bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 12-04-2013, 10:31   #1 (permalink)
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Postmodernizm ve mimari hakkında yazı

Postmodernizm ve mimari hakkında yazı


“Bir aşamada yapısalcılık–sonrasıyla(post-strüktüralizm) post-endüstriyalizm ile ve bütün bir “yeni fikirler” cephaneliğiyle bağıntılı görünen postmodernizm gittikçe artan ölçüde bir takım yeni duygu ve düşüncelerin bir bileşimi olarak ortaya çıkmaya başladı. Sırf toplumsal eleştirinin ve politik pratiğin standartlarını tanımlayış tarzı bile toplumsal ve pratik gelişmeleri belirleme ve yaşamsal bir etki yaratmaya aday olduğunu gösteriyordu. Son yıllarda da tartışmaların ölçütlerini belirtiyor “söylem” tarzını tanımlıyor kültürel politik ve düşünsel eleştirilerin parametrelerini düzenliyor.” (Harvey 1997:9).

Öyleyse bu kadar geniş bir vizyona sahip olan postmodernizm kavramı nedir? 1970’li yıllardan beri dünyamızda yaşanan değişmeleri postmodernizm kavramı olarak tanımlamak doğru bir yaklaşım mıdır? Postmodernizm modern olandan mı doğmuştur yoksa modernizme modern olana bir tepkiyi mi ifade eder?

Aslında postmodernizm terimi hakkında kimse bütünüyle anlaşmaya varamıyor. David Harvey’in de belirttiği gibi; kimileri postmodernizmi modernizmin insanları toplumları kültürleri homojenleştirmesine bir tepki olarak görürler. Genellikle pozitivist teknolojik merkezli ve rasyonalist eğilimli olarak algılanan evrensel modernizm doğrusal gelişmeye ve mutlak doğrulara inançla toplumsal düzenin rasyonel biçimde planlanmasıyla ve bilgi ve üretimin standartlaşmasıyla özdeşleştirilir. Buna karşıt olarak postmodernizm “kültürel söylemin yeniden tanımlanmasında heterojenliği ve farklılığı özgürleştirici güçler olarak” öne çıkarır. Parçalanma belirlenemezlik ve bütün evrensel “bütüncül” söylemlere karşı derin bir güvensizlik postmodern düşüncenin temel özellikleridir (Harvey 1997: 21).

Bir başka tanımlanış tarzı ile postmodernizm; toplumsal teori düşün küresi ve yaşam alanlarını bulanıklaştırır varolan gerçeklik ve çelişkileri örtbas eder böylece de eleştiri kanallarının başat olan kapitalizme yönelimini engelleme işlevi yüklenir. Her şeyden önce “çok kesinliğin çağı” olarak görülen modernizenin aksine kaotik ve “belirsizlikler” ile yüklü bir dünya inşa etmek için çaba gösteren eş deyişle kesinliklerden kuşku duyan ve hiçbir yaşantı vaad etmeyen bunun içinde “her şey gider” sloganı ile her türlü farklılıkları eleştirmeksizin teşvik etmeye özen gösteren postmodernizmi masum bir entelektüel çaba olarak kavramak gerekir (Kızılçelik 2001: 10).

Postmodernizm; birbirleriyle düz ve çaprazlama ilişkiler kuran imgeleri ele alır ve göstergebilimcinin sabit ve tek açılı görüşünün yerine parçalanmış ve sık sık kesintiye uğrayan yapısı “bakış”ın konması gerektiğini savunur (Mcrobbie 1999: 25).

Ve Orhan Türkdoğan’ın anlatımıyla postmodernizm; marksizme kapitalizme pozitivizme ve modernliğin tüm değerlerine adeta bir başkaldırmadır. Postmodernizm batının modernlik zihniyetine batıdan kaynaklanan bir protestodur. D. Falk’ın yerinde tespitiyle “post-modernizm; bilim rasyonalizasyon hakikat evrensellik üretimde faydanın maksimizasyonu ve lâiklik ilkelerine dayanan ve modernist söylemin bir parçası olan kapitalist ve sosyalist modellerin iflasının bir sergilenmesidir (Türkdoğan 1999: 204).

Postmodernizm; yereli yerel kültürü ve yerelleşmeyi önemseyen etnik ve dinsel köklere dönüşü öne çıkaran otantik motif söylem ve bilgilerle beslenen bir anlatıdır (Kızılçelik 2001: 5). Bu özelliğiyle postmodernizmin Avrupa’nın dünyanın geri kalanı üzerindeki egemenliğinin sonu ve “yerel” yada azınlık kültürlerine söz hakkı verdiğini göstermektedir. Yerelliği savunan farklılıkları parçalanmışlıkları öne çıkaran bu anlatı modernizmin evrenselliğine karşıttır ve dolayısıyla her alanda özgürleşim olan bir toplumu hedeflemektedir. Postmodernizmin yerelliği savunması dünyada sadece bir-iki kültürün egemen olmasını değil de diğer bütün kültürlerin kendini ifade etmesine olanak vermesi bakımından belki bir anlamda kabul edilebilecek bir yaklaşımdır ama günümüz dünyasında geçerlilik kazanması zor bir anlayıştır.

Literatüre 1970’li yıllarda kentsel yaşamın özelliklerinde temel bazı değişiklikler yaşanmıştır. Hemen hemen bütün kentleri cam gökdelenler yüksek beton apartmanlar uzun yer altı köprüleri çevrelemiştir. Mimaride bir tür gelenekselliği dönüş başlamıştır. Şimdi akıllarda modern olan nasıl geleneksel olur diye bir soru uyanabilir. Postmodern düşünce bunu şöyle ifade eder: “Çünkü doğa ve akıl bize tek gerçek ve kalıcı modern tarzın klasik tarz olduğunu gösterir” (Appignanesi 1996: 7).

Postmodern kenti yenilenmiş yeniden kullanıma kazandırılmış her türlü çevre kaplıyordu. Tarihsel değeri olan eskimiş binalar yıkılmadan tekrar yapılandırılıyor yani restorasyonlarla kente tekrar kazandırılıyordu.” “Her şey daha tatminkâr bir kentsel çevre yaratma adına yapılıyordu” (Harvey 1997: 55).

Bu kentsel yapı geleneklere tarihlere istek ve ihtiyaçlara duyarlı olmayı amaçlar. Böylece postmordern mimari büyük ölçüde müşterinin zevkine göre hareket eder. Böyle bir mimari anlayışta ne yazık ki zengin olana güçlü olana hizmet ettiğinden yoksullar fakirler postmodern kentin bir tarafına itilirler. Bugün çok net olarak görülmektedir ki zengin semtlerde inşa edilen alış-veriş merkezleri lüks oteller yada deniz manzaralı gece kulüpleri barlar sadece belli bir kesime daha da açık bir ifadeyle parası olana hizmet etmektedir. Sahil kenarında veya Boğaz’da modern bir restorantta balık yemek fırsatı ancak gelir seviyesi yüksek insanlara sunulmuştur. Postmodernizm kenti farklılığın ve çeşitliliğin mekanı olarak kabul eder. Kentler bir yandan farklılıkların oluştuğu bir yandan farklılıkların giderildiği çeşitli imajların reklamların gerçek olmayanı gerçek olanla aynı kıldığı mekanlardır (Bal 2002: 185).

Kısacası kurgu parçalanma ekletizm (birleştirme) bütün bunların dokularına işlemiş bir gelip-geçicilik ve kargaşa duygusu belki de günümüzün mimari ve kentsel tasarım pratiğinde hakim olan temalardır ve açıktır ki burada sanat edebiyat sosyal teori psikoloji felsefe gibi çeşitli alanlarda var olan düşünce ve pratikte ortak olan çok şey vardır.” (Harvey 1997: 119).


EĞİTİM

Bir çocuğu bir kimseyi eğitmek okutmak yetiştirmek eylemi. İnsan topluluklarında kültürün geliştirilmesi için yararlanılan araçların tümü. Eğitmek amacıyla verilen dersler bilgiler. Eğitimli bir kimsenin bu yanını meydana getiren bilgiler.

Eğitimle ilgili olarak toplumların gelişme süresi içinde yavaş yavaş beliren ayırımlar antik çağlarda görülmez. Eski çağda eğitim çağımızdaki gibi aile eğitimi din eğitimi ve okul eğitimi diye farklılaşmamış tek bir eğitim anlayışına dayanarak ana babalar büyükler ve din adamları toplumun gelenek ve görgü kurallarını çocuklara öğretmekle yetinmişlerdir. Eğitim aracılığı ile çocuk yavaş yavaş bir ruh yetkinliğine varır; aile bölge ve milletin kültürünü giderek ön yargılarını edinir. Nesiller arasındaki sosyal sürekliliği sağlayan eğitimdir.
Çağdaş devletlerde fertlerden her birinin kişisel onurunun ve topluma karşı olan ödevlerinin şuuruna varmış bir yurttaş kılacak kültür ahlak ve uygarlık eğitimine hakkı olduğu tartışmasız kabul edilmektedir.

Bugün eğitimle ilgili çeşitli problemlerin bir milletin yaşamasında kapladığı önemli yer çağdaş dünyada birbirinden farklı derecelerde görülen devlet müdahalesini açıklar. Şüphesiz bu müdahale din kurumlarının muhalefetiyle karşılaşmamış da değildir. Din kurumları kendilerini devletten önce ve aile ile birlikte gençliğin eğitimi ile yükümlü sayarlar. Eğitim alanında devletle din kurumları arasındaki bu çatışma çeşitli şekillerde görünür. Günümüzde devlet bazen aile dışı ve din dışı bir eğitimi tekelinde tutmak bazen de pluralist bir sistem uygulamak yolunu seçmiştir. Pluralist sistemde devlet kurumlarının yanı sıra özel eğitim kurumlarına da verilir. Bu durumda devlet; üniversiteler okullar patronajlar gençlik kuruluşları kültür ve sanat dernekleri kitaplıklar müzeler spor kulüpleri gibi özel eğitim kurumlarını ülkelere ve zamana göre mali bakımdan destekleyip desteklememe yetkisini elinde tutar. Öte yandan iktisadi ve sosyal gelişmelerin çabukluğu hayat şartlarını o kadar değiştirmiştir ki eğitim düzeni de fertlerin çevrelerindeki dünyaya ayak uydurabilmelerini sağlayacak duruma gelmek zorundadır.

Yeni devletlerde eğitimin geliştirilmesi için hazırlanan planlar gitgide iktisadi ve sosyal kalkınma planları da daha büyük ölçüde koordine edilir olmuş; eğitimde reformlar gelecek yıllarda ülke sanayii ve tarımının ihtiyaçları göz önüne alınarak düzenlenmeye başlamıştır.
Buna karşılık iktisadi ve sosyal kalkınma planları da artık eğitim kalkınması planından ayrı düşünülmemektedir. Eğitim görgü ölçülerinin hayatta rahata erme yollarının ve nezaket kurallarının öğrenilmesi gibi basit bir kavram olmaktan çıkmıştır; bugün eğitim ferdin yetişmesi ve insan zihninin gelişmesi ile ilgili her şeyi kapsamaktadır. Eğitim okulla da sınırlı değildir: öncelikle aile din ve okul eğitimi olsa bile eğitim modern milletlerde okul öncesi okul dışı ve okul sonrasına da uzanır. Eğitimin örgütlenmesi işinin karmaşıklığı eğitimi en varlıklı sosyal sınıfların imtiyazı olmaktan çıkarmış ve çok sayıda insanın yararlanmasını sağlayacak bir kurum niteliğini kazandırmıştır. Erkeklerle kadınların bir tutulması anlamında sosyal eşitlik eskiden kız çocuklarla erkek çocukların ayrı ayrı eğitilmelerini gerektiren farkların azalması sonucunu doğurmuştur. Bununla birlikte karma eğitimin ülkelere göre değişik ölçülerle uygulandığını da belirtmek gerekir.

Eğitim kurumları insan hayatında gitgide büyük bir yer kaplamaktadır; okullar kitaplıklar müzeler radyo ve televizyon eğitimin etkin araçlarıdır. Geçmişin değerlerinin özenle korunması bunların gelecek nesillere gereken saygılılıkla iletilmesi ile sınırlı değişmez bir kültür anlayışı varlığını devam ettirmektedir. Bu kültür mirası bütün zenginliği ve değeri ile durmakta bu kültürü iletme eğitimle mümkün olmaktadır. Eğitimin görevi sadece bu değildir: çocukları yetişkinleri erkekleri kadınları milli kültürü kapsayan ama bu sınırları aşarak evrenselliğe veren bir kültür ve tekniğin değişik görünümleri konusunda bilinçlendirmek geçmişe neler borçlu olduğu bugünün ne olduğu ve geleceğin nasıl olacağı konusunda bilinçli kılmak; bu eğitimin temel uğraşı da insana geleceği kendi ellerinde tuttuğu güvenini vermek ve buyruğu altına aldığı güçler üzerindeki egemenliğini devam ettirerek bu güçlere tutsak olmamanın ona bağlı olduğunu öğretmektir.


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
elif (12-04-2013)





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Postmodernizm ve mimari hakkında yazı

Postmodernizm ve mimari hakkında yazı konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Postmodernizm ne demektir?- Postmodernizm ve sanat hakkında yazı ebush Eğitim ve Öğretim 0 09-04-2013 11:58
Sağlık hakkında yazı ebush Eğitim ve Öğretim 0 07-04-2013 09:43
Modernizm ve Postmodernizm nimlahza Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 28-10-2012 08:23
Türklerde Çağlara Göre Yazı Türleri Nelerdir?-Yazı Türleri Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 03:07
Sümerlerde Yazı Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 02:54

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 06:40 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats