bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dini Bilgiler > Dini Hikayeler

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 30-05-2008, 10:13   #1 (permalink)
 
Bkmlyz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Peygamberimizin Amcası

ABBÂS BİN ABDÜLMUTTALİB
Hz. Abbâs gençlik zamanında ticâretle uğraştı ve çok zengin oldu. Kardeşlerinin içinde en zengini oydu. Abisi Ebû Tâlib’in ise mâli durumu çok kötü idi. Resûlullah efendimizin teklîfi ile Ebû Tâlib’in oğlu Ukayl’in yetişmesine yardımcı oldu ve abisinin yükünü hafifletti.

Resûlullah efendimiz İslâmiyeti anlatmaya başlayınca Hz. Abbâs muhâlefet etmeyip akrabâlık şefkatinden dolayı Peygamber efendimize yardımda bulundu ve destek oldu.

Biz Onu koruduk

Müslüman olmadığı hâlde Akabe bî’atında Peygamber efendimizin yanında bulunup orada te’sîrli konuşmalar yaptı. Bî’at etmek için gelen Medîneli Müslümanlara şöyle hitâb etti:

- Ey Medîneliler! Bu kardeşimin oğludur. İnsanların içinde en çok sevdiğim Odur. Eğer Onu tasdîk edip Allahtan getirdiklerine inanıyor ve beraberinizde alıp götürmek istiyorsanız beni tatmîn edecek sağlam bir söz vermeniz lâzımdır.

Bildiğiniz gibi Muhammed aleyhisselâm bizdendir. Biz Onu Ona inanmıyan kimselerden koruduk. O bizim aramızda izzet ve şerefiyle korunmuş olarak yaşamaktadır. Bütün bunlara rağmen herkesten yüz çevirmiş ve sizinle beraber gitmeye karar vermiş bulunmaktadır.

Eğer siz bütün Arap kabîlelerinin birleşip üzerinize hücûm ettiğinde onlara karşı koyacak kadar savaş gücüne sahipseniz bu işe karar veriniz! Bu husûsu aranızda iyice görüşüp konuşunuz. Sonradan ayrılığa düşmeyiniz! Verdiğiniz sözde durup Onu düşmanlarından koruyabilecek misiniz?

Bunu lâyıkıyla yapabilirseniz ne âlâ. Yok Mekke’den çıktıktan sonra Onu yalnız bırakacaksanız şimdiden bu işten vazgeçiniz ki yurdunda şerefiyle korunmuş hâlde yaşasın!

Buna karşılık Medîneli Müslümanlar “Biz Resûlullahı malımız ve canımız pahasına koruyacağız. Biz bu sözümüzde sâdıkız” dediler ve Resûlullah efendimize bî’at ettiler. Sonra Hz. Abbâs şöyle duâ etti:

- Allahım! Sen onların yeğenim hakkında verdikleri sözü Onu korumak için ettikleri yemîni işiten ve görensin. Kardeşimin oğlunu sana emânet ediyorum yâ Rabbî!

Peygamber efendimizin amcası olan Hz. Abbâs çok zengin olup çok cömert idi. İkrâm ve ihsânları çok meşhûr idi. Fakîr fukarâyı sevindirmeyi çok severdi. Özellikle köle satın alıp azâd etmekten çok memnun olurdu. Yetmiş kadar köle azâd etmiştir.

Yakın akrabâyı ziyâret etmeye onların haklarına riâyete çok dikkat ederdi. Peygamber efendimiz kendisini çok severdi. Bir defasında buyurdu ki:

- Allahım Abbâs’ı ve oğullarını magfiret eyle ve bağışla! Öyle ki hiç günâhları kalmasın! Yâ Rabbî onu ve oğullarını meydana gelecek âfet ve belâlardan koru!

Akrabâlık hakkı

Peygamber efendimiz birgün Hz. Abbâs’a sordu:

- Sana bir ihsânda bulunayım mı? Sana akrabâlık hakkını ödeyip faydalı olayım mı?

- Evet yâ Resûlallah!

- Sana bir şey öğreteyim ki onu yaptığın zaman eski- yeni önceki-sonraki gizli-açık hatâen veya kasten işlediğin bütün günâhları Allahü teâlâ affeder.

- Yâ Resûlallah öğreteceğin bu şey nedir?

- Dört rek’atli namaz kıl! Her rek’atte sübhânekeden sonra on defa (Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllahü vallahü ekber) dersin. Fâtiha’dan sonra bir zammı sûre okuyup ayakta iken onbeş defa tekrar (Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllahü vallahü ekber) dersin!

Rükü’a eğilince bunu on defa söylersin! Rükü’dan kalktığında ayakta olduğun hâlde bunu on defa söylersin! Sonra secdeye varır orada on defa söylersin! Secdeden kalkıp oturduğunda on defa söylersin! Tekrar secdeye vardığında on defa söylersin!

Sonra ikinci rek’ata kalkarsın! Birinci rek’attaki gibi dört rek’atı da kılarsın! Bu her rek’atta yetmişbeş dört rek’atta üçyüz eder. Artık senin günâhların Alic’in (yürümekle dört gecede katedilen kumluk bir yer) kumlarının sayısı kadar da olsa Allahü teâlâ seni bağışlar. Bunu hergün bir defa kılmaya gücün yeterse kıl!

- Yâ Resûlallah bunu hergün yapmaya kimin gücü yeter?

- Hergün kılmaya gücün yetmezse her Cum’a bir defa kıl! Her Cum’a kılamazsan ayda bir defa kıl! Ayda bir defa kılamazsan senede bir defa kıl! Senede bir defa kılamazsan ömründe bir defa olsun kıl!

Kazâ borcu olanlar

Kazâ borcu olan nâfile namaz yerine kazâ namazlarını kılarak önce borcunu ödemelidir! Çünkü kazâ borcu olanların nâfilelerine sevâb verilmez.

Hz. Abbâs Kureyş’in ileri gelenlerinden ve reislerinden idi. Mescid-i Harâmın tâmirâtı ve gelen hacılara su dağıtmak (sikâye) hizmetini yürütürdü. Müslüman olduktan sonra da bu vazîfeyi devam ettirdi. Hz. Abbâs ve kardeşleri hac mevsiminde zemzem kuyusu önünde dururlar isteyenlere kuyudan su çekip verirlerdi.

Hz. Abbâs Peygamber efendimizin en çok sevdiği amcalarındandır. Abdülmuttalib’in en küçük oğludur. Peygamber efendimizden üç yaş büyüktür.

Kurtuluş akçesi

Bedir savaşında daha Müslüman olmamıştı. Müşriklerin zoruyla savaşa sokuldu. Savaş sonunda esîr edilip Medîne’ye götürüldü. Peygamber efendimiz kendisine buyurdu ki:

- Ey Abbâs kendin kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Tâlib ve Nevfel bin Hâris için kurtuluş akçesi öde! Çünkü sen zenginsin.

- Yâ Resûlallah ben Müslümanım. Kureyşliler beni zorla Bedir’e getirdiler.

- Senin Müslümanlığını Allahü teâlâ bilir. Doğru söylüyorsan Allah sana elbette onun ecrini verir. Fakat senin hâlin görünüş i’tibâriyle aleyhimizedir. Bunun için sen kurtuluş akçesi ödemelisin!

- Yâ Resûlallah yanımda 800 dirhemden başka param yoktur.

- Yâ Abbâs o altınları niçin söylemiyorsun?

- Hangi altınları?

- Hani sen Mekke’den çıkacağın gün hanımın Hâris’in kızı Ümmül Fadl’a verdiğin altınlar. Onları verirken yanınızda sizden başka kimse yoktu. Sen Ümmül Fadl’a “Bu seferde başıma ne geleceğini bilmiyorum. Eğer bir felâkete duçar olup da dönemezsem şu kadarı senindir. Şu kadarı Fadl içindir. Şu kadarı Abdullah içindir. Şu kadarı Ubeydullah içindir. Şu kadarı da Kusem içindir” dediğin altınlar?

Peygamber efendimiz altınlar hakkında bu kadar teferruatlı bir şekilde bilgi verince Hz. Abbâs çok şaşırdı:

- Allaha yemîn ederim ki ben bu altınları hanımıma verirken yanımızda kimse yoktu. Bunları sen nereden biliyorsun?

- Allahü teâlâ haber verdi.

- Senin Allahü teâlânın Resûlü olduğuna şimdi gerçekten inandım. Doğru söylediğine şehâdet ederim.

Hemen Kelime-i şehâdet getirerek Müslüman oldu.

Hz. Abbâs Müslüman olunca Resûlullah onu Mekke’de görevlendirdi. Müslüman olduğunu kimseye söylemedi. Mekke’de olup bitenleri gizlice Peygamber efendimize bildirirdi. Bir zaman sonra Peygamber efendimizin hasretine dayanamayıp Medîne’ye gelmek istediğini mektupla bildirdiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki:

- Senin bulunduğun yerdeki cihâdın daha güzel ve faydalıdır.

Muhâcirlerin sonuncusu

Hz. Abbâs Mekke’nin fethine dâir yapılan hazırlıkların son safhada olduğunu haber alınca artık Mekke’de kalmayı lüzûmlu bulmayıp fetihten az bir zaman önce Medîne’ye hicret için yola çıktı. Zü’l-huleyfe’de Resûlullaha kavuştu.

Âilesini Medîne’ye gönderip kendisi Mekke’nin fethinde Peygamber efendimizin yanında bulundu. Peygamber efendimiz ona buyurdular ki:

- Ey Abbâs! Ben Peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi sen de muhâcirlerin sonuncususun.

Hz. Ebû Süfyân Mekke’nin fethi sırasında Müslüman oldu. Kendisiyle Hz. Abbâs ilgilendi. Ebû Süfyân Müslümanların bir sabah vakti namaz için coşkun hazırlıklarını görünce dedi ki:

- Ey Abbâs! Müslümanlara yeni bir şey mi emredildi?

- Hayır onlar namaza hazırlanıyorlar.

Daha sonra Ebû Süfyân’a abdest aldırıp Resûlullaha götürdü. Resûl aleyhisselâm namaz için cemâ’atin önüne geçip tekbîr aldı. Cemâ’at da büyük bir vecd içinde Ona uydu. Onların rükü ve secdedeki hâllerini gören Ebû Süfyân dedi ki:

- Ey Abbâs! Böyle itâati ne İran saraylarında ne Rum diyârlarında gördüm. Doğrusu yeğenin büyük bir hükümdâr olmuş.

Bunun üzerine Hz. Abbâs dedi ki:

- Ey Ebû Süfyân! Bu iş saltanat değil nübüvvettir.

Hz. Abbâs Resûlullahın yakını olması sebebiyle Eshâb-ı kirâm arasında ayrı bir yeri vardı. Sözü dinlenirdi.

Peygamber efendimiz vefât edince Eshâb-ı kirâmın aklı başından gitti. Mescidde ağlaşmaya başladılar. Hiç kimsenin inanası gelmiyordu.

Hele Hz. Ömer tamamen kendinden geçmiş bir hâlde idi. Peygamber efendimizin mübârek yüzüne bakıp “Resûlullah bayılmış fakat baygınlığı çok ağır” diyordu. Ölüm sözünü ağzına almadığı gibi kimsenin de söylemesini istemiyordu. Dışarı çıkıp dedi ki:

- Kim “Resûlullah öldü” derse kılıcımla boynunu vururum!

Duyan var mı?

Hz. Ebû Bekir ile Hz. Abbâs’ın Eshâb-ı kirâm arasında bir ağırlığı vardı. Eshâb-ı kirâmı ancak bunlar teskîn edebilirdi. Bunun için beraber mescide gittiler. Hz. Abbâs buyurdu ki:

- Ey insanlar! Resûlullahın “Ben vefât etmiyeceğim” dediğini içinizde duyan var mı?

- Hayır böyle bir söz duymadık.

Sonra Hz. Ömer’e dönüp sordu:

- Yâ Ömer bu husûsta sen birşey duydun mu?

- Hayır duymadım.

Sonra Eshâb-ı kirâma dönüp buyurdu ki:

- Hiç kimse Resûlullahın vefât etmiyeceğini söyleyemez. Cenâb-ı Hakka yemîn ederim ki Resûlullah ölümü tatmış bulunmaktadır. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde “Muhakkak sen de öleceksin onlar da ölecektir” buyurmaktadır. Resûlullah efendimiz İslâmiyetin bütün hükümlerini tamamladıktan sonra aramızdan ayrıldı. Artık kendimize gelip defin işlerini tamamlayalım.

Sonra Hz. Ebû Bekir de buna benzer konuşmalar yaptı. Böylece Eshâb-ı kirâmın aklı başlarına geldi.

Hayber gazâsından sonra Haccâc bin İlât hazretleri Peygamber efendimizin huzûruna gelip dedi ki:

- Yâ Resûlallah benim Mekke’de çoluk çocuğum mallarım var. Bunları buraya getirmek istiyorum. Fakat benim Müslüman olduğumu öğrenirlerse bunları vermezler. Mekke’ye gittiğimde sizin hakkınızda uygun olmayan sözler söylesem uygun olur mu?

Bunun üzerine Peygamber efendimiz izin verdi.

Zafere ulaştı

Bu izin üzerine Mekke’ye gelip Peygamber efendimizin esîr alındığını öldürülmesi için Mekke’ye getirileceğini söyledi.

Bu habere müşrikler çok sevindi. Hz. Abbâs ise haberi alır almaz üzüntüsünden bayıldı. Kendinden geçmiş bir hâlde evine götürdüler. Bir müddet sonra kendine geldiğinde işin aslını öğrenmek için kimsenin bulunmadığı bir zamanda Haccâc’ı evine çağırdı. Hz. Abbâs’ın perişan hâlini gören Haccâc dedi ki:

- Yâ Abbâs sana müjde! Resûlullah Hayber’de zafere ulaştı. Ben mallarımı kurtarmak için Resûlullahtan izin alarak böyle söyledim. Buradan ayrıldıktan üç gün sonra yaptığım hîleyi onlara söyleyebilirsin.

Hz. Abbâs Mekke’nin fethinden sonra yapılan Huneyn gazâsında da Peygamber efendimizin yanından ayrılmadı. İslâm ordusu sabah gün ışımadan çukur ve geniş bir vâdiden aşağı iniyordu. Düşman ordusu önceden oraya geldiği için vâdinin her iki yanında gizlenip pusu kurmuştu.

Resûlullahın yanından ayrılmadı

Müslümanlar tam oraya geldiklerinde düşman etraftan saldırmaya başladı. Müslümanlar ne olduklarını anlayamadılar. Bir an karışıklık oldu. Hz. Abbâs Hz. Ebû Bekir ve birkaç kahraman ölümü göze alıp Resûlullahla birlikte bir adım gerilemediler.

Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki:

- Yâ Abbâs! Sen onlara; “Ey Medîneliler! Ey Semüre ağacının altında bî’at eden sahâbîler!” diye seslen!

Hz. Abbâs iri yapılı ve heybetli idi. Bağırdığı zaman sesi çok uzaklardan duyulduğu için bütün gücüyle bağırdı:

- Ey Medîneliler! Ey Semüre ağacının altında Peygamberimize söz veren Eshâb! Buraya toplanınız! Dağılmayınız!

Bunu işiten Eshâb-ı kirâm geri dönmek istediler. Fakat binek hayvanları öyle ürkmüşlerdi ki ba’zıları hayvanlarını geri döndüremediler. Binek hayvanlarından kendilerini atmak mecbûriyetinde kaldılar. Müslümanlar toparlandılar ve şiddetli bir muhârebeden sonra düşman yenik düştü. Askerlerinin çoğu öldürüldü. Bir kısmı da esîr alındı.

Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib çok yiğit idi. Hz. Câbir anlatır:

“Resûlullah efendimiz Tâif’e gittiğinde oradaki halka elçi olarak Hanzala bin Rebî’i göndermişti. Hanzala Tâiflilerle görüşürken kendisini yakalayıp kaleye hapsetmek istediler. Bunu gören Resûl aleyhisselâm buyurdu ki:

- Kim bunların elinden Hanzala’yı kurtarır? Bu işi başarana bütün gâzilerin sevâbı verilecektir.

Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib yerinden fırlayıp yıldırım gibi koştu. Hanzala’yı kaleye sokmak üzere olan Tâiflilere yetişerek ellerinden aldı. Kaleden Hz. Abbâs’a taş atıyorlardı. Bu sırada Resûlullah efendimiz de Hz. Abbâs’a duâ ediyordu. Hz. Abbâs yaralanmadan Hanzala’yı Resûlullaha getirdi.”

Fâizini kaldırdı

632 senesinde Resûlullah efendimiz Eshâbıyla vedâ haccına gittiler. Peygamber efendimiz vedâ hutbelerinde sevgili amcasından da bahsettiler... Fâizin yasak olduğunu ilk kaldırdığı fâizin amcası Hz. Abbâs’ın fâizi olduğunu bildirdiler.

Peygamber efendimizin vefâtından sonra mübârek cenâzelerini yıkamak üzere; Hz. Ali Hz. Abbâs ve oğulları Fadl ve Kusem Üsâme bin Zeyd ve Sâlih odaya girip kapıyı kapadılar. Peygamber efendimizi gömleği üzerinde olduğu hâlde yıkamaya başladılar.

Hz. Abbâs ve oğulları su döküp Peygamber efendimizi sağa sola döndürdüler. Hz. Ali de yıkadı. Yıkadıkça evin içine eşine rastlanmamış çok güzel bir koku yayıldı. Üç parça kefen ile kefenledikten sonra vefât ettiği yere kabr-i şerîfi kazılıp lahd şekline getirildi ve Resûlullah efendimizi kabr-i şerîfine koydular.

Hz. Ömer fetihlerden elde edilen ganîmetlerden Hz. Abbâs’a hisse ayırırdı. Hz. Ömer Mescid-i Nebevînin genişletilmesini istedi. Mescidin hemen yanında Hz. Abbâs’ın evi vardı. Halîfe bu evi satın almak istedi. Hz Abbâs ise evini hediye olarak verdi.

Ayağa kalkarlardı

Hz. Ömer Medîne’de kuraklık olunca Hz. Abbâs’ın duâ etmesini istedi. Hz. Abbâs duâ edip duâsı bereketiyle yağmur yağdı ve toprak yeşerdi. Bundan sonra Hz. Ömer buyurdu ki:

- Abbâs Allahü teâlâ ile bizim aramızda vesîledir.

Hz. Abbâs Peygamber efendimize yakınlığı ve fazîletlerinin çokluğundan dolayı herkes tarafından sevilir sayılır hürmet edilir bir zât idi. Herkes kendisine imrenirdi. Dört büyük halîfe gibi büyük zâtlar o gelince hürmetlerinden ve tevâzularından ayağa kalkarlardı.

Çok zengin idi. Medîne’ye yerleştikten sonra yapılan bütün muhârebelerde ve özellikle Bizans’a karşı gerçekleştirilen seferde İslâm ordusunun techîzi için çok yardım etti.

Ziyâdesiyle cömert olup ikrâm ve ihsânları çok idi. Köleleri satın alıp azâd eder ve böyle yapmayı çok severdi. Yetmiş köle azâd ettiği meşhûrdur. Yakın akrabâyı ziyâret etmeye onların haklarını yerine getirmeye çok dikkat eder muhtaç olanlara yardım ederdi.

Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib ömrünün sonunda göremez oldu. Hz. Osman’ın şehîd edilmesinden iki sene evvel 652 senesinde 88 yaşında Medîne-i münevverede vefât etti. Cenâze namazını Hz. Osman kıldırdı. Bakî’ kabristanına defnedildi.

Kızlarından başka on erkek evlâdı vardı. Bunların içinde Abdullah bin Abbâs hazretleri ilimde çok yüksekti. Kızları içinde Ümmü Gülsüm ba’zı hadîs-i şerîfler rivâyet etti.

Hz. Âişe şöyle anlatır:

“Resûlullah efendimiz Eshâb-ı kirâmı ile oturuyordu. Yanında Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer vardı. O esnâda Hz. Abbâs içeri girdi. Hz. Ebû Bekir ona yer verdi. Hz. Abbâs Resûlullahla Ebû Bekir arasına oturdu. Resûl aleyhisselâm bu hareketinden dolayı Hz. Ebû Bekir’e buyurdu ki:

- Büyüklerin kıymetini büyükler bilir.”

Ben Abbâs'danım

Peygamber efendimiz Hz. Abbâs hakkında yine buyurdular ki:

(Bu Abdülmuttalib oğlu Abbâs’dır. Kureyşte en cömert ve akrabâlık bağlarına en saygılı olandır.)

(Abbâs bendendir. Ben Abbâs’danım.)

(Abbâs amcamdır. Beni korumuştur. Ona ezâ eden bana ezâ etmiş olur.)

(Abbâsoğullarından melikler olacak ümmetimin başına geçecekler. Allahü teâlâ dîni onlarla azîz ve hâkim kılacak.)

Hz. Abbâs bin Abdülmuttalib ekseriyâ şöyle derdi:

- Kendisine iyilik yaptığım hiç kimsenin kötülüğünü görmedim. Kendisine kötülük yaptığım hiç kimsenin de iyiliğini görmedim. Onun için herkese iyilik ve ihsânda bulunun! Çünkü bunlar sizi kötülüğün zararlarından korur.

İbni Şihâb’dan bildirildiğine göre; Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’in hilâfetleri sırasında kendileri bir binek üzerinde iken Hz. Abbâs’a rastlarlarsa bineklerinden inerler onunla beraber gideceği yere kadar yürürler sonra dönerlerdi.


Bkmlyz isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
peygamberimizin, amcasi

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Peygamberimizin Amcası

Peygamberimizin Amcası konusu, Dini Bilgiler / Dini Hikayeler forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: peygamber efendimize kötülük yapan amcası, peygamberimize kötülük yapan amcası, peygamberimizin amcalari, peygamberimizin kendisine kötülük yapan amcası, hz muhammedin kötülük yapan amcası, peygamberimize kötülük eden amcası, peygamberimize kötülük yapan amcası kimdir, hz muhammede kötülük yapan amcası, peygamber efendimize kötülük yapanlar, peygamber efendimize kötülük eden amcası, hz muhammed in kendisine kötülükler yapan amcası, peygamberimize kötülük eden amcası kimdir, hz muhammed in kendisine kötülük yapan amcası, peygamberimizin sürekli kötülük yapan amcası, hz muhammed in kendisine kötülük yapan amcası kimdir,

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 07:36 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats