bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 01-06-2013, 07:06   #1 (permalink)
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Laiklik nedir?

Laiklik nedir?-Laiklik hakkında bilgi-Atatürkün laiklik anlayışı nedir?



Laik kelimesiYunanca “Laikos”’dan gelmektedir.Latinceye Laicus Fransızcaya Laic Laique olarak geçmişTürkçe’de okunuş tarzına sadık kalınarak Laik şeklinde kullanılmaktadır. Laik kelime olarak;ruhani olmayan kimse dini olmayan şey fikir müessese prensip demektir. Laik olmak ;dünya işlerini din işlerinden dini otoriteden ayrı olarak ele alma anlamına gelmektedir. Laisizm veya laiklik de bu kelime ile ilgili olarak ortaya çıkmış olan kavramlardır. Bu anlamda laisizm; laik fikir akımlarının savunmasını üstlenmeyi ifade etmektedir.

Laiklik ise; sosyal hayatta din kurallarına tâbi olmayan hukuk anlayışını ifade eder. Halbuki gerçek anlamda laiklik; din ile devlet işlerinin ayrılması ve devletin vicdan işlerinin gerçekleşmesinde tarafsız kalmasıdır. Başka bir deyişle; devletin Allah ile kul arasından çekilmesi ve dinin de devlet işlerine karışmaması yani akıl ile imanın yetki alanlarının ayrılmasıdır.


Laiklik kelimesi Osmanlı Devleti’ne Meşrutiyet yıllarında girmiş ve “Lâ Dînî” veya “Lâ Ruhbanî” şeklinde kullanılmıştır. Dolayısıyla bu dönemde Osmanlı Devleti’nde bugünkü modern anlamda olmasa da din ve mezhep hürriyetinin sağlanması açısından laikliğe doğru bir yöneliş olduğu görülmektedir.


Laiklik; Milli Mücadele döneminde ortaya çıkan milli egemenlik prensibinin tabii bir gereği olarak Yeni Türk Devleti’nin temel ilkelerinden biri olmuştur. Bu dönemde siyasi sosyal hukuki ve ekonomik zorunluluğun bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan laiklik devlet idaresi ile birlikte hukuk eğitim ve dil alanlarını da kapsamıştır.


Laiklik; Batı ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de cumhuriyet ile birlikte pozitif hukuk alanına girmiştir. Bu olay özellikle devlet idaresini ve toplumsal kurumları dini kuralların etkisinden tamamen uzaklaştırmıştır.


Atatürk’e göre din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Dine saygı inanan kişinin haklarına saygının bir sonucudur. Ancak din işiyle devlet işini birbirine karıştırmamak lazımdır. Atatürk’ü bu karara yönelten hususların başında ise; başta II:Meşrutiyet döneminin düşünce yapısı ve Milli Mücadele sırasında karşılaşılan engellemeler gelmektedir. Özellikle bu dönemde Milli Mücadeleye karşı gerçekleştirilen isyanlar ve yayınlanan fetvalar başta Atatürk olmak üzere milli mücadele liderlerini Türkiye’yi çağdaş ve modern bir devlet yapmanın gerekliliğine inandırmıştır. Bu çerçevede bu dönemde din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak dinin devlet üzerinde olabilecek baskısını ortadan kaldırmak ve dinin politikaya karıştırılmasını önlemek temel hedeflerden biri olarak belirlenmiştir. Bu sebeple din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak Yeni Türk Devleti’nin en belirgin özelliklerinden biri olmuştur.

Laikliğin Tarihi Gelişimi


Laikliğin gelişmesi ne batıda ne de Türkiye’de kolay olmamıştır. Özellikle batıda laiklik uzun asırlar süren şiddetli hatta kanlı mücadeleler sonucunda ortaya çıkmıştır. Hıristiyanlığın kurucusu Hz.İsa’nın “Benim hükümdarlığım bu dünyada değildir” demesine rağmen kilise güçlendikçe devletin temel yetkilerini ve egemenlik alanlarını devletin elinden almak istemiştir.Kilise ile imparatorlar arasında asırlar süren bu mücadele sonucunda kilise yenilmiş ve 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’da milli egemenlik esasına dayanan bağımsız devletler kurulmaya başlamıştır. Ancak bu zaman zarfında Avrupa’da din adına vicdanlara hükmedilmiş ve insanlar bu yüzden tarifsiz zulümlere uğratılmışlardır.O dönem Avrupası’nda kilisenin otoritesi hukuki ekonomik sosyal edebî ve güzel sanatların tümünü içine alan geniş bir alana hükmettiği için bir şeyin doğruluğu ancak kilisenin kurallarına ve yorumlarına uymasına bağlı idi.Aksi taktirde kişiler engizisyonda yargılanırlardı.Avrupa kilisesinin bu mutlak otoritesi Rönesans ve Reform hareketleriyle yıkılmıştır.Bu gelişmelerin ışığı altında Avrupa’da 18. yüzyılda Aydınlanma çağı denilen dönem yaşanmış ve devletin kaynağının ilahi olamayacağı görüşü hakim olmaya başlamıştır. Lochedin ve devlet işlerinin ayrılmasını ve kuvvetler ayrılığına dayanan bir devlet anlayışını savunurken Voltaire kilisenin siyasi-hukuki otoritesine karşı mücadelesini “düşünce ve vicdan özgürlüğü” tezine dayandırmıştır.Rousseau demokrasiMontesquieu ise kuvvetler ayrılığı tezini savunmuşlardır.Laiklik bütün bu mücadelelerin sonucunda ancak dört asırlık bir birikimin sonucu olarak ortaya çıkabilmiştir.1688 İngiliz Halklar Bildirisi 1776 Amerikan İnsan Hakları Bildirisi ve 1789 Fransız İnsan Hakları Bildirilerinin temel özellikleri insanların istedikleri dine inanmak veya inanmamakibadet etmek veya etmemek hak ve özgürlüğünü kabul etmeleridir.

Atatürk’ün Laiklik Anlayışı
Türkiye’de laikliğin oluşum şartları batıdan oldukça farklıdır. Batıda laiklik milli bir devletin oluşumundan sonra ortaya çıkarken Türkiye’de milli bir devlet olmanın ön şartı olarak ortaya çıkmıştır. Batıda laiklik vicdan özgürlüğüdür. Batıda kilise-devlet çatışmasına sahne olurken Osmanlı Devleti’nde din devletin kontrolünde olduğu için bir din-devlet çatışması yaşanmamıştır.


Atatürk gençlik yıllarından itibaren bilimin ışığındaki çağdaş görüşleri benimsemiştir. O başta çeşitli hurafeler olmak üzere devlet ve milletin geri kalmasına sebep olmuş olan engellerin ortadan kaldırılması görüşündedir. Atatürk’e göre bu İslâm dinine aykırı bir durum değildir. Çünkü bilim ve aklın gösterdiği yolu tutarak çağdaş değerleri yakalamak ve milleti yükseltmek İslâm dinine uygundur. İslâm dinine önem veren Atatürkİslâmın akıl ve mantığa yer verdiği için mükemmel bir din olduğu görüşündedir.Dinin milletlerin yaşaması için önemli olduğuna inanan Atatürkdini siyasete alet edenlere her zaman karşı çıkmış bu tür kişilerden Türk Milleti’nin büyük zarar gördüğünü dile getirmiştir.


Laiklik Atatürk’ün kurmuş olduğu cumhuriyetin temel taşıdır. Laiklikten uzaklaşıldığı taktirde demokratik bağımsız milli cumhuriyetin varlığı tehlikeye düşeceği gibi çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefi de tehlikeye girer ve yeniden ortaçağın karanlıklarına dönülebilir.Çünkü unutulmamalıdır ki Osmanlı Devleti’nin gerilemesine ve çökmesine neden olan en önemli etkenlerden biriOsmanlı Devleti’nin teokratik bir yapıya sahip olması nedeniyle batı Rönesans ve Reform ile devlet yönetiminde akılcı ilkeleri hakim kılarken bu gelişmeleri takip edememesidir. Batıda bilimsel buluşlar keşifler ve icatlar hızla gerçekleştirilirken Osmanlı en basit bir yeniliği bile alırken şeriata uygun olup olmadığını tartışmıştır. Avrupa’da 1450’de icat edilen matbaanın Osmanlıya 1727’de girmesi bunun en tipik örneğidir. Ayrıca teokratik bir devlette bütün totaliter rejimlerde olduğu gibi yöneticiler kendilerini tek ve değişmez gerçeğin temsilcisi saydıklarından böyle ülkelerde düşünce özgürlüğünden ve gerçek demokrasiden söz edilemez.Bu durumda laik bir devlet yapısı demokrasinin de ön şartıdır.

Laikliğin Unsurları
Laiklik birbirini tamamlayan 5 unsurdan oluşmaktadır.Bunlar:


1-Laikliğin bir unsuru din ve vicdan hürriyetidir.Teokratik bir devlet kurma amacına yönelmemek şartıyla anayasada yer aldığı şekliyle “ herkes vicdan dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir”.


2-Laikliğin ikinci unsuru resmi bir devlet dininin bulunmamasıdır.Laik devlette din bir vicdan sorunudur. Dolayısıyla devlet belli bir dinin kurallarını vatandaşlarına benimsetmek ve uygulatmak için zorlayıcı kurallar koyamaz.


3-Laikliğin üçüncü unsuru devletin din ve mezhepleri ne olursa olsun vatandaşlarına eşit muamele yapmasıdır.


4-Laikliğin dördüncü ve çok önemli unsurlarından biri de devlet yönetiminin din kurallarına göre değiltoplumun ihtiyaçlarına akla bilime hayatın gerçeklerine göre yürütülmesidir.Yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.Buna rağmen Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı devlet teşkilatı bünyesinde yer almaktadır.Bu durum laikliğin batı ülkelerindeki klasik anlaşılış şekline uymamakla birlikteTürkiye’nin özellikleri sebebiyle ortaya çıkmış olanlaikliğe aykırı olmayantam tersi laikliği koruyucu nitelik taşıyan bir çözüm şeklidir.


5-Laikliğin beşinci unsuru ise eğitimin laik akılcı ve çağdaş esaslara göre düzenlenmesidir.

Türkiye’de din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak amacıyla bazı çalışmalar gerçekleştirilmiştir.Bu amaçla 3 Mart 1924’de Halifelik ve Şer’iyye ve Evkâf Vekâleti kaldırılmış ve aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıştır.10 Nisan 1928’de anayasada yer alan “Devletin Dini İslâm”dır ibaresi anayasadan çıkartılmış 5 Şubat 1937’de de laiklik diğer Atatürk ilkeleriyle birlikte anayasaya girmiştir.Böylece Türkiye’de laikliğin önünde yer alan engeller ortadan kaldırılmışTürkiye Cumhuriyeti resmen laik yapıda bir devlet haline getirilmiştir.


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Laiklik nedir?

Laiklik nedir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: laiklik nedir, meşrutiyet laiklik nedir,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Atatürk İlkeleri (Laiklik) Nedir? elif Tarih 34 13-04-2017 10:56
Laiklik İlkesi ile ilgili yapılan inkılaplar Я Tarih 3 29-11-2015 07:29
Türk inkilabı açısından laiklik ilkesinin önemi nedir? ebush Eğitim ve Öğretim 0 13-04-2013 07:31
laiklik ilkesi ile ilgili sorular Kayıtsız Üye Soru Cevap 1 01-02-2013 10:31
Laiklik ilkesinin bütünleyici ilkesi nedir? Я Soru Cevap 0 01-02-2013 10:30

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 12:26 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats