bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Genel Kültür Paylaşımlarınız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 11-12-2011, 04:32   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Okullarda Şiddetin Nedenleri

Okullarda Şiddetin Nedenleri

Son haftalarda ; “okullarda” özellikle de “ortaokul ve liselerde şiddet” “öğrenci kavgaları”; medyada ve Milli Eğitim Bakanlığı”ndan emniyete kadar çeşitli kurumlar ve yetkililer tarafından “önemli bir tehdit” olarak öne çıkarılıp tartışılmasını koşulladı Tabii ki; “olayların kaynağına” ilişkin “tespitler” de hazır: Aile içi şiddetin yansıması maganda kültürü günlük hayattaki şiddetin yansıması tembel öğrencilerin ve öğrenme problemi olan çocukların tepkisi özenti ailelerin düşük eğitim düzeyi!
Peki bu sözü edilen “gerekçeler” yeni mi ortaya çıktı; maganda kültürü ailelerin düşük eğitimli olması toplumun gündelik hayatında şiddetin varlığı vb. olarak ifade edilen etkenler yeni son aylarda mı ortaya çıktı ki birden liseler ve öğrenciler bu hale geldi? Bu sorunun yanıtı bile öne sürülen gerekçelerin ne kadar anlamsız ve gerçek dışı olduğunu gösteriyor.

Devlet ve hükümetin çözümler de tespitler kadar bilinen ve yüzeysel: Denetimi artırmak kameralarla her köşeyi gözetleyip öğrencilere göz açtırmamak okulların önünde polisiye önlemleri artırmak okul yöneticilerinin ailelerin öğrencileri yakından kontrol etmesi stres odası oluşturma!
Elbette ilkokullara kadar uzanan ve çeteleşmeyi sağlayan okullarda şiddet olgusu birden bire nedensiz olarak ortaya çıkmış değildir. Araştırma verilerinin ortaya çıkarmış olduğu veriler çeteleşmenin ilköğretime kadar indiğini gösteriyor. 43 okulda 3 bin 483 lise ikinci sınıf öğrencisi üzerinde yapılan araştırmaya göre en az bir kez başkasını yaralayan çocukların oranı yüzde 26. Bu çocukların yüzde 39’u 12 yaşından önce yaralama olayına karıştığını söylüyor. Bıçak çakı gibi kesici alet taşıyanların oranı ise yüzde 226.
Elbette şiddetin felsefi sosyolojik ideolojik ve politik nedenleri vardır. Okullardaki şiddet olaylarının değişik nedenleri olsa da esas nedeninin devletin uygulamış olduğu faşist gerici ayrımcı politikalarıyla bağlı olduğu ve bu gerçekliğin gizlenmeye çalışıldığı bir gerçek.
Öncelikle şiddetin genel tanımından başlamanın konuyu anlamamıza yardımcı olacağı kanısındayız. Öyleyse: “Nedir şiddet?” ‘Bedene zor uygulama; kişisel özgürlüğü zor yoluyla kuşatma bozma; rahatça gelişmesini ve tamamlamasını engelleme; bazı doğal alışkanlıklara kısıtlama getirmektir. Bebekleri dövmekten ekonomik egemenliğe dek yeni yeni şiddet biçimleri keşfedilmekte. Sokaktaki zorbalıktan beyin yıkamaya kadar şiddetin farklı biçimlerine tanık olmaktayız.
Son günlerde okullardaki şiddet olaylarının yaygınlaştığını gözlemlemekteyiz. Elbette şiddet olgusu birden bire nedensiz olarak ortaya çıkmış değildir. Şiddetin felsefi sosyolojik ideolojik ve politik nedenleri vardır. Bunun yanı sıra dünyaya evrene bakış açısına göre de şiddeti farklı bir şekilde değerlendirmek de mümkündür. Kimileri de şiddetin nedenlerini “nedensizlik” olarak düşünebilmekte. Görüldüğü gibi şiddeti tek nedenle sınırlamak o kadar da kolay değil.
Okullarda şiddet olaylarının nedenlerini esas sebeplerden tali sebeplere doğru sıralayacak olursak karşımıza çokça nedenler çıkabilir. Birincisi yanlış pedagojik uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Egemen çevrelerin statükocu [mevcut / var olan durum] anlayışları tek tipleşmeyi dayatmaktadır. Beyinsel alandan tutun da kılık kıyafete kadar her alanda maddi ve manevi zorun tüm unsurları devreye sokulmaktadır. Farklı düşünen farklı giyinen farklı konuşan öğrenciye idare tarafından şiddet uygulanmaktadır. Söz konusu zor; sistemli bir şekilde yukarıdan aşağıya doğru zincirleme olarak uzanmaktadır. Türkçe öğrenim esnasında dayak yemeyen elleri yüzleri morarmayan bir Kürt öğrenci var mı?
Gıdasını resmi ideolojiden alan pedagojik zorbalık okul yaşamı boyunca farklı şekillerde uygulanmaktadır: Milliyetçilik-Irkçılık erkek egemen ideoloji ve sınıfsal baskının bütün unsurları eğitim müfredatına serpiştirilmiştir.
Tarih kitaplarındaki kahramanlık hikâyelerinden tutun da medyadaki şiddete özendirme operasyonlarına kadar her şey gençleri şiddete yönlendiriyor. Örneğin TV ve sinemalarda son zamanlarda gösterime giren ‘Kurtlar Vadisi’ medyanın şiddeti özendirmedeki rolünü ispatlayan örneklerden birisidir.
Okullardaki öğretmen davranışları da şiddet ve kişiliği birleştiren bir misyon yüklemektedir. Eli sopalı öğretmenlerin vurduğu yerde gül değil diken bitiyor. Şiddeti hak bilen öğretmen halen velilerin dedikleri gibi kemik ve et ayırma derdindeler.
Hâlbuki öğrenciye vurulan bir sopa karşımıza polis copu olarak çıkıyor. Tecrit olarak çıkıyor. Öğrenciye vurulan bir fiske bumerang gibi bize geri dönüyor. Dayak iyi olsaydı ‘cennet’ten atılmazdı. Habil ve Kabil’den kalan şiddet ise sadece efsaneden ibarettir.
Okullarda son zamanlarda yaygın çeteleşmeler görülmektedir. Özellikle bıçaklı kamalı bu tür öğrenciler çeteler halinde diğer öğrencilerden haraç toplamaktadır. Karşı koyanlara ise şiddet uygulamaktadırlar. Bu tür gruplar dışarıdan desteklendikleri için zaman zaman şiddet durumları okul dışına da taşmaktadır.
Yapılan araştırmalarda bu tür öğrencilerin milliyetçi-ülkücü çevrelerden oldukları saptanmıştır. Genellikle okullarda demokrat -ilerici- yurtsever öğrenciler üzerinden estirilen terörde ırkçı faşist çevrelerin rolleri büyüktür.
Uyuşturucu tacirlerinin piyasa olarak hedefledikleri yerler arasında okullar liseler önemli bir yer tutmaktadır. Tüm yapılan önleme çalışmalarına rağmen neden “köklerinin” kazınmadığı ise yanıtlanamayan sorular arasındadır.
Özellikle lise ve üniversitelerde devrimci-demokrat öğrencilerin çalışmalarını engelleme dağıtma amaçlı olarak bazı öğrencileri muhbirliğe zorlama da şiddeti doğuran nedenler arasında görülmektedir. Sonuçta şiddete uğrayan muhbirlere sahip çıkan da olmuyor. Ne de olsa muhbirlik iki ucu şeyli bir değnektir.
Bölgemizde ve ülkemizde açıktan ve örtülü olarak sürmekte olan bir savaş vardır. Susurluk’ta olduğu gibi Şemdinli’de de derin devlet çeteleri halka saldırmaktadırlar. Ülkemizde Bozhöyük’te Trabzon’da linç girişimleri yaşandı. Tüm bunlara rağmen en tepedeki mevkilerde oturanlardan biri olan Büyükanıt hala “iyi oğlan”ların savunmasını yapmaktadır. Halka kurşun sıkanların ‘kahraman’ olarak ilan edildiği bir ülke gerçekliği ile karşı karşıyayız.
MGK iktidar halen tüm siyasal sosyal ve kültürel sorunları şiddet yöntemleriyle çözmeye çalışmaktadır. Irkçılık milliyetçilik hezeyanları başını almış gidiyor. Barış ve kardeşlik isteyenler vatan haini ilan ediliyor. Linç ediliyor. Toplumsal muhalefet şiddetle bastırılmaya çalışılıyor.
Dahası kavgalı bıçaklı silahlı yaralama ve öldürmelerle sonuçlanan olayların son 2–3 yıllık seyrine bakıldığında; “tinerciler” ve “sokak çocukları”ndan başlayıp kronik işsizleri de kapsayan hırsızlık kapkaç olaylarına ve organize suçluları öne çıkardığını oradan da şimdi orta öğretim kurumlarına sıçrayarak yayıldığını görüyoruz. Yani bu tablo bize huzursuzluğun içinde bulunduğu durumdan hoşnut olmamanın toplumun ve özellikle de gençliğin en umutsuz ve çaresiz kesimlerinden “yukarıya” doğru okumuş yazmışlara doğru yayıldığını ve orta öğretim kurumlarına giren bu kaynaşmanın giderek üniversiteleri de kapsayacağını söylemek bir kehanet olamaz.
Haliyle bu gelişmeler durum ekonomik ve politik koşullardan kopuk ele almak gerçeklerin üzerinde atlamak anlamına geliyor. Burada şunu belirtmeliyiz ki; “liselerde şiddetin yayılması” olarak ifade edilen sorun özelleştirmeden işsizliğin kronikleşmesine artan yoksulluktan eğitimin özelleştirilmesine dinci ve milliyetçi önyargıların baskısından gelecek güvencesizliğine Kürt sorununun bir türlü çözülmemiş olmasına gençliğin idare ve aile baskısı altında tutulmasından bireyciliğin piyasa fikrinin kutsanmasına mafya zihniyetinin meşrulaşmasına; ideolojik siyasi ve ekonomik nedenlerle direk bağlantılıdır. Dolayısıyla; sorunun çözümü de; gençlik yığınlarının işsizliğe ve yoksulluğa karşı mücadele içinde örgütlenmesinden eğitimde herkese parasız demokratik ve laik eğitim hakkının tanıması gençliğin güvenli bir gelecek için örgütlenip politik sorunlara daha duyarlı hale getirilmesi için daha çok çalışılmasına yönelmeye gösterilmesinden geçmektedir.
Tüm bunları devlet örgütlüyor ve uyguluyor. Ve böylece lise / üniversite çağlarındaki gençler ve çocuklara kötü örnek oluyorlar. Aslında bilinen bir bilimsel gerçeklik var ki oda okullardaki şiddetin toplumsal şiddetin taklidi olması gerçekliğidir. İşte devletin ve hükümetin gizlemeye çalıştığı çarpıtmalar ve saptırmalar bir yana yinede okullardaki şiddet devletin toplumsal-yönetsel şiddetin devamıdır. Yani kılavuz karga misali halkı zaptu rapt altına almaya çalışan devletin politikalının okullarda bir yansıması olarak ele alarak okullardaki şiddetin kaynağının devletin kendisi olduğunu bilerek buna karşı mücadele ederek buradan şiddetin kaynağını yok etmek yönelmek gerekiyor.

********************

Dursun Yıldız

Şiddet olgusu birden bire nedensiz olarak ortaya çıkmış değildir. Şiddetin felsefi sosyolojik ideolojik ve politik nedenleri vardır. Okullardaki şiddet olaylarının da çokça nedeni vardır.

Öncelikle şiddetin genel tanımından başlamanın konuyu anlamamıza yardımcı olacağı kanısındayım. Öyleyse: “Nedir Şiddet?” ‘Bedene zor uygulama; kişisel özgürlüğü zor yoluyla kuşatma bozma; rahatça gelişmesini ve tamamlamasını engelleme; bazı doğal alışkanlıklara kısıtlama getirmek”tir. Bebekleri dövmekten ekonomik egemenliğe dek yeni yeni şiddet biçimleri keşfedilmekte. Sokaktaki zorbalıktan beyin yıkamaya kadar şiddetin farklı biçimlerine tanık olmaktayız.

Son günlerde okullardaki şiddet olaylarının yaygınlaştığını gözlemlemekteyiz. Elbette şiddet olgusu birden bire nedensiz olarak ortaya çıkmış değildir. Şiddetin felsefi sosyolojik ideolojik ve politik nedenleri vardır. Bunun yanı sıra dünyaya evrene bakış açısına göre de şiddeti farklı bir şekilde değerlendirmek de mümkündür. Kimileri de şiddetin nedenlerini “nedensizlik” olarak düşünebilmekte. Görüldüğü gibi şiddeti tek nedenle sınırlamak o kadar da kolay değil.

Okullarda şiddet olaylarının nedenlerini esas sebeplerden tali sebeplere doğru sıralayacak olursak karşımıza çokça nedenler çıkabilir. Birincisi yanlış pedagojik uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Egemen çevrelerin statükocu anlayışları tek tipleşmeyi dayatmaktadır. Beyinsel alandan tutun da kılık kıyafete kadar her alanda maddi ve manevi zorun tüm unsurları devreye sokulmaktadır. Farklı düşünen farklı giyinen farklı konuşan öğrenciye idare tarafından şiddet uygulanmaktadır. Söz konusu zor; sistemli bir şekilde yukarıdan aşağıya doğru zincirleme olarak uzanmaktadır. Türkçe öğrenim esnasında dayak yemeyen elleri yüzleri morarmayan bir Kürt öğrenci var mı?...

Gıdasını resmi ideolojiden alan pedagojik zorbalık okul yaşamı boyunca farklı şekillerde uygulanmaktadır: Milliyetçilik-Irkçılık erkek egemen ideoloji ve sınıfsal baskının bütün unsurları eğitim müfredatına serpiştirilmiştir.

Tarih kitaplarındaki ‘Kahramanlık hikayelerinden tutun da medyadaki şiddete özendirme operasyonlarına kadar her şey gençleri şiddete yönlendiriyor. Örneğin TV ve sinemalarda son zamanlarda gösterime giren ‘Kurtlar Vadisi’ medyanın şiddeti özendirmedeki rolünü ispatlayan örneklerden birisidir.

Okullardaki öğretmen davranışları da şiddet ve kişiliği birleştiren bir misyon yüklemektedir. Eli sopalı öğretmenlerin vurduğu yerde gül değil diken bitiyor. Şiddeti hak bilen öğretmen halen velilerin dedikleri gibi kemik ve et ayırma derdindeler.

Halbuki öğrenciye vurulan bir sopa karşımıza polis copu olarak çıkıyor. Tecrit olarak çıkıyor. Öğrenciye vurulan bir fiske bumerang gibi bize geri dönüyor. Dayak iyi olsaydı ‘cennet’ten atılmazdı. Habil ve Kabil’den kalan şiddet ise sadece efsaneden ibarettir.

Okullarda son zamanlarda yaygın çeteleşmeler görülmektedir. Özellikle bıçaklı kamalı bu tür öğrenciler çeteler halinde diğer öğrencilerden haraç toplamaktadır. Karşı koyanlara ise şiddet uygulamaktadırlar. Bu tür gruplar dışarıdan desteklendikleri için zaman zaman şiddet durumları okul dışına da taşmaktadır.

Yapılan araştırmalarda bu tür öğrencilerin milliyetçi-ülkücü çevrelerden oldukları saptanmıştır. Genellikle okullarda demokrat - ilerici - yurtsever öğrenciler üzerinden estirilen terörde ırkçı faşist çevrelerin rolleri büyüktür.

Uyuşturucu tacirlerinin piyasa olarak hedefledikleri yerler arasında okullar liseler önemli bir yer tutmaktadır. Tüm yapılan önleme çalışmalarına rağmen neden “köklerinin” kazınmadığı ise yanıtlanamayan sorular arasındadır.

Özellikle lise ve üniversitelerde devrimci-demokrat öğrencilerin çalışmalarını engelleme dağıtma amaçlı olarak bazı öğrencileri muhbirliğe zorlama da şiddeti doğuran nedenler arasında görülmektedir. Sonuçta şiddete uğrayan muhbirlere sahip çıkan da olmuyor. Ne de olsa muhbirlik iki ucu şeyli bir değnektir.

Bölgemizde ve ülkemizde açıktan ve örtülü olarak sürmekte olan bir savaş vardır. Susurluk’ta olduğu gibi Şemdinli’de de derin devlet çeteleri halka saldırmaktadırlar. Ülkemizde Bozhöyük’te Trabzon’da linç girişimleri yaşandı. Tüm bunlara rağmen en tepedeki mevkilerde oturanlardan biri halen ‘iyi oğlan’ların savunmasını yapmaktadır. Halka kurşun sıkanların ‘kahraman’ olarak ilan edildiği bir ülke gerçekliği ile karşı karşıyayız.

Siyasal iktidar halen tüm siyasal sosyal ve kültürel sorunları şiddet yöntemleriyle çözmeye çalışmaktadır. Irkçılık milliyetçilik hezeyanları başını almış gidiyor. Barış ve kardeşlik isteyenler vatan haini ilan ediliyor. Linç ediliyor. Toplumsal muhalefet şiddetle bastırılmaya çalışılıyor.

Tüm bunları söz konusu ‘Büyük Adamlar’ örgütlüyor. Uyguluyor. Ve böylece lise-üniversite çağlarındaki gençlerimize çocuklarımıza kötü örnek oluyorlar. Ünlü pragmatist pedagog John Dewey’in deyimiyle okullardaki şiddet toplumsal şiddetin taklidi midir?

Acaba? Bence okullardaki şiddet toplumsal-yönetsel şiddetin devamıdır. Hani kılavuz karga misali yani.

Yer: Beyazıt Meydanı tarih: 16 Mart(lar)

Bundan 28 yıl önce yani 16 Mart 1978 tarihi kalkışmalara protestolara hareketlere; başka türlü söylemek gerekirse öğrenci ve emekçi hareketinin düzene karşı tepkilerini dile getirdiği birçok eyleme ev sahipliği yapan Beyazıt Meydanı’nın hafızası açısından anımsattığı acısıyla unutulmayacak bir tarihtir. ‘80 öncesi bir dönem olması itibariyle provokasyonlarla da hafızalara kazınan bu süreçte “Beyazıt katliamı” olarak da anılan saldırı olayını diğerlerinden ayıransa canlara malolmasından öte tanınmış bir siyasi şebekenin planlı bir saldırısı olmasıdır. Faillerinin yıllarca araştırılmadığı bu planlı katliamın tarihi içinde Abdullah Çatlı’nın bile adının geçtiği emri zamanının MHP lideri Alparslan Türkeş’in verdiği iddia edilen “saldırı” kararıdır.

Beyazıt katliamını biraz hatırlayalım istersiniz: “1 mart 1978 gününden itibaren okula topluca girip çıkma kararı almıştı devrimci öğrenciler. Tıpkı geçmiş 15 gün gibi o gün de topluca okuldan çıkıyorlardı; saldırılara karşı kol kola girerek ve faşizme karşı slogan atarak. ‘Beyazıt meydanı komünistlere mezar olacak’ sloganı büyük bir gürültü ve yoğun silah sesleriyle eyleme dönüştü. Ortalığı karanlığa boğan duman ve şaşkınlık geçince yaşanan katliamın korkunç yüzü ortaya çıktı. Beyazıt meydanı kan gölüne dönmüştü. hukuk ve iktisat fakültesi’nde okuyan öğrencilerden Cemil Sönmez Baki Ekiz Hatice Özen Abdullah Şimşek Murat Kurt Hamdi Akıl Turan Ören hayatını kaybetmiş 50’den fazla öğrenci de yaralanmıştı. Katledilen öğrencilerin cenazesi binlerce kişinin katıldığı bir törenle Beyazıt’tan kaldırıldı”

Düzen tarafından 1978 başlarına kadar yedekte tutulmaya çalışılan ve Milliyetçi Cephede umduğunu bulamayan MHP bu tarihten itibaren bizzat devletin kontrolü altında iç savaş stratejisini uygulamaya soktu. Bu politikayla solun karşısında sağda geniş bir taban yaratmaya çalışarak bugüne kadar siyasal-sosyal bir gerilimi sürekli tırmandırmayı hedefledi.


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Okullarda Şiddetin Nedenleri

Okullarda Şiddetin Nedenleri konusu, GENEL KÜLTÜR / Genel Kültür Paylaşımlarınız forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Anal Kaşıntının Nedenleri Nelerdir? - Makat Bölgesindeki Kaşıntının Nedenleri elif Sağlığımız 0 23-04-2011 05:50
Göz yorgunluğunun nedenleri daywest Göz Hastalıkları 0 19-03-2010 11:54
Okullarda Q Klavyeler F Klavyeye Çevrilecek sahranil Eğitim ve Kadın 1 10-03-2010 02:33
alerjinin nedenleri? dseda14 Allerji ve Alerji Çeşitleri 0 20-08-2008 09:08

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 01:54 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats