bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Genel Kültür Paylaşımlarınız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 28-10-2012, 08:23   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Modernizm ve Postmodernizm

Modernizm ve Postmodernizm


Modernizm genel ve toplumsal düzeyde alınacak olursa aydınlanma ilkelerini temel alan toplumsal projenin adıdır. Aydınlanma ise inanca karşı bilgiyi tanrısal akla karşı insan aklını teolojiye karşı bilimi ön plana çıkaran daha doğru bir deyişle merkeze koyan bir düşünce sistemidir. Kant’ın ifadesiyle Aydınlanma insanın kendi aklını kullanması anlamında ergenliğidir. Aklın kullanımı bilimle ve bilimsel metodolojiyle bir anlamda kesinlik kazanır. Modernizm kabaca bu bağlamda aydınlanma düşüncesini temel alan bir toplumsal proje olarak ortaya çıkar. Aklın merkeziliğinin yanı sıra ilk elden göze çarpacak kavramlardan bir diğeri de İlerleme kavramı olacaktır. İlerleme fikri bu düşüncenin ve toplumsal projenin temel ilkelerindendir. Buna göre tarih ve düşünce daha geri olandan daha ileri olana doğru düz bir çizgide lineer olarak ilerlemektedir.
Nihayetinde aklın yolu birdir denilir ve bu yol da aydınlanmanın yolu olarak belirlenir. Tüm bunlardan açık olsa gerek söz konusu kavramlar ve ilkeler onları bir araya getiren düşünüş biçimi ve yöntemsel yaklaşım bir tür epistemolojik sisteme bağlıdır. Foucault’nun episteme kavramlaştırması ideolojik boyutu da içerecek şekilde sanıyorum bu sistemi ifadelendirmek için daha doğru bir tercih olacaktır. Nesnel evrensel ve nihai anlamda genel geçer bilginin akıl ve deney yoluyla edinilebilir olduğuna yönelik bir tür episteme‘dir söz konusu olan. Doğruyla yanlışı iyiyle kötüyü ileri olanla geri olanı aydınlıkla karanlığı normal olan sapkın olanı normatif olarak kodlayan bir yapı olarak işlev görür bu epistemik sistem. Bütün bu kavram ve ilkeler açık ki modern düşüncenin kuramsal anlamda sabitlikleridir. Aydınlanmacılık dediğimiz şey de bu sabitlikler üzerinden aydınlanmanın evrensel bir tarih ideası olarak formüle edilmesi anlamında aydınlanmanın ideolojik biçimidir. Aydınlanmacılık bu durumda kabaca her türden modern toplumsal öğretiye dayanak olacak olan bir epistemolojik ve tarihsel bilinç zemini olarak tariflenebilir.
Modernist hareketin 19. yüzyıl ortasında Fransa‘da ortaya çıktığı kabul edilir. Modernizm kabaca 1884-1914 yılları arasında hüküm sürmüştür. Temelde dayandığı fikir geleneksel sanatlar edebiyat toplumsal kuruluşlar ve günlük yaşamın artık zamanını doldurduğu ve bu yüzden bunların bir kenara bırakılıp yeni bir kültür icat edilmesi gerektiğidir. Modernizm ticaretten felsefeye her şeyin sorgulanmasının gerekliliğini savunur. Böylelikle kültürün öğeleri yeni ve daha iyi olanla değiştirilebilir. Modernizme göre 20. yüzyılın ortaya çıkardığı yeni değişiklikler ve yenilikler kalıcıydı aynı zamanda yeni oldukları için ‘iyi’ ve ‘güzeldi’ ve toplum dünya görüşünü bu öngörülere göre gözden geçirip uyarlamalıydı. Batı kaynaklı modernlik düşüncesinin tarihi çıkış köklerinden biri de dinin eleştirilmesidir. Hatta XIX. yüzyılda Batı’daki bilimsel ve felsefi yaklaşımlara göre dinler sadece sosyo-kültürel ve teknolojik gelişmeleri engelleyici değil aynı zamanda insanlık için tehlikeli olarak da nitelendirilmişlerdir.
Modernizm ve Postmodernizm
İnsan çok acayip bir varlıktır. Yaratıcının kendisine verdiği akıl ile yeni akımlar ortaya çıkaran ve bu fikirleri yaratıcıya karşı bir silah olarak doğrultan başka bir varlık yoktur herhalde.
Kilisenin ve feodalizmin bin yıllık egemenliğine son veren burjuvazi ‘eşitlik özgürlük ve kardeşlik’ ilkeleri ile tarih sahnesine çıkmıştı. Burjuvazi gerçekten bu ilkeleri gerçekleştireceğini düşünmüştü. Bilim teknik ve sanat alanındaki ilerlemelerle insanlığın devamlı ileri gideceği ve özgür olacağı düşünülüyordu. “Kendinin farkındalığı” ya da Hegelci anlamda öz-bilinç olarak özne’nin bu ilerleme ve özgürleşmede tarihsel bilginin ve tarih yasalarının bilgisinin sahibi olarak yer alacağı da sabit bir veriydi. Modernizme ilk eleştirileri getiren Romantiklerden yine aynı teorik zeminde modernizmin hedeflerine ulaşmaktaki başarısızlığının teorik eleştirisini oldukça derinlikli yapan Marksizme kadar her öğreti ya da felsefe dahil olmak üzere sonradan postmodern felsefenin yoğun saldırılarına hedef olacak olan bu türden konumlara bağlıdır ve hedeflere sahiptir.
İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkım “Batı dünyası”nın ahlaki değerlerini altüst eden bir yıkım olarak gerçekleşir. Bu moral yıkım aynı zamanda bir kaç yüzyıldır süren aydınlanma sürecinin epistemolojik yapısına yönelik olarak da yıkıcı bir süreçtir. Akla yönelik sorgulamalar bilimin statüsüne yönelik kuşkucu yaklaşımlar ilerleme gibi aydınlanmacı kavramların geçerliliğine yönelik itirazlar ve bir anlamda modernliğe yönelik huyursuzluklar böylece bellirginleşmeye başlar. Yirminci yüzılın başlangıcı bir anlamda Ekim Devrimi’nin de etkisiyle coşkuyla açılmış hem devrimin başarısızlığı hem de Nazizim gibi insani felaketlerin engellenememiş oluşunun sonuçları nedeniyle hayal kırıklığıyla kapanmıştır.
Postmodernizm bir anlamda bir ruh hali olarak belkide bu hayal kırıklığının adıdır. Ya da başka bir açıdan bu hayal kırıklığının ideolojik olarak burjuva toplumunun kendisini koruma adına geliştirdiği bir ruhsal sömürülme biçimidir söz konusu olan. Hayal kırıklığıyla karşılaşan bilincin kendi içine yöneldiğini hem bir içe kapanma ve gerçeklerden kaçma eğilimi olarak hem de bir hesaplaşma ve gerçeklikle yüzleşme olarak çelişki eğilimleri içinde barındırdığını biliyoruz. Postmodern durum olarak adlandırılan spekülatif duruma bu cift yönlü mekanizmayi dikkate alarak yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum. Yirminci yüzyılın ilk yarısından itibaren göze çarpacak şekilde teorik ve politik arayışların tartışmaların bu tarihsel yıkımlara ve felaketlere sebep olan düşünsel temellerle hesaplaşmaya yönelmiş olmaları ve bunun “postmodern” başlığında bir kuramsal-politik çizgi olarak sürdürülmesinin altını çizmekte fayda var.
Bunun önemi anlamak için Postmodern başlığını bir bütün olarak ya da ideolojik bir savunu zemininde üstlenmek zorunlu ya da gerekli değildir. Friedrich jameson’un dediği gibi postmodernizm bu felsefi hesaplaşmanın ve arayışı barındırmanın yanı sıra aynı zamanda ve daha çok ideolojik biçimi açısından “geç kapitalizmin kültürel mantığı”dır. Modern düşüncenin kendisini temellendirdigi ilke ve argümanlara yönelik kökensel itirazlar bu yoldan kuramsal bir yönelim halinde ortaya çıkmaktadır. Ancak elbette biliniyor ki modernizmin ve modernitenin icerden eleştirisi postmodernizmden cok daha önce bizzat modernizmin kuruluş ve gelişme evrelerin de dahi görülen bir şeydir.
Bu sorgulamalar postmodern konumlardaki gibi olmasa da önemli ölcüde modernizmi icerden zorlayan ve sınırlarına vardıran yönelimlerdir. Her şeyden önce iki tür aydınlanma ve modernite eğilimi olduğunu burjuva ya da kapitalist modernleşmenin ikinci tür eğilimler tarafından başından itibaren sorgulandığını ve saldırılara maruz bırakıldığını teslim etmek gerekiyor bu noktada. Modernitenin bu verili haliyle hedeflerine ulaşamadığı ve ulaşılamayacağı eleştirisi bizzat modernliğin kendi egemenliği sürecinde ortaya çıkar. Bu açıdan özellikle Marx Nietzsche ve Freud gibi isimler tarafından ortaya konulan düşüncelere ve problematiklere bakmak gerekir.
Postmodernizm modernizmin sonrası ve ötesi anlamında bir tanımlama olarak kullanılmaktadır ve modern düşünceye ve kültüre ait temel kavram ve perspektiflerin sorunsallaştırılmasıyla ve hatta bunların yadsınmasıyla birlikte yürütülmektedir. Bu kavram mekan olarak Kuzey Amerika’da ortaya çıktığına inanılan ve geniş çaplı bir kültür gelişimi anlamında genel olarak Aydınlanmanın evrensel rasyonel prensiplerinin düşüşünü anlatmaya çalışan bir yaklaşımı ifade eder. Postmodernizm geleneksel oluş ile modernizm arasındaki mücadele devam ederken özellikle modernizme karşı yeni bir marjinal hareket olarak ortaya çıkmıştır. Bazen modernizmin son safhası olduğu ileri sürülen postmodernlik öncelikli rakibi olarak gördüğü modernizmin artık yenilenmeye ihtiyacının olduğunu savunurken geleneği ise kendi postmodernist düşüncenin yavaş yavaş kırılmaya başlayan içeriği olarak görmektedir. Ana gayesi modernizmin hakimiyetini kırmak olan bu akım modernliğin bilimin bilim adamının rasyonelliğin mutlak otoritesine karşı çıkmakta ve modernizmin bittiğini tüm modern kurumları sorgulayarak açıkça ilan etmektedir. Ancak bunu yaparken de tüm modern kurumları kendisi için bir hazırlık araçları olarak görmekte onları kapsamakta ve yeni belirleyeceği stratejiler için onları birer imkan olarak kullanmaktadır. Dahası postmodern yaklaşım tüm evrensel söylemlerin terkedilmesini somut araçların yerini soyut imajlara bırakmasını tek düze fikirler yerine çok karmaşık ve çok yönlü ve çoğulcu fikirlerin hakim olmasını ister hatta farklı kültürel unsurların alabildiğine bir arada bulunmasını savunur.
Bazen yüksek modernizm olarak da görülen postmodern düşüncenin en önemli açmazı bilimi baskın bir ideoloji olarak görmesi ve evrenselliği çağrıştıracak olan tüm teorileri ve tanımları reddetmesidir. Söz gelişi din evrensel bir olgudur cümlesinin postmodern bir anlamı yoktur. Ona göre global ve evrensellik iddiaları tamamen modern düşüncenin eseridir. Onun yerine her milletin hatta etnik veya daha alt yerel grupların kendi fikirlerini ifade etme hakkı savunulmalıdır. Farklı kültürler ve dinî inançlar ile azınlıklar aynı toplumda kavgasız tartışmasız özgürce ve barışçıl bir ortamda yaşamalıdırlar. Aslında postmodernizm sunduğu görüşlerinin tamamlanmamış olan modernlik projesinin son hali olduğunu savunur.


Kaynak: Arastiralim.com


nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Modernizm ve Postmodernizm

Modernizm ve Postmodernizm konusu, GENEL KÜLTÜR / Genel Kültür Paylaşımlarınız forumunda tartışılıyor.



Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 11:19 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats