bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Genel Kültür Paylaşımlarınız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 26-05-2013, 02:40   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Dünyamızın Evrendeki Yeri

Dünyamızın Evrendeki Yeri

Fiziksel bedenimiz itibariyle değerlendirdiğimizde evrendeki sayısız galaksi içerisinde yeralan bir galaksi içerisindeki milyarlarca yıldızdan sadece biri olan Güneşin çevresinde dönüp duran gezegenlerden biri üzerinde yaşayan canlı varlık; insan. Aslında çok uzaklara gitmeye gerek yok! Evren galaksiler veya yıldızların büyüklüğü bir yana yalnızca gezegenimiz dünya üzerinde bir insanın yerine bakınca bir bedendeki bir hücre gibi bile değil belki bir atom nisbetinde! Varın öyleyse güneşin yanında bir insanın yerini siz düşünün sonra da düşünebiliyorsanız Samanyolu galaksisinin yanındaki yerini… Bir insanın dünya üzerindeki yaşam süresini ele alınca ise evrenin yaşam süresi içerisinde bir saniye kadar dahi bir değer tutmuyor. Tüm bu verileri bir önceki yazımızda genişçe incelemiştik…. Ve şunu sormuştuk: İnsanın varoluşunun gerçek manası nedir?..
Fiziksel bedeni itibariyle daha güneş sistemi içerisinde bir “hiç” olan insan biliyoruz ki öylesine özelliklere sahip ki kendisinde öylesine bir BİLİNÇ bir irade gücü bir algı mevcut ki; bu onu fizik bedenin ötesinde yaşadığı çevreyi dünyayı hatta diğer gezegenleri diğer güneş sistemlerini kavrayabilecek düzeye ulaştırıyor. Bu kavrayış yani bilinç insanın fizik bedeninin sınırlarıyla kayıtlı olmayıp beden boyutunun çok ötelerine galaksilere evrene ulaşabiliyor… Buradan ortaya çıkan gerçek şu ki insan diye isimlendirdiğimiz varlık sadece fizik bedenle kayıtlı fizik bedenden ibaret bir varlık değil! O halde gelin bu kez de insanın bilinç yönüyle yerini ve varlığının anlamını farketmeye çalışalım ve bu yöndeki bilimsel verilere bir göz atalım…
Bilinci itibariyle insanın Evrendeki yeri ne? İnsan bilinciyle evreni meydana getiren bilincin bağlantı noktası var mı varsa ne şekilde?
Fizik bedenin yer ve zaman olarak evrende bir sınırı düşünülebilir. Oysa bilinç için ne mekansal ne de zamansal bir sınır tanıyamıyoruz. Yani bilinç fizik evrenle kayıtlı bir yapı değil! Bu demek ki bilince göre evren yani bilincin kendi evreni gözün evreniyle gözle algıladığımız maddelerden oluşmuş yapıyla sınırlı değil. O halde önce evrenin gerçek yapısı hakkında düşünmemiz gerekiyor. Nedir evren gerçekte?
Hemen hatırlayalım. Aslında bizim evren diye isimlendirdiğimiz nesnelerden ibaret olan şu içinde olduğumuz yapı sadece 5 duyumuzun duyarlılık kapasitesine göre algılayabildiğimiz bir kesittir. Tüm bu nesneler ve tüm bu dünyamız duyularımızın sınırları içerisinde kalan kesitsel yapıdır. Duyularımızın duyarlılık sınırları dışında kalan yapıdan ise habersiziz. Örneğin gözün algılayabildiği gözün duyarlılık sınırları içerisinde kalan dalgaboyları gerçekte varolan sayısız dalgaboyları içerisinde çok çok küçük bir kesittir. Öyle ki gözün tesbit edebildiği ve şu anda görmekte olduğumuz nesneler aslında evrende varolan sayısız dalgaboyları sayısız imajlar içerisinde çölde bir kum tanesi misali kadardır. (Gözümüz şu anki yerine ultraviyole ışınlarını algılayabilen bir duyarlılık kapasitesine sahip olsaydı dünyayı resimdeki görüntüsüyle algılıyor olacaktık.)
Oysa 5 duyu verilerinden yola çıkmak suretiyle bilimsel veriler ışığında evrenin gerçek yapısını düşüncemizle keşfetmeye başladığımızda görüyoruz ki evren gerçekte içinde boşluğu olmayan tümel bir enerji kütlesi. Orijinal yapıda öylesine bir bütünsellik var ki gözünüze göre sizinle şu anda elinizdeki bu sayfalar (veya ekran) arasında bir boşluk var gibi görünse de gerçekte böyle bir boşluk yok! Çünkü bu sayfalar da ekran da sizin bedeniniz de aradaki hava da sırf atomlardan oluşmaktadır ve atomsal düzeyde birbirleri arasında bir sınır bir ayrılık yoktur…
Eğer daha da ileri giderek evrenin atomaltı yapısını düşünmeye çalışırsak karşılaşacağımız sonuç bölünüp parçalanması sözkonusu olmayan salt bir enerji kütlesi olacaktır…
Beş duyu evrenimizde algıladığımız kesitsel imajlardan yola çıkarak gördük ki evrenin orijinal yapısı bütünsel bir enerji kütlesidir. O halde düşünelim: Varolan herşey bu evrensel enerjiden oluştuğuna göre içinde yaşadığımız kesitte de gözlenen düzen bu evrensel enerji boyutunda yürürlükte olan bir düzendir. Yani bu evrensel enerji de aynı zamanda varolan düzeni yürüten evrensel bilinç orjinlidir…
Evrenimizde varolan herşey her an her zerresinde Evrensel Bilincin hükümlerinin yürürlükte olduğu enerjiden oluşmuştur…
İnsan bilincine gelince… Evren tümel bir enerji yapı olduğuna göre ve evrende hükmü yürümekte olan Tek bir bilinç varolduğuna göre hiçbir insanın hatta hiçbir nesnenin orijinal bilinci bu evrensel bilinçten ayrı değildir. Dolayısıyla insandaki bilinç orjini itibariyle Evrensel Bilinçle aynı özden meydana gelmiştir ve dahi O’dur.
Kendini tanımak gayesiyle varolmuş insana açılan ufuk burasıdır: Bilincini madde evrenin bağımlılıklarından soyut bir şekilde tanıyabilmek ve böylece kendini zaman ve mekanla kayıtlı olmayan evrensel bilinç boyutunun değerleriyle bilmek. Çünkü evreni meydana getiren O’na giden yegane yol insanın kendi özünden geçmektedir…
Demek ki insan evrendeki sayısız yıldızlardan biri çevresinde dönen bir kütlenin üzerinde yaşayan bedenden ibaret madde yapılı bir varlık değil; gerçekte Evreni meydana getiren BİLİNÇ ve GÜǒün varlığıyla oluşmuş tüm evrensel sırları kendinde bulabilecek kapasitede varolmuş bir bilinç yapıdır. Evren bir galaksi veya bir insan bilinci aynı orjinlidir.
Madde boyutundaki yaşamın terkedilmesiyle kaçınılmaz bir biçimde insan kendisini bu orijinal bilinç boyutunun değerleriyle bulacaktır. Ancak bu boyutu ne şekilde değerlendirebileceği dünya yaşamındayken kendini tanıyabilmesi ve hazırlayabilmesi ölçüsünde olabilecektir.
Bilinç eğer kendi evreninin değerlerini ortaya koyabilirse sınırsızlıkta her an yeni bir özelliğini gözlemleyerek kendi sonsuzluğunu yaşayabilecektir. İnsan için en büyük felaket ise beş duyu verileriyle bloke olmuş bir bilinçle kendisini aynada gördüğü bir bedenden ibaret sanarak dünya yaşamının sona ermesidir…
Sonsuzluğu yaşamak üzere varken toplumsal şartlanmalar ve bedensel bağımlılıklardan kurtulamamış bir bilinçle yaşamın sonluluğa mahkum olması ne acıdır. Eğer ifade etmek istediğimiz değer zaman ve mekana bağlı olarak değişim göstermiyorsa onun EVRENSEL oluşundan sözedebiliriz. Aksi halde şartlanma ve bağımlılıklar blokajından kurtulamamış bilinç boyutunun sınırsız değerleriyle yaşamaktan uzak bir haldeyken bireysel geçici dünya değerleri için “sonsuz” veya “evrensel” gibi tanımlamaları kullanmakla sadece kuru bir lakırdı etmiş oluruz…


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Dünyamızın Evrendeki Yeri

Dünyamızın Evrendeki Yeri konusu, GENEL KÜLTÜR / Genel Kültür Paylaşımlarınız forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: galaksi,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Evrendeki Yasalar Nedir? elif Soru Cevap 3 03-10-2015 10:15
Evrendeki En Büyük Gezegen Hangisidir elif Soru Cevap 0 08-04-2013 05:34
Evrendeki En Büyük Yıldız Hangisidir ? elif Soru Cevap 0 08-04-2013 05:31
İnsanın Doğa ve Evrendeki Yeri Nedir elif Soru Cevap 0 08-02-2013 04:25
Dünyamızın En İlginç Ağaçları Mahperver Doğa, Manzara Resimleri 4 04-03-2010 11:29

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 03:11 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats