bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler > Dini Hikayeler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 06-05-2008, 03:13   #1 (permalink)
 
VuSLaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Gül Devrinin Goncaları

GÜL DEVRİNİN GONCALARI
ELVİDA ÜNLÜ

Onlar Rasul'ün goncaları yavru kuşları.

Açmayı O'ndan öğrendiler.

Uçmayı O'ndan öğrendiler.

O'nun kanatları altında büyüdüler.

Bedevî bir Arap Efendimiz s.a.v.'e gelerek sorar:

- Ya Rasulallah ! Siz çocuklarınızı sever öper misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.

Rasul-i Ekrem s.a.v. bedeviye şöyle der:

- Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmış ben ne yapabilirim?

Yine bir gün sahabilerden Akra bin Habis r.a . Rasulullah s.a.v.'ın torunu Hz Hasan'ı öptüğünü gördü. Ve şöyle dedi:

- Benim on tane çocuğum var hiçbirini öpmedim.

Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu:

- Merhamet etmeyene merhamet edilmez.

. . .

Allah Rasulü s.a.v.'in huzuruna esirler getirilmişti. Esirlerin içinde emzikli bir kadın da vardı. Lâkin çocuğunu kaybetmişti. Sütünü başka çocuklara içiriyordu.

Bu arada çocuğunu buldu. Hemen sinesine bastı ve derin bir şefkatle çocuğunu emzirmeye başladı. Bu şefkat halini görünce Rasulullah s.a.v. ashabına sordu:

- Şu kadının çocuğunu ateşe atacağını düşünür müsünüz?

Dediler ki:

- Hayır . Atmamaya gücü yettiği müddetçe atmaz.

Rasulullah s.a.v. buyurdular:

- İşte Allah Tealâ kullarına bu kadının çocuğuna şefkatinden daha merhametlidir.

. . .

Bir sahabi Hz. Peygamber s.a.v.'e gelerek sordu:

- Ya Rasulallah kime iyilik yapayım?

Peygamber s.a.v .:

- Annene ve babana iyilikte bulun dedi. Sahabi :

- Anne ve babam yok dedi. Peygamber s.a.v .:

- O halde evladınıza ikram edin. Çünkü anne ve babanızın sizde hakkı olduğu gibi evladınızın da üzerinizde hakkı vardır. Allah Tealâ o babaya rahmet etsin ki çocuğuna iyilik etmesi hususunda yardımcı olur.

. . .

Onlar Devr -i Saadet çocuklarıdır.

Saadetin küçük tanıklarıdır.

Küçücük gözleriyle Rasul'ü gören küçük yürekleriyle O'nu sevip dağlar kadar büyüyenlerdir.

Babaları olmasa ne gam…

. . .

Ebu Cehil bir yetimin vâsisiydi. Çocuğun bütün malı ondaydı fakat o çocuğu bu mala yaklaştırmıyordu.

Bir gün çocuk aç ve çıplak olarak Ebu Cehil'e geldi ve bir şeyler istedi. Ebu Cehil çocuğu yanından kovdu. Kureyş'in ileri gelenleri alay ederek “Muhammed'e git de sana yardımcı olsun” dediler.

Çocuk saf ve masum bir halde Allah Rasulü s.a.v.'in yanına geldi halini arz etti. Allah Rasulü çocuğu alarak Ebu Cehil'e gitti yetime hakkını vermesini söyledi. Efendimiz s.a.v.'i karşısında gören Ebu Cehil itiraz etmeden yetimin malını iade etti.

. . .

Güzel bir bayram günü.

Bayramlar bayram.

Sahabiler Allah Rasulü s.a.v.'in ardında bayram namazlarını kılmışlar neşeyle evlerine dağılıyorlar.

Efendimiz s.a.v. de mescidden çıkıyor. Çocukları görüyor. Neşe sevinç içinde rengârenk yepyeni bayramlıklarıyla oyunlar oynuyor çocuklar.

O en merhametli insan…

O hayatı en ince en dikkatli yaşayan…

Neşeler sevinçler gülücükler içinde bir bayram gününde O mahzun bir çocuğu fark ediyor.

Çocuk bir duvarın dibine çömelmiş elbiseleri perişan.

Ağlamaklı.

Çocuğun yanına varıyor. Soruyor:

- Yavrum neyin var neden böyle üzgünsün? Niçin arkadaşlarınla birlikte oynamıyorsun?

Ve çocuğun Uhud şehidi bir babanın yetimi olduğunu öğreniyor. Gözleri doluyor gönlü Uhud gününe akıyor…

Çocuğun ellerinden tutuyor başını okşuyor gönlünü alıyor. Sevindirici bir haber veriyor:

- Ağlama . Ben baban olayım. Aişe annen Fatıma kardeşin olsun. İstemez misin?

Çocuk sevincinden uçacak gibidir.

- Nasıl razı olmam nasıl istemem?

Efendimiz s.a.v. çocuğu alır evine ***ürür. Yedirir içirir üstünü başını giydirir. Çocuğun ismi Buceyr'dir . Efendimiz s.a.v. bu ismi değiştirerek ona Beşir ismini verir. Artık karnı tok güvende olan Beşir güle oynaya arkadaşlarının yanına gider. Arkadaşları sorar:

- Biraz önce ağlayıp duruyordun. Şimdi ne oldu?

Beşir cevap verir.

- Açtım doydum; çıplaktım giyindim; yetimdim Rasulullah babam Aişe annem oldu.

Bunun üzerine diğer çocuklar ona gıpta ederek “Keşke bizim babamız da Uhud'da şehit olaydı da biz de böyle bir babaya kavuşmuş olsaydık.” derler.

Beşir bin Akra r.a. Efendimiz s.a.v.'in vefatına kadar O'nun yanında kaldı. O vefat ettiğinde asıl yetimliği başlamıştı. Şöyle ağlar dururdu:

- İşte şimdi yetim kaldım. İşte şimdi garip oldum.

. . .

Rasulullah s.a.v. şehit eşi Ümmü Seleme ile evlenmeyi dilemişti. Ümmü Seleme'nin yetim kalmış beş evladı vardı. Çocuklarını bahane eden Ümmü Seleme'ye çocukların çocuklarımdır demiş onları öz babalarını aratmayacak şefkatle büyütmü ştür.

Ve Efendimiz s.a.v. kendisine gelerek kalbinin katılığından şikayet eden birisine şu tavsiyede bulunmu ştur:

- Kalbinin yumuşak olmasını ve ihtiyacın olan şeylere kavuşmayı ister misin? Öyleyse yetime şefkat göster yetimin başını okşa. Yediğinden ona yedir ki kalbin yumuşasın ve muhtaç olduğun şeylere kavu şasın.

. . .

Müslüman olsun olmasın fark etmezdi.

Devrin tüm çocukları Rasulullah s.a.v.'in himayesi altındaydı.

Yahudi bir çocuk O'na hizmet ederdi. Bir ara hastalandı. Rasulullah s.a.v. çocuğu ziyaret etti. Başucunda oturdu ve duada bulunduktan sonra ona müslüman olmasını teklif etti. O da babasına baktı. Babası:

- Oğlum Ebu'l Kasım'a itaat et dedi çocuk müslüman oldu.

Rasul -i Ekrem s.a.v. çocuğun yanından çıkınca

- Şu genci cehennem azabından kurtaran Cenab -ı Hakk'a senalar olsun dedi.

. . .

Kız çocukları hangi suçtan dolayı diri diri toprağa gömülürdü?

Devrinin tüm günahlarını yüklenirdi de gömülürdü.

Sanki aklanırlardı.

Devir gerçekten aklandı da…

Bir gün iki kızı ile bir kadın Hz. Aişe r.a.'a geldi. O sırada Hz. Aişe'nin önünde yalnızca bir hurma vardı. O hurmayı kadına verdi. Kadın hurmayı iki kızı arasında taksim etti kendisi yemedi. Sonra kalkıp çıkıp gitti.

Peşinden Hz. Ai şe r.a.'ın yanına Nebi s.a.v. geldi. Hz. Aişe bu hadiseyi anlattı. Nebi s.a.v. buyurdu:

- Kadın -erkek herhangi bir mümin şu kız çocukları yüzünden ne surette sıkıntı çekerse bunu hayır bilsin. Çünkü kız çocukları onlar için cehennem ateşinden koruyan birer perde olurlar.

Ve Efendimiz s.a.v. Allah nezdindeki üç büyük günaha karşı bizleri uyardı:

Bizi yaratan Allah Tealâ'ya ortak koşmak

Rızkımıza ortak olup ve geçimimizi daraltacak diye çocuklarımızı öldürmek

Komşumuzun namusuna gölge düşürmek.

. . .

Allah'ın Rasulü s.a.v. dokunulmaz değildi.

Yetimdi yetimlerle birlikteydi; garipti gariplerle beraberdi.

Ve çocuklarla...

Allah Rasulü s.a.v. namaz kılarken secdeye varırdı Hasan ile Hüseyin gelirler sırtına tırmanırlardı. Çocukları engellemek isteyen biri çıktığında ilişmemelerini işaret buyurur namazı bitince torunlarını dizlerine oturtur sinesine basarak severdi.

- Beni seven bu ikisini sevsin buyururdu.

Bazen Hasan veya Hüseyin sırtına tırmandığında secdeyi uzatır da uzatırdı. Namazdan sonra cemaat sorardı:

- Ya Rasulallah secdeyi uzattın sebebi ne ki?

Efendimiz s.a.v. cevap verirdi:

- Oğlum beni binek yaptı onu çabucak indirmek istemedim.

. . .

Allah Rasulü s.a.v . bakacak kimse olmadığı için küçük bir kız olan Ümame'yi omuzunda taşı***** namaz kılar ve kıldırır; secdeye vardıkça Ümame'yi bırakır secdeden kalktıkça da tekrar binmesine izin verirdi.

Ve buyururlardı:

- Çok kere ben namaza kıraati uzatmak niyetiyle dururum da geriden bir çocuğun ağladığını duyunca anasına meşakkat ve zahmet getirmeyeyim diye kısa keserim.

. . .

Namazlarımıza neler neleri ortak ederiz de sırtımızda bir çocukla secdeye varmışlığımız var mıdır?

Bir çocuğun yalap-şalap abdest alışını en son ne zaman tebessümlerle seyrettik?

Küçük avuçlarda su nasıl durur?

Belki gafletteyizdir de surelerimiz uçar gider. Secdelerimiz silinir.

Merhametimiz yazılır.

Tebessümümüz kalır.

O masumlar secdelerimize şahitlik eder de sayılırız.

Allah'ın Rasulü s.a.v. her haliyle niyazda yakarıştaydı.

Duaları çocuklarına idi torunlarına idi.

Devrinin goncalarına idi bizlere idi.

O Zeyd r.a.' ın oğlu Üsame'yi alır bir dizine oturturdu. Torunu Hasan r.a.'ı da diğer dizine oturturdu. Sonra onları sinesine basar öpüp koklar ve şöyle niyazda bulunurdu: “ Allahım ! Bu çocuklara rahmet ve saadet nasip buyur. Çünkü ben senden bu çocukların hayır ve saadetlerini temenni ediyorum.”

. . .

Bir gün Kaynuka çarşısına kadar yürüdü. Sonra oradan dönüp Hz. Fatıma r.a.' ın evinin önünde bir kenara oturdu. Ve Hz. Hasan'ı kastederek: “Küçük orada mısın küçük orada mısın?” diye seslendi.

Hz. Fatıma r.a. muhtemelen üstünü başını düzeltmek için çocuğun dışarı çıkışını biraz geciktirdi. Sonra Hz. Hasan koşarak geldi. Allah Rasulü s.a.v. çocuğu kucakladı öpüp kokladı ve “ Allahım sen bu çocuğu sev bunu seveni de sev.” diye dua etti.

. . .

Birisi Abdullah bin Mübarek r.a.'a gelerek çocuğundan şikayetçi olur. Abdullah r.a. sorar:

- Çocuğuna hiç beddua ettin mi?

O zat:

- Evet ettim der. Abdullah b. Mübarek der ki:

- Çocuğunun ahlâkını sen bozmuşsun!

. . .

Dualarımızda olsun çocuklarımız.

Âsilik onlarda olsa şefkat ve anlayış büyüklerde olsun.

Hiddet onlarda olsa yumuşaklık hilm büyüklerde olsun.

Onlar anne-babalara bizlere emanetler.

Bir zamanlar ne kadar küçüktüler ne kadar çaresizdiler.

Hâlâ öyleler.

Hâlâ küçükler ve çaresizler…

. . .

Onlar Rasulullah s.a.v.'in eline doğanlardı.

İlk lokmalarını annelerinden önce Rasulullah s.a.v.' dan alanlardı.

Sahabe yeni doğan bebeklerini Rasulullah s.a.v.'a ***ürürler bebeğin midesine anne sütü inmeden bereket vesilesi olması için Rasul -i Ekrem s.a.v.'in hurma çiğnemini emdirirlerdi.

Bir süre muhacirlerin çocukları olmamıştı. Yahudiler de: “Size büyü yaptık. Bundan sonra neslinizden erkek çocuk doğmayacak!” diyorlardı.

Ve Hz. Ebu Bekir'in kızı Hz. Esma'nın oğlu Abdullah dünyaya geldi. O hicretten sonra doğan ilk bebekti. Onun doğuşuyla muhacirler son derece ferahladılar. O müjdelerle geldi.

Hz. Esma r.a. oğlunu Rasulullah s.a.v.'e getirdi. Rasul -i Ekrem s.a.v. çocuğu aldı sonra bir hurma istedi. Verilen hurmayı çiğneyip tatlısından çocuğun ağzına çaldı. Bu suretle çocuğun ağzına giren ilk şey Allah Rasulü s.a.v.'in hurma çiğnemi oldu.

. . .

Gül devriydi.

Çocuklar Medine sokaklarında koşturur oynar Allah'ın Rasulü s.a.v. çocukların arasına karışırdı.

Medine sokakları gül kokardı.

O gül yüzünde güller açarak çocuklara latifeler ederdi. Enes r.a.' ın küçük kardeşinin bir kuşu vardı. Ona “ Ebu Umeyr nügayr ne oldu?” diyerek latife ederdi. ( Nügayr küçük kuş demektir.)

Hz. Enes r.a. şöyle der: “Ben çocukken arkadaşlarımla oynadığım bir sırada Peygamber bize geldi ve selam verdikten sonra elimden tuttu bir vazife ile beni bir yere gönderdi. Dönünceye kadar da beni bir duvarın gölgesinde çocukları izleyerek bekledi.”

Yine Efendimiz s.a.v. Enes r.a. ile yürür gezerken çocuklara rastlar onlara selam verirdi.

. . .

Çocuklar çocuklarımız…

Bir bakıyoruz küçücükler.

Bir bakıyoruz büyümüşler.

Ne zaman büyüdüler?

Ne güzel nimetler bir güzel nimetler. Varlıkları nimet yoklukları nimet. Her nimet gibi onlar da imtihanımız elbet. Varlıklarıyla yokluklarıyla…

. . .

Bir gün nasihat isteyen hanımlara Rasulullah s.a.v . “Üç evladı ölen her kadın için ölmüş evlatları ateşten koruyan birer perde olacaktır.” diyordu.

Hanımlardan biri soruyordu: “İki evladı da ölse öyle mi?”

Rasulullah s.a.v. “Evet! İki evladı da ölse öyle.” buyuruyordu.

Merhamet etmeyene merhamet edilmiyor. Merhamet görmeyenler şefkatle büyütülmeyenler merhamet etmiyor. Ve bugün dünya merhamet görmeyenlerin elinde ki her tarafta zulüm kol geziyor.

İsyanla büyütülenlerin elinde ki devir Yaradanına âsi .

Oysa şefkat üst üste kilitler vurduğumuz gönüllerimizdedir. Kilitleri bir kırsak…

Camide bir o yana bir bu yana koşturan çocukların arasına karışsak…

Çocuklar her devirde çocuk.

Göz ucuyla bizi süzerek namaz kılacaklar.

Yanılacaklar güleceğiz. Düşecekler tutacağız.

Dualarımızı hayatımızı süsleyecekler.

Çocuklar şakıdıkça mutlu-mesut oldukça devir Saadet Devri olacak her daim.



alıntı


VuSLaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
gul, devrinin, goncalari

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Gül Devrinin Goncaları

Gül Devrinin Goncaları konusu, Dini Bilgiler / Dini Hikayeler forumunda tartışılıyor.



Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 05:06 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats