bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 09-07-2013, 12:47   #1 (permalink)
 
ebush - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Karagöz ve Hacivatın tarihi hakkında bilgi

Karagöz ve Hacivatın tarihi hakkında bilgi-Karagöz ve Hacivatın hakkında bilgi


Gölge oyununun çıkış noktası uzakdoğu Çin olarak bilinir. Ticaret ve geziler sonucu Endonezya Java ve Hindistanda yaygınlaşan gölge oyunu mistik ve dinsel bir etkiye sahiptir. Türkler Çin ile yakın ilişkileri dolayısıyla bu sanatı öğrenmişler ve kendi kültürleri doğrultusunda geliştirmişlerdir. Uygur ve Budist duvar resimlerinde görülen tasvirler Çin gölge oyununda da görülür. Topkapı Sarayı Müzesinde eserleri bulunan Mehmet Karakalem çalışmaları da bunlara benzer örneklerdir.

Gölge oyunu tekniğinin Türk halk kültüründe ne zaman Karagöz adını aldığı hakkında çeşitli görüşler vardır. Bunlardan en yaygın olanı Bursa efsanesidir. Sultan Orhan devrinde (1324-1362) Ulucaminin yapımında demirci ustası Kambur Bâli Çelebi (Karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacıvat) çalışmaktadır. Nekre tipler olan ikilinin arasında geçen nükteli konuşmalar diğer işçilerin dikkatini toplayıp işlerini aksatmalarına sebep olur. Cami inşaatı yavaş ilerler. Durumu öğrenen padişah hiddetlenip her ikisini de idam ettirir.

Yaptığı yanlışlığın bilincine varan padişah çok üzülür. Padişahın musahibi Şeyh Küşterî padişahı teselli etmek için beyaz sarığını çıkarıp gerer ve arkasına bir şema (ışık) yakar. Ayağından çıkardığı çarıklarıyla Karagöz ve Hacıvatın tasvirlerini canlandırıp nükteli konuşmalarını seslendirir. Günümüzde de Karagöz perdesine Şeyh Küşterî meydanı denir ve Şeyh Küşterî Karagözcülüğün pîri kurucusu kabul edilir. (Evliya Çelebi Seyahatnamesi)
Gölge oyunu ülkemize Yavuz Sultan Selimin 1517deki Mısır seferi sonrası 16. yüzyılda gelmiştir. Mısırı fetheden Yavuz Sultan Selimin Memlük Sultanı Tomanbayın asılışını hayal perdesinde canlandıran bir hayal sanatçısını oğlu Kanuni Sultan Süleymanın da görmesini arzu ederek İstanbula getirmesiyle gölge oyunu İstanbula gelmiştir. Türkler 16. yüzyıl başlarında perde gerisinden gölge yansıtma tekniğini Mısırdan almışlardır. Mısır Memluklarının gösteri yaptıkları siyah ışık geçirmeyen arabesk motiflerle işlemeli tasvirleri şeffaf ve renklendirilmiş deri üzerine işleyen Türkler bu sanata farklı bir nitelik kazandırdılar. Mısır oyunlarının olay örgüsünün birbirinden kopuk yapısını düzenleyip yeni bir biçim verdiler. Oyun tipleri Osmanlı İmparatorluğunun bünyesinde barındırdığı halklar içinden ve mahalle geleneğinden seçilmiştir. Karagöz Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yayılmış çevre ülkelerde etkili olmuş geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Karagöz oyunu Mısıra tekrar yeni biçimiyle dönüp ilgi görmüştür. Bugün Mısır kuklasının adı Aragözdür.
Nitekim bir çok gezgin 19. yüzyılda Mısırdaki gölge oyununu anlatırken bunun Karagöz olduğunu Mısıra Türkler tarafından sokulduğunu ve çoğunlukla Türkçe oynatıldığını belirtmişlerdir. İslam dünyasında bu oyuna Tayf-ül hayal Zıll-i hayâl Hayâl-el sitare gibi adlar verilmiştir. Bazı İslam mutasavvıfları eserlerinde hayâl sahnesini dünyaya perdedeki geçici hayalleri insanlar ve diğer varlıklara benzetmişlerdir. Oyundaki hayaller nasıl perde arkasındaki sanatçı tarafından oynatılıyorsa evrendeki varlıkları da görünmeyen bir yaratıcının hareket ettirdiği anlatılmıştır.
16. yüzyılda hayâl oyununun yaygınlığını ve Osmanlı eğlence sanatlarının başlıcalarından olduğunu gösteren pek çok belge vardır. Şeyhülislam Ebussuut Efendinin (1490-1574) hayâl oyununu ibret gözüyle seyretmenin cezayı gerektirmeyeceği yolundaki fetvası bunların en önemlisidir. Ebussuut Efendi; Gerçek biliminde yükselmek isteyenler için gölge oyununda büyük ibretler olduğunu gördüm. Kişiler kalıplar gölge gibi gelip geçiyor ve çabucak yok oluyor onları oynatan ise bakî kalıyor demiştir.
Karagöz üzerine 17. yüzyıla ait belgeler daha çoktur. Evliya Çelebi Naima gibi yerli yazarların eserlerinden ve İstanbulda bulunmuş Avrupalıların anı ve gezi kitaplarından öğrenildiğine göre Ramazan ayında kahvehanelerde başka zamanlarda da evlenme doğum sünnet düğünü vs. dolayısıyla saray konak ve evlerde yapılan şenliklerde oynatılan bu oyunlar Osmanlı toplumunun belli başlı eğlencelerinden biriydi.
19. yüzyılda da sarayın ve halk toplantılarının gözde eğlencelerinden olduğunu yine yerli ve yabancı kaynaklardan öğreniyoruz. 19. yyda 2. Mahmut dönemine ait kaynaklarda da Karagöz oyunu yer alır. 1843de Türkiyeyi ziyaret eden Gerard de Nerval seyahatnamesinde İstanbulda seyrettiği Karagöz oyununu tüm ayrıntıları ile anlatır. (Gérard de NERVAL Doğuya Yolculuk Çelik GÜLERSOY İstanbul Kitaplığı İstanbul-1974 s: 85-94)
Yabancı kaynaklarda Karagöz oyunlarının açık saçık bulunduğuna dair yazılar vardır. Bunlardan Jean Thévenot 1655-1656da Türkiye adlı eserinde bir hanımın nasıl olupta Karagöz oyunu izlediğini anlayamadığını yazar. (Jean THéVENOT 1655-1656da Türkiye Tercüman 1001 Temel Eser İstanbul-1978 s: 95-96.)

Karagöz ve Hacivatın tarihi hakkında bilgi

Abdülaziz ve II. Abdülhamit devirlerinde bazı Karagöz sanatçıları Mızıkayı Hümayun himayesine alınmışlardır. Bu dönemde yetişen Karagöz sanatçılarının kimisinin tekkelerden (Şeyh Fehmi Efendi Müştak Baba) kimisinin medreseden (Darphaneli Hafız Efendi Hafız Mehmet Efendi) kimisinin Enderundan (Enderunlu Hakkı Bey Enderunlu Tevfik Efendi) kimisinin katiplikten (Katip Salih Efendi) kimisinin cerrahlıktan (Cerrah Salih Efendi) pek çoğunun da esnaflıktan (Yorgancı Abdullah Efendi Püskülcü Hüsnü Efendi Kantarcı Hakkı Efendi Hamamcı Süleyman Efendi Yemenici Andon Efendi Çilingir Ohannes Efendi) olduğu görülür.
Saray için getirilen önceleri saray düğünlerinde perde diyen Karagöz çok kısa zamanda halka kendini sevdirdi. Sonuçta Karagöz çeşitli Hayâlîler eliyle halk arasında büyük rağbet gördü. Geniş Osmanlı coğrafyasındaki tüm tipleri bünyesinde barındıran bir folklor edebiyat etnoğrafi müzik mizah ve hiciv sergisi kimliği kazandı.
Esnek yapısı itibariyle doğaçlamaya ve güncel olayların işlenmesine son derece açık olan Karagöz perdesi zamanının en önemli toplumsal yergi vasıtasıydı. Halkın beğenmediği hükümet kararlarını eleştirdiği ve kamuoyunu temsil ettiği dönemler vardır. Osmanlının son dönemlerinde Karagöz sanatçıları devlet ileri gelenlerinden bazılarının hırsızlığını rüşvetçiliğini vs. perdede canlandırdıkları için bu taşlamalar çok keskin bulunmuş oyunlar yasaklanmıştır. Devlet ileri gelenlerinin perdeye yansıtılmaları ağır cezalara bağlanmış bu yasaklamalardan sonra Karagöz sıradan kaba saba bir güldürü durumuna düşmüştür.
20. yyda Türk Halk edebiyatı ile ilgili araştırmalar başlamış fakat hızla başlayan batılılaşma çabası ile Karagöz oyunu gözden düşmeye başlamıştır. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bir süre daha yaşayan Karagöz zaman içinde tiyatronun sinemanın daha sonra da televizyonun hayata girmesiyle önemli ölçüde etkisini kaybetmiştir.
Bu yüzden hayaliler Karagöz oyun tekniğinde bazı değişiklikler yapmaya çalışmışlardır. Ahmet Rasim Muharrir Bu Ya adlı eserinde Hayali Katip Salihin kanto söylettiği ve muhafazakarlar tarafından eleştirildiğini anlatmaktadır.
Ancak Karagöz oyunlarının etkisini kaybetmesindeki sebep sadece teknoloji alanındaki gelişmeler olmamıştır. 17. yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları yirminci yüzyılın başlarında etkisini göstermeye başlamış geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli özelliği olan doğaçlama geleneği terkedilmiş bunun yerini batı tiyatrolarında olduğu gibi yazılı metinler almıştır. Yazılı metne bağlı kalarak oynatılan Karagöz oyunları yeni oyunlar yazılamadığı için çağa ve insanların kültürel gelişimlerine ayak uyduramamış eskiden oynatılan oyunların aynısının tekrar tekrar perdeye getirilmesi insanların ilgisini çekmez olmuştur.
Yenileştirme çalışmaları Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de devam eder. 1910 yılında Beyoğlunda Canlı Karagöz Sahnesi Operet Kumpanyası adlı topluluk kurulur. Komik-i Şehir Naşit Efendi burada deneme amacıyla canlı Karagöz olarak sahneye çıkmıştır.
Doğaçlama geleneğine geri dönülmesi durumunda Karagöz eskiden olduğu gibi saygın ve yaygın bir duruma gelebilecektir aksi takdirde önümüzdeki on yıllar içinde Karagöz sanatımız tarih kitaplarının arasında kalıp yok olmaya mahkumdur. Karagöz günümüzde sayıları azalan Hayâlîler tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır.

1966dan sonra düzenlenmeye başlayan festivaller yarışmalar sonucunda bir çok başarılı hayalinin varlığı ortaya çıkmış yeni oyunlar kaleme alınmıştır. Yazılan oyunların pek çoğu perdede oynamaya uygun olmasa da konu tekrar gündeme gelmiştir.


ebush isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Karagöz ve Hacivatın tarihi hakkında bilgi

Karagöz ve Hacivatın tarihi hakkında bilgi konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: hacıvatın resmi, karagöz ve hacivat ın resmi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hacivat ile Karagöz Tarihi Bkmlyz Tarih 1 08-03-2017 09:11
Kimyanın tarihi hakkında bilgi ebush Kimya 0 18-06-2013 11:46
Tuzun tarihi hakkında bilgi ebush Eğitim ve Öğretim 0 31-05-2013 06:04
karagöz ile hacivatın hayatı hakkında bilgi elif Soru Cevap 0 19-10-2012 03:51
Karagöz ve Hacivat hakkında bilgi elif Eğitim ve Öğretim 0 15-06-2011 02:36

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:57 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats