bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > BAYANLAR ÖZEL > İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 24-09-2009, 05:53   #1 (permalink)
 
mormavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Basini One Eyme...


Basini One Eyme...

Yıllar önceydi...

Genç kızlık yıllarımın ilk yıllarıydı...

Annemin yüzümüze doğru işaret parmağını bir uyarı gibi uzatıp;

"Yolda yürürken başını önüne eğeceksin kaşlarını çatacaksın sağa sola bakmayacaksın bir erkek gördüğünde kaşlarınızı çatacaksın gülümsemek yok sağda solda oyalanmadan doğruca eve geleceksiniz vs. vs" sözlerini dün gibi anımsarım.
Annemiz bizi yetiştir iken aklı sıra kol kanat germekteydi. Oysa utanma duygularını tek tek bilinçaltımıza şırınga etmekteydi. Çünkü o da öyle yetiştirilmişti.

Bu uyarıları dikkate aldım mı? Aldım tabi. Hala izleri var alnımda. "Kaz ayağı" dedikleri derin çizgiler. Çatık kaş görünümüm öyle belirgin ki botoks enjekte etseler bile düzelmez. Öyle bir derin çizgi ki geri dönüşümü olamayacak bir iz kaldı tam alnımda iki kaş arasında...

Ben buna "utangaçlık çizgisi" diye bir ad verdim. Özellikle ilk üç dakikada bir insanın fiziğine bakıp referans imaj tahlilleri yaparken...

"Sinirli Kadın" görünümü hiç kaybolmadı...

Gerçi estetik harikaları var ama ya diğer gelişen duruma ne demeli? Hani o annemizin veya babamızın bizi yetiştiren ebeveynlerimizin hani? Hatta ilk altı yaşın üstüne ilaveler yapacak olan "ilkokul" öğretmenimizin bize vermiş olduğu kişilik renklerindeki arızayı nasıl yok edeceğiz? Bu duygu yaşamımızın her alanında bizi yenik düşürmüştür.

Sınavlarımızı verdiğimiz zamanlarda başımızdan aşağıya dökülen o sıcak kaynar suları hangimiz unutur ki?

Yaşamımızdaki İLKLER...
İlk aşkımız...
İlk sınavımız...
İlk işe girişimiz...
İlk uçağa binişimiz...
İlk yolculuğumuz...

Ve bir sürü İLK lerimiz bizim utanma duygularımızın ardında kalıp başarılarımıza ket vurmuştur...
Evet bizi engellemiş ve cesaretimizi kırmıştır...
Yaşamak şakaya gelmiyor...

Değerli psikiyatrist Doçent Dr. Levent Mete "Utangaçlığın " bir hastalık olduğunu açıklıyor bizlere...

Bakalım başa çıkabilecek miyiz bu içimizdeki bizi kemiren bu kurtla...

(*) “Mahcup bir insan mısınız? Bir toplulukta insanların ilgisi sizin üzerinize çevrildiğinde kalbiniz hızlı hızlı çarpmaya başlıyor ya da soluğunuz daralıyor mu? Yeni girdiğiniz bir iş ortamında ayağa kalkıp kendinizi tanıtmanız istendiğinde yüzünüz kızarıyor sesiniz titriyor mu? Bu özelliklerinizi bildiğiniz için kalabalık önünde konuşmanızı gerektirecek durumlardan uzak duruyor ancak tüm çabanıza rağmen boş bulunup yakalandığınızda bir iki laf edip sıranızı savıncaya kadar kan ter içinde kalıyor musunuz?
Eğer böyleyse sizde 'aşırı utangaçlık hastalığı' var demektir. Toplumdaki her on kişiden birinin kapısını çalan bu hastalığa yakalanmışsanız büyük bir olasılıkla kendinizi aşırı utangaçlık krizlerinden koruyacak bazı önlemler de geliştirmişsinizdir. Henüz bir çözüm yolu bulamadıysanız başkalarının neler yaptığına birlikte bir göz atabiliriz.

Aşırı utangaçlıkla baş etme yolları:

En sık başvurulan yollardan birisi alkol kullanımı. Birçok kişi utangaçlığını alkolle eritmeye çalışıyor. Yapılan araştırmalar aşırı utangaç kişilerde böyle olmayanlara göre en az iki kat daha yüksek bir oranda alkolizme ve alkol kullanımının yol açtığı diğer sorunlara rastlandığını gösteriyor.
Sık başvurulan bir diğer çözüm yolu topluluk karşısında duyulan sıkıntıyı azaltacak uyuşturucu maddelerin kullanılması. Bu kişilerin yaklaşık yüzde on beşi yaşamlarında en az bir kez bir uyuşturucu maddeye bağımlı duruma geliyorlar.

Üçüncü bir yöntem utangaçlık krizine yol açabilecek toplumsal etkinlikleri tümüyle dışlayan bir yaşam tarzı geliştirmek. İş ve okul ortamında ön plana çıkmayı ve kendini göstermeyi gerektiren durumlardan uzak durmak basit ve göze batmayacak işlere yönelmek bu yaşam tarzının temel taktikleri arasında sayılabilir Böylece aşırı utangaçlığınız sürse de bu sorunla yüzleşmekten kurtulmuş oluyorsunuz.
Ancak her üç yöntem de küçümsenmeyecek bireysel kayıplara yol açıyor. Alkolizmin ve madde bağımlılığının neden olduğu sorunlar herkes tarafından biliniyor. Çok sayıda toplumsal etkinlikten uzak durmaya dayalı bir yaşam tarzının sonucuysa düşük toplumsal ve mesleki başarı ve yalnızlık. Aşırı utangaç kişiler içinde bulundukları toplumun ortalamasına göre daha düşük bir eğitim görüyor daha az para kazanıyor ve karşı cinse uzak durmalarına bağlı olarak eş bulmakta daha fazla güçlük çekiyorlar. Bu kişilerin yüzde otuza yakın bir bölümü hiç evlenmiyor ve tek başına yaşıyor.

Aşırı utangaçlığın tedavisi:
Eğer sorun yalnızca topluluk önünde konuşmakla sınırlıysa genellikle kişiyi üç dört saatliğine aşırı utangaçlığın bedensel belirtilerinden kurtaran ilaçlar kullanılıyor. Beta bloker adı verilen bu ilaçlar yaşanan içsel karmaşayı kalp çarpıntısı soluk soluğa kalma ses titremesi ve yüz kızarması gibi yollarla dışa vuran sinirsel ileti sistemini bloke ediyor. Beta blokerlerin sahne sanatçıları arasında yaygın bir kullanımı olduğu biliniyor.

Daha uzun süreli bir rahatlama içinse beyindeki sinirsel iletimi sağlayan maddeler üzerinde etkili bazı ilaçlar kullanılıyor. Yapılan çalışmalar söz konusu ilaçların aşırı utangaçlık hastalığı olan kişilerin yüzde yetmişinde önemli bir düzelme sağlayabildiğini gösteriyor. İlacın yanı sıra bazı psikoterapi teknikleri de uygulandığında bu oran daha da yükseliyor.
Utangaçlığı yok eden ilaç
Çekingenlik nedeniyle toplum içine çıkamayanlar ve bu yüzden sosyal hayatları olmayanlara müjde. İngiltere'de piyasaya çıkan yeni bir hap utangaçlık ve çekingenlik gibi duyguları yok ederek insanların kendine olan güvenini artırıyor. The Sunday Times gazetesinin haberine göre Bristol ve Southampton üniversiteleri tarafından geliştirilen ve Smith Kline Beecham şirketi tarafından pazarlanan ‘‘Seroxat’’ adlı ilaç beyindeki seratonin maddesini artırıyor. Bu da kişinin kendine güven duygusunu kamçılayarak mutluluk hissi veriyor. Böylelikle kişi kendini ifadede daha rahat davranıyor ve öteki insanlarla çok daha kolay ilişki kuruyor.

Dr. Brian Goss klinik vaka derecesinde utangaç kişiler üzerinde yapılan testlerde ‘‘Seroxat’’ın çok başarılı sonuçlar verdiğini bildirdi. Örneğin yabancılarla karşılaşma korkusu yüzünden evinden çıkmayan 29 yaşındaki Londralı bir kadın ilacı aldıktan sonra cesaretini topladı ve tamamen dışa açık bir kişilik kazandı. Şimdiye kadar hayatı ıskalamasından yakınan genç kadın kaçırdıklarını telafi için her hafta sonu erkek ve kız arkadaşlarıyla birlikte pub ve kulüplerden çıkmaz oldu. Dr. Goss mucize hapın 3 milyon utangaç insanın yaşadığı İngiltere'de yılda 1 milyar dolarlık talep yaratacağını söyledi. Psikiyatrist Doç. Dr. Levent METE “

“Ay çok utandım!”

Sözlerini sıklıkla sarf ederiz değil mi? Artık cesaretimizi kazanıp daha özgüvenli bir yaşamın tadını çıkartacağız. Utangaçlığımızla başa çıkacağız.

Bilim adamlarının ve ruh bilimcilerin genlerin üzerindeki çabaları boşa çıkmayacak gibi.
Kim bilir? Belki de “ölümsüzlük” reçetesi bir gün elimize tutuşturulur. Lokman hekim kaybettiği o reçete hani…

Emine Pişiren
Basini One Eyme...


mormavi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Jülyet (24-09-2009)





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Basini One Eyme...

Basini One Eyme... konusu, BAYANLAR ÖZEL / İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden forumunda tartışılıyor.



Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 05:56 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats