bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Genel Kültür Paylaşımlarınız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 29-05-2013, 09:00   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Türklerin cihan hakimiyeti anlayışı nasıldır

Türklerin cihan hakimiyeti anlayışı nasıldır


Türkler’in tarih boyunca kurmuş oldukları devletlerin çokluğu Türklerin teşkilâtçı bir millet olduklarını gösterir. Türklerin Cihan hakimiyeti düşüncesi yani güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu. Tüm dünyada tek güç tek hakim bir türk devleti ideali. Türkler bu devlet sayesinde dünyanın huzura kavuşacağına inanırlardı.
Türk Cihan Hakimiyet-i Fikri Türk devlet geleneğinin bir özelliği olarak mevcut Türk devletinin dünyadaki diğer devlet ve milletleri hakimiyeti altına alarak yönetmesi fikridir. Sözlü edebiyattan sonra ilk defa Oğuzname ile yazılı kaynaklara geçmiştir. Oğuz Destanı ve Göktürk Kitabeleri’nde de değinilen Kut geleneği gereği Türk Kağanının sadece Türklerin değil tüm dünyanın Kağanı olduğuna inanılır ve fetihler bu esasa uygun olarak yapılırdı. Tanrı’nın cihan hakimiyetini Türklere emanet ettiğine inanırlardı. Hun Göktürk ve Selçuk devlet geleneğinde çok etkin bir motif olarak görülür. Oğuzhan’a göre gök devletin çadırı güneş ise bayrağıdır. Bu fikir Türklerin yalnızca devlet idare etme düşüncelerini değil Türk dininin çok eski prensiplerini de içinde bulunduruyordu. Büyük Hun Devleti’nden Osmanlı’ya kadar bunun sayısız örnekleri mevcuttur.
Hakimiyet Telakkisi
Türklerin en erken devirlerden beri oluşturdukları devlet anlayışı diğer milletlerden ayrılır. “Türk Cihan Hâkimiyeti” “Nizam-ı âlem ülküsü” gibi anlayışlarla ifade edilen “üniversel” yani “cihanşümul” devlet fikrinin temelinde elbette Türklerin üzerinde bulunduğu coğrafyanın yaşayış ve inanç tarzının etkisi büyüktür. Bunları bilmeden Türk milleti ve devletini izah edebilmek Türklerin imparatorluklar kurma ve yaşatma başarısını anlayabilmek oldukça güçtür.
Devlet bir anlamda milletin en üst seviyede organize olmuş şeklidir ve bu anlamıyla günümüzde hemen her devletin yapılanması birbirine benzer. Ancak devlet anlayışı milletlerin tarih ve kültürü ile doğrudan ilişkilidir. Bu sebeple Türk devlet anlayışı kendine mahsus özelliklere sahiptir. Devleti tanımlayan veya devletin unsurlarını oluşturan kavramlar dahi Türklerin köklü ve kendine has bir devlet fikrine sahip olduklarını gösterir. Daha önce de belirtildiği gibi Türk devletleri “cihanşümul” bir anlayış ile oluşturulmuştur.
Yani cihana hâkim olma ve yönetme düşüncesi tarihte kurulan Türk devletlerinin ortak hususiyetidir. Bu düşüncenin oluşmasında elbette eski Gök Tanrı inancının izleri görülür. Nitekim Göktürk Kitabelerinde bu anlayış açık bir şekilde dile getirilmiştir:
Üstte mavi gök altta yağız yer kılındıkta ikisin arasında kişioğlu (insanoğlu) yaratılmış ve kişioğlunun başına babam amcam Bumin ve İstemi kağanlar Tanrı tarafından oturtulmuştur”. Bu ifadeden de anlaşılacağı gibi Türk kağanı ilâhî bir menşeden yani Tanrıdan devlet kurma ve yönetme yetkisini (kut) almaktadır. Kut sahibi kağan dünyayı yönetme gibi ağır bir mesuliyeti üslenirken insanoğlunun huzur ve refahını ön plânda tutmak zorundadır. Dolayısıyla batıdaki “imperium=imparatorluk” kavramı ile Türklerdeki devlet kavramı özünde birbirinden farklıdır. Batıda imperium anlayışı her hâl ve şartta ceberut bir “hükmetme” ve “kazanma” esasına dayanır. Bu anlayış çok uluslu bir imparatorluğun zaman içerisinde diğer milletleri “sömürge” olarak görmesine yol açmıştır. Türk tarihinde ise bu anlamda hiçbir “imparatorluk” yoktur. Çünkü Türk devletinin temel felsefesinde “almak” değil “vermek” esastır. Devlet kelimesinin “saadet huzur” anlamında kullanılması dahi bunu gösterir. Türk devleti adalet içerisinde töreye bağlı olarak bütün zenginliğini halkına dağıtır. İşte bu sebepledir ki Türklerde zengin yani “bay” kişi malı mülkü çok olan kişi değil onu halkıyla paylaşan kişidir. Bey olmanın gereği budur. Türklerin kısa zamanda devlet kurmalarının ve başka milletlerin de bu devlete itaat etmelerinin özünde bu anlayış yatar.
Askerî ve İdarî Yapı
Türk devletlerinin kuruluş ve gelişmesinde etkili olan diğer bir unsur hiç şüphesiz askerî teşkilâtlanmadır. Tarih boyunca Türk ordusu diğer millet ve devletlerin gıpta ettiği öykündüğü bir ordu olmuştur. Türk askeri düşmana korku dostuna ise büyük bir güven vermiştir. Türk ordusu hem teşkilâtlanma hem de savaş düzeni açısından kendine has özelliklere sahip olmuştur. Türkler askerlik alanında birçok kavim ve devleti etkilemiş savaş gereçleri giyim kuşam ve askerî nizam gibi konularda pek çok yenilikler getirmişlerdir. Atı bir savaş aracı olarak da ilk kez kullanan Türkler bu sayede büyük bir hız ve manevra kabiliyeti elde etmişler kısa zamanda geniş coğrafyalara hâkim olmayı başarabilmişlerdir. Türk silâhları da ordunun hareket kabiliyetine uygun olarak hafif ve etkili silâhlardan oluşmuştur. Özellikle Türk okları kılıçları ve zırhları hafif fakat etkili vasıflarıyla Türk askerînin vazgeçilmez silâhları olmuştur. Türkler at üzerinde hareket hâlindeyken bile bu silahları büyük bir ustalıkla kullanabilmişlerdir. Türk silâhları çeşit ve nitelik bakımından zaman içerisinde gelişip çoğalmış ancak askerî teşkilât ve savaş taktiği temel özelliklerini bütün Türk devletlerinde muhafaza etmiştir. Merkez sağ ve sol kollardan oluşan ordu savaş düzeninde kendine has taktiklere başvurarak kendinden çok daha büyük orduları dahi bozguna uğratmayı bilmiştir. Düşmanın imhası ile kesin sonuç alınan bu savaş taktiği “bozkır taktiği” “turan taktiği” ve “bozkurt taktiği” gibi çeşitli adlarla tarihe geçmiştir. Sahte ricat ile düşman ordusunu merkezden uzaklaştırıp pusuya düşürmeyi esas alan bu taktikte sağ ve sol kollar düşman ordusunu bir hilâl içerisine alarak imha eder. Bu taktik İslâm öncesinde olduğu gibi İslâmî dönemde de başarıyla uygulanmıştır. Dandanakan Savaşında Malazgirt Meydan Muharebesinde Miryakefalon’da Mohaç’ta ve hatta Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde bu taktik başarıyla tatbik edilmiştir. Türk devletlerinin kuruluşu ya da kurtuluşunda bu savaşların bir dönüm noktası olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yukarıda belirtildiği üzere Türk devletlerinde belirli devlet ve askerlik düzeninin pek fazla değişmediği görülür. Bir devlet yıkıldıktan sonra yerine kurulan devlet hemen hemen aynı teşkilâtı devam ettirmiştir. Çünkü Türklerde halk ile ordu düzeni aynı idi. Özellikle barış zamanında sivil ve askerî diye bir ayırım yapılmamaktaydı. Bu sebepten ünlü kültür tarihçimiz Bahaeddin Ögel haklı olarak Türklerde “halk ordu ordu da halktır” demiştir. Dolayısıyla aynı halka yani aynı kültür ve geleneğe dayanan yeni Türk devletinde teşkilât özelliklerinin devam etmesi tabiîdir. Bütün Türk devletlerinde ordu halk ile iç içe girmiştir. Bir bölgeye sefer yapılacağı zaman sadece eli silâh tutan kişiler değil onların aileleri de sefere iştirak ederlerdi. Bu sebeple Göktürkler kitabelerde yazdığı şekliyle fethedecekleri topraklara “süleyip konarlardı”. Yani sadece “sü” (asker) göndermekle kalmazlar bunun yanında halkı o bölgeye “iskân” ederlerdi. Türk fetihlerinin kalıcı olması ve fethedilen bölgelerin “Türkleşmesi” bu şekilde gerçekleşirdi. Yurt tutmayı amaçlayan “sülemek” ve “kondurmak” siyaseti İslâmî dönemde de devam ettirilmiştir. “Gaza ve cihat” aşkıyla XI. yüzyıldan itibaren Azerbaycan Suriye ve Anadolu’ya giren Türkler kendinden önceki bazı kavimler gibi bu bölgeleri işgal ve istilâ edip geri çekilmemişler aksine kendileri için yeni bir yurt olduğu şuuruyla girdikleri toprakları mamur hâle getirmeyi hedeflemişlerdir. Çadırlarıyla arabalarıyla çifti-çubuğuyla bütün bir millet Anadolu’ya yerleşmiş buraya kendi kültürünün damgasını vurmuştur. Fethedilen bölgelerde uygulanan toprak sistemi askerî olduğu kadar idarî ve sosyal bakımlardan da devlet ve milletin gelişip güçlenmesine imkân sağlamıştır.
Türklerin İslâmî dönemde de büyük ve kalıcı imparatorluklar oluşturabilmesinde uygulanan toprak sisteminin büyük önemi vardır. Selçuklu ve Osmanlı toprak sisteminin genel özelliklerini ortaya koymak bu devletlerin sosyal idarî ve askerî yapısındaki değişme ve gelişmeleri takip edebilmemiz açısından da oldukça önemlidir. Selçuklularda miri toprakların “ikta” yoluyla hizmet ehline verilmesi İslâm devletlerinde görülen bir uygulama olmakla birlikte yukarıda belirtildiği gibi Türklerin yaşayış ve teşkilâtı göz önüne alındığında bu sistemde İslâm öncesi uygulamaların izleri de görülebilir. Konargöçer Türk yaşayışında belirli yaylak ve kışlaklarda “yurt” tutan halk Selçuklularda ve Osmanlılarda görülen “ikta” “tımar” veya “yurtluk-ocaklık” sistemine pek de yabancı değildir. Bu uygulamalar arasındaki farklar ise daha çok sosyal yaşantıdaki değişme ve gelişmelerle izah edilebilir. Selçuklu “ikta” sisteminde hizmetleri karşılığında askerî ve sivil görevlilere verilen topraklar oldukça büyük iken feodal yapıyı kırmaya çalışan Osmanlılar “dirlik”leri küçük tutarak merkezi yapıyı kuvvetlendirmişlerdir. Askerî sistemde de benzer değişiklikler sosyal ve idarî yapının gelişmesiyle izlenebilir. Haşer-kaşer sisteminden yaya-müsellem’e geçiş yaya-müsellemden “kapıkulu” ve timarlı sipahi’ye geçiş aslında bu açıdan ele alınmalıdır.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Türklerin cihan hakimiyeti anlayışı nasıldır

Türklerin cihan hakimiyeti anlayışı nasıldır konusu, GENEL KÜLTÜR / Genel Kültür Paylaşımlarınız forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: cihan hakimiyeti nedir, türk cihan hakimiyeti nedir, türk cihan hakimiyeti anlayışı nedir, cihan anlayışı nedir, cihan hakimiyeti, türk cihan hakimiyeti düşüncesi nedir, türk cihan hakimiyeti düşüncesi, türk cihan hakimiyeti mefkuresi nedir, cihat ve cihan anlayışı nedir, cihan hakimiyeti anlayışı, cihan hakimiyeti anlayışı nedir, türk cihan hakimiyeti, cihan hakimiyeti ne demek, cihan anlayışı, türklerin cihan hakimiyeti düşüncesi nedir,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yunus Emrenin Hoşgörü Anlayışı Nasıldır? elif Güzel Sözler 0 21-06-2011 03:06
Türklerde Çağlara Göre Dil Anlayışı Nedir?-Dil Anlayışı Hakkında elif Türkçe ve Edebiyat 0 24-06-2009 03:11
Cihan Ünal Biyografi-Cihan Ünal Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 09-07-2008 02:08
Cihan Özdemir biyografi-Cihan Özdemir Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 08-07-2008 05:27
Cihan Demirci Biyografi-Cihan Demirci Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 29-06-2008 11:01

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 12:09 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats