bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Genel Kültür Paylaşımlarınız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 11-12-2011, 04:55   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Masonluğun Tarihçesi Hakkında Bilgi

Masonluğun Tarihçesi Hakkında Bilgi

Yoğun araştırmalar için harcanan çaba ve zamana karşın henüz masonluğun nerede ve niçin kurulduğu tam olarak anlaşılamamştır.Gerçeklerin iyi niyetli ancak bilgisi yetersiz kimi mason tarihçilerce çarpıtılması sonucu bulunanaması masonluğun tarihi hakkında yeterli bigi bulamamamıza neden olmaktadır.Yaklaşık olarak yüz elli yıldan bu yana mason tarihçiler geleneksel tarihlerini çeşitli yöntemlerle araştırmaya çalışmaktadırlar ve 1717 yılında İngiltere Büyük Locasının kuruluşundan önceki dönemlere ilişkin belgelere dayanan gerçek kanıtların taramasıyla ilgilenmektedirler. Diğer taraftan bu tür bilimsel sayılabilecek araştırma ve yayınlara karşın gizemci ya da romantik diye tanımlayabileceğimiz bazı mason araştırmacılar işleri daha da karıştıran yayınlar çıkarmaktadırlar. Bu durumda düşünsel masonluğun tarihine iki temel yaklaşımın bulunduğunu ileri sürebiliriz; doğrulanabilir olgu ve belgelere dayanan bilimsel (ya da otantik) yaklaşım ve masonluğu gizemci gelenekler çerçevesine oturtmaya çalışan ritüelik öyküler ve simgeler aracılığı ile çeşitli ezoterik (içrek) geleneklere bağlamaya çalışan romantik yaklaşım. Kafaları karıştıran durum ise her iki yaklaşımın kendi içlerinde de çelişmesidir.


Masonlar masonluk tarihine ilişkin temel bilgilerini doğrudan kendi ritüellerinden edinirler. Çeşitli törenler sırasında Kudüs'te Süleyman Tapınağının yapımınıorada çalışan çırak ve kalfa duvarcıları onların başındaki usta Hiram'ı
mason gizlerini açığa vermek istemeyen Hiram'ın öldürülüş öyküsünü öğrenirler. Ritüellerde ortaya konulan tarih masonluğun Hz. Süleyman zamanında (İÖ 950) varolduğu ve o günlerden beri yaşayan bir sistem olarak süregeldiği biçimindedir. Oysa ritüellerin amacı tarihsel gerçekleri ortaya koymak değil masonluğun ilke ve öğretilerinin aktarıldığı dramatik bir öykü sunmaktır.

Resmi anlamda ilk mason tarihi 1723 yılında James Anderson'un ilk Büyük Loca için kaleme aldığı"Temel Yasa"nın bir bölümü olarak yazılmıştır. Anderson'un çalışması cennet bahçesindeki Hz. Adem'den başlayarak 1717 İngiltere Büyük Locasının kuruluşuna kadar süren geniş bir masonik söylenceden ibarettir. Bu tarih yorumu nedeniyle Anderson sert eleştirilere uğramıştır. Ancak onun bir tarihçi olmayıp o dönemde yeni olarak düşünülebilecek bir kuruma onurlu bir geçmiş kazandırmaya uğraştığı düşünülürse bu eleştirilerin haksızlığı anlaşılır.

1738 Yılında Anderson Temel yasasının yeni bir baskısını hazırlar. Sınırsız düş gücünün egemen olduğu yeni bir tarih yorumu yaparak İngiliz masonluğunun 10. yüz yıldan 1717 yılına kadar ayrıntılı bir tarihini verir. Kral Edwin'in 926 yılında York kentinde düzenlediği büyük toplantıyı Büyük Locanın ilk bir araya gelişi olarak ileri sürer.Ve bu toplantıların düzenli bir biçimde 1700'lere kadar yapıldığını savunur.Mimarları ve inşaat mesleğini uygulayanları korumuş olan tüm İngiliz soylularını ve bilinen tarihi kişileri büyük üstat olarak listesine alır. İlk baskıda hak ettiği hoş görüyü ikinci baskıda yer alan ayrıntılı ancak kanıtlanması olanaksız savlar nedeniyle yitirir. Üstelik Anderson'un Eylemsel masonlukla Düşünsel masonluk arasında hiç ayrım yapmamış olması da önemli bir eksikliktir. Anderson'un yapıtı Büyük Loca adına yazıldığı için sonraları neredeyse kutsal bir niteliğe ulaşmış içerdiği tarih yorumu uzun süre tartışılmamış masonların kendi tarih anlayışlarını derinden etkilemiştir. Anderson'un eylemsel-düşünsel masonluk ayrımını hiç yapmamış olması bilimsel yaklaşıma bağlı tarih araştırmacılarını huzursuz ederek bu resmi tarih yorumunu eleştirmeye yöneltmiş ve eylemsel masonluk ile düşünsel masonluk arasında doğrudan bir bağlantı kurma arzusunu yükseltmiştir. Gün ışığına çıkan her kanıt kırıntısı bile dikkatle incelenmiş araştırma alanları mimari kayıtlardan eski lonca defterlerine kadar genişletilmiştir. Amaç aşikârdır: eylemsel masonluktan düşünsel masonluğa dönüşümün kanıtlanması gerekmektedir. Gerçekten de araştırmacılar İskoçya'daki eylemsel mason localarının ilginç özellikler gösterdiğini
kanıtlamışlardır. Bu localar coğrafi olarak birbirinden ayrı birimler biçiminde düzenlenmişler ve ülkedeki tüm inşaat işlerini sürdürüp denetlemişlerdi. İskoç eylemsel masonluğunda bir başka locanın bölgesine geçen inşaatçıların kendilerini tanıtabilmek için çeşitli gizli parola ve işaretleri kullandıkları da belirlenmiştir. Bu durum farklı locaların en azından bu tanıtım işaretlerini ve parolaları saptamak için bir araya geldiklerini bu buluşmaların da locaları birleştiren bir örgütlenmenin ilk adımı olduğu düşünülebilir. Öte yandan araştırmalar İskoçya'daki sözkonusu eylemsel locaların 16. ve 17. yüz yıllarda inşaat mesleğinden olmayan kişileri de "kabul edilmiş" ya da "centilmen" mason niteliğiyle aralarına üye olarak aldıklarının sarsılmaz kanıtlarını ortaya koymuştur. Üstelik 17. yüz yılın sonlarına doğru bazı localarda kabul edilmiş üyeler çoğunluğu ele geçirmişler ve bu değişimi gösteren localar tümüyle düşünsel bir nitelik kazanmışlardır.


İskoçya'da belirlenen bu eylemselden düşünsele geçiş kanıtları karşısında İngiltere masonluğunun savunusu oldukça ilginçtir. Onlara göre yapılan araştırmalar İngiltere'de tam anlamıyla gelişmiş eylemsel locaların bulunmadığını göstermektedir. Ortaçağ'da İngiliz duvarcıların örgütlenmesi alet ve takımların saklandığı ve dinlenme zamanlarının geçirildiği basit bir barakadan ibarettir ve bunun ötesinde önemli bir gelişme göstermemiştir. 1600 Yıllarında İngiliz lonca sistemi zaten çökmüş durumdadır. Ne yöresel düzende örgütlenmeler ne de gizli tanıtım işaretleri saptanabilmiştir. Hele eylemselden düşünsele geçiş dönemini belirleyen karma localara yönelik hiçbir ipucu yoktur. Kısacası söz konusu geçiş ya da dönüşüm kuramı İngiltere için pek geçerli görülmemektedir. Bu durumda İngiliz mason kuramcılar kabul edilmiş masonluğun hiç bir eylemsel öncüle bağlı olmadan İngiltere'de kendiliğinden yepyeni bir kurum olarak doğduğunu ileri sürmekten kaçınmamışlardır. Özetle İngiliz mason tarihçilerin bir bölümüne göre bugünkü masonluk İngiltere'den hiç bir önceliği olmaksızın ve hiçbir başka ulustan etkilenmeksizin kaynaklanmıştır.Lakin zamanla düşünsel masonluğun doğrudan kaynağı olabilecek duvarcı örgütlerinin İngiliz Adalarının dışında varolabileceği tartışılmış ve derinlemesine bir araştırmaya yönelinmiştir.
Öncelikle Roma'nın "Collegia Fabrorum"ları yani meslek örgütleri ele alınmıştır.Çoğu zaman "Collegia" sözcüğüne gizemci ve düşünsel kült anlamları yakıştırılmaya çalışıldığı olmuştur. Oysa Collegia'lar Roma'nın varlıkları en eski çağlara kadar uzanan esnaf ve zanaatkâr dernekleridir. Bunlar arasında özellikle "Magistri Comacini" (Como Ustaları) 7. ve 8. yüz yıllarda tüm Orta Avrupa'ya yayılmış bir inşaatçı topluluğudur. Bu örgütün en önemli iki niteliği; kendi içinde bir derecelenme sistemi uygulaması ve üyeler arasında sıkı bir kardeşlik bağının kurulmuş olmasıdır. Roma mimari anlayışını Avrupa'ya yayan bu topluluk Gotik mimarinin geliştiği 10. yüz yılda etkisini yitirmiştir.

Daha sonraki dönemlerde Orta Avrupa lonca sisteminde ve mimar-duvarcı-taş yontucu mesleklerinin örgütlenmesinde Collegia'lardan esinlenilmiş olduğu düşünülebilir. Anadolu'daki Ahi lonca örgütlenmesinde Bizans yoluyla aktarılan Roma Collegia'larının etkisinin olup olmadığı ayrı bir inceleme konusu olabilir.

Yaklaşık olarak 8 yüz yılla 12. yüz yıllar arası Avrupa'da inşaatçılık çalışmaları manastırların çatısı altında sürdürülmüştür. Eylemsel masonluğun en parlak dönemini yaşamasını sağlayan Gotik mimari stili de manastırlarda ortaya çıkmıştır. Muhteşem Gotik katedralleri inşa eden masonlarmanastırlarda oldukça huzurlu bir yaşam ve çalışma olanakları bulmuşlardır. Roma Kilisesinin manastırlar üzerinde giderek artan baskıcı denetimi ve Gotik mimarinin etkisini yitirmesi üzerine bu masonlar zamanla manastırlardan bağımsızlaşmışlar ve Collegia'lardan örnek alarak kendi örgütlerini oluşturmuşlardır.

Ortaçağ sonrasında Fransa'da oluşturulan meslek birliklerine genel olarak "Compagnonage" denir. Sözlük anlamı "birliktelik" olan bu örgütler ekonomik kriz dönemlerinde meslektaşlar arası dayanışma oluşturmak ve güvence sağlamak amacındadırlar. Birer öncü sendika niteliğinde olan bu kuruluşlar zamanına ne devletçe desteklenmişler ne de kilise tarafından korunmuşlardır. Duvarcılarla birlikte diğer meslek gruplarından kişileri de barındıran "Compagnonage" örgütlerinin amblemlerinde gönye ve pergel bulunması oldukça anlamlıdır. Yine Ortaçağ sonrasında bu kez Orta Avrupa'da özellikle Almanya'da örgütlenen eylemsel masonlar "Steinmetzen" yani taş ustaları olarak adlandırılırlar. 12.Yüz yıldan başlayarak manastırlarla tüm bağlantılarını koparan duvarcı örgütleri 13-17. yüz yıllar arasında tüm Avrupa'ya yayılmışlardır. "Steinmetzen"ler 14. yüz yılda Strasbourg kentini üs edinen bir merkezi örgütlenme oluşturmuşlar ve 1452 yılında da bir anayasa düzenlemişlerdir. Ancak hem Compagnonage'lar hem de Steinmetzen'ler üzerinde yapılan araştırmalar düşünsel nitelikte bir çalışmanın varolduğu hakkında herhangi bir kanıt ortaya çıkaramamıştır. Otantik araştırma anlayışına bağlı bazı mason tarihçiler duvarcı örgütleri ile düşünsel masonluk arasında doğrudan değil de dolaylı ilişkiler olasılığı üzerinde durmaktadırlar. Bu yaklaşım düşünsel masonluğun kurucularının zamanında açıkça uygulanması olanaksız eylem ve düşünülerini gizlemek amacıyla kendilerine eylemsel bir örgüt görünümü verdikleri varsayımını irdelemektedir.

15. Ve 16. yüz yıllar siyaset ve dinin iç içe geçtiği ve fikir ayrılıklarının savaşlara bile yol açabildiği huzursuz bir dönemdir. Özellikle dinsel kurallara uymayan kişilere şiddetli yasal yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu kurama göre ilk düşünsel masonlar devlet politikalarına ve dinsel uygulamaların katılığına karşı çıkan ve toplumsal gelişmenin sağlanması amacıyla çeşitli görüş ve inançta kişileri bir araya getirmek isteyen kişilerdir. Yaklaşımları devrimci bir nitelikte olmakla birlikte geçerli dinsel yapıyı alaşağı etmeyi düşünmeden vicdanların özgür kılındığı bir toplum düzenini kurmak arzusundadırlar.


Yine bu dolaylı etkilenme kuramı çerçevesinde bir alternatif görüş de masonluğun kaynağına düşünsel açıdan değil de bir hayır kurumu niteliği açısından yaklaşmaktır.Bu varsayım masonluğu 17. yüz yılda gelişen bir yardımlaşma örgütü olarak ele alır.

Düşünsel masonluğun kaynağına ilişkin olarak geliştirilen diğer bazı kuramlar da eylemsel masonluğun tümüyle dışında bulunan bir takım toplulukları ele almışlardır.Bu topluluklardan biri Gül-Haç Örgütü (Rozikrüsyen'ler). Bu topluluk 16. yüz yılda Almanya'da ortaya çıkmıştır.Kurucusu gerçekten yaşayıp yaşamadığı bilinemeyen Christian Rozenkreutz isimli bir kişidir. Bu örgüt 17. yüz yılda Fransa ve İngiltere'yi de kapsayan geniş bir alana yayılmayı başarmıştır. İlk bakışta hem localar hem de dereceler açısından masonlukla büyük benzerlikler göstermektedir. Gül-Haç örgütü özünde gizemci bir topluluktur. Evrenin ve yaşamın gizlerini tümüyle gizemci bir yaklaşımla hermetizm ve kabala gibi uygulamalarla tanımaya çalışmaktadırlar. Masonluğun hemen her ritinde bulunan "Gül-Haç Şövalyesi" derecesi nedeniyle düşünsel masonluğun Gül-Haçlardan kaynaklandığı sıkça ileri sürülmüştür. Öyle ki İngiltere'deki ilk düşünsel masonlar arasından bazılarının aynı zamanda Gül-Haç örgütüne üye olduklarının bilinmesi doğrudan bir bağlantının kanıtı olarak sunulmuştur. Bazı savlar masonluğun Gül-Haç'ların İngiltere'deki şubesi olduğu noktasına kadar vardırılmıştır.

Düşünsel masonluğun kaynağı olabilecek örgütler arasında belki de üzerinde en çok durulmuş ve tartışılmış olanı Tampliye'lerdir. Özellikle bir çok mason ritinde bazı yüksek derecelerin adı olarak "Tampliye Şövalyesi" unvanının benimsenmiş olması dikkatleri bu örgüt üzerine çekmiştir. Bir keşiş-şövalye tarikatı olan Tampliye'ler 1118 yılında Kudüs'te kurulmuştur. Görünen amaçları Hıristiyanların Kutsal Topraklar'da esenlik içinde yolculuk yapabilmelerini sağlamaktı. Bir adı da "İsa'nın Yoksul Askerleri" olan bu tarikat Kudüs'te Süleyman Mabedinin yıkıntılarının bulunduğu bir bölgede yerleşmişti. Bu nedenle de aynı zamanda "Tampliye" yani tapınak tarikatı adı ile tanındılar. Tampliyeler 1128 yılında toplanan Troy konsilinde St. Bernard'ın girişimleri ile Roma Kilisesi tarafından onaylandı ve Papa'dan başka hiçbir otoriteye hesap vermeyecek bir statüye kavuştu.Tarikat kısa sürede tüm Avrupa'lı soylulardan ve dinsel kurumlardan parasal destek gördü ve hızla gelişti hem üyelerinin sayısı hem de mal varlığı arttı. Zamanla bankerlik işlemlerine de başladılar. Para ve değerli malların para karşılığında bekçiliğini yapıyorlar faiz karşılığı borç veriyorlar Avrupa limanları ile Filistin arasında kredi mektubu çek gibi işlemler uyguluyorlardı. 12. Yüz yıl sonlarına doğru topluluk tüm Avrupa'ya yayılmış yaklaşık 30.000 üyesi bulunan ve inanılmaz bir mal varlığına sahip bir güç haline gelmişti. Tarikat tarafından köprüler yollar katedraller ve şatolar inşa edilmişti. Tampliyeler artık Fransa ve İspanya krallarına bile borç verir duruma gelmişlerdi. Doğu'da Filistin'de Müslümanlarla ilişkilerini geliştirmişler ve özellikle Sünni otoriteye karşı çıkan Şii-batıni İslam tarikatleriyle (Lübnan'da Dürzi'ler ve Suriye'de Haşhaşi'ler) dostluk kurmuşlardı. Ancak önce Kudüs'ün sonra diğer Kutsal Toprakların tekrar Müslümanların eline geçmesi Tampliyeler'in prestijini sarstı. Ellerinde bulundurdukları büyük maddi güç Fransa kralı IV. Philip'i huzursuz etmekteydi. Nihayet Avignon kentinde zorunlu olarak ikamet etmekte olan V. Clement Philip'in politik baskılarına dayanamayarak Tampliye tarikatının düzmece suçlamalarl yargılanmasına karar verdi. 1309 Yılında Fransa'da bulunan şövalyeler Büyük Üstatları Jacques de Molay ile birlikte tutuklandılar. Suçlamalar dinden çıkarak şeytana ve puta tapma ile sapık cinsel ilişkilerdi. Bir çok şövalye engizisyonun işkenceleri ile can verdi. Suçlarını itiraf etmeyen Büyük Üstat Jacques de Molay ile iki önde gelen şövalye 1314'te Paris'te yakılarak öldürüldü. Tarikat Papa tarafından kapatıldı ve tüm taşınmaz malları Hospitallier tarikatına devredildi. Tüm nakit varlıklar da Fransa kralının kasasına aktarıldı. Bazı kaynakların ileri sürdüğüne göre 1309 yılındaki tutuklamadan kaçan kimi şövalyeler İskoçya'ya kaçmıştı. Burada bulunan yerel Tampliye örgütüne sığınan bu kaçaklar İskoç kralı Robert Bruce'ün ordusuna katılarak 1314 yılında İskoçya-İngiltere savaşına katılmışlar ve daha sonra da Heredom yakınlarında bulunan Kilwinnig isimli bir eylemsel mason locasına girmişler. Kesin olarak kanıtlanamayan bu savlara göre Tampliyeler daha 14. yüz yıl başlarında ilk kabul edilmiş masonlar olmuşlar. Aynı görüş Avrupa'nın diğer ülkelerinde bulunan Tampliyeler'in de çeşitli localara katıldıkları biçiminde yinelenmiştir. Tampliyeler en güçlü oldukları dönemlerde Avrupa'nın hemen her yerinde çeşitli loncalar ve meslek dernekleri ile yakın ilişkiler kurmuşlardı. Tarikatın her şubesinde önde gelenler arasında bir "Magister Carpentarus" bulunurdu ki bunlar gerçek mimarlardı. Tarikat özellikle Paris'te çok güçlüydü. Kentin yaklaşık üçte biri tarikatın denetiminde ve kralın yargılaması dışındaydı. Tampliyeler'e bağlanan meslek kuruluşları özgür dernekler olarak kabul ediliyorlar ve kraliyet yargıçlarının yetkilerinin dışında kalıyorlardı. Böylece haraç angarya göz altı gibi yaptırımlardan kurtulan tüm bu meslek sahipleri tarikatın kurallarına göre yaşıyorlardı. Tampliyeler'in 1314 yılına kadar olan tarihleri sağlam belgelere ve kanıtlara dayanmaktadır.Ancak mason localarına katıldıklarına dair tutarlı kanıtlar bulunamamıştır. Yalnızca "Rite de Bouillon" adı verilen bir 18. yüz yıl yazmasında düşünsel masonluğun Tampliyeler'den kaynaklandığını belirten bir ritüel saptanmıştır. Aslında bir adı da "Eski İskoç Riti" olan Bouillon riti Andrew Michael Ramsay tarafından kurulmuştur.Ramsay bu ritin kuruluşunu 1737 yılında başlatmış ve düşünsel masonluğun Tampliye kaynaklı olduğunu savunmuştur. Bu rit 1758 yılında "Olgunlaşma Riti"ni 1786 yılında da "Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti"ni doğurmuştur.

Düşünsel masonluğun kaynaklarına ilişkin diğer bir büyük kuramlar topluluğunu genel olarak "romantik kuramlar" olarak adlandırmak olasıdır. Bu kuramlar şu ana akımlara indirgenebilir:


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Masonluğun Tarihçesi Hakkında Bilgi

Masonluğun Tarihçesi Hakkında Bilgi konusu, GENEL KÜLTÜR / Genel Kültür Paylaşımlarınız forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sure Hakkında Bilgi elif Eğitim ve Öğretim 0 16-06-2011 12:53
Bilgi Felsefesi Hakkında Bilgi elif Eğitim ve Öğretim 0 13-06-2011 03:22
Gündelik Bilgi Ve Sağduyu Bilgisi Hakkında Bilgi elif Eğitim ve Öğretim 0 13-06-2011 03:21
Lys 4 Hakkında Bilgi elif LYS - YGS 0 10-06-2011 12:19
Kanser Aşısının Bulunuşu ve Tarihçesi Hakkında elif Sağlığımız 0 17-03-2011 05:20

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 07:55 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats