmiş bütün müminler de Müslüman�dır

Sual: Peygamberlerin isimlerini ezberlemek şart mıdır?
CEVAP
Hayır ezberlemek gerekmez

Not: Peygamberimiz hakkında geniş bilgi için (Peygamber Efendimiz) maddesine bakınız



Konu elif tarafından (15-07-2008 Saat 07:25 ) değiştirilmiştir..
elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Peygamberlere iman Hakkında

Peygamberlere iman Hakkında konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kitaplara iman hakkında elif Dini Bilgiler 0 15-07-2008 05:36
Meleklere iman Hakkında elif Dini Bilgiler 0 15-07-2008 05:35
Allah'a iman nedir? elif Dini Bilgiler 0 15-07-2008 05:25
Allah'a Iman Ne Demektir?İnsana Faydaları Nelerdir? elif Dini Bilgiler 0 15-07-2008 04:54
Orgazm hakkında 3 iyi şey! Bakimliyiz Hürriyet / E - Kolay / Sabah Sağlık 0 18-04-2008 11:10

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 07:54 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats