bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 09-04-2013, 11:58   #1 (permalink)
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Postmodernizm ne demektir?- Postmodernizm ve sanat hakkında yazı

Postmodernizm ne demektir?- Postmodernizm ve sanat hakkında yazı


GİRİŞ

"Post" lu tamlamalar (Postmodernizm post yapısalcılık post-marksizm postendüstriyelizm) son 20-25 yıllık dönemde dünyanın entelektüel gündemine büyük bir ağırlıkla girmiş; bu kavramlar üzerine oturan tartışmalar olağanüstü sayılabilecek popülerite kazanmıştır.

Bu dönem içerisinde postmodernizm post yapısalcılık post-marksizm gibi açıklayıcı kavramlar sanattan felsefeye ve bilime kadar uzanan alanlarda etkin ve yeni söylemlere kaynaklık etmişlerdir.

Bu tamlamalardan biri olan ve özellikle yerleşik ve egemen bilim anlayışını sorgulaması hatta doğruluk temsili iddiasında bulunan bilim anlayışını reddetmesi ile yoğun tepkilere neden olan postmodernizm ve bu söylemin sanat alanındaki yansıması bu ödevin konusunu oluşturmaktadır. Postmodern sanat anlayışı ve bu alandaki tartışmalar hazırlanan çalışmanın temeli olmakla birlikte öncelikle postmodernizmin bir söylem olarak ortaya çıkışı ve hemen hemen her alana yayılmasında geçirdiği tarihsel süreç ve bu söylemin genel olarak ifade ettiği kavramsal çerçeve üzerinde kısaca durulacaktır.

TARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE POSTMODERNİST SÖYLEM

16.cı yüzyıldan bu yana Kuzeybatı Avrupa'da kendini gösteren ve oradan giderek dünyanın diğer yörelerini de etkileyip büyük bir dönüşümü belirleyen kapitalizm 19.cu yüzyılda sanayi devrimiyle beraber hem olgunlaşmış hem de yeni bir aşamaya girmiştir. Bu aşamayı belirleyen ana toplumsal olgular sanayileşme ve kentleşme olmuş; böylece 19.cu yüzyılın ikinci yarısından itibaren ortaya başat toplumsal düzen olarak sanayileşmiş kent toplumu çıkmıştır. Kuşkusuz 19.cu yüzyıla damgasını vuran büyük ve kapsamlı değişim sadece sanayileşme ve kentleşme olarak tanımlanamaz. Bu dönüşün aynı zamanda insanoğlunun düşünce dünyasının da kapsamlı ve köklü bir biçimde değişimi anlamına gelmektedir. Sözü edilen dönem bilim ve sanat alanında son derece parlak ve önemli gelişmeleri de beraberinde getirmiş bulunmaktadır. 19.cu yüzyıl bu çerçevede insanoğlunun ileriye doğru büyük yürüyüşünde ciddi bir sıçramayı simgelemiş gözükmektedir.

Öte yandan 20.ci yüzyılın da en az 19.cu yüzyıl kadar hareketli ve büyük değişim ya da dönüşümlere sahne olarak geçtiği ileri sürülebilir. İlk kez kapitalizme alternatif olduğunu ileri süren bir sistemin ortaya çıkması iki büyük dünya savaşı eski sömürgelerin bağımsızlık mücadeleleri ve birer ulusal toplum ve ulusal devlet olarak ortaya çıkmaları soykırımlar nükleer silah teknolojisi ve ilk kez insan türünün evrende yok olma tehdidi ile karşılaşması bilim ve teknoloji alanında yaşanan baş döndürücü gelişmeler 20.ci yüzyıla damgasını vuran büyük dönüşümler arasında ilk akla gelenlerdir.

Özellikle de 1848 yılından beri entellektüel gündemi belirleyen ve 1917 Ekim Devrimi ile gerçeklik konumu kazanan sosyalizm ve bu yeni düzen alternatifinin kapitalizme meydan okuması 20.ci yüzyılın tarihini belirleyen temel süreç olmuştur. Sosyalizm ile kapitalizm arasındaki yarışma ve özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan soğuk savaş hem sosyopolitik gelişmeleri hem de düşünce dünyasını belirlemiş; yani bilim ve sanata egemen olmuş içeriğini tanımlamıştır.

Sosyalizmin bir gerçeklik konumunda olması ve kapitalizme alternatif bir sistemin olabilirliği kapitalizmi bir yeniden yapılanmayla karşı karşıya getirmiştir. Kapitalizm bu yeniden yapılanma sürecinde özellikle 1950 'li ve 1960 'lı yıllarda dünya ölçeğinde parlak bir ekonomik performans ve büyüme gerçekleştirmiştir. Bu performans 20.ci yüzyılın ileri ve gelişmiş toplum modelini ortaya çıkarmıştır. 1950 ve 1960 'lı yıllarda kapitalizmin bu büyük başarısına karşın hem varlığını koruyan hem de yarışmayı sürdürerek rakip olma özelliğini yeniden üreten sosyalist sistem 1980 'li yıllar içerisinde siyasal gerçeklik olma özelliğini yitirmiş ve kapitalizm tekrar 19.cu yüzyılın ilk yarısında olduğu gibi baskın bir sistem konumuna gelmiştir.
Bu bağlamda kapitalizmin 1970 'li yıllara damgasını vuran bunalımı ve bunalımı aşmak için öngörülen yeniden yapılanma çok yönlü ve dünya ölçeğinde bir değişim sürecini ortaya çıkarmıştır. İnsan ve toplum yaşamının her alanında kendini gösteren değişim içerisinde ilgi çeken üzerinde çok durulan ve tartışılan süreçlerden biri düşün ve sanat alanında kendini gösteren yeni yaklaşım ya da söylemlerdir. Bu yaklaşım ya da söylemler genel olarak "sonrası" anlamına gelen "post" sözcüğü ile yapılan tamlamalardır.

Son 20-25 yıl içerisinde postmodernizm post yapısalcılık post-marksizm gibi açıklayıcı kavramlar sanattan felsefeye ve bilime kadar uzanan alanlarda etkin ve yeni söylemlere kaynaklık etmişlerdir. Birçok aydın ya da akademisyen düşünsel kökenleri Nietszche ve Heidegger olan postmodern felsefe ve yaklaşımları benimsemiş Derrida Rorty Baudrillard Lyotard Faucoult gibi çağdaş postmodern düşünürlerin yaklaşımlarını izlemiştir.

Post yapısalcılığı ve post-marksizmi de kapsayacak biçimde postmodernizmin yeni farklı siyasal ve toplumsal biçimleri formüle ettiği bilinen toplumbilim ya da kuram yaklaşımlarını kökten yadsıdığı ileri sürebilmektedir. Bunun sonucu sanat ve estetik tartışmaları yanında toplumbilim alanında da postmodern söylemin geniş bir yankı bulması olmuştur. Böylece popülerlik kazanan bu söylem hakkında; kitaplar yazılmış toplantılar düzenlenmiş bildiriler yayınlanmış olmasına rağmen kesin ve bütünleşmiş bir postmodernizm tanımına ulaşılamamış gibi gözükmektedir. Bununla birlikte postmodernizm herhangi bir kuram veya ilkeler bütünü olarak görülmemektedir. Postmodernizm genel olarak modernizmin temel kavramlarından biri olan rasyonelliğin ve bilimsel temsil felsefesinin (epistemoloji) yadsınması olarak düşünülebilir.

Postmodernist söylem içinde çeşitli karşıtlıkları barındırmakla birlikte temel olarak yeni bir dönemi ifade etmektedir. Bu modernite olarak tanımlanan dönemin sona erdiği ve onu izleyen yeni bir dönemin ortaya çıktığı anlamını taşımaktadır. Max Weber tarafından formüle edilen modernite tarihsel bir dönemi ifade eden kavramdır. Weberci anlamda modernite feodaliteyi ya da ortaçağları izleyen aklın öncelik aldığı tarihsel dönemi ifade etmektedir. Bu anlamda Aydınlanma Çağı insanın aklını ve bilimi kullanarak sürekli ileri gitmesi modernite çağını kavramsal öncülleridir. İşte postmodernizm batı akılcılığına ve Aydınlanma felsefesine dayanan bilgi ya da bilgilenme sistemini eleştirmekte hatta ona meydan okumaktadır. Postmodernizm modernizmin aksine iyiye ulaşma ile akılcılık yolu ile ileriye gitmenin olanaksızlığının altını çizmektedir.
Postmodernizm öncelikle radikal bir değişimi eskisinden çok farklı ve yeni bir durum ortaya çıkmış olduğunu ve bu durumun postmodern olarak tanımlanabilen bütün çözümlemelerde kendini gösterdiğini ileri sürmekte; ikinci olarak da negatif özgürlük kavramı geçerli tek değer olarak kabul etmektedir. Negatif özgürlük bireye kendi dışından hiç ya da marjinal düzeyde müdahale edilmemesi anlamını taşımaktadır.
Kısaca postmodern söylem eski aşamaya özgü herşeyin bittiğini kuram ideoloji insancıllık ya da avant-garde gibi kültürel değer ya da eğilimlerin son bulduğunu öne sürmektedir. İnsan ve topluma yönelik her türlü düzenleme önerisi bireyin özgürlüğünü kısıtlayacağı gerekçesi ile reddedilmektedir.

Bu çerçevede postmodern sözcüğü son 15-20 yıl içinde kendini nicel ve nitel olarak ortaya koyan değişimin içinideki kültürel oluşumları ifade etmektedir. Yaşanan değişim sürecinin bir ürünü olan postmodern söylemin estetik anlayış ve ölçüsünden toplum düzeni ya da işleyişine toplumla ilgili kuramsal çözümlemelere ve bilim felsefesine kadar uzanan çok geniş bir alanda ortaya çıkan yeni yaklaşım ya da tartışma biçimlerini kapsamaktadır.

Postmodernizm ve Sanat

Belli bir sanat ve estetik anlayışını yansıtacak biçimde postmodernizm kavramı yaygın ve etkin olarak 1960 'lı yıllarda özellikle New York'taki sanat çevreleri arasındaki tartışmalarda kullanılmaya başlanmıştır. Bu tartışmalarda postmodern ya da postmodernizm kavramı öncelikle modern sanat ya da modernist estetik karşıtlığını ifade edecek biçimde kullanılmaktadır. Buna göre bugünün önde gelen tartışma konularından biri olarak postmodernizm modernizmin değillemesi olarak ilk kez sözü edilen dönemde ortaya atılmış gözükmektedir.

Bu çerçevede postmodern estetik anlayışı o döneme kadar sanatsal çevrelerde etkinliğini sürdüren modernizmden ya da modern sanatsal estetik anlayışından tam bir kopuşu gündeme getirmiştir. Bu nedenle postmodern sanat ve estetik anlayışının ya da postmodernizmin sanatsal alanda belirlenen anlam ve içeriğini kavrayabilmek için öncelikle modern sanat anlayışının ya da modernizmin estetik ölçütlerinin ne olduğunu en azından ana hatları ile ortaya koymak gerekmektedir.

Modernist sanat ve estetik anlayışı 19.cu yüzyılın ikinci yarısında gündeme gelmiş 1870 'li yıllardan itibaren postmodern estetik tartışmalarının ortaya çıktığı 1960 'lı yıllara kadar egemen anlayış olagelmiştir.

Modern sanat ve modern sanata özgü estetik anlayışı klasik estetik anlayıştan köklü bir kopuş olarak kendini göstermiştir. 19.cu yüzyılın son çeyreğinde sanat anlayışına ve çevrelerine egemen olan modernist estetik anlayışı o zamana kadar geçerli olan sanat anlayışını yani ayna metaforunu yadsımıştır. Modernist sanat estetiğini savunan sanatçı ve kritiklere göre klasik sanat anlayışı sanatçıya subjektif yorum yapma olanağı vermemektedir. Bu durumda sanatçının yaratıcılığı ciddi ölçüde kısıtlanmış olacaktır. Sanatçılar bu durumda ancak kendilerinden önce gelen klasik çağın büyük ustalarının taklidini yapabileceklerdir. Bu nedenle modern sanat sanatçıların yaratıcı yeteneklerini ancak yerleşik anlayış ve formları zorlayarak değiştirerek ve konulara subjektif ve özgün yorumlarını katarak ortaya çıkarabileceklerini savunmuştur.
Modernist sanat anlayışı da klasik sanat anlayışı gibi sanatın gerçeği yansıtması temeli üzerine oturmaktadır. Ancak gerçekçilik sanatçının o gerçekliği algılaması yorumlaması ile belirlenecektir. Bu nedenle modernist sanat anlayışında toplumun ya da insanın aynası olmak yerine sanatçının bakış biçimi algılaması ve yorumlaması önem taşımaktadır.

Sanat evreninde modernizmin belli başlı dört özellik üzerine oturduğu söylenebilir. Bu dört özellik aynı zamanda modern sanata özgü estetik anlayış ve ölçülerin belirlenmesinde de geçerli olmuş gözükmektedir.

Birinci olarak üzerinde durulması gereken nokta özgürlük ve özgünlüktür. Klasik ya da romantik sanat anlayışı Aydınlanma çağının her sorunun sadece bir tek doğru cevabı vardır ve sanatsal ürün için tek bir temsil modu olabilir düşüncesi üzerine oturmaktadır. Buna karşılık 1848 yılında Komünist Manifesto'nun yayınlanışı bu tek gerçek cevap ve tek gerçek temsil anlayışının yıkılışını sembolize etmektedir. Gerçeğin aynı anda toplumdaki farklı grup ya da kollektivitelere göre farklı temsili olabileceği düşüncesi modernizmin öncüleri tarafından sanat anlayışına taşınmıştır. Böylece sanatçının özgürlüğü ve özgünlüğü estetik açısından olmazsa olmaz bir önkoşul haline gelmiştir.

Modern sanat anlayışının üzerine oturduğu ikinci özellik yansıma ve misyon olarak tanımlanabilmektedir. Sanatçı yaratıcılığını ortaya koyabilmesi için mutlaka özgür ve özgün olacaktır ama aynı zamanda algılayıp yorumladığı bir konusu olacaktır. Bir başka deyişle sanatçı içinde bulunduğu koşullar altında konusunu seçip ürününde yansıtacaktır. Yansıtma yani konunun sanatçı tarafından yorumu onun misyonu olarak değerlendirilebilir.
Modern sanatın üçüncü özelliği kısaca kültürün ve sanat ürünlerinin metalaşması denilebilir. Bu kaçınılmaz bir gelişmedir; çünkü kapitalizmin dinamizmi metalaşma sürecinin sürekli olarak kapsam ve içerik açısından genişlemesi anlamına gelmektedir. Bu süreçte sanatçı artık ürünlerini pazara çıkarmakta ve sanatını yeniden üretebilmek için diğer sanatçılar ile pazarda yarışmak durumunda kalmaktadır.

Modern sanat anlayışının dördüncü özelliği seçkinci olması olarak sayılabilir. Modern sanat anlayışında sanat her ya da ortalama insanda bulunmayan ir yaratıcılık yeteneğinin yansıması olarak düşünülmektedir. Bu nedenle de sanatçının yaratıcı yeteneğini maximum düzeyde ortaya koyması için tam bir özgürlük ve otonomi içinde yaşaması öngörülmektedir. Sanatçı formlarla içeriklerle oynayarak çok boyutlu karmaşık ve kapsamlı bir gerçekliği ya da düşünceyi konu seçecek ve kendi algısı ile yoruma dayanan sanatsal faaliyeti yürütecektir. Eğer gerçeklik ya da bir başka deyişle konu alanı gederek karmaşıklaşıyorsa sanatçının yorumu da gereke karmaşıklaşabilecek ve anlatım soyutlaşabilecektir. Bu durumda sanatsal ürün ile karşı karşıya kalan seyirci dinleyici ya da okuyucunun yorumsal mesajı kavrayabilmesi için konunun karmaşası hakkında bir ön bilgi ya da fikir sahibi olması gerekecektir. Bu ise kaçınılmaz bir seçkinciliğin gündeme gelmesi demektir. Yani modern sanatın estetik zevkine varabilmek için sanat ya da kültür tüketicisinin de belli bir bilinç ve birikim düzeyine sahip olması gerekmektedir. Buna örnek olarak Picasso'nun Guernica tablosu verilebilir. Bu tabloda bir şehrin ilk defa havadan bombalanması konu edilmektedir. Picasso'nun bu tablo gibi başka tablolarını da anlamak için belli konularda (örneğin İspanya iç savaşı) hatırı sayılır bir birikime sahip olmak gerekmektedir .

Görüldüğü gibi modernist sanat anlayışında genel olarak eskinin bittiği ve yeninin başladığı mesajı verilmektedir. Modernist sanat da gerçeklikle ilgili temsil söz konusu olmakta toplum ya da yaşamla ilgili eleştiriler yapılmakta gelecek için çözümler ortaya atılmaktadır. Modernist sanat anlayışının egemen olduğu çağ büyük sosyo-politik dönüşümlerin yaşandığı dönemdir ve bu dönem kaçınılmaz bir biçimde kültürü insanların tutum ve davranışlarını derinden etkilemiştir. Modernist sanat bir bakıma bütün bu hızlı dinamik oluşumların ve sözü edilen etkileşimlerin yansıması olarak nitelendirilebilir.

Değinildiği gibi postmodern söylem yaygın ve etkin bir biçimde 1960 'lı yıllarda özellikle New York'ta modern sanat ve estetik anlayışına karşı bir tepki ya da radikal eleştiri olarak ortaya çıkmıştır.

1960 'lı yıllarda doğan ve hızla büyük bir popülarite kazanan pop-art modernizme ya da modernist estetik anlayışına karşı postmodern tepki olarak tanımlanabilmektedir. Modernist estetik ölçütlerinin en önde gelenlerinden biri seçkinciliktir modern sanat elitist bir anlayışa dayanmaktadır. Bunun yanında sanatçının yaratıcı kapasitesinin yansıtıldığı özgün ya da farklı yapıtların ortaya çıkarılması gerekmektedir. Modern sanat ve estetik anlayışı 1890 'lı yıllardan sonra 1960 'lı yıllara kadar görsel sanatlardan müziğe ve edebiyata kadar sanatın bütün dallarına egemen gözükmektedir. İşte pop-art anlayışı ile sanatın seçkinciliğine ve yaratıcılığın özgün olması gerekliliğine kesin olarak karşı çıkmış; bu ölçütler yadsınmıştır. Pop-art'ın çıkış noktası "sanatın yaşama yön verme ya da yaşamı kritik etme gibi bir işlevi olmadığıdır".

Pop-art'ın en tanınmış ve büyük ustalarından biri Amerikalı sanatçı Andy WARHOL'dır. Andy Warhol aynı zamanda postmodernist sanat anlayışının öncülerinden biridir. Warhol'e göre sanatın misyonu olması anlamsız bir tezdir sanatın temel işlevi yaşamın yansıması olmalıdır.
Popüler sanat kitlesel iletişim tekniklerinin ön plâna çıktığı ve bütün toplumun sanat ya da kültür tüketicisi konumuna geldiği bir durumu ifade etmektedir. Bir taraftan kitlesel üretim için gerekli teknik koşullar diğer taraftan da kitlesel tüketim için zorunlu ortak tutumlar sanat pazarını belirlemektedir. Bunu örnek olarak insanların öykündüğü bir yıldızın milyonlarca kişinin satın alabileceği posterini yapıp (A. Warhol'un Marliyn Monroe posteri) çoğaltmak dağıtmak o zamana kadar gelen yerleşik seçkinci modernist sanat anlayışını sergilemektedir.

Kısacak kendilerini postmodern olarak tanımlayan sanatçılar ve sanat kritikleri modernizme ya da başka bir deyişle modern sanat anlayışına karşı iki eleştiri yöneltmişlerdir; ilk olarak karşı çıktıkları nokta sanat yapıtının misyonu olması içinde bulunulan durumu kritik ederek çıkış yolu araması ya da göstermesi ve geçmişten kopmuş bir yeniyi kurmaya kalkmasıdır. Postmodern kritikler modern sanatın mutlaka ileriye yani geleceğe dönük olmasının bir zorlamayı gündeme getirdiğinden söz etmektedirler. Halbuki onlara göre böyle bir zorunluluk anlamsızdır ve sanat geçmişe dönerek geçmişi yansıtarak toplumsal belleğe çağrıda bulunabilmelidir.

Postmodern sanatçıların modern sanat anlayışına karşı yönelttikleri ikinci eleştiri modern sanatın seçkinciliği olmuştur. Postmodern sanatçılar için sanatsal estetik popülist bir çerçeveye oturmalıdır; kitlenin beğenisi ile sanatsal ürünün estetik değeri arasında buna göre doğrusal bir orantı vardır. Postmodern yaklaşım içinde sanatçı tam bir özgürlük içinde yaşamı yansıtacaktır ve çağdaş toplumda yaşam kitleselleşmiş ise sanat yapıtının estetik değerini de kitle beğenisi belirleyecektir. Kitlesel yaşamın yansıtılması postmodernlere göre kaçınılmaz olarak taklidi içerecektir. Buna göre modern sanatçılar gibi taklidi sanatın dışına atmak hem doğru hem de anlamlı bir iş olmayacaktır. Sanat yaşamı yansıtacağı için taklidi içerecek ve aynı zamanda dinamik olduğundan sanatsal estetik için bir geçicilik söz konusu olacaktır.

Görüldüğü gibi postmodern sanattan yana olanlar modern sanatın misyon düşüncesine geçmişi yıkmaya yönelmesineş özgün olma tezine ve seçkinciliğine karşıdırlar. Postmordern sanat anlayışı buna göre herhangi bir toplumsal kritik iddiası taşımayacak estetik ölçütlerini popülizm ve ekletizm üzerine kuracaktır. Sanat yapıtında misyon olmayacaktır. Çünkü artık yaşamda misyon yoktur. Buna karşılık taklit ve popülizm olacaktır.
Postmodernist yaklaşım zamanı öne çıkaran modern sanata karşıdır. Modern sanatın zamanı öne çıkarması yani eskiyi yıkıp yeniyi kurma için en azından ip uçları vermesi bir tarihsellik boyutunu kapsadığını göstermektedir. Halbuki postmodern sanat anlayışında tarihsellik söz konusu olamaz; eskinin yıkılıp gideceği ve onun yerine bir yeninin geleceği bu gelişim düzeni ya da içeriği gibi düşünceler postmodern sanat anlayışında anlamsız olarak nitelendirildikleri için yer almazlar. Buna karşılık postmodern sanat için bir mekansallık ya da yerellik ön plândadır; bu sanat anlayışı içinde tarihin akışı gelişme ve bunun evrenselliği yoktur; hatta her türlü evrensellik iddiası anlamsız oldukları gerekçesi ile dışlanmaktadır. Postmodern sanat estetiği için "şu anda burada" ölçütü esas alınmaktadır.

Postmodernist sanat anlayışının ilk ve yoğun bir yansıma bulduğu alanlardan biri mimari olmuştur. Modern mimari anlayışı ve bu anlayışa özgü mimari estetik esas olarak işlevselliğe dayanmaktadır. Mimari yapıt ne ölçüde işlevselse ya da ne ölçüde amacına hizmet ediyorsa o kadar başarılı ve güzel sayılmaktadır. Buna karşı çıkan postmodern mimari anlayışına göre ise işlevsellik anlamını yitirmiştir. Postmodern mimariye göre sanatçı (mimar) kitlenin de beğenisine cevap verecek şekilde mimari formu belirlemekte tam bir özgürlük içinde olmalıdır. Bu özgürlük kuşkusuz mimari eserin metalaşması yani Pazar mekanizması ile sınırlandırılmış bulunmaktadır. Yine postmodern sanatçılar modernist sanat ve estetik anlayışının tersine taklide (kitsch) kesinlikle karşı değildirler.

Modernizm / Postmodernizm karşıtlığı sinemada da yansımasını bulmuştur. Modernist sinema II. Dünya Savaşından sonra özellikle Avrupa'da büyük bir etkinlik kazanmıştır. İtalyan film yönetmenleri Antonioni Fellini De Sica Bertolucci vb. modern sinemanın büyük ustaları arasında sayılabilir. Bu yönetmenler sadece iki saatlik seyreti ve hoşça zaman geçirmek için sinema yapmamakta seyirciyi düşündürmeyi ve düşündürme etkisinin seyreti bittikten sonra da sürmesine çalışmaktadırlar.

Buna karşılık postmodern sinemacılar örneğin David LYNCH seyreti sırasında izleyicilere hoş vakit geçirten filmler yapmaktan yanadırlar. Postmodern sinema anlayışında seyreti bittikten sonra izleyicide film ile ilgili bir iz kalmaması sorun değildir. Özel bir kadın ve Vahşi Kalpler adlı filmler postmodern sinemanın tipik örnekleri arasında sayılmaktadır. Örneğin Özel Bir Kadın adlı film hoş bir masalı anlatmakta anlatılan öykünün olabilirliği konusu izleyicinin aklına bile gelmemektedir. Yine postmodern sinemanın tipik örneklerinden biri olan Mavi Kadife adlı filmde kahraman iki farklı dünya arasında gidip gelmekte ve zaman öğesi dışlanmakta diğer taraftan da yine toplumdaki şiddet uyuşturucu ve yer altı dünyası gibi olgular herhangi bir yargı söz konusu olmaksızın yansıtılmaya çalışılmaktadır.

Postmodern sinemacılar seks ya da şiddet gibi olguların bugünkü yaşamın önce gelen öğeleri olduğunu öne sürerek bunları sanatın nesnesi olarak kullanabileceklerini ifade etmektedirler. Postmodern sanatçı seks ya da şiddet olgusunu herhangi bir kritik ya da bu sorunlara yönelik tavır alma ve yeniden kurma söz konusu olmaksızın sanatsal bir nesne olarak alıp sansıtmaktan yanadır. Örneğin Anthony Burgess'ın Clockwork Orange kitabı postmodern anlayışı yansıtmaktadır. Yazar bu kitabında salt şiddet olgusunu sanatsal nesne olarak kullanmaktadır. G. G. Marquez Kurt Vonnegut Gunter Grass John Fowles E. L. Doctorow gibi bugünün ünlü yazarları edebiyat alanında postmodern sanat anlayışının temsilcileri sayılabilir. Plastik sanatlar alanında Warhol Kiefer Bozelitz gibi ressamlar müzik alanında Cage Holloway Laruie Anderson gibi müzisyenler de postmodern sanatçılar olarak nitelendirilebilir.

Sonuç olarak postmodern sanat estetiğinin özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Estetik ölçütünde artık toplum değil sanatçının kendi için bilinci belirleyicidir.
2. Misyon ve anlatı yadsınırken onların yerine montaj konmaktadır.
3. Gerçek açık uçlu olarak kavranmakta ve gerçekliği yansıtma yerine belirsizlik ve kararsızlık esas alınmaktadır.
4. Bireyin bütünleşmiş kişiliği tutarlılığı bir tarafa atılmakta hümanist değerlerden ve yapısallıktan arındırılmış kişilik belirleyici olmaktadır.
5. Yüksek sanat ile kitle sanatı ayırımı ortadan kalkarken taklit ve yapıştırma sanatsal yapıtın üretilmesinde ön plâna geçmektedir.


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Postmodernizm ne demektir?- Postmodernizm ve sanat hakkında yazı

Postmodernizm ne demektir?- Postmodernizm ve sanat hakkında yazı konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: postmodernizmde sanat ve estetik,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Pastırma yazı ne demektir? ebush Eğitim ve Öğretim 0 04-04-2013 10:33
Modernizm ve Postmodernizm nimlahza Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 28-10-2012 08:23
Türk sanat müziği ne demektir? elif Eğitim ve Öğretim 0 18-04-2012 09:34
Türk sanat müzigi ile ilgili yazı Я Soru Cevap 0 21-02-2012 10:06
Türklerde Çağlara Göre Yazı Türleri Nelerdir?-Yazı Türleri Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 03:07

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 11:53 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats