bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 31-05-2013, 04:35   #1 (permalink)
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Renk nedir?

Renk nedir?-Renk hakkında bilgi-Renkler nasıl oluşur?



Rengin görsel bir değer ama “amaç değer” olarak ele alıp kullananlar resim sanatında “Emprosyonist” akımının temsilcileri olmuştur. Emprosyonistlere kadar renk üzerinde bulunduğu objeyi ifade eden onu tanıtan ona yapışık bir eleman idi. Bu subjektif ve hatalı bir anlayıştır. “ışık ve renk” in birbirine bağlılığı düşünülmemiş ışık renklerden ayrı olarak değerlendirilmiştir. Eski inanışa göre ışık ve renk ayrı iki şeydir. Çağımızda ışık tayf renklerinden meydana gelmiş bir enerjidir. Işık aslında beyaz bir ışık değildir. Güneş ışığı tayf renkleri halinde birbirine girişmiş olarak objeler üzerine düşer ve onu aydınlatır. Her obje ve varlık eski inanışın ötesine “belirli ve değişmez” renklere sahip değildir. Renk objeler üzerinde daima değişir değişim ışığın geniş açısına ve cismin ışık yansıtma yeteneğine bağlıdır.
Doğanın renkleri gözümüzün önünde değişir. Bahçedeki çisimlere günün en şiddetli olduğu zamanlarda baktığımızda başka akşamüzeri güneş batarken baktığımızda başka türlü görünürler. Bu değişiklik güneş ışığının sabah saatlerinde az etkili öğle saatlerinde çok kuvvetli akşam saatlerinde ve gece daha farklı olmasındandır.

RENGİN TANIMI
Renk ses gibi bir titreşim olayıdır. Rengi belirlemek için

1) Işık

2) Görünen yüzey

3) Gören göz üçlemesi gerekir.
Işık ve renk bir enerjidir. Renk gözle algılanan bir ışık olayıdır. Işığın eşya üzerine çarpması ile yansıyan ışınlarda göz yoluyla duyumsanıp algılanabilen bir “elektromanyetik” olayıdır. Rengi değişik olanlar farklı tanımlamışlardır.

a) Rengi Psikolojik Olarak Tarif Edenler : “Beynimizde uyanan bir duygudur. Maddi olmaktan ziyade subjektiftir. Örneğin mavi duyumu gibi...Renk düzenleri ile yaratılır. Renk bir duygudur.”

b) Rengi Fizyolojik Olarak Tarif Edenler : “Çeşitli ışık cisimlerinin göz retinası üzerinde sinirleri uyarma yolu ile meydana getirilen fizyolojik bir olaydır. Renk bizdedir sinir sistemimizde mevcuttur.

c) Fiziksel Olarak Rengi İzah Edenler : “Renk tayfla ölçülerle rakamlarla geniş olarak belirlenebilen fiziksel bir olaydır. Her türlü titreşimli ışık dalgalarından ibarettir. Göz ışık titreşimlerini sinirler vasıtasıyla beyne ileterek rengin idrak edilmesini sağlar”


BEYAZ IŞIK
İngiliz fizikçisi Ishak Newton 1670’ de güneş ışığını elmas bir prizmadan geçirerek renkleri ayırdı. Karanlık bir oda da ince bir delikten ışık geçirip ışığı tıpkı gökkuşağındaki “yedi” renge ayırdı ve renk bilgisinin temelini ortaya attı. Renklerin kırılma açılarına göre spektrumdaki dizilimleri ;

1. Kırmızı
2. Turuncu
3. Sarı
4. Yeşil
5. Mavi
6. Lacivert
7. Mor
Newton (kırmızı sarı mavi) renklere esas – ana renkler denir. Yani meydana getirilemeyen renklerdir. (yeşil turuncu mor) renkler ana renklerin ikişer ikişer karışımı ile oluşmuş ana karışım renklerdir demiştir.


BOYA RENKLER
Boyamak demek; gelen ışığın kuvveti ve açısı ne olursa olsun. Işığın bir kısmını “emen” bir kısmını “yansıtan” yüzeyin bu özelliklerini değiştirmesi demektir. Boya renkler daha az ışıklıdır şeffaflıkları düşüktür.

Turkuvaz = ¼ sarı + ¾ mavi
Çimen yeşili = ¼ mavi + ¾ sarı
Erguvan = ¼ mavi + ¾ kırmızı
Eflatun = ¼ kırmızı + ¾ mavi
Ateş kırmızısı = ¼ sarı + ¾ kırmızı
Kavuniçi = ¼ kırmızı + ¾ sarı
Oranlarıyla bu renkler elde edilir.

ZIT RENKLER
Bir esas rengin zıt rengi o esas rengin dışında kalan iki esas rengin karışımı ile elde edilen 1. Derece yardımcı renktir. Yada renk çemberinde bir esas rengin tam karşısındaki yardımcı renk o esas rengin zıt rengidir.
Kırmızı – Yeşil Mavi – Turuncu Sarı – Mor


KOMŞU RENKLER
Bütünleyici renkler aynı zamanda birbirine zıt olan renklerdir. Bu renkler birbirinin zıddı olduklarından yanyana geldiklerinde birbirlerini en iyi şekilde ortaya çıkarırlar. Bu sebeple bir rengin bir yüzeydeki etkisinin daha belirgin olması isteniyorsa o rengin yanına zıt rengi yani bütünleyicisi konabilir.


RENGİN TONLARI
Renklerin gerçek değeri tayftaki halidir. Her renk beyaza doğru açıldıkça parlaklaşır. Tersine olarak siyaha doğru yaklaştıkça koyulaşır. Her rengin beyaz ve siyaha doğru çeşitli kademeleri vardır. Bir renk tonunun açıklık ve koyuluk derecesine ton değeri valör denir. soruvecevap.blogcu.com Açık bir yeşil ile koyu bir yeşil arasındaki fark renk farkı değil ton farkıdır. Bir rengin siyaha yakın en yakın en koyu tonu ile beyaza yakın en açık tonu arasında pekçok kademe bulunur. İki rengin farklı tonları yanyana gelirse iki rengin değeri artar açık renk açık koyu renk daha koyu görünür.
Bir renk eğer onu çevreleyen renk koyu ise daha açık görünür.
Bir renk onu çevreleyen renk daha açıksa daha koyu görünür.
En yüksek en güçlü renk kontrasları tamamlayıcı renklerin renkleri yanyana getirmesi ile elde edilir.


RENK DAİRESİ NASIL ELDE EDİLİR ?
Bir daire üç eşit parçaya bölünüp bu üç noktaya 1) Kırmızı 2) Sarı 3) Mavi yerleştirilir. Dairenin üç eşit parçası da orta noktalarından tekrar üçe bölünür. Bu noktalara üç ana karışım renkler yerleştirilir. 1) Turuncu 2) Yeşil 3) Mor dairenin ana karışım renklerinin yanlarında kalan parçaları da orta noktalarından bölünür. Bu noktalarda ara karışım renkler yerleştirilir. 1) Kırmızı Turuncu 2) Sarı Turuncu 3) Sarı Yeşil 4) Mavi Yeşil 5) Kırmızı Mor 6) Mavi Mor
Böylece renk dairesi oluşur.


RENGE PSİKOLOJİK YAKLAŞIM
Psikolojide renk algılanan şeyin bir parçasıdır. Renkler üç ayrı biçimde görünürler
1. Film Renkleri : Film renkleri ışık renkleridir. Durgun bir havada gökyüzünün maviliği gibi içine girebilirmiş gibi bir etki uyandırır. Film renkleri neslelerin bir parçasıymış gibi algılanmazlar. Bir yüzeyi de belirleyemezler.
2. Derinlik Renkleri : Saydam nesnelere özgü renklerdir. ÖR. Bir şarap şişesinden yansıyan renkler yada aydınlatılmış sigara dumanında görülen renkler derinlik renkleridir. Bu renkler kapladıkları üç boyutlu mekana tümüyle nüfüs eden renklerdir.



Renk Nedir?
konusunda aradığınız bilgiye ulaşamadıysanız diğer konularda arama yapabilirsiniz.

Renk Bilimi
İnsanoğlu kendini bildiği günden bugüne renk hadisesine ne yazık ki bir kullanım aracı veya obje olarak bakmış ne güzel kırmızı döpiyes veya sarı kazak deyip geçmiştir. İlerici görüş hissediş sahipleri (empresyonistler) rengin farklılığını hissederek çalışmalar yapmışlardır.
Hepsinin yola çıkış tarzı önce ışık sistemidir. Renk ve ışık Spektrumun radyan bir enerjisi veya en düşük elektromanyetik alanı olarak kabul edilir. Beyaz ışık bütün dalga uzaklıklarının karışmasından meydana gelen Spektrumun görünüşü ile orantılıdır. Renk göz ile yakalanan bir ışık tesiridir. Işığın eşya üzerine çarpmasıyla yansıyan ışınlardan gözümüzde meydana gelen duyumların her birine “renk” denir. Renk anlamı; ışık göz ve beyinle idrak edilir. Bu sebeple renk anlamı üç sistemde ele alınmalıdır.

Psikolojik sistemde renk: Beynimizde uyanan bir durumdur. Mavi duyum gibi.
Fizyolojik sistemde renk: Çeşitli ışık cinslerinin göz retinası üzerinde sinirler vasıtasıyla meydana getirilen fizyolojik olaydır. Işığın görünüş hadisesi fizyolojiktir. Renk ise bizdedir. Renk bir duygudur. Yaşayan varlıkların sinir sistemlerinde mevcuttur.
Fiziksel sistemde renk: (Işıkla spektrum ile) Ölçülerle ve rakamlarla geniş olarak belirtilen bir olaydır. Işığın hangi dalga uzunluğunu hangi oranda bulundurduğu esastır. Fizik bakımından renk türü titreşimde ışık dalgalarından ibarettir. Bu ışık - renk dalgaları değişik uzunluktadırlar. Kırmızının en kısa morun en uzun olduğu gibi.
Rengin Tarihçesi
İnsanı insan kılan her değer dümdüz bir cam levha gibidir. Öyle ki her birinin içinden insanı insan kılan o ışık geçer. Rengarenk levhalar parlak güneşin altında parıldar ve binbir çeşitte renk verirler. Yine de insanı insan kılan ışık tektir.
Renklerin psikolojik ve fizyolojik etkileri dalında renkler ve kişilik gelişimi dallarında araştırmalar yapan Living Colour (canlı renkler) organizasyonunu kuran (1984) Howard Sun çalışmalarını Theophilus Helidor Gimbel’le yoğunlaştırdı. 1983 yılında renk terapisti unvanını aldı. İnsanların ruhsal ve insani psikolojileri konusunda tam bir deneyim kazandı. İnsanların kişisel fiziksel ve ruhsal dünyaları konusunda uzun ve yorucu araştırmalar yaptı. Grup terapileri ile sistemin doğruluğunu insanlara aktardı. Renk analiz uzmanlığını eşi Dorothy Sun ile fevkalade geliştiren Howard Sun 1984 yılında eşi ile birlikte İngiltere’nin ilk resmi terapi merkezini açtı. Bu çalışma İngiltere’de büyük ilgi gördü. İnsanlar renkler ile kişilik ve iç dünyalarının keşfine başladılar.

Renk Bilimi Nasıl Doğdu?
İngiliz fizikçi Isaac Newton (1642 - 1727) 1670′de güneş ışığını elmas bir prizmadan geçirerek renkleri ayırmayı başarmıştır. Bir odayı kararttıktan sonra güneş ışığının ince bir delikten odaya girmesini sağlamış bu ışığın önüne bir prizma koyarak parçalanış halini tıpkı gökkuşağında olduğu gibi yedi rengi yukarıdan aşağıya doğru bir perdeye aksettirmeyi sağlamıştır. Güneş ışığını meydana getiren yedi rengin (renk tayfının) görkemi gizemi bugün üzerinde birçok incelemeler yapılan son derece olumlu sonuçlar alınan çalışmaları ve araştırmaları beraberinde getirmiş Renk Bilimi’ni bir bilim dalı olarak ortaya koymuştur.
Newton’dan sonra Chevreul Helmhotz Young gibi fizikçiler ve de kimyagerler bu proje üzerine yoğunlaşarak çalışmalarını hızlandırmışlardır. Newton beyaz perde üzerindeki renklerin bir sıra teşkil etmesine Spektrum Solaers (Güneş Tayfı) adını verdi. Spektrumun zaman zaman değişen güneşin hararet derecesine göre renklenen renk tayfında aşağıdaki renkleri görürüz ve bütün renkler beyaz ışıktan doğar:

Kırmızı Turuncu Sarı Yeşil Mavi Lacivert Çivit Mavi Menekşe Moru Sarı kırmızı ve mavi renklere; Esas Renkler veya Meydana Getirilemeyen Renkler adı verilir.
Yeşil turuncu ve mor renkler ise esas renklerin ikişerli karışımından meydana gelirler. Örneğin;

Sarı + Kırmızı = Turuncu
Sarı + Mavi = Yeşil
Mavi + Kırmızı = Mor
Böylelikle ortaya konan bu renk şeridine Spektre - Solaire denir. Göz alışımı ile idrak edilen bütün yaşamı ve varlık dünyasına renk veren renk renkler ve bu oluşumdan duyarlılığa; renk tesiri (sansation) denir.
Rengi görmeden duyarlılıkla da hissetmek mümkündür. Bir örnek olarak bahsedeceğim uygulamayı deneyebilirsiniz. Kendinize bir kırmızı ve bir de mavi kart hazırlayın. Gözlerinizi kapatarak hangi kartın hangi renk olduğunu bilmeden dizlerinizin üzerine yerleştirin. Yine gözleriniz kapalı ellerinizi kartların üzerine yaklaştırın konsantre olarak bir süre o şekilde durun. Belirli bir süre sonra kırmızı karttan sıcak bir esinti mavi karttan ise daha serin bir esinti hissedeceksiniz. Kırmızı sıcak renk grubunda mavi ise soğuk renk grubundadır ve bu enerjilerine aynen yansır.
Yine benzer bir deneyle herhangi bir rengin komplamanterini yani tamamlayıcısını bulmak bilimsel açıdan mümkündür. Daire şeklindeki bir kartonun yarısını yeşile boyayın. Diğer yarısı ise beyaz kalsın. Bu daireyi hızla kendi etrafında döndürürsek bir süre sonra beyaz kısmını pembe olarak görmeye başlayacaksınız. Çünkü yeşilin komplamanteri pembedir. Hatta beyaz kısmı pembe olarak boyayıp aynı deneyi yapsak bir süre sonra kartonun beyaz renk alacağını görecektik. Tüm bunlardan varılan sonuç şudur ki renk bir enerjidir ve renk bilimi pozitif bir bilimdir.

Gözün Rengi Algılaması
Göz ve Görme

İnsanda en gelişmiş organ gözdür. Gözün bir bölümü olan retina bazı bilim çevrelerince beynin bir uzantısı olarak değerlendirilir. Aynı zamanda göz optik bir organdır. Bir dizi karmaşık işlemden geçirilen görsel uyarım beyinde belirtilerek görme sağlanmış olur. Görme olayının aşamalarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

Işık ve nesneler
Görme olayı ve göz
Gözün fizyolojik yapısı
Beyinde tamamlanan görsel uyarım
1. Işık ve Nesneler: Görme olayının en önemli elemanı ışıktır. Görmek için az veya çok ışığa ihtiyaç duyarız. Bazen ay ışığı bile yeterli olurken renkli görüntüyü elde edebilmemiz için daha fazla ışık gücüne ihtiyaç duyarız. Görme olayını sağlayan göz ışık uyarımlarını belirli işlemlerden geçirerek algılamayı sağlar. Göz için ışığı değerlendiren temel sistem deyimini de kullanabiliriz.
2. Görme olayı ve göz: Görsel algılama ışık uyarımının karmaşık işlemler ile değerlendirilmesidir. Gözde ışığa duyarlı alıcı bir tabakanın varlığı esastır. Göz bebeği ise küçülüp büyüyerek ışık alımını ayarlar. Işık uyumlarını toplayan sinir lifleri tüm uyarımları düzenleyerek görme siniri denilen ileticiyle beyne gönderir. Beyinde ise bütün veriler normal bir işleyişle değerlendirilir. Sonucunda oluşan ise görsel algılamadır.
3. Gözün fizyolojik yapısı: İnsan için en gelişmiş organlardan biri göz demiştik. Küreye benzeyen yapısını da dikkate aldığımızda kafatasının içerisinde çok özel bir yerleşim mimarisi meydana gelmiştir. Göz kasları ile de sıkı bağlantı içindedir. Göz kapakları ise birçok fonksiyonunun yanı sıra koruyucu özelliktedir.
Son derece karmaşık şekilde çalışan göz iç içe üç tabakadan meydana gelir. Göz akı (cornea) Renkli tabaka (koroit) ve Ağsı tabaka (retina)
En dışta bulunan göz akı sert ve tümüyle saydam olup gözün ön kısmındadır. Bu tabakadan dolayı göz küresinin önünde kabarıklık meydana gelir. Gözün dışa bağlantısı bu bölümde meydana gelir. Işığın bir mercek gibi kırıldığı kısım burasıdır. Renkli tabakada ise kan damarları bulunur. İris bu bölümde bulunmaktadır. İrisin görevi göz bebeğinin büyüyüp küçülmesini sağlamaktır. Yani yeterliliğe göre ışık miktarını ayarlamaktır. Ağsı tabakada ise göz merceğinden çıkan iplikçikler retinayı bir ağ gibi sarar. Bu yüzden ağsı tabaka gözün iç bölümünde kiracıdır. Şeklinden ötürü konik ve çubuk hücreler denilen ışığa duyarlı alıcı sinirler ile donatılmıştır. Konik hücreler renklere karşı duyarlı iken renkleri algılayıp görmeye yönelik görev yaparlar. Belirgin bir ışık sistemi bu sinirlerin görev yapması için önem taşır. Işık olmadığı zaman bu sinirlerin görev yapma olanağı yoktur.
Kırmızı yeşil ve maviyi ortaya koyan üç tip konik hücre vardır. Işığın yetersiz olduğu durumlarda ise çubuk hücreler devreye girer. Bu hücreler gece görme olanağımızı sağlar. Ne var ki bu çubuk hücreler ile gece ay ışığında görmemiz mümkünken renkleri göremeyiz. Işık arttığında konik hücreler devreye girer ve renkleri algılamaya başlarız. Bazı hayvanlarda konik hücrelerin olmaması ve renkleri algılayamamaları buna örnektir.
4. Beyinde tamamlanan görsel uyarım: Beyine giden görüntü değerlendirilir. Hafızadaki görüntüler ile karşılaştırılır. Yorumlanır. Ayrıca beyine kadar gelen ters görüntü düzeltilerek algılanır. Sonuçta görme sağlanmış olur.

RENK
Işık kaynağından gelen ışını bir prizmadan geçirerek yapılan deneyde ışığın renklere ayrıldığı Newton tarafından yıllar önce bulundu.
Newton’un renk deneyinde ışık prizmadan geçince altı renge ayrılıyordu. (Renk Deneyi)
Işık kaynağından yayılan ışığın nanometre ve kelvin cinsinden değeridir. Işık her cisimden değişik nanometrik değerlerde yansır. Bu yansımanın nanometre cinsinden değerine bir isim verdiğimizde ana renkler ve ara renkleri oluşur. Beyaz ve siyah renk değildir.
Beyaz üç ana rengin belirli oranlarda karışımından (% 59 Yeşil % 33 Mavi % 19 Kırmızı) ortaya çıkan nanometrik değere verilen isimdir. Siyah ise renk olmayış durumudur.
Işık Rengi; Fizikte renk olayı ilk defa Newton tarafından incelenmiştir. Daha sonra İngiliz William Herschel prizma dan geçen ışığın çıkardığı renklerin sıcaklıklarını ölçtü.
Spektrumun bir ucundaki mor ışık en düşük öbür ucundaki kırmızı ışık ise en büyük sıcaklıktaydı. Daha sonra yapılan deneylerle mor ışığın daha düşük değerindeki mor ötesi ışığın daha sıcaklıkta olduğu da keşfedildi.
Bir beyaz ışık prizmadan geçirilince prizmadan çıkan ışık farklı boylarında bir renk yelpazesi oluşturur. Gözün görebildiği bu renkler kırmızı portakal sarı yeşil mavi ve mordur. Gerçekte hassas bir göz veya cihazlar bundan fazlasını da görebilir.
Dalga yüksekliği rengin yoğunluğunu belirler. bir rengin yoğunluğu ise parlaklıktır.
Elektron bir yörüngeden diğerine geçince özel bir miktarda ya bir enerji doğurur yada bir enerji çıkarır. Her atomun bu işi yaparken aldığı veya çıkardığı enerji miktarı farklı olur. Bir fotonun enerjisi ışığın dalga uzunluğuna ve bu da bir renge bağlı olduğundan her atom sadece belli renkleri soğurur veya çıkarır. Belli bir rengi çıkaran bir atom yine aynı rengi soğurur.
Her atomun soğurduğu ve çıkardığı renkler farklıdır.
Spekttroskopi bilimi ile renklerin incelenmesinden atomların cinsleri belirlenebilir. Dalga uzunluklarına bağlı olan ışık renklerinden kırmızı en uzun dalga boyuna mavi ve mor en kısa dalga boyuna karşılık gelir. Bu sıralama aynı zamanda enerji sıralamasını gösterir.
Mavi ışık en enerjik kırmızı ışık en az enerjik olan ışıktır. Bütün renklerin belirli oranda karışımı beyaz rengi verir. Her ne kadar doğadaki her cisim bize renkli olarak görülse de o cismin yüzeyi bazı dalga boylarını emme ve bazılarını yayma özelliğine sahiptir. Gözümüze kırmızı görünen cisim görünen spektrumdaki kırmızın dışındaki bütün dalga boylarını soğurmaktadır. Kırmızı bandın dalgası soğurulmadığı için cisim bize kırmızı olarak görülür. Herhangi bir cismi yansıtmayan cisim ise siyah olarak görülür.
Bu fiziksel etkilere göre beyaz ve siyah renk değildir. Işığın bulunmadığı yerde renklerin bir anlamı olamaz. İnsan gözünün görünen ışık bölgesindeki yedi farklı rengi görmesine karşılık bazı hayvanlar mesela bir baykuş kırmızı ışığın ötesindeki kızıl ötesi ışığı bir ara mor ötesi ışığı da görebilir. Kedi ve köpekler ise siyah ve beyazın dışında başka bir renk göremezler.
Işık atom ve moleküllere çarpınca mavi ışık kırmızıdan daha çabuk dağılır. Güneşin beyaz ışığı dünya atmosferine girince mavi ışık ışın demetine ayrılır ve atmosfer mavi olarak görülür. Yeni doğan bir bebeğin gözlerinin mavi görünmesinin nedeni de budur. ilk birkaç ay içinde bebeğin vücudunun henüz göz rengini verecek pigmentleri oluşturmasından önce yani gözün irisi renksiz iken irisi oluşturan malzeme mavi ışığı yansıtır.
Işık rengi (beyaz ışık); yani ışığı oluşturan bütün renklerin renk sıcaklığı üç ana grupta bulunmaktadır:

Sıcak beyaz 3300ºK ve altı
Doğal beyaz 3300-5000ºK
Gün ışığı beyazı 5000ºK ve üstü
Aynı ışık rengine rağmen lambalar ışıklarının tayfsal bileşimleri nedeniyle çok farklı renksel geri verim özelliklerine sahiptirler.
Beyaz – Siyah; Cisim üzerine gelen ışığın bileşenleri arasında bir farklılık yaratmadan hepsini birden aynı oranda geçirme yutma veya yansıtma özelliği gösteriyorsa ışığın karakteri değişmez. Bu cisimlerin ışığa tepkileri nötr olarak kabul edilir.
Bu cisimler ışığın bileşenleri arasındaki dengeyi bozmadan aynı oranda yansıtarak şiddetini değiştirerek veya tamamını yutarak ışığın toplam şiddetine etki ederler.
Tepkileri nötr olan cisimler eşit enerjili ışıkla aydınlatıldıklarında kendi yansıtma veya geçirme oranlarına bağlı olarak ışığın şiddeti değişir ve aşağıdaki belirtildiği gibi görünürler veya ışığı geçirir yansıtırlar:

Çok parlak veya açık...(beyaz)
Orta parlaklıkta...........(gri)
Çok karanlık ve koyu...(koyu gri)
Tam karanlık................(siyah)
Üzerine düşen ışığın tam dalga boylarını yansıtan cisim beyaz tüm dalga boylarını yutan ve yansıtmayan cisim siyahtır. Yani beyaz ve siyah renk değildir.


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Renk nedir?

Renk nedir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Renk körlerinin yaygın bir şekilde ayırt edemediği iki renk hangisidir? ebush Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 28-03-2013 01:28
göz makyajında moda renk nedir? Kayıtsız Üye Soru Cevap 1 19-12-2011 05:17
Renk Katkı Maddesi Nedir? - Renk Katkı Maddesi Hakkında elif Sağlığımız 0 14-03-2011 08:23
Renk Körlüğü Nedir? - Renk Körlüğü Hakkında elif Sağlığımız 0 13-03-2011 08:24
Renk Çizelgesi- Ana Renk Cetveli - Saç Renkleri Bkmlyz Saç Boyaları 0 28-06-2008 08:54

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 09:53 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats