bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > FORUM GENEL > Güzel Sözler > Dini Mesajlar

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 19-06-2011, 07:43   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Bediüzzaman said nursi hz lerinden ilginç sözler

Bediüzzaman said nursi hz lerinden ilginç sözler

said nursi hz lerinden sözler
bediüzzaman said nursi sözleri
said nursi sözleri

Tevhid
tevhid en ehemmiyetli ve en halavetli ve en yüksel bir vazife-i kudsiye ve bir fariza-i fıtriye ve bir ibadet-i imaniyedir.
İnsan bir yolcudur. Sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce getiremediği birşeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fani dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise aziz olarak çıkmaya çalış.
İnsan ve vazifesi
Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız gayesiz olabilirsin.
İnsan ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri ancak marifetullah muhabbetullah ilim gibi umur-u edebiyedir.
Dünya hayatı
Hayatın lezzetini zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.
Gençlik
Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada hem kabirde hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz o gençlik manen baki kalacak ve edebi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.
Dünyada gençliğe muhabbet yani ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi: dar-ı saadette edebi bir gençliktir.
Yalnızca Allah’a dayanıp güvenmek
Ey insan! Eğer yalnız Ona abd olsan bütün mahlukat üstünde bir mevki kazanırsın. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen aciz mahlukata zelil bir abd olursun.
Her kim kendisini Allah’a malederse bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah’a mal olmasa bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah’a mal olmak ise bütün eşyayı terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu edeceğini bilmekle olur.
Allah’a hakiki abd olan başkalarına abd olamaz.
Madem her yer misafirhanedir. Eğer misafirhane sahibinin rahmeti yar ise herkes yardır her yer yarar. Eğer yar değilse her yer kalbe bardır ve herkes düşmandır.
İmanın kazandırdıkları
Ey insan! Senin nokta-i istinadır ancak ve ancak Allah’a olan imandır. Ruhuna vicdanına nokta-i istimdad ise ancak ahirete olan imandır. Binaenaleyh bu her iki noktadan haberi olmayan bir insanın kalbi ruhu tavahhuş eder; vicdanı daima muazzeb olur.
İmana gel ki elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki selamette kalasın.
İnsan eğer kesrete dalıp kainat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fanilerin tebessümlerine aldansa onların kucaklarına atılsa elbette nihayetsiz bir hasarete düşer. Hem fena hem fani hem ademe düşer. Hem manen kendini idam eder. Eğer insan-ı Kuran’dan kalb kulağıyla iman derslerini işitip başını kaldırsa vahdete müteveccih olsa ubudiyetin miraciyle arş-ı kemalata çıkabilir. Baki bir insan olur.
Dine hizmet
Dine hizmet ederken müspet hareket etmek ve menfi hareketlerden kaçınmaktır.
Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir menfi hareket değildir. Rıza-i İlahiye karışmamaktır. Bizler aşayişi muhafazası netice veren müspet iman hizmeti içinde her yıl bir sıkıntıya karşı sabırla şükürle mükellefiz. Kardeşlerim! Hastalığım pek şiddetli belki yakında öleceğim veyahut bütün bütün konuşmaktan bazen men olunduğum gibi men edileceğim. Onun için benim nur ahiret kardeşlerim ehven-ü şer deyip bazı biçare yanlışçıların hatalarına hüçum etmesinler. Daima müspet hareket etsinler. Menfice hareket vazifemiz değil. Çünkü dahilde hareket menfice olamaz.
Nefis
Ey nefsim! Deme ‘zaman değişmiş asır başkalaşmış herkes dünyaya dalmış hayata perestiş eder. Derd-i maişetle şarhoştur.’ Çünkü ölüm değişmiyor. Firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri fakr-ı insani değişmiyor ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor sürat peyda ediyor.
Şeytanın mühim bir sinsi planı insana kusurunu itiraf ettirmektir ta ki bağışlanma ve Allah’a sığınma yolunu kapasın. Hem nefsi insaniyetinin enaniyetini tahrik edip ta ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin adeta kusur ve günahlarından takdis etsin..
Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden bağışlanma diler. Bağışlanma dileyen Allah’a sığınır. Allah’a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstehak olur.
Güzel ahlak
İşte tahmin ederim ki nasihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlaksız insanlara derler: “Hased etme! Hırs gösterme! Adavet etme! İnad etme! Dünyayı sevme!” Yani fıtratını değiştir gibi zahiren onlarca malayutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki: “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz mecralarını değiştiriniz.” Hem nasihat tesir eder hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur.”
İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı taleb ve hakeza şedid hissiyatlar umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı şiddetli bir surette fani umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek fani ve kırılacak şişelere baki elmas fiatlarını vermek demektir.
Hem gizli düşmanlarım hem nefsim; şeytanın telkiniyle zaif bir damarımı arıyorlar ki beni onunla yakalayıp Nurlara tam ihlas ile hizmetime zarar gelsin. En zaif damar ve dehşetli mani’ hastalık damarıdır. Hastalığa ehemmiyet verdikçe hiss-i nefs-i cisim galebe eder; zarurettir mecburiyet var der ruh ve kalbi susturur; doktoru müstebid bir hakim gibi yapar ve tavsiyelerine ve gösterdiği ilaçlara itaate mecbur ediyor. Bu ise fedakarane ihlasla hizmete zarar verir. Hem gizli düşmanlarım da bu zaif damarımdan istifadeye çalışmışlar ve çalışıyorlar. Nasılki korku ve tama’ ve şan ü şeref cihetinde çalışıyorlar. Çünki insanın en zaif damarı olan korku cihetinde bir halt edemediler i’damlarına beş para vermediğimizi anladılar.
Hastalığın hikmetleri
Ey hastalıktan şekva eden biçare adam! Hastalık bazılara ehemmiyetli bir definedir gayet kıymetdar bir hediye-i İlahiyedir. Her hasta kendi hastalığını o neviden tasavvur edebilir. Madem ecel vakti muayyen değil; Cenab-ı Hak insanı yeis-i mutlak ve gaflet-i mutlaktan kurtarmak için havf u reca ortasında ve hem dünya ve hem ahireti muhafaza etmek noktasında tutmak için hikmetiyle eceli gizlemiş. Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa ebedi hayatına çok zarar verebilir. Hastalık gafleti dağıtır ahireti düşündürür ölümü tahattur ettirir öylece hazırlanır. Bazı öyle bir kazancı olur ki; yirmi senede kazanamadığı bir mertebeyi yirmi günde kazanıyor. Ezcümle arkadaşlarımızdan -Allah rahmet etsin- iki genç vardı. Biri İlama’lı Sabri diğeri İslamköy’lü Vezirzade Mustafa. Bu iki zat talebelerim içinde kalemsiz oldukları halde samimiyette ve iman hizmetinde en ileri safta olduklarını hayretle görüyordum. Hikmetini bilmedim. Vefatlarından sonra anladım ki; her ikisinde de ehemmiyetli bir hastalık vardı. O hastalık irşadıyla sair gafil ve feraizi terkeden gençlere bedel en mühim bir takva ve en kıymetdar bir hizmette ve ahirete nafi’ bir vaziyette bulundular. İnşaallah iki senelik hastalık zahmeti milyonlar sene hayat-ı ebediyenin saadetine medar oldu. Ben onların sıhhatı için bazı ettiğim duayı şimdi anlıyorum dünya itibariyle beddua olmuş. İnşaallah o duam sıhhat-ı uhreviye için kabul olunmuştur.
İşte bu iki zat benim itikadımca on senelik bir takva ile elde edilecek bir kazanç kadar bir kar buldular. Eğer ikisi bir kısım gençler gibi sıhhat ve gençliğine güvenip gaflet ve sefahete atılsaydılar; ölüm de onları tarassud edip tam günahlarının pislikleri içinde yakalasaydı; o nurlar definesi yerine kabirlerini akrepler ve yılanlar yuvası yapacaklardı.
Diriliş
“Evvel yaratılışı düşünür. Der ki: Nutfeden alakaya alakadan bir çiğnem ete bir çiğnem etten ta insanın yaratılışına kadar olan oluşumumuzu görüyorsunuz. Nasıl oluyor ki yaratılışı inkar ediyorsunuz?.. O onun misli belki daha kolayıdır. Hem Cenab-ı Hak insana karşı ettiği ihsanat-ı azimeyi kelimesiyle işaret edip der: “Size böyle nimet eden bir zat sizi başıboş bırakmaz ki kabre girip kalkmamak üzere yatasınız.” Hem işareten der: Ölmüş ağaçların dirilip yeşillenmesini görüyorsunuz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmasını kıyas edemeyip inkar ediyorsunuz. Hem gökyüzünü ve yeri yaratan gökyüzü ve yerin meyvesi olan insanın hayat ve ölümünden aciz kalır mı? Koca ağacı idare eden o ağacın meyvesine ehemmiyet vermeyip başkasına mal eder mi? Bütün ağacın neticesini terketmekle bütün kısımlarıyla hikmetle yoğrulmuş yaratılış şeceresini faydasız ve boş yapar mı zannedersiniz? Der: kıyamet günü sizi diriltecek zat öyle bir zattır ki bütün kainat O’nun emrine hazır askeri hükmündedir. Allah’ın ol emrine feyekûne karşı tam bir teslimiyet ile boyun eğer. Bir baharı yaratmak bir çiçek kadar ona kolay gelir. Bütün hayvanatı icad etmek bir sinek icadı kadar kudretine kolay gelir bir zattır…”
Ölüm
Ölüm değişmiyor. Firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri fakr-ı insani değişmiyor ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor sürat peyda ediyor.”
Samimiyet
Bu zamanda avam-ı mü’mininin tam itimad etmesi ve iman hakikatlarını tereddüdsüz ders alması için öyle muallimler lazım ki; değil dünya menfaatlarını belki ahiret menfaatlarını dahi ehl-i imanın menfaat-i uhreviyesine feda ederek o ders-i imanide her cihetle şahsi faidelerini düşünmeyip yalnız ve yalnız hakikatlara rıza-i İlahi ve aşk-ı hakikat ve hizmet-i imaniyedeki şevk-i hak ve hakkaniyet için çalışsın. Ta her muhtaç delilsiz kanaat edebilsin bizi kandırıyor demesin ve hakikat pek çok kuvvetli olduğunu ve hiçbir cihetle sarsılmadığını ve hiçbir şeye alet olmadığını bilsin ta imanı kuvvetlensin ve o ders ayn-ı hakikattır desin vesvese ve şüpheleri zail olsun.
İhlas
Ey biçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman “Eyvah! Malımız harab olup sa’yimiz heba oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip dar bir toprağa girdik.” demeyiniz feryad edip me’yus olmayınız… Çünki sizin herşey’iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükafatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zat-ı Zülcelal sizi celb edip yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet meşakkat bitti; ücret almağa gidiyorsunuz.
Evet geçen baharın defter-i a’malinin sahifeleri ve hidematının sandukçaları olan tohumları çekirdekleri muhafaza eden ve ikinci baharda gayet şaşaalı belki yüz derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden neşreden Kadir-i Zülcelal elbette sizin de netaic-i hayatınızı öyle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette mükafat verecektir.
Ahireti unutanlar
Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir ücreti az mıdır ki sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada aciz ve fakir kalbine kut ve gına ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer’de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü’nde nur ve burak olacak bir namaz neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır? Bir adam sana yüz liralık bir hediye va’detse yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ul va’d edebilir o adama itimad edersin fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va’d hakkında muhal olan bir zat Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va’d etse pek az bir zamanda pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz suhre gibi veya usançla yarım yamalak hizmetinle onu va’dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen pek şiddetli bir te’dibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedinin havfı en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Bediüzzaman said nursi hz lerinden ilginç sözler

Bediüzzaman said nursi hz lerinden ilginç sözler konusu, Güzel Sözler / Dini Mesajlar forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: said nursi hz sözleri, said nursi hz lerinden guzel sozler, said nursi gençlerle ilgili sozleri, bediuzzamanin genclerle ilgili sozleri, said nursi ilginc sozleri, said nursi gençlikle ilgili sözler, bediuzzaman ilginc, said nursi hzlerinde güzel szler, said nursu gençlik hakkında sözleri, said nursi ilginc sozler, said nursi bediüzzaman hzsozleri, genclerle ilgili sozler said nursi, saidi nursi genclerle ilgili sozler, bedüzzaman in gençler hakkındaki sözleri, bediuzzaman genclik ile ilgili sözler,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Bediüzzaman Said-i Nursi Hz'nin Tüm RİSALELERİ Gardenella Dini Bilgiler 0 27-02-2011 03:10
ilginç nurküllü LakLak Bölümü 1 01-03-2009 02:22
ilginç... SÜKÛT Fantastik Resimler 3 26-02-2009 02:31
ilginç zehra35 Komik Resimler 0 02-06-2008 02:43

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 11:21 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats