bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 13-04-2013, 07:34   #1 (permalink)
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Kanun Hükmünde Kararname ne demektir?

Kanun Hükmünde Kararname ne demektir?-Kanun Hükmünde Kararname hakkında bilgi


*** KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER ***

Kanun hükmünde kararname (KHK) yasama organının bir kanun ile verdiği yetki üzerine Bakanlar Kurulunun yürürlükteki kanunları değiştiren işlemlerdir.


Türk hukukunda kanuna eş değerde bir işlem türü olan KHK’ ler olağan (m. 91) ve olağanüstü (m. 121 122) dönemlere özgü olmak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır.

Olağan Dönemlere İlişkin KHK


** Kavram ve Nitelik:

1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra yürütme organının güçsüzlüğü konusunda hayli yaygın birtakım görüşler ileri sürüldü. Daha doğrusu hükümetler aslında ya dayandıkları siyasal kuruluşların değişen toplumdaki özlemlere göre geri kalışından ya kurdukları yönetim mekanizmasının yetersizliğinden ya da Anayasadaki yürütme olanaklarını yasalar çerçevesinde kullanmayı beceremeyişlerinden ileri gelen aksaklıkları ve yavaşlıkları Anayasanın kendisine yüklediler. İddialara göre Anayasa çağdaş parlamenter sistemlerde yürütme organına sağlanan olanakları sağlayamamış Türkiye’ deki iş görecek hükümetlerin elini kolunu bağlayan sınırlamalar getirmişti. Birçok konunun düzenlenmesi için yasa koyma zorunluluğunu koyan Anayasa bir de yasaların yapılmasını hayli uzun bir işlem haline getirince hükümetlerin iş görme olanakları hayli daralmıştı.

Ancak şurasını da belirtmek gerekir ki bu iddialar ileri sürülmeden önce 1961 Anayasasına göre “yasalar çerçevesinde” yürütme organına hangi yetkilerin devredilebileceği yeterince incelenip işlenmiş değildir. Oysa Anayasa Mahkemesi 28 Mart 1963 tarihli bir ünlü kararıyla “yasama yetkisi... devredilemez” biçimindeki anayasa hükmünü yürütme organı için çok elverişli bir biçimde yorumlamıştı. B yoruma göre temel hükümleri temel hükümleri yasama organınca belirtilen alanlarda yürütme organının düzenleyici kurallar koyma yetkisini hayli geniş tutmak mümkündür.fakat hükümetler önlerinde açılan daha doğrusu Anayasaya uygun biçimde yeniden yorumlanan bu kapıdan gereğince yararlanamadılar. Aslında konu doğrudan doğruya yasama tekniğinin incelikleriyle ilgiliydi. Yasa yaparken ne gibi ilkelerin yasayla düzenlenmesi gerektiğini iyi saptamak ve ayrıntıların düzenlenmesini yürütme organına bırakmak anayasa ve idare hukuku alanlarında uzmanca çalışmaları gerektirmekteydi.

12 Mart Muhtırasından sonraki hava içinde bu çeşit çalışmalar yerine daha kestirme bir yol seçildi ve 20 Eylül 1971’ de 1488 sayılı kanunla yapılan Anayasa değişikliğiyle Bakanlar Kuruluna “kanun hükmünde kararname (KHK) ” çıkarma yetkisi verildi. KHK daha farklı bir biçiminde 1876 Kanun-i Esasi’ sinde de yer almıştı. Kanun-u Esasi’ nin 36. maddesine göre Meclis-i Umumi toplanık olmadığı zamanlarda devleti bir tehlikeden veya genel güvenliği bozulmadan korumak için bir zorunluluk belirdiği ve bu konuda çıkarılmasına lüzum görülecek kanunun görüşülmesi için meclisin toplantıya çağrılmasına süre elverişli olmadığı takdirde Kanun-i Esasi hükümlerine aykırı olmamak şartıyla Bakanlar Kurulu padişahın onayıyla Heyet’i Mebusanın toplanıp vereceği karara geçerli olmak üzere kanun hüküm ve kuvvetinde kararnameler çıkarabilirdi.

KHK’ nin yürütmenin diğer düzenleyici işlemlerinden farkı kanuna eşit hukuki güçte oluşudur. Diğer bir deyimle tüzük ve yönetmelik gibi diğer düzenleyici işlemlerin yürürlükteki kanun hükümlerini değiştirmeleri veya kaldırmaları mümkün olamadığı halde KHK ile yürürlükteki kanun hükümleri değiştirilebilir veya kaldırılabilir.

1961 Anayasasında öngörüldüğü biçimi ile KHK’ lerin hukuki niteliği organik bakımdan idari fonksiyonel yönden de düzenleyici işlemdir. Çünkü Bakanlar Kurulu KHK ile yürürlükteki kanun hükümlerinden yalnızca yetki kanununda belirtilen kanun hükümlerini değiştirebileceğinden yasamada değil fakat düzenlemede bulunmaktaydı.

KHK’ lerin 1982 Anayasasındaki düzenlenişi 1961 Anayasasından temelde çok farklı olmamakla birlikte bu konuda getirilen bazı yenilikler KHK’ lerin maddi bakımdan birer yasama işlemi olduğu görünüşünü daha da kuvvetlendirmektedir. Bu yeniliklerden bir tanesi 1961 Anayasasının aksine yetki kanununda KHK ile yürürlükten kaldırılabilecek kanun hükümlerinin belirtilmesi zorunluluğunun ortadan kaldırılmış olmasıdır. Bunun yanında yapılan diğer bir yenilik ise Danışma Meclisince kabul edilen Anayasa tasarısının yasama yetkisine ilişkin 7. maddesinde yasama yetkisinin devredilemeyeceği belirtildikten sonra “Anayasa ile Cumhurbaşkanına ve Bakanlar Kuruluna verilen KHK çıkarma yetkisi saklıdır” cümlesinin eklenmiş olmasıdır. Aynı husus maddenin gerekçesinde de belirtilmiştir. Böylece Danışma Meclisi KHK’ leri yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin bir istisnası olarak gördüğünü açıkça ifade etmiştir. Gerçi bu cümle Milli Güvenlik Konseyince çıkarılmış ve Anayasanın nihai metninde yer almamıştır; ama Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunun gerekçesi bu değişikliğin KHK’ lerin mahiyeti üzerinde bir görüş ayrılığından ileri gelmediğini açıklamaktadır. Söz konusu cümle “yetkinin amaç ve kapsamı Anayasanın bu kanunlarla ilgili maddelerinde açıkça belirtilmiş” bulunduğunu yani bu hususun ayrıca belirtilmesine lüzum bulunmadığı gerekçesiyle metinden çıkarılmıştır.

** Yetki :

Gerek 1961 gerekse 1982 Anayasalarına göre KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kurulunundur. Dolayısıyla yürütme organının başka herhangi bir unsuru KHK çıkaramaz ve yetki kanunuyla kendisine böyle bir yetki verilemez. Aslında Bakanlar Kurulunun KHK çıkarma yetkisi de (sıkı yönetim ve olağanüstü hal KHK’ leri istisna) doğrudan doğruya Anayasadan değil Bakanlar Kuruluna bu yetkiyi veren yetki kanundan doğar. Önceden bir yetki kanunuyla yetkilendirilmedikçe Bakanlar Kurulu kendiliğinden KHK çıkaramaz. “Yetki kanunu çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin amacını kapsamını ilkelerini kullanma süresini ve süre içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir” (91/2). Yukarıda değinildiği gibi 1961 Anayasasından farklı olarak “yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi” şartı olarak kaldırılmış; buna karşılık süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının yetki kanununda belirtilmesi şartı konulmuştur. Yetki kanununun Anayasada sayılan unsurlardan birini belirtmemesi bu kanunu Anayasaya aykırı kılar. Anayasaya aykırı bir yetki kanununa dayanılarak çıkarılmış bir KHK’ nin de kendisi içerik yönünden Anayasaya aykırı bir hüküm taşımasa bile Anayasaya aykırı sayılması gerekir. Aksi halde Anayasanın uygun gördüğü ölçünün ötesinde bir yetki devri gerçekleşmiş olur.

1982 Anayasası KHK çıkarma “yetki”sini 1961 Anayasasından öngörülmemiş bazı durumlara ait hükümler getirmiştir. Mesela “Bakanlar Kurulunun istifası düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi belli bir süre için verilmiş olan yetkinin sone ermesine sebep olmaz” (m.91/3). “Kanun hükmünde kararnamenin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir” (m.91/4).

** Konu :

KHK’ nin “konu”su genel çerçeve itibariyle yetki kanununda belirlenir. Anayasa uyarınca (m.91/2) Bakanlar Kuruluna her alanda KHK çıkarma yetkisi verilemiyor. 91. maddenin birinci fıkrasında “sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere Anayasa’ nın İkinci Kısmı’nın birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler...”in kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği belirtilmiş. Ancak sosyal ve ekonomik nitelik taşıyan haklar ve ödevler kararnameyle düzenlenebilir. Örneğin kamulaştırma konusunda ve sosyal güvenlik hakkının düzenlenmesinde kanun hükmünde kararname yoluna gitmek Anayasanın 91. aykırı sayılmayacaktır. Bunun yanında163. maddede ise “Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez...” denilmiştir. Bu kurallar gereğince TBMM “Bakanlar Kurulu”na ancak yasak alana girmeyen belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.

** Usul ve Şekil :


Usul ve şekil unsuru bakımından KHK’ ler Bakanlar Kurulunun diğer kararnamelerinden farksızdır. Anayasa Cumhurbaşkanının görevleri arasında “kararnameleri imzalamak”tan söz ettiğine göre (m.104) KHK’ lerin de Cumhurbaşkanı tarafından imzalanması gerekir.

KHK’ ler “Resmi Gazetede yayımlandıkları yürürlüğe girerler. Ancak kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir. Kararnameler Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur .”

KHK çıkarma yetkisini veren yasalar ve bunlara dayanarak çıkarılıp parlamentoya sunulan kararnameler Anayasanın ve içtüzüklerin yasalar için koyduğu kurallara göre görüşülüp kabul edilir. Ancak bunlar komisyonlarda ve genel kurallarda öbür yasa tasarılarından ya da önerilerinden önce ve ivedilikle görüşülür.

KHK’ ler yayımlandıkları gün T.B.M.M.’ ye sunulmamışlarsa hemen o gün geçersiz hale gelip yürürlükten kalkarlar. Yayımlandıkları gün parlamentoya sunulan kararnameler orada görüşülüp reddedilmişse bu red kararı Resmi Gazetede yayımlanır; kararnameler de o tarihte yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen KHK’ lerin değiştirilmiş hükümleri bu değişikliklerin Resmi Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer (m.91/son). Diğer bir deyimle reddedilen veya değiştirilen KHK red ve değişikliği içeren kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçerliliğini korur. Dolayısıyla bu KHK hükümlerine dayanılarak yapılmış uygulama işlemleri ve kazanılmış haklar da pek tabii olarak saklı kalır.

** Denetim :


1961 ve 1982 anayasalarına göre Anayasa Mahkemesi KHK’ lerin Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler (1961 AYm.64/son; 1982 AY m.148150151152153).

Sıkıyönetim ve Olağanüstü Dönemlere İlişkin KHK



** Yetki Unsuru Bakımından :


Olağan KHK’ lerde yetki Bakanlar Kurulunun olduğu halde sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’ leri “Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu” tarafından çıkarılır. Dolayısıyla bu KHK’ lerde Cumhurbaşkanının iradesi olağan KHK’ lerdeki gibi Bakanlar Kurulu kararnamesine eklenen şekli bir onay değil işlemin asli bir unsurudur. Yetki unsuru bakımından ikinci önemli bir fark ise sıkıyönetim ve olağanüstü hak KHK’ lerinin bir yetki kanununa ihtiyaç göstermemesidir (m.91/5). Bu anlamda sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’ leri yukarıda açıklandığı gibi yürütmenin 1982 Anayasasına göre sahip olduğu özerk veya asli düzenleme yetkisinin tipik bir örneğini meydana getirir.

** Konu Unsuru Bakımından :


Sıkı yönetim ve olağanüstü hal KHK’ leri olağan KHK’ leri bakımından Anayasada yer alan konu sınırlandırmalarına tabii değildir. Diğer bir deyimle temel hak ve ödevleri ile siyasi hak ve ödevler de bu tür KHK’ lerle düzenlenebilir (m.91/1). Şüphesiz bu kararnamelerin ancak olağanüstü halin veya sıkıyönetim halinin “gerekli kıldığı konularda” çıkarılabilmesi gerekir (m.121/3 122/29).
** Denetim Bakımından :

Sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’ leri için öngörülen denetim yasama meclislerine sunulmaları ve onaylanmalarına bağlı olarak yalnızca siyasi bir denetim olduğu söylenebilir. Bu bakımdan T.B.M.M.’ nin bu KHK’ leri onaylaması ile bunlar kanuna dönüşür. Sıkıyönetim ve olağanüstü hal sona erdiğinde KHK’ ler ve bunları onaylayan kanunlar yürürlükte kalırlar ama uygulamadan kalkarlar.

Kısaca sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde çıkarılan KHK’ ler ve bunları onaylayan T.B.M.M’ nin kanun biçimindeki işlemleri bu dönemde kayıtlı olarak Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü (m.11) ilkesine tabi sayılmaktadır.

** Yetki Yasası İptal Edilen KHK’ lerin Son Durumu :
TBMM'de 30 Haziran 2000 tarihinde kabul edilen 4588 sayılı Yetki Yasası 6 Temmuz 2000'de yürürlüğe girmişti. (Resmi Gazete 24101/Mükerrer) 6 ay süreli Yetki Yasası 6 Ocak 2001'de yürürlükten kalkacaktı. Hükümet bu Yetki Yasası'na dayanarak 20 KHK çıkardı. 4588 sayılı Yetki Yasasına göreçıkarılan 20 KHK şöyledir :
1-) 604 sayılı 20 Temmuz 2000 Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair KHK
2-) 606 sayılı 26 Temmuz 2000 Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin KHK
3-) 607 sayılı 4 Ağustos 2000 Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair KHK
4-) 609 sayılı 23 Ağustos 2000 İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair KHK (Afet bölge koordinatörlüğünün kaldırılması)
5-) 608 sayılı 25 Ağustos 2000 Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Devlet Memurları Kanunu ve 190 Sayılı KHK'de Değişiklik Yapılması Hakkında KHK (Olimpiyat şampiyonlarının spor müşaviri olarak kamu hizmetinde görevlendirilmeleri)
6-) 612 sayılı 12 Eylül 2000 Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair KHK (yeni fakülteler kurulması)
7-) 615 sayılı 15 Eylül 2000 Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında KHK'de Değişiklik Yapılmasına Dair KHK (Teşebbüslerden iktisadi devlet teşekkülü olanların anonim şirket şeklinde de kurulabilmeleri)
8-) 611 sayılı 25 Eylül 2000 Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında KHK (terfi ve atamalara ilişkin yeni düzenleme)
9-) 621 sayılı 28 Eylül 2000 Hâkimler ve Savcılar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair KHK (atama işlemleri)
10-) 623 sayılı 29 Eylül 2000 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuruluşu ve Görevleri Hakkında KHK'nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair KHK (zorunlu deprem sigortasının 2 ay ertelenmesi)
11-) 610 sayılı 4 Ekim 2000 /M Polis Yüksek Öğretim Kurumları hakkında KHK
12-) 613 sayılı 4 Ekim 2000 /M Milli Savunma Bakanlığı akaryakıt ikmal ve NATO POL tesisleri işletme başkanlığının kuruluşu ve görevleri hakkında KHK
13-) 616 sayılı 4 Ekim 2000 /M Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının kurulması ve bazı kanun ve KHK'lerde değişiklik yapılması hakkında KHK
14-) 617 sayılı 4 Ekim 2000 /M Türkiye İş Kurumunun kurulması ile bazı kanun ve KHK'lerde değişiklik yapılması hakkında KHK
15-) 618 sayılı 4 Ekim 2000 /M Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilatının kurulması ile bazı kanun ve KHK'lerde değişiklik yapılması hakkında KHK
16-) 619 sayılı 4 Ekim 2000 /M Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kanunu tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar sosyal sigortalar kanunu ile bazı kanun ve KHK'lerde değişiklik yapılması hakkında KHK
17-) 624 sayılı 4 Ekim 2000 /M Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile nakdi tazminat ve aylık bağlanması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin KHK
18-) 626 sayılı 5 Ekim 2000 Başbakanlık teşkilatı hakkında KHK'nin değiştirilerek kabulü hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair KHK (İnsan Hakları Başkanlığı kurulması)
19-) 629 sayılı 5 Ekim 2000 Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında KHK
20-) 628 sayılı 5 Ekim 2000 /M Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında KHK'de değişiklikyapılmasına dair KHK (mobil elektrik santrallarının ihaleye çıkılmaksızın kiralanması veya alımı)

Anayasanın 150. maddesine göre cumhurbaşkanının yanı sıra ana muhalefet partisi Meclis grubu veya en az 110 milletvekilinin ortak başvurusuyla KHK' lerin usul ve içerik açısından anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan iptal davası açılabilmektedir. Buna dayanarak ana muhalefet partisi olan Fazilet Partisi 4588 sayılı Yetki Yasası'nın anayasaya aykırılığını ileri sürerek iptal ve yürütmeyi durdurma istemiyle 20 Temmuz 2000 tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
29.6.2000 günlü 4588 sayılı “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat Görev ve Yetkilerine İlişkin Konularla Kamu Personeli Arasındaki Ücret Dengesizliklerinin Giderilmesi ve Kamu Mali Yönetiminde Disiplinin Sağlanması İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu’ nun Anayasanın Başlangıcının dördüncü paragrafı ile 2. 6. 7. 11. 87. 91. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istenmiştir.
İPTAL İSTEMİNİN GEREKÇESİ
18.7.2000 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“A- MADDENİN ANAYASA’YA AYKIRILIK DURUMU:
29.6.2000 tarih ve 4588 sayılı Kanun’ un 1. maddesi Anayasa’ nın “Başlangıç” kısmının 4. fıkrası ile 2. 6. 7. 11. 87. 91. ve 153. maddelerine aykırıdır.
1) Anayasa’ nın Başlangıç Kısmının 4. fıkrasına Aykırılık:
“Amaç ve Kapsam” başlığını taşıyan 1. madde “Yürütme Organı”na “Yasama Organı” aleyhine amaç ve kapsamı belli olmayan sınırsız bir şekilde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermektedir;
Böylesine geniş bir “yetki devri” Anayasa’ nın öngördüğü “kuvvetler dengesi”ni -Yasama Organı’nın aleyhine Yürütme Organı’nın lehine olmak üzere- -bozacak; böylece Yürütme Organını Yasama Organı karşısında üstün bir konuma getirecektir. Halbuki anılan (4.) fıkrada
“Kuvvetler ayırımının Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;”
kesin olarak belirtilmiştir. Yetki Kanunu’nun 1. maddesi ise bu hükme (4. fıkra hükmüne) açıkça aykırıdır.
2) Anayasanın 2. 6. ve 11. Maddelerine Aykırılık:
Yetki Kanunu’nun 1. maddesi Anayasanın 2. 6. ve 11. maddelerine de aykırıdır:
Anayasanın 2. maddesine göre:
“Türkiye Cumhuriyeti başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik bir hukuk Devletidir.”
“Amaç ve Kapsamı” belirsiz olan çok geniş “Yetki Kanunu” ile Başlangıç’ a belirtilen temel ilkelerden “kuvvetler ayrılığı dengesi” zedelenmiş böylece Anayasa’ nın Başlangıç’ ta belirtilen temel ilkelere dayanan 2. maddesi de ihlal edilmiştir
Ayrıca Anayasa’ nın 2. maddesinde ifadesini bulan “Hukuk Devleti” ilkesine göre:
“Herkes tüm kişi ve kurumlar önceden va’z edilmiş hukuk kuralları ile bağlıdır. Hiçbir kamu organı bu kuralların dışına çıkamaz.”
Bu ilke Anayasa’ nın 6. maddesinin son cümlesinde şu şekilde ifade edilmiştir:
“Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’ dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz”
Yasama Organı Yürütme Organı’na ancak ve ancak Anayasa’ nın belirttiği ölçüler dahilinde kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Oysa 4588 sayılı Yetki Kanunu ile bu ölçülere dikkat edilmemiştir. Böylece Anayasa’ nın 2. 6. ve 11. maddelerine aykırı davranılmıştır.
3) Anayasa’ nın 7. Maddesine Aykırılık:
Anayasa’ nın 7. maddesine göre:
“Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”
Halbuki Yasama Organı amaç ve kapsamı belirsiz olan 4588 sayılı Yetki Kanunu ile birçok alanda yasama yetkisini Yürütme Organı’na devretmiştir.
Kısaca 4588 sayılı Kanun’ un 1. maddesi “yetki devri” bakımından Anayasa’ nın 7. maddesine aykırıdır.
4) Anayasa’ nın 87. ve 91. Maddelerine Aykırılık:
4588 sayılı Yetki Kanunu’nun 1. maddesi Anayasa’ nın 87. ve 91. maddelerine de aykırıdır.
Anayasa’ nın 87. maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkilerinden biri de:
“Bakanlar Kurulu’na belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek” tir.
91. madde ise yetki kanununda bulunması gereken unsurları (öğeleri) belirtmektedir.
“Buna göre yetki yasasında çıkarılacak KHK’ nin amacının kapsamının ilkelerinin kullanma süresinin ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının gösterilmesi zorunludur.
Bakanlar Kurulu’na verilen yetki yasada öngörülen konu amaç kapsam ilke ve süre ile sınırlı bir yetkidir. O halde yetki yasasının Anayasa’ nın belirlediği öğeleri belli bir içeriğe kavuşturarak somutlaştırılması ve verilen yetkiyi açıkça sınırlayarak Bakanlar Kurulu’na çerçeve çizmesi gerekir.
Ayrıca 91. maddenin sekizinci fıkrasında yetki yasalarının ve bunlara dayanan KHK’ lerin TBMM Komisyonları ve Genel Kurulu’nda öncelik ve ivedilikle görüşüleceği öngörülmüştür. Anayasa’ nın görüşülmesinde bile “öncelik ve ivedilik” aradığı KHK çıkarma yetkisinin; Anayasa’ nın yukarıda açıklanan kuralları gözetilerek yerine getirilmesinde zorunluluk bulunan belli yöntemlere göre yasa çıkarmaya zamanın elvermemesi gibi ivedi durumlarda kullanılması .gerekir. Çünkü Anayasa’ nın 87. ve .91. maddelerinde de yetkinin “devrinden” değil “verilmesinden” söz edilmektedir. Yetkinin verilmesi ile devri hukuksal sonuçları yönünden farklıdır. Devir durumunda yetki devredilene geçer; devredenin o yetkiyi kullanması söz konusu olamaz. Oysa KHK çıkarma yetkisinin verilmesinde yetkiyi veren yasama organı yetkiyi kaldırabilir kapsamına giren konularda kendisi düzenleme yapabilir.” (AYMK T. 16.9.1993 E. 1993/26 K: 1993/28).
Yukarıda da belirtildiği gibi
“KHK’ Ier ancak ivedilik isteyen belli konularda kısa süreli yetki yasaları temel alınarak etkin önlemler ve zorunlu düzenlemeler için yürürlüğe konulur.
Nitekim maddenin Danışma Meclisi’nde görüşülmesi sırasında KHK çıkarabilmesi için hükümete yetki verilmesinin nedeni Anayasa Komisyonu sözcüsü tarafından
“...çok acele hallerde hükümetin elinde uygulanacak seri bir kural olmadığı için acele olarak çıkarılıp ve hemen olayın üstüne gidilmesi gereken hallerde çıkarılması için bu düzenleme getirilmiştir...”
biçiminde açıklanmış; Anayasa Komisyonu Başkanı da
“...Kanun kuvvetinde kararname . ..yasama meclisinin acil bir durumda kanun yapmak için geçecek sürede çıkartacağı. kanunun ihtiyaca halledilmesi gereken meseleyi çözemeyeceğine; o zaman çok geç kalınacağı endişesinden kaynaklanan bir müessesedir ve bu müessese bunun için konmuştur”
diyerek aynı doğrultuda görüş bildirmiştir. (Danışma Meclisi Tutanak Dergisi Cilt 9 Birleşim 137-146 Yasama yılı: 1 Sayfa: 152 153)
87. ve 91. maddelerin birlikte değerlendirilmesinden anlaşılacağı gibi 4588 sayılı Yetki Kanunu Anayasa’ nın kanun hükmünde kararnameler için aradığı şartların hiçbirini taşımamaktadır. Şöyle ki:
a) ”Konu” belli değildir:
4588 sayılı Kanun Bakanlar Kurulu’na “belli konular”da değil hemen her konuda KHK çıkarma yetkisi vermiştir.
“Halbuki Anayasa’ nın 87. maddesinde “Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini vermek...” TBMM.nin görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır. Bu durumda TBMM Bakanlar Kurulu’na ancak belli konularda bu yetkiyi verebilir; her konuyu kapsayacak biçimde genel bir yetki veremez” (AYMK; T.16.9.1993 E.1993/26 K.1993/28)
Kısaca “yetki yasasında Bakanlar Kurulu’nun hangi konularda KHK çıkarabileceği açıkça belirtilmeli ve verilen yetki konu yönünden mutlaka belirgin olmalıdır.”
b) “Kapsam” belli değildir:
“Anayasa’ da kimi konuların KHK’ lerle düzenlenmesi yasaklanmaktadır. 91. maddenin birinci fıkrasına göre sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere Anayasa’ nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklat kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. 163. maddesine göre de Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez.”
Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında belirtildiği gibi;
Yetki yasasında Bakanlar Kurulu’na verilen yetkinin “amacı” “kapsamı” ve ilkeleri”nin belirtilmesinden amaç Bakanlar Kurulunun kendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştireceğinin açıklıkla gösterilmesidir. KHK’ nin amacı kapsamı ve ilkeleri de konusu gibi geniş içerikli her yöne çekilebilecek yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik biçimlerde yorumlanmaya elverişli olmamalıdır.”
“Bu durumda TBMM Bakanlar Kurulu’na önemli ivedi ve zorunlu durumlarda somutlaştırılmış belirgin konu amaç kapsam ve ilkelerle bu yetkiyi verebilecektir. Yetkinin Bakanlar Kurulu’nca ivedi ve zorunlu durumun konu amaç kapsam ve ilkeler yönünden TBMM tarafından saptanıp somut durumun belirlenerek verilmesi gerekir.
Verilen yetkinin konu amaç kapsam ve ilkeler yönünden genel anlam içermesinden ve . duraksamalardan kurtarılarak belli belirgin hale getirilmesi diğer bir anlatım ile somutlaştırılması; yürürlüğe konulacak KHK’ lerin yetki yasası kapsamı içinde kalıp kalmadıklarının 91. maddede belirlenen yasak alana girip girmediklerinin; önemli ivedi ve zorunlu bir durum için olup olmadıklarının saptanması yönünden gereklidir.”
c) Yetki Kanunu’nun Öngördüğü Konular KHK ile Düzenlenebilecek Konular Değildir:
Anayasa Mahkemesi tarafından sık sık vurgulandığı gibi:
“TBMM Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisini ancak somut konularda önemli zorunlu ve ivedi durumlarda kısa süreli olarak verebilir.” (AYMK T:12.12.l991 E.1991127 K:1991/50)
Halbuki Yetki Kanunu’nun 1. maddesinde zikredilen konular Türkiye’nin en kronik ve en ağır problemleridir. Bu tür problemler ciddi ve yoğun çalışmalarla ancak uzun zaman içinde çözülebilir.
4588 sayılı Yetki Kanunu’nun çok yoğun ve çok uzun süreli çalışmayı gerektiren 1. maddesi aynen şöyledir:
“Bu Kanunun amacı kamu hizmetlerinin düzenli hızlı ve etkin bir biçimde yürütülmesini sağlamak ve kamu mali yönetiminde disiplini temin etmek üzere; kamu kurum ve kuruluşlarının (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunları ile diğer kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin bu teşkilatlarla ilgili hükümleri hariç) teşkilat görev ve yetkilerine personel kanunları veya kendi özel kuruluş kanunları uyarınca aylık veya ücret alan memurlar ve diğer her türlü kamu görevlileri ile bunların emeklilerine ve kamu mali yönetimine ilişkin kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklikler yapmak ve aynı konularda yeni düzenlemelerde bulunmak amacıyla Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermektir.”
Böylesine önemli problemleri “ivedi durumlar” için çıkarılan “kısa süreli” yetki kanunlarına dayanılarak çözmek mümkün değildir.
Nitekim bu tür problemlerin çözümü için (8.2.1984 tarihinden bu yana) birçok yetki kanunu çıkarılmış bu yetki kanunlarına dayanılarak da yüzlerce KHK yürürlüğe konulmuştur.
“Anayasa’ nın 153. maddesinin son fıkrasında Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama yürütme ve yargı organları ile yönetim makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı öngörülmüştür. Bu kural gereğince Yasama Organı yapacağı düzenlemelerde daha önce aynı konuda verilen Anayasa Mahkemesi kararlarını göz önünde bulundurmak bu kararları etkisiz kılacak biçimde yasa çıkarmamak Anayasa’ ya aykırı bulunarak iptal edilen kuralları tekrar yasalaştırmamak yükümlülüğündedir. Başta Yasama Organı olmak üzere tüm organlar kararların yalnız sonuçları ile değil bir bütünlük içinde gerekçeler ile de bağlıdır. Kararlar gerekçeleriyle yasama işlemlerini değerlendirme ölçütlerini içerirler ve yasama etkinliklerini yönlendirme işlevi de görürler. Bu nedenle yasama organı düzenlemelerde bulunurken iptal edilen yasalara ilişkin kararların sonuçları ile birlikte gerekçelerini de göz önünde bulundurmak zorundadır. İptal edilen yasalarla sözcükleri ayrı da olsa aynı doğrultu içerik ya da nitelikte yeni yasa çıkarılması Anayasa’ nın 153. maddesine aykırı olur.” (AYMK T.2.10.1996 E.1996/6l K.1996/35)
4588 sayılı Yetki Kanunu Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iptal edilen birçok yetki kanunu ile aynı içerik ve niteliktedir.
B) 4588 SAYILI YETKİ KANUNU’NUN 2. MADDESİNİN ANAYASA’YA AYKIRILIK DURUMU:
4588 sayılı Kanun’ un
“İlkeler ve yetki süresi” başlığını taşıyan 2. maddesinin 7 bentten (a b c d e f g bentlerinden) oluşan “ilkeler” kısmı Anayasa’ nın yukarıda (1. maddeyle ilgili olarak) zikredilen maddelerine açıkça aykırıdır.
Aykırılık sebepleri yukarıda 1. madde sebebiyle yeterince açıklandığı için burada tekrar edilmeyecektir. Başka bir deyişle 1. madde için belirtilen Anayasa’ ya aykırılık sebepleri 2. madde için de aynen geçerlidir.
Kaldı ki 1. madde iptal edilirse (“konu” ile “amaç” ve “ilkeleri” birbirine karıştırmış olan) 2. maddenin de uygulanma imkanı kalmayacağı için 2949 sayılı Kanun' un 29. maddesi uyarınca iptali gerekecektir.
C) 4588 SAYILI KANUN’UN (3.) VE (4.) MADDELERİNİN DURUMU:
4588 sayılı Kanun’ un 1. ve 2. maddelerinin iptali ile (3.) ve (4.) maddelerin uygulanma imkanları kalmayacaktır.
Bu sebeplerle 3. ve 4. maddelerin de iptal edilmeleri gerekir.”
Anayasa Mahkemesi 5 Ekim'de aldığı kararla 4588 sayılı ''Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat Görev ve Yetkilerine İlişkin Konularla Kamu Personeli arasındaki Ücret Dengesizliklerinin Giderilmesi ve Kamu Mali Yönetiminde Disiplinin Sağlanması İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu''nun tümünü iptal etti. Yüksek Mahkeme iptale ilişkin gerekçeli karar Resmi Gazete'de yayınlanıncaya kadar iptal edilen maddelerin yürürlüğünü de durdurdu. İptal kararı 3'e karşı 8 üyenin oyuyla verildi.
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararından sonra hükümet bu yetki yasasına dayanarak yeni kanun hükmünde kararname çıkaramayacaktır.

Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç yaptığı açıklamada yetki yasasının ''Amaç ve Kapsamı'' düzenleyen 1. maddesi ile ''İlkeler ve Yetki Süresini'' düzenleyen 2. maddesinin iptal edildiğini söylemiştir. Kılıç yasanın yürürlük ve yürütme maddelerinin de uygulama olanağı kalmadığı için iptal edildiğini kaydetmiştir. Kılıç bu yasaya dayanılarak çıkarılan KHK'ler ile ilgili belirsizlik konusunda ise "Hakkında iptal davası açılanları görüşeceğiz. İptal davası açılmamış KHK'lar ile ilgili ise eğer iki aylık dava açma süresi dolmamışsa iptal davası açılması gerekiyor" demiştir.

Anayasa Mahkemesi bir yetki yasasına dayanmadan çıkarılan veya dayandığı yetki yasası iptal edilen kanun hükmünde kararnamelerin (KHK) içeriklerinin anayasaya aykırılık oluşturmasalar bile anayasaya uygunluğundan söz edilemeyeceğini bildirmiştir.

Yetki yasası iptal edilen KHK'lerin anayasal dayanaktan yoksun bulunduklarından içerikleri anayasaya aykırı bulunmasa bile dava açıldığında iptal edilmesi gerektiği yönünde görüş belirten Yüksek Mahkeme FP'nin başvurusuyla gündemine gelen 17 KHK'nin iptal edileceğinin işaretini vermiştir.

Mahkeme şimdiye kadar sadece Vakıfbank'ın özelleştirilmesine ilişkin kararnameyi iptal ederken 17 KHK'nin iptal istemini de görüşecektir.

Anayasa Mahkemesi'nin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na 527 sayılı KHK'nin 3 maddesiyle eklenen ''Teknik Hizmetler Sınıfı'' başlıklı bölümünde yer alan ''Fizikçi'' sözcüğünün anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu sözcüğün iptal edilmesine ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Kararda anayasada KHK'lerin siyasal denetiminin yanında yargısal denetiminin de öngörüldüğü belirtilerek KHK'lerin işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduklarını bunların yargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisinin Anayasa Mahkemesi'ne verildiği kaydedilmiştir. Yargısal denetimde KHK'nin öncelikle yetki yasasına sonra da anayasaya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerektiği vurgulanan kararda ''Her ne kadar anayasanın 148. maddesinde KHK'lerin yetki yasalarına uygunluğunun denetlenmesinden değil yalnızca anayasaya biçim ve esas bakımlarından uygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de anayasaya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle KHK'nin yetki yasasına uygunluğunun denetimi girer'' denmişir.

Anayasa Mahkemesi kararında olağanüstü hal kanun hükmündeki kararnamelerin dayanaklarını doğrudan doğruya anayasadan aldığına dikkat çekilerek bu tür KHK'lerin bir yetki yasasına dayanmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.

Olağan dönemlerdeki KHK'lerin bir yetki yasasına dayanmasının zorunlu olduğu bu nedenle KHK'ler ile dayandıkları yetki yasası arasında çok sıkı bağ olduğu vurgulanan kararda şu görüşlere yer verilmiştir:

''KHK'nin yetki yasası ile olan bağı KHK'yi aynı ya da değiştirerek kabul eden yasa ile kesilir. KHK'nin anayasaya uygun bir yetki yasasına dayanması geçerliliğinin ön koşuludur. Bir yetki yasasına dayanmadan çıkarılan veya dayandığı yetki yasası iptal edilen bir KHK'nin kuralları içerikleri yönünden anayasaya aykırılık oluşturmasalar bile anayasaya uygunluğundan söz edilemez.''

Kararda KHK'lerin anayasaya uygunluk denetimlerinin farklı olduğu ve anayasanın 11. maddesinde ''Kanunlar anayasaya aykırı olamaz'' görüşü anımsatılarak şöyle denilmiştir:

''KHK'ler ise konu amaç kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki yasasına hem de anayasaya uygun olmak zorundadırlar.''

Bu yasaya dayanılarak çıkarılmak istenen memurların meslekten ihracına ilişkin yeni düzenlemeler getiren 605 sayılı KHK taslağı ile T.C. Ziraat Bankası Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve Türkiye Emlak Bankası A.Ş'nin yeniden yapılandırılarak özelleştirilmelerinin sağlanmasını amaçlayan 620 Sayılı KHK taslağı Hükümet ile Cumhurbaşkanı arasında krize neden olmuştur.

Hükümet Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının ardından yeni bir yetki yasası çıkarmayı planlıyor. Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesini dikkate alacak olan hükümetin yeniden iptal yolununun önünü kesmek için yasanın çerçevesini net olarak ortaya koyacağı kaydedildi. Memurların meslekten ihracı ve 3 kamu bankasının özelleştirilmesine ilişkin kanun hükmünde kararnamelerin (KHK) yasa olarak çıkarılacağı yerel yönetimlere ilişkin düzenlemenin KHK ile çıkarılabileceği belirtildi.

TBMM'den çıkarılması uzun zaman alabilecek tartışmalı yasaları KHK ile düzenlemeyi planlayan hükümet Anayasa Mahkemesi'nin yetki yasasını iptal etmesiyle sıkıntıya girdi. Meclis'in yoğunluğunu dikkate alan hükümet yeni bir yetki yasası çıkararak özellikle Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) istediği düzenlemeleri yaşama geçirmeyi planlıyor. Hükümet yetkilileri TBMM Başkanlığı seçiminin ardından yeni yetki yasasının gündeme getirilebileceğini belirterek yetki yasasının hükümetin rahat çalışması açısından zorunlu olduğuna dikkat çekiyorlar.

Yeni yetki yasasının Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi olasılığına karşı önlem almayı da hedefleyen hükümet yüksek mahkemenin iptal gerekçesini de dikkate alarak yasanın çerçevesini net olarak ortaya koyacaktır. Yetkililer ''Anayasa Mahkamesi çerçevesinin net olmadığı gerekçesiyle yasayı iptal etti. Bu durumda biz de çerçeveyi netleştireceğiz 'Şu şu konular için Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisi verilmiştir' diyeceğiz. O zaman bir sıkıntı olacağını sanmıyoruz'' demişlerdir.

Hükümetin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 'in iade ettiği ve iktidar ortakları arasında görüş ayrılıklarına neden olan KHK'leri Meclis'e yasa tasarısı olarak getireceği belirtiliyor. Bu tasarılar arasında memurların meslekten ihracını kolaylaştıran KHK ile Halk Bankası Ziraat Bankası ve Emlak Bankası'nın özelleştirilmesine ilişkin çerçeve düzenlemenin yapıldığı KHK gösteriliyor. Koalisyon ortaklarının yerel yönetimler başta olmak üzere Meclis'ten geçmesi zaman alacak tasarıları yeni yetki yasası ile KHK olarak yaşama geçirebileceği bildirilmiştir.




** ANAYASA NOTLARI – Doç. Dr. Naz Çavuşoğlu
** ANAYASA HUKUKU – Prof. Dr. Şeref Gözübüyük
** TÜRK ANAYASA HUKUKU – Prof. Dr. Ergun Özbudun
** 100 SORUDA ANAYASANIN ANLAMI – Mümtaz Soysal
** ANAYASA HUKUKU – Prof. Dr. Erdoğan Teziç** Cumhuriyet Gazetesi Arşivi


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
elif (13-04-2013)





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Kanun Hükmünde Kararname ne demektir?

Kanun Hükmünde Kararname ne demektir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kanun - Kanun Nasıl Bir Müzik Aletidir? elif Soru Cevap 3 13-05-2014 11:24
Arteriol ne demektir?-Artropod ne demektir?-Asidozis ne demektir? ebush Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 29-03-2013 03:07
Grev ne demektir?-Lokavt ne demektir?-Toplu iş sözleşmesi ne demektir? ebush Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 28-03-2013 11:36
Kanun Nedir? Kanun Nasıl Yapılır? - Kanunun Yapılışı Tarihi (Müzik Aleti) elif Soru Cevap 0 18-02-2013 10:21
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) elif Kadın ve Hukuk 0 12-03-2011 01:39

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:59 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats