bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-07-2008, 06:09   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart İlim ve Fen Nedir?

İlim ve Fen
Sual: İslamiyet’in fen bilgilerine bakış açısı nasıldır? Fen ilerledikçe dinin zayıflayacağı doğru mudur?
CEVAP
Kesinlikle yanlıştır İslami ilimler (Akli ilimler) ve (Nakli ilimler) olmak üzere ikiye ayrılır:
Nakli ilimler aklın ve dimağ gücünün dışında ve üstündedir Bunlar (edille-i şeriyye) denilen dört kaynaktan meydana çıkmıştır Bunlara (Din bilgileri) denir

Akli ilimler his organları ile duyularak akıl ile incelenerek tecrübe edilerek ve hesaplanarak elde edilir Bu ilimler nakli ilimlerin anlaşılmasına ve tatbik edilmesine yardımcıdır Öğrenilmeleri farz-ı kifayedir Bu ilimler matematik mantık ve bütün tecrübi ilimlerdir Bunlara (Fen bilgileri) de denir Demek ki (fen bilgileri) İslami ilimlerin bir koludur Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hikmet yani fen ve sanat müminin kaybettiği malıdır Nerede bulursa alması gerekir) [İbni Asakir]

Bir İslam şehrinde fennin yeni bulduğu bir alet bir vasıta yapılmayıp bu yüzden bir müslüman zarar görürse o şehrin idarecileri mesul olur Fennin ilerlemesi her yeni buluş Allahü teâlânın varlığını bir olduğunu kudretini ve ilmini daha fazla meydana çıkarmakta İslamiyet’i desteklemektedir Büyük İslam âlimi Seyyid Şerif Cürcani hazretleri buyuruyor ki:
(Aklı olan iyi düşünen bir kimse için astronomi ilmi Allahü teâlânın varlığını anlamaya çok yardım eder)

İmam-ı Gazalî hazretleri de buyuruyor ki:
(Astronomi ve anatomi bilmeyen Allahü teâlânın varlığını ve kudretini iyi anlayamaz)

Kadi Beydavi hazretleri Neml suresindeki (Dağları yerinde duruyor görüyorsun Halbuki bunlar bulut gibi hareket etmektedir) âyet-i kerimesini açıklarken dünyanın nasıl döndüğünü açıklamaktadır

İmam-ı Razi hazretleri de Enbiya suresinin 33 âyet-i kerimesinin tefsirinde; ayın güneşin yıldızların mihverleri ve yörüngeleri etrafında döndüklerini daha önceki âlimlerden alarak bildirmektedir Fen adamları İslam kitaplarını okuyunca Kur'an-ı kerimin her tecrübeyi her buluşu daha önceden aynen haber vermiş olduğunu görerek hayran kalmaktadır

Fen bilgilerini iyice tetkik eden bir fen adamının Allahü teâlânın varlığını inkâr etmesi mümkün değildir Bazı fen adamlarının dinsiz olmalarına ise papazların ve cahil halkın bâtıl inanışları ve yanlış anlayışları sebep olmuştur

İnsaflı fen adamları eğer Kur'an-ı kerimden çıkarılan fenne bağlı bilgileri bunların inceliğini doğruluğunu okuyup anlasalar hepsi de hakikati görüp seve seve Müslüman olur Hıristiyanlığın akla ve ilme aykırı hükümlerini okuyan bazı ilim adamları şüpheye düşmekte veya inkârcı olmaktadır

Akıllı kimse gökteki aya güneşe yıldızlara yeryüzündeki bitki hayvan ve acaip değişmelere baksa Allahü teâlânın varlığına birliğine ilim ve iradesinin kemaline akılları durduran hikmetinin sonsuzluğuna kudretinin büyüklüğüne ve nihayetsizliğine iman eder nimetlerine şükreder

Fen bilgileri doğru iman sahiplerinin imanını kuvvetlendirir İmanı bozuk olanlara faydası olmaz O halde önce doğru imanın ne olduğunu öğrenmek gerekir

Kur’an-ı kerim mucizesi
Kur’an-ı kerimde o zamana kadar hiç bilinmeyen hususlar zikredilmiş midir? Bunu tetkik edelim:

Bugün dünyamızın nasıl meydana geldiği hakkında büyük ansiklopedilerde ve fen adamlarının kitaplarında şu malumat vardır:

(Milyarlarca sene evvel bütün kâinat [Evren] bir tek parçadan ibaret idi Bu tek parçanın ortasında birdenbire büyük bir infilak oldu ve bu tek parça birçok parçalara ayrıldı Parçaların her biri başka bir cihete doğru gidiyordu Nihayet bu parçaların bazıları birbirleriyle birleşerek muhtelif seyyareler [gezegenler] ve ayrı ayrı galeksiler [saman yolları] güneşler ve peykler [aylar] meydana getirdiler Artık Fezada [uzayda] bu ilk patlamaya karşı bir mukavemet kalmadığından bu seyyareler ve uydular ve bunların içinde bulundukları galeksiler fezada kendi mahreklerinde [yörüngelerinde] devr etmeye [dönmeye] ve yüzmeye devam ettiler Dünya içinde güneşin de bulunduğu bir galeksidir Kâinatta sayılamayacak kadar çok galeksiler vardır Kâinat gittikçe genişleyen bir manzume [sistem]dir Galeksiler yavaş yavaş dünyadan uzaklaşmaktadır Çünkü Kâinat genişlemektedir Bir kere süratleri ziyanın süratine varırsa artık öteki galeksileri görmemize imkan kalmayacaktır Şimdiden daha kuvvetli teleskoplar yapmaya mecburuz Zira bir müddet sonra onları göremeyeceğimizden korkmaktayız) diyorlar

Kendileri ile görüştüğümüz fen adamlarına (Bu neticeye ne zaman vasıl oldunuz?) dediğimiz zaman (Şöyle böyle 50-60 seneden beri bütün dünya fen adamları bu kanaatlerde birleşmiştir) demektedirler 50-60 sene dünya hayatında çok kısa bir fasıladır

Şimdi hemen bu hususta âyet-i kerimelerde ne buyurulduğuna bakalım:

(İnkâr edenler gökler ve Erd küresi birbirlerine yapışık iken onları ayırdığımızı bilmezler mi?) [Enbiya 30]

(İnkâr edenlere bir delil de gecedir Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler Güneş kendisi için belirlenen yerde akar (döner) [Yasin 3738]

Demek oluyor ki Allahü teâlâ fen adamlarının ancak 50-60 sene evvel meydana çıkarabildikleri dünyanın yaratılışını bundan tam 1400 sene evvel insanlara bildirmiştir

Şimdi yine fen adamlarına dönelim:
Biyologlar: (Bugün hayatın nasıl meydana geldiğini şöyle açıklıyoruz: Dünyanın ilk havasında amonyak oksijen ve karbonik asit vardı Yıldırımların tesirleri ile bunlardan amino-asitler meydana geldi Milyarlarca sene evvel ilk defa su içinde protoplazma husule geldi Bunlardan ilk amibler meydana çıktı Hayat suda başladı Sudan karaya çıkan canlılar havadan amino-asitleri alarak proteinli bünyeler meydana getirdiler Görüldüğü gibi bütün canlılar sudan gelmektedir ve ilk canlılar suda teşekkül etmiştir) diyorlar

Şimdi âyet-i kerimelerde ne buyurulduğuna bakalım:

(İnkâr edenler bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi?) [Enbiya 30]

(İnsanı sudan [meniden] yaratarak erkek ve kadın akrabalar yapan Allah’tır) [Furkan 54]

(Yerin yetiştirdiklerinden insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allahü teâlâ her türlü ayb ve noksandan münezzehdir) [Yasin 36]

Burada nebatatı ve hayvanatı tetkik edenlere ve bunların yanında (Bilmedikleri şeyler) buyurarak insanların ancak zamanla ve yavaş yavaş bulabildikleri atom enerjisi gibi yeni kaynakları inceleyen ilim adamlarına imalar işaretler vardır Nitekim âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:

(Gökleri ve yerleri yaratması renklerinizin ve lisanlarınızın ayrı olması Onun varlığının âyetlerinden [işaretlerinden]dir Doğrusu burada âlimler [anlayış sahipleri] için ibret vardır) [Rum 22]

Demek oluyor ki (lisan ve renk farklarında) henüz bizim bugün daha bilemediğimiz bazı incelikler vardır Bunlar zamanla meydana çıkacaktır

Şimdi dünyanın sonu hakkındaki malumatımızı tetkik edelim Fen adamları (Dünyanın muhakkak sonu gelecektir Nitekim kâinatta bazen bir seyyare parçalanıp ortadan kaybolmaktadır Bizim tetkiklerimize göre dünyamız önceden kat’i olarak hesap edemediğimiz bir zaman sonra muvazenesini kaybederek param parça olacaktır) demektedirler Halbuki bunu Kur’an-ı kerim bize 1400 sene evvel bildirmiştir Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:

(Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı zaman) [Zilzal 12]

(Size [varlığına ve birliğine delalet eden] âyetlerini mucizelerini gösteren size gökten rızk indiren Odur Bu âyetlerden işaretlerden Allah’a inananlardan başkası ibret almaz) [Mümin 13]

Buradaki (gökten rızk indiren) tâbiri çok kereler Musa aleyhisselam ve kavmi çölde yolunu kaybettiği zaman gökten inen (Kudret helvası) denilen ve bugün de susuz yerlerde peyda olan Manna adlı şekerli maddeyi işaret olabilir denilmiştir Halbuki bu açıklama yanlıştır Tefsir kitaplarında âyet-i kerimedeki (Size gökten rızk indiren) mealindeki kısım (Size gökten rızkınızın sebebi yağmur ve gayrilerini [kar rutubet] indiren Allahü teâlâdır) şeklinde tefsir buyurulmuştur Çünkü Allahü teâlâ bizim rızkımızı hakikaten semadan indirmektedir

Bunu biraz izah edelim Bugün en büyük fen adamları dünyada albüminlerin proteinlerin nasıl meydana geldiğini şöyle izah etmektedir: (Yağmurlu günlerde yıldırım ve şimşeklerin tesirleri ile havadaki oksijen ve azot birleşerek renksiz azot monoksit gazını meydana getirmekte bu gaz tekrar oksijenle birleşerek turuncu renkli azot dioksid diğer taraftan yine yıldırım ve şimşeklerin tesiri ile havadaki rutubet ve azottan amonyak meydana gelmektedir Azot dioksid ise rutubetin tesiriyle nitrik aside dönüşmekte bu sefer nitrik asit ile amonyak yine havada bulunan karbonik asitle birleşerek amonyum nitrat ve amonyum karbonat hasıl olmakta meydana gelen bu tuzlar yağmurla yer yüzüne inmektedir Yer yüzünde bu tuzlar toprakta bulunan kalsiyum tuzları ile birleşerek kalsiyum nitratı meydana getirmekte bu tuz da nebatat [bitkiler] tarafından mass edilerek [emilerek] onların yetişmesine sebep olmaktadır Bu nebatatı yiyen insanlarda ve hayvanlarda o maddeler muhtelif proteinlere [ki bunların arasında albüminler de vardır] tehavvül etmekte ve bu hayvanların etlerini sütlerini yumurtalarını yiyen insanları beslemektedir O halde insanların rızkı Kur’an-ı kerimde bildirilmiş olduğu gibi semadan gelmektedir)

Son olarak Kur’an-ı kerimin Muhammed aleyhisselamın en büyük mucizesi olduğuna dair herkesin bildiği bir olayı bir hakikati burada tekrar hatırlatalım:

Müslümanlığı tercih edenlerin arasında denizaltı araştırmaları ile bütün dünyanın yakından tanıdığı dünyanın en meşhur denizaltı kâşiflerinden Fransız ilim adamı Kaptan Kusto yer alıyor

Televizyonda yayınlanan Yaşayan Deniz programı ile okyanusların sırlarını bir bir gözler önüne getiren Kaptan Kusto İslam dinini tercih etmesine asıl sebep olan vak’anın Atlas Okyanusu ile Akdeniz sularının birbirine karışmadığını tespit ettikten sonra bunun 1400 sene önce dünyaya indirilen Kur’an-ı kerimde beyân buyurulduğunu görmesi olduğunu bildirdi

Kaptan Kusto İslam dinini tercih etmesine sebep olan hadiseyi şöyle anlattı:
(1962 senesinde Alman ilim adamları Aden körfezi ile Kızıldeniz’in birleştiği Mendeb boğazında Kızıldeniz’in suyu ile Hind Okyanusunun suyunun birbirine karışmadığını bildirmişlerdi Biz de Atlas Okyanusu ile Akdeniz’in sularının birbirine karışıp karışmadığını tetkik etmeye başladık Evvela Akdeniz’in kendine has sıcaklığı tuzluluğu ve kesâfeti ile ihtiva ettiği canlıları tespit ettik Aynı tetkikatı Atlas Okyanusunda tekrarladık İki su kütlesi binlerce seneden beri Cebelitarık boğazında birleşiyordu Bu vaziyette iki su kütlesinin karışması ile tuzluluk kesâfet gibi unsurların birbirlerine müsavi hiç olmazsa yakın olması icap ediyordu Halbuki her iki denizin en yakın kısımlarında bile deniz suyu kendi hassasını koruyordu Yani iki denizin birleşme noktasında bir su perdesi iki deniz suyunun birbirine karışmasına mani oluyordu Bu hâli anlattığım [İslamiyet'i seçerek müslüman olan] Profesör Maurice Bucaille bunda şaşılacak bir şey olmadığını İslam’ın kudsi kitabı Kur’an-ı kerimin bunu açık bir şekilde yazdığını söyledi Hakikaten bu hâl Kur’an-ı kerimde açıklanıyordu Bunu öğrenince Kur’an-ı kerimin (Allah kelamı) olduğuna inandım Hak din olan İslamiyet’i seçtim)

Birbirine karışmayan iki denizin bulunduğu hususunda birkaç âyet-i kerime vardır:
(Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici diğerinin ki tuzlu ve acı iki denizin arasına bir engel aşılamaz bir serhat koyan Odur) [Furkan 53]

(İki deniz birbirine bitişik iken [Rabbinizin koyduğu engel ile] birbirine karışmaz) [Rahman 19 20]

(iki deniz arasına perde koyan) [Neml 61]

(İki denizden biri tatlıdır harareti keser içimi kolaydır Diğeri de tuzludur boğazı yakar) [Fatır 12]

Yukarıdaki bilgileri (Kur’an-ı kerimde bildirilen şeyler fen bilgilerine uymuyor Muhammed “aleyhisselam” arkadaşlarıyla kendi yazdı) diyenlere cevap olarak yazıyoruz

İslam âlimleri tefsir ilminin mütehassısları âyet-i kerimeleri zamanlarındaki fen bilgilerine göre tefsir etmişlerdir Biz burada Kur’an-ı kerimin her asırdaki fen bilgilerine uygun olduğu gibi en yeni keşiflere de muvafık olduğunu göstermek istiyoruz Her âyet-i kerimenin birçok hatta sonsuz manası vardır Çünkü Allahü teâlânın bütün sıfatları gibi kelam sıfatı da sonsuzdur Bu manaların hepsini ancak Kur’an-ı kerimin sahibi yani Allahü teâlâ bilir Bunların çoğunu sevgili Peygamberine bildirmiştir Bu mübarek Peygamberi de münasip gördüklerini Eshabına haber vermiştir Yukarıda verdiğimiz malumat o manalar deryasından birkaç damla olabilir kanaatindeyiz

Şimdi biz bütün bu fen adamlarına (Acaba bu hakikatleri bundan tam 1400 sene evvel okuma yazma öğrenmemiş olan bir zat düşünebilir miydi?) diye soracak olsak onlar: (Böyle şey olur mu? Bugün bu hakikatlere varmak için insanlar sayısız kitaplar okumuşlar sayısız tecrübeler yapmışlar ve ancak asırlardan sonra bu hakikatlere varmışlardır Bu tecrübeleri yapabilmek için uzun seneler okumak muazzam laboratuvarlar kurmak birçok hassas aletleri hazırlamak ve kullanmak icap eder) diyeceklerdir

O halde okuma yazma öğrenmemiş olan ve tamamen cahil bir muhitte yetişen bir zatın böyle muazzam ilmi hakikatleri kendiliğinden bulup ortaya koyması düşünülebilir mi? Elbette ki düşünülemez O halde Kur’an-ı kerimin Muhammed aleyhisselam tarafından yazıldığı iddiasını yapmak hiçbir bakımdan doğru değildir Bugün birçok gayretlerden sonra elde edilen hakikatleri bize 1400 sene evvel bildiren bir kitab ancak Allahü teâlânın Kitabı olabilir Böyle muazzam bir kudret insanlarda olamaz Ancak Allahü teâlâda vardır Yukarıdaki hususları dikkat ile okuyan herkes buna inanacaktır Buna inanmamak taassup inatçılık ve cahillik olur Muhammed aleyhisselam Kur’an-ı kerim surelerini neşr ederken ancak Allahü teâlânın kendisine vahiy ettiği sözleri nakil ediyor bunları O da diğer insanlarla birlikte öğreniyordu


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
ilim ve fen

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


İlim ve Fen Nedir?

İlim ve Fen Nedir? konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dini Bilgiler forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: ilim ve fen nedir, fen nedir, fen ilmi nedir, ilim fen nedir, ilim ve fen ne demektir, ilim ve fen, ilim ve fen ne demek, ilim nedir kısaca, fen ilmi, nakli ilim nedir, ilim fendir açıkla, bilim ve fen nedir, fen ve ilim nedir, ilim ne demek kısaca, ilim ve fenin açıklaması,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Depresyon nedir? Bkmlyz Psikoloji 0 06-07-2008 04:17
DHT Nedir ? Bkmlyz Saç Dökülmesi 0 25-06-2008 07:22
Saç Nedir ? Bkmlyz Saç Bakımı 0 21-06-2008 10:36
Tansiyon Nedir? Bkmlyz Sağlığımız 1 26-05-2008 10:28
Din Nedir? CooLKadin Dini Bilgiler 3 21-04-2008 04:38

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 11:07 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats