bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > BAYANLAR ÖZEL > İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 12-07-2010, 12:44   #1 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Face47 Kabirden mektup var...

Kabirden mektup var... Kabirden mektup var...

Sözlerime nasıl başlasam Ayşe’m bilmiyorum. Ama ne çok şey var sana anlatacağım ve soracağım. Ayşe’m benim güzel eşim ben gideli nasılsın hala ağlıyor musun? Bilirim ne hassassın sen Kabirden mektup var... nasılda narinsindir. Ayşe’m yavrularımız nasıl Yusuf’la Elif nasıllar. Nasılda büyümüşlerdir şimdi. Nasıl özledim ah Yusuf’um bir bilsen baban nasıl özledi seni ve Elif’ini. Ayşe’m Yusuf hala baba diye yolumu gözlüyor mu? Oğlum benim nasılda heyecanla beni beklerdi kapıda elimde ki küçük bir çikolata için nasılda yapışırdı bacağıma. Ayşe’m sende elifi de alır paylaştırırdın onlara. Elif’im benim yüreği geniş kızım Yusuf daha fazla yesin deyişin hep kulağımda. Ayşe Yusuf’a söz verdiğim ama bir türlü alamadığım oyuncak kamyonu andın mı? Sende alamadın değil mi? Size ne bıraktım ki ben borçlarla dolu bir hayat. Başkalarının eskimiş oyuncakları ile geçiyordu yavrularım çocukluğu. Yusuf’um sana bir kamyon alamadım ya yazık bana. Ben nasıl babaydım. Ama hiç paramız olmazdı ki. Olduysa da başka ihtiyaçlardan sıra gelmedi.

Yüzünü güldüremedim Ayşe’m sende yetimdin bak çocuklarında yetim kaldı. Sen bilirsin babasızlığı değil mi? Yavrularında bilecek. Sen çırpınacaksın benim yokluğumu hissettirmemek için ama olmayacak. Okula gidecek yavrularım soracak öğretmen babalarınız ne iş yapıyor diye. İkisi de başı önde öldü diyecekler. Belki ağlayacaklar. Yaşadıkları sürece baban ne iş yapıyor sorusundan kaçacaklar. Veli toplantılarına da hep annen gideceksin öğretmen baban niye hiç gelmiyor diyecek sen yine başın önce babam yok öğretmenim diyeceksin. Yüzün solacak için acıyacak çıkınca odadan kuytu bir kenarda ağlayacaksın. Bana kızacaksın baba neden gittin diye. Ama baban sesini bile duymayacak.


Yusuf’um içlidir Ayşe’m sen gibi yani Kabirden mektup var... baban gelecek yalanına ne kadar inanır. Oda anladı artık gelmeyeceğimi değil mi? Anlamış ve nasılda boncuk boncuk ağlamıştır. Baban size kurbandır yavrularım. Elim ulaşmaz size Kabirden mektup var... gözüm görmez sizi ve sizde beni. Ayşe’m elif’imin ayakkabısı yırtılmıştı ne oldu. Aldın mı ona yeni bir ayakkabı. Yavrum kim bilir eski ayakkabılardan nasılda utanıyordur. Ben onlara yeni bir şey alamazdım işte bir babanın kahrolduğu andır bu. Onlarla gezerken gözleri takılırdı camekânlara. Ben babalarI bin kez ölürdüm alayım mı yavrum diyemediğim için. Ya sen Ayşe’m hatırlar mısın? Bir kez seninle giderken bir elbise beğenmiştin ve bende bu ay öbür ay derken bak mezardayım işte. Hani bazen önünden geçerken satılmış mı diye bakardın ve benden bunu görünce bin kez ölürdüm ya ama sen bilmezdin. Ben babaydım eşime bir elbise alamamıştım. Ayşe’m kim bilir sana ne de yakışırdı. Göremedim üzerinde. Eminim benden sonrada alamadın. Çocuklarım dedin yine alamadın değil mi?

Kabirden mektup var...


-alıntı-



Konu nurküllü tarafından (12-07-2010 Saat 12:59 ) değiştirilmiştir..
nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
nimlahza (13-07-2010)

Alt 12-07-2010, 12:47   #2 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Ayşe mezar başındadır Kabirden mektup var...

