bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 15-06-2011, 03:07   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Kanije Destani ve Tiryaki Hasan Paşa Hakkınad Bilgi

Kanije Destani ve Tiryaki Hasan Paşa Hakkınad Bilgi

Kanije Destani
Tiryaki Hasan Paşa


Kanije Destani ve Tiryaki Hasan Paşa

Estergon gibi Avrupa içlerindeki serhad kalelerimizden biri de Kanije Kalesi idi. 1600 yilinda ele geçirilen kale 1601 yilinda 100 bin kisilik bir düsman
ordusu tarafindan kusatildi. Iste bu destan kalede bulunan 9 bin Türk gazisinin ihtiyar mücahid Tiryaki Hasan Pasa komutasinda bu 100 bin kisiye karsi
verdigi sanli mücadeleyi anlatir...
Yillardan beri Osmanli'nin karsisina hiç bir devlet yalniz çikamiyor en az üç - bes devletin ordusu bir araya gelerek hareket ediyordu. Yine öyle oldu.
Avusturya Italyan Ispanyol Malta ve Papalik askerleri ile Macar ve Fransiz gönüllüleri gelecegin imparatoru Arsidük Ferdinand komutasinda Kanije Kalesi'ni
kusattilar.
Kanije Kalesi'nin etrafi bataklikla ve kaleye ulasmak için köprüler kurmak gerekiyordu. Daha bir yil önce Türkler basarmisti ama simdi onlarin yaptiklarini
taklide kalkisan düsman bunu beceremiyordu. Kurduklari köprülerin gece vakti kale içine çekildigini görüp neye ugradiklarini sasiriyor çok sayida kayip
veriyorlardi.
Bu arada iki düsman askeri esir alinmisti. Tiryaki Hasan Pasa onlari sorguya çekince düsman ordusu içinde bulunan Macarlara pek güvenilmedigini anladi.
Peygamber Efendimizin "Harp hiledir" Hadis-i Seriflerini hatirladi ve düsündüklerini Kara Ömer Aga'ya anlatti.
Kara Ömer Aga iki esiri alip ***ürdügü ve onlara :
- "Aslinda kendisinin de onlardan oldugunu küçükken devsirilip orduya alindigini" anlatti. "Her gece bin kadar Macar fedaisinin kaleye geçip Türklere yardimci
oldugunu bu durumda islerinin çok zor oldugunu" söyledi. Kalede bulunan asker ve mühimmat hakkinda da oldukça abartili rakamlar verip onlari saliverdi.
Esirlerin ***ürdügü haberler düsman ordusunun moralini bozmaya yetmisti. Ferdinand bunu önlemek için askerlerine büyük vaatlerde bulundu. Burçlara ilk çikacak
olanlara 10 köy Tiryaki Hasan Pasa'yi yakalayacak olana ise 40 köy vaad ediyordu. Böyle doldurusa getirilen düsman ordusu ertesi sabah toplu bir hücuma
giristiyse de Tiryaki Hasan Pasa'nin ustaca manevralari karsisinda sonuç alamadilar ve üstelik 18 bin ölü verdiler.
Artik karsilikli toplar konusuyor ama Türk ordusunun stoklari gittikçe azaliyordu. Bu savas bir güç gösterisinden çok Tiryaki Hasan Pasa'nin kurnazliklari
ve harp hileleriyle ayri bir havaya bürünmüstü. Türk ordusundan kaçan iki devsirmenin kaledeki gerçek durumu düsmana bildirmeleri üzerine yeni bir oyun
oynadi. Ellerinde bulunan esirlere onlarin kendi adami oldugunu inandirip saliverdi. Böylece düsmanin yeni bir toplu hücuma kalkmasi önlenmis oldu. Sahte
mektuplarla Avusturyalilarla Macarlarin arasi iyice açildi. Avusturyalilarin Macar beylerini idam etmeyi kararlastirdiklari bir sirada Macar askerleri
durumu ögrenip kaçtilar.
Böylece zaman kazanilmis ve kis günleri gelip çatmisti. Düsman ne yapacagini düsünürken Kara Ömer Aga yanina 300 kisi alip disari çikti ve baskin hareketlerinde
bulundu. 900 kisiyi öldürüp 150 esir aldi ve ele geçirdigi 12 topla geri döndü. Düsman panik halindeydi. Bu durumu degerlendiren Tiryaki Hasan Pasa kalede
yalnizca 600 kisi birakarak disari çikti ve hücum emrini verdi. Artik düsman dagilmis kaçiyordu. Aksama kadar 30 bin ölü verdiler ve kalenin çevresi tamamen
bosaldi. Geriye düsmandan 47 büyük kusatma topu 24 bin tüfek 60 bin çadir 14 bin kazma - kürek binlerce araba dolusu yiyecek - giyecek barut ve ilaç
erzak ve mühimmat kaldi.
Bu dünya tarihinde esi görülmemis bir gerçek destandi. 9 bin Türk askeri kendisinden en az 10 kat fazla bir orduya karsi arslanlar gibi dövüsmüs ve düsmani
adeta topyekun imha etmisti. Iste "Bir Türk on düsmana bedeldir" sözünün isbati ve iste bu destanin gerçek kahramani 70 yasindaki bir Türk büyügünün bizlere
verdigi ders...
Bu akil almaz derecedeki büyük basari üzerine Cihan Padisahi Üçüncü Mehmed Tiryaki Hasan Pasa'ya vezirlik rütbesi veriyor ve alisilmisin aksine bizzat kendi
eliyle hazirladigi "Hatt-i Hümayun"u gönderip söyle diyor:
"Yerin ve gögün sahibi olan Yüce Allah'a hamdolsun ki Osmanli Devleti'ne senin gibi pasalar ve askerlerin sayesinde nice zaferler nasib eyledi.
Sevgili Peygamberimize salât ve selâm olsun ki seni ve Devlet-i Aliyye askerlerini kendi yolunda cihad eylerken görürüz.
Ettigin hizmetler yüce dergâha arzedilip adin iyi adlilar defterine yazilir olmustur. Berhudar olasin; sana Vezirlik verdim. Seninle birlikte bulunan askerlerim
dahi manevi ogullarimdir yüzleri ak ola... Bu mektubumu al kahraman askerlerime okuyup 'Allah'a Peygamber'e ve sizden olan devlet reisine itaat ediniz'
mealindeki ayet-i kerimenin yüce manasini onlara bildiresin. Seninle orada bulunanlara dilediklerini ver. Hepinizi Cenab-i Hakk'a emanet ederim."
Ve iste iltifat karsisinda mahçup olan gözyaslarini tutamayip aglayan ve sevinecek yerde üzülen o büyük insanin yine gözyaslari içinde söyledigi sözler:
"Kanije'de ettigimiz küçük bir hizmet karsiligi bize vezirlik vermisler ve 'Hatt-i Hümayun' göndermisler. Halbuki Kanuni Sultan Süleyman Makbul Ibrahim
Pasa'yi tam bir selahiyetle kendi yerine vekil tayin ettigi zaman bile O'nun eline böyle bir yazi vermemisti. Rahmetli Piyale Pasa Yavuz Sultan Selim Hazretlerinin
damadi oldugu ve Sakiz Adasi'nin fethi gibi nice zaferler kazandigi halde kendisine vezirlik çok görülmüstü. Islam Halifesi'nin Hatt-i Hümayun'u Kanije
savunmasi gibi küçük bir hizmete mükafaat olmaya basladi. Devletin vezirligi benim gibi kocamis kimselere kaldi. Buna üzülmeyeyim de neye üzüleyim?"
Tiryaki Hasan Pasa'nin o eli öpülesi pir ü fani'nin altin harflerle yazilip günümüzde her evin her makamin bas kösesine çerçeveletilip asilmasi gereken
bu sözleri üzerine söz söyleyip yorum getirmeye bilmem lüzum var mi?
Ne dersiniz?

ÖZELLİKLERİ


Eski Türk tarihinde hükümdarların doğuşu
efsanelere büründürülmüş ve kutsal bir olay gibi anlatılmışlardı.
Hükümdarlar böyle kutsallaştırılıp gökten indirilir iken; elbetteki
Oğuz-Kağan gibi bütün Türk kaviminin atası olan kutsal bir kişinin
menşeleri de Tanrıya ve göğe bağlanacaktı. Eski Türklere göre herşeyi
yaratan ve her varlığın sahibi olan tek kutsal şey gökteki biricik
Tanrı idi. Aslında göğün kendisi olan Tanrı değildi. Çünkü gök de yer
gibi maddî birer varlık ve yüce Tanrı tarafından yaratılmış dünyanın
birer parçası idiler. Gök bir tane idi ve dünyamızın üstünü bir kubbe
şeklinde kaplıyordu. Fakat bu kubbenin üstünde daha bir çok gökler
vardı. Ayın güneşin ve türlü yıldızlar ile burçların dolaştıkları ayrı
ayrı gökler uzayın sonsuzluklarını kendi aralarında paylaşıyorlardı.
Bütün bunların üstünde bir gök daha vardı ki bu gökte yaratıcı büyük
ve tek Tanrı oturuyordu. Eski Türkler göğün katlarını üst üste koyma
yolu ile saymamışlardı. Fakat sonradan biraz da dış tesirler sebebi ile
gökleri yedi veya dokuz kat olarak tarif etmeğe başladılar.


"Oğuz-Kağan destanına Uygur çağından
sonra hafif dış tesirler girmeğe başladı":


Göktürk çağında eski Türk dini ile
inançları bozulmadan devam etmekte ve gittikçe de gelişmekte idi. Uygur
devleti kurulup da yeni bir çok dinler Türkler arasına girmeğe
başlayınca durum biraz daha değişti. Çünkü Uygurlar çok daha önceleri
Çin'in ortalarında gezmişler ticaret yapmışlar ve birçok insanlarla
karşılaşarak konuşmuşlardı. "Bu dış ilişkiler Uygurlara birçok yeni
görüşler getirmiş ve onlarda büyük dinlere inanmak ihtiyacını
doğurmuştur." Ticaret eski Türk savaşçılarının dini ile pek
bağdaşan bir meslek değildi. Eski Türk dini disiplin otorite ve
savaşçılığı herşeyden üstün tutuyordu. Halbuki tüccarlar daha geniş ve
rahat bir hayata sahip olmak zorunda idiler. İşte bunun içindir ki bu
zamana kadar Türkler göğe ve gökten gelen kutsallıklara inanırlar iken
Uygur çağında durum birdenbire değişiyordu. Uygurlar köklerini
Suriye'den alıp İran'da gelişen Mani dinini aldıktan sonra aya daha
çok önem vermeye başladılar. Aslında ise Türklerde kutsal olan en
önemli şey gökten sonra dünyamızı ışıtan güneş idi. "Uygurların
güneşten aya geçmiş olmaları yeni bir düşüncenin başlangıcı gibi
sayılabilirdi". Bu sebeple Uygurlar çağında yazılmış Oğuz-Kağan
destanlarında eski Türklerin dedikleri gibi kutsal kişiler artık "Göğün
oğlu" değil; "Ayın oğulları" oluyorlardı. Oğuz-Kağan da "Ay
Tanrı" nın bir oğlu idi. Destan daha başlangıçta şöyle başlıyordu:



"Aydın oldu gözleri renklendi ışık
doldu

"Ay-Kağan'ın o gündü bir erkek oğlu oldu!"

Eski Türkler de iyi ve güzel olayları
aydınlık ve ışıkla anlatırlardı. Biz nasıl yeni bir oğlu olan
dostumuza "Gözlerin aydın olsun" diyor isek onlar da
Oğuz-Kağan'ın doğuşu dolayısı ile "Ay Kağan'ın gözleri aydın oldu
renklendi" diyorlardı.


"Müslüman olmuş Oğuz Türklerinin
destanları da Türk mitolojisinin en eski motifleri ile dolu idiler":


Fakat Türkler çoktan müslüman olmuş ve
İslâmiyetin ana prensiplerine gönülden bağlanmışlardı. Aslında ise
İslâmiyet ile eski Türk dini arasında büyük ayrılıklar da yoktu. Buna
rağmen eski Oğuz-Kağan destanları elbetteki İslâmilyetin birçok
inançları ile uygunluk gösteremeyecekti. Bunun içindir ki İslâmiyetten
sonra yazılan Oğuz-Kağan destanlarında biraz daha değişiklik yapılmış
ve İslâmiyete uydurulmuştu. İslâmiyeti kabul eden Türkler bizce
Uygurlara nazaran eski Türk an'anesini ve töresini daha çok
korumuşlardı. Tabiî olarak biz Oğuz Türkleri üzerine daha büyük bir
önem veriyoruz. "Çünkü Oğuzlar bütün Ortaasya ve Türk âleminin en
soylu ve en gelişmiş zümreleri idiler". Şehir hayatına çoktan
başlamış olmalarına rağmen eski Türk devlet teşkilâtı ile disiplini
onların ruhlarından henüz daha silinmemişlerdi. Bu sebeple Oğuz
Türklerinin destanlarında Uygurlarınkine nazaran daha eski ve daha
köklü motifler görüyoruz. İslâmiyetten sonraki Türk destanlarına göre "Oğuz-Han'ın
babası Kara-Han" idi. Oğuz Han'ın babasının "Kara-Han" adını
alması da boş değildi. Eski Türklerde "Ak ve kara soylular ile halkı
birbirinden ayıran sembolik renkler" idi. "Ak-Kemik" Kağanlar
ile onların oğulları idiler. "Kara-Kemik" ise halk tabakasından
başka bir şey değildi. Diğer kitaplarımızda da her zaman söylediğimiz
gibi Türk halklarının "ak" ve "kara" şeklinde ayrılmış olmalarına
rağmen aralarında bir sınıf mücadelesi yoktu. Müslüman Türkler
Oğuz-Han'ın babasına "Kara-Han" diyorlardı. Çünkü kendisi Müslüman
değildi. Müslüman olmak isteyen oğlu Oğuz-Han'a da engel olmak
istemişti. Tabiî olarak bu fikirlerimiz tam ve kesin değildir. Fakat
Türk tarihi ve an'aneleri hakkındaki bilgilerimiz bizi bu sonuca doğru
sürüklemektedirler. Oğuz Han Müslüman Türklere göre babasından çok
an'anesine bağlıdır. Bu sebeple Oğuz destanını anlatmağa başlarlar iken
hemen şöyle derler:




Üç gün üç gece geçti annesine gelmedi


Annenin memesinden bir damla süt emmedi.

Bana gelmedi diye annesi ağlıyordu

Sütümü emmedi diye kalbini dağlıyordu.

Ağlayıp sızlıyordu beşiğe dolanarak

Sütümü az em diye çocuğa yalvararak!


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Kanije Destani ve Tiryaki Hasan Paşa Hakkınad Bilgi

Kanije Destani ve Tiryaki Hasan Paşa Hakkınad Bilgi konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: abaza hasan paşa hakkında destan, kanijeyi kim yazdı, tiryaki hasan pasa destanı, tiryaki hasan paşa kim yazdı, kanije kalesinin fethi destanı nı kim yazdi, tiryaki hasan paşa kim yazdi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Nihat Sami Banarlı Türkçe'nin Sırları Hakkınad Bilgi elif Eğitim ve Öğretim 0 15-06-2011 02:42
Hasan paşa köfte tarifi incitanesi Köfteler 7 18-10-2010 03:34
Hasan Can Biyografi-Hasan Can Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 30-06-2008 11:23
Tiryaki Hasan Paşa Biyografi-Tiryaki Hasan Paşa Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 30-06-2008 11:18
Abaza Hasan Paşa Biyografi-Abaza Hasan Paşa Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 26-06-2008 07:59

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 08:00 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats