bakimliyiz
Sponsor Reklamlar
Geri git   Bakimliyiz.Com > BAYANLAR ÖZEL > İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden

Kadın Portalı Kayıt Ol İletişim Forumları Okundu Kabul Et
Alt 29-09-2010, 05:04   #1 (permalink)
 
nimlahza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart Sahip Olduklarınızın Kıymetini Bilmek

SANA GÜL BAHÇESİ VAAD EDİLMEDİ...YOKSA EDİLDİ Mİ ?

"Hem yaşamın cennet gibi olacağını kim söyledi ki!"
Carol S. Pearson


Amerikan Harp Okulu’nun kapısında Sam Amca’nın parmağını uzatıp
“Sana gül bahçesi vaat etmiyorum” dediği bir tabela karşılar öğrencileri...
Keşke dünyaya gelirken bizleri de böyle bir tabela karşılasaydı diye
düşünürüm hep. Öyle olsa bu kadar hayal kırıklığı yaşamaz başımıza
gelen en ufak olumsuz olayda dibe vurup kalmazdık.

Küçük bir kız tanıyorum. Evinde küçük bir cam kavanozun içinde beslediği
bir japon balığı vardı. Minik turuncu bir japon balığı... Ne yazık ki japon
balıkları uzun ömürlü değiller. Bu küçük balık fazla yaşamaz bir sabah
suyun içinde yan dönmüş olarak bulunurdu. Babası kızının çok üzüleceğini
bildiği için balığın öldüğünü söylemekten çekinirdi. Kızına balığın
hastalandığını söyler ve iyileşmesi için doktora götüreceğini söylerdi.
Gider yeni bir japon balığı alır kızına getirir ve onun balığı iyileştiği
için duyduğu mutluluğu izlerdi. Bu küçük japon balığı pek çok kez
hastalanmış ve “iyileşerek” geri dönmüştü.

Bu küçük kızın hikayesinin bir benzeri yıllar önce başka bir evde
yaşanmıştı Ama farklı bir sonla. anne ve baba sabah uyandıklarında
henüz beş yaşında olan kızlarının japon balığının öldüğünü gördüler...
üzüldüler çünkü bu kızlarının gözyaşlarına boğulacağı anlamına geliyordu.
Üstelik ona ölüm kavramının ne olduğunu da anlatmak zorunda kalacaklardı.
Baba hemen giderek yeni bir japon balığı almayı ve ölenle değiştirmeyi
önerdi. Böylece kızını “sevdiğini kaybetme” gerçeğinden koruyabilecekti
ama izin vermedi anne ve şöyle dedi:

“Hayır bunu yaparsak hayatta gerçeklerle yüzleşmeyi asla öğrenemez.
Sevdiği bir şeyi kaybetmeyi ve bununla baş edebilmeyi öğrenmeli. Hayatta
her şeyin insanlar için olduğunu öğretmeliyiz kızımıza...”

Kızları uyandığında balığının öldüğünü söylediler ona. Küçük bir de cenaze
töreni yapıldı. Balık küçük bir karton kutuya konuldu ve bahçede uygun bir
yere gömüldü. Küçük kız balığının ölümünden dolayı duyduğu üzüntüyü çoktan
unuttu ama annesinden aldığı dersi hala unutmadı: “Hayatta her şey insanlar
içindir”.

Hayatta her şeyin insanlar için olduğunu bilirseniz başınıza gelen kötü
olayları acıları üzüntüleri olgunlukla karşılayabilirsiniz. Hayatın size
karşı adaletsiz davrandığını düşünmeden kendinize acımadan ...Olduğu
haliyle kucaklayabilirsiniz yaşamı...acısıyla tatlısıyla. Böyle yaptığınız
zaman ilerleyebilirsiniz ancak.

Joe Black adlı filmi birçoğunuz izlemişsinizdir. Anthony Hopkins hayatta
başarılı olmuş çok zengin bir işadamıdır. Keyifli bir yaşlılık sürmektedir.
Bir gün tanımadığı bir adam çalar kapısını. Kendisini Joe Black olarak
tanıtan bu kişi aslında ölüm meleğidir ve kurbanının canını almaya
gelmiştir. Bunun için Brad Pitt’in canlandırdığı bir insanın bedenini ödünç
almıştır.

İnsan olmak ilginç gelir ölüm meleğine...kurbanının canını alıp gitmeden
önce bir hafta insan olarak dünyada kalmaya karar verir. Böylece ilginç bir
dostluk başlar ikili arasında. Filmin sonunda ölüm vakti gelip çattığında
Anthony Hopkins döner ve ölüm meleğine şu soruyu sorar:

-“Korkmalı mıyım ?”

“Senin gibi biri mi ?” der Azrail.... “Hayır”.

Böylece her ikisi karanlıkta yürüyerek uzaklaşırlar. Ölümüne yürüyen adamın
yüzünde müthiş bir rahatlık ve huzur vardır. Hayatını dolu dolu yaşamış bir
adamın teslimiyeti...

“İyi geçirilmiş bir günün mutlu bir uyku getirmesi gibi iyi yaşanmış bir
hayat da mutlu bir ölüm getirir” der Leonardo Da Vinci.

Mistik Annie Dillard ise Pilgrim At Tinker Creek adlı eserinde yaşamın
“çoğunlukla acımasız ama daima güzel” olduğu sonucuna varır ve “en azından
hayatta tam olarak varolmaya çalışabiliriz” der. O “ölen kişinin en sonunda
yalvarmak yerine bir konuğun kapıda ev sahibine teşekkür etmesi gibi
teşekkür ettiğini hayal” eder.

Paulo Coelho ise Zahir adlı romanında geçirdiği bir trafik kazası sonucunda
3 gün baygın yatan kahramanının başından geçenleri anlatırken ilginç bir
deneyimi betimler. Kitabın kahramanı manyetik rezonans cihazının içindeyken
ilk kez kendine gelir ve bir tabutta olduğunu zanneder. Bunun üzerine diri
diri gömülmekte olduğunu düşünür. Gerçeği anladığında ise hayatını ve
ölümünü sorgulamaya başlar ve de kendi cenazesini düşlemeye... böylece
hayata daha çok bağlanır.

Benzer deneyimler yaşamış olan kişiler hayata daha mı farklı bakarlar ?
mutlaka öyle olmalı... ben de yazarın kahramanı gibi kendi cenazemi hayal
etmeye çalıştım ve mezar taşıma ne yazılması gerektiğini bilmek ve seçmek
istedim. Yakın çevremdekiler ve ailem bu fikrimden dehşete düştülerse de
alıştılar. Onlardan yine Coelho’nun kitabında geçen şu cümleyi mezar taşıma
yazmalarını istedim:

“günüm güzel geçti hadi gece olsun”

Ölümü ve hayatı aynı olgunlukla karşılayabilirsek eğer hayatı daha çok
sevebiliriz. Başımıza gelen ne olursa olsun isyan etmeden hayatı sevmeye
devam edebiliriz.

Eğer mutlu olmak istiyorsanız öfkeyi nefreti intikam duygularını da bir
kenara bırakmanızı öneririm size... çünkü ben öğrendim ki bağışlamak insanı
özgür bırakıyor...

Çoğunlukla acımasız ama çoğu zaman güzel çoğunlukla adaletsiz ama çoğu
zaman şefkatli çoğunlukla savaşmayı gerektiren ama zaferlerle taçlandıran
kimi zaman ağlatan kimi zaman güldüren ...işte böyle bir şeydir hayat.

Eğer hayata bakışınız olumsuzsa hayatınızı değiştirmeye çalışmayın bakan
gözlerinizi değiştirin hayatınızın nasıl değiştiğini göreceksiniz.

Size bir kötü bir de iyi haberim var. Kötü haber; hayatta çetin günleriniz
mutlaka olacak. Her şeyi bırakıp gitmek isteyeceğiniz günler de olacak.
Hayatın aslında güzel olmadığını düşüneceğiniz anlar da olacak... hem de pek
çok. Hatta öyle bir gün gelecek ki “dibe vurduğunuzu” düşüneceksiniz. İyi
haber; o gün geldiğinde dibe vurduğunuzda zirveden başka gidecek yeriniz
kalmayacak. Tabii başınızı kaldırıp zirveye bakmayı bilirseniz eğer... Aksi
halde dibe vurmuşken bir de üzerinize toprak döküp orada diri diri
gömülmeniz olası.

“Ben hayatımda hiç dibe vurmadım hayatım mükemmel” diyorsanız siz bu
gezegende yaşamıyorsunuz demektir.

Carol s. Pearson İçimizdeki Kahraman adlı kitabında “Trajediler yaşamış
bazı insanlar neredeyse aşkın bir özgürlüğe sahiptirler çünkü “en kötüsüyle”
karşılaşmış ve ona dayanmışlardır. Onlar artık her şeyle yüzleşebileceklerini
bilirler. Onların yaşamı sevmeleri için yaşamın cennet gibi olması gerekmez” der.

Pearson devam ediyor:

“Zengin ve ünlü kişilerin yaşamlarını izlemekten ne kadar zevk alırsak
alalım dünyanın ün ve servete kıyasla sessiz hatta görünmez dürüstlük
iyilik ve cömertlik eylemlerinden daha derin bir biçimde etkilendiğini
biliriz. Istırap çektiğimizi fark ettiğimiz her seferinde bu harekete geçip
hayatımızda değişiklikler yapmaya hazır olduğumuzun bir işaretidir. O halde
bize düşen ıstırabımızı araştırmak onun farkında olmak gerçekten acı
çektiğimizi kabul ve tasdik etmektir. Bu şekilde ıstırap bir armağan
olabilir.o dikkatimizi çeker ve artık harekete geçmemizin yeni davranışları
öğrenmemizin yeni meydan okumaları kabul etmemizin zamanının geldiğini
gösterir.”

Sizlere çarpıcı iki örnek vermek istiyorum. Sabriye Almanya’da doğmuş ve
büyümüş bir Türk kızı... 12 yaşındayken kör olmuş Sabriye...

Kaçımız böyle bir durumda hayata dört elle sarılmaya devam edebilirdik...
kaçımız kendimize acımaktan ve Tanrı’ya isyan etmekten vazgeçebilirdik.
Sanırım hiçbirimiz ya da pek azımız ...ama bu genç kızın bir özelliği vardı.
Hayatta başına ne gelirse gelsin pes etmiyor ve hayır cevabını asla kabul
etmiyordu.Sabriye Tibetoloji öğrenimi gördü. Kör olduğu için derslerden geri
kalınca sırf derslerini daha iyi çalışabilmek için kendi kendine Tibetçe
körler alfabesi geliştirdi. Yaptığının ne kadar önemli bir buluş olduğunu
bilmeden...

Okulu bitirince Tibet’e giderek kör çocuklara bu alfabeyi öğretmeye karar
verdi. Yaptığı tüm girişimler sonuçsuz kaldı Tibet hükümeti dünya sağlık
örgütü başvurduğu her kurum onu reddetti. Çünkü kördü... Sabriye vaz mı
geçti hayır. Sırt çantasını alarak Tibet’in köylerine doğru tek başına yola
düştü. Günlerce at sırtında kaldı. Biliyordu ki Tibet dağları güneş
ışınlarını yakından ve dik olarak aldığı için pek çok çocuk kör oluyordu.

Sabriye hayatta kendine bir amaç edindi ve onlarca çocuğun ışığı oldu.
Sabriye’de bunu yapmasını sağlayacak ne gibi özellikler vardı. Sizlere onun
yazdığı ve hayatını anlattığı kitabı okumanızı öneririm. Ne yazık ki
ünlülerin boşanmalarının daha çok merak edildiği bu ülkede Sabriye’den
kimse konuşmadı.

Ben tam da Sabriye’nin kitabını okurken gazetedeki başka bir haber
dikkatimi çekti. Haberde şunlar yazıyordu:

“Boyundan aşağısı felçli İngiliz kadın iki kamış aracılığıyla nefesini
çekerek ve üfleyerek idare ettiği yelkenlisiyle Manş Denizi’ni tek başına
geçti. Felçli olduğu için sadece başı gözleri ve ağzını kullanarak sınırlı
hareketler yapabilen 33 yaşındaki Hilary Lister Dover’dan başladığı
yolculuğunu Fransa’daki Calais Limanı’nda tamamladı. Lister Manş Denizi’ni
tek başına geçen boyundan aşağısı felçli ilk kişi oldu.”

Boynundan aşağısı felç olan bir kadın hayallerinin peşinden koşabiliyor
hayallerini gerçekleştirebiliyor ve tüm dünyanın övgüsünü kazanırken tarihe
de geçiyordu.

Peki ya bizler. Gözü gören kulağı duyan eli-kolu tutan sağlıklı olan bizler
bizleri durduran ne ?

Sizlerin bir tek soruya cevap vermenizi istiyorum:

“Sahip olduklarınızla neler başarabileceğinizi biliyor musunuz ?” Bir
düşünün...

Alıntı.


nimlahza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Teşekkür Edenler:
Я (29-09-2010)





Hızlı Cevap

Doğrulama Sorusu
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült

Seçenekler
Stil


Sahip Olduklarınızın Kıymetini Bilmek

Sahip Olduklarınızın Kıymetini Bilmek konusu, BAYANLAR ÖZEL / İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden forumunda tartışılıyor.


Konu etiketleri: hayatın kıymetini bilmek, sahip olduklarınızın kıymetini bilin,

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz mormavi Dua, Ayet, Hadis 1 12-02-2014 12:08
Sevginizin Kıymetini Bilin! nimlahza Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 0 29-09-2010 04:13
Bilmek gerekir Zülfikar Yapar Kaleli Şiir 0 24-05-2010 09:31
Affetmeyi bilmek nimlahza Aşk, Sevgi Köşesi & Aşk Hikayeleri 0 13-04-2009 11:49
Sahip Molla Biyografi-Sahip Molla Kimdir? elif Türkiye'den Biyografiler 0 30-06-2008 11:45

Üye olmadan soru sorabilirsiniz!

Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Saat şuan 11:59 .


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.
Web Stats