Ali’m yine ben geldim. Sana anlatacak öyle çok şey birikti ki içimi dökmeden rahat edemezdim bilirsin. Ali’m Ayşe’n öyle yorgun ki hayat öyle yordu ki hele sen gideli ne zor zamanlar yaşıyoruz. Yusuf da elifte büyüdüler. Ama yıllar değil hayat büyüttü onları. Biliyor musun durumumu anladıklarından artık bir şey istemiyorlar. Okula giderken dahi para istemiyorlar. Oysa okul uzak ve öyle yemeğine gelmiyorlar.

Yavrularım nasılda içliler. Çocuklarımız büyüyor Ali büyüyorlar. Ne kadar isterdim onları seninle büyütmeyi baba olmak ne zor muş Ali’m. Ama sende bil ki anne olmakta öyle zor. Ben şimdi hem baba hem anne oldum. Sırtımda bir dağ var. Eziliyorum o dağın altında. Kış yaklaşıyor odun kömür işi var yine. Ne yapacağımı bilmiyorum. Sen gidince borçlar belimi büktü ve onları ödemek için temizliklere gittim sabah akşam çalıştım. Bazı geceler yorgunluktan uyuyamadım. Çocuklar yatınca onlardan gizli gizli ağladım hep. Yetim yavrularım sizde benim gibi babasız kaldınız ben bu yükü nasıl taşırdım.

Zor Ali’m zor birinden bir şey istemek zor. Sadece onlar değil benimde boynum büküldü. Diğer yarımda seninle gitti. Biraz üzüleceksin ama söylemem lazım. Yusuf okul sonrası bir tamircide çalışıyor. O güzel yüzlü Yusuf’un yüzü kir pas içinde geliyor. Ben çalışma dedim ama yetiştiremiyorum. Geçen ay ev kirasını veremedik ev sahibi kaç kez geldi ödeyin diye. Yusuf içlidir bilirsin birazda gururlu. Hemen geldi kapıya bu ay ödenecek kiran dedi ve odaya hızlı hızlı gitti. Ev sahibini yollayınca odaya gittim Yusuf ağlıyordu. Hiçbir şey söylemedim sadece sarıldım oda bana anam ben sana yaşatmazdım bunları kadın halinle çırpınıyorsun dedi. Ben artık okul çıkışı çalışacağım dedi. Ne kadar kızdımsa da haberim olmadan iş buluş ve kaç aydır çalışıyor.

Kızacaksın Ayşe’m Yusuf’umu nasıl kıydın diye ama kızma hayat zor onun çalıştığı ile kiramızı ödedik zorda olsa. Biliyorsun gece kondu zaten her yerinde bir arıza var. Ama ödeyemedim işte. Hatırlar mısın elif sen ölmeden bir ayakkabı istemişti senden ama alamamıştın ya. Üzülme ama bende alamadım ona. Komşunun çocuklarının eskiyenleri ile idare ettiler yavrularım. Şimdi saçlarını okşadığın elif de büyüdü. Artık ayakkabısı eskise de istemiyor. Önce baba şunu al bunu al diyen elif yok artık. Kanaatkâr elif var.

Yusuf’a gelince temizlik için gittiğim evin çöplerini dökerken içinden bir kamyon düşmüştü. Hanıma sordum ben alabilir miyim diye oda ne isterse yap çok fazla evde bıktım artık dedi. Aldım onu temizledim yepyeniydi zaten. Bir de poşet geçirdim sanki yeni almışım gibi eve getirdim. Seni bekleyen Yusuf artık beni bekler oldu kapılarda elimde poşet görünce hemen yapıştı. Dur sana bir hediyem var dedim. İçeri girdik ve hediyesini verdim. Nasıl telaşla açtı poşeti bir bilsen. O zaman senin öldüğünü pek anlamıyordu babam mı göndermiş anne dedi. Bende ağlayarak evet yavrum babam çalıştığı yerden yollamış dedim. Günlerce düşürmedi elinden. Ama elif onun oyuncağı alınıp kendi ayakkabısının neden alınmadığını bilemedi. Ve bir kenarda anne babam benim ayakkabımı ne zaman yollayacak diyordu. Ben de önümüzde ki ay dedim hep. Ama o ay hiç gelmedi.

Neden bunları anlattım bunca yıl sonra yani. Ama biz en son seninle orada kaldık. Bilirim dert oldu alamadıkların. Sen bizim babamızdın Kabirden mektup var... canımızdın. Ali’m toprak sıkmasın canın yanmasın. Her ay sana yasin-i şerirler yolluyorum. Yusuf da öğrenmeye başladı. Bende okuyacağım babama diyor. Elif senin kıyamadığın elif’in okulda başarılı bir öğrenci oldu. Ali’m Ayşe’n yokluğuna hiç alışmadı Kabirden mektup var... alışamayacak. Düz yollar bile dağ oldu bana. Ali’m sen bizi düşünme ben havadisleri sana hep anlatacağım. Ama eskisi kadar sık gelemiyorum. Bu arada hani geçen gelişimde yani. Senin mezarının başında uzaktan birini gördüm. Kim acaba dedim bilirsin bizim kimsemiz yok. Yavaşça yaklaştım görünmeden evet Yusuf ve elif onlarda benden gizli gelmişler. Kim bilir sana ne anlattılar. İkisi de ağlıyordu. Onları öyle görünce nasıl dayanırım ben. Bende anayım yüreğim kaldırır mı bunu.
Kabirden mektup var...



Konu nurküllü tarafından (12-07-2010 Saat 01:00 ) değiştirilmiştir..
nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
nimlahza (13-07-2010)

Alt 12-07-2010, 12:57   #3 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Yusuf’un Gözyaşları Kabirden mektup var...

Baba ben geldim oğlun Yusuf. Babam nasılsın topraklar sıkmıyor değil mi? Canım babam annemden gizli geldim yine. Çok sık geldiğimi öğrenince de üzülüyor. Baba annem sana geçen gelişinde yine her şeyi anlattı değil mi? Öyleyse benim tamircide çalıştığımı da öğrendin sen. Üzülme olsun ben razıyım. Ama geçen ne oldu biliyor musun? Arabanın tamirinde ufak bir hata yapmışım. Mal sahibi şikâyet etti. Ustam bana bir tokat attı. Yo acımadı. Ama biliyor musun keşke sen olsaydın da o tokadı sen atsaydın. Başka eller yakıyor baba. Sen atsan belki sadece canım yanardı. Ama o tokat yüreğime atıldı. Senin kinin acısı geçerde onların ki geçmiyor baba. Senin ellerin kıymazdı ki bana.

Okuldan çıkar çıkmaz tamirciye gidiyorum. Annem ekmek koyuyor çantama. Bu arada anneme kızma çalıştırıyor diye. Bir bilsen nasıl çırpınıyor. Eğer ben çalışmasan kirayı ödeyemeyiz. Onun temizlikten aldığı ile de geçinmeye çalışıyoruz. Annem bazen azık koyarken ağlardı bende anlamazdım. Sonra anladım ki bazen bir şey olmaz içi boş ekmek koyduğu için ağlarmış. Ben de üzülmesin diye anne ben boş daha çok seviyorum öyle daha tatlı diyorum. O çok üzülüyor.

Babam elif ablamda büyüdü. Onunla aynı okuldayız. Geçen ne oldu biliyor musun? Okulda bir kalabalık gördüm. Oraya gittim ve sordum ne diye.Gezi var da gelecekler ücretleri yatırıyor bugün son gün dediler. Ablamın sınıfı gidiyor muş. Bize hiç söylemedi. Birkaç gündür üzgündü anlatmadı bize. Yine senin yokluğunun hüznüdür dedik. Ben derse girmeden hemen ustaya koşa koşa gittim. Ayın ortası veremem para filan dedi. Ama yalvardım oda en sonunda bir miktar verdi. Yine nefes nefese okula yetiştim. Az kalsın yetişemiyordum. Ablamın adını da yazdırdım. Bu ay kirada takviye gerekecek ama olsun. O mahrum kalmasın. Söyleyemeyecek kadar düşünür bizi. Akşam eve gelince sordum gezi varmış öyle mi dedim. A evet öyleymiş ne yapacağım ben istemiyorum dedi. Oysa ben senin adını yazdırdım dedim. Biran dondu kaldı. Sonra geldi boynuma sarıldı. Annem ya annem öyle ağladı ki bizim o halimize Ablam çok sevindi. Bende mi baba oluyordum ne. Büyüdüm galiba.

Babam o küçük Yusuf’un elleri artık büyüdü o avuçlarında kaybolan ellerim büyüdü. Ellerim büyüdü ama yüreğimin elleri sen nerede bıraktı isen orada kaldı. Onlar hep çocuk kalacak. Annem anlatır yolunu gözler mişim bir de alamadığın kamyonu. A üzülme elif ablamın ayakkabılarını artık ben alıyorum. Aslında benimkilerde eskidi ama olsun. O narindir çabuk üzülür. Ben babayım ya ben içime atarım. O okusun da muhtaç olmasın namerde. Ben ne iş olsa yaparımda o yapamaz.

Ablam bende çalışacağım diye tutturdu. Olmaz sen derslerine bak dedik ama oda bu sefer boş vakitlerinde dantel Kabirden mektup var... örgü işleri yapıyor. Okul masrafım yük olmasın diye. Ama daha iyi bir iş bulayım onu da bıraktırırım. Geceleri bizi uyutunca kalkıp dantel örüyormuş bir gün yakaladım. Uykum kaçtı dedi ama her gün insanın uykusu kaçmaz değil mi?

Geçen piknik yapmaya gittik. Aslında hiçbirimiz piknik sevmeyiz. Piknik alanlarının en kuytu yerleri bizimdir. Aile görmek içimize dokunur. Neyse gittik. İyi bir yer seçtik sandık ama sonradan bir aile geldi yanımıza. Hepimiz kaçamak bakışlarla o aileyi seyrediyorduk. Babasıyla nasıl oynuyordu o küçük çocuk. Ben bilmiyorum baba ile nasıl oynanır. Seninle böylesi bir anım bile olmadı. Ablam ben ve annem baka kaldık aileye. Annem ağlayacaktı yine. Ve her zaman yaptığı taktiği uyguladı. Hemen salata bahanesi ile soğan doğramaya başladı. Rahat rahat ağlıyordu nasılsa soğandan diyebilecekti. Aslında hepimiz niye ağladığını çok iyi biliyorduk. Ben de anne biraz dolaşayım alanı dedim ayrıldım. Bir ağaç kenarında erkeklerde ağları yaşadım. Babam acıyan yanım Kabirden mektup var... yokluğun hançer gibi bağrımda saplı kaldı. Bir çocuk dokunuşu kaldı yüreğimde sen den bana hatıra. Ben sevmedim piknikleri Kabirden mektup var... ben sevmedim hafta sonlarını Kabirden mektup var... ben sevmedim yazı kışı baharı Kabirden mektup var... ben sevmedim sensizliği. Annem mahrum olmayalım diye götürüyordu ama her piknik acımızı derinleştirir öyle dönerdik eve.

Babam bakmaya kıyamadığın Yusuf’un yüzünün her karesinde babasızlık var. Şöyle doya doya baba diyerek söyleyemedim. Çığlığım içimde saklı kaldı hep. Babam oğlunda bir baba artık. Evde iki tane evladım var. Onlara gözüm gibi bakacağım. Ama sen gibi olmaz ki. Kolun kanadın sarardı bizi. Benimkiler yetişmiyor baba. Yusuf ‘u sen büyütemedin ama sensizlik büyüttü baba. Kimsemiz yok bir Kabirden mektup var... var. O yardım ediyor. Ben yetimim yetim. Vücudum değil yüreğim yetim. Okşayın ruh’umu elleriniz sevmek içindir can yakmak için değil. Sizde okşayın bir yetimin başını. Mezardan bir el uzanmaz geç olmadan hadi hemen şimdi yapın. Varsa bir garip elleriniz dokunsun gönül dili ile. Kabirden mektup var...


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
nimlahza (13-07-2010)
Alt 12-07-2010, 01:01   #4 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

ELİFİN BAYRAMI DA BÖYLE OLUR Kabirden mektup var...


Baba ben geldim kızın. Elini öpmeye geldim bugün bayram baba. Annemlerden ayrı geldim ben. Sana anlatacaklarım öyle birikti ki. Babam benim bir bayram daha ellerinden uzak geçecek. Bir bayramı daha buruk yaşayacak bu gönül. Baba her bayram içime çöreklenen hasretini hiçbir şey dindirmedi. Annem söyler çok sever missin saçlarımı okşamayı. İpek gibi kızımın saçları dermişsin. Sonra Yusuf kıskanır oda gelirmiş yanımıza. Annem öyle söylüyor. Babam bilsen kızının saçları şimdi kar beyazı. Onları sensizliğin nişanesi gibi onurla taşıyorum. Babasızlığın beyazı onlar. Sen diye sevdim ben onları. Tek bir beyazı bile koparmadım. Yüreğimin saçlarını okşayan bir el olmadı baba. Biz hep itilip kakıldık Kabirden mektup var... hor ve hakir görüldük. Çünkü biz babasızdık. Bizi koruyanımız yoktu. Vuranlarda iyi biliyordu bunu.

Baba senden geriye bir resmin var. Ama o resim sensizliğin resmi Kabirden mektup var... yokluğunun mıh gibi saplandığı resim. O resimde üç kişi var. Senin cismin bir hayal. Bir Yusuf var babalığa sevdalı. Bir ana var bize sevdalı ve bir elif var gecelerinde gözyaşı seline sevdalı. Üşüyorum baba kışlar geçerde sensizliğin kışı geçmiyor. Annem söyledi mi bilmem ama onlara yük olmayayım diye el işleri yapıyorum. İlmek ilmek dokuduğum sensiz ve kimsesizliğin içi burkan hali. Geceleri onları yatırınca uykum kaçtı bahanesi ile yapıyorum. Bazen satamıyorum baba. Almıyorlar o zaman yetim nasıl üzülür bilmiyorlar.

Baba yusufta çalışıyor biliyor musun? Babasızlık hepimizi büyüttü. Onunla aynı okula gidiyoruz. Bizim ayakkabılarımız çabuk eskir. Sebebi biraz üzer ama söyleyeceğim. Okul uzak servise verecek paramız da yok. Bizde Yusuf’la erkenden kalkıp tam bir saat yol yürüyoruz. Okula gidince yorgun ve bitkin oluyoruz. Yusuf sen yorulma ben bir iş daha bakayım diyor. Sen yorulma diyor ama ben kıyar mıyım? Öğlenleri eve gidemiyoruz. Annem ekmek koyuyor. Yusuf’la beraber boş bir sınıfta yiyoruz. Kantine inecek paramız olmuyor. Yusuf bazen çay alıyor hepsi bu. Kimseler görmesin diye yapıyoruz bunu. Annem bazen bir şey koyacak bir şey bulamıyor ekmeğin içine. O gün annemin hicranı oluyor. Bazen de peynir koyuyor. Ama ben ve Yusuf ekmeğin içinde ki peyniri çıkarıyor boş yiyoruz. Onu tekrar eve götürüyoruz. Yusuf sen ye diyor bende Yusuf’a ama ikimizin de boğazından aşmıyor. Annem bazen anlamasın diye yiyoruz. Peynirlide güzel miş baba. Ama öyle olsa ne olur sensizliğin yavanlığı var hayatımızda.


Hani boş sınıf dedim ya işte o sınıf benim ağlama duvarım oldu. Her sırrımı kare kare bilir. Bir keresinde bir hıçkırık sesi duydum. Anahtar deliğinden baktım. Evet Kabirden mektup var... baba Yusuf’tu. Biran kola dokunup açmak istedim. Ağlama Yusuf’um ağlama ablan kurban olsun ağlama. Yusuf güzeli Yusuf’um ağlama deyip bağrıma basmak geldi ama yapamadım. Oda keşfetmiş o sınıfı. İkimizin de tüm sırlarını biliyor belli ki. Demek evde ağlayamayan Yusuf burada ağlıyordu. Okul baba nasıl bir yer biliyor musun? Orada insan babasızlığı hissetmesen de hissettirir. Annemlere söyleyemedim ama geçen okulda bir kızın künyesi kaybolmuş. Gözler benim üzerime dikildi. Ben yetimdim ya Kabirden mektup var... ben kimsesizdim ya Kabirden mektup var... kızsanız sesim çıkmazı ya. Nasıl üzüldü isem oraya bayılmışım. Öğretmen hastaneye götürmüş. Gözlerimi açınca anladım bunu. Annene haber edelim dediler. Ben de hayır dedim bırakın gideceğim dedim. Düşene tekme atan çok oluyor baba. Aradan iki gün geçti kızın künyesi bahçede bulundu. Ya ben ne hissetim kimin umurunda. Biz yetimdik kalbimiz yoktu bizim. Ağlamak bize nasıl da yakışırdı.

Zenginlik neydi baba. Her şeyi alabilme gücümü. Yoksa bir yetimin başında mıydı zenginlik. Ellerindi zenginlik o uzanamadığım ellerin. Fakirlik bel mi büker yürek mi büker. Belki de her ikisi de.

Baba sen olsaydın bizi parka götürürdün değil mi? Şöyle bir Pazar sabahı balkonda çayımızı hazırlamış annem. Hepimiz otur muşuz sofraya. Sen Ayşe demli olsun benim ki demişsin. Yusuf’ta sana özenmiş benimki de demiştir mutlaka. Sonra elimizden tutup parka götürseydin bizi. Bir dondurmacı olsaydı yolda şöyle ucuz olanından. Fakire yakışanından. Henüz siyah olan saçlarıma toka alsaydın söyle ucuz olanından. Yusuf’a alsan ben ağlasaydım şöyle en iç burkan yanından. Sende sana da alacağım kızım diye gözyaşıma baba eli gibi dokunsaydın. Baba çayın demi sende kaldı ve bizde Sen de kaldık. Biz hayatın demini içtik baba. Hayatın demi ne acıymış meğer . Biz hiç babam olsaydı da bizi tatile götürseydi demedik. Bizim hayallerimiz bir Pazar sabahı balkonda kaldı öylesine.
DEM ACIYMIŞ BABA. SENSİZLİĞİN DEMİ ACIYMIŞ. BEN YETİMİM DEMİ İYİ BİLİRİM. YA SİZ ?



Kabirden mektup var...


nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
nimlahza (13-07-2010)
Alt 12-07-2010, 01:04   #5 (permalink)
 
nurküllü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Kabirden Anneye mektup


Canım Anneciğim

Hani baş ucumda toplanmış telaş içinde feryadı figanla gözyaşı döküyordunuz ya; işte o anda dünyadayken hiç görmediğim tanımadığım varlıklar geldi yanıma. Meğer onlar meleklermiş. Azrail ve diğer görevli melekler. O esnada bir şey daha oldu. Bana ahirette ebedi kalacağım yer gösterildi. Alevler vardı orada. Ceza yeriymiş orası. Her şeyi anladım. İhmalimide hatalarımı da ve çok korktum anne. Bir ürperti sardı bedenimi. Öyle bir sıkıntıya girdim ki; Sizleride tanıyamaz oldum. Azraile baktıkça korkumun şiddeti arttı. Çok heybetliydi. Pişman olmuştum dünyadaki gafletime. O sırada Allahutealadan salih amel işleyebilmek için ölümü geciktirmesini ve beni tekrar dünyaya geri göndermesini istedim. Ama vakit çok geçti. İstediğim kabul olunmadı. Tabi bunlardan sizin haberiniz olmadı. Nasıl acı çektiğimi hissedemediniz. Öyle ya ne bilicektiniz. Benim gibi azraili bütün dehşetiyle görmediniz ki. Hani dünyada iken sekaratı mevt diyorlardı ya. Ne kadar zormuş. O anki acıyı anlatmak mümkün değil. O gün gelipte azrail ile karşılaşanlar bilir ancak. Yani tadınca bilir ana. Tadınca bilir.

Gerçekten peygamberimiz (S.A.V) in ''Allah'ım sekaratı mevt te ölüm zahmeti ve baygınlığında bana yardım et.'' diye dua ettiğini söylerdi hocalarda. Sanki kulağımın birinden girer nefsime hiç etki yapmadan diğerinden çıkardı. ne kadarda öyleymiş. Yani anlayacağın anacım o ölüm anı kasabın elinde derisi soyulan koyunun düştüğü bir an gibi bir hal. Izdırap dolu bir an. Çok ama çok zor! Ve çok korkutucu. Bu korkunç manzara karşısında biliyormusun ruhum bedenimden çıkmak istemedi ana. Parçalara ayrıldı. Kçışıp duruyordu bedenimde. Ruhun çıkmamakta direndikçe meleklerde bana azap ettiler. işte böylece daha ruhum çıkmadan kabir azabı başlamıştı. Nihayet ruhum bedenimi terketti de bende bu azaptan kurtuldum. Hep düşündüm durdum anne. Acaba bu kadar cezayı hakedicek ne yaptım. Fakat sonradan anladım cezanın sebebini. Meğer bunlar dünyada işlediğim kötü amellerin sonucuymuş.

Azrailin yanında iki melek daha vardı. Biri rahmet diğeri de azap meleğiymiş. Ölen iyi kimse ise azrail aldığı ruhu rahmet meleğine Kötü kimse ise azap meleğine verirmiş. Allah 'ın emri böyleymiş. bir yığın eziyetten sonra azrail ruhumu aldı ve azap meleğine teslim etti. O zaman daha önce gösterilen ahiretteki yerimin ne kadar kötü olduğunu daha iyi anladım. Zaten ruhum alınacağı sırada bir kuş gibi göğsümün en üst tarafına köprücük kemiğime fırlamıştı. O zaman meleklerin konuşmalarında her şey belli olmuştu. Çünkü bunu kim tedavi edicek diye birbirlerine soruyorlardı. O anı ve o anki sıkıntılarımı anlatmak imkansız anacım. Ayaklarım birbirine dolaştı melekleri görünce. Belki siz de farkettiniz ayaklarımdan kanın çekildiğini. ve bembeyaz buz gibi olduğumu. İşte böyle anne. Benim dunyadan getirdiğim kötü amellerim dolayısıyla melekler ruhumu bedenimden zorla almak durumunda kalmışlardı. Bunlar naziat melekleriymiş. Eğer amellerim iyi olsaydı yani salih amel sahibi olsaydım neşeli ve kolaylaştırıcı naşitat melekleri ruhumu alacakmış ve bana Allah'ın selamını sunup selam sana ey Allah'ın veli kulu Allahuteala sana selam gönderiyor diyeceklermiş. Nerde.. Gafletimin acısını çektim işte böyle anne. Ve şayet azrail geldiğinde abdestli olsaydım birileride yanımda Kur'an okusaydı ve salih amellerim de çok olsaydı okadar acıyı çekmeyecektim biliyormusun.. Ölümüm daha kolay olacaktı. Yahut orada bulunanlar Allah'ın sevdiği bir dostu Azraile '' Ey Azrail arkadaşıma acı ona yumuşak davran. Çünkü o mügminlerdendir'' dese ve böylece dua etseydi yine bukadar acı çekmeyecektim.. Doğrusu Azrail gelirken zaten heybetinden korkmuştum. Zira daha ruhumu almadan onu korkunç şekliyle gördüm. Keşke gözlerim kör olsaydı da onun o korkutucu şeklini görmeseydim. Ama öyle değil gözlerim kör bile olsa yinede onu görürmüşüm. Dünyada iken kör olup olmamak farketmezmiş. Herkes daha ruhu çıkmadan onu görürmüş. Bilmem ki canım anneciğim benim ölüm anında bozazım sıkılarak hırıltılar çıkardığımı yüzümün renginin değişip siyaha yakın bir hal aldığını ve ağzımın köpürdüğünü görebildin mi. Zannetmiyorum. O kadar çok feryadı figan içindeydin ki; ve o kadar çok gözyaşı döküyordun ki bunları farketmen mümkün olamazdı o anda. İyiki görmedin anne çünkü o halimi görseydin belkide benim ahiretteki acı akibetimi tahmin ederdin ve çok üzülürdün.

Halbuki dünyadaki amellerim iyi olsaydı ne rengim siyaha döner ne hırıldı çıkarırdım ve nede ağzım köpürürdü. Bu acı halimin aksine alnımda boncuk boncuk ter olurdu. Gözlerim yaşarır yüzüm nurlanır burun deliklerin genişlerdi. Ve bütün bunlar beni rahatlatırdı elbette. Haa yinede anacım ruhun çıkışı sırasındaki durumu dikkate alıpta aman ölüyü çekiştirmeyin. Bu çok kötü ve tehlikeli. Yani helaleşilmesi mümkün olmayan bir gıybet olur. Aman ha sakın! Bu bazılarına rahmet olsun daha dünyadan ayrılamadan günahları hafiflesin diye ölüm anında böyle bir azap tattırılabilirmiş. Bunu siz bilemezsiniz ki. Aynı zamanda o andaki sıkıntı ölünün günahını hafifleten kefarette olabilirmiş.

Canım Anneciğim Benden ruhumu nasıl aldıklarını da anlatayım. Hani demiştim ya azrail yanıma meleklerle beraber geldi. Hepsinide gördüm. bunlardan ikisi görevlerini yerine getirmek üzere ayaklarımdan başlayarak vucudumda köse bucak kaçan ruhumu yukarıya doğru sıvazladılar. Gögüs kafesine kadar getirdiler. Bu defa Azrail müdahele etti. O da ruhumu çekip aldı. Ve malesef benim ruhumu azap meleğine verdi. Durumum bunu gerektiriyordu çünkü. Azap meleği bana ruhumu bekleticeğini söyledi. Zira gökkubbeleri günahkar olduğum için benim ruhumu kabul etmemiş.

Halbuki dünyadaki amellerim iyi olsa idi Azrail ruhumu rahmet meleğine teslim edecekti. O da benim ruhumu Allah katına yükseltecekti. Ve biliyormusunuz anne. siz benim bedenimi kefene sararken onlarda ruhumu kefenliyordu. Allah katına yükseltmek için. Tabi siz göremediniz. Dünyadaki dostlarım beni omuzlarından indirip kabrime koyup üzerimi toprakla örtünce melekler ruhumu tekrer getirip bedenime girdirdiler. Ve aklımız başımıza yeniden iade olundu. Biliyomusun anacım. Melekler beni dünya semasına götürüp kapının açılmasını istediklerinde iyi amellerim olmadığı için kapıyı açmadılar. Onlarda siccine götürüp kötü amellerimi kaydettirdikten sonra yeniden cesedime iade ettiler.

Ya anacım. Eğer iyi amellerim olsaydı ruhumu rahmet melekleri alıp semaya götüreceklerdi. Sema kapıları o zaman açılırdı. Amellerimi de illiyunda kaydettireceklerdi. Ayrıca orada iyi isanların müminlerin ruhlarıyla karşılaşacaktım. Bana dünyadan falan ne yapıyor diye soracaklardı O da öldü size gelmedi mi diyecektim. O zaman onlar onunda günahkar oldu için ateşe götürüldüğünü ve sema kapılarının ona da açılmadığımı anlayacaklardı.

Ölüm sana yetişir ölüm
Ölüm bana yetişir ölüm
Ölüm bize yetişir ölüm
Ölüm ah ölüm...




Bu mektubu okuyunca ben çok hüzünlendim.Umarım beğenirsiniz



Konu nurküllü tarafından (12-07-2010 Saat 01:31 ) değiştirilmiştir..
nurküllü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
nimlahza (13-07-2010)
Alt 13-07-2010, 01:14   #6 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

Emeğine yüreğine sağlık canım benim.


nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  




Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Kabirden mektup var...

Kabirden mektup var... konusu, BAYANLAR ÖZEL / İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: öbür dünyadan mektup, kabirden anneye mektup, kabirdeki kızın annesine mektubu, öbür dünyadan mektup var, öbür dünyadan gelen mektup, öteki dünyadan mektup, naşitat melekleri, kabirden anneme mektup, kabirden anneye gelen mektup, ötki dünyadan mektüp, ah anne bir bilsen cenneten mektup, öbür dünyadan anneye mektup, anneye kabirden mektup, kizin kabirdeki babasina mektubu, kabirdeki babaya mektup,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Mektup nimlahza Karikatürler 0 07-07-2010 02:51
Kabirden gelen guzel koku Mahperver Dini Bilgiler 0 29-12-2009 09:04
Mektup... mormavi Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 1 01-09-2009 05:01
Mektup Nedir?-Mektup Türleri elif Türkçe ve Edebiyat 0 25-06-2009 02:07
Son Mektup ada44 Flashlar ve Animasyonlar 0 18-01-2009 04:43

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 10:31 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats