bakimliyiz
Konu etiketleri: atatürkün ölçme birimlerine getirdiği yenilikler resimli, atatürkün önderliğinde ölçme birimlerine getirilen yenilikler kısaca, atatürkün önderliğinde ölçme birimlerine getirilen yenilikler vikipedi, atatürkün önderliğinde ölçme birimlerinde yapılan değişiklikler, atatürkün önderliğinde ölçme birimlerini getirilen yenilikler kısaca, atatürkün ölçme birimlerine getirdiği yenilikler vikipedi, atatürkün ölçme birimlerine getirdiği yenilikler nelerdir, atatürkün önderliğinde ölçme birimlerine getirilen yenilikler nelerdir kısaca, atatürkün ölçme birimlerine getirdiği yenilikler kısaca, atatürk ün önderliğinde kabul edilen ölçü birimleri, atatürkün önderliğinde ölçme birimlerine getirilen yenilikler özeti, atatürkün ölçü birimlerine getirdiği yenilikler vikipedi, atatürkün önderliğinde ölçme birimlerine getirilen yenilikler özet, atatürk önderliğinde ölçme birimlerine getirilen yenilikler vikipedi, ölçme birimlerine getirilen yenilikler,
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol Reklam Verin İletişim Forumları Okundu Kabul Et

 

LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15-06-2011, 12:52   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Atatürk Önderliğinde Ölçme Birimlerine Getirilen Yenilikler Nelerdir?

Atatürk Önderliğinde Ölçme Birimlerine Getirilen Yenilikler Nelerdir?

Atatürk dünya ile ilişkilerimizi düzenli yürütmek için ölçü birimlerinde değişiklikler yaptı.Uzunluk ölçüsü birimi olarak arşın endaze; ağırlık ölçüsü birimi olarak okka dirhem gibi ölçüleri kaldırarak bugün kullanmakta olduğumuz ölçü birimlerini kabul etti.

Takvimde Değişiklik

Osmanlı Devleti Miladi 1840 yılından itibaren ekonomik gerekçeler yüzünden Hicri Takvimin yanında Rumi Takvimi de kullanmaya başlamıştı. Rumi Takvim Hicri Takvimin aksine güneş yılı esasına göre düzenlenmiş bir takvimdi. Yani bir rumi yıl hicri yıldan 11 gün daha uzun olup miladi yıla eşitti. Ancak Rumi Takvime İslamî bir hüviyet verebilmek için o günkü hicri tarih olan 1256 Rumi Takvim için de geçerli kabul edilmiştir. Böyle olunca 1256 yılı itibarıyla Rumi ve Miladi takvimler arasında mevcut olan 584 yıllık fark sabit bir rakam olarak kalmıştır.

Diğer taraftan Miladi takvimde yılbaşı Ocak ayı iken Rumi Takvimde Mart ayı idi. Yani Miladi Takvimde birinci ay olan Ocak (Kanunusani). Rumi Takvimde onbirinci aya karşılık geliyordu. Gün olarak da Rumi Takvim Miladi Takvimi 13 gün geriden takip ediyordu. 16 Şubat 1332de 2851 sayılı kanun gereğince Rumi Takvim 13 gün ileri alınarak Miladi Takvim ile olan gün farkı giderilmiştir. 615 sayılı tamim gereğince de 1 Ocak 1918e tekabül eden 1 Kanunusani 1334 günü Rumi Takvimde de yılbaşı olarak kabul edilmiştir. Böylece Rumi ve Miladi takvimler arasındaki yılbaşı farklılığı da giderilmiştir

Ancak her iki takvim arasındaki yıl farkı devam etmekte idi. 26 Aralık 1925 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen 698 sayılı kanunla Rumi Takvim yürürlükten kaldırılmış olup 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren Miladi Takvim kullanılmaya başlanılmıştır. Bu arada özel durumlar için Hicri Takvimin de kullanılmasına müsaade edilmiştir. Takvim ile ilgili son değişiklik 10 Ocak 1945 tarihinde gerçekleşmiştir. 4696 sayılı kanun Rumi Takvimden Miladi Takvime intikal eden Teşrinievvel Teşrinisani Kununuevvel Kanunusani isimlerini Ekim Kasım Aralık Ocak şeklinde değiştirmiştir

Takvim değişikliği modern dünya ile bütünleşmemizi sağlamıştır. Yöresel halk takvimlerinde Rumi Takvimdeki bir kısım bilgiler kullanılmaya devam ediliyorsa da Miladi Takvim sosyal hayata getirdiği kolaylıklar dolayısıyla halkımız tarafından benimsenmiştir. Bu mesele de herhangi bir sıkıntı yaşanmamıştır.

Saatte Değişiklik

Ülkemizde öteden beri güneşin battığı anı 12.00 kabul eden Alaturka Saat sistemi geçerli idi. Güneş her yerde farklı zamanlarda battığı için bu sistem ile saatte ulusal birliği sağlamak mümkün değildi. Ayrıca güneşin batması yükseklik nedeni ile de farklılık gösterebiliyordu. Güneşin tepe noktasında battığı anı esas alan Grubî Saat ve tamamen battığı anı ki bu an akşam ezanı vaktidir- esas alan Ezanî Saat ortaya çıkmıştı. Bu iki saat arasındaki zaman süresine temkin denilmekteydi

Zevali Saat ise güneşin en tepe noktada bulunduğu anı (gün ortası) 12.00 olarak kabul eden bir sistemdi. Öğleden sonrası için de sayımlar yeniden sıfırdan başlar ve 12.00ye kadar devam ederdi. Bu sistem ile de saatte ulusal birliği sağlamak mümkün değildi

Saat konusunda karışıklıklara son vermek için 26 Aralık 1925 tarih ve 697 sayılı kanunla Alafranga Saat sistemine geçilmiştir. Bu sistemde gece yarısından başlayarak gün 24 saate bölünmüştür. Türkiye Cumhuriyeti İzmitten geçen 30.ncu meridyeni esas alarak ulusal saat sistemini oluşturmuştur

Ancak ülkemizde bir süre yeni saat sistemini uygulamakta güçlük çekildi. Halk Ezani saat kullanma alışkanlığını terk edemiyordu Bunda muvakkithanelerde hâlâ Ezani saatin de bulunması etkili idi. Resmi ve gayri resmi davetlerde zaman tayin edilirken Ezani saatin esas alındığı da oluyordu.Bilgisizliğin bir sonucu olarak halk arasında namaz vakitlerini tespit etmekte Alafranga saatin yetersiz kaldığı kanaati de vardı

Zaman konusundaki karışıklıkların önü alınamayınca valilikler muvakkithanelerdeki ezanî saatleri kaldırmış bütün saatleri Alafranga saat esasına göre ayarlatmışlardı. Bir süre muvakkithane dışındaki Osmanlı Bankası telgrafhane vb.nin saatleri halkı yanıltmaya devam etmişse de nihayetinde bunlar da muvakkithaneyi esas almak durumunda kalmışlardır. Resmi dairelerde de yeni sistem esas alınınca halk ister istemez bu sisteme uymak zorunda kalmıştır

Ancak yine de saat meselesi valilikleri ve belediyeleri bir süre daha meşgul etmeye devam etmiştir. Aradan dört yıl geçmesine rağmen 1929 Aralığında Afyonkarahisar Belediyesinin saat ayarları için öğle vakti top atılması kararını alması da ilginç uygulamalardandı

Sonuç olarak saat meselesinde çekilen sıkıntıların sebeplerini bilgisizlik ilgisizlik önemsememe eski alışkanlıkları terk edememe ve kurumlar arasındaki koordinasyon eksiklikleri şeklinde maddeleştirmek mümkündür.

Ağırlık ve Uzunluk Ölçülerinde Yapılan Değişiklikler

Osmanlı döneminde 60 cm. veya 65.cm uzunluğa eşit olan endaze parmak ucundan omuza kadar uzunluğu ifade eden ve ortalama 758 cm. kabul edilen arşın ile adım ayak kulaç gibi uzunluk ölçüleri kullanılıyordu Bu ölçüler standart ölçüler değildi. Hele adım ayak kulaç gibi ölçülerle sıhhatli bir iş yapmak hiç mümkün değildi. Bunların yerine 26 Mart 1931 tarih ve 1782 sayılı kanunla modern dünyanın kullandığı metre sistemi kabul edilmiştir. Artık uzunluk ölçümü milimetre santimetre desimetre metre dekametre hektometre kilometre ile ifade edilecektir

Ağırlık ölçülerine gelince bu gurubun temel birimi dirhem idi. Dirhem Mısırda 30889 gram İstanbulda 3.207 gram idi. 400 dirhem bir okkayı oluşturuyordu. İstanbul için bir okka 1282 gram ağırlığı ifade etmekte idi. Diğer şehirlerde okkada küçük farklılıklar görülebiliyordu. Okka yerine vakiyye ve kıyye tabirleri de kullanılıyordu. 44 okka bir kantarı 4 kantar da bir çekiyi ifade etmekte idi ki bu hesaba göre 1 kantar 56408 1 çeki de 225632 kilograma karşılık geliyordu. Ancak sonradan 195 okka yani 250 kilogram 1 çeki denildi. Bir başka ağırlık ölçüsü olan batman ise aynı zamanda yüzey ölçüsü olarak da kullanılmış farklı ülkelerde farklı zamanlarda farklı standartları ifade etmiştir. Altın ve kıymetli taşların ölçümünde kullanılan temel birim ise de kırattır. Kıratın alt ve üst birimleri ve bunların birbirlerine oranları şu şekildedir. 1 3/7 (Bir tam üç bolü yedi) dirhem bir miskali oluşturur. Miskalin 1/4üne denk dengin 1/4üne kırat kıratın 1/4üne buğday buğdayın 1/4üne fitil fitilin 1/ 2sine nakir nakirin 1/2sine kıtmir kıtmirin 1/2sine zerre denilirdi

1782 sayılı kanun ağırlık ölçülerinde de batı standartlarını hakim kılmıştır. Artık ülke içinde ve dışındaki alış-verişlerde miligramdan tona kadar uzanan modern dünyanın ölçü sistemi esas alınacaktır. Kuyumculukta ise yeni şekli ile 2 desigram ağırlığa tekabül eden kırat da kullanılabilecektir

Hacim ölçüleri ile tartılan hububat cinsi ticari emtiada ise kile şinik tas ölçek vb. ölçü birimleri kullanılmakta idi. Bu ölçümlerin kendi içerisinde bile tutarlılıkları yoktu. İstanbul kilesi ortalama 25 kilo ibrail kilesi 100 kilo idi. Kilenin küsuratına kutu denilirdi. 8 kutu 1 İstanbul kilesini teşkil ederdi. Kilenin 1/4üne de şinik adı verilirdi43. 26 Mart 1931 tarihli kanunla sıvı maddelerin hacim ölçümlerinde litre sistemi getirilmiştir. Bu sistemde mililitreden kilo litreye kadar uzanan bir dereceleme sistemi mevcuttur. Katı ve gaz maddelerin hacimlerinin ölçülmesinde ise milimetreküpten kilometreküpe kadar uzanan bir sistem getirilmiştir

Osmanlı Devletinde tarla bahçe gibi arazilerin yüzey ölçümünde dönüm ve çiftlik tabirleri kullanılmıştır. Bir çiftlik arazi verim durumuna göre 60 ile 150 dönüm arasında değişebiliyordu. Dönüm adım hesabı ile tespit edilirdi. Orta adımlarla eni ve boyu 40 adım olan araziye dönüm denilirdi.Ölçüler kanunu ile yüzey ölçüsü olarak metrekareden kilometrekareye kadar uzanan bir sistem getirilmiştir

Ölçülerde değişiklik geç kalınmış bir düzenleme idi. Gelişen dünyada çok önceleri bu uygulamaya geçmek gerekiyordu. Nitekim kanun çıkmadan üç yıl önce Bursa belediyesi belediye sınırları dahilinde metre cinsinden ölçülerin kullanılması mecburiyetini getirmişti47. Ölçüler kanunu sayesinde ülke içerisinde ölçülerle birlik sağlandığı gibi dış ticaret de kolaylaşmıştır. Genellikle bu yeni sistem halkımız tarafından kabul görmüştür. Ancak kırsal kesimde hâlâ teneke ile tahıl tartmak bidon ile süt satmak arşın ile kumaş ölçmek gibi uygulamaların devam ettiği görülmektedir. Bunda insanların kültür eksikliği önemsememe ve alışkanlıklarını bırakamamalarının da rolü vardır. Ayrıca kolaycılık ve ekonomik sıkıntılar da bunda önemli bir etkendir. Zira herkes her yerde bu ölçü aletlerini kolayca elde edememektedir. Ücretsiz ve temini kolay ilkel ölçü birimleri tercih edilebilmektedir. Ancak halkın okuma-yazma oranı kültür seviyesi ve ekonomik düzeyi yükseldikçe bu tür uygulamalar azalacaktır.

elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

Alt 02-05-2013, 08:27   #2 (permalink)
Sie go
Avatar Yok
 
Face11 Cevap

Çok uzun ya

 
Alt 09-12-2013, 06:16   #3 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Güzel

 
Alt 17-12-2013, 05:21   #4 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Atatürk önderliğinde ölçme birimlerine getirilen yenilikler ile ilgili bu yazı için teşekkürler

 
Alt 17-12-2013, 06:05   #5 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

güzel de çook uzun

 
Alt 02-01-2014, 04:04   #6 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

size Atatürk hakkındaki bu bilgiler için teşekkür ederim ama çok uzun yaa

 
Alt 12-01-2014, 02:00   #7 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

bakimliyiz sitesini seviyorum çünkü 12345 a4 kağıdı etti. Öğretmen istedi

 
Alt 13-01-2014, 10:08   #8 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Cok uzun ama ise yaradı tesekürler :d

 
Alt 26-03-2014, 05:49   #9 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

çok iyi öğrendim .

 
Alt 02-04-2014, 02:58   #10 (permalink)
Misafir
Avatar Yok
 
Standart

Cevabınz çok uzun ya

 




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Atatürk Önderliğinde Ölçme Birimlerine Getirilen Yenilikler Nelerdir?

Atatürk Önderliğinde Ölçme Birimlerine Getirilen Yenilikler Nelerdir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Atatürk’ün Tarım alanında getirdiği yenilikler nelerdir? elif Tarih 3 12-03-2014 07:06
Sıvı ölçme araçları nelerdir? elif Eğitim ve Öğretim 2 27-11-2013 11:55
Ağırlık ölçme araçları nelerdir? elif Eğitim ve Öğretim 0 14-06-2011 03:14
Tansiyon Ölçme Teknikleri Nelerdir? elif Sağlığımız 0 20-04-2011 01:35
Atatürk’ün dil alanında yaptığı yenilikler nelerdir? elif Türkçe ve Edebiyat 0 09-02-2011 01:56

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:32 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats