bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > DİNİMİZİ TANIYALIM > Dua, Ayet, Hadis

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 06-05-2008, 04:04   #1 (permalink)
 
VuSLaT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Peygamber Efendimizin Alemin Yaratılışı ile İlgili Hadis'i Şerifleri

ÂLEMİN YARATILIŞI


1656 - İmran İbnu Husayn (R.a) anlatıyor: "Mescidde Resûlullah (S.a.v)'ın huzuruna girmiştim. (O sırada) Benî Temim kabilesinden bir grup insan geldi. Onlara:
"Ey Benî Temim size müjde olsun!" diyerek söze başlamıştı. Onlar hemen:
"Bize müjde verdin. Öyle ise (beytü'l-mâlden) iki kere bağış yap!" diye talepde bulundular. Onların bu cevabı karşısında Resûlullah (S.a.v)'ın yüzünden rengi attı. Hz. Peygamber (S.a.v)'ın huzuruna (Hayber'in fethi sırasında) Yemen halkından bir grup (Eş'ârî) girmişti. Onlara:
"Ey Yemenliler! Benî Temim'in kabul etmediği müjdeyi siz bari kabul edin!" dedi. Onlar:
"Kabul ettik ey Allah'ın Resûlü!" dediler ve arkadan ilâve ettiler:
"Biz dinimizi öğrenmeye ve bu (yaratılış) işinin başı ne idi onu senden sormaya geldik!" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (S.a.v) mahlükatın ve Arş'ın başlangıcını anlatmaya başladı:
"Bidayette Allah vardı O'ndan önce başka bir şey yoktu. O'nun Arş'ı suyun üzerinde bulunuyordu. Sonra gökleri ve yeri yarattı. Sonra zikr (denen kader defterinde ebede kadar cereyan edecek) her şeyi yazdı."
Buhârî Megâzî 67 74 Bed'u'l-Halk 1 Tevhid 22; Tirmizî Menâkıb 3946.
1657 - Ebu Rezîn el-Ukeylî (R.a) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü dedim mahlukatını yaratmazdan önce Rabbimiz nerede idi?" Bana şu cevabı verdi:
"el-Amâ'da idi. Ne altında hava ne de üstünde hava vardı. Arşını su üzerinde yarattı." Ahmed İbnu Hanbel dedi ki: "Yezid şunu söyledi: el-Amâ yani "Allah'la birlikte başka bir şey yoktu" demektir."
irmizî Tefsir Hud (3108).
1658 - Târık İbnu Şihâb (R.a) anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattâb dedi ki: "(Birgün) Resûlullah (S.a.v) aramızdan doğrularak mahlükatın ilk yaratılışından başla***** (geçmiş olan gelecek olan bütün safaları) cennet ehlinin cennete cehennem ehlinin cehenneme girmesine kadar anlattı. Bunu bir kısmı öğrendi bir kısmı unuttu."
Buharî Bed'ul-Halk 1.
1659 - İbnu Mes'üd (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâlâ hazretleri aklı yarattığı zaman ona: "Gel!" dedi o da geldi. Sonra "Geri dön!" diye emretti. O da geri döndü. Bunun üzerine akla şunu söyledi: "Ben kendime senden daha sevgili olan başka bir şey yaratmadım. Seni nezdimde mahlükâtın en sevgilisi olana bindireceğim."
Rezin ilavesi.
1660 - Hz. Câbir (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) bana: "Allah'ın meleklerinden olan Arş'ın taşıyıcılarından bir melek hakkında rivâyette bulunmam için bana izin verildi" dedi ve ilâve etti: "Onun kulak yumuşağı. ile ensesi arasındaki uzaklık yedi yüz senelik mesâfedir"
Ebu Dâvud Sünnet 19 (4727).
1661 - Hz.Abbas İbnu Abdilmuttalib (R.a) anlatıyor: "Bathâ nâm mevkide aralarında Resûlullah (S.a.v)'ın da bulunduğu bir grup insanla oturuyordum. Derken bir bulut geçti. Herkes ona baktı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Bunun ismi nedir bileniniz var mı?" diye sordu.
"Evet bu buluttur!" dediler. Resûlullah (S.a.v):
"Buna müzn de denir" dedi. Oradakiler:
"Evet müzn de denir" dediler. Bunun üzerine Resülullah (S.a.v) :
"Anân da denir" buyurdu. Ashab da:
"Evet anân da denir" dediler. Sonra Hz. Peygamber (S.a.v):
"Biliyor musunuz sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?" diye sordu.
"Hayır vallahi bilmiyoruz!" diye cevapladılar.
"Öyleyse bilin ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir."
Resûlullah (S.a.v) yedi semayı sa***** her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi. Sonra ilâve etti:
"Yedinci semânın ötesinde bir deniz var. Bunun üst sathı ile dibi arasında iki sema arasındaki mesafe kadar mesafe var. Bunun da gerisinde sekiz adet yabâni keçi (süretinde melek) var. Bunların sınnakları ile dizleri arasında iki semâ arasındaki mesafe gibi uzaklık var sonra bunların sırtlarının gerisirıde Arş var Arş'ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık kadar mesafe var. Allah bütün bunların fevkindedir."
Tirmizî Tefsir Hâkka (3317); Ebû Dâvud Sünnet 19 (4723); İbnu Mâve Mukaddime 13 (193).
Bir rivâyette şu açıklama yer alır: "Bu hadisi Câmiu'1-Usül sâhibi Kütüb-i Sitte'ye dâhil kitaplardan hiçbirine nisbet etmemiştir."
Katâde ve Abdullah'dan yapılan bir rivayet şöyle: "Resûlullah (S.a.v) ashabıyla birlikte otururken bir kısım bulutlar geçmişti:
"Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu el-anân (denen buluttur) bu arzımızın sakasıdır. Allah Teâlâ bunu kendisine hiç ibâdet etmeyen bir kavme göndererek (su ihtiyaçlarını görür)" dedi. Bir müddet sonra devamla:
"Bu sema nedir biliyor musunuz? Dürülmüş bir dalga korunmuş bir tavandır. Bunun üstünde diğer bir sema vardır" dedi ve böylece üst üste yedi semanın olduğunu söyledi. Sonra konuşmasına devamla:
"İkisi arasında ne (kadar uzaklık) var biliyor musuzıuz?" diye sorduktan sonra "Beş yüz yıl!" dedi. Sonra tekrar:
"Bunun gerisinde ne olduğunu biliyor musunuz? Bunun gerisinde su var. Suyun gerisinde Arş var. Allah Arş'ın fevkindedir. Ademoğlunun ef'âlinden hiçbiri O'na gizli kalmaz" buyurdu. Sonra tekrar:
"Bu arz nedir biliyor musunuz? Bunun altında bir diğer arz var ikisi arasında beş yüz yıl var. Böylece yedi arzın varlığını birer birer saydı" hadisi zikretti."
1662 - Abdullah İbnu Mes'ud (R.a)'dan yapılan rivayette Resûlullah (S.a.v)şöyle buyurmuştur: "Allah yedi semayı yarattı. Her birinin kalınlığı beş yüz yıl yürüme mesafesidir. "
Derim ki: "Tirmizî'nin Câmi'inde yer alan Katâde hadisi bazı takdim ve te'hirler ziyâde ve noksanlarla Hasan Basri an Ebî Hüreyre tarikinden merfu olarak gelmiştir.
Allahu a'lem.
1663 - Cübeyr İbnu Mut'im (R.a) anlatıyor. "Resûlullah (S.a.v)'a bir bedevî gelerek:
"Ey Allah'ın Resûlü (kuraklıktan) insanlar meşakkate düştüler. Aile efradı zayiata uğradı. Hayvanlarımız da helâk oldular. Bizim için Allah'a dua et su göndersin. Zîra biz Allah'a karşı senin şefaatini sana karşı da Allah'ın şefaatini taleb ediyoruz!" dedi. Resûlullah (S.a.v) adama şu mukabelede bulundu:
"Yazık sana söylediğin şeyin idrakinde misin ? Sübhanallah!"
Resûlullah (S.a.v) sübhanallahları o kadar tekrar etti ki bunun tesiri Ashab'ın yüzünden okunmaya başladı. Sonra Resûlullah (S.a.v) sözüne şöyle devam etti:
"Yazık sana mahlukatından hiç kimseye karşı Allah şefaatçi kılınmaz. Allah'ın şânı böyle bir şey yapmaktan çok yücedir. Bak hele! Sen Allah'ın (azametinin) ne olduğunu biliyor musun? O'nun Arş'ı semavatının' şöyle üzerindedir.-Parmaklarıyla işaret ederek- tıpkı üzerinde bir kubbe gibi. Arş Zat-ı Zülcelâl sebebiyle inleyip ses çıkarır tıpkı süvarisi sebebiyle atın ses çıkarması gibi. "
Ebu Dâvud Sünnet 19 (4726).
1664 - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) bir gün elimden tuttu ve şu açıklamayı yaptı:
"Allah toprağı cumartesi günü yarattı. Ondaki dağları pazar günü yarattı; ağaçları pazartesi günü yarattı. Mekruhları salı günü yarattı. Nuru çarşamba günü yarattı ve onda hayvanları perşembe günü yaydı. Hz.Adem (aleyhisselam)'i cuma günü ikindi vaktinden sonra ikindi ile gece arasındaki gündüz vaktinin en son saatinde en son mahluk olarak yarattı."
Müslim Sıfatu'1-Kıyâme 27 (2789).
1665 - Hz. Ebu Zerr (R.a) anlatıyor: "Güneş batarken Resûlullah (S.a.v) ile birlikte mescidde idim. Bana:
"Ey Ebu Zerr biliyor musun bu Güneş nereye gidiyor?" diye sordu. Ben:
"Allah ve Resûlü daha iyi bilirler!" dedim.
"Arş'ın altına secde yapmaya gider bu maksadla izin ister kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği izin isteyip izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: "Geldiğin yere dön!" denir. Böylece battığı yerden doğar. Bu durumu Cenâb-ı Hakk'ın şu sözü haber vermektedir. (Mealen): "Güneş duracağı zamana doğru yürüyüp gitmektedir. Bu aziz ve alîm olan Allah'ın takdiridir"(Yâsin 38).
Buhârî Tefsir Yâ-sin 1 Bed'u'1-Halk 4 Tevhid 22 23; Müslim İmân 250 (159); Tirmizî Tefsir Yâ-sin (4225).
1666 - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki.: "Güneş ve Ay kıyamet günü sarılırlar."
Buhâî Bed'ül-Halk 4.
1667 - İbnu Abbâs (R.a) anlatıyor: "Yahudiler gök gürültüsünün ne olduğunu Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den sordular:
"Bulutlara müvekkel olan melektir. Berâberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah'ın dilediği yere sevkeder"diye cevap verdi.
Onlar tekrar sordular:
"Ya şu işitilen ses o nedir?"
"Bu bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevkdir" dedi. Yahudiler:
"Doğru söyledin. Şimdi de İsrail'in Yakub (A.s)kendisine haram kıldığı şey nedir onu söyle?" dediler. Resûlullah (S.a.v):
"Hz. Yakub (ırku'n-nesâ denen) uyluk mafsalından başlayıp dize topuğa kadar inen. bir ağrıdan muzdarib idi. Deve eti ve sütü dışında kendine uygun gelen (ne yiyecek ne içecek) münâsip bir şey yoktu. Bu sebeple o da bunları haram etti" dedi. Yahudiler: "Doğru söyledin" dediler."
Tirmizî Tefsir Rad (3116).
1668 - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Cehennem Rabbine şikâyet ederek dedi ki: "Ey Rabbim bir kısmım diğer kısmımı yiyor. " Bunun üzerine ona iki nefes izin verdi: Bir nefes kışta bir nefes de yazda. İşte bu (yaz nefesi) en şiddetli şekilde hissettiğiniz hararettir. Öbürü de (kışta) en şiddetli bulduğunuz soğuktur."
Buhârî Bed'ül-Halk 10; Müslim Mesâcid 185 (617); Tirmizî Sıfatu Cehennem 9 (2595); İbnu Mâce Zühd 38 (4319); Muvatta Yükûtu's-Salât 27 (115).
1669 - Katâde (rahimehullah) anlatıyor: "Bu yıldızlar üç maksatla yaratıldı:
1- Allah onları semaya zinet (ve süs) kıldı.
2- Şeytanlara atılacak taş kıldı.
3- Geceleri istikamet tayin etmede işaretler kıldı. Kim yıldızlar hakkında bunlar dışında bir te'vil ileri sürerse (kendi ilâve ettiği) hissesinde hataya düşer nasibini kaybeder mânasız bir yükün altına girer ve hakkında bilgisi olmayan peygamberler ve meleklerin bile bilmekte âciz kaldıkları bir şeye burnunu sokmuş olur. Allah'a yeminle söylüyorum: Allah hiç kimsenin ne hayatını ne rızkını ne de ölümünü herhangi bir yıldızla irtibatlı kılmamıştır. (Aksini iddia edenler) Allah hakkında yalan söyleyerek iftira ediyorlar..."
Rezîn ilavesidir. Ancak (hakkında bilgisi olmayan) ibâresine kadar olan kısmı Buhârî Bed'ül-Halk'da (3. bab) senetsiz olarak kaydetmiştir.
1670 - Ebu Mûsa (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v)'ı dinledim şunu söyledi: "Allah Teâlâ hazret1eri Adem'i yeryüzünün bütün (cüzler)inden almış olduğu bir avuç topraktan yarattı. Âdem'in oğulları da arzın kısımlarına göre vücuda geldi. Bir kısmı beyazdır bir kısmı kızıldır bir kısmı siyahdır. Bunlar arasında orta (renkliler) de var. Ayrıca bir kısmı uysaldır bir kısmı haşindir bir kısmı habis (kötü kalbli) bir kısmı iyi kalblidir."
Ebu Dâvud Sünnet 17 Tirmizî Tefsir Bakara (2948).
1671 - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâla Hz. Âdem (A.s)'ı yarattığı ve ruh üflediği zaman Âdem hapşırdı ve elhamdülillah diyerek izni ile Teâla'ya hamdetti. Rabbi de ona:
"Ey Âdem yerhamukallah (Allah sana rahmet etsin) (mukarreb) meleklerden şu oturan gruba git ve "Esselâmu aleyküm" de!" dedi. (Hz. Âdem öyle yaptı. Hitab ettiği melekler):
"Ve aleyke's-selamu ve rahmetullahi ve berekâtuhu!" diye karşılık verdiler. Sonra Âdem (A.s) Rabbine döndü. Rabbi ona:
"Bu cümle senin ve evlâdlarının aralarındaki selâmlaşmadır" dedi.
Allah Teâla hazretleri elleri kapalı olduğu halde Âdem'e:
"Dilediğini seç!" dedi. Hz. Âdem:
"Rabbimin sağ elini seçtim! Rabbimin iki eli de sağdır mübarektir" dedi. Sonra Allahu Teâlâ hazretleri sağ elini açtı. İçinde Hz. Âdem ve onun zürriyeti(nin emsâlleri) vardı. Hz. Âdem (A.s):
"Ey Rabbim bunlar nedir?" dedi. Rabb Teâla:
"Bunlar senin zürriyetindir" dedi. Her insanın iki gözünün arasında ömrü yazılıydı. Aralarında biri hepsinden daha parlak daha nurlu idi. Hz. Âdem:
"Ey Rabbim ! Bu kimdir?" dedi. Rabb Telâla hazretleri:
"Bu senin oğlun Dâvud'dur. Ben ona kırk yıllık ömür takdir ettim" dedi. Âdem aleyhisselam:
"Ey Rabbim onun ömrünü uzat!" talebinde bulundu. Rabb Teâla:
"Bu ona takdir edilmiş olandır!" deyince Âdem:
"Ey Rabbim ben ona kendi ömrümden altmış senesini verdim"diye ısrar etti. Bunun üzerine Rabb Teâla:
"Sen ve bu (talebin berabersiniz)." buyurdu.
Sonra Âdem cennete yerleştirildi. Allah'ın dilediği kadar orada kaldı. Sonra cennetten (arza) indirildi. Âdem burada kendi ecelini yıl be-yıl sayıp hesaplıyordu. Derken ölüm meleği geldi. Hz. Âdem (A.s) ona:
"Acele ettin erken geldin. Bana bin yıl ömür takdir edilmişti!" dedi.
Melek:
"İyi ama sen oğlun Dâvud a altmış senesini verdin" dedi. Ne var ki O bunu inkâr etti zürriyeti de inkâr etti; o unuttu zürriyeti de unuttu. "
Resûlullah (S.a.v) ilâve etti: "O günderı itibaren yazma ve şahidlik emredildi."
Tirmizî Tefsir Muavvizateyn (3365). Bu hadis A'raf süresinin tefsirinde geçti. Orada son cümle yoktur.
1672 - Hz. Aişe (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Melekler nurdan yaratıldılar cinler dumanlı bir alevden yaratıldılar. Âdem de size vasfı yapılandan yaratıldı. "
Müslim Zühd 60 (2996).
1673 - İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Hayır Allah'a kasem olsun Resûlullah (S.a.v) Hz. İsa'nın kızıl çehreli olduğunu söylemedi. Ancak şunu söyledi: "Ben bir keresinde uyumuştum. Rüyamda Beytullah'ı tavafediyordum. O sırada düz saçlı kumral benizli başından su akar vaziyette iki kişiye dayanıp ortalarında gitmekte olan birisini gördüm.
"Bu kim?" dedim.
"Meryem'in oğlu!" dediler.
Bunun üzerine daha yakından görmek için ilerledim. Kızıl iri kıvırcık saçlı sağ gözü kör gözü üzüm gibi pertlek bir adam daha vardı.
"Bu kim?" dedim.
"Bu Deccâl !" dediler.
İnsanlardan en çok ona benzeyeni İbnu Katan'dı."
Zührî der ki: "İbnu Katan câhiliye devrinde vefat eden Huzâalı bir kimseydi."
Buhârî Tabi 33 11 Enbiya 42 Libâs 68 Fiten 26 Müslim İmam 275(169); Muvatta Sıfatu'n-Nebi 2 (2 920).
1674 - Hz. Câbir (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bana geçmiş peygamberler (aleyhimusselam) arzedildiler. Hz. Musa zayıfca bir erkekti. Sanki Şenûe kabilesinden (uzun boylu) birine benziyordu. Hz. İsa (A.s)'yı da gördüm gördüklerim içinde ona en çok benzeyen Ürve İbnu Mes'üd idi. Hz. İbrahim (A.s)'i de gördüm gördüklerim arasında ona en çok benzeyen arkadaşınızdı -yani kendisini kastediyor- Hz. Cebrail (A.s)'i de gördüm. Gördüklerimden ona en ziyâde benzeyen Dıhye İbnu Halîfe idi."
Müslim İmam 271 (167); Menâkıb 27 (3651).
1675 - Semure İbnu Cündüb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdu ki: "Sâm Arapların babasıdır.Yâfes Rumların babasıdır. Hâm Habeşîlerin babasıdır."
Tirmizî Tefsîr Sâffât (3229) Menâkıb (3927).
1676 - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v) buyurdular ki: "Zekeriyya (As) marangoz idi."
Müslim Fedâil 169 (2379).


VuSLaT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
peygamber, efendimizin, alemin, yaratilisi, ile, ilgili, hadisi, serifleri

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Peygamber Efendimizin Alemin Yaratılışı ile İlgili Hadis'i Şerifleri

Peygamber Efendimizin Alemin Yaratılışı ile İlgili Hadis'i Şerifleri konusu, DİNİMİZİ TANIYALIM / Dua, Ayet, Hadis forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: yaratılış hadisleri, peygamberlerin hadisleri, arş ile ilgili hadisler, adem as ile ilgili hadisler, peygamberin hadisleri, peygamberimizin yaratılışı, peygamber hadisleri, arş hakkında hadisler, dünyanın yaratılışı ile ilgili hadisler, yaratılış hadis, hadislerde yaratılış, evrenin yaratılışı ile ilgili hadisler, alem ile ilgili ayetler, peygamber efendimizin yaratılışı, kainatın yaratılışı ile ilgili hadisler,

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 01:10 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats