bakimliyiz
Konu etiketleri: kültürel sporlarımız nelerdir, ata sporlarımız nelerdir,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 14-06-2011, 01:09   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ata sporlarımız nelerdir?

Ata sporlarımız nelerdir?

Atçılık-Binicilik

Günümüzde de olduğu gibiulusal ve Türk Tarihinin her döneminde “At Murattır” sözcüklerine bağlı kalınarakher Türk ata karşı sevgigüvenilgi duymuş ve onu kendisinden bir parça kabul etmişona kutsallık tanımışsaygınlık kazandırmışsanatındaedebiyatındamüziğinde eşsiz bir yer vermiştir.
Nazmi Sevgen;”Türklerde at ve atçılık” adlı kitabında 1937 yılında Ankara da toplanan tarih kurultayında Avusturya lı tarih bilimcisi Hoopers atın ilk evcilleştirme hareketinin İç Asya da Türkler tarafından yapıldığını Macar tarihçisi Allfoldin debu konudaki ilklerin Altay Türklerine ait olduğunu öne sürmüştür.Alman tarih bilimcisi Portriatz ise “Eski çağlarda at” adlı eserinde atın M.Ö.6000 dolaylarında Türkler tarafından evcilleştirildiğini iddia etmiş ve iddiası için bazı bulguları kesin kanıt göstermiştir.
Yaklaşık olarak M.Ö.4000 yılları dolaylarında Türkler tarafından bir çekim hayvanı olarak arabalara koşulan ataskeri amaçlarla savaş sınıfı oluşmasına sonuç olarak ta Asya’nın ve öteki kıtaların tarihi ve siyasal yaşamının oluşum ve değişiminde etkinlik kazanmıştır.Türkler onunla uzaklıkları enmişlerderisinden giysi ve ayakkabı yapmışlarlezzetli buldukları tayının etini yemişlerkısrakların sütünden mayalanma ile sağlanan “Kımız” adı verilen ve keyiflendirici içkiyi yapmışlardır.Ayrıca yele ve kuyruklarını da değerlendirmişlerdir.kemiğinden kaymak için araçkıllarından ağgözleri güneş ışığından koruyan bir tür gözlük örmüşlerdir.
Eski Türklerde at kültürü ile ilgili çeşitli bulgular bir belge olarakbu gün çeşitli ülkelerin müzelerine değer katmaktadır.Yenisey yörelerinde eski Türkler tarafındankayalar üzerine yapılmış at resimleri ve çok eski dönemlere aitTürk mezarından çıkan eşyaların üzerinde süsleme sanatı olarak at figürleri kullanıldığı görülmektedir.Eski Türk destanlarında ve efsanelerinde at baş tacı dırayrı bir yeri vardır.Oğuz destanı atla başlar.Dede Korkut ta Bamsı Beyrek öyküsünde atla kardeşleşmiştir.
Eski Türklerin ilkel atları yakalayabilmek için Türlü yöntemler kullandıklarıkitabelerde yazılıdır.Karluk han buzullar içinden ünlü bir atı alıp çıkardığı için ad almıştır.Eski Türklerdeki ”Türk atsızkuş kanatsız” sözü çok şey anlatır.
Tüm tarihi kaynaklaratın vatanı olarak orta Asya bölgesini göstermektedir.Kırgız stepleri ile Gobi havalisinin atın vatanı olduğu konusunda görüş ve kanıt birliği vardır.Eski Türklerin “Yılkı” adını verdikleri at sürülerininırk ve evcilleştirilmeleri ile ilgili bilgiler çok geniştir.
Atsız Türkler sosyal yaşamda hor görülürdüfakirlik nedeni ile ata sahip olamayanlar çalmak zorunda idi.Eski Türkler sadece at çalmayı olağan saymışlardır.Zira bu bir beceri olarak kabul ediliyor ve atını çaldıran kişi için bu hareket onur kırıcı olarak değerlendiriliyordu bu nedenle kabileler arasında sık sık çatışma çıkıyordu.
Çalınan atları belirlemek amacıyla atları özel damgalama yöntemleri uygulanıyordu.Damga yerine bazı kabileler atın kulaklarına özel işaretler işlemeyi yeğlerlerdi.kabile sembolleri olarak benimsenen biçimler mezar taşlarında da görülür.
Eski Türklerde at yarışları ile eş seçiminde de kullanılıyordu.
Bu yarışlar iki türlü oluyordu birisinde atlı kızlar bir grup halinde yarışa başlıyorlar ve arkalarından atlarını grup halinde koşturan erkekler içlerinden birini yakalayıp atlarının terkilerine alıyorlardı.Daha sonra eş olarak seçtikleri bu kızlarla evleniyorlardı.
Diğer türlü ise eğer kızın isteyeni çok olursa yarışa kız tek başına başlıyordaha sonra ardından atlarını koşturan erkek grubundan kim kızı yakalarsa o evlenme hakkını elde ediyordu.

Eski Türklerde görülen atla bütünleşme" Osmanlı Türklerinde de sürmüştür. At OsmanlıTürklerinde onur saygı ve sevgi unsuru olarak kabul edilen bir yoldaş olmuştur. Bunlarla başarıdan başarıya koşmuşlar; üç kıta üzerinde egemenliklerini sürdürmüşlerdir.

Anadolu Selçuklularında 100 bin süvariden oluşan bir ordu bulunuyordu. Osmanlı imparatorluğunda ise 16.yüzyılda bu sayı 250 bine yaklaştı. Edirne Filike. Selánik. Amasya Yozgat Merzifon Eskişehir (çifteler çiftiği) Malatya (Sultan suyu) Veziriye Adana (Cukurova)'daki hayvan ocaklarında at yetiştiricilik düzeltilmesi için sürekli çalışmalar yapılıyordu. Ancak Osmanlı imparatorluğunun gerileme ve özellikle çöküş döneminde at yetiştiriciliği ve ırk düzenlenme çalışmaları öneminì tamamen yitirmiş sürekli savaşlar nedeniyle ülke atçılığı adeta çökmüştür.

Yaşama sevincini atıyla paylaşan onunla mutlu olan ve hattâ onunla birlikte gömülen at Türk'ün kalbinde ağıtlarında edebiyatında. türkülerinde atasözlerinde benzersiz bir yer almıştır. Osmanlıların genişleme döneminde Giritlilerin bir sözü çok yaygındı: "Adaya önce Türk'ün atı sonra kendisi ayak basacak." Gerçekten de öyle olmuştur. Aşık Paşa tarihinde Osmanlı Padişahlarından Orhan Beyin atlarını nalbanda kendisinin götürdüğü anlatılır. Bu hareket Türklerde en büyüğünden en küçüğüne kadar ata gösterilen ilgi ve sevgiyi yansıtır. öyle ki at sahiplerinden atlar için vergi alınmazdı.

Emrullah Efendi "'Memalik-i şahane"de at vergisi asla vaz'edilmediği cihetle bizde at vergisinden bahse mahal yoktur demektedir. Osmanlı Türk illerinde atlar görevlerine göre şöyle adlandırılırdı: önemli haber götüren süvarilerin bindikleri dayanıklı "Ilgar atı" posta süvarilerinin bindiği "Menzil atı" akıncı ve süvarilerin bindikleri "Cenk atı" yarışlara katılanlara "Koşu atı" süvarilerin yedeklerinde bulundurdukları "Yedek atı" yük taşıyan "Semer atı" damızlık olarak yararlanılan "Aşı atı" törenlerde komutan ve subayların bindikleri "Alay atı" arabalar koşulanlara "Araba atı" ve avlarda kullanılanlara "Av atı." Osmanlılarda eğer murassa ve sorguçlu başlıklar altın ve gümüş üzengiler gemler at koşum takımları saray arabalarının koşum takımları birer sanat eseri idi.
Sultan Abdülaziz dönemi sonrasında ülkedeki at kalitesi değerini gittikçe yitirirken tersine olarak at yarışları da daha düzenlilik kazanmıştır. Ancak ilk düzenli at yarışları l9ncu yüzyılın son yılarında belirginleşir. Sultan Abdülaziz döneminde Kağıthane'de "Kağıthane Yarışları" adı altında bir süre at yarışları düzenlenmiştir. Bunlar bir tür ilkel yarışçılık düzenlemeleri olmuştur. Zira pist gelişigüzel düzenlenmiş bir güzergah biçimindedir. Sonraki yıllarda ünlü mirasyedilerden Veli efendizade bugün Veli efendi Tesislerinin bulunduğu yerde birkaç arkadaşı ile birlikte sistemsiz olarak düz bir toprak üzerinde at yarışları yaptırdıkları görülür. Bu yarışlara ilgi duyanların sayısı 15-20 kadardı. öte yandan yine aynı yıllarda Manisa'da Bekir Ağa'nın bireysel çabalarıyla düzensiz bazı yarışlar yapılmıştır.

Cirit

Cirit; Türklerin yüzyıllardan beri oynadıkları bir Ata sporudur.
Türkler bu Atlı oyunu Orta Asya dan günümüze taşımışlardır. 16. yüzyılda bir savaş oyunu olarak kabul edilmişti. 19. yüzyılda Osmanlı ülkesi ve sarayının en büyük gösteri sporu ve oyunu oldu. Cirit aynı zamanda tehlikeli bir oyun olması sebebi ile 1826 yılında II. Mahmut tarafından yasaklanmıştır. Daha sonraları tekrar popüler bir gösteri oyunu olarak yaygınlaştı.
Tarihin eski çağlarında insan topluluklarının ulaşım ve savaş vasıtalarından olan at sürüler halinde beslenmişgünün şartlarına göre eğitilmiş savaş zamanlarında savaş vasıtasısulh zamanlarında da spor ve eğlence vasıtası olmuştur. Savaşı spor haline getirensporu en güzel eğitim aracı bilen Türk kahramanlarının çağlar boyu kazandıkları zaferlerde canları kadar aziz bildikleri atlarının büyük hissesi vardır. Bunun için atlı ciritTürklerin en eski milli sporlarından olupcanlılardan yapma ve konuşma özelliği olan insanla taşıma ve his gücü olan atın ve cansız 110 cm’ lik cirit sopasının en güzel uyum sağladığı insanla aklın bütünleştiği eski savaş kurallarının uygulandığı bir oyundur. Atlı ciritte erlik yaşar mertlik yaşar sportmenlik yaşar ama her şeyden önce bir tarih yaşar.
Atalarımız barış zamanlarında at ve askerlerini zinde ve kuvvetli tutabilmek için atlı cirit sporunu tesis etmiş insanları ruh ve bedenen eğiterek yarınlara hazırlamışlardır.Atlı ciritte hiçbir spor müsabakasında bulunmayan rakibi bağışlama affetme şeklinde bir davranış vardır. Hasmının önünü kesipona ciritle vurma imkanı varken vurmayıp bağışlayan sporcu puan kazanmaktadır.Vurma imkanı yüzde yüz mevcut ikeno anda zayıf düsene vurmayı zul kabul ederek bağışlama yolunun seçilmesi Bu yönüyle spor ve erdemin birlikte anıldığı asil bir yapıya sahiptir.
Cirit oyunu kendisi de iyi bir oyuncu olan II. Mahmut'un Tanzimat tan sonra bu oyunu bütün ülkede yasaklamasına değin İstanbul hayatının renkli bir parçasıydı. Başlıca oyun alanı tabiî ki Atmeydanıydı. Burada her zaman cirit talimi yapan atlılara rastlamak mümkündü fakat asıl müsabakalar Cuma günleri Cuma namazından sonra yapılır o zaman meydanı yüzlerce atlı doldururdu. Şehir içindeki ikinci önemli cirit alanı Küçük Ayasofya ile Kadırga arasındaki Cündi (Arapça süvari anlamında. Zamanla bozularak Cindi ve Cinci olmuştur.) Meydanıydı. Evliya Çelebi Kağıthane yolunda da bir cirit meydanı olduğunu yazıyor. Topkapı Sarayında da Gülhane Bahçesine doğru büyük bir cirit meydanı bulunur Cuma namazından sonra burada cirit oynayan saray halkına çoğu zaman padişah da katılırdı cirit oyununda saray halkı geleneksel olarak bamyacılar ve lahanacılar adlı iki takıma ayrılırlar padişahlar da bu iki takımdan birine dahil olurdu. Saraydaki cirit meydanında bu iki takımı simgeleyen birinin tepesinde bir bamya diğerinin tepesinde bir lahana heykeli bulunan iki mermer sütun bugün de durmaktadır
Ciritçi karşı taraf oyuncusundan kendisini sakınmak için çeşitli hareketler yapar atın sağına soluna karnının altına boynuna yatar.Bazı ciritçiler rakibi kaçış dizisine ulaşana kadar üç-dört cirit savurarak isabet ettirmek suretiyle sayı toplar. Bu arada başına gözüne kulağına cirit isabet eden bazı oyuncuların yaralandığı olur. Bu türlü isabetler neticesinde ölenlerin olduğu bile vakidir. Bu durumda ölen er meydanında ölmüş sayılır yakınları şikâyetçi ve dâvacı olmaz. Babaları ölen çocuklarıyla öğünürler.
Öte yandan cirit oyununda ölüm olmaması için daha evvelleri hurma ve meşe ağacından 70-100 santim uzunluğunda 2-3 cm. kutrunda yapılan ciritler daha sonraları kavak ağacından yapılmaya başlanmıştır. Sopaların uçları silindir şeklinde kesilerek yuvarlatılır. Kabukları yontulur. Bu isabet halinde bir yara açılmasını ve ölüm tehlikesini yok etmek için alınan bir tedbirdir.
ilk ihtisas kulübü Erzurum’da 1957 de Erzurum Atlı spor Kulübü kurulmuş daha sonraları Erzurum’da 11Erzincan’da 1Bayburt’ta 1Ankara ‘da 1Uşak ‘da 4Manisa ‘da 1Malatya’da 1 kulüp kurulmuştur.
Cirit Oyunu daha 40-50 yıl öncesine değin Anadolu'da yaygın bir oyun olduğu halde son yıllarda sadece ERZURUM ERZİNCAN UŞAK BAYBURT ANKARA MANİSA KARS yörelerinde yaşamaya devam etti. 20-25 yıldan beri Konya ve Balıkesir'de tarihe karıştı. ERZURUM ilimiz 23 kulübü ile bu oyunun ayakta kalabilmesi için elinden gelen uğraşı vermektedir.her yıl mayıs ayında yapılan Erzurum grup eleme maçları bir aydan fazla sürmektedir.Bu durum son yıllarda Türkiye şampiyonası heyecanını bile geride bırakır hale gelmiştir.
Buna rağmen halen Anadolu'nun hemen her köşesinde düğünlerde ve bayramlarda köy delikanlıları ve kasaba halkı Cirit Oyunu'nu oynamaktadır. Büyük şehirlere karşı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Sinop köylerinden Gaziantep'e Bursa'dan Antalya'ya kadar Doğu Batı Güney ve Kuzey Anadolu'da köylerimizin güreşle beraber başlıca yiğitlik ve savaş oyununu teşkil etmektedir. Halkın ilgisini çekmek için cirit meydanında davullar ve zurnalar çalınır. Ayrıca yurtdışında İran Afganistan ve Türkistan Türkleri ile Türklerle meskûn diğer Asya yörelerinde de hâlâ canlılığını ve geleneğini sürdürmektedir.
Her yıl Ertuğrul Gazi Törenleri dolayısıyla eylül aylarının ikinci Pazar günleri Söğüt'te çeşitli şenlikler vesilesiyle de Erzurum Kars ve Bayburt dolaylarında oynanmaktadır.


Ve Bazıları

1-)Okçuluk
2-)Kılıç Sporları
3-)Güreş

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ata sporlarımız nelerdir?

Ata sporlarımız nelerdir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Diyabet Çeşitleri Nelerdir?- Diyabetin Tipleri Nelerdir? elif Sağlığımız 1 06-01-2012 08:44
Klimanın Zararları Nelerdir? - Klimanın Sebep Olduğu Hastalıklar Nelerdir? elif Sağlığımız 0 17-03-2011 03:18
Sudan Bulaşan Hastalıklar Nelerdir? - Bu Hastalıkların Belirtileri Nelerdir? elif Sağlığımız 0 14-03-2011 02:49
Doğumsal Anomaliler Nelerdir? -Sebepleri Nelerdir? - Ne Yapılması Gerekir? elif Sağlığımız 0 13-03-2011 11:20
Londra Konferansları ve Antlaşmaları Nelerdir? Sonuçları Nelerdir? elif Tarih 0 26-02-2011 07:39

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:42 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats