bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Eğitim ve Öğretim > Felsefe Bilimi

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 14-03-2009, 10:13   #1 (permalink)
 
CooLKadin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Albert CAMUS

Albert CAMUS

1913-1960 yılları arasında yaşamış olan Fransız düşünür ve romancı. Temel eserleri: La Chute (Düşüş) L'Homme Revolte (Başkaldıran İnsan) La Peste (Veba). (Veba).

Düşünsel gelişimi iki ayrı döneme ayrılan Camus birinci dönemde dünyanın saçmalığı ve yaşamın anlamsızlığı konuları ve dolayısıyla saçma kavramı üzerinde buna karşın ikinci dönemde başkaldırı konusu ve buna bağlı olarak dünyanın anlamsızlığına başkaldırmak toplumu değiştirmek kötülükleri gidermek ve daha iyi bir düzen kurmak amacıyla eylemde bulunma temaları üzerinde durmuştur. Ona göre dünyanın saçmalığına kaçınılmaz yenilgiyi bile bile kötülüklere karşı çıkmak yaşama anlam katmaktan başka bir şey değildir.

Felsefesi tümüyle ahlaki bir çizgide gelişmiş olan Camus felsefe tarihinin geçmişinde kalan spekülatif sistemlerden hiçbirinin insan yaşamı için bir rehber olma rolü oynayamadığı gibi insanın sahip olduğu değerlerin geçerliliği için de bir teminat sağlayamadığını söylemiştir. İnsanın daima dünyanın insani değerler kişisel idealleri ve doğru ve yanlışla ilgili yargıları için bir temel sağlamasını istediğini dile getiren filozof dünyanın insana karşı kayıtsız kalışını anlamsızlık ya da saçmalık olarak değerlendirmiştir.

Ona göre geçmişte benimsenmiş olan ahlaki tavırlar insani değerlerle gerçekliğin doğası arasında belli bir uygunluk ya da ahenk bulunduğu inancına bağlı olmuştur. Buna göre ahlaki ayırımları geçerli kılan dış destekler geçmişte din tarafından sağlanmaktaydı. Modern dönemde dini inancın çöküşünden sonra doğan boşluğu ona göre laik dinler doldurmuştur. Nitekim Camus Hegel ve Marks'ın tarihsiciliğinin insani değerleri gerçekliğe bir tür tarihsel gelişme öğretisiyle bağlama yönünde bir girişimden başka hiçbir şey olmadığını öne sürer. İşte o bu çerçeve içinde Le Mythe de Syspe (Sisyphos Efsanesi) adlı eserinde bir yandan insan varlıklarının amaçlı tavırlarıyla değer biçici olma rollerini sorguya çekerken bir yandan da Hegel ve Marks'ın tarih öğretileri türünden değeri destekleyici gerçeklik yorumlarının iflas ettiğini söyler. Buna göre değer biçici ve amaçlı bir varlık olarak insanın kendisinin bu tutumuna destek sağlamayan bir dünya içindeki varoluşunu Camus insanın durumunun saçmalığı olarak tanımlar.

Onu varoluşçu felsefe içinde Sartre'den ayıran şey de işte bu saçma öğretisidir. Sartre'a göre saçma dünyanın bilinçsiz varlığın özünde bulunan ve bilincin kavramsallaştırmalarından ya da olumsuzlayıcı faaliyetinden önce ortaya çıkan bir şeydir. Oysa Camus'ye göre saçma ya da saçmalık doğrudan doğruya Tanrı'nın yokluğunun bir sonucudur. Din olmadığında insanın iste arzu ve idealleriyle dünya arasındaki çatışma ve uyumsuzluk en yüksek düzeye ulaşır.İnsanın durumu ona göre acıyla ve ölümün kesinliğiyle belirlenir.

İnsan varlığının makul ya da anlaşılır bir şey olarak görüp kabul edemediği bu kader ve saçmalık karşısında Camus'ye göre Aydınlanmanın evrensel aklının söyleyecek hiçbir şeyi yoktur. Zira insan çabalarının hemen her aşamasında akıldışı olanla karşı karşıya gelir. O hep mutluluk peşinde koşar mutluluk isteğini yüreğinin en derinlerinde hissederken kaçınılmaz olarak saçmayla yüzyüze gelir. Saçma buna göre insanın istek ve ihtiyacının dünyanın akıldışı sessizliğine çarpmasının bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Camus'nün bu durum karşısındaki tepkisi varoluşun saçmalığını içtenlikle tanıyıp teslim etmenin bizi başka bir yaşam ve öte dünya inancından kurtararak içinde bulunulan anı yaşama güzelliği hissetme ve hazzı duyumsama olanağı verdiğini ifade eder. Başka bir deyişle Camus'ye göre bu saçma yaşantısına verilecek uygun karşılık intihar olamaz. Saçmalıkla gerilimi doğuran iki kutuptan birini yok ederek baş etmeyi amaçlayan intihar insan onuruna uygun düşmez. Öyleyse yapılacak tek şey saçmalığı görüp benimseyerek ona rağmen yaşamayı denemektir. Buna göre Camus insani amaç ve eylemin metafiziksel bakımdan keyfi ve temelsiz olduğunu görüp benimsemenin hiççiliği pasif bir umutsuzluktan çıkartıp dünyanın insana karşı olan kayıtsızlığı önünde bir başkaldırıya dönüştüreceğini söylemiştir. Fakat o burada da kalmayıp varoluşun saçmalığından siyasi bir ders çıkarmanın mücadelesini vermiştir. Başka bir deyişle faşizme olduğu kadar komünizme de şiddetle karşı çıkan Camus varoluşun saçmalığın hedefleyen bireysel başkaldırıdan kollektif bir dayanışma bilinci türetmenin çabası içinde olmuştur.

Buna göre Camus'nün saçma olan karşısındaki ödün vermez bir içtenlik ve dürüstlükten başka başkaldırıyla belirlenen ahlakı uzlaşımsal burjuva ahlakıyla faşist ve komünist toplama kamplarında sergilenen totalitaryanizmi başlıca düşmanları olarak görür. Bundan dolayı Camus amaçların araçları haklı kıldığı düşüncesine olduğu kadar tarihin sonunu gören tarih felsefelerine de şiddetle karşı çıkmıştır.


CooLKadin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Etiketler
albert camus, filozof

Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Albert CAMUS

Albert CAMUS konusu, Eğitim ve Öğretim / Felsefe Bilimi forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: albert camus saçma felsefesi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Albert Riera biyografi-Albert Riera kimdir? gizem Dünyadan Biyografiler 0 09-02-2009 09:42
Jodi Albert Resimleri Bkmlyz Güzel Bayan Resimleri 0 03-12-2008 01:33
Mutlu Ölüm - Özet - Albert Camus Bkmlyz Kütüphanemiz 0 04-07-2008 04:47

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 02:49 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats