bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > GENEL KÜLTÜR > Genel Kültür Paylaşımlarınız

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 11-12-2011, 05:22   #1 (permalink)
 
elif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Eski Anadoluda Ölüm İnançları Nedir?

Eski Anadoluda Ölüm İnançları Nedir?

Kazılardan elde edilen bilgilere göre Anadolu'da ölülerle ilgili işlemlerin en yoğun olduğu dönem Hititlerin yaşadıklari çağlardır. Ancak onların ölülerle ilgili tüm uygulamaları ve inançları kendilerinin yarattığı söylenemez. İ.Ö. 2000 yıllarının çok gerilerine giden birtakım geleneklerden etkilenmeleri onları komşu ülkelerden aldıklarını kendi buluşlarına katmaları olağandır doğaldır. Bugün ölü gömme geleneğinin çağını kesinlikle belirleme olanağı yoktur. Ancak eldeki buluntular Anadolu uygurlığının gelişmiş dönemlerinde ölü gömmeyle ilgili epeyce ilerleme olduğunu gösterir.



Kimi yörelerde ölülerin evlerin içine döşemelerın altına kimi yerlerde höyüklere kimi bölgelerde kuyu biçimli kazılmış yerlere özel küplere odacıklara kimi kesimlerde de taştan oyulmuş yerlere gömüldüğünü gösteren kanıtlar vardır. Yalnız Hititlerde üç türlü gömme yapıldığını biliyoruz. Toprak içine küpe taş kap içine ölü gömülürdü. Gene Hititlerde eti yakılan ölünün kemiklerinin bir kaba doldurulup gömüldüğünü gösteren kanıtlar vardır.

"Hitit İmparatorluk devrine tarihlenen içinde kral ve kraliçenin öldüğü zaman yapılan dini bir töreni anlatan çivi yazılı metinler ölü yakma geleneğini detaylı bir şekilde tarif etmektedir. Ondört gün sürdüğü anlaşılan törenin ilk gününde hayvanlar kurban edilmekte ölüye içki ve yemek sunulmakta tanrılar ve ölenin ataları için rahipler dualar okumakta aralarında kıymetli madenlerden yapılma nesneler de bulunan ölü hediyeleri verilmekte ölen ve tanrılar için ağıtlar yakılmakta ve cenaze yemeği yenerek ölünün heykeli etrafında dolaşılmaktaydı. Söz konusu hediyeler ve kurbanlar yakılarak ölüye sunulmaktaydı. Törenin ikinci gününde ölü bir araba üzerinde yakılacağı odun yığınının bulunduğu meydana ***ürülmekte ve o akşam yakılmaktadır. Ertesi sabah köz yığını bira ve şarapla söndürüldükten sonra kadınlar geride kalan kemik artıklarini külün içinden ayıklayarak kokulu yağ dolu gümüş bir kaba yerleştirip ardından bir keten bezine bohçalıyordu. Metnin devamında kemik parçalarının bir masa üzerine yerleştirildikten sonra karşısına konan bir başka masada ölüyle yemek yendiğini anlatmaktadır. Kemikler daha sonra Taş Ev denilen bir yere ***ürülerek yatak üzerine yerleştirilmekte ve önüne bir lamba konmaktadır."

Eskiçağlarda ölülerin yakılması yakılma işleminde özel törenler düzenlenmesi Anadolu'da yaygın bir gelenekti. İlyada Destanında Hektor'un ölümünün ardından kadınlar ağıtlar yakmış ve Hektor'un ölüsünün yakılması için dokuz gün şehire odun taşımışlardı:



"Ölümlere parlayan şafak sökünce onuncu günü

gözyasi içinde ***ürdüler Hektor'un ölüsünü

Koydular yığınlarin tepesine verdiler ateşe

Gül parmaklı şafak sabah erken parlayınca

Ünlü Hektor'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk.

Hepsi geldi bir araya topluluk kuruldu

parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını

Söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi

sonra topladı kardeşleri dostları ak kemikleri

hepsinin yanaklarından iri yaşlar dökülüyordu.

Kemikleri alıp koydular bir altın kutuya

erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu.

Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura

ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü.

Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar

gözcüler diktiler çepeçevre dört bir yana

mezar bitmeden Akhalar saldırmasın diye.

Bir mezar tümseği olunca toprak kabara kabara

gerisin geri döndü hepsi kente

toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni

Zeus oğlu Kral Priamos'un sarayında

İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor'un cenaze töreni"

Hititlerle ilgili uygarlık buluntuları arasında ölü küllerinin ölü kemiklerinin saklandığı özel kaplar görülmektedir. Bundan Hititlerin kimi ölüleri yaktığı kimi ölülerin yalnız etlerini yakıp kemiklerini sakladığı kimi ölüleri de boynundan diz kapakları arkasina uzanan bir bağla simsıkı bağlayarak çömelmiş gibi bir durumda gömdükleri anlaşılıyor. Bu gömme şekillerinden biri de Hoker durumudur. Hoker durumundaki ölüler sağ veya sol yanlarına yatırılmış olup sırtüstü bırakilanları pek azdır. Pek azının başı altında yastık görevini gören ufak yassı bir taş bulunmaktadır. Ölülerin hoker şeklinde (dizin gögse çeneye doğru çekilmesi ve dizin karına doğru çekilmesi) gömülmesinin bize göre nedeni uyku durumunu temsil etmesi ve ölümün de bir çeşit uyku olarak algılanmasıdır.



Hititlerde ölünün külleri kutsal sayılır onlara karşı özel bir saygı gösterilirdi. Küllerin konduğu kap toprağa gömülürdü. Bu kaplar genellikle topraktan yapılmış küçük çömleklerdir. Öte yandan bu kül kemik koyma kapları arasında tunç başka türden alaşım kaplar da görülmüştür. Bu gelenek maden kap yapma Mezopotamya kaynaklıdır. Demek Hititler bu alanda komşu uluslardan birtakım inanç unsurları almakta sakınca görmemişlerdir. Bu durum inanç kaynaşmalarının kaçınılmaz bir sonucudur.



Hititler ölen kralsa yalnız etlerini yakar kemıklerini yağlarlar güzel kokularla yıkıyarak özel bir kaba koyup gömerler. Onların gözünde kral kutsaldır tanrısal niteliklerle donatılmıştır. Yine yukarıda dediğimiz gibi Hititler kimi ölüleri diz çökmüs gibi boyundan kollardan diz kapakları arkasından bağlayıp gömerlerdi. Ölünün toprağa ya da kendisine göre yapılmış özel küpe oturur gibi gömülmesi dirilip yeryüzüne gelebileceği korkusundandı.

Frigyalılar da Hititler gibi ölülerine büyük saygı gösterirlerdi. Ölüler sırtüstü gömüldükten sonra üzerine bir tepe meydana getirecek şekilde toprak yığılırdı. Bu toprak yığınının altında bir mezar odası bulunur ölünün yanında hediyeleri gömülürdü. Buradan Frigyalıların da Hititler gibi öldükten sonra dirilecekleri inancını taşıdıkları anlaşılıyor. Bu mezar biçimi çok uzun yıllar Bizanslilara kadar sürmüştür.



Anadolu'da çeşitli gömme adetlerinin bulunması bunun çağlarla ilgili olduğunu etkilenme kaynaklarının başkalığıyla bağlantılı bulunduğunu göstermektedir. Bunun nedeni ise o çağlarda Anadolu'da yaşıyan topluluklarin kendi bütünlükleri içerisinde ayrı birer uygarlık oluşturmalarıdır.

Yasayan ölü düşüncesinin en büyük sonucu ölü hediyeleri ölü yemeği ve içkisidir. "Ön tarih Anadolusunda mezarlara hediye bırakmak ölülere yemek içki sunmak ve dünya işine yarayan eşyayı beraberinde ***ürmesini sağlamak adeti vardır.



İncelenen Eski Anadolu mezarlarında hayvan iskeletlerine de rastlanmıştır; ancak bu iskeletlerin yenilebilen kısımlari eksiktir. Bunlar da ölü gömülüp hediyeleri yerleştirildikten ve mezar kapandıktan sonra başlayan kurban merasimi ve ölü yemeği kalıntılarıdır. Ölü yemeğinde kurbanlar kesiliyor yenilebilen yerleri yeniyor baş ve bacakları da ölüye sunuluyordu. Bu hediyelerin yanında ölünün yanına öbür dünyada kendisine arkadaşlık etmesi için köpeğini de gömme adeti vardı.



Eski Anadolu inançları yukarıda da belirttiğimiz gibi animist unsurlar taşır. Buna göre "ruh arada bir gövdeye gelir girer mezarda ölü dirilirmiş. Bu yüzden ölüye onun kemiklerine sövmek büyük suç sayılırdı."



Peki bir kişi öldüğünde onun ruhu ne olmaktadır? "Hitit ölü ritüellerinde bir Patili rahibi tanrılara ölü ruhunun nereye gittiğini sorar. Tekrar tekrar yöneltilen sorulara verilen cevaplar ise oldukça ilginçtir: O sedir ormanları evine gitti. O oraya gitti. O şuraya gitti veya buraya gitti. Yedinci kez sorulduğunda tanrılar: Anne onun elinden tuttu ve ona refakat etti şeklinde cevap vermektedir. Bu ifade bir taraftan ölü ruhunun ata kültü gereği ataların ruhlarıyla birleştiğini gösterirken diğer taraftan da annenin ölü ruhuna refakat etmesiyle bu yolculuğun kolay bir yolculuk olmadığını vurgulamaktadır. Daha önce ölmüş olduğu için anne yeraltı dünyasını belki de daha iyi tanımakta ve bu nedenle ölü ruhunu ölüler diyarina ***ürmek üzere elinden tutmaktadır."

Ancak yeraltı dünyasına inen ruh bazı durumlarda yaşayanları ziyaret edebilir: "Hititlerde özellikle zorla ve haksız yere öldürülmüş olan insanların ruhları ve kendilerine kurban sunulmayan öfkeleri yatıştırılmamış ölü ruhlarının birtakım yollar bulup insanların dünyasına sızarak onları rahatsız ettiklerine inanıyorlardı. Ayrıca bu ruhların insanlara rüyaları aracılığıyla gözüktüğüne hattâ onlarla karşılasmanın insanları kirlettiğine inanılmaktaydı.".


elif isimli Üye şimdilik offline konumundadır  





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Eski Anadoluda Ölüm İnançları Nedir?

Eski Anadoluda Ölüm İnançları Nedir? konusu, GENEL KÜLTÜR / Genel Kültür Paylaşımlarınız forumunda tartışılıyor.



Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Anadoluda Kurulan İlk Türk Beylikleri Kimlerdir? elif Tarih 13 01-01-2017 01:58
Anadoluda Unutulan Ramazan Gelenekleri nurküllü Ramazan ve Oruç 27 04-08-2011 08:04
Hürrem Sultan'ın ilk oğlunun ölüm sebebi nedir? elif Tarih 0 21-06-2011 02:44
Demir Çağ Anadoluda Ölü Gömme Gelenekleri elif Eğitim ve Öğretim 0 14-06-2011 12:51
Anadoluda Kurulan Uygarlıklarda Kültür ve Medeniyet Nasıldı? elif Tarih 0 07-02-2011 04:03

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 02:20 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats