bakimliyiz
Konu etiketleri: hayvanlar arasındaki dayanışmaya örnekler, dayanışma ile ilgili kompozisyon, hayvanlar arasındaki dayanışmalara örnekler, hayvanlar arasındaki dayanışma örnekleri, hayvanlar arasındaki dayanışmalara örnekler yazınız, dayanışma ile ilgili örnekler, hayvanlar arasındaki dayanışma ile ilgili yazı, dayanışmaya örnekler, dayanışma ile ilgili cümleler, hayvanlar arasında dayanışmaya örnekler, dayanışma ile ilgili kompozisyon örnekleri, hayvanlar arasındaki dayanışmaya örnekler veriniz, hayvanlar arasındaki dayanışmalara örnekler veriniz, dayanışma ile ilgili deneme, dayanışma ile ilgili deneme örnekleri,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-06-2011, 12:39   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Dayanışma ile ilgili örnek yazı

Dayanışma ile ilgili örnek yazı

Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda toplumsal dayanışmanın çok önemli bir yeri olduğunu artık anlamamız gerekmektedir. Çünkü iyi yaşamamıza yardımcı olacak hareketlerden birisi dayanışmadır.

İyi bir başarı için çevre faktörlerimizi de iyileştirmek zorundayız. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Çevresindeki tüm olaylardan direk veya dolaylı etkilenir. Bu etkileşme insana zarar verdiği gibi zirveye çıkmasına da yardımcı olur. Dayanışmalar sayesinde toplumlar ve ülkeler kalkınır.

Kendi başarısızlığımız eğer bir toplum içinde olumsuz etki yapıyorsa oturup düşünüp nerede neden hata yaptığımız irdelememiz gerekmektedir. Kısacası birbirimizin gözünü oyacağımıza pozitif dayanışma içerisinde olsak hem kendimiz hem çevremiz hem de ülkemiz bundan faydalanacaktır.

Bireylerin beraber hareket etmeleri elbette ülkemiz için çok faydalı olur buna en güzel örnek Kurtuluş Savaşıdır. Birlik ve beraberlik içinde olan toplum kendi kendini yönetir dışarıdan müdehalelere izin vermez. Karşılaşılan sorunlar daha çabuk çözülür ve gelişmek için gerekli şartlar kolayca aşılır.

Kısaca Ülkemizin dünya ülkeleri arasında önemli bir yere gelmesi için toplum olarak bir dayanışma (fikir birliği) içinde olmalıyız.

Atatürkün eğitime verdiği önem

Atatürk büyük bir asker büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar eğitim alanında da milletimizin çağ değiştirmesini atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir. Atatürk�ün Millî Eğitim konusuna gösterdiği ilgi ve bu konuda ileri sürdüğü görüşler incelendiği zaman bu konuya adeta bir eğitim düşünürü gibi eğildiği konunun bütün yönleriyle çok yakından ilgilendiği çevresine Millî Eğitimin önemini anlatmak içni her fırsatı değerlendirdiği Millî Eğitimde göz önünde tutulması gerekli amaç ve ilkeleri açıklığa kavuşturduğu görülür. Atatürk eğitim alanındaki yenileşmenin önderidir.
Atatürk�ün gözünde Türk Millî Mücadelesi sırf askerî mahiyette düşmanı vatan topraklarından kovmayı tek amaç bilen bir hareket değildi. Askerî alanda kazanılacak zafer millî kurtuluşun ilk şartı idi. Fakat zaferden sonra yapılacak işler bağımsızlık savaşı kadar önemliydi. Savaş sürerken bile Atatürk savaş sonrasının sorunlarına hazırlanıyor bu arada Millî Eğitim konusuna da eğiliyordu.

Bağımsızlık Savaşının en bunalımlı günlerinde düşman kuvvetlerinin kesin sonuca ulaşmak hayaliyle baskılarını arttırdıkları Ordumuzun Sakarya�ya kadar çekilmesine yol açan Kütahya-Eskişehir yöresindeki Yunan saldırısının tehlikeli şekilde geliştiği günlerde 16 Temmuz 1921′de Ankara�da �Maarif Kongresi� (Millî Eğitim Kongresi) toplanmıştır. Atatürk cephedeki şartların ağırlığına rağmen bu Kongrenin ertelenmesine razı olmamış hattâ Kongrenin açış konuşmasını kendisi yapmıştır.

Bu açış konuşmasında -devam eden savaşa ve bütün maddî imkânların düşmanı vatanımızdan kovmak için kullanılması zorunluluğuna rağmen- �millî� ve �çağdaş� bir eğitimin temellerinin atılmasını yapılacak işlerin sağlam bir programa bağlanmasını istemiştir. Bu konuşmasında:
�Yüzyıllarca süren derin idarî ihmallerin devlet bünyesinde açtığı yaraları iyileştirme yolunda harcanacak çabaların en büyüğünü hiç şüphesiz irfan (bilgi ve kültür) yo/unda kullanmalıyız� diyen Atatürk acı bir gerçeğe parmak basar:
�Şimdiye kadar izlenen öğretim ve eğitim yöntemlerinin milletimizin gerileme tarihinde en önemli etken olduğu kanısındayım.

Ayrıntıları eğitim uzmanlarına bırakmak istediğini belirterek bazı genel ilkelere değinen Atatürk eski devrin hurafelerinden boş inançlarından Doğudan ve Batıdan gelebilecek zararlı etkilerden uzak millî karakterimize ve tarihimize uygun bir kültüre muhtaç olduğumuzu vurgular. �Gelecekteki kurtuluşumuzun büyük önderleri� olarak selâmladığı öğretmenlere duyduğu derin saygıyı dile getirir. Çevresine inanç aşılar:
�Silahıyla olduğu gibi dimağıyla da mücadele zorunda olan milletimizin birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur� der.

Atatürk�ün yıllar sonra �Cumhurbaşkanı olmasa idiniz ne olmak isterdiniz?� sorusuna �Millî Eğitim Bakanı olarak eğitim davasına hizmet etmek isterdim� diye cevap vermesi bile eğitimi millet hayatında ne kadar önemli bir etken olarak gördüğünün işaretidir.

Birinci Dünya Savaşının galibi emperyalist ülkelere ve onların âleti olarak vatanımıza saldıran Yunanlılara karşı kazandığı zaferle Gazı Mustafa Kemal Paşa yalnız Türklüğün değil Fas�tan Endonezya�ya kadar bütün islâm âleminin bütün ezilen milletlerin kahramanı olmuştu. Fakat O bir an bile zafer sarhoşluğuna kapılmadı. Çok iyi biliyordu ki -kültür eğitim ve iktisat zaferleri ile tamamlanmadıkça- askerî zafer tek başına millî kurtuluşu sağlamağa yetmeyecektir. Düşmanın İzmir�de denize dökülüşünden sadece bir buçuk ay sonra Bursa�da kendisini ziyarete gelen İstanbul öğretmenlerine söylediği şu sözler O�nun bu konuda ne kadar bilinçli olduğunu gösterir: �
bugün eriştiğimiz noka gerçek kurtuluş noktası değildir�
Kurtuluş cemiyetteki hastalığı ortaya çıkarmak ve iyileştirmekle elde edilir. Hastalığın tedavisi ilim ve fennin gösterdiği yolla olursa hasta kurtulur. Yoksa hastalık müzminleşir ve tedavisi imkansız hale gelir��

Orduların yönetilmesinde nasıl ilim ve fen rehber edinilerek zafere ulaşılmış ise �milletimizi yetiştirmek için kaynak olan okullarımızın ve yüksek öğretim kurumlarımızın kuruluşunda da� ilim ve fennin yol gösterici olacağını belirten Atatürk her fırsatta öğretmenlere şöyle sesleniyordu:
�Ordularımızın kazandığı zafer sizin ve sizin ordunuzun zaferi için yalnız zemin hazırladı� Gerçek zaferi siz kazanacak siz sürdüreceksiniz ve mutlaka başarıya ulaşacaksınız�.

Büyük Zafer�den az sonra henüz Cumhuriyet kurulmadan Kütahya�da �irfan ordusu� diye nitelendirdiği öğretmenlere hitaben söylediği şu sözler bu kutsal mesleğin mensuplarına verdiği büyük değeri gösteriyordu:
��Toplumumuzu hakikat hedefine mutluluk hedefine ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu öteki milletin geleceğini yoğuran irfan ordusu�

Asker ordusu vatanı yok etmeğe gelen düşmanı vatanın harim-i ismetinde (yabancıların giremiyeceği temiz ve kutsal vatan topraklarında) boğup mahvetti. Yalnız işimiz bu orduya sahip olmakla bitmiş gayemiz yalnız bu ordunun başarısıyla gerçekleşmiş değildir. Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin o zaferlerin kalıcı sonuçları ancak irfan ordusu ile ayakta durabilir. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun hizmetleri ve kazandıkları yok olur�.

Eğitim milletlerin bağımsız yaşayabilmeleri kalkınıp güçlenmeleri bakımından hayatî önem taşır. Atatürk�e göre �en önemli en esaslı nokta eğitim meselesidir�. Çünkü �eğitim bir milleti ya hür bağımsız şanlı yüce bir toplum halinde yaşatır ya da bir milleti esarete ve sefalete terkeder�.

Atatürk Millî Eğitime bir başka açıdan da büyük önem vermiştir: kurulan genç Cumhuriyet ve bu Cumhuriyetin dayandığı temel ilkeler Türk inkılâbı ancak yetişecek güçlü; aydınlık kafalı sağlam karakterli yeni kuşaklarla ayakta durabilirdi. Türk inkılâbını ve Cumhuriyeti koruyacak kuşakları yetiştirmenin yolu eğitimdi.

Ankara�da toplanan �Muallimler Birliği� (Öğretmenler Birliği) kongresinde Atatürk eğitimin bu görevini şu sözlerle ifade etmiştir:
�Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.. Hiç bir zaman hatırınızdan çıkmasın ki. Cumhuriyet sizden ilmen fennen bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister�.

Atatürk�e göre eğitime ve öğretmenlere düşen başka bir görev de şudur: �millet olma� bilincini geliştirmek aynı millete mensup olma duygusunu güçlendirmek millî beraberlik ve bütünlüğü pekiştirmek. Bu konuda Atatürk şöyle diyor:
�Öğretmenden eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini kazanamamıştır. Ona alelade bir kütle denir millet denemez. Bir kütle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki bir toplumu gerçek millet haline getirirler��.

Özetle Atatürk�e göre kaynaşmış bir millet haline gelmenin çağdaşlaşmanın kalkınmanın hür ve demokratik bir toplum olabilmenin en etkili aracı eğitimdi.



Prof. Dr. Turhan FEYZİOĞLU
Atatürk Araştırma Merkezi Üyesi

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Dayanışma ile ilgili örnek yazı

Dayanışma ile ilgili örnek yazı konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çevre kirliliği ile ilgili ingilizce yazı örnekleri elif Eğitim ve Öğretim 6 05-01-2014 05:03
Toplumsal Dayanışma Nedir? elif Eğitim ve Öğretim 1 21-02-2012 08:52
Dil sevgisi ile ilgili yazı kompozisyon örneği elif Eğitim ve Öğretim 0 14-06-2011 01:36
Hayvan sevgisiyle ilgili yazı örneği elif Eğitim ve Öğretim 0 14-06-2011 12:15
Türklerde Çağlara Göre Yazı Türleri Nelerdir?-Yazı Türleri Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 01:07

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:39 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats