bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 26-02-2012, 07:23   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Ödev İcatları

Ödev İcatları

Daktilo
Daktilo 19. yüzyılda Amerika'da bulundu. Daktilonun ilk örneklerine "tipograf" adı verilmişti. Tipograf 1829 yılında William Burt tarafından yapılmıştı. Bu makinenin birçok parçası tahtadandı. Harfleri bulabilmek için yazı yazanın bir çerçeve üzerindeki kolu çevirmesi gerekiyordu. 1868 yıllarına doğru daha gelişmiş modeller yapıldı. İlk daktilo makinesini satın alanlar arasında yazar Mark Twain de vardı.

Pusula
Karalar gözden kaybolduktan sonra denizde artık deneysel kurallara dayanılarak yol bulmak ve bunu sürdürmek imkânsızdı. Bilimsel tekniğe baş vurmak zorunlu olmuştu. Gidilecek mesafe çok uzak oldu mu dünyanın küresel yüzeyi düz bir planda gösterilemiyordu. Bu nedenle gemiciler son çare olarak XVI. yüzyıla kadar kullanılacak "Yer yuvarlağı"na baş vurdular; artık geminin bulunduğu yer enlem ve boylamlara göre belirlenmekteydi.

Bunun için de X. yüzyılda Araplardan gelme usturlaplar kullanılmakta; bunlarla yıldızların yükseltisi bulunarak kabaca bir enlem-boylam tayini yapılmaktaydı. Ne var ki boylam hesaplarında birkaç dereceye varan hatalar yapıldığından işler karışıyordu. Gemiciler bu çocukluk çağındaki yöntemlerle kalmış olsalardı kıyılardan uzaklaşmaya dünyada cesaret edemezlerdi. Ama neyse ki ellerinde pusula vardı.

"Pusula": İşte bir Çin icadı daha! Isın sülâlesi zamanında (265-419) Çinliler mıknatıslı bir iğne sayesinde "Güney"i belirleyebiliyorlardı. İğnenin bu özelliğinden yararlanmak için 424'te "Mıknatıslı arabalar" yapıldı. Bu arabalar dikey bir eksen çevresinde dönen bir heykel taşımaktaydı. Heykel içinde gizli bulunan bir mıknatısın etkisiyle hep güneye dönük dururdu.

Çinlilerin kendilerine mal ettikleri bu icadın gerçek mucitleri Normanlardır. Bunlar 874'te İzlanda'yı fethetmişler; 932'de Grönland'ı keşfetmişler ve 1000 yılında -yani Kolomb'dan beş yüzyıl önce- Amerika'ya ayak basmışlardı. Pusulaya sahip olmasalardı bu olağanüstü başarılara nasıl ulaşabilirler açık denizlerde binlerce millik mesafeleri nasıl aşabilirler ve hareket ettikleri noktaya nasıl dönebilirlerdi?

Her neyse Fransa'da pusuladan ilk olarak 1200'de söz edilmeye başlandı. Bunu 1207'de İngiltere ve 1213'te İzlanda izledi. Pusulanın ilkel bir yapısı vardı o zamanlar. İlk önemli gelişmeyi gerçekleştiren Pierre de Maricourt oldu (1269). İğneyi bir mile geçirdikten sonra bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirdi. Böylece gemicilerin pergeli halini alan bu gereç artık onlara etkili bir rehber olabilecek; bilinmeyen denizlere açılmalarını ve büyük keşifler çağını açmalarını sağlayacaktı.

Sismograf
Depremleri kaydeden şiddetini uzaklığını gösteren alete "sismograf" (depremyazar) denir. Sismograf sarkaç esasına dayanır. Yer sarsıldığı sırada sarkacın ucundaki yuvarlak ağır topuz süredurum kanununa uyarak hareketsiz kalır. Yeryüzünde duran bir kimse yerle birlikte gidip geldiği için sarkacı hareket eder gibi görür. Topuzun ucunda bir kalem vardır. Kalemin ucu bîr makara üzerinde sanlı duran kâğıda değer. Yer sarsılınca kâğıt da sağa sola yukarı aşağı gidip geleceği topuz ise hareketsiz duracağı için kalem kâğıda bu hareketleri çizer.

Bu basit esas üzerine yapılmış olan ilk sismograflar sonradan çok daha gelişmiş pek duyarlı sismograflar yapılmıştır. Bu arada bugün rasathanelerde bir depremi gereği gibi kaydedebilmek için genel olarak üç ayrı sismograf kullanılır. Bunlardan biri dikey ikisi de yatak hareketleri kaydeder. Böylece bir depremin yönleri belirtilmiş olur.
Sismograflardan petrol aramalarında da faydalanılır: Petrol aranan yerde 20-30 m. derinlikte bir çukur kazılır. Buraya dinamit sarkıtılıp ateşlenir. Bu patlamanın etkisiyle yeraltında ses dalgalan meydana gelir. Ses dalgalarının çeşitli tabakalarda ayrı ayrı hızı olduğuna göre sarsıntıların sismografla kaydedilen hızından ses dalgalarının bir petrol tabakasından geçip geçmediği anlaşılır.

Güneşte Kararan Gözlükler
Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960'ların sonlarında geliştirildi yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990'lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camlan fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 001 ile 01 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler.

Gözlük camlarına bol miktarda Ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150'si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil Ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla Ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında arabaların içinde ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.

Teleskop

Yeni gökyüzü görünümünün oluşmasında kesin rolü oynayacak olan adım sadece uzmanlarca takdir gören astronomik hesapların geliştirilmesi çalışmaları değildir. Bunu sağlayan Güneş Ay ve yıldızların daha yakından incelenebilmeleri için gökyüzü cisimlerini Yeryüzü'ne yaklaştıran ve herkesin yararlanabildiği bir fizik aracı olan teleskopun icadı oldu.

Büyük olasılıkla teleskop bir bilimsel faaliyet ürünü olarak icat edilmiş değildir. Hollanda'da gözlük üretiminde ortaya çıkan bir yan üründür. Efsane 1600 yıllarında bir çocuğun Lippershey'in dükkanında bir mercekten vitrinde duran bir diğer merceğe baktığı ve bunun da dışardaki cisimleri daha yakın gösterdiğini farkettiği şeklindedir.

Teleskopun icadı için bir bilimsel dehanın gerekmemiş olması aslında bu icadın zamanının da çoktan gelip geçmiş olduğunu göstermektedir. Teleskopa her zaman için ihtiyaç duyulmuştu ama gerçekleştirilebileceği düşünülmediğinden bu alanda herhangi bir girişimde bulunulmamıştı.

Oysa bunu sağlayabilecek araç ve yollar aslında 300 yıldır ortadaydı. Ancak şans eseri icadına neden olan olay 16. yy'ın artan zenginliği içinde optik üretiminin de nicel bakımdan yoğunlaşması oldu.

Trafik Işıkları
Kırmızı ve yeşil ışıklı trafik lambası ilk kez 1868 yılında Londra'da kullanıldı. Henüz motorlu araçların icat edilmediği o tarihte at arabalarının yoğun olduğu bazı caddelerde gaz lambası ile trafiğin düzenlenmesine çalışılmıştı. Daha sonraları 1920'de ABD'nin Detroit Kenti'nde demiryolu sinyalizasyon sisteminden esinlenen bir trafik lambası kullanıldı.

Günümüzde kullanılan trafik lambasının patenti ise ABD'li Garrett Augustus Morgan'a aittir. Morgan buluşunun patentini 23 Kasım 1923 tarihinde Cleveland'de aldı ve buluşunu bir süre sonra General Electric'e sattı.

Takvim
Zaman bölümleme sistemi. Yılın günlerini gösteren cetvel.

Geçen zamanı ölçmek için hareketleri düzenli olan ve kolaylıkla gözlemlenebilen iki yıldızdan yararlanılır: bunlardan biri Ay öteki Güneş'tir. Ay'ın 295 günde bir tekrarlanan ve l yılda 12 evreden oluşan bir hareketi vardır. Güneş ise mevsimlere göre değişen bir yüksekliğe ulaşır ve hareketini 365 gün 6 saatte tamamlar. Bu nedenle de ay ve güneş takvimleri yapılmıştır.

Ay takviminde Ay'ın evrelerini izleyen 29 ve 30 günlük almaşık 12 ay vardır; bu 12 ay 354 günlük bir ay yılı oluşturur. Ancak bu yıl mevsimlerin ritmine uymaz (11 gün kısa). Güneş takviminde ise yıl tersine mevsimlerin ritmini izler ancak aylar (30 ya da 31 günlük) Ay'ın evrelerine denk düşmez (l gün fazla).


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Ödev İcatları

Ödev İcatları konusu, GENEL KÜLTÜR / Eğitim ve Öğretim forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: icat ödevi, icat ödevleri, icat ödev, ödev icat, ödev icatları, icat ödevler, ödev icatlar, icat odevleri, basit icat ödevleri, icat odevi, basit icat ödevi, basit ödev icatlar, basit icatlar ödev, buluş odevi, icat odev,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Japon İcatları elif LakLak Bölümü 3 08-04-2015 09:12
Müslümanların En Önemli İcatları Nedir? elif Genel Kültür Paylaşımlarınız 0 11-12-2011 05:25
Güllü Ödev kapakları elif Eğitim ve Öğretim 0 15-06-2011 02:54
Ödev incitanesi Türkçe ve Edebiyat 1 26-09-2010 09:37
Müthiş Zihni Sinir İcatları elif Komik Resimler 0 20-10-2008 11:50

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 01:56 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats