bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 13-04-2013, 03:37   #1 (permalink)
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Orta Çağ da Yakın Doğu ve Orta Doğuda kurulan devletler hangileridir?

Orta Çağ da Yakın Doğu ve Orta Doğuda kurulan devletler hangileridir?


-MEDİNE SİTE DEVLETİ

-HULAFA-İ RAŞİDİN DÖNEMİ

-EMEVİLER

-ABBASİLER

-SELÇUKLULAR

-ROMA İMPARATORLUĞU

-BİZANS (DOĞU ROMA) DEVLETİ

-SASANİLER


MEDİNE SİTE DEVLETİ


Medine'de peygamber efendimizi bekleyen büyük siyaset ve teşkilat kabiliyeti isteyen meseleler vardi.
Medine sözleşmesi kabileyi esas alan üyelik anlayişi ve dar otorite kaliplari yerine yeni bir siyasi üyelik tanimi getirmiş devlet siyasi güç olarak örgütlenmiş ve yayilmaya başlamiştir.

Müslümanlar Mekkelilerle ilk mücadeleleri Bedir savaşiyla oldu. Bu savaşi kazanan Müslümanlara bir güven duygusu geldi. Ayrica ticari alanda şöhreti olan Mekkelilerin maglubiyeti bütün gözleri Müslümanlarin üzerine çevirdi.
Müslümanlar nasıl hareket edeceklerini belirleyince Yahudi kabilesi olan Kaynuka kabileleri üzerine gidildi ve bunlar Medine'den sürüldü.

H.z. Muhammed (SAV) başka taraflardan gelecek tehlikelere karşi Medine hakimi sifati ile Muhtelif kabilelerle tamamen siyasi olan karşilikli yardim antlaşmalari yapildi.

Hicretin ikinci yılında Mekkelilerle yapılan Uhud savaşında Müslümanlar kazanmak üzere oldukları savaşta okçuların hatası ile savaş kazanılamadı. Fakat kaybedilmedi de peygamberimizin amcası Hamza da bu savaşta şehit düştü.
Medine'deki huzursuzluk çıkaran Yahudi kabilesi de Suriye'ye sürüldü.

Hicretin beşinci yilinda Mekkeliler büyük bir orduyla Medine'ye yürüdüler Savunma savaşi yapan Müslümanlara karşi Medine'yi kuşatan Mekkeliler başarisiz oldular bu Müslümanlarin Mekkelilere karşi yaptigi son savunma savaşi oldu ayrica bu savaş sonunda Medine'deki son büyük Yahudi kabilesi de sürüldü.

628 Yılında Mekkeliler ile yapılan Hudeybiye barış antlaşması Mekkelilerin lehine gibi görünse de daha son Müslümanların lehine döndü. Buda peygamber efendimizin siyasi kabiliyetini gösterir.
629 yılında Hayber kalesi fethedildi bu fetih sonraki fetihlerde örnek olacak usul konuldu. Bu yılda Mekke'nin bazı önemli şahsiyetleri de Müslüman olmuşlardır.

Müslümanlar Bizans topraklarında oturan Arapları hakimiyet altına almak istediler bu amaçla Doğu Ürdün'de yapılan Mute savaşında Müslümanlar büyük bir bozguna uğradılar bu müslümanların ilk mağlubiyetiydi. Fakat bu yıllarda bir çok Bedevi kabileler müslüman oluyordu.
Hudeybiye Antlaşmasinin bozulmasiyla 630 yilinda Müslümanlar Mekke'ye dogru hareket etti. Mekke halki ileri gelenleri peygamber efendimize gelerek biat ettiler böylece Mekke savaşilmadan ele geçirildi. Taif'e Sefer yapıldı Taiflilerin müslüman olmasıyla Taif ele geçirildi.

630-631 yılları arası Arabistan'ın muhtelif yerlerinden gelen elçiler Mekke'nin tabiyetine kabilelerinin girdiğini bildirmeye geldiler.
Müslümanlar Tebük'ü aldılar. Medine hakiminin itibarı dışarı da arttı birçok kabile müslüman oldu.
Artık Arabistan'ın büyük bir kısmını H.z. Muhammet (SAV) islamiyet ile birleştirilmiş bulunuyordu eski kabile çekişmeleri kan davaları ortadan kalkacak bütün müslümanlar kardeş hissedeceklerdi. İnsanlar arası eşitlik oluşacaktı.
Peygamber efendimiz 632 yılında vefatıyla Hulafa-i Raşidin dönemi başlar.

HULAFA-İ RAŞİDİN DÖNEMİ

Hülafa-i Raşidin den her birinin farkli usullerle başa geçmesi uyguladiklari farkli yönetim tarzlari esasen temel dini ilkelere uyuldugu sürece islam toplumunda siyasetin esnek ve yenileşmeye açik oldugunu gösterir.

H.Z EBU BEKİR DÖNEMİ

Ensarın Beni Saide de toplanarak kendilerine lider seçmek istediler Sahabiler H.z. Ebu Bekir'i halife seçtiler Mescid-i Nebevide kendisine biat ettiler.

H.z. Ebu Bekir'in başa geçtigi sirada dinden dönenler zekat vermeyenler yalanci peygamberlere karşi fitne tohumlarini Müslümanlarin aralarina atmaya çalişan ve halki kötü yola saptiranlara karşi mücadele etti. Islam devletinin içine düştügü durumdan kurtulmasini sagladi.

Sasanilerden bazı topraklar Bizans'tan Filistin Basra şehri fetih edildi. 635 yılında vefat etti.

H.Z. ÖMER DÖNEMİ

H.z. Ebu Bekir hastalanınca sahabelerle hilafet meselesini istişare etti. Ve sonunda H.z. Ömer'i veliaht tayin etmeyi uygun gördü ve H.z. Osman'ı çağırarak bir ahidname yazdırarak H.z Ömeri halife tayin etti böylece H.z. Ömer 635 tarihinde halife oldu.

H.z. Ömer özel garnizon kentleri kurdu vergi sisteminde değişiklik yaptı. Hicret takvim başlangıcı sayıldı.
İslam fetihleri bu dönemde büyük hız kazandı islam devletinin sınırları Mısırdan İran'a kadar uzandı.
H.z. Ömer adaletiyle ün yapmış bir kişiliğe sahipti H.z. Ömer 644 yılında azatlı bir köle tarafından hançerlenerek öldürüldü.

H.Z. OSMAN DÖNEMİ


H.z. Ömer ölmeden önce cennetle müjdelenen sahabelerden oluşan bir şurayla halifenin belirlenmesini istedi. Bu şura sonunda H.z. Osman halife çikti.

H.z. Osman'ın hilafetinin ilk yıllarında fetihler devam etti. Fakat daha sonraları üyesi olan ümeyye soyundan olan kişileri başa getirmesi ve bunları kayırması hoşnutsuzluğa sebep oldu.

Bu kişilerin kötü yönetimi ve ümeyye soyunun H.z. Osman adeta bir kukla olmasi halk arasinda karişikliga sebep oldu bunda H.z. Osman'in yaşli olmasi ve insancilligi etkili oldu.

Sahabelerin ileri gelenlerinden H.z. Ali H.z. Talha ve H.z. Zübeyr gibi kişilerde H.z. Osman'a eleştirilerde bulundular.
Bu kargaşa ortaminda Kufe Basra ve Misir'dan gelen isyancilar Medine'ye gelerek Medine'deki kargaşa ortamindan da yararlanarak H.z. Osman'i evinde şehit ettiler. (656)

H.Z. ALİ DÖNEMİ

Sahabelerin ileri gelenlerinden ashablar H.z. Ali'yi halife seçerek biat ettiler.
H.z. Ali'yi bekleyen en önemli mesele H.z. Osman'ın katillerinin cezalandırılması idi. Fakat ortada bir katil yoktu halifeyi hep birlikte öldürdüklerini söyleyen binlerce insan vardı.

H.z. Ali ortalığın biraz yatışmasını istiyordu ayrıca H.z. Ali'nin çekingelerinden biride kendisine sadece Medine'nin biat etmesiydi.

H.z. Ali H.z. Aişe'yi biata davet etti. H.z. Aişe halifenin H.z. Osman'in katilleri konusundaki tutumu nedeniyle biat etmedi. Daha sonra Talha ve Zübeyr de Basra'ya giderek H.z. Aişe'ye katildi. H.z. Ali bunun üzerine orduyla Basra'ya yöneldi iki kuvvet arasinda Camel Vak'asi dedigimiz savaş oldu bir çok müslüman öldü bunlar arasinda Talha ve Zübeyr de vardi.

Bundan sonra Suriye valisi Muaviye'yi biata davet etti. Bunu reddeden Muaviye üzerine sefere çıkyı. İki ordu Sıffında savaşa tutuştular H.z. Ali savaşı tam kazanmak üzere iken Muaviye'nin komutanlarından Amr b. El As bir hile ile mızrakların ucuna Kur'an sayfalarını taktırdı. Aralarındaki anlaşmazlığa Kur'an'ın hakem olması gerektiğini söyledi H.z. Ali bunun bir hile olduğunu kuvvetlerine anlatmaya çalıştıysada başaramadı bu savaşta 20000 müslüman öldü.

Hakem olayına baş vuruldu. H.z. Ali hakem olarak Musa el Aşari'yi Muaviye ise Amr b. El As'ı tayin etti. H.z. Ali'nin ordusundaki yaklaşık 10000 civarındaki Tamimliler H.z. Ali'nin bundan vazgeçmesini söylediler fakat H.z. Ali artık çok geç olduğunu belirtti. Tamimliler H.z. Ali ordusundan ayrıldılar bunlardan H.z. Ali 6000 tanesini ikna etti ve geri döndürdü fakat 4000 tanesi dönmeyip haricileri oluşturdu.

Bundan sonra H.z. Ali Haricilerle mücadeleye girişti. Ve büyük bir çogunlugunu öldürdü kalan az sayidaki Harici ise Mekke'ye kaçti.

Hakem olayı sonucunda hakemlerin H.z. Ali ve H.z. Muaviye'yi halifelikten azletme kararı almalarına rağmen Musa el Aşari sözünde dururken Amr b. El As Muaviye'yi halife ilan etti. Artık islam ülkesinde ikili iktidar ortaya çıktı.

Bundan sonra Kufe'de asker toplamaya çalışan H.z. Ali Iraklıların yeterli desteğini sağlayamadı. Buna rağmen Muaviye'ye karşı girişeceği sefer için 40000 kişi topladı.

Bundan sonra intikam ateşiyle yanip tutuşan Hariciler hem H.z. Ali'yi hem de Muaviye'yi öldürmeye karar verdiler yapilan suikast de hafif yaralanan Muaviye kurtulurken agir yaralanan H.z. Ali öldü.

Artık islam ülkesi tam bir bölünmüşlük içine girmişti Haricilerden sonra ortaya şialık çıkmıştı hilafet konusu ise daha karmaşık bir hal aldı.

EMEVİLER

Kurucusu Muaviye Ümeyye soyuna mensup olduğundan bu ad verilmiştir. Muaviye Hz. Ali'ye karşı başlattığı mücadele ilk olarak Hz. Osman'ın kanını talep etmekle başlamış fakat sonraları bu bir hilafet mücadelesine dönüşmüştü. Muaviye Hz. Osman'ın öldürülmesi Hz. Ali'nin tutumu ve bu zamanda olan olayları siyasi kabiliyeti sayesinde istismar etmiş ve kendi safını kuvvetlendirmiştir.

Muaviye giriştigi mücadeleler sonucu halife olmasi Islam Devlet teşkilatinda yepyeni bir devre açti. Artik halife resmi unvan bakimindan olmasa bile fiilen bir melikti Emevi saltanati boyunca sürüp giden ve propagandasinin temelini teşkil eden ayrilik burada başlamişti.
Muaviye Hz. Ali oğulları ile anlaşmaya çalışmış Hasan ile anlaşmış fakat Hüseyin ile uyuşamamıştır.

Muaviye Arap adetine uyarak kendisine nasip olan saadetten akrabalarına ve yakın çevresine de verdi. Fakat Muaviye Hz. Osman'ın yaptığı hatayı yapmayarak akrabalarının kölesi olmadı nitekim mühim eyaletler Emevi olmayan valilere verildi. Muaviye daha sağlığında kabile reislerine oğluna biat verdirmiştir. Bu durum hilafeti saltanat haline getirmiştir.

Muaviye zamanında futuhat eski hızını kaybetmişti bunun sebebi doğrudan doğruya tehlike altında kalan Bizans'ın göstermiş olduğu mukavemetti. Ege denizinden Sicilya sahillerine kadar uzanan seferlerin hiçbiri kesin sonuç veremedi. Bu devir de yapılan İstanbul kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı. Anadolu seferlerinde sonuç alınamadı. Buna mukabil Bizans'ın Suriye sahillerine taarruzu Lübnan dağlarındaki ayaklanmalar Muaviye'yi anlaşma imzalamaya zorladı.

Muaviye'nin ölümü ile başa geçen Yezid zamaninda meydana gelen Hüseyin'in Kerbela'daki feci akibeti Emeviler aleyhine kullanilan aci hatiralar birakti fakat bu olay Hz. Ali taraftarlarinin muhalefetini zaafa ugratti. Herhalde Yezid annesinin göstermek istedigi gibi dinsiz bir iblis olmasa bile babasinin siyasi meziyetlerinden mahrumdu.

Abdülmelik'in halifeliği sırasında başlıca gayesi hilafeti babadan oğula geçirmekti. Bu iddia Arap örf ve adetleriyle tam anlamıyla zıttır. Bu dönemde Abdülmelik'in en büyük yardımcısı Haccac'dır.
Haccac'ın politikaları sonucunda Hariciler tamamen ortadan kalmamasına rağmen etkinliklerini kaybetmişlerdi. Şii'lik gizli bir propagandaya dönüşmüştü. Ayrıca bu devirde vergi sistemi yenilendi. Arapça resmi dil ilan edildi. Para bastırıldı. Irak Mısır ve Arabistan da bina ve kanallar inşa edildi. Sağlanan asayişl genişleme siyaseti başlatıldı. Doğu ve Batıda seferler yapıldı. Endülüs'ün fethine başlangıç olması için Kuzey Afrika'ya yerleşildi. Abdülmelik zamanında başlayan Orta Asya'ya genişleme siyaseti daha sonraları istikbalin hakimi olan Türklerin İslamlaştırılması gibi muazzam bir netice meydana getirdi.

Abdülmelik ve Velid'in depdebeli saltanatı haleflerine ağır gelen bazı neticeler doğurmuştur.
Bundan sonra Ömer b. Abdülaziz geçmiştir. II. Ömer olarak da bilinir. II. Ömer Islamiyet'in mukadderatini mahvedecek felakete sürüklememek için Mürekab-i Nefs politikasini takip etmek gerektigini hissetmiştir.

Bu devirde Kelam ve Fıkıh zihniyeti hayli olgun bir hal almış vergi ıslahatları ile Mevali ve Arap eşitliğini sağladı halkı kaynaştırmaya çalıştı iki sene devam etmiş olmasına rağmen icraatlarından tarihte kalan izler hakikaten meziyet sahibi olduğunu gösteriyor.
Hişam zamanindaki huzur ve refah seviyesi herhalde II. Ömer'in icraatlari sayesindedir. Hişam zamaninda Doguda fetihler yapildi. Galya'nin göbegine kadar ilerlendi. Akdeniz bir Arap gölü haline gelmeye başladi.

Hişam'in ölümünde Emevi hilafeti zirvedeydi. Yerine geçen II. Velid'in kötü yönetimi ve II. Ömer'in uygulamaya koydugu vergi sistemindeki degişiklikler Emevilerin bir anda buhran dönemine girmesine sebep oldu.
Şii hareketi yeniden kendini göstermeye başladi uzak eyaletler merkezden koptu kabile kavgalari ve mezheb kavgalari başladi.
Daha sonra gelen haleflerde ülkeyi toparlayamadı. Ermeniye valisi Mervan b. Muhammed'e umut ‘deki bağlanmıştı. Mervan ülkeyi biraz düzeltmeyi başardı. Bu sırada Abbasiler ortaya çıktı. Abbasilerin isyanı sonucu Emevi hanedanı yıkıldı. Emevi sülalesi katledildi sadece birkaç kişi kaçabildi.

ABBASİLER


Peygamber efendimizin amcası Abbas'ın soyundan gelen İslam'ın meşhur hanedanıdır. Abbasiler Emevileri devirmek kendi ailelerini başa geçirmek için çalışmaya başladılar. İslam'ın doğu kısmında bir çok taraftarı olan H.z. Ali taraftarlarından yardım gördüler bu isyanı hazırlayan Muhammed b. Ali öldükten sonra yerine oğlu İbrahim geçti ve Abbasi kuvveti İbrahim zamanında arttı.

Hazırlanan isyan 747 yılında Horasan'da başladı. Ve süratle yayıldı 749 yılında Abul Abbas kendini halife ilan etti. Abul Abbbas Emevi hanedanının merhametsizce katletti. Ve el-saffah (kan dökücü) unvanını aldı.

Mansur zamanında hükümet merkezi Bağdat'a taşındı

Abbasiler gibi muazzam bir devletin bütünlük içinde tutunabilmesinin imkansızlığı gitgide ortaya çıktı. Daha 788'de H.z. Ali soyundan İdris b. Abdullah Fas'ta müstakil bir alevi devleti kurdu. Abbasilere vergi vermek şartıyla yönetimi babadan oğula intikal etmek suretiyle görünüşte bir bağlılık devam etti. (800) Horasan eyaleti isyan etti. Tahir Zul Yemineyn halifeye bağlılığını reddetti. Mısır valisi Ahmet b. Tulun halifeye aldırmayarak Suriye'yi bile zapt etti.

Halife Mutasım ücretli Türk askerlerinden bir ordu kurdu bu askerler gittikçe cüretini arttırdı. Halife Muktadir bu askerlerin kumandanı olan Hadım Münise Emir'ül Ümeralık yani sınırsız irade serbestliği verdi.

Fatımilerin ortaya çıkmasıyla halifenin dini hakimiyeti bile tehlikeye düştü. Abbasiler 945'te Büveyhilerden bir asır sonra 1055'te Selçukluların hakimiyetine girdi. (Selçuklular konusunda ayrıntılı olarak ele alındı) Bu Türk sultanlarının hakimiyeti üzerlerinden kalkınca Abbasi halifeleri biraz nefes aldılar. Bununla birlikte memleketlerinin sınırı ancak Bağdat civarında inhisar etti. Nihayet Bağdat Moğol sultanı Hülagü tarafından zapt edildi. Son halife el-Mutasım öldürüldü. Abbasilerden sadece birkaçı kaçabildi. Kaçanlardan birini Memlüklü sultanı Baybars Kahire'de mustansir unvanı ile halife ilan etti. Fakat bu halifelik dini bir makamdan başka bir şey değildi.

Abbasiler döneminde hem Yunan rasyonalizm ve bilim gelenekleri hem İslam öncesi Arap kabilelerince geliştirilen aristokratik savaşçı ülküsü hem de sofu müslümanlarının özelliği olan kutsallık ardında ödün vermez bir çaba bir imparatorluk bürokrasisinin ve daha çok İran örneklerine göre biçimlendirilmiş bir askerler sınıfının kanatları altında barına bildi. Bu üçünün karışımı o zamana kadar Avrupa'da görülen herhangi bir uygarlığı aşacak ve uzak doğuda Tung Çin'in gelişme dönemindeki parlaklığa rakip olacak kadar zengin ve karmaşık bir uygarlığın doğmasına yol açtı.

SELÇUKLULAR


XI. yy. da orta şarkta kurduklari büyük imparatorluk ve bunu takip eden devletler ile Türk Islam dünya tarihi üzerinde geniş ve devamli tesirler yapmiş olan bir toplulugudur.

Tarih Sahnesine Çıkışları ve Kuruluşu:
Gerek tarihi kaynaklarda gerekse sikke ve damgalarda görüldüğü üzere Selçuklular Oğuzların kınık boyuna mensuptu. Vaktiyle Selçuklu ailesinde İsrail Mikail gibi adların olduğu bazı oryantalistler tarafından Hıristiyan veya Musevi olduğu ileri sürülmüşse de elde bir deli olmadığından bu sadece bir iddia olarak kalmıştır.

Selçuklu sülalesinin ilk bilinen atası Dukak'tır. Daha sonra oğlu Selçuk Bey zikredilir. Oğuz yabgu devletinde subaşı olan Selçuk Bey'in yabgu ile arası açılınca Batıya doğru kendine bağlı aşiretle harekete geçer Sir-Derya nehrinin kenarında bulunan Cend şehrine yerleşirler Cend şehri bir Oğuz şehri olup Müslümanların bulunduğu Türkler ile İslam ülkeleri arasında bulunan bir sınır şehriydi. Burada İslamiyet'e geçen Selçuk Bey ve boyu Karahanlılar ile Samaniler arasında önemli bir güç halini aldı. Selçuk Beyin ölümünden sonra başa oğlu Arslan yabgu geçti.

Karahanlıların iç mücadeleleri sırasında Karahanlı Sultanlarına kendi menfaatleri doğrultusunda güçlenen Arslan yabgu Gazneli ve Krahanlıların dikkatini çekiyordu.

Gazneli Mahmut bir hileyle Arslan yabguyu yakalattı ve hapsetti. Arslan yabgu 1032'de öldü. Bundan sonra başa Tuğrul Bey ve Çağrı Bey (Mikail oğulları) geçti. Bu devirde Çağrı Bey Anadolu'ya ilk akınlarda bulundu. Zor durumda bulunan Selçukluları Mahmudun ölümü ve yerine Mesudun geçtiği sırada çıkan kargaşa ortamı Selçukluları rahatlattı.

Daha sonra Maveraünnehir'de oluşan koşullar sonucu Selçuklular Horasan'a geçmek zorunda kaldilar. Bu durum Gaznelilerden büyük tepki çekti ve hemen Selçuklular üzerine sefere karar verildi. Gazneli veziri tarafindan yürütülen seferde Nasa Sahrasinda Gazne ordusu yenildi.

Bu zafer Selçuklulara bir devlet kurma imkanı sağladı. Gazne devleti Selçuklulara bir nevi muhtariyet verdi. Buna göre Horasan'da bulunan Dehistan Nasa ve Fergana Selçuklulara veriliyor. Bunla yetinmeyip daha fazla yer isteyen Selçuklulara karşı Mesut kökten çözüm için sefer kararı aldı. Sefere kendisi katılmayan Mesut'un ordusu 1038 Mayısında ağır bir yenilgiye uğradı. Artık Horasan tamamen Selçukluların eline geçti ve başkent Nişapur oldu :Devletin Sultanı ise Tuğrul Beydi. Devlet teşkilatı kuruldu. Bunu da Abbasi Halifesi bir elçi göndererek onaylamış oldu.
Horasandaki hadiselerden haber alan Sultan Mesut süratle harekete geçti yıpratma yoluyla savaşa başlatan Selçuklular 1040 yılı Mayısında Dandanakan mevkiinde yapılan savaşı kazandılar. Selçuklu toprakları Türk saltanat sistemine göre paylaşıldı.

Bundan sonra bizzat Sultanının katıldığı veya Selçuklu komutanları tarafından yapılan seferler sonucunda Asya'nın batı kısmında bir çok yer ele geçirildi. Bu mücadelelerden en önemlisi Selçuklu şehzadeleri İbrahim Yınal ve Kavurdun birlikte hareket ettiği Azerbaycan ve Anadolu seferiydi. Pasinler ovasında Bizans Gürcü ve Abhaz kuvvetlerinden oluşan ordu 18 Eylül 1048'de mağlubiyete uğratıldı.

Bizans'la bir anlaşma yapildi buna göre:
-İstanbul'daki harap olan camii onarılacak
-Burada hutbe Tuğrul Bey adına okutulacak
-Bizans vergi verecek (ancak Bizans bu vergiyi kabul etmedi)

Bundan sonra Selçukluda toprak sahibi olan bazı şehzadeler isyan etti. Fakat bu isyanlar başarısızlıkla sonuçlandı.
Tuğrul Bey Bağdat'taki Büveyhoğlu tehlikesi üzerine 1055'te halifenin de davetiyle Bağdat'a gitti. Büyük bir tehlike olan Büveyhoğullarına son verildi. Bağdat'ta hutbe Tuğrul Bey adına okunmaya başlandı. Ayrıca Tuğrul Bey Bağdat'ta para bastırdı. Halifenin hazinesine el konularak halifeye yıllık belli bir miktar tahsisat ayırdı halife tarafından yaptırılan sarayda tahta çıkararak Abbasi topraklarını kendi himayesi altına aldı. Artık halifeyi korumak yoluyla Sünni İslam dünyasının koruyuculuğunu üzerine aldı.

Tuğrul Bey Arslan Basisiri'nin Fatımilerden aldığı yardımla tekrar isyana kalkışması 1057'de sefere çıktı. Arslan Basisiri kaçtı. Tuğrul Bey Halifenin elinden taç giydi kılıç kuşandı halife onu Doğu ve Batının Sultanı ilan etti.
Bundan sonra birkaç kez daha halifeyi Şii tehlikesinden kurtardi ve iç isyanlarla ugraşmaya başladi. Halifenin kiziyla nikahlandi Rey'e döndü. Yaşlanan Tugrul Bey hastalandi bir daha ayaga kalkamadi ve 1063 yilinda öldü.

ALPARSLAN DÖNEMİ (1063-73)


Çağrı Bey'in oğlu Alparslan Tuğrul Bey'den sonra tahta geçti. 1064 yılında Ani'yi aldı. 1065'te Ceyhun'u geçerek Türkistan'a girdi. Buradaki Türk boylarını itaati altına aldı.

Bizans İmparatoru Romanos Diogenes Anadolu'da Selçuklu komutanlarının yaptığı seferler sonucunda oluşan Anadolu'ya yönelik akınları önlemek için harekete geçti. Haberi olan Alparslan'da Anadolu'ya yöneldi. Malazgirt ovasında 1071 yılında yapılan savaşta Bizans ordusu tamamı ile imha edildi. Romanos Diogenes esir edildi.

Bizans ordularına karşı kazanılan bu büyük zafer Türklere Anadolu'nun kapılarını açtı. Alparslan Türkistan üzerine yapılan seferde savaşı kazandığı sırada bir savaş esiri tarafından öldürüldü.

MELİKŞAH DÖNEMİ

Alparslan'dan sonra 1073 yılında başa geçti. İsyan eden Karahanlılar üzerine sefere çıktı isyanı bastırdı. Baktra'yı geri aldı.
Bundan sonra Anadolu'nun fethi için emir veren Melikşah Selçuklu komutanlarini Anadolu'ya gönderdi. Anadolu'nun mücadeleler sonunda Istanbul'a kadar olan bölümünde üstünlük saglandi.

Bundan sonra Melikşah Anadolu'da bagimsiz bir devlet kurmaya çalişan Süleymanşah'a yöneldi. Süleymanşah Habur irmagi yakininda yapilan bir savaşta öldü. Semerkant hükümdari Ahmet Han ayaklandi. Melikşah'in yaptigi sefer sonucunda Buhara Semerkant Ürgenç alindi. Ahmet Han tutuklanarak yerine bir naib atandi.

Melikşah daha sonra Abbasi halifesinden kutsal şehirler Mekke ve Medine'nin koruyuculugu görevini aldi.
Melikşah'in ölümünden sonra kesin ir çöküş dönemi yaşandi. Selçuklu prensler arasinda taht kavgasi çikar. I. Muhammed'in imparatorlugu düzenleme çalişmalari sonuçsuz kalir. 1118 yilinda tahta Prens Sencer geçe bu ada layik son prens olan Sencer bu unvani 1194'e kadar kullanir.
Türkistan'dan gelen yardım çağrısı üzerine sultan Sencer Türkistan'a girer. 9 Eylül 1141 Katvan'da yapılan savaşta Büyük Selçuklu orduları yenilir. Selçuklu Devletinde tam bir kargaşa hakim olur. 1153'te Sencer Karahitaylar'a esir düşer 1156'da serbest kalır ancak 1157'de ölür. Böylece Selçuklu Devleti yıkılır fakat topraklarında 1- Irak Selçukluları 2 - Anadolu Selçukluları 3 - Kirman Selçukluları 4 - Suriye Selçukluları kurulur.

ABBASİ SELÇUKLU İLİŞKİLERİ

Doğu İslam dünyasının merkezinde kurulan Abbasi hilafet merkezi Bağdat'ı kendi hakimiyet sahası içine alan Selçuklu devleti buraya İmparatorluğun bir vilayeti hatta başkentten sonra gelen ikinci büyük şehir olarak görmüşlerdir. Sultanların daima saygı gördüğü halifeyi muhterem bir vatandaş addetmişlerdir.

Halifeler Selçuklu sultanı tarafından Hilafet makamına ikta edilen araziden elde edilen gelirle geçim ve varidatını sağlamışlardır.
Selçuklularda Sultan ile Halife biri dünyevi diğeri dini iki ayrı salahiyet sahasının birbirine denk başları haline gelmişlerdir. Selçuklu hükümdarı artık halifeye tabi bir Müslüman emiri görüntüsünün dışındaydı.

Halifenin salahiyeti yalnız şer'i meselelerin çözümü ziyaretleri kabul hükümetleri tasdik etmek hükümdarlara bir takım unvanlar vermek gelenek haline gelen törenlerin uygulanmasıydı. Yani kısaca halifenin dünya işleriyle alakası kalmamıştı.
Bu din ve devlet işlerini ayirmak Islam aleminde Selçuklularla ortaya çikan yeni bir hukuki devlet telakkisi tarzidir.

ROMA İMPARATORLUĞU


Antik çağda Roma kentinden başlayarak önce İtalya'ya sonra Akdeniz'e hakim olan imparatorluktur. Romalı tarihçiler Roma'nın kuruluşunu İ.Ö. 753 olarak kabul ederler.

KURULUŞ VE YÜKSELIŞ

İlk dönemlerde yönetimi tekeline alan Patricuslar'a karşı Pleblerin giriştikleri mücadeleyle belirginleşti. Meclis Roma da zengin Patricusların elindeydi onlarla eşitlik sağlamak için Plebler isyan ettiler. Pleblerin emeğine ihtiyaç duyan Patricuslar bazı tavizler vermek zorunda kalmıştır.
Cumhuriyetin ilk dönemlerinde İtalya yarımadası fethedildi. Süreklilik taşımıyordu. Bu devirde Roma tanrıları çok sayıdadır. İ.Ö.III yy. ortalarına doğru siyaset etkinlik çerçevesi Roma'yı aşamıyordu. İtalya toprakları da çeşitli kentlere bölünmüştü yalnız bunlar Roma halkının tüm haklarına sahiptiler.

Roma'da senato iktidarın gerçek sahibi halk meclisi ise iktidarın görünüşteki sahibiydi.
Roma İ.Ö. II yy. ortasından sonra kendisini Akdeniz dünyasının egemenliğine götürecek bir dizi savaşa sürüklendi Pön savaşları sonunda Roma Afrika ve İber yarımadasını ele geçirdi.

İ.Ö. 148 de Makedonya bir eyalete dönüştürüldü. 146 da Yunanistan alındı. İ.Ö. I yy. Yunanistan ve Küçük Asya yeniden fethedildi.
Roma'da bu fetih dönemi gerçek bir iktisadi ferahlık zenginlik dönemi yaşandı. Siyasal alandaki fetihler çeşitli sorunlar ortaya çıkardı. İdare altındaki bölgelerin yöneticileri yönetmekten çok buraları sömürüyordu.

Senatonun Augustus unvanını verdiği Octavianus devleti yeniden örgütledi ve imparator unvanı ile yetkileri kendinde topladı ve devleti kendi koyduğu kurallarla yönetti.

Eski Roma da din bu dönemde çökmeye başladi. Toplumun bütünü üzerinde etkisini gösteren Hiristiyanlik II. Yy. boyunca örgütlendi Hiristiyanligi kabul edenler Roma cemaatinden ayrildiklari için imparatorlugun düşmanligini kazandilar. Bu dönemde imparatorluk diş siyaset alaninda güçsüzlügün belirtileri ortaya çikti.

YIKILIŞI


III. yy. sonunda bir düzelme başladi. Imparator kendisine Augustus unvani taşiyan ikinci bir imparatoru kendisine ortak etti. Augustuslarin her biri kendisine sezar adini taşiyan bir varis seçti. Augustuslar ölünce sezarlar yerlerini alacaklardi. Fakat daha sonra bu sistem sezarlar arasi mücadelelere dönünce devlete zarar vermeye başladi. Bu arada Hiristiyanlara karşi kiyima geçildi.
İmparator Constantiunus zamanında Roma yönetiminde iki değişiklik yapıldı. Adını Costantiunapolis koyduğu Byzantiumu başkent yaptı. Hıristiyanlığı kayıran bir devlet dini yaptı.

İmparator Teodesius Hıristiyanlığa rakip tüm inançları yasakladı. Roma'yı resmen Hıristiyan bir devlet yaparak taht ile kilise arasındaki ittifakı geliştirdi.

Teodesius'un ölümü üzerine oğlu Arkidius ve Hararius imparatorluğu paylaştılar artık biri doğuda diğeri batıda olmak üzere ikiye ayrıldı. 402 yılında başkentini Revena'ya taşıyan Batı Roma akıncı topluluklarının zorlaması ile yıkıldı.

BİZANS DEVLETİ


Kostantianus'un Roma'nın artık iyi bir başkent olmaktan uzaklaştığını görerek kurduğu Kostantinioalis şehrinin önemi daha da arttı.
Büyük Teodosios'un ölümüyle Roma iki oğlu arasında paylaşılarak ikiye ayrıldı bundan sonra Arkiodus'a düşen Doğu Roma yani Bizans ayrı bir devlet oluştu.

Bizans bundan sonra batıdan gelen Hun akınlarıyla uğraşmak zorunda kaldı. İlerde ise dini kargaşayla meşgul oluyordu. Bu amaçla değişik yerlerde dini bir birlik ve dinde kesinlik sağlamak amacıyla konsiller toplandı. bunlardan IV. Konsil (Kadıköy) günümüze kadar gelen Ortadoks inanç formülü belirlenerek kabul edildi. Bu konsilin kararları günümüze kadar gelmiştir. Fakat dini bir bütünlük sağlanamadı. Bu ayrılık merkezle doğu eyaletleri arası uçurumu arttırdı ve daha sonra bu eyaletlerin merkezden kolayca kopmasına bu dini ayrılık neden olacaktı.
V. yy. lın ikinci yarısından itibaren Bizans mali reformlarla ekonomik bakımdan kalkındı. VI. yy. lın birinci yarısından itibaren Barbar kavimlere bırakılan toprakların bir kısmı alındı 7. yy. da Bizans bazı Barbar kavimler ve Avarların sıkıştırması doğuda Sasanilerin sıkıştırmasıyla çok müşkül durumda kalmıştı. Bu zor durumu imparator Herakliosun becerisiyle 629 atlatan Bizans rahatlamış görünüyordu fakat bu fazla sürmedi İslam fetihleri başladı.

634 Bizans'a karşi başlayan Islam fetihlerinde Bizans Suriye Misir Filistin'i kaybetti Islam ordulari Anadolu'ya girdi. Muaviye zamaninda Istanbul yedi yil kuşatma altinda kalmiştir. Bizans bu durumda içeride de taht kavgalari ile ugraşmaktadir. Islam ilerleyişi 740 yilinda durdu. Bizans'ta tasvir kiricilik (Meryem ana tasvirlerini tahrip etme) hareketi başladi bu Dogu ve Roma kiliselerini tam bir zitlik içine soktu.
8. yy. sonlarına doğru Abbasi saltanatının zirveye ulaştığı sürede Anadolu içlerine İslam ilerleyişi başladı. Ve bu seferleri Bizans çeşitli anlaşmalarla ağır maddeleri kabul ederek barış yapmak zorunda kaldı.

Bizans bundan sonra çeşitli devletlerin hücumlarina maruz kaldi. Içerde tasvir kiricilik hareketi bitince büyük bir kültürel ilerleme yaşandi. X. yy. da güçlenen Bizans toraklarini genişletti. Bundan sonra XI. yy. da Selçuklu ordulari taarruza geçti. 1071 de Malazgirt savaşiyla Türklere Anadolu'nun kapilari açildi. Türkler Anadolu'ya hakim oldular. Ve Bizans Anadolu'yu kaybetti. XI. yy. sonunda başlayan haçli seferleri Islam dünyasi kadar olmasa da Bizans'i fazlasiyla etkiledi Istanbul Latin kralligi kuruldu ise de uzun süreli olmadi.
Haçlı seferleriyle orta Anadolu'ya çekilen Türkler Anadolu Selçuklu devletinin büyümesiyle tekrar batı Anadolu'ya hakim oldular Bizans bununla birlikte batıda büyük tehlike altındaydı.

XIII. yy. da Moğol saldırıları sonucu Anadolu Selçuklu devleti dağıldı. Anadolu'ya küçük beylikler kuruldu bunlardan birisi olan Osmanlılar fetih siyasetini Bizans üzerine kurdu. XIV. yy. da büyük bir devlet olan Osmanlılar Trakya ve Anadolu'da Bizans topraklarını el geçirmişti. Siyasi manevralarla 1453'e kadar yaşayan Bizans devleti bu tarihte Osmanlı sultanı II. Mehmet'in İstanbul'u fethiyle yıkıldı.
Bizans yönetimi mutlak monarşi düzeniydi fakat Bizans'i tek bir hanedan yönetmemiştir. Bir çok kere hanedan degişikligi olmuştur bu hanedan degişikligi devleti zayif duruma düşürmüştür. Ayrica hanedan içindeki saltanat kavgalari da devamli vuku bulmuştur. Topraklarini ise eyalet sistemiyle yönetiyordu. Anadolu'da kurulan tetraklik sistemi ise bir askeri yönetim şekli olup Heraklios zamaninda Dogudan gelen saldirilari önlemeye yöneliktir.

SASANİLER

226 YILINDA Arşadin adinda bir asi part rejimini yikarak başa geçti. Sasani imparatorlugu bir çok büyük bunalimlar geçirdi. Bazen Sasani imparatorlari farkli politikalari izlediler fakat genelde Arşadir'in koydugu ilkelerden ayrilmadilar. Sasani iktidari tümüyle Iran beylerine dayaliydi. Zerdüştlügü destekledi ve Zerdüştlük tarafindan desteklendi.

Zerdüştlük sayesinde kirsal kesimdeki Iran beylerince en zor durumda bile desteklerini alarak ayakta kaldi. Zerdüştlük aristokrat yerel ailelerce zenginleştirilmiş yerel geleneklere dayaniyordu.

İran'da ayaklanmalar iktidarı zorla ele geçirmeler yöneticilerin öldürülmesi durumlarına çok seyrek rastlanıyordu. Ağır zırhlı süvarilerden oluşan korkunç ve sayıları kabarık bir savaşçılar sınıfı ardı arkası kesilmeyen iç savaşlarla uygar toplumun düzenini parçalama tehlikesi yaratmadan önce ülkeyi dıştan gelen saldırılara karşı koruyabiliyordu.

Sasaniler 651 yılında İslam ordularına karşı çıkamadı ve yıkıldı. İran artık Zerdüştlüğü terk edip İslamiyet'i seçmişti fakat köklü kültürleri ve bağlılıkları sayesinde bir Mısır olmamış ve İranlı kimliğini koruyarak Müslüman bir İran olarak kalmıştır.


KAYNAKÇA

İslam Ansiklopedisi Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yayınları 1997 I.-IV.-IIX.-X. ciltler Heyet M.E.B. Yayınevi
Dünya Tarihi William Ha Mc Neill Çevr: Aladdin Şenel Imge Yayinevi 1994
Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi Heyet II.cilt İstanbul 1989 X. cilt İstanbul 1994 XXIII. Cilt İstanbul 2001 VI. Cilt İstanbul 1992
Devletlerin İyi ve Kötü Zamanları
İbrahim Kafesoğlu Sultan Melikşah Saltanatı İstanbul 1990
Büyük Meydan Laurousse Ansiklopedisi XIV. cilt 1996


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Orta Çağ da Yakın Doğu ve Orta Doğuda kurulan devletler hangileridir?

Orta Çağ da Yakın Doğu ve Orta Doğuda kurulan devletler hangileridir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: yakın doğu ve orta doğuda kurulan devletler, yakındoğu ülkeleri hangileridir,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Orta Asyada Kurulan İlk Türk Devletleri Hangileridir? elif Tarih 16 19-02-2017 06:58
Orta Asya'da Kurulan İlk Türk Devleti Hangisidir? elif Soru Cevap 0 31-03-2013 03:55
İlk, orta, yakın ve yeni çağlar ne ile başlayıp ne ile bitmiştir? ebush Eğitim ve Öğretim 0 30-03-2013 01:41
1. dünya savaşından sonra kurulan devletler hangileridir? Я Tarih 0 08-05-2010 05:51
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Tanıtım Bkmlyz Üniversiteler 0 22-07-2008 06:47

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 05:00 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